Son Dakika
|
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Kağıthane’de metrobüs yangını!
Çöp evde bitkin halde bulunan adamın yeni hali şaşırttı
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu: "Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz"
07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:26:24
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen ‘Rize Günleri’ programı kapsamında ‘Dumansız Açık Hava’ konseptine geçildiğini ve 11 bin metrekarelik bölümün dumansız hava sahası ilan edildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Ankara’da düzenlenen "Rize Günleri’ne katıldı. Bakan Memişoğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı. Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor; Rize Günleri’ni ‘Dumansız Açık Hava’ konseptiyle hayata geçiriyoruz. Etkinlik alanımızdaki 11 bin metrekarelik bölümü dumansız hava sahası ilan ettik. Organizasyon boyunca bu alanlarda tütün kullanımına müsaade edilmeyecek. Sağlık Bakanlığı olarak kurduğumuz 7 ayrı istasyonda; ücretsiz kanser taramalarından sigara bırakma danışmanlığına, sağlıklı yaşam bilgilendirmelerinden koruyucu sağlık hizmetlerine vatandaşlarımızın yanında olacağız. Bu organizasyonda emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyorum. Tüm vatandaşlarımızı sağlığa adım atmak ve bu güzel atmosferi solumak için bekliyoruz" ifadelerine yer verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 20:24
Öğrenciler ikna etti, veliler kan verdi
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılayı tarafından düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin ailelerini bağışa yönlendirdiği kampanyada ilk gün 80 ünite kan toplandı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Manisa Türk Kızılayı ile Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası yoğun katılımla başladı. Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde gerçekleştirilen kampanyada vatandaşlar kan bağışında bulunurken, bağışa destek veren öğrenci velilerine çeşitli hediyeler takdim edildi. Kampanyanın özellikle öğrencilerin ailelerini teşvik etmesiyle büyük ilgi gördüğü belirtildi. Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, kampanyanın ilk gününde 80 ünite kan toplandığını ifade ederek, "İlçemizde bir öğrenci velisini kan bağışına getirdiğinde öğrencilerimize çeşitli hediyeler veriyoruz. Bu kampanya çok iyi tuttu. İlk gün 80 ünite kan topladık. Çocuklarımızın ailelerini ikna etmeleri çok güzel bir davranış. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52
Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:44
Nefes darlığı, kalp, akciğer veya obezitenin habercisi olabilir
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 09:52
Bayburt’ta solunum yetmezliği tedavisi başarıyla sonuçlandı
03 Temmuz 2025 Perşembe - 12:08
Erken teşhis için erkeklere "kendinizi muayene edin" uyarısı
Prostat kanserinin 20-40 yaş arasında da sıklıkla görülebildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Tefekli, erken teşhis için erkeklerin kendi öz muayenelerini yapmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Testis kanseri (testiküler kanser), her ne kadar erkeklerin sadece yüzde 1’inde görülen, nadir sayılabilecek kanserlerden biri olsa da, 35 yaşın altındaki erkeklerde en sık görülen organ kanserlerinden biri. Yeni bir çalışmaya göre, pek çok erkek testis kanserinin yaşlı erkeklerin sorunu olduğunu düşünüyor. Ancak bu hastalık çoğunlukla 20-40 yaş aralığındaki erkekleri etkiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Testis kanseri olan bir erkekte aile öyküsü önemlidir. Eğer ailede baba veya kardeşte daha önce kanser öyküsü görülmüşse daha dikkat edilmesi ve her sene gerekli testlerin ihmal edilmeden yaptırılması gereklidir. Çoğu testis kanseri cerrahi ve kemoterapi ile tedavi edilebilir ve genel olarak iyileşme oranları yüksektir. Testis kanserlerinin çoğu, sperm üretiminde kullanılan ve ‘germ hücreleri’ adı verilen hücrelerden meydana gelir" dedi. "Bebeklikte inmemiş testis varsa risk artar" Testis kanserinin genelde ağrıya neden olmadığını söyleyen Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Ancak hastaların yüzde 30 ila 40’ında ağrı meydana gelebilir. Herhangi bir testis sertliği durumunda en kısa sürede bir uzmana görünmek tavsiye edilmektedir. Genelde sırt ağrısı, boyun ağrısı, memelerde büyüme ve ağrı, istemsiz kilo verme, halsizlik bu kanserin belirtilerindendir. Testis kanserinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, bazı faktörler testis kanseri ile ilişkilidir. Doğuştan gelen yapısal bir bozukluk olan inmemiş testis hastalarında testis kanseri görülme 4 ila 8 kat ihtimali artar. Daha önceden testis kanseri geçirmiş kişilerde ikinci bir testis kanseri geçirme ihtimali böyle bir öyküsü olmayan kişilere göre daha yüksektir. Ailesinde Kleinefelter Sendromlu birey bulunan kişiler ile Down sendromu, androjen duyarsızlık sendromu gibi kimi genetik hastalıklarda testis kanseri riski yükselmektedir. Çoğu kanser, ergenlikten sonra ve 40 yaşından genç erkeklerde görülür, ancak 50 ila 60 yaş arasındaki ikinci bir erkek grubu da testis kanseri için risk altındadır. Birinci derece akrabalarında testis kanseri görülen kişilerde hastalığın görülme ihtimali artmaktadır" şeklinde konuştu. Belli aralıklarla kontrol önemli Testis kanseri için henüz herhangi bir tarama yöntemi geliştirilmediğini ifade eden Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "Kişilerin belirli aralıklarla kendi kendilerine yapacakları muayenelerde testislerinde kitle, yumru, değişiklik, olağan dışı fark etmeleri durumunda hekime başvurmaları tavsiye edilmektedir. Tam teşhis için fiziki doktor muayenesi, görüntüleme yöntemleri, kan testleri yapılmaktadır" diye görüş verdi. Pek çok tedavi seçeneği mevcut Testis kanserinin hem tanı hem de tedavisinin testisin inguinal orşiektomi denilen, kasık üzerinden yapılacak cerrahi operasyonla çıkarılmasını gerektireceğine değinen Prof. Dr. Ahmet Tefekli, "İleri evrede veya yüksek riskli durumlarda, retroperitoneal lenf nodülü diseksiyonu (abdominal lenf nodlarını çıkarmak için cerrahi prosedür) önerilebilir. Testis dışına yayılmış kanserli hücreleri tedavi etmek için kemoterapi ilaçları uygulanabilir. Bunun yanı sıra, kimi hastalarda ameliyat sonrasında ek tedavi olarak da kemoterapi uygulanabilir. Bazı testis kanserli hastalarda radyoterapi kemoterapi veya cerrahi operasyonların beraberinde kullanılabilecek bir tedavi yöntemi olarak gündeme gelebilmektedir. Ayrıca, metastazları bulunan veya cerrahi için uygun olmayan kimi hastalarda da radyoterapi kemoterapi ile kullanılabilir" ifadelerini kullandı.
03 Temmuz 2025 Perşembe - 12:02
1 aylık bebek görme kaybı yaşamaması için ambulans uçakla hastaneye sevk edildi
Batman’da 1 aylık bebek, görme kaybı yaşamaması için ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Batman’da dünyaya gelen 33 günlük F.B. isimli bebek, göz muayenesinde ciddi bir rahatsızlık olan retina dekolmanı tanısı aldı. Uzman doktorlarca yapılan değerlendirme sonucunda bebeğin kalıcı görme kaybı yaşamaması adına acil müdahale edilmesi gerektiği bildirildi. Bunun üzerine Batman İl Sağlık Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü (SAHOM) koordinesinde ambulans uçak gönderildi. Yapılan hazırlıkların ardından minik bebek, Batman Havalimanı’ndan ambulans uçakla İstanbul’a nakledildi. Bebek, İstanbul’daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Yetkililer, sevk işleminin zamanla yarışılarak organize edildiğini, bebeğin sağlık durumunun yakından takip edildiğini belirtti.
03 Temmuz 2025 Perşembe - 11:18
Uzmanlar uyarıyor: "Sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla kalp krizleri artabiliyor"
Yüksek sıcaklıkların kalp sağlığına etkisine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Samim Emet, "Sıcakla beraber kalbin 1 dakikada iş yükü 2 katına çıkmakta. Özellikle 50 yaş üzerinde ek hastalıkları olanlar, hipertansiyon, diyabet, kronik böbrek yetmezliği, kalp yetersizliği, by pass gibi durumların varlığında hastalarımızın çok daha dikkatli olması lazım. Terlemeyle çok ciddi su kayıpları olabiliyor, hastamız da az su tüketimi yapan bir hastaysa ciddi anlamda tansiyon düşüklükleri, bayılmalar, hayatı tehdit eden aritmiler olabiliyor. Yaz aylarında, sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla da kalp krizleri artabiliyor, spor etkinliklerine de çok dikkat etmemiz lazım" dedi.
03 Temmuz 2025 Perşembe - 10:55
Rus hasta Mersin Şehir Hastanesi’nde sağlığına kavuştu
Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, uluslararası sağlık turizmi kapsamında önemli bir başarıya daha imza attı. Kalp rahatsızlığı nedeniyle anjiyo önerilen 57 yaşındaki Rusya vatandaşı Oleg Kozhukov, tedavi için Mersin Şehir Hastanesi’ni tercih etti. Mersin Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Özkan Karaca tarafından yapılan muayene ve tetkikler sonucunda Rus hastanın tedavisi başarılı bir şekilde tamamlandı. Sağlığına kavuşan 57 yaşındaki Oleg Kozhukov, hastaneden taburcu edildi. Tedavi süreci hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Özkan Karaca, "Hastamıza yaklaşık bir yıl önce yurt dışında LAD proksimal bölgesine stent takılmış. Son dönemde göğüs ağrısı şikayetleri artınca Kıbrıs’ta anjiyo önerilmiş. Ancak hastamız hastanemizi tercih ederek bize başvurdu. Yapılan koroner anjiyografi sonucunda LAD stentinin açık olduğu, CX ve RCA damarlarının da açık olduğu görüldü. Medikal tedavisini düzenleyerek sağlıklı şekilde taburcu ettik" dedi. Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise, Türkiye’nin sağlık turizmindeki yükselişine dikkat çekti. Ballı, "Yurt dışından gelen hastalarımıza yüksek standartta sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz. Bu başarıda emeği geçen başta kardiyoloji ekibimiz olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Mersin Şehir Hastanesi olarak hem bölgeye hem de ülkemize değer katmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
03 Temmuz 2025 Perşembe - 10:52
Uzmanlar uyarıyor: "Sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla kalp krizleri artabiliyor"
Yüksek sıcaklıkların kalp sağlığına etkisine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Samim Emet, "Sıcakla beraber kalbin 1 dakikada iş yükü 2 katına çıkmakta. Özellikle 50 yaş üzerinde ek hastalıkları olanlar, hipertansiyon, diyabet, kronik böbrek yetmezliği, kalp yetersizliği, by pass gibi durumların varlığında hastalarımızın çok daha dikkatli olması lazım. Terlemeyle çok ciddi su kayıpları olabiliyor, hastamız da az su tüketimi yapan bir hastaysa ciddi anlamda tansiyon düşüklükleri, bayılmalar, hayatı tehdit eden aritmiler olabiliyor. Yaz aylarında, sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla da kalp krizleri artabiliyor, spor etkinliklerine de çok dikkat etmemiz lazım" dedi. Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve nemin vücut sağlığına olumsuz etkilerde bulunabildiğini belirten uzmanlar uyarıyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Samim Emet de kalp ve dolaşım sistemi hastalığı olan kişilerin bu süreçlerde daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Bunaltıcı sıcakların kalbin iş yükünü artırdığını söyleyen Doç. Dr. Emet, sıvı tüketimi ve spor konusunda dikkatli olunması gerektiğini aktardı. "Sıcakla kalbin 1 dakikada iş yükü 2 katına çıkmakta" Sıcaklıkların kalp sağlığı üzerindeki etkisine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Samim Emet, "Günümüzde sıcaklıklar artık biraz mevsim normallerinin üzerine çıkmaya başladı. Hastalarımızı uyarmayı önemli buluyoruz, sıcaklarla beraber özellikle yüksek tansiyon hastalarında ciddi problemler olabiliyor. Tansiyon ilaçlarının bazıları susatma isteğini azaltmış olabiliyor, su alımını azaltmış hastalarda ciddi sorunlar, terlemeyle su kayıpları, bayılmalar, tansiyonlarda aşırı düşmeler ve ya kalbin iş yükünde ciddi artışlar görebiliyoruz. Sıcakla beraber bir kalbin 1 dakikada iş yükü 2 katına çıkmakta, terlemeyle beraber sıvı elektrolit kayıpları, susuzluk durumunun oluşması böbrek, kalp yetersizliği bunlar hep kardeş hastalıklar, beraber bulunuyor maalesef. Bu durumlar da hastaları ciddi sıkıntıya sokabilmekte. İlaçlarıyla ilgili yeniden bir düzenleme gerekebiliyor. O açıdan hekimleriyle irtibat halinde bulunmak, kış döneminde yeterli olan dozun yaz döneminde değişme gösterebileceğinin farkında olunması konusunda bilgilendiriyoruz" dedi. "Yaz aylarında sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla da kalp krizleri artabiliyor" Sözlerine devam eden Doç. Dr. Emet, "Özellikle 50 yaş üzerinde ek hastalıkları olanlar, hipertansiyon, diyabet, kronik böbrek, kalp yetersizliği gibi, koroner arter hastalığı geçirmiş, by pass, stent öyküsü bulunması gibi hastalık varlığında hastalarımızın çok daha dikkatli olması lazım. Elzem değilse güneşin en yoğun olduğu 11.00 ve 15.00 arasında çok fazla dışarıda bulunmamaları, bulunacaklarsa şapka takarak çıkmaları ve mümkün olduğunca yanlarında su bulundurarak su ihtiyacını gidermeleri şeklinde uyarılarda bulunuyoruz. İdrar söktürücü özelliği olan tansiyon ilaçları bulunuyor, bu ilaçlar susuzluk hissini maalesef bir miktar azaltmış olabiliyor. Terlemeyle çok ciddi su kayıpları mümkün olabiliyor, hastamız da az su tüketimi yapan bir hastaysa ciddi anlamda tansiyon düşüklükleri, bayılmalar, çarpıntı hisleri, elektrolit bozuklukların getirebileceği aritmiler, böbrek yetersizlikleri hayatı tehdit eden aritmiler olabiliyor. 2025 yılında New York’ta bir çalışma yapılmış, burada inmelerin yaz aylarında belirgin olarak 2 kata kadar artabildiği gözlemlenmiş. Nem oranı ve sıcaklığın beraber olduğu durumlarda da inmelerin 2 kata yakın arttığını gösteriyor, nem oranı çok etkiliyor, yüzde 70 orada bir sınırımız var. Yaz aylarında sıcaklıkların anormal derecede artmasıyla da kalp krizleri artabiliyor. Kışın da aynı şekilde söz konusu, aşırısı soğuklar da kalp krizlerini artırıyor. Yaz aylarında ağır sporlardan, egzersizlerden kaçınmak gerekiyor. Kişilerin kardiyoloji kontrolüyle beraber kendilerine uygun egzersizin planlaması anlamında hekimleriyle görüşmeleri gerekmekte " şeklinde konuştu. "Sıcaklarda spor etkinliklerine çok dikkat etmemiz lazım" Yaz aylarında spor yaparken dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Emet, sözlerine şöyle devam etti: "Yaz aylarında özellikle sıcaklarda spor etkinliklerine çok dikkat etmemiz lazım, sadece halı saha değil, tenis, diğer açık hava sporlarıdır hepsinde dikkatli olmakta fayda var. Genetik bazı aritmik kalp hastalıkları da var, çok genç yaşta, 10’lu yaşlarda bile ortaya çıkabiliyor. Güzel bir etkinlik kötü sonuçlanabilir, maalesef karşılaşıyoruz da. Eğer tütün kullanıyorsak, ailemizde genç yaşta bazı kalp hastalıkları açısından öyküler varsa, onun dışında ek hastalıklarımız varsa mutlaka bir kardiyak kontrolden geçerek bir spor işine girmemiz gerekiyor. Özellikle de sıcak aylarda buna ekstra özen gösterilmesi gerekiyor. 28 yaşında, üniversiteyi yeni bitirmiş bir arkadaşımız da bir halı saha maçı sırasında kalp kriziyle geldi, tabi bu hastalarda biraz daha pıhtılaşmaya eğilim açısından genetik riskler var mı diye araştırıyoruz. Her hastamızda, gencimizde böyle olacak diye bir şey yok. Mutlaka bir alt yapı, bilinmeyen bir hastalık ortaya çıkabiliyor. Teşhisi ilk kalp kriziyle koyduğumuz hastalar oluyor"
03 Temmuz 2025 Perşembe - 09:28
İki böbreğinde tümör tespit edilen hasta, kapalı cerrahiyle sağlığına kavuştu
Bursa’da her iki böbreğinde de tümör tespit edilen 59 yaşındaki hasta, gerçekleştirilen kapalı cerrahi operasyonlarla böbrek fonksiyonları korunarak sağlığına kavuştu. Bursa’da yaşayan 59 yaşındaki Muhlis Lordoğlu, iki yıl önce sol böbreğinde tespit edilen tümör nedeniyle birçok hastaneye başvurdu. Ancak görüştüğü tüm hekimler, sol böbreğinin tamamen alınması gerektiğini belirtti. Bu kararın hayat kalitesini ciddi biçimde etkileyeceğini düşünen Lordoğlu, farklı bir çözüm arayışına girdi. Bu süreçte Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanıştı. Dr. Şahan, böbreğin tamamını almak yerine, yalnızca tümörlü kısmın çıkarılabileceğini belirterek umut verdi. 6 santimetrelik kitlenin zorlu bir bölgede yer aldığı sol böbreğe uygulanan laparoskopik (kapalı) cerrahi sayesinde sadece tümörlü doku çıkarıldı ve böbrek büyük ölçüde korundu. Lordoğlu, bu başarılı operasyonun ardından düzenli kontrollerle takip edildi. İki yıl sonra bu kez sağ böbreğinde 2 santimetrelik yeni bir kitle tespit edildi. Kitle, böbreğin içine gömülü ve ulaşılması zor bir konumda bulunuyordu. Yine Doç. Dr. Ahmet Şahan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen kapalı operasyonla bu kitle de başarıyla çıkarıldı ve sağ böbrek de korundu. Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Şahan, "Böbrek kanseri sinsi bir hastalıktır; genellikle son döneme kadar herhangi bir belirti vermez. Muhlis bey, iki yıl önce sol böbreğinde, oldukça zor bir bölgede yer alan 6 santimetrelik bir kitle ile başvurdu. Birçok merkezde bu kitlenin, böbrekle birlikte alınmasının uygun olacağı düşünülmüştü. Ancak biz, böbreği korumak amacıyla kapalı yöntem olan laparoskopik cerrahi ile sadece kitleyi çıkartıp böbreği yerinde bırakmayı tercih ettik. Hastayı düzenli aralıklarla takip ettiğimizde, ikinci yılın sonunda bu kez sağ böbreğinde, yine zor bir bölgede ve böbreğin içine gömülü 2 santimetrelik başka bir kitleyle karşılaştık. Bu kitlenin de yaklaşık 1-1,5 saat süren kapalı bir operasyonla sadece kitle çıkarılarak tedavisi gerçekleştirildi. Bu süreçte, kısmi çıkarımın böbrek fonksiyonlarını korumadaki önemini bir kez daha görmüş olduk. Hastamız kısa sürede toparladı ve günlük yaşamına geri döndü. Hem kanserinden kurtuldu hem de böbrek fonksiyonları korundu. Diyalize girme ihtiyacı olmadı" dedi. Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alkan Çubuk ise, "Böbrek kitlelerinin tedavisi zorlu ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Kitlelerin böbrek içindeki lokalizasyonu, hastanın genel sağlık durumu ve kitlelerin tekrarlama ihtimali gibi faktörler, tedavi planlamasında büyük önem taşır. Elbette bazı standart kitleler, standart yöntemlerle tedavi edilebilir. Ancak zor lokalizasyonlarda bulunan, teknik olarak karmaşık kitlelerde, bu alanda uzmanlaşmış, tecrübeli ve kendini bu işe adamış bir ekibin müdahalesi kritik hale gelir. Hastamız iki yıl önce sol böbreğinde, zor bir bölgede yer alan bir kitleyle başvurmuştu. O dönemde kitlenin böbrekle birlikte tamamen alınması birçok merkezde önerilmişti. Ancak biz, böbreği korumayı hedefleyerek zorlu bir cerrahiyle sadece kitlenin çıkarılmasını sağladık. Eğer o dönemde böbrek tamamen alınsaydı, bu kez sağ böbreğinde ortaya çıkan yeni kitle nedeniyle hastamız çok daha riskli bir süreçle karşı karşıya kalacaktı. Ancak iki yıl önce yapılan cerrahinin sağladığı avantajla, bu kez de sağ böbrekteki kitlenin dikkatli bir cerrahiyle çıkarılması mümkün oldu ve yine böbrek korunmuş oldu" diye konuştu. Yaşadığı süreci anlatan hasta Muhlis Lordoğlu, "İki yıl önce sol böbreğimde tümör tespit edildi. Bu süreçte birçok hastaneye başvurdum. Ancak görüştüğüm tüm hekimler, sol böbreğimin tamamen alınması gerektiğini söyledi. Bu durum beni oldukça endişelendirdi. Sonrasında Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanışma fırsatım oldu. Kendisi bana, böbreğimin tamamını değil, yalnızca tümörlü kısmını alarak böbreği koruyabileceğini söyledi. Bu yaklaşım bana çok umut verdi. Nitekim ameliyat başarıyla gerçekleşti ve sol böbreğim büyük oranda korunmuş oldu. Aradan iki yıl geçtikten sonra bu kez sağ böbreğimde, kömür gibi tarif edilen sert bir kitle tespit edildi. Yine Ahmet Hocam ve ekibi, bu zorlu ameliyatı da kapalı yöntemle son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirdiler. Sağ böbreğim de korunmuş oldu. Tüm bu süreçte hocamızın bilgi ve tecrübesi, ekibinin titizliği sayesinde hem kanserden kurtuldum hem de diyalize girmek zorunda kalmadım. Eğer o zaman Ahmet Hocamla yollarımız kesişmemiş olsaydı, bugün büyük ihtimalle böbrek fonksiyonlarımı kaybetmiş ve diyalize bağımlı bir hasta haline gelmiş olacaktım. Bu tür zor vakaların üstesinden başarıyla gelen başta Doç. Dr. Ahmet Şahan olmak üzere tüm ekibine teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı. Hastanın oğlu Musa Lordoğlu da, "İki yıl önce babamın böbreğinde bir tümör tespit edildi. Ben de bir doktor olarak bu süreçte birçok hastane ve hekimle görüşme fırsatı buldum. Görüştüğüm hekimlerin büyük fazlalığı, böbreğin tamamen alınması gerektiğini söylüyordu. Ancak bu yaklaşımın, ileride yaşanabilecek nüks riskleri ya da böbrek yetmezliği gibi durumlar açısından ciddi sonuçları olabileceğini düşündüğüm için daha fazla araştırmaya başladım. Alternatif görüşler almak istedim. Bu arayış sürecinde Doç. Dr. Ahmet Şahan ile tanıştım. Kendisinin hem daha önce yaptığı başarılı vakaları hem de sürece olan hakimiyeti ve kendine güveni bize büyük bir güven verdi. Bu sayede, babamın o dönemdeki ameliyatını parsiyel nefrektomi şeklinde gerçekleştirdik. O ameliyat sonrası iki yıl boyunca çok şükür hiçbir sorun yaşanmadı. Ancak düzenli kontroller sırasında bu kez diğer böbrekte yeni bir tümör tespit edildi. Bu tümör bir önceki kadar büyük olmasa da, bulunduğu konum itibarıyla çok daha zorlu bir cerrahiydi. Şimdi dönüp baktığımda, eğer ilk ameliyatta böbrek tamamen alınmış olsaydı ve bu yeni tümör de diğer tek böbrekte çıkmış olsaydı, bugün büyük ihtimalle diyalize hazırlık yapıyor ya da böbrek nakli araştırıyor olacaktık. Ama şu an çok şükür böyle bir durumla karşı karşıya değiliz. Babam, Ahmet Hoca’nın hem önceki hem de bu son ameliyatı sayesinde sağlıklı, diyaliz ihtiyacı olmadan yaşamını sürdürüyor. İkinci ameliyat da başarıyla geçti. Bu süreçte Ahmet Hoca’ya ve ekibine minnettarım. Ellerine, emeğine sağlık. Babam şu an hem sağlıklı hem de yaşam kalitesi yüksek bir şekilde hayatına devam ediyor" dedi.
03 Temmuz 2025 Perşembe - 09:20
Uzmanlar uyarıyor: Aşırı sıcaklarda yaşlılar ve kalp hastaları risk altında
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklık ve nem, özellikle yaşlı kişiler ile kalp hastaları için ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu gruptaki vatandaşların sıcak havalarda mümkün olduğunca dışarı çıkmaması, bol sıvı tüketmesi ve serin ortamlarda bulunması gerektiği konusunda uyarıyor. Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, hayati risk taşıyan sıcak çarpması vakalarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için sıcak havaların ciddi tehlikeler oluşturduğuna dikkat çekerek, erken önlem alınmazsa ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Sıcak çarpması, güneş çarpması ya da hiperterminin yaz mevsiminin acil durumları olduğunu söyleyen Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Acil bir durum, çünkü müdahale edilmediğinde hayati tehlike arz eden bir durum. Mevsim yaz artık ve yaz geldiğinde sıcak ve nem artmasına bağlı olarak bu tür vakalar acillerimizi doldurmaya başlayacaktır. Normalde insan fizyolojisi ısıyı kendisi ayarlar. Termal regülasyon diyoruz biz buna. Bu ayarlama özellikle beynin hipotalamus bölgesinde bir merkez aracılığıyla olur. Cildimiz, damarlarımız ve ter bezlerimiz buna katkıda bulunarak bu ayarlamayı sağlar. Ama artan sıcaklık ve nem nedeniyle bu ayarlama mekanizması bozulur ve vücudumuzdaki sistemlerimizde de bozukluklar başlar. Ateşimiz yükselmeye başlar, şuurumuzla ilgili dalgalanma, sersemlik, baş dönmesi gibi şikayetler oluşmaya başlar. Nabzımız hızlanır, solunum yüzeysel ve kesik kesik bir hal alabilir. Hızlı hızlı solunuma başlayabilir. Yine midemizle ilgili bulantı, kramplar gelişebilir, kusmalar oluşabilir. Kaslarda seğirme ve kas krampları gelişebilir. Bunlar sıcak çarpmasına maruz kalan bir hastamızın karşılaşacağı sorunlardır" dedi. "Daha ılık ya da serin bölgeler tercih edilmeli" Sıcak çarpmasının nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Bazı yatkın durumlar var. Özellikle yaşlı nüfusumuz artmaya başladı. Yaşla beraber bu termoregülasyon merkezinin düzenli çalışması bozulmaya başlıyor. Yine yaşla ilgili olarak çocuklarda ve bebeklerde bu mekanizma tam düzgün çalışmadığı için kolayca sıcak çarpması gelişebiliyor. Kronik hastalıkları olan; işte böbrek hastalığı, kalp hastalığı gibi bazı antidepresan ya da psikiyatri ilaçları kullanılan hastalıklar gibi durumlarda yine bu regulasyon merkezinin çalışması bozuluyor ve kolay sıcak çarpması oluyor. Hastalarımızın da özellikle sıcak çarpması anında dikkat etmesi gereken bazı tedbirler var. Öncelikle hava durumunu takip etmeli ve buna göre planlamalarını yapmalı. Faaliyetlerini, işlerini, güçlerini buna göre planlamalı. Sıcak havalarda mümkün olduğunca sıcak ve nemli ortamlara çıkılmamaya çalışılmalı. Daha ılık ya da serin bölgeler tercih edilmeli. Bol sıvı tüketilmeli. Sıvı tüketimi azalırsa yine regülasyon merkezi kolay etkileniyor. Bu şekilde tedbir alınarak ilk etapta bu tür vakalardan kaçınılabilir" şeklinde konuştu. "Şuur ile ilgili dalgalanma var ise en kısa zamanda acile başvurmalı, iş profesyonellere bırakılmalı" Böyle bir vakaya rastlanılması durumunda vatandaşların nasıl davranması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Devrim Deniz, "Öncelikle bireyi o sıcak ve nemli ortamdan uzaklaştırmaya çalışmalı. Serin bir ortama almalı. Gerekirse buz uygulamaları, soğuk uygulamaları yapabilir. Duş aldırabilir vatandaşımıza. Vatandaşımızın sıvı kaybı olacaktır, elektrolit kaybı olacaktır. Şuuru yerinde ise bunları takviye edecek, soda gibi ya da kendi hazırlayacağı dengeli elektrolit kullanarak hastayı destekleyebilir. Yine hastanın klinik durumuna göre baktık ki şikayetler artmış, şuuru ile ilgili dalgalanma var, en kısa zamanda acil kurumuna başvurmalı, iş profesyonellere bırakılmalı. Peki biz burada ne yapıyoruz, hastanın genel durumunu değerlendirdikten sonra iyi bir öyküsünü aldıktan sonra hastalıklarını değerlendirdikten sonra gerekli kan tetkiklerini inceledikten sonra şikayetlerine yönelik hastamıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Özellikle diyabet hastalarında sıcak havalarda çıkmamaları, yeteri kadar sıvı almalarına dikkat etmeleri ve beslenmelerini sağlıklı bir şekilde sürdürmelerini öneriyoruz" diye konuştu.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 18:27
Bakan Memişoğlu: "‘Küresel Sağlıkta Lider Türkiye’ hedefimiz için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Büyük sağlık ailemizle çok daha ötesini hayal edecek, ‘Küresel Sağlıkta Lider Türkiye’ hedefimiz için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu sosyal medya hesabından ‘tam 1 yıl oldu’ notuyla yaptığı paylaşımda, son 1 yıl içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonuna emin adımlarla ilerleyerek ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli’ni hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Memişoğlu paylaşımında şu ifadelere yer verdi: "Sağlık sistemimizin daha güçlü yarınları için bir dizi köklü değişikliğe imza attık. 49 ili ziyaret ettik, sahayı yerinde inceledik. 158 yeni Aile Sağlığı Merkezi ve 34 yeni Sağlıklı Hayat Merkezi hizmete açtık. 49 yeni İkinci ve üçüncü basamak sağlık tesisi inşa ettik. Sağlıkta yapay zeka kullanımını daha etkin hale getirdik. ASELSAN ile TÜSEB iş birliğiyle yerli Kalp - Akciğer Makinesi’ni üretebilir hale geldik. Kamu Hastaneleri bünyesindeki ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde görevli hekim sayımızı yüzde 7 oranında artırdık. Sahadaki denetimleri artırdık, Risk Esaslı Denetim Sistemi’ni (REDES) hayata geçirdik. 81 ilimizde gerekli altyapıyı kurarak 210 REDES temsilcisi görevlendirdik. MHRS’de bekleyen randevu taleplerini yaklaşık yüzde 80 oranında azalttık. 75 yeni düzenlemeyle yaptığımız köklü değişikliklerin hukuki altyapısını oluşturduk. Aile hekimlerimiz tarafından 56 milyonun üzerinde kronik hastalık taraması yapıldı. Yaklaşık 5,6 milyon kişiye erken tanı koyuldu. 10 milyon 200 bin kişiye kanser taraması yapıldı. 1 milyon 282 bin 505 anne adayına eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek Programı Eğitimleri ile yaklaşık 66 bin öğrenciye ulaşıldı. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde yaklaşık 18 milyon kişiye ücretsiz danışmanlık hizmeti verildi. ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına 6,5 milyonun kişinin boy kilo ölçümü yapıldı. Altı Bileşenli Karma Aşı uygulaması başlatıldı. Gebelere yönelik Tdab Aşısı Aşılama Programımıza eklendi. 48 bin kanser hastamız ve aileleri için hayati bir adım atıldı. 25 kanser hastalığının tedavisinde kullanılan 5 immünoterapi ilacı SGK geri ödeme kapsamına alındı. Sigara Bırakma Polikliniği sayımız 467’den 668’e yükseldi. Küresel iş birliklerimizi geliştirecek 37 uluslararası belgeye imza atıldı." "‘Küresel Sağlıkta Lider Türkiye’ hedefimiz için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" Sağlık alanında düzenlemeleri içeren ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan yasa değişikliği teklifi ile; organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından sağlık bilişim teknolojilerine kadar bir dizi değişikliğin daha hayata geçirileceğini işaret eden Memişoğlu, "Büyük sağlık ailemizle çok daha ötesini hayal edecek, ‘Küresel Sağlıkta Lider Türkiye’ hedefimiz için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:00
Kahta’da ilk defa karın fıtıkları kapalı yöntemle tedavi ediliyor
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’nde ilk defa gerçekleştirilen kapalı yöntemle karın ön duvarı fıtığı ameliyatı (Laparoskopik Ventral Herni) başarıyla uygulandı. Kahta Devlet Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salih Yılmaz ve deneyimli ekibi, bu zorlu operasyonu titiz bir çalışma ile başarıyla tamamladı. Yapılan başarılı ameliyatlarla hastalara daha iyi hizmet vermek için çalıştıklarını belirten Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Salih Yılmaz’a ve deneyimli ekibine teşekkür etti. Kapalı yöntemle hastanın daha hızlı iyileşerek günlük yaşamına çabuk adapte olduğuna dikkat çeken Başhekim Mustafa Akel, "Bu modern cerrahi yöntemlerle büyük kesilere gerek kalmadan hasta çok daha az ağrı hissederek daha kısa sürede iyileşir. Hasta günlük yaşantısına daha hızlı döner. Sürekli gelişimi ilke edinen sağlık anlayışımız ve yenilikçi uygulamalarla, Adıyaman ve diğer illere hasta sevkini azaltmak için hizmet vermeye devam ediyoruz" dedi.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:31
Yönten: "Daha da güçlenerek devam edeceğiz"
Büyük Anadolu Sağlık Grubu’na bağlı hastaneler hizmet sektöründe 30. yılını kutlamaya hazırlanırken, Samsun’daki tüm sağlık hizmetlerini tek çatı altında birleştirmek suretiyle güçlenerek hizmetlerine devam ediyor. Büyük Anadolu Sağlık Grubu ilk hastanesini 1995 yılında İstanbul Şirinevler’de açtı. 1997 yılında Samsun’da hizmete açtığı hastane ile özel sağlık hizmetlerine farklı bir boyut kazandıran grup, uzun yıllardır kaliteli, güvenli ve aile sıcaklığında hizmet sunmaya devam etti. Köklü tecrübesi ile 30. yılına giren Büyük Anadolu Sağlık Grubu’na bağlı Samsun Hastaneleri, artık Samsun’daki tüm sağlık hizmetlerini tek çatı altında birleştirmek suretiyle güçlenerek hizmetlerine devam ediyor. Sağlık için dokundukları hayatlar ve herkese güzel hatıralar bırakmak için yola çıktıklarını ifade eden Büyük Anadolu Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Yakup Yönten, 30. kuruluş yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, "Büyük Anadolu Sağlık Grubu olarak Samsun’da sundukları hizmete, uzun yıllara dayanan deneyim ve köklü sağlık hizmeti geleneği ile yeni, güvenilir, fark oluşturan anlayışla ve daha da güçlenerek devam edeceğiz" dedi. "Uzman kadroları ile sağlık teknolojisini birleştiren bir hastane olarak hizmet vermeye devam ediyoruz" Opr. Dr. Yakup Yönten, "Samsun’da 1997 yılında sağlık hususunda attığımız temeller üzerine güvenle inşa ettiğimiz sağlık alanlarımız ve düşüncelerimiz 30. yılda farklı hayaller ve hedeflere dönüşüyor. Uzman kadrolarımız, hasta odaklı yaklaşım ve hasta memnuniyetimiz, şehrin en seçkin noktalarından birinde bulunan hastanemiz, merkezi konumuyla kaliteli sağlık hizmetine erişebilirliği arttırıyor. Hastanemiz yeni yapılandırılan poliklinik ve yataklı servis alanları ile hasta ve hasta yakınları için yüksek konfor sunmakta, deneyimli, çağdaş, yenilikleri takip eden uzman kadroları ile sağlık teknolojisini birleştiren bir hastane olarak hizmet vermeye devam etmektedir" ifadelerine yer verdi. Hasta odaklı olan hizmet anlayışı Sağlık turizmi alanında da iddialı olduklarını ve hasta odaklı hizmet anlayışı ile çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Opr. Dr. Yönten, "Hastanelerimizde hasta ve hasta yakınlarımız için en iyi hizmet ve yüksek konfor sunacak şekilde düzenlediğimiz iç mekanlar, hizmetin hastalarımıza daha kaliteli, kesintisiz ve sorunsuz ulaşabilmesi amacıyla ve çalışanlarımız da düşünülerek yeniden dizayn edildi" diye konuştu. Uluslararası sağlık hizmetleri ‘Sağlık Turizmi Yetki Belgesi’ ile belgelendirilen Samsun ve Darıca Hastanelerinin sağlık turizmi için gerekli tüm altyapı ve konsepte haiz olduğunun altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Yakup Yönten, "Samsun ve Darıca’nın merkezinde bulunan hastanelerimiz, mevcut lokasyonları itibarıyla uluslararası havaalanlarına çok yakındır. Bu bağlamda hastanelerimiz kuruluşlarından itibaren sağlık turizmi için gereken şartları sağlamış ve sağlık turizmine tam kapasite ile hizmet verir hale getirilmiştir" şeklinde konuştu. "Hastanelerimiz, tıbbın birçok dalında hizmet verecek şekilde planlandı" Hastane mimarisini konforla birleştirdiklerini belirten Opr. Dr. Yakup Yönten, "Büyük Anadolu Samsun Hastanemiz mimari ve yenileme açısından projelendirilerek, hastalarımızın ve yakınlarının konforu düşünülerek yeniden düzenlenmiştir. Hastanelerimiz tıbbın birçok dalında hizmet verecek şekilde planlandı. Samsun’da 1997 yılından beri hizmet veren Büyük Anadolu Samsun Hastanemize ilaveten ikinci hastanemizi de Büyük Anadolu Samsun Meydan Hastanesi olarak 2008 yılında hizmete açtık ve bugüne kadar kalitemizden ödün vermeden, güveni ve aile sıcaklığını merkeze alarak hizmetimize devam ettik. Bilinmelidir ki özel ya da kamu hastaneleri Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelikleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunmaktadır. Bakanlık tarafından yayınlanan yönetmelikler tüm hastaneler açısından uygulanması gereken kurallar içermektedir. 31 Ocak 2025 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne göre Meydan lokasyonunda bulunan hastanemizin bina yapısı yeni yönetmeliğe uygun bulunmamış, bu nedenle Meydan Hastanemiz yönetmelikler gereği tahliye edilerek İstasyon mevkiinde bulunan hastanemizin çatısı altında toplanmış, Büyük Anadolu Samsun Hastanesi adıyla hizmet vermeye devam etme kararı alınmıştır. Hangi lokasyonda olursa olsun sunduğumuz sağlık hizmeti hastalığa değil, hastaya odaklı olarak devam edecektir" ifadelerine yer verdi. Opr. Dr. Yakup Yönten, açıklamalarını şöyle tamamladı: "İyileşmenin yolunun iyi hissetmek ve hissettirmekten geçtiğinin bilinciyle 30 yıldan bu yana kaliteyi ve güveni hastalarına, hasta yakınlarına ve çalışanlarına hissettiren bir kurumun yönetim kurulu başkanı olarak, bizlere güvenen Samsun ve bölge halkına, hastalarımıza ve yakınlarına, kıymetli hekimlerimiz ve çalışanlarımıza, iş birliği yaptığımız kamu ve özel kurumlarımıza, sağlık hizmeti sunarken birlikte yol yürüdüğümüz tüm tedarikçi ve paydaşlarımıza kendim ve hastanelerimizin tüm çalışanları adına teşekkür ederim. Büyük Anadolu Sağlık Grubu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm özverisiyle değerli misafirlerine kaliteli ve güvenli sağlık hizmeti sunmaya devam edecektir."
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:49
Çim biçerken yaralanan vatandaş helikopterle Diyarbakır’a sevk edildi
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde çim biçme makinesiyle çalışırken sağ el bileğini kesen Zeynel Buluttekin, ambulans helikopterle Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Lice ilçesinde çim biçme makinesiyle çalışan 46 yaşındaki Zeynel Buluttekin’in sağ el bileği kazayla kesildi. Yakınları tarafından Diyarbakır Lice Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Buluttekin’in sağ el bileğinde ciddi tendon kesiği tespit edildi. İlk müdahalenin ardından durumu ciddi görülen hasta için ambulans helikopter talep edildi. Ambulans helikopterle Diyarbakır’a getirilen Buluttekin’in Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisine devam ediliyor.
02 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:34
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi mezuniyet sonrası iç hastalıkları eğitim kursu düzenledi
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından "2. Mezuniyet Sonrası İç Hastalıkları Eğitim Kursu" düzenlendi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, sürekli tıp eğitimi kavramı çerçevesinde düzenlenen bilimsel programların önemine değinerek, bu tür eğitimlerin mesleki beceri ve uygulamaların günlük hekimlik pratiğine yansıtılmasında tıbbi başarı getireceğini vurguladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yılmaz ise bilimsel bilginin çok hızlı değiştiğini, hekimlik pratiğinde başarı için tıptaki bilimsel değişikliklerin yakın takip edilmesi gerektiğini belirtti. Kursun asıl amacının; meslektaşlarına güncel tıbbi değişikliklerinin aktarılması ve hatırlatılması olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz,"Hekimlerin gündelik çalışmalarında en çok karşılaştıkları anemiler, tiroid hastalıkları, diyabet, artritler, böbrek yetmezlikleri, mide ve bağırsak hastalıkları ve kanser hastalıklarına birinci basamakta yaklaşım konularının tartışıldığı toplantımızda özellikle birinci ve ikinci basamak hastalara tedavi yaklaşımı ve hasta yönetimi konusunda güncel bilgiler sunumlar yapıldı. Bu tür toplantıların ve kursların sürekliliğinin tıbbi gelişme ve meslek pratiği için önemli" diye konuştu. Dört oturumdan oluşan toplanın oturum başkanlıklarını; SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğr. Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, Prof. Dr. Mehmet Baştemir, Prof. Dr. Mustafa Yıldırım ve Prof. Dr. Bünyamin Kısacık üstlendi. Toplantıda; Prof. Dr. Mustafa Yıldırım "İmmünoterapi Tekniği" ve "Meme Kitlelerine Yaklaşım", Prof. Dr. Bünyamin Kısacık "Artritlere Yaklaşım" ve "Ankilozan Spondilit", Prof. Dr. Mehmet Yılmaz "Pansitopeniler", Prof. Dr. Mehmet Baştemir "TİP 2 DM Tedavisine Yaklaşım", Prof. Dr. Mehtap Akdoğan "Kronik Böbrek Hastalıkları Takip ve Tedavisi, Diyaliz ve Nakile Başlama", Doç. Dr. Nimet Yılmaz "Çölyak Hastalığı", Dr. Öğr. Üyesi Ömer Aydın Yıldırım "Anemilerin Sınıflandırılması" ve "Acil Hipertansif Hastaya Yaklaşım", SANKO Üniversitesi Hastanesi hekimleri Doç. Dr. Zeynel Abidin Sayıner "Hipertiroidi ve Tedavi Yaklaşımı", Doç. Dr. Sezgin Barutçu "İrritabl Bağırsak Sendromu" Şanlıurfa Eğitim Araştırma Hastanesi Uzm. Dr. Orhan Özdemir ise "Tanı ve Tedavisine Yaklaşım" başlıklı sunum yaptı. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya çeşitli Aile Sağlığı Merkezlerindeki (ASM) aile hekimleri, asistan hekimler, iç hastalıkları uzmanları ve farklı dahili branşlardan uzman hekimler katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder