Son Dakika
|
İsrail Savunma Bakanı Katz: "Hamaney'in halefi de kesin bir hedef olacak"
İran: "Avrupa Birliği, uluslararası hukuka bağlılığını sürdürmeli"
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
Gri kategoride aranan FETÖ firarisi Şadan Sakınan yakalandı
ABD, Kuveyt Büyükelçiliği'ni kapattı
Beşiktaş’ta metruk bina park halindeki aracın üzerine çöktü
İsrail-ABD ordusunun vurduğu Gandi Hastanesi’ndeki hasar görüntülendi
Kripto varlık işlemlerinde on binde 3 işlem vergisi alınacak
Peskov: "İran yönetimiyle sürekli temas halindeyiz"
Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Hamaney saldırısının istihbaratını Trump’a Netanyahu’nun verdiği iddia edildi
Kuveyt ordusunun engellediği füzenin enkazı evin üzerine düştü: 1 ölü, 4 yaralı
Suudi Arabistan 2 seyir füzesi ve 9 İHA’nın engellendiğini açıkladı
ABD’nin Dubai Konsolosluğu’na İHA saldırısı
Trump: "ABD, gerekirse Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlere refakat etmeye başlayacaktır"
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye Yüzyılı, Türk milletinin zirve yüzyılı olacaktır"
Beşiktaş Kulübü’nün 123. kuruluş yıl dönümü kutlandı
SAĞLIK
İşittikleriniz sizi mutlu etsin
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:42:35
Burtom Özlüce Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gülce Ermutlu, 3 Mart’ta kutlanan Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında yaptığı açıklamada, işitme kalitesinin yaşam standartlarını doğrudan belirlediğini vurguladı. İşitme duyusunun sadece sesleri duymaktan ibaret olmadığını belirten Op. Dr. Ermutlu, "İşitme duyumuzun kalitesi, dış dünyayı ne ölçüde algılayabildiğimizi ve sosyal yaşamın içinde ne kadar var olabildiğimizi belirler. Sağlıklı bir iletişim ve bilmekle fonksiyonların korunması için kulak sağlığı ertelenemez bir ihtiyaçtır" dedi. Op. Dr. Gülce Ermutlu, işitme kaybı riskini minimize etmek ve kulak sağlığını uzun yıllar korumak için şu hayati uyarılarda bulundu: "Rutin Kontrolleri Aksatmayın : Belirli aralıklarla yapılan rutin kulak ölçümleri (odyometrik testler) muhtemel bir kaybın erken teşhisinde anahtar rol oynar. Gürültüden Uzak Durun: Uzun süreli ve yüksek sese maruz kalmak, iç kulaktaki hücrelere geri dönülemez zararlar verebilir. Kulak Çubuğu Kullanımına Dikkat: Kulak çubukları yalnızca kulak kepçesi temizliği için kullanılmalıdır. Dış kulak yolu temizliği asla kişisel objelerle yapılmamalı, yalnızca hekim kontrolünde gerçekleştirilmelidir. Vakit Kaybetmeden Tıbbi Yardım Alın: Kulakta duyum kaybı, çınlama veya dolgunluk hissi gibi şikayetlerde "geçer" diye beklemek yerine bir uzmana başvurulmalıdır. İşitme Cihazından Korkmayın: İleri yaşlarda işitme cihazı kullanımı, sadece duymayı sağlamaz; aynı zamanda demans (bunama) riskini azaltır ve bireyin sosyal etkileşimini artırarak hayata bağlı kalmasını sağlar." "İşittiklerinizin sizi mutlu etmesi dileğiyle" İşitme kaybının sosyal izolasyona ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşlere neden olabileceğini hatırlatan Op. Dr. Ermutlu, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: "Hayatın içindeki sesleri eksiksiz duyabilmek bir ayrıcalık değil, korunması gereken bir haktır. İşittiklerinizin sizi mutlu etmesi dileğiyle, tüm halkımızı işitme sağlığına özen göstermeye davet ediyorum."
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:41
Çilimli’de ücretsiz sağlık taraması
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğüne bağlı mobil kanser tarama tırı Çilimli Devlet Hastanesi bahçesinde ücretsiz sağlık taraması yapıyor. Çilimli’de kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla önemli bir çalışma başlatıldı. Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ekiplerimiz tarafından Çilimli İlçe Devlet Hastanesi bahçesinde konuşlandırılan Mobil Kanser Tarama Tırı vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Mobil tarama hizmeti kapsamında; 40-69 yaş arası kadınlar meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlar rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler ise bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz olarak yaptırabilecek. Sağlıkçılar, kanserin erken teşhis edildiğinde önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, vatandaşların tarama programlarına katılımının hayati önem taşıdığını vurguladı ve "Erken teşhis hayat kurtarır" dediler.
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:41
Roza, yüzde kalıcı kızarıklığa neden oluyor
Memorial Bodrum Hastanesi Dermatoloji Bölümünden Uzman Dr. Onur Sivaz, roza hastalığının temelinde cilt damarlarının hassaslaşması ve artmış iltihabi yanıtın bulunduğunu belirterek, doğru tanı ve kişisel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. Yüz bölgesinde kalıcı kızarıklık, hassasiyet ve dönemsel alevlenmelerle seyreden roza hastalığı, toplumda gül hastalığı olarak biliniyor. En sık yanaklar, burun, alın ve çenede görülen hastalık; ani yüz kızarmaları, yanma hissi ve zaman zaman sivilce benzeri kabarıklıklarla kendini gösteriyor. Hastalığın ataklar halinde ilerlediğini belirten Uzman Dr. Sivaz, "Bazı dönemlerde şikâyetler hafiflerken bazı dönemlerde belirgin şekilde artabilir. Güneş ışığı, sıcak ortam, stres, alkol ve baharatlı yiyecekler en sık tetikleyiciler arasında yer alıyor" dedi. Roza bulaşıcı değil Roza; cilt damarlarının aşırı duyarlılığı sonucu ortaya çıkan ve özellikle yüzün orta hattını etkileyen kronik bir dermatolojik hastalık olarak tanımlanıyor. Bulaşıcı olmadığı vurgulanan hastalık, tedavi edilmediğinde ilerleyerek cilt hassasiyetini artırabiliyor. Hastalığın her yaş grubunda görülebildiğini ancak daha çok yetişkinlerde ve hassas cilt yapısına sahip bireylerde ortaya çıktığını kaydeden Sivaz, açık tenli kişilerde ve çevresel faktörlerden kolay etkilenen ciltlerde daha sık rastlandığını ifade etti. En sık görülen belirtiler Roza hastalığında en sık görülen belirtiler; yüzde kalıcı kızarıklık, ani kızarma atakları, yanma ve batma hissi, cilt hassasiyeti, sivilce benzeri kabarıklıklar ve yüzeysel damarların belirginleşmesi olarak sıralanıyor. Belirtilerin kişiden kişiye değişebildiği ve dönemsel olarak artıp azalabildiği bildirildi. Tetikleyicilere dikkat Rozanın kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirten Uzman Dr. Sivaz, güneş ışığına maruz kalma, sıcak hava, ani ısı değişimleri, stres, alkol tüketimi, baharatlı yiyecekler ve cildi tahriş eden kozmetik ürünlerin hastalığı alevlendirebildiğini kaydetti. Tetikleyicilerden kaçınmanın hastalığın kontrolünde önemli rol oynadığını vurguladı. Tedavi kişiye özel planlanıyor Roza tedavisinin dermatolojik değerlendirme sonrası kişisel olarak planlandığını ifade eden Sivaz, tedavinin temelini doğru cilt bakımının oluşturduğunu belirtti. Nazik ve sabunsuz temizleyicilerin tercih edilmesi, cildin düzenli nemlendirilmesi ve her gün en az SPF 30-50 güneş koruyucu kullanılması gerektiğini aktardı. Medikal tedavide ilk basamakta genellikle topikal ürünlerin tercih edildiğini belirten Sivaz, metronidazol, azelaik asit veya ivermektin içeren kremlerin inflamasyonu azaltarak kızarıklık ve sivilce benzeri lezyonların kontrolüne yardımcı olduğunu kaydetti. Dirençli ya da şiddetli olgularda dermatolog kontrolünde ağızdan tedavilerin uygulanabildiğini ifade etti. Kalıcı kızarıklık ve damar belirginliği olan hastalarda ışık temelli uygulamaların da tedavi seçenekleri arasında yer aldığını belirten Sivaz, BroadBandLight uygulamalarının genişlemiş yüzeysel damarları hedef alarak kızarıklığın azalmasına ve cilt tonunun dengelenmesine katkı sağlayabildiğini sözlerine ekledi. Roza hastalığının tamamen ortadan kalkmasa da doğru cilt bakımı, uygun medikal tedavi ve düzenli dermatolojik takip ile uzun süreli kontrol altına alınabildiği bildirildi. Uzmanlar, kontrolsüz ürün kullanımı ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan uygulamaların hastalığı alevlendirebileceği uyarısında bulundu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:35
Diyetisyen Göllü: "Türkiye’de her üç kişiden biri obez"
Malatya Battalgazi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Reyyan Yüce Göllü obezitenin yalnızca kilo sorunu değil metabolik ve hormonal dengeleri bozan ciddi bir hastalık olduğunu belirterek, Türkiye’de her üç kişiden birinin obez olduğunu söyledi. Diyetisyen Reyyan Yüce Göllü Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türkiye’de 18 yaş üstü yetişkinlerde obezite oranının yaklaşık yüzde 32 olduğunu belirterek bu oranın Avrupa’da ilk sırada yer aldığını kaydetti. Obezitenin vücutta sağlığı bozacak ölçüde anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını aktaran Göllü, beden kütle indeksinin (BKİ) 30’un üzerinde olmasının obezite olarak sınıflandırıldığını bel çevresinin ise kadınlarda 88 santimetre, erkeklerde 102 santimetrenin üzerinde olmasının risk oluşturduğunu söyledi. Fazla kiloluluk ve obezitenin hipertansiyon tip 2 diyabet, hiperlipidemi, kalp-damar hastalıkları, inme ve bazı kanser türleri için önemli bir risk faktörü olduğunu kaydeden Göllü, obezitenin temel nedeninin tüketilen kalori ile harcanan kalori arasındaki dengesizlik olduğunu ifade etti. Yüksek şekerli ve işlenmiş gıda tüketimi, büyüyen porsiyonlar ve fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi artırdığını belirten Göllü, toplumda yaygın olan öğün atlama ve gece yeme alışkanlıklarının da kilo artışını tetiklediğini belirtti. Çocukluk çağı obezitesine de dikkat çeken Göllü, "Çocuklukta kazanılan sağlıklı beslenme alışkanlıkları yetişkin obezitesini önlemede kritik rol oynar. Ailelerin bilinçlenmesi çok önemli" dedi. Obezite tedavisinde tıbbi beslenme (diyet) tedavisi, egzersiz, davranış değişikliği, ilaç ve cerrahi yöntemlerin uygulanabildiğini belirten Göllü, diyet tedavisi, artmış fiziksel aktivite ve davranış terapisinin ağırlık kaybının üç temel bileşeni olduğunu kaydetti. Uyku ve stres yönetiminin de başarıda önemli rol oynadığını ifade etti. Diyetlerin kısa süreli değil, sürdürülebilir değişim odaklı olması gerektiğini ifade eden Göllü, pratik önerilerini şöyle sıraladı: "Tabağımızın yarısı sebze, dörtte biri protein ve dörtte biri tam tahıl olsun. Şekerli içecekleri ve hazır gıdaları sınırlayalım. Gece yeme, öğün atlama ve aşırı porsiyonlardan kaçınalım. Küçük ama sürekli değişimler metabolizmayı iyileştirir ve uzun vadede kilo kontrolünü sağlar." Yetişkin bireylerde haftada en az 150-300 dakika orta şiddetli fiziksel aktivite, çocuk ve ergenlerde ise günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite önerildiğini hatırlatan Göllü, ilaç ve cerrahi tedavinin ise mutlaka uzman hekim kontrolünde planlanması gerektiğini söyledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
03 Mart 2026 Salı- 10:00
Uzmanından açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"
3
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
4
03 Mart 2026 Salı- 13:48
Yeşilay’dan Uşak’ta farkındalık yürüyüşü
5
03 Mart 2026 Salı- 13:21
Her üzüntü depresyon değildir
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:29
Kemik iliği nakli artık kardeş vericilerle sınırlı değil
Kemik iliği naklinde verici bulma sorununu büyük ölçüde ortadan kaldıran yarı uyumlu akraba nakilleri, son yıllarda tam uyumlu kardeş vericilerle benzer başarı oranlarına ulaşarak hastalar için yeni bir umut kapısı araladı. Hematoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, "Yarı uyumlu yakın akraba vericilerin kolay ulaşılabilir olması, hastaların uzun süre donör beklemesinin önüne geçiyor" dedi. Kemik iliği nakli, lösemi, lenfoma, aplastik anemi ve bazı kalıtsal kan hastalıkları başta olmak üzere birçok kan ve kemik iliği hastalığının tedavisinde hayati önemini koruyor. Geçmişte, kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastaların yalnızca yüzde 25-30’unda tam uyumlu kardeş verici bulunabilirken, son yıllarda geliştirilen yeni yöntemler sayesinde bu tablo büyük ölçüde değişti. Günümüzde anne, baba, çocuklar ve yakın akrabalardan elde edilen yarı uyumlu kan kök hücreleriyle yapılan nakillerin, tam uyumlu kardeş vericilerle benzer başarı oranlarına ulaştığı belirtiliyor. Bu gelişme sayesinde hastaların yaklaşık yüzde 90-95’i için uygun vericiye ulaşmak mümkün hale geldi. Hastalar hastalık ilerlemeden nakle alınabiliyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Çetin, yarı uyumlu akraba vericilerin sağladığı avantajlara dikkat çekti. Prof. Dr. Çetin, "Yarı uyumlu yakın akraba vericilerin kolay ulaşılabilir olması, hastaların ulusal ve uluslararası donör bankalarında uzun süre verici beklemesini önlemektedir. Böylece hastalar, hastalık ilerlemeden ve olumsuz sağlık sorunları gelişmeden hızlı bir şekilde kemik iliği nakli tedavisine alınabilmektedir" ifadelerini kullandı. Genç yarı uyumlu vericiler öne çıkıyor Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, vericinin yaşının da tedavi başarısında önemli bir faktör olduğunu ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, bazı durumlarda yarı uyumlu fakat genç bir vericinin tercih edilebildiğini vurguladı. Çetin, "Yapılan çalışmalar, genç vericilerden yapılan nakillerin bağışıklık sisteminin yeniden yapılanmasını daha güçlü desteklediğini ve tedavi başarısını artırdığını göstermektedir. Bu nedenle bazı hastalarda, tam uyumlu ancak ileri yaşta bir verici yerine, yarı uyumlu fakat genç bir vericiden yapılan nakiller tercih edilebilmektedir" dedi. Tedavi sürecinde önemli avantajlar sağlıyor Yarı uyumlu akraba vericilerin, nakil sonrasında gerekebilecek hücresel destek tedavilerinin zamanında uygulanmasına da imkan tanıdığını ifade eden Prof. Dr. Çetin, bu durumun tedavi sürecini daha güvenli ve etkin hale getirdiğini kaydetti. Ayrıca bu yaklaşımın, donör bankalarından temin edilen hücresel ürünlerin yüksek maliyetini ve yoğun iş gücü ihtiyacını da önemli ölçüde azalttığını dile getirdi. "Daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir tedavi modeli" Tüm bu gelişmelerle birlikte kemik iliği naklinin daha fazla hasta için erişilebilir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Çetin, "Bu yeni nakil yaklaşımı, hem sağlık sistemi hem de hastalar açısından daha sürdürülebilir bir tedavi modeli sunmaktadır. Yarı uyumlu akraba kemik iliği nakli, günümüz tıbbında hastalara umut veren önemli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır" şeklinde konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:28
Dünya Kanser Gününde hastalar bir araya geldi
4 Şubat Dünya Kanser Günü etkinlikleri kapsamında Denizli’de kanser taramaları sayesinde erken evrede tespit edilen kanseri yenen kişiler, kanser taraması yaptıracak vatandaşlara hikayelerini anlatarak örnek oldular ve kanser taramalarının zamanında yapılmasının ne kadar önemli olduğunu vurguladılar. Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında ‘Benzersizliğimizle Biriz’ temasına uygun bir etkinlik düzenlendi. Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezinde düzenlenen etkinliğe; Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Aytekin Polat, Pamukkale ve Merkezefendi İlçe Sağlık Müdürleri, sağlık çalışanları, kanser atlatıp iyileşen hastalar ve tarama için Pamukkale Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) gelen vatandaşlar katıldı. Etkinlikte; Denizli İl Sağlık Müdürlüğünün il geneli düzenlediği kanser taramalarında erken evrede kanser teşhisi konan ve tedavisi sonrası iyileşen hastalar, hiçbir belirtileri yokken kanser olduklarını öğrendiklerini ve tedavilerine erken başlanması ile de kanseri yendiklerini belirterek yaşadıkları süreçleri katılımcılara anlattılar. Düzenli kanser taramalarının hayat kurtarıcı önemine vurgu yapılan ve genel kanser ile ilgili bir bilgilendirme sunumunun da yapıldığı etkinlik sonrası İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından katılımcılara kanserin rengi olan mor menekşeler hediye edildi, el baskısı ile kansere dikkat çekildi. Belirti Olmadan Muayene ve Taramalarımızı Zamanında Yaptırmalıyız Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, etkinliğin, kanser taramalarının zamanında ve aksatılmaması gerektiğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek kanseri yenen hastalar ile tarama için gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Öztürk; "Dünya Kanser Günü teması ‘Benzersizliğimizle Biriz’ kapsamında herkesin yolculuğu farklı olsa da, kanserle mücadelede çok önemli olan umut ve dayanıklılık tüm bireylerde ortak duygular olabilmektedir. Bugün burada dinlediğimiz vatandaşlarımızın çoğu, hiçbir şikayeti olmadığı halde kimi zaman sağlık ekiplerimizin kimi zaman ailesinin ısrarlarıyla taramalarını yaptırdıklarını belirttiler. Hiç ihtimal vermedikleri bir dönemde kanser teşhisi aldıklarını, ama erken tespit edildiği için güzel bir tedavi süreci sonrası hepsi de sağlıklarına kavuştuklarını söylediler. Vatandaşlarımızın bugün burada anlattıkları bu hikayelerin, kanserde erken teşhisin önemi konusunda empatiyi arttıracağına inanıyoruz. Biz her zaman vurguluyoruz, asla bir belirti olmasını beklememeli ve hem kendi kendine muayenelerimizi hem de yaş aralıklarımıza göre düzenli taramalarımızı zamanında yaptırmalıyız. Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımız kapsamında; 40-69 yaş arasındaki kadınlarımızı 2 yılda bir meme kanseri, 30- 65 yaş arası tüm kadınlarımızı 5 yılda bir rahim ağzı kanseri ve 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkekleri 2 yılda bir kalın bağırsak kanseri taraması için KETEM, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerimizde ücretsiz kanser taramaları için bekliyoruz" diye konuştu. Kolon kanseri teşhisi sonrası iyileşen 63 yaşındaki Ramazan Orhun, eşinin KETEM’den getirdiği tarama kiti sayesinde kanser teşhisi aldığını belirterek; "Bir süre eşimin getirdiği kiti yapmak istemedim, oyalandım ama sonrasında testi yaptık. Kit testinde çift çizgi çıkınca önce telaşlandık, sonra Aile Hekimimize gittik, hemen tedaviye başlamamız gerektiği söylenince tedavi için hastaneye gittik. Ayrıntılı tetkikler ve sonrasında da tedavim gerçekleşti. Şu anda iyiyim ve 6 ayda bir kontrollerim devam ediyor. Vatandaşlarımız, ilk başta benim gibi duyarsız, aman ne olacak diye düşünebiliyorlar. Burada sağlık çalışanlarına daha fazla görev düşüyor, o kişileri biraz daha fazla uyarmalarını istiyorum. Vatandaşlarımız da bu konuda duyarlı olsunlar" şeklinde konuştu. Üçüncü evrede kanser tespit edilen 48 yaşındaki Fatma Kaygın ise kadınlara taramalarını yaptırmaları için çağrıda bulundu ve şöyle konuştu: "KETEM’de yapılan taramalarda üçüncü evre meme kanseri teşhisi aldım, başarılı geçen tedavi sürecinden sonra sağlığıma kavuştum. Kanser, korkulacak bir şey değil, belli bir yaşa gelen kadınlarımızın KETEM taramalarını yaptırmalarını rica ediyorum. Bu taramaların erken teşhis konmasında çok büyük bir faydası oluyor. Ben üçüncü evrede tedaviye başladım halde sağlıklı bir kadın olarak şu an hayatıma devam ediyorum" dedi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:28
Balıkesirli en çok kalpten ölüyor
Balıkesir’de yapılan araştırma şehirde yaşayanların en çok kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybettiği gerçeğini ortaya koydu. İlk sırada yer alan kalp ve damar hastalıklarının ardından kanser ölümleri ise ikinci sırada yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2024 yılı Ölüm Nedeni İstatistikleri, Balıkesir’in sağlık tablosunu ortaya koydu. Verilere göre Balıkesir’de ölümlerin yüzde 43,9’u dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşti. Bu oran, Türkiye ortalaması olan yüzde 36’nın oldukça üzerinde dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Balıkesir’de iyi huylu ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler yüzde 14,4 olarak kayıtlara geçti. Bu oran Türkiye genelindeki yüzde 16,3’lük seviyenin altında kaldı. Uzmanlar, erken tanı ve düzenli sağlık kontrollerinin bu düşüşte etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Balıkesir’de solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 17,1 ile üçüncü sırada yer aldı. Bu oran, hem Türkiye ortalamasının yüzde 15 ile birçok il ortalamasının üzerinde bulunuyor. Özellikle ileri yaş nüfus ve kronik hastalıkların bu tabloyu etkilediği görülüyor. Ölümlerin diğer nedenleri Balıkesir’de sinir sistemi ve duyu organları hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 2,5, endokrin, beslenme ve metabolizma hastalıklarına bağlı ölümler ise yüzde 3,2 olarak açıklandı. Harici yaralanmalar ve zehirlenmeler yüzde 3,7 oranında gerçekleşirken, COVID-19 kaynaklı ölümler yüzde 0,02 ile yok denecek seviyede kaldığı açıklandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:14
Hem Kur’an okumayı öğreniyorlar hem de sağlık bilgisi alıyorlar
DÜZCE (İHA) – Düzce’nin Çilimli ilçesinde Merkez, Sarımeşe ve Kuşoğlu köylerinde bulunan Kur’an kurslarında eğitim gören kursiyerlere sağlık bilgisi de aktarılıyor. Çilimli İlçe Devlet Hastanesi ve Toplum Sağlığı Merkezi (TSM) bünyesinde görev yapan sağlık ekipleri tarafından, ilçeye bağlı Merkez, Sarımeşe ve Kuşoğlu köylerinde bulunan Kur’an kurslarında eğitim gören kursiyerlere yönelik bilgilendirme çalışması yapıldı. Gerçekleştirilen eğitimlerde; serviks (rahim ağzı) kanseri, kanser taramaları, erken tanının önemi, tanı ve tedavi süreçleri ile korunma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Sağlık personeli tarafından yapılan sunumlarda, düzenli taramaların hayat kurtarıcı olduğuna dikkat çekilirken, farkındalığın artırılmasının önemi vurgulandı. Bilgilendirme faaliyetleri kapsamında hazırlanan broşürler kursiyerlere dağıtılarak, katılımcıların konuya ilişkin doğru ve güncel bilgilere ulaşması sağlandı. Ayrıca kursiyerlerin soruları yanıtlanarak merak edilen konular hakkında bilgilendirme yapıldı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 10:12
Akçakoca’da bilgilendirici sağlık çalışması
DÜZCE (İHA) – Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplum sağlığını korumaya yönelik farkındalık çalışmaları kapsamında Orhan Özdemir Aile Sağlığı Merkezi’nde bilgilendirme standı açıldı. Akçakoca’da Aile Sağlığı Merkezinde kurulan stantta vatandaşlara, Serviks (Rahim Ağzı) kanseri ve Tüberküloz (Verem) hastalıkları hakkında kapsamlı bilgilendirmeler yapıldı. Sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen bilgilendirmelerde; erken tanının önemi, korunma yöntemleri, tarama programları ve düzenli sağlık kontrollerinin hastalıklarla mücadeledeki rolü vurgulandı. Etkinlik kapsamında hazırlanan bilgilendirici broşürler vatandaşlara dağıtılırken, katılımcıların merak ettikleri sorular da sağlık çalışanları tarafından yanıtlandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:59
Erken tanı hayat kurtarıyor: "Kanser kontrol altına alınabiliyor"
Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Levent A. Kazak, kanserin, erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu söyledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi, Dünya Kanser Günü kapsamında kansere dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bilgilendirici mesajlar vererek farkındalık etkinliği düzenledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi lobi katında gerçekleştirilen etkinlikte, program akışını yöneten moderatör Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Meral Kıvırcı, Büyük Anadolu Hastaneleri olarak Dünya Kanser Günü dolayısıyla yapılan bu çalışmalarla toplumda bilinç oluşturmayı, erken tanı kültürünü güçlendirmeyi ve sağlıklı yaşam farkındalığını artırmayı hedeflediklerini ifade etti. Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Levent A. Kazak ise kanserle mücadelede erken teşhisin hayati rolünü anlattı. Dr. Kazak, "Kanser, erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Farkındalık, mücadelenin ilk adımıdır. Erken tanı; tedavi seçeneklerini artırır, başarı oranını yükseltir, yaşam süresi ve kalitesini korur, hastalığın ilerlemesini önleyebilir" dedi. "Sağlığınızı ertelemeyin" çağrısı yapan Kazak, düzenli taramaların, risk faktörlerinin bilinmesinin ve uzman hekim kontrollerinin kanserle mücadelede kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Etkinliğe katılan LÖSAM Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Başkanı Sema Danışmaz, kansere yakalanmasına rağmen hastalığı her seferinde yenmeyi başaran biri olarak katılımcılara moral ve motivasyon verdi. Danışmaz, yaşadığı zorlu süreçlere rağmen yaşama sevincini kaybetmediğini belirterek, "Kanseri yenmenin en büyük etkeni hastalığı kabullenip ‘hastalığa hayır’ demekle başlıyor. Zor süreçleri kolaylaştırmayı öğrendim ve başardım. Size en büyük tavsiyem budur" diye konuştu. Büyük Anadolu Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Muhlis Korur da hastaların her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, "Birlikte güçlüyüz" mesajı verdi. Yönetim Kurulu Üyesi Yasemin Turan ise Sema Danışmaz’a hitaben, "Güç bazen gözyaşından sonra yeniden ayağa kalkmaktır. Sema Hanım, gücünüzle herkese örnek oldunuz, dediğiniz gibi önce inanmak ve ‘ben hasta değilim’ demekle başlıyor" ifadelerini kullandı. Etkinlikte ayrıca "Umut Panosu" oluşturuldu. Hastane yetkilileri, doktorlar ve katılımcılar tarafından "Yalnız değilsiniz, bu yolda birlikteyiz", "Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun", "Kanser değil, sen güçlüsün", "Farkında ol, geç kalma" gibi mesajlar yazılı stikerler panoya yapıştırıldı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:40
Kıbrıs’tan gelen küçük bir kalp, zamanında müdahalelerle sağlığına kavuştu
KKTC’de anne karnında doğuştan kalp hastalığı tanısı konulan 13 aylık Hasan Hacıarifoğlu, doğum sonrası uygulanan iki aşamalı stent tedavisi ve ardından gerçekleştirilen açık kalp ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Uzmanlar, ağır doğumsal kalp hastalıklarında erken tanı, girişimsel işlemler ve doğru zamanda yapılan cerrahinin çocukların yaşam şansını belirgin şekilde artırdığını vurguladı. KKTC’den gelen Hasan Hacıarifoğlu’na anne karnındayken yapılan tetkikler sonucunda doğuştan kalp hastalığı tanısı konuldu. Gebelik sürecinde gerçekleştirilen fetal ekokardiyografi incelemesinde Ventriküler Septal Defekt (VSD) ve Pulmoner Atreziye (PA) yakın pulmoner hipoplazi saptandı. Halk arasında "mavi bebek hastalığı" olarak bilinen bu ciddi tablo nedeniyle Hasan bebek doğumunun ardından yakından takibe alındı. Bu süreçte, şu anda 13 aylık olan Hasan Hacıarifoğlu’na Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır tarafından iki kez stent uygulanarak akciğer damarlarının gelişimi desteklendi ve cerrahi müdahalenin güvenli şekilde gerçekleştirilebilmesi için uygun şartlar oluşturuldu. Uygulanan tedaviler ve Prof. Dr. Sertaç Çiçek’in gerçekleştirdiği cerrahinin ardından Hasan bebek bugün, daha sağlıklı ve yaşıtları gibi büyüyüp gelişeceği bir geleceğe sahip oldu. Cerrahi konsey kararıyla yakın izlem Memorial Ataşehir Göztepe Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır, süreci şu sözlerle değerlendirdi: "Hasan bebeğin kalp hastalığı anne karnındayken tespit edildi. Doğumdan sonra acil müdahale gerekebileceğini öngördük. Doğum sonrası yaptığımız değerlendirmelerde tanıyı doğruladık ve hastamızı yenidoğan yoğun bakımda yakından izledik. İlk incelemelerde akciğerlere giden ana damarların ileri derecede gelişmemiş olduğunu gördük. Bu aşamada cerrahi konsey kararıyla yakın izlem tercih edildi. Yaklaşık 40 günlükken yeniden değerlendirdiğimizde akciğer damarlarının yeterince gelişmediğini damar çaplarının 1,5 milimetreden daha küçük, yani bir topluiğne başı kadar olduğunu saptadık. Damar çaplarının çok küçük olması nedeniyle açık cerrahinin yüksek risk taşıyabileceğini düşünerek girişimsel (anjiyografik) tedaviye yöneldik. Hasan bebeğe yaşamının 50’nci gününde sağ ventrikül çıkım yoluna ilk stent işlemini uyguladık. Takip sürecinde, akciğer damarlarının çapı 3-4 milimetreye ulaşmıştı, ancak hala ameliyat için yeterli değildi. Ayrıca Hasan büyümüştü. Bu nedenle ikinci bir stent ihtiyacı doğdu ve bu işlemi de 6 aylıkken gerçekleştirdik. Bu dönemde Tüm bu girişimsel stent işlemleri Hasan’ı cerrahiye güvenli şekilde hazırladı." "Kalıcı cerrahi için doğru zaman beklendi" "13 aylık olduğunda yapılan değerlendirmelerde, hastamızın artık cerrahi tedavi için uygun şartlara ulaştığını belirledik. Öncelikle 3’üncü bir anjiyografi yaparak aortadan akciğerlere giden anormal damarlar kapatıldı. Ardından Prof. Dr. Sertaç Çiçek tarafından gerçekleştirilen açık kalp ameliyatı ile kalpteki yapısal bozukluklar onarıldı ve normal kan dolaşımı sağlandı. Bu süreç, ağır doğumsal kalp hastalıklarında erken tanı ve doğru zamanlamanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermektedir. Küçük kalp savaşçısı Hasan, erken tanının, zamanında yapılan doğru girişimsel işlemlerin ve uygun zamanda gerçekleştirilen cerrahinin, ağır doğumsal kalp hastalıklarında çocuklarımızın yaşam şansını ne kadar artırdığını gösteren çok değerli bir örnektir." "Küçük kalp için büyük bir cerrahi adım" Cerrahi süreci değerlendiren Prof. Dr. Sertaç Çiçek, doğumsal kalp cerrahisinde esas olanın tek bir operasyonun kendisinden çok, doğru planlama ve güçlü ekip çalışması olduğunu vurguladı: "Günümüzde doğumsal kalp hastalıklarının çok büyük bir bölümü, uygun merkezlerde cerrahi ya da girişimsel yöntemlerle başarıyla tedavi edilebilmektedir. Son yıllardaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde, geçmişte yüksek risk taşıyan pek çok kalp kusuru artık güvenle onarılabilmekte ve çocuklar sağlıklı, aktif ve normal bir yaşam sürebilmektedir. Rutin kabul edilen ameliyatlar bile, her hastada farklı anatomik ve fizyolojik özellikler taşıdığı için titiz bir değerlendirme ve kusursuz ekip uyumu gerektirir. Cerrahiden yoğun bakıma, anesteziden hemşirelik bakımına kadar uzanan bu çok disiplinli yaklaşım sayesinde, çocuklarımız için güvenli ve sağlıklı bir gelecek inşa etmek mümkün. Aileler için en önemli nokta ise çocuklarının doğru merkezde, deneyimli ve multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilip tedavi edilmesidir." "İçimde hep güçlü bir umut vardı" Hasan bebeğin annesi Eda Hacıarifoğlu ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Hasan’ın kalp hastalığı anne karnındayken Kıbrıs’ta tespit edildi. O süreçte hamileliğin sonlandırılması da önerildi, ancak ben bunu hiçbir zaman düşünmedim. İçimde hep güçlü bir umut vardı. Doğumdan sonra zorlu bir sürecin bizi beklediğini biliyordum, ama buna hazırdım. Ailem ve eşimin desteğiyle bu süreci çok güzel yönettik. En başından itibaren Prof. Dr. İbrahim Cansaran Tanıdır’a büyük bir güven duyduk; her aşamada bizi detaylı şekilde bilgilendirmesi bize güç verdi. Cerrahi aşamasında Prof. Dr. Sertaç Çiçek’e de aynı güvenle inandık. Bugün geldiğimiz noktada en büyük mutluluğum, oğlumun diğer çocuklar gibi fiziksel gelişiminin geride kalmayacak olması. Onun geleceğe umutla, korkmadan ve özgürce adım atacak bir çocuk olacağını bilmek, yaşadığımız tüm zorluklara değdiğini hissettiriyor."
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:40
DPÜ’ye "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri" belgesi
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Belgesi" almaya hak kazandı. Belgenin takdimi dolayısıyla Rektörlük makamında düzenlenen törene, DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Levent Onat ve beraberindeki heyet, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Prof. Dr. Ercan Taşkın ile üniversite personeli katıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından çalışanlarda davranış değişikliği sağlayarak sağlığı geliştirmek ve üretken bir iş yeri ortamı oluşturmak amacıyla yürütülen proje kapsamında üniversiteye layık görülen belge, Dr. Levent Onat tarafından Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’a takdim edildi. Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, çalışanların sağlığını korumaya ve kampüs genelinde sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaların bu belgeyle tescillenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çalışanlarımızın sağlığını korumak ve sağlıklı yaşam kültürünü kampüsümüzde yaygınlaştırmak adına yürüttüğümüz çalışmaların bu anlamlı belge ile tescillenmesinden büyük memnuniyet duyuyor, bu süreçteki destekleri için Sağlık Bakanlığımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum. Üniversitemizde sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi destekleyen projelerimizi, personelimizi ve öğrencilerimizi merkeze alarak kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz" dedi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:27
Erzurum polisinden örnek ziyaret
Erzurum Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde tedavileri süren hastaları ziyaret etti. "Dünya Kanser Günü" vesilesiyle Erzurum Emniyet Müdürlüğü örnek bir etkinliğin altına imza atıldı ve ekipler Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde tedavileri devam eden hastaları ziyaret ettiler. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, " Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü olarak "Dünya Kanser Günü" münasebetiyle Atatürk Üniversitesi Onkoloji Servisinde tedavi gören 7 güzel yüreği ziyaret ederek, onlara küçük hediyelerimiz ile birlikte büyük sevgimizi ulaştırdık. Kanserle mücadele cesaret ister; umut ise en güçlü ilaçtır. Onların güçlü duruşu ve hayata tutunuşu hepimize ilham verdi. Kahramanlarımıza sağlık, sabır ve mutluluk dolu bir gelecek temenni ediyoruz" denildi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:21
Düzensiz uyku çocukların fiziksel ve duygusal gelişimini yoruyor
Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi için uyku, en az beslenme ve hareket kadar önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Ancak düzensiz uyku alışkanlıkları ve yetersiz uyku süresi, çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal pek çok soruna zemin hazırlayabiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Gaye Türkmen Noyan, çocukluk çağında kaliteli uykunun önemine dikkat çekerek aileleri önemli uyarılarda bulundu. Çocukların fiziksel, bilişsel ve duygusal gelişiminde uyku temel bir rol oynuyor. Ancak günümüzde düzensiz yaşam alışkanlıkları ve sağlıksız uyku rutinleri, çocuklarda ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Çocuk Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Gaye Türkmen Noyan, çocukluk çağında uykunun önemine dikkat çekerek aileleri uyardı. "Uyku, büyüme ve öğrenmenin temelidir" Uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını belirten Dr. Noyan, "İnsan hayatının yaklaşık üçte biri uykuda geçer. Uyku, beslenme ve barınma gibi temel bir ihtiyaçtır. Metabolizmanın düzenlenmesi, dikkat ve öğrenme süreçleri, doku onarımı ve büyüme hormonlarının salgılanması uykuda gerçekleşir. Kaliteli uyku bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Özellikle büyüme çağındaki çocuklar için hayati önem taşıyor" dedi. Yetersiz uyku saadece yorgunluk yapmıyor Çocuklarda uyku eksikliğinin yalnızca gün içinde halsizlikle sınırlı kalmadığını belirten Dr. Noyan, "Uzun vadede bağışıklık zayıflığı, enfeksiyonlara yatkınlık, büyüme ve gelişmede duraksama, obezite gibi metabolik sorunlar görülebilir. Ayrıca kaygı, depresyon, davranış problemleri ve öğrenme güçlükleri de ortaya çıkabilir. Uyku problemleri dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerini taklit edebilir. Dikkat eksikliği şikayetiyle başvuran çocuklarda uyku mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Şiddetli bir uyku bozukluğu varsa, öncelikle uykunun ele alınması gerekir" şeklinde konuştu. Sağlıklı uyku için ailelere öneriler Uyku sorunlarının en sık nedeninin yetersiz uyku hijyeni olduğunu belirten Dr. Noyan, "Düzenli yatma ve uyanma saatleri oluşturulmalı, yatmadan önce ekran kullanımı sınırlandırılmalı, kafeinli ve aşırı şekerli gıdalardan kaçınılmalı ve gün içinde doğal gün ışığından faydalanılmalıdır. Uyku problemleri her zaman alışkanlıklardan kaynaklı değildir. Horlama, nefes durması, ağız açık uyuma, ani irkilmeler, gün içinde aşırı uyku hali veya davranış değişiklikleri varsa çocuk mutlaka farklı branşlarca değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kaliteli uyku bir lüks değil" Dr. Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: "Kaliteli uyku bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Çocuğun akademik başarısı, ruh sağlığı ve yaşam kalitesi için sağlıklı bir uyku düzeni şarttır. Günlük yaşamda yapılacak küçük değişiklikler bile büyük fark oluşturabilir."
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:20
TÖTM’de yüksek riskli trakea ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde (TÖTM) Türkiye’de yalnızca sınırlı merkezlerde yapılabilen yüksek riskli soluk borusu (trakea) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Yüksekten düşmeye bağlı olarak uzun süre entübe edilmesi sonucu şiddetli nefes darlığı şikayeti yaşayan 33 yaşındaki Fatih Evren, başvurduğu farklı merkezlerde denenen çeşitli yöntemlere rağmen şikayeti tekrarladı. TÖTM’e başvuran Evren, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalından Prof. Dr. Ahmet Kızılay ile Doç. Dr. Mehmet Turan Çiçek, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Kılıç ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Bıyıklı’nın ortak operasyonuyla ses tellerine zarar verilmeden yüksek riskler barındıran soluk borusu ameliyatıyla eski sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili İNÜHABER’e açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Murat Kılıç, riskleri fazla olan soluk borusu ameliyatını multidisipliner bir çalışmayla başarılı şekilde tamamladıklarını söyledi. Nefes borusunda bulunan birinci kıkırdak ameliyatının çok nadir merkezlerde yapıldığını belirten Kılıç, "Nefes borusu ile genelde göğüs cerrahları uğraşıyor. Çünkü nefes borusundaki darlıkları normalde daha aşağı bölgelerde görüyoruz. Ama hastamızın darlık seviyesi daha yukarıda, ses tellerinin hemen altında bulunuyordu. Ses tellerini uyaran sinirler o bölgeden gelip ses tellerine giriyor. Oraya yapılacak müdahaledeki en ufak bir dikkatsizlik ses tellerini kaybetmesine neden olabilirdi. Hastaya başarılı bir ameliyat yaptık. Bronkoskopiyle de kontrollerimizi yaptık. Hastanın durumu şuan da iyi. Prof. Dr. Ahmet Kızılay hocamızla birlikte ameliyatı gerçekleştirdik. Onun da çok değerli katkıları oldu" dedi. Kılıç, ameliyat sonrası yapılan kontrollerde hastanın ses tellerinin fonksiyonlarını koruduğunu ve hastayı taburcu ettiklerini söyleyerek sözlerini tamamladı. Fatih Evren ise sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. Evren, "Yüksekten düşme sonucu bir buçuk ay entübede kaldım. Entübeden çıktıktan sonra nefes darlığı yaşadım. Nefes alamaz hale geldim. 3 sefer nefes borusu genişletme ameliyatı oldum. En son bu ameliyat için ses tellerime çok yakın olduğu için bana riskli olduğunu ve ses tellerimin gidebileceğini söylediler. Ameliyat çok şükür başarılı geçti. Ameliyata giren tüm hocalarıma teşekkür ederim. Allah hepsinden razı olsun. Çok şükür nefesimi eskisine göre çok daha rahat alıyorum" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:08
Aydın Şehir Hastanesi’nde kritik birimler incelendi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Aydın Şehir Hastanesi’nde taşınma süreci devam ederken, röntgenden yenidoğan ünitelerine, kan almadan laboratuvar alanlarına kadar kritik birimlerde yürütülen çalışmalar yerinde incelendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz günlerde resmi açılışı gerçekleştirilen Aydın Şehir Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin yeni merkezde daha güçlü şekilde sürdürülmesi için yürütülen taşınma ve hazırlık çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda hastanede devam eden çalışmalar yerinde değerlendirilirken, özellikle görüntüleme hizmetlerinin sunulduğu röntgen, ultrasonografi, manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi birimleri ile yenidoğan üniteleri, kan alma ve laboratuvar alanlarında incelemelerde bulunuldu. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi ile Aydın Devlet Hastanesi’nin Aydın Şehir Hastanesi’ne taşınma süreci çerçevesinde yürütülen çalışmalara ilişkin son durum hakkında yetkililerden bilgi alınırken, yeni hastane binasında hizmet verecek kritik birimlerin hazırlıklarının tamamlanmasıyla birlikte vatandaşların daha modern ve kapsamlı sağlık hizmetine erişiminin güçlenmesi hedefleniyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder