SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
15 sene iğne ve ilaçla tedavi edilmeye çalışıldı, ameliyatla sağlığına kavuştu
25 Temmuz 2025 Cuma - 09:28 15 sene iğne ve ilaçla tedavi edilmeye çalışıldı, ameliyatla sağlığına kavuştu Adana’da bel fıtığı ve bel kayması şikayetiyle 15 senedir sadece ilaçla tedavi edilmeye çalışılan 65 yaşındaki kadın, ameliyatla sağlığına kavuştu. Adana’da yaşayan 65 yaşındaki Kadriye Ücüm’e 15 sene önce bel fıtığı ve bel kayması teşhisi konuldu. Yaşlı kadın birçok doktora başvurdu ancak ameliyat yerine doktorlar iğne ve ilaçla tedavi etti. Şikayetleri devam eden Ücüm, çocukları yardımıyla 2 ay önce Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’e başvurdu. Şen, yaptığı muayene sonucu yaşlı kadını ameliyat etti. Ücüm, ameliyat sonrası normal yürümeye ve günlük işlerini görmeye başladı. "İkinci baharımı yaşıyorum" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Kadriye Ücüm, "Bel fıtığı ve bel kaymasıyla 15 senedir uğraşıyorum. Gitmediğim doktor ve hastane kalmadı ancak bir çare bulamadım. En sonunda Orhan hocaya başvurdum ve şu anda ikinci baharımı yaşıyorum. Hiçbir doktor beni ameliyat etmedi. Sürekli belimden kortizonlu iğne yaptılar, doktorlar ameliyata gerek yok diyordu. Son zamanlarda artık mutfaktan odaya bile ağlayarak gidiyordum" ifadelerini kullandı. "Artık hastamız çok rahat gezebiliyor" Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen ise hastasının artık sağlığına kavuştuğunu belirterek, "Hastamız son 1 yılında evinden dahi çıkamayacak hale gelmişti. Mikro cerrahi yolla önce beldeki kanaldaki darlığı açtık. Artık hastamız çok rahat gezebiliyor ve dolaşabiliyor, yüzü gülüyor" dedi. "Hastayı mutlaka dinleyin" Genç meslektaşlarına da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Şen, "Eğer hasta ayakta duramayıp yol yürüyemiyorsa o hastaların radyolojik görüntülerine bir kez daha bakın. Hastayı mutlaka dinleyin" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Orman yangınları sırasında ortaya çıkan gazlar ve tozlar insan sağlığı açısından ciddi riskler taşır"
25 Temmuz 2025 Cuma - 09:16 Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Orman yangınları sırasında ortaya çıkan gazlar ve tozlar insan sağlığı açısından ciddi riskler taşır" Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaşanan orman yangınları sonrası ortaya çıkan duman ve küllerin solunum yolu hastalığı bulunan vatandaşları olumsuz etkileyebildiğini belirterek, "Yangın alanında veya çevresinde bulunan kişiler son derece dikkatli olmalı. Çünkü yanma sırasında ortaya çıkan gazlar ve tozlar insan sağlığı açısından ciddi riskler taşır" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, özellikle karbonmonoksit, karbondioksit, metan, aldehitler ve diğer zararlı gazlar yoğun şekilde solunduğunda zehirlenmelere ve ölümlere yol açabileceğini ifade ederek, sadece gazlar değil, havada dolaşan duman ve toz partiküllerinin de ciddi bir risk taşıdığını kaydetti. "Yangın bölgelerindekiler koruyucu maske kullanmalı ya da rüzgârın yönüne göre pozisyon alınarak alevlere müdahale edilmelidir" diyen Özlü, "Yangın alanında veya yakın çevresinde bulunan ve yangına müdahale eden kişilerin son derece dikkatli olması gerekir. Çünkü yanma sırasında ortaya çıkan gazlar ve tozlar insan sağlığı açısından ciddi riskler taşır. Özellikle karbonmonoksit, karbondioksit, metan, aldehitler ve diğer zararlı gazlar yoğun şekilde solunduğunda zehirlenmelere ve ölümlere yol açabilir. Bu nedenle ya koruyucu maske kullanılmalı ya da rüzgârın yönüne göre pozisyon alınarak müdahale edilmelidir. Aksi takdirde ne yazık ki çok üzücü sonuçlar yaşanabilir. Gazların yanı sıra, havada dolaşan çok sayıda partikül madde de bulunur. Bu duman ve toz partikülleri, yangın alanının dışına taşarak rüzgârla birlikte çevredeki yerleşim alanlarına ulaşabilir ve bir süre orada kalabilir. Bu maddelerin solunması, özellikle astım, KOAH gibi solunum yolu hastalıkları olan bireylerde nefes darlığına, hastalığın alevlenmesine ve acil sağlık başvurularına neden olabilir. Ayrıca alerjik reaksiyonlara, tahrişe ve iritasyonlara yol açabilir. Sadece akciğerlerde değil, burun, göz, ağız, mukoza ve ciltte de tahribatlara yol açabilir. Bu nedenle yoğun duman ve partiküllerin bulunduğu ortamlarda mümkün olduğunca dışarı çıkmamak, kapı ve pencereleri kapalı tutmak ve evde kalmak sağlık açısından önemlidir. Sağlıklı bireylerin de dikkatli olması faydalıdır. Bu zararlı etkiler sadece insanları değil, bitkileri, eşyaları ve çevreyi de olumsuz etkileyebilir. Partiküller uzun süre havada asılı kalabilir ve zamanla uzayan risklere neden olabilir" diye konuştu. Yangın sırasında yoğun duman ve toz oluştuğunu kaydeden Özlü, "Genellikle yangın sırasında yoğun duman ve toz oluşur. Yangına müdahale edilip söndürüldükten sonra bile bir süre bu gazlar havaya karışmaya devam eder. Ayrıca yangını söndürmek için kullanılan bazı kimyasal maddelerin de bu sürece etkisi olabilir. Yanan ortamda bulunan plastik eşyalar, atıklar ve diğer malzemeler de dumanın içeriğini ve etkisini değiştirir. Zamanla bu yoğunluk azalacak ve minimal düzeye inecektir. Ancak özellikle yangının ilk günlerinde söndürme sırasında daha büyük çapta hasarlar meydana gelebilir" ifadelerini kullandı.
30 yıllık sigara bağımlılığını sağlık merkezinde bıraktı
25 Temmuz 2025 Cuma - 09:13 30 yıllık sigara bağımlılığını sağlık merkezinde bıraktı Sinop’ta 50 yaşındaki bir vatandaş, 30 yıldır kullandığı sigarayı Sağlıklı Hayat Merkezi’nin desteğiyle bırakmayı başardı. Sinop’ta yaşayan 50 yaşındaki Oktay Ayran, 30 yıl boyunca süren sigara alışkanlığını Sağlıklı Hayat Merkezi’nin desteğiyle sonlandırdı. Eşiyle birlikte uzun yıllar sigara kullandıklarını belirten Ayran, önce eşinin sigarayı bıraktığını, ardından kendi karar aldığını söyledi. Sigarayı bırakma sürecini anlatan Ayran, "Eşimle birlikte 30 yıl sigara kullandık. Öncelikle o sigarayı bıraktı. Ben bir süre devam ettim. Daha sonra ben de bırakmaya karar verdim. KETEM’den destek aldım. İlaç kullanarak sigarayı bırakma aşamasına girdik. Öncelikle kafada bitirmek gerekiyor. Söylendiği gibi çok zor bir süreç değil, kolay da değil ama istedikten sonra kesinlikle başarılacak bir süreç olduğunu düşünüyorum" dedi. Ayran, bu süreçte kendisine destek olan Sağlıklı Hayat Merkezi personeline de teşekkür etti. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Arslan ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sigarayla mücadeledeki kararlı duruşunu ve Sağlık Bakanlığı’nın bu alanda yürüttüğü etkin çalışmaları hatırlatarak, "Bakanlığımızın sağlıklı yaşamı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara bağımlılığıyla mücadelede vatandaşlarımıza önemli bir yol gösteriyor. Oktay Bey’in başarısı, bu hizmetlerin ne denli kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi" ifadelerini kullandı.
Çocuklarda yaz enfeksiyonu arttı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 15:09 Çocuklarda yaz enfeksiyonu arttı Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Merve Karaca; yaz aylarında çocuklarda enfeksiyonların arttığını söyleyerek, "Temiz gıda tüketimi, bol el yıkaması ve toplu ortamlarda çocukların daha dikkatli olması gerekir" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Merve Karaca, yaz aylarında çocuklarda görülen enfeksiyonlar ve nedenleri hakkında bilgiler vererek, ailelere uyarılarda bulundu. Karaca, "Havaların ısınmasıyla çocuklarda gördüğümüz enfeksiyonlar bir miktar değişiklik gösterdi. Özellikle hijyen şartlarının değişmesi, havuz deniz sezonunun açılması ve daha fazla artmasıyla beraber yaz enfeksiyonlarında sıklık artmaya başladı. Bulantı, kusma ve ishalle seyreden hastalıkları gastroenterit denilen hastalıklar takip ediyor. Bunların sebebi çocukların el hijyenine bazen dikkat edememeleri, kalabalık ortamlarda oyunlar oynamaları ve özellikle gıdalar. Gıdaların sıcak havayla beraber hızlı bozulması, sütlü gıdaların çözünüp tekrar dondurulması yaz ishallerinin atmasına sebebiyet vermekte. Bunlardan korunmak için temiz gıda tüketimi, bol el yıkaması, toplu ortamlarda çocukların daha dikkatli olması gerekir. Yaz ishallerinin en sık sebepleri arasında nerovirüsler, adonevirüs ve rota virüs gibi virüsleri görebiliyoruz. Rota virüsü aşılamayla birlikte artık görsek dahi aşılanan çocuklarda şiddeti daha az seyretmeye başladı. Ancak bu aralarda bizim sıkça gördüğümüz adonevirüsü. Özellikle hem üst solunum yolu enfeksiyonu, hapşırık, öksürük, burun akıntısı gibi bulgularla hem bulantı, ishal, kusma hem de göz enfeksiyonu ile birlikte seyredebiliyor. Aslında bulaşıcılığı da yüksek. Bol bol elleri yıkamak lazım. Biz bu enfeksiyonları sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de görebiliyoruz" dedi. "Havuz ve deniz dış kulak enfeksiyonuna neden olabiliyor" Karaca, "Havuz ve deniz sezonuyla beraber dışkulak enfeksiyonlarında bir artış var. Bu enfeksiyonlar kulak ağrısı ve kulak şişkinliği ile beraber gelebiliyor. Aileler çocuklarını temiz havuzlara, sık kullanılmayan saatlerde yönlendirmesi gerekir. Bazen dış kulak yolu ilerleyerek enfeksiyon orta kulak enfeksiyonu da olabiliyor. Yüksek ateş ve yine kulak ağrısı ile çocuklar bize başvura biliyorlar. Özellikle ortak kullanım alanlarının artması, havuzların kullanımıyla beraber cilt enfeksiyonları görebiliyoruz. Bunun haricinde de son zamanlarda el ayak ağız hastalığı da yazın gelmesiyle arttı. El ayak ağız hastalığında da yine hijyene son derece dikkat etmek gerekiyor. Çünkü çocuklarda virüsten kaynaklı olduğu için ekstra bir şey yapmıyoruz. Ateşi varsa ateşi düşürüyoruz, ağız hijyenini sağlıyoruz ve çocuğun beslenmesinin devamlılığını ve bol sıvı tüketimini sağlamak bizim için önem arz ediyor. Önemli olan bulaşmadan önüne geçmek. O yüzden özellikle hasta çocukların temasını kesmek önemli. Yine çocuklar için sağlıklı beslenme, düzenli uyku düzenli beslenme ve bağışıklık sistemini güçlü tutacak şeylere dikkat etmek lazım. El, ayak, ağız hastalığında ağız hijyeni de çok önemli. Bizi ve aileleri en çok zorlayan bu oluyor. Ağızda ciddi yaralar olabiliyor ve bu yaralar neticesinde bu çocuk beslenemiyor. Beslenemeyen çocuk giderek düşkünleşiyor. Gerekirse çocuğun yatırarak sıvı tedavisi ile hastalığı yönetmeye de çalışabiliyoruz. Yaz enfeksiyonlarında genel olarak ailelere önerim; hijyen, el hijyeni, temiz gıda ve yine güçlü bir bağışıklık" şeklinde konuştu.
Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:49 Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, Batı Karadeniz’de sağlık alanında çığır açacak önemli bir başarıya daha imza attı. Üniversite Hastanesinde Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez otolog kemik iliği transplantasyonu (hastanın kendi kök hücrelerinin nakli) başarıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme hem Zonguldak hem de bölge halkı adına umut verici bir adım oldu. BEUN Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şehmus Ertop liderliğindeki uzman ekip tarafından başarıyla gerçekleştirilen nakil sonrası hasta sağlığına kavuştu. Tedavi sürecinin ardından BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastayı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti ve tedavi sürecini yürüten tüm sağlık personeline tebrik edip teşekkürlerini iletti. BEUN Hastanesinde hizmet veren Kemik İliği Nakil Merkezi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde kök hücre nakli yapılan ilk ve tek merkez olma özelliğini taşıyor. 4 yataklı donanımlı merkezde hem otolog (hastanın kendi hücrelerinden) hem de allojeneik (uyumlu vericiden) kök hücre nakli yapılabiliyor. Hematopoetik kök hücre nakli (HKHN), kan ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan; sağlıklı kök hücrelerin hastaya damar yoluyla verilmesi işlemidir. Cerrahi bir operasyon olmayıp kan transfüzyonuna benzer şekilde uygulanır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, Batı Karadeniz Bölgesinde son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazını kullanan ilk ve tek sağlık kuruluşu. Otolog kemik iliği nakil işlemleri, son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazı kullanılarak uygulanıyor. Aferez, kandan sadece belirli bir bileşenin (plazma, trombosit, beyaz kan hücresi veya kök hücre gibi) ayrıştırılması işlemi. Bu işlem sırasında kan, özel bir cihazdan geçirilerek istenen hücreler ayrılır, geri kalan kısımlar hastaya geri verilir. BEUN Hastanesinde kullanılan gelişmiş aferez cihazı, özellikle kök hücre nakillerinde, en saf, yağsız ve etkili hücre örneklerinin toplanmasını sağlar. Bu teknoloji sayesinde hem hasta güvenliği artırılıyor hem de nakil sürecinin başarısı güçlendiriliyor. Ayrıca, aferez cihazı adeta bir süzgeç gibi çalışarak zararlı maddelerin kandan uzaklaştırılmasında ve kök hücrelerin en sağlıklı şekilde elde edilmesinde kritik bir rol üstleniyor. Bu sayede daha etkili ve güvenli nakil süreçleri sağlanıyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, sahip olduğu bu cihazla sadece bölgenin değil, Türkiye’nin de öncü sağlık merkezlerinden biri olarak sağlık alanındaki liderliğini kararlılıkla sürdürüyor. Rektör Özölçer: "Üniversite Hastanemiz ile Sağlıkta Bölgesel Öncülüğümüzü Sürdürüyoruz" Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastane bünyesinde ilk kez gerçekleştirilen otolog naklinin önemine dair şu sözleri dile getirdi: "Batı Karadeniz’in sağlık üssü konumunu elinde bulunduran Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki yatırımlarımız ve alanında deneyimli uzman kadrolarımızla bölgemize nitelikli ve sürdürülebilir hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz. Üniversite Hastanemizde ilk kez başarıyla gerçekleştirilen otolog kemik iliği nakli hem kurumumuz hem de bölgemiz açısından son derece değerli ve gurur verici bir adımdır. Böylesine önemli bir başarıya imza atan Prof. Dr. Şehmus Ertop hocamıza ve süreci büyük bir özveriyle yürüten tüm sağlık ekibimize gönülden teşekkür ediyorum. Ameliyatı başarıyla geçen hastamıza ise acil şifalar diliyorum. Sadece bölgemize değil, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından hastalarımıza şifa sunan Üniversite Hastanemiz; hasta memnuniyetini esas alan yaklaşımı, güçlü akademik kadrosu ve bilimsel altyapısıyla sürdürülebilir kalite odaklı gelişimini kararlılıkla güçlendirmektedir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, Tıp Fakültemiz ve Hastanemizle birlikte sağlık alanındaki öncü rolümüzü daha da ileriye taşımaya devam edeceğiz. Bu vesileyle gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda bizlere her zaman destek olarak Üniversitemizin gelişimine katkı sunan başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere tüm Sağlık Bakanlığı ailesine; yükseköğretimin niteliğini artırmaya yönelik vizyoner yaklaşımıyla her zaman yanımızda olan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve değerli Yükseköğretim Kurulu ailesine (YÖK) en içten şükranlarımı sunuyorum." Kaliteli Odaklı Sağlık Hizmeti, Dünya Çapında Akademik Güç, Bölgenin Sağlık Üssü Güvencesi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, hematoloji ve onkoloji gibi ileri düzey tedavi gerektiren branşlarda yüksek nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Güçlü akademik kadrosu, tam donanımlı laboratuvar altyapısı ve bölgeye kazandırdığı sağlık yatırımlarıyla BEUN Hastanesi, Türkiye genelinde saygın sağlık merkezlerinden biri olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor.
Doğum sonrası estetik dokunuş: "Anne estetiği"
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:35 Doğum sonrası estetik dokunuş: "Anne estetiği" Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kamil Yıldırım, doğum sonrası vücutta oluşan kalıcı etkilerin estetik cerrahiyle giderilebileceğini belirterek, "Anne estetiği, bir toplumsal beklenti değil; kadının kendini yeniden iyi hissetme arayışıdır" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nde görevli Opr. Dr. Kamil Yıldırım, hamilelik, doğum ve emzirme sürecinde kadın vücudunda meydana gelen değişimlere karşı uygulanan "anne estetiği" hakkında bilgi verdi. Anne estetiği Opr. Dr. Kamil Yıldırım, hamilelik ve doğum sonrası vücutta meydana gelen değişimlere karşı uygulanan "anne estetiği" hakkında açıklamalarda bulundu. Hamilelik, doğum ve emzirme sürecinin kadın vücudunda kalıcı etkiler bıraktığını belirten Op. Dr. Yıldırım, bu süreçlerin ardından kişinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini daha iyi hissetmesi için kişiye özel estetik çözümler sunulduğunu ifade ederek, "Anne estetiği; karın sarkmalarından meme şekil bozukluklarına, inatçı bölgesel yağlardan isteğe bağlı genital estetiğe kadar pek çok müdahaleyi kapsayan bütünsel bir yaklaşım sunuyor" diye konuştu. Opr. Dr. Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Burada yaptığımız uygulamalar arasında; Karın germe: Hamilelik sonrası sarkan karın bölgesini toparlama Meme estetiği: Emzirme sonrası şekil değişikliği yaşayan memeler için dikleştirme, büyütme veya küçültme. Liposuction: Kalça ve bel çevresindeki dirençli yağların giderilmesi. Genital estetik: Talep doğrultusunda gerçekleştirilen operasyonlar." "Öncelik sağlık ve psikolojik iyilik hali" Yıldırım, bu uygulamalardan doğum yapmış, emzirme sürecini tamamlamış ve genel sağlık durumu uygun olan bireylerin yararlanabileceğini kaydederek şunları söyledi: "Bu işlemler toplumsal güzellik kalıplarına uyum sağlamak için değil, kadınların kendini yeniden iyi ve özgüvenli hissetmeleri için tercih ediliyor. Aynı zamanda psikolojik bir rahatlama sürecidir. Bu tür müdahalelere karar vermeden önce mutlaka bir hekime başvurulmalı, detaylı bilgi uzman görüşmesiyle edinilmelidir."
Söke Devlet Hastanesi’nde Ambulans Dönüş Alanı projesi tamamlandı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:25 Söke Devlet Hastanesi’nde Ambulans Dönüş Alanı projesi tamamlandı Aydın’ın Söke ilçesinde hizmet veren Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’nde, acil sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve güvenli sunulması amacıyla başlatılan Acil Servis Önü Ambulans Dönüş Alanı Projesi başarıyla tamamlandı. Hastane yönetimi tarafından yürütülen proje kapsamında yapılan düzenlemelerle, ambulansların acil servise giriş çıkışlarının daha rahat bir şekilde gerçekleşmesi sağlanırken, hasta ve hasta yakınlarının yönlendirme konusunda yaşadığı karışıklıkların da önüne geçildi. Proje kapsamında ambulanslar için dönüş ve manevra adası oluşturularak hızlı ve güvenli hareket kabiliyeti sağlandı. Otopark düzenlemesiyle birlikte, bu alan yalnızca ambulans ve acil araçların kullanımına özel hale getirildi. Ambulanslara özel bekleme ve park alanı oluşturularak, acil ekiplerin müdahale alanlarına daha hızlı ulaşmaları sağlandı. Acil Servis Ayaktan Hasta Girişi ve Ambulans Giriş Alanı’nda yönlendirme tabelaları yenilendi. Yapılan düzenlemeler sonucunda, acil müdahale süresi kısaldı, hasta güvenliği artırıldı ve hastane önündeki trafik karmaşasının önüne geçildi. Ayrıca hem personel hem de hastalar için daha düzenli, konforlu ve erişilebilir bir alan oluşturuldu. Projenin tamamlanmasıyla birlikte hastanenin kurumsal görünümü de güçlendirilirken, acil sağlık hizmeti altyapısı daha fonksiyonel hale getirildiğini ifade eden Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Başhekimliği yaptığı açıklamada "Bu proje ile birlikte hastanemizin acil sağlık hizmeti altyapısı daha güçlü ve fonksiyonel hale getirilmiş, halkımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerinde kalite, hız ve güvenlik ön planda tutulmuştur. Projede emeği geçen tüm idari ve teknik personelimize teşekkür eder, yapılan bu çalışmanın ilçemize ve tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dileriz" ifadeleri yer aldı.
Yapay zeka psikoloğunuz değildir
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:09 Yapay zeka psikoloğunuz değildir Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, yapay zeka ile çözüm arayarak iyi hissetmeye çalışmanın iyileşmekle aynı şey olmadığını söyleyerek, "Hızlı tüketim çağında duygular da çabuk tükeniyor" dedi. İnsanların duygularını hemen iyileşmek üzerine kurduğunu söyleyen Arzu Hamurcu, "Günümüzde neredeyse her birimiz artık duygusal olarak çok yorgunluk yaşıyoruz ama bu yorgunluğu sindirerek bile yaşayamıyoruz. Artık hızlı tüketim çağının verdiği bir dezavantaj, duygularımız da hızlı tükeniyor. Biz yorgunluğumuzu da hemen iyileşmek üzerine kuruyoruz. Herkes hızlıca bir yerlerde çözüm arayarak iyi hissetmek istiyor. Bu çözümler bazen fal oluyor bazen uygulamalar oluyor ve bazen o anda en hızlı cevap verecek tekniklere başvuruluyor. Ya da şu anda en popüler olan yapay zeka dinamikleri ile uğraşıyorlar. Bakıldığında gerçekten anlaşılabilir ve yapay zeka sizi dinleyebilir, sırtınızı sıvazlayabilir. Hatta size çok iyi tavsiyeler verebilir ve gerçekten kendinizi iyi hissedebilirsiniz ama iyi hissetmek iyileşmek midir buna bakmak lazım" dedi. Hamurcu, yapay zekanın sadece kişilerin kelimeleri ile oluşan bir yer olduğunu söyleyerek, "İyi hissetmekle iyileşmek aynı şey değil. Gerçek iyileşme çoğu zaman can acıtan bir süreçtir. Yüzleşmek ister. Sabır ve emek gerektirir ve sizin çabanızla oluşan bir süreçtir. O yüzden yapay zekanın sizi gördüğü yer sadece sizin kelimelerinizle oluşan yerdir. Siz o an ne veriyorsanız, neyi soruyorsanız ona cevap verir ve o anlık iyileşme bir süre sonra tekrar duygusal boşluğu oluşturur. O yüzden burada ayırt etmemiz gereken hatta yüzleşmemiz gereken bir soru var. Anlatmak mı istiyoruz yoksa değişmek mi? Eğer anlatmak istiyorsanız evet yapay zeka harika bir dosttur. Anlatabilir, onunla dertleşebilir ve inanılmaz sorular sorup cevap alabilirsiniz. Hatta kendinizle ilgili araştırmalar da yapabilirsiniz. Fakat günün sonunda aynı döngülerin tekrar ettiğini, aynı soruların yine hayatınızda var olduğunu fark ediyorsanız o zaman artık terapi, uzmanla görüşme tarafını düşünebilirsiniz. Çünkü terapide sizi anlatmadıklarınızla bile karşılayan bir uzman vardır. Siz konuşmasanız bile sizi tahmin eden değil, sizi zaten tanıyan bir uzmanla konuşursunuz" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın bir terapist olmadığını söyleyen Arzu Hamurcu, "Sizin geçmişinizi bilen, sizin beden dilinizi bile tanıyan bir kişiyle duygusal bir eşlikçi ile çalışırsınız. O yüzden yapay zekayı elbette hayatımızda kullanabilir ve onun kolaylıklarını günümüze uyarlayabiliriz. Fakat ruhsal açıdan onun bir terapist olmadığını, sadece bir arkadaş olduğunu vurgulamak isterim bu noktada. Gerçek terapi bir cesaretle, dönüşümle başlar. O yüzden eğer hayatınızda sürekli tekrar ettiğini düşündüğünüz döngüleriniz var ise ve onlarla nasıl başa çıkacağınızı bilmediğiniz bir noktadaysanız yapay zekayı bir kenara bırakarak gerçek bir uzmandan profesyonel bir destek almalıyız. Çünkü yapay zeka sizi bilgilendirir ama terapi sizi dönüştürür" dedi.