Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Eczacıbaşı Dynavit finalde
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
SAĞLIK
- Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat: " İhmal edilirse böbreklere zarar verebilir"
03 Mayıs 2026 Pazar - 10:11:49
Çocukluk çağında sık karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyaran Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven; tuvalet alışkanlığının ertelenmemesi, bol sıvı tüketimi ve doğru temizlik kuralları ile hastalığın büyük oranda önlenebileceğini bildirdi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonunun önemsenmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Hastalık ve korunma yöntemlerine değinen Dr. Yurtseven, idrar yolu enfeksiyonlarının genellikle 1 yaş altı sünnetsiz erkek çocukları ile 1 yaş üzeri kız çocuklarında sıklıkla görüldüğünü belirtti. İdrar yolu enfeksiyonunun çocukluk döneminde her 10 kız çocuğundan ve her 30 erkek çocuğundan birinde en az bir kez yaşandığına dikkati çeken Yurtseven, hastalığın temel nedenlerinin tuvalet ihtiyacını ertelemek, temizlik kurallarına uymamak ve yetersiz su tüketimi olduğunu aktardı. "Kız çocuklarında alt temizliği önden arkaya yapılmalı" Hastalığın erken tespit edildiğinde basitçe tedavi edilebildiğini vurgulayan Yurtseven, "İhmal edilir ve önemsenmezse böbreklerde sorun olabiliyor. Ailelerin tuvalet eğitimini çocuklarına doğru kazandırmaları lazım. Özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılması çok basit ama etkili, önemli bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Sıvı tüketimi ve kabızlık ilişkisine de değinen Yurtseven, bol sıvı alımının sık tuvalete gitmeyi sağladığını, böylece mikroorganizmaların idrar yolunda tutunmasının engellendiğini belirtti. Yurtseven ayrıca, kabızlığın idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını hatırlatarak çocukların lifli gıdalarla beslenmesini önerdi. Aileler ne zaman doktora gitmeli? Ailelerin çocuklardaki enfeksiyonu nasıl tespit edebileceği konusunda da bilgiler veren Dr. Yurtseven, şunları kaydetti: "Çocuklarda nedeni bilinmeyen bir ateş varsa aileler bize başvurabilirler. Çocukların idrarında her zamankinden farklı bir koku, renk değişikliği veya bulanıklık varsa, yan ve karın ağrısı tarif ediliyorsa, normalden sık idrara çıkılıyorsa enfeksiyondan şüphelenilip hekime başvurulması gerekiyor. Bebekler ise genellikle kendilerini ifade edemedikleri için idrar yaparken huzursuzluk, emmede azalma ve ateş görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir."
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:34
"Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın"
Yanlış ve bilinçsiz kozmetik ürün kullanmanın ve makyajda hijyene dikkat etmemenin, göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, bilinçsiz göz makyajının alerji, göz enfeksiyonları ve tahrişe bağlı cilt hastalıkları gibi pek çok soruna yol açabildiğini söyledi. Makyaj malzemeleri kişiye özel olması gerektiğini, ürünlerin açıldıktan sonra genellikle 3-4 ay içinde tüketilmesinin önemli olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şermin İpçioğlu, "Aksi halde bakteriler oluşabilir. Göz makyajı yapılırken, eyeliner ve göz kalemi gibi ürünler gözün iç kısmına sürülmemelidir. Kozmetik ürün kullanımında pek çok hata yapılıyor. Bunlardan biri de makyaj malzemelerinin başkalarıyla paylaşılmasıdır. Göz enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişiye makyaj malzemenizi verirseniz, gözünüz enfeksiyon kapabilir. Mağazalarda veya ortak kullanım alanlarında bulunan deneme ürünleri de göz sağlığınızı tehdit edebilir" dedi. "Kullanım süresi dolan makyaj ürünü bitmese bile atılmalı" Her kozmetik ürünü gibi makyaj malzemelerinin de belirli bir kullanım süresi olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İpçioğlu, "Makyaj malzemeleri açıldıktan sonra belli bir süre içinde kullanılmalıdır. Bu süre genel olarak 3 ya da 4 ay olarak kabul edilmekle birlikte, makyaj malzemesinin özelliğine göre süre değişebilir. Kullanım süresi dolan malzeme bitmese bile atılmalıdır. Çünkü süresinden daha fazla kullanılan makyaj malzemelerinin hemen hemen hepsinde bakteri ürediği kanıtlanmıştır" diye konuştu. "Gözdeki yağ bezleri tıkanabilir" Makyaj malzemelerinde bulunan etkin ve koruyucu maddelerin alerjik bünyesi olan kişilerde göz alerjisine neden olabileceğini vurgulayan Op. Dr. Şermin Ünal İpçioğlu, şu bilgileri verdi: "Alerjik bir bünyeniz varsa ve birden çok kozmetik ürünü aldıysanız, bunları sırayla denemeli ve alerji yapmadığına emin olduğunuz ürünleri kullanmaya devam etmelisiniz. Kirpik diplerinde göz sınırlarını belirgin hale getirmek için eyeliner veya göz kalemi kullanırken, kirpiklerin göze yakın olan iç kısmına değil, dışına sürmeye dikkat etmelisiniz. Çünkü kirpiklerin göze yakın olan iç kenarlarında gözyaşına katkıda bulunan Meibomean yağ bezleri bulunur. Bu bezler, makyaj yapılırken tıkanırsa gözyaşı kalitesizleşir ve gözde batma, yanma, kızarma gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Hatta göz kapağında arpacık gibi enfeksiyonlar gelişebilir. Rimel, kalem, far gibi göz makyajı ürünlerini uygularken, uygulama yönü gözden dışarıya (uzağa) doğru olmalıdır. Böylece ürünleri sürmek için kullandığınız fırça, kalem gibi araçların saydam tabakaya (kornea) batma ihtimali azalır. Makyaj yaparken bir ürün gözünüze batarsa önce bol suyla yıkamalı, gözde rahatsızlık devam ederse göz hekimine danışılmalıdır."
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı
Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş"
KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:16
Aydın Devlet Hastanesi’nin taşınma takvimi belirlendi
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 23:58
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:57
Diş hekimi, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu
Tunceli’de diş hekimi Cemal Ayyıldız, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu. Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde diş hekimi olarak çalışan ve 2 yıldır sigara içen diş hekimi Cemal Ayyıldız, Sağlık Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği sayesinde bu zararlı alışkanlıktan kurtuldu. Süreçte psikososyal destek ve medikal tedavi desteği sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer, merkezde vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sunduklarını söyledi. Tunceli’de tütün ürünleri ile mücadele kapsamında hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniğine başvurarak bağımlılıktan kurtaran Diş Hekimi Cengiz Ayyıldız, "2 senedir sigara içiyordum ve bırakmaya düşünüyordum. Sağlıklı hayat merkezine başvurdum. Hüseyin hoca ile tanıştım. Kendisi psikososyal destek ve medikal tedavi uyguladı. Kısa sürede başarılı bir sonuç aldık. Yaklaşık 5 aydır sigara içmiyorum" dedi. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer ise "Merkezimizde sigara bırakma polikliniğinde bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sağlamaktayız. Psikososyal destek ve medikal tedaviyle vatandaşlarımız bu zararlı alışkanlıktan kurtulabilmektedir. Ayrıca Tunceli Devlet Hastanesi’nde de sigara bırakma polikliniğinden de vatandaşlarımız yararlanabilmektedir" diye konuştu. Dr. Ezer, sigara kullanan vatandaşları merkezden ücretsiz ve profesyonel destek almaya davet etti.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:52
Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde20 yaş dişleri cerrahi operasyonla alınıyor
Mardin’de Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde gömülü 20 yaş dişi cerrahi operasyonla alınıyor. Başhekim Dt. Yunus Deniz, Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde 21 aktif diş polikliniği bulunmakta olduğunu söyledi. Deniz, "Bunlardan biri ağız, diş ve çene cerrahisi polikliniğidir. Bu polikliniği açmamızın en büyük sebebi, vatandaşlardan gelen yoğun talepler ve sevk oranımızı sıfıra indirme hedefimizdir. Burada, hekimimiz tarafından gömülü 20 yaş dişleri, gömülü premolarlar, kanin dişler ve cerrahi kistik operasyonlar başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu hizmetlerin sunulmasına katkı sağlayan başta Sağlık Bakanlığımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ederiz. Midyatlı hemşerilerimizin çevre illere gitmeden, kendi ilçelerinde tedavi olabilmeleri bizim için çok kıymetli. Bu süreçte özveriyle çalışan hekimimiz Agit Bilgiç’e ayrıca teşekkür ediyoruz. Kendisi bu hizmeti başlatarak elini taşın altına koydu ve Midyat halkı için önemli bir adım attı’’ ifadelerini kullandı. (BB-RK-Y)
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:34
"Skolyoz tedavisinde gecikme, önemli sağlık sorunlarına yol açabilir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, skolyozun (omurga eğriliği) erken teşhis edilip tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Tedavi edilmeyen skolyoz, göğüs kafesinin şeklini bozarak akciğerlerin gelişimini engelleyebilir ve ileri aşamalarda solunum yetmezliği, kalp problemleri, omurilik basısı ve felç gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, omurganın yana doğru eğriliğiyle karakterize olan skolyozun (omurga eğriliği) erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Skolyozun doğumsal, enfeksiyon, tümör kaynaklı veya nedeni tam bilinmeyen (idiopatik) nedenlerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, ailevi yatkınlığın da etkili olabileceğine değindi. "Omurgada yana doğru eğrilik görülebilir" Skolyozun en sık belirtisinin omurgada yana doğru eğrilik olduğunu belirten Prof. Dr. Erdem, "Bel ve sırtta asimetri, omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, kıyafetlerin vücuda oturmaması, öne eğilmede gövdenin bir tarafındaki kaburgaların daha yüksek kalması gibi belirtiler görülebilir. Skolyoz genellikle ağrıya yol açmaz ve erken dönemlerde şikayet oluşturmayabilir, bu sebeple tanısı çoğu zaman tesadüfen konur" dedi. "Skolyoz her yaşta görülebilir" Skolyozun her yaşta görülebileceğini ancak ortaya çıkış yaşına göre farklı karakteristik özellikler gösterebileceğini dile getiren Prof. Dr. Erdem, skolyoz belirtilerinin fark edilmesi durumunda skolyoz cerrahisiyle ilgilenen bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Skolyoz türleri En sık görülen skolyoz türünün "nedeni tam bilinmeyen idiopatik skolyoz" olduğunu aktaran Prof. Dr. Erdem, nöromusküler skolyozun kas veya sinir hastalıklarına bağlı olarak geliştiğini, konjenital skolyozun ise anne karnında omurga anomalilerine bağlı olarak ortaya çıktığını belirtti. Skolyozun türüne ve şiddetine göre tedavi yaklaşımlarının değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Erdem, tedavi planının kişiye özel olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti. "Korse tedavisi uygulanabilir" Hafif eğriliklerde düzenli takip yapılmasının yeterli olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, orta dereceli skolyozda korse tedavisinin eğriliği düzeltmekten çok ilerlemesini önlemeye yönelik olduğunu söyledi. Erdem, eğriliğin derecesine ve çocuğun yaşına göre korse veya gövde alçısı tedavisinin planlandığını belirtti. "İleri dereceli skolyozda cerrahi tedavi gerekebilir" Omurga eğriliğinin 40 dereceyi geçtiği durumlarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini belirten Erdem, "Küçük çocuklarda skolyoz daha hızlı ilerleyebilir. Bu yüzden 10 yaş altındaki hastalarda büyüme dostu cerrahiler tercih edilirken, 10 yaş ve üzerinde füzyon ameliyatları uygulanmaktadır" dedi. Erdem, son yıllarda uygun vakalarda füzyon yapılmadan tüm omurganın hareketlerine izin veren "gerdirme" ya da "ipli skolyoz" yöntemi gibi yeni tekniklerin de tercih edildiğini aktardı. "Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir" Prof. Dr. Erdem, "Tedavi edilmeyen skolyoz, göğüs kafesinin şeklini bozarak akciğerlerin gelişimini engelleyebilir ve ileri aşamalarda solunum yetmezliği, kalp problemleri, omurilik basısı ve felç gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Skolyoz tedavisine yalnızca omurgadaki eğriliğin düzeltilmesi olarak bakılmamalıdır çünkü bu durum tüm vücut sağlığını etkileyen bir sorundur" dedi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:20
Şırnak’ta gıda işletmelerine karekod zorunluluğu
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın "Tarladan Sofraya Gıda Güvenilirliği" hedefi doğrultusunda hayata geçirilen "Gıda İşletmesi Karekod" uygulaması, 28 Temmuz 2025 itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Yeni sistem kapsamında Şırnak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, kent merkezinde kapsamlı bir bilgilendirme çalışması başlattı. İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şubesi ekipleri, kentin işlek cadde ve sokaklarına bilgilendirici afişler asarken, hem işletme sahiplerine hem de vatandaşlara karekod sisteminin işleyişi hakkında bilgi verdi. "Tarım Cebimde" mobil uygulaması aracılığıyla tüketiciler, gıda işletmelerinin kayıt ve denetim bilgilerine karekod okutarak ulaşabilecek. Uygulama sayesinde gıda güvenliği konusunda şeffaflığın artırılması, tüketici haklarının korunması ve kayıt dışı üretimin önlenmesi hedefleniyor. Sistemin, vatandaşlara güvenli gıda sunumunda önemli bir dönüm noktası olacağı vurgulanıyor. Şırnak Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Sezgin, karekod uygulamasının il genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, tüm gıda işletmelerinin yeni sisteme en kısa sürede uyum sağlaması gerektiğini söyledi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:20
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi alanında uzman personelleri başarıyla yetiştiriyor
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi alanında uzman personelleri başarıyla yetiştiriyor 2012 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim vermek ve araştırma yapmak amacıyla Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölümü ile Sosyal Hizmet (SH) Bölümleriyle kuruldu. Daha sonra 2013 yılında Ergoterapi ile Odyoloji; 2021 yılında da Beslenme ve Diyetetik (BDY) Bölümlerinin açılmasına YÖK izin verdi. Fakülte, sağlık bilimlerindeki üstün başarısı ve çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim müfradatıyla öğrencilerine donanımlı bir eğitim sunuyor. Fakültenin yönetim kadrosunda Dekan Prof. Aliye Mavili, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan ve Prof. Dr. Semra Saruç yer alıyor. Bölümlerde isteğe bağlı olarak İngilizce Hazırlık Sınıfı okutuluyor. Fakültemiz bünyesinde yer alan programların tamamı uygulamalı eğitim veriyor. Dil ve Konuşma Terapisi alanında ilklerin fakültesi Fakültenin ayrıcalıklı konumu olarak DKT’nin başarıları da öne çıkıyor. Fakültenin ilklere imza atan DKT Bölümü sayısal (SAY) puan gerektiren dört yıllık bir bölüm olarak eğitim veriyor. Türkiye’de DKT alanında ilk kurulan yüksek lisans ve doktora programı da Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne ait. Fakültemiz DKT Bölümü, Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (SABAK) tarafından 2019 yılında akredite edilen ulusal DKT programları içerisindeki ilk bölümdür. Eşit Ağırlık (EA) puan türünde öğrenci kabul eden Sosyal Hizmet Bölümü, ülke ihtiyaçlarına öncelik vererek ulusal ve evrensel değerleri benimseyen bir yaklaşımla bilime katkı veren, sürdürebilir insani ve toplumsal gelişme için sosyal adaletin ve insan refahının gelişimine katkıda bulunan; ulusal alanda öncü ve dünyada saygın, mezunlarının gurur duyduğu bir program olarak eğitim veriyor. Son yıllarda sosyal sorunların artması ve çeşitlilik göstermesi, Covid-19 pandemisi ile birlikte halk sağlığı sorununun daha görünür olması da sosyal hizmet alanında yapılan çalışmaları ve bu meyanda sosyal hizmet programlarının önemini vurguluyor. Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Fakültenin açılan en yeni bölümü olup sayısal (SAY) puan ile öğrenci alıyor ve dört yıllık eğitim veriyor. Bölüm; toplumun yeterli ve dengeli beslenme yoluyla sağlığı koruyan ve yaşam kalitesini artıran, hastalıklara özgü tıbbi beslenme tedavisi uygulayan, ulusal ve uluslararası alanda beslenme konusundaki ihtiyaçlara cevap veren, yaşam boyu öğrenme bilinciyle mesleki bilgilerini uygulayan ve geliştiren, araştırmacı ve yenilikçi, mesleki etik bilincine sahip diyetisyenler yetiştiriyor. Fakültenin vizyonu, sosyal refahın yükseltilmesine hizmet eden, sağlık ve sosyal hizmet politikalarına yön veren yaşam boyu öğrenme odaklı ulusal alanda lider ve dünyada saygın bir eğitim kurumu olmak olarak belirleniyor. Sağlık Bilimleri Fakültesinin misyonu ise kent, bölge, ülke ve dünya insanının refah düzeyini yükseltmek amacıyla sağlık ve sosyal hizmet alanında eğitim, araştırma ve projelerle evrensel bilgi ve kültür birikimine katkı sağlamak, sağlık ve sosyal hizmet alanındaki toplumsal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yenilikçi politikalar ve çözümler üretmek olarak belirleniyor. Dil ve Konuşma Terapisi Bölümünden lisans diploması almaya hak kazanan adaylar "Dil ve Konuşma Terapisti" unvanını alırlar. Sosyal Hizmet Programından lisans diploması alan öğrenciler kamuya ait kurum ve kuruluşlarda "sosyal çalışmacı" kadrosunda istihdam edilirler. Beslenme ve Diyetetik Bölümünü başarıyla tamamlayarak lisans diploması almaya hak kazanan adaylar ise "diyetisyen" unvanını alırlar.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:18
Uzmanından uyarı: "Kemik erimesi ölüme neden olabilir"
Aşırı zayıf, hareketsiz bir yaşam tarzına sahip ve kortizon kullanmış kişilerin kemik erimesi açısından risk altında olduğunu vurgulayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, "Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilir" uyarısında bulundu. Halk arasında ’kemik erimesi’ olarak adlandırılan osteoporozu ’kemiklerin zayıflayarak kırılgan hale gelmesi’ şeklinde tanımlayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalığın kemiklerin çok ufak travmalarda bile kolayca kırılmalarına neden olabildiğini söyledi. "Kırık olana kadar belirti vermez" Konuyla ilgili önemli bilgiler paylaşan Uzm. Dr. Esra Tutal, osteoporozun kırık gelişine kadar hastalarda hiçbir belirti vermeyebileceğini işaret etti. Kemik erimesine bağlı kırıkların en çok kalça, bel ve bilek kemiklerinde görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, "Osteoporoz hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir hastalıktır. Kemik erimesi çok ileri dönemlere kadar herhangi bir belirti vermez. İleri dönemlerde ise sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun zamanla kısalması ve duruş bozukluğu (kamburluk) meydana gelir" dedi. "Zayıf kişilerde kemik yıkımı daha sık görülüyor" İnsan vücudunda kemik yapım ve yıkımının belli bir denge içerisinde olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Esra Tutal, "20 yaşına kadar kemik yapımı ön plandadır. 30 yaşına kadar maksimum kemik kitlesi oluşur. 30 yaşından sonra ise yıkım ön plana geçer. Maksimum kemik kitlesi ne kadar iyi ise vücut yıkımdan o kadar az etkilenir. Kadınlar, yaşlılar, ailesinde kırık öyküsü olanlar ve zayıf minyon yapılı olanlarda daha sık görülür. Ayrıca romatizma tedavisinde kullanılan kortizonlu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı mide ilaçları kullanmak, romatiod artrit, kanser, lupus, multipe myleom, böbrek karaciğer hastalıkları gibi hastalıklar geçirmek, hareketsiz bir yaşama sahip olmak, sigara kullanmak, sık alkol kullanmak, besinlerle yeterince kalsiyum almamak, aşırı miktarda tiroit hormonu kullanmak, aşırı zayıf olmak, gereğinden daha az beslenmek ve zayıflama ameliyatı olmak da kemik erimesine neden olabilir. Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara hatta ölümlere yol açabilir" diye konuştu. "Doğru beslenmeyle önlenebilir" Kemik erimesinin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalıktan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Proteinden zengin beslenme kemik sağlığı için çok önemlidir. Vücut ağırlığının normal sınırlarda tutulması (aşırı zayıflık ve şişmanlıktan kaçınılması), kalsiyumdan zengin beslenmek (günlük 1000-1200 mg kadar kalsiyum besinlerle alınmalıdır) önemlidir. En iyi kalsiyum kaynakları az yağlı süt ürünleri, koyu yeşil sebzeler, balık ve soya ürünleridir. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimi için gereklidir. Bunun bir kısmını güneşten karşılasak da genellikle günlük 600-800 ünite D vitamini takviyesi gerekmektedir. Günlük düzenli yapılan egzersiz (yürüyüş gibi) kemiklerin güçlenmesini sağlar. 65 yaş üstü kadınlar, 70 yaş üstü erkekler ve risk faktörü olanlar ise daha erken yaşlardan itibaren her yıl düzenli olarak kemik taraması (kemik mineral dansitometri) yaptırıp, henüz kırık oluşmadan tanı konulabilirse hastalığın tedavisi mümkündür."
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:07
Hakkari UMKE ekibinden tatbikat
Hakkari’de 21-25 Temmuz 2025 tarihleri arasında düzenlenen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) Temel Eğitimi yapılan tatbikatla tamamlandı. Eğitimin teorik bölümü, Hakkari İl Sağlık Müdürlüğü eğitim salonunda gerçekleştirilirken, uygulamalı eğitim ise zorlu doğa şartlarına sahip Mergabütan Kayak Merkezi’nde yapıldı. Eğitim süresince katılımcılara acil durum ve afet müdahale konularında hem teorik hem de pratik bilgiler verildi. UMKE personelinin afet ve acil durumlara hazırlıklı olması amacıyla gerçekleştirilen eğitim programlarının bundan sonraki aşamalarda da devam edeceği belirtildi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:29
Kalp hastalığı riski akıllı telefonla ölçülebilecek
Kastamonu Üniversitesi tarafından yürütülen proje ile kalp hastalığı riski akıllı telefonlarla ölçülebilecek. Kastamonu Üniversitesi akademisyenlerinin öncülüğünde hayata geçirlen ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından 2025-B-01 çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Hızlı ApoB-100 Test Kiti Geliştirilmesi" projesi, dijital tanı teknolojilerine yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Kaynar’ın yürütücülüğünü üstlendiği projede, Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seçkin Özkanlar ve Kastamonu Üniversitesi Devrekani Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Dilara Kaynar da yer alıyor. Yaklaşık 1 milyon 800 bin TL bütçeyle hayata geçirilen projede, akıllı telefonlarla kantitatif ApoB100 ölçümü yapılabilen yenilikçi bir hızlı tanı kiti geliştirilecek. Bu teknolojiyle kalp-damar hastalıkları riskinin erken tespiti için düşük maliyetli, kolay erişilebilir ve kullanıcı dostu bir tanı aracı sunulması amaçlanıyor. Proje çerçevesinde geleneksel akışlı immün analizlerden farklı olarak, nitroselüloz membran üzerine sadece belirli bir bölgeye yüksek hassasiyetle antikor transferi sağlayan, antikorun doğal yapısını koruyan ve kontaminasyon riskini en aza indiren yeni bir teknik ilk kez kullanılacak. Geliştirilecek test kiti, özellikle 80 mg/dL üzeri ApoB100 seviyelerini ölçebilecek şekilde tasarlanacak ve 130 mg/dL düzeyine optimize edilerek klinik doğruluk sağlayacak. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, TÜSEB destekli projeyi değerlendirerek, "Üniversite olarak bilimsel araştırmaların sahaya dokunan, insan hayatına katkı sunan yönlerini önemsiyoruz. Bu proje, tanı teknolojilerinde dijital dönüşümün yanı sıra toplum sağlığına yönelik erken teşhis imkanlarının geliştirilmesi bakımından son derece kıymetlidir. Proje yürütücümüz Prof. Dr. Özgür Kaynar başta olmak üzere tüm proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:21
Güneş kremi seçimine ve kullanımına dikkat
Cildiye Uzmanı Dr. Hüseyin Başar, güneş koruyucu uyarısı yaparak, "Güneş kremini sadece yazın değil, yıl boyunca düzenli kullanmak gerekiyor" dedi. Kavurucu sıcaklar cilt sağlığını tehdit ediyor. Bugünlerde etkisini artıran sıcak hava dalgası, termometrelerin 40 dereceyi aşmasına neden oldu. Vatandaşlar serinlemek için sahil ve havuzlara akın ederken, Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Cildiye Uzmanı Dr. Hüseyin Başar, güneşin zararlı etkilerine karşı uyarılarda bulundu. "Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, ciltte erken yaşlanma, lekelenme ve hatta cilt kanseri riskini artırabilir" diyen Doktor Başar, güneş kremi kullanımının sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Hüseyin Başar, cilt tipine göre güneş koruyucu seçimi hakkında şu tavsiyelerde bulundu: "Yağlı ve akneye eğilimli ciltler: Gözenekleri tıkamayan (non-komedojenik), oil-free ürünler Jel, mat bitişli veya sprey formüller. Kuru ciltler: Nemlendirici özelliği yüksek, krem formundaki güneş koruyucular. Hyaluronik asit ve E vitamini gibi destekleyici bileşenler. Güneş koruyucu + nemlendirici içeren ürünler tercih edilebilir. Karma ciltler: Su bazlı, hafif yapılı güneş kremleri. T bölgesini kontrol eden, yanakları kurutmayan formüller. Sprey veya losyon formu kullanım kolaylığı sağlar. Hassas ciltler: Parfüm ve alkol içermeyen, hipoalerjenik seçenekler. ‘Sensitive skin’ ibaresine dikkat edilmeli! Leke ve renk düzensizliği olan ciltler: En az SPF 50+ koruma faktörü olan ve leke giderici aktifleri içeren güneş koruyucular. C vitamini ve niasinamid gibi antioksidan içerikler tercih edilmeli." Uzm. Dr. Hüseyin Başar son olarak; güneş kreminin her 2-3 saatte bir yenilenmesi gerektiğini hatırlatarak, "Cilt sağlığını korumak için doğru ürün seçimi kadar düzenli kullanım da hayati önem taşıyor. Ayrıca 10:00 - 16:00 saatleri arasında mümkün olduğunca güneşte kalınmamalı" şeklinde konuştu.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:20
Sabri Ülker Vakfı’ndan hipertansiyon hastalarına yaz aylarında sağlıklı yaşam uyarısı
Sabri Ülker Vakfı, yaz sıcaklarının hipertansiyon hastalarında sıvı-tuz dengesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, bu dönemde günlük sodyum alımının Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği düzeylerde (günde
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:24
Vajinal enfeksiyonlarda ‘daraltma’ çözüm olabilir
Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Filiz Dişçi, vajinanın esnekliğini kaybetmesi sonucunda oluşacak problemler ile ilgili bilgiler vererek, "Hastanın kronik vajinal enfeksiyonu gibi problemlerde kesinlikle vajinal operasyona ihtiyacı olabilir" dedi. Vajinadaki esneklik kaybının ve kurulukların fiziksel sorunlara yol açabileceğini söyleyen Op. Dr. Filiz Dişçi, "Vajinal daraltma ameliyatları, vajen esnek bir doku olduğu için yaşla birlikte ve normal doğumla hatta sadece normal vajinal doğum olması şart değil, sezaryen doğumlarla birlikte de vajinanın esnekliğini kaybetmesi ve işlevini kaybetmesinden dolayı yaptığımız daraltma ameliyatlarıdır. Vajinal kuruluk, özellikle menopoz döneminde bu östrojen hormonunun eksikliğine bağlı olarak ya da bazı hastalıklarla birlikte, sadece menopoz döneminde değil, bazı ilaçlar ve hastalıklarla birlikte vajende olması gereken sıvının olmaması ve kuruluğun oluşmasıyla birlikte yaşanan bir durumdur. Vajinal kuruluk aslında kulağa psikolojik bir sorunmuş gibi gelse de, aslında bu fiziksel sorunlara da yol açar vajinal enfeksiyonlara neden olabilir, ilişki sırasında problemlere yol açabilir. Bu kuruluktan dolayı tahrişlere sebep olabilir, aynı zamanda birçok soruna da sebebiyet verebilir. Vajinal kuruluk asla kendiliğinden geçmez. Eskiden kadınlar geldiğinde biz kayganlaştırıcı jeller veriyorduk ama artık rejeneratif tedavi dediğimiz bu hücre yenileyici tedavilerden bahsediyoruz. Artık bunların eğitimlerini alıyoruz, bu tedaviler uzun süreli etkiler sağlıyor" dedi. Dişçi, kronik enfeksiyon ve akıntı gibi problemlerde vajinal daraltmanın çözüm olabileceğini söyleyerek, "Genital beyazlatma, genital bölgedeki kararmadan şikayetçi olan hastalarımıza yaptığımız bir işlemdir. Ancak bunu alerjik olmayan ajanlarla yapıyoruz. Merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerde genelde alerjik ajanlar veya genital bölgeyi yakan ajanlarla yapıldığı için, bu işlemlerin hastane şartlarında ve uzman bir hekim yardımıyla yapılması çok önemlidir. Vajinal daraltma ameliyatları, aslında tamamen kişinin doktorla birlikte karar verdiği bir durumdur. Sadece hastanın değil, sadece doktorun da değil, hasta ile doktorun birlikte karar verdiği ve neyden rahatsız olduğunu, tam olarak ne yaşadığını öğrenerek birlikte çözüm bulduğumuz bir durumdur. Yaş sınırı olarak genelde biz 18 yaş üstü diye kabul ediyoruz, üst sınırı yoktur. Vajinal daraltma ameliyatlarında, biz içeriden ameliyat yaptığımız için sadece dış bölgeyi değil iç kanalı da, mukozayı, kas tabakasını da daralttığımız için dikişleri asla göremezsiniz. Labioplasti iç dudakların ameliyatıdır ve genelde ben makas kesiğini tercih ediyorum. Çünkü lazerle yapılan kesilerde dokunun dış kenarları sertleştiği için, bu nedenle makas kesisi ve belli olmayan dikişler atıyoruz. Asla his kaybı yaşanmaz. Bazı durumlarda yaşanabiliyor doğru teknikle yapılmadığında, doğru şekilde ve doğru dikiş materyali kullanılmadığında his kaybı yaşanabiliyor ama onun dışında his kaybı yaşanmaz. Labioplasti ve vajinoplasti kesinlikle aynı anda yapılabilir. Zaten biz bu ameliyatları kombine ameliyatlar şeklinde yapıyoruz. Öncelikle hastanın problemini belirliyoruz, daha sonra da ikisinin birlikte ihtiyacı varsa aynı seansta yapabiliyoruz. Hastanın kronik vajinal enfeksiyonu var diyelim; akıntısı, kaşıntısı gibi problemleri var. Bu, vajendeki o açıklıktan kaynaklı olabilir ve hasta bunu fark etmeyebilir. Kesinlikle vajinal operasyona ihtiyacı olabilir. Öncelikle bunu belirlemeniz gerekiyor. Tabii ki çözüm olabilir" ifadelerini kullandı.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:18
Tatil valiziniz omurganızı düşünsün
Seyahat etmeyi sevenlerin rutini olan valiz hazırlama eylemi, doğru adımlar izlenerek yapılmadığı takdirde omurga sağlığını riske atabilir. Bu nedenle doğru valiz hazırlamanın önemine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, seyahat valizine ihtiyaç dışı fazla eşya alınmaması gerektiğinin altını çizerek, "Her ekstra ağırlık, omurganız için potansiyel bir tehdit demektir" dedi. Seyahat ederken doğru valiz hazırlamak hem omurganızı korumanıza fayda sağlıyor hem de seyahatinizin daha konforlu geçmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle omurga dostu valiz hazırlamanın önemine vurgu yapan Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, valiz hazırlarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. İlk olarak valiz seçimine dikkat etmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Şendur, "Mümkün olduğunca hafif bir valiz tercih edin. Valizin kendi ağırlığı ne kadar az olursa, içine koyduğunuz eşyalarla birlikte toplam ağırlık o kadar kabul edilebilir seviyede kalır. Tekerlekli bir valiz, özellikle büyük ve ağır eşyalar taşıyorsanız, omurganız üzerindeki yükü büyük ölçüde azaltacaktır. Çekme kolunun boyunuza uygun olduğundan ve rahat bir şekilde çekebileceğinizden emin olun. Eğer sırt çantası tercih ediyorsanız, bel ve göğüs kayışları olan, sırt desteği iyi bir model seçin. Ağırlığın eşit dağılması için bu kayışları doğru ayarlayın" diye konuştu. "Ağırlığı eşit şekilde dağıtın" Omurga dostu valiz hazırlamak için eşyaları, ağırlıkları dengeli ve eşit dağılacak şekilde yerleştirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Valizin tabanına en ağır eşyaları (kitap, ayakkabı vb.) yerleştirin. Bu, valizin ağırlık merkezini düşürerek daha dengeli olmasını sağlar ve taşırken daha az zorlanmanızı sağlar. Valizin her iki tarafına da eşit ağırlıkta eşya yerleştirmeye çalışın. Bu, valizin bir tarafa yığılmasını ve dengesizleşmesini önler. İhtiyacınız olmayan eşyaları yanınıza almaktan kaçının. Her ekstra ağırlık, omurganız için potansiyel bir yük demektir" sözlerini kaydetti. Ayrıca valiz hazırlamak kadar valizi taşımanın da önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Şendur, "Valizi yerden kaldırırken dizlerinizi bükerek ve sırtınızı düz tutarak squat pozisyonunda eğilin. Valizi vücudunuza yakın tutarak kaldırın ve sırtınızdan değil, bacaklarınızdan güç alın. Valizi kısa mesafelerde taşırken, mümkünse iki elinizi de kullanarak ağırlığı iki kolunuza eşit şekilde dağıtın. Sırt çantanızı takarken, omuz askılarının çok sıkı veya çok gevşek olmadığından emin olun. Bel ve göğüs kayışlarını kullanarak ağırlığın kalça ve göğüs bölgesine dağılmasını sağlayın" ifadelerini kullandı. Seyahat konforunu artırmanın püf noktaları Tatil valizi hazırlarken omurga sağlığınızı korumak için bazı özel eşyaları da yanınıza almanızda fayda olacağını aktaran Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle uzun yolculuklarda boyun omurganızın doğal eğrisini desteklemek için ortopedik bir boyun yastığı vazgeçilmezdir. Bu yastıklar, boynunuzun yanlış pozisyonda kalmasını önleyerek boyun ağrısı ve tutulmalarını engeller. U şeklinde hafızalı köpük yastıklar genellikle en iyi seçeneklerdir. Eğer bel fıtığı gibi bir sorununuz varsa veya uzun süre oturmanız gereken bir seyahat planınız varsa, taşınabilir bir bel desteği yastığı veya minderi çok işinize yarar. Bu yastıklar, otururken bel boşluğunuzu destekleyerek omurganıza binen yükü azaltır ve doğru duruşu korumanıza yardımcı olabilir. Tatil boyunca çok yürüyecekseniz veya ayakta kalacaksanız, ortopedik tabanlı, rahat ve destekleyici ayakkabılar seçmek omurga sağlığınız için kritik öneme sahiptir. Yüksek topuklu veya düz, desteksiz ayakkabılardan kaçınarak omurganızdaki baskıyı azaltabilirsiniz. Ani bir ağrı veya kas spazmı durumunda kullanmak üzere, tek kullanımlık sıcak/soğuk kompres jelleri veya yeniden kullanılabilir bir jel paketi valizinizde bulunabilir. Bu tür ürünler, ağrıyı hafifletmek ve iltihabı azaltmak için acil durum çözümü sunar. Eğer doktorunuz tarafından önerilmişse veya belinizde hassasiyet varsa, hafif bir bel korsesi veya destekleyici bir kemer seyahat sırasında ek koruma sağlayabilir. Ancak bu tür ürünleri doktor tavsiyesi olmadan uzun süreli kullanmaktan kaçınmak önemlidir. Bu eşyalar, seyahat ederken omurganızın daha az zorlanmasına ve tatilinizi daha keyifli geçirmenize yardımcı olacaktır." Uzun süreli ağrılarda doktora başvurulmalı Ağır valiz taşımanın sonucunda omurganın ciddi zarar görebileceğini dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, "Omurga, vücudumuzun ana destek yapısıdır ve yanlış taşıma teknikleri veya aşırı yüklenme, omurgayı oluşturan diskler, kaslar, bağlar ve eklemler üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir" dedi. Prof. Dr. Şendur ağır valiz taşıma sonucu oluşabilecek rahatsızlıkları ise şöyle sıraladı: "Disk hasarı (fıtık), kas gerilmesi ve spazmları, duruş bozuklukları, sinir sıkışmaları, eklemlerde aşınma gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz." Tatil sırasında bir rahatsızlık hissedilmesi durumunda ilk olarak dinlenilmesi ve bu sırada vücudun gözlemlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Öncelikle vücudunuza dinlenmek için zaman tanıyın. Genellikle kısa süreli bel ağrıları birkaç gün içinde kendiliğinden geçebilir. Bu süreçte ağır kaldırmaktan, ani hareketlerden ve ağrıyı artıracak pozisyonlardan kaçının. Ağrının şiddetini, yerini ve ne zaman arttığını gözlemleyin. Ağrı şiddetliyse ve evde uyguladığınız yöntemlerle geçmiyorsa, 1 haftadan uzun sürüyorsa veya giderek kötüleşiyorsa, ağrıya ateş, titreme, açıklanamayan kilo kaybı eşlik ediyorsa, bacaklarda uyuşma, karıncalanma, güç kaybı veya refleks kaybı varsa mutlaka doktora başvurmalısınız."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder