Son Dakika
|
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "Rusya-Ukrayna arasında 3 günlük ateşkes ilan edilecek"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:43
Siirt’te obezite ile mücadele devam ediyor
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, sağlıklı yaşamın teşviki amacıyla il merkezinde açılan stantlarda, vatandaşlara obezite, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında bilgilendirmeler yapılıyor. Güres Caddesi Sancaklar Ortaokulu yanı, Millet Bahçesi, Siirt Park, Hayrettin Özgen Parkı, Devlet Hastanesi ve Toplum Sağlığı Merkezlerinde bilgilendirme stantları kurularak boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, vatandaşların beden kütle indeksi hesaplandı. Normal değerlerin altında ve üstünde çıkan vatandaşlar, diyetisyenlere ve obezite taramalarını yaptırmaları için kayıtlı oldukları aile hekimlerine başvurmaları için yönlendirildi. Obezitenin dünya genelinde son yıla bakıldığında iki kattan fazla artış gösterdiğini belirten Diyetisyen Nevzat Ertaş, obezitenin yalnızca vücuttaki yağ oranın artmasıyla ilişkilendirilemeyeceğini belirtti. Ertaş; "Obezites, insülin direnci, tip diyabet, kolesterol, hipertansiyon, eklem hastalıkları, kalp damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve hatta depresyonla ilişkilendirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ülkemiz obezite nüfusunun en fazla olduğu 10 ülkeden biri arasındadır. Ülkemizde yine Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre her 3 yetişkinden 1’i obeziteye sahipken her 3 yetişkinden 1’i yine hafif kilo sınıfındadır. Bu yükselişi engellemek adına Sağlık Bakanlığımız belirli eylem planları ve eylem programları düzenlemektedir. Bu programlardan biri de bugün gerçekleştirmiş olduğumuz ideal kilonu öğren, sağlıklı yaşa kampanyasıdır. Siirt ilinde en az 40 bin nüfusa ulaşmayı hedeflemekteyiz. Bugüne kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 31 bin vatandaşımıza ulaştık. Vatandaşlarımızın sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirerek bu hizmetten faydalanmalarını tavsiye etmekteyiz’’ dedi. Vatandaş Mansur Oktay ise, boyunu ve kilosunu ölçtüğünü belirterek, "Biraz yağlanmam olmuş. Onları egzersiz yaparak biraz daha eritmem gerekiyor" diye konuştu.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:38
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ilgi her geçen gün artıyor
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasına ilgi artıyor. Kampanya kapsamında ölçüm yaptıranların yaklaşık yüzde 35’i fazla kilolu, yüzde 26’sı ise obez çıktı. Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde hayata geçirdiği ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının altıncı haftası sonunda Türkiye genelinde yüzde 47,1’i erkek, yüzde 52,9’u kadın olmak üzere 4 milyon 923 bin 302 kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Ölçümler sonucunda 2 milyon 985 bin 25 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 6’sının ‘zayıf’, 33’ünün ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 26’sının ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla "kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi. Bir haftada 1,2 milyon ölçüm gerçekleştirildi Kampanyanın 14-20 Haziran tarihlerini kapsayan altıncı haftasında, katılım rekoru yenilendi. 590 bin 732’si erkek, 662 bin 129’u kadın olmak üzere toplam 1 milyon 252 bin 861 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 6,1’i ‘zayıf’ çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 1 milyon 252 bin 861 kişinin yüzde 6,1’inin zayıf (VKİ
28 Haziran 2025 Cumartesi - 13:10
KSBÜ’de ’Bilim Kafe’ etkinliği gerçekleştirildi
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Türkiye genelinde eş zamanlı olarak başlatılan ’Bilim Kafe’ etkinlikleri çerçevesinde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kütahya Belediyesi Kent Kahvesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, KSBÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Tekin, ’Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri’ konulu bilgilendirici bir sunum gerçekleştirdi. Dr. Tekin, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yalnızca aile hekimliğinden ibaret olmadığını, Toplum Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezleri gibi kurumların da vatandaşlara ücretsiz ve hayati önem taşıyan hizmetler sunduğunu ifade etti. Kolon kanserinde erken teşhisin önemi vurgulandı Sunumunda kanser taramalarının önemine özellikle değinen Dr. Tekin, Türkiye’de kadın ve erkeklerde en sık rastlanan 3’üncü kanser türünün kolon kanseri olduğunu belirtti. Vatandaşları düzenli kontrole davet eden Dr. Tekin, "50 yaş üzerindeki her bireyin, sağlık merkezlerinde yapılabilecek basit testlerle veya 10 yılda bir kolonoskopi ile tarama yaptırması hayati önem taşıyor. Bu hastalık erken evrede yakalandığında tamamen tedavi edilebiliyor" dedi. "Kumar bağımlılığı aile içinde büyük yıkımlara yol açan gizli bir tehlike" Dr. Tekin, sunumunun bir bölümünü de bağımlılıkla mücadele konusuna ayırdı. Sigara ve alkol gibi klasik bağımlılıkların yanı sıra, günümüzde internet ve mobil cihazlar üzerinden yayılan kumar bağımlılığının özellikle gençler ve çocuklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Kumar bağımlılığının aile içinde büyük yıkımlara yol açan gizli bir tehlike olduğunu belirten Dr. Tekim, bu durumun fark edilmesinin zor ancak etkisinin çok yıkıcı olduğunu aktardı. "Bu tür organizasyonlar toplumda sağlık bilinci oluşturmak için önemli" Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Tekin’in sunumu büyük ilgi gördü. Etkinlik sonunda konuşan KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, bu tür organizasyonların toplumda sağlık bilinci oluşturma açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Bilimin toplumla buluşmasını sağlayan bu değerli organizasyonun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 12:47
Tüp bebekte yeni dönem: Yapay zeka destekli başarı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, ileri teknolojileri kullanarak çocuk sahibi olmak isteyen ailelere umut oluyor. Yapay zeka destekli sistemlerle donatılmış modern laboratuvar altyapısı, embriyo seçiminde büyük avantajlar sunarken, başarı oranlarını da önemli ölçüde artırıyor. Tüp bebek (IVF) tedavisinde en kritik aşamalardan biri olan embriyo seçimi, artık geleneksel yöntemlerin ötesine geçerek gelişmiş görüntüleme sistemleri ve yapay zeka algoritmalarıyla yapılabiliyor. Bu kapsamda kullanılan embriyoskop teknolojisi, embriyoları 7 gün 24 saat kesintisiz izleyerek gelişimlerini en doğru şekilde analiz etme olanağı tanıyor. Medical Point Tüp Bebek Merkezi’nde kullanılan yapay zeka teknolojisi sayesinde embriyolar yalnızca morfolojik olarak değil, potansiyel genetik yapıları açısından da değerlendirilerek en sağlıklı embriyonun seçilmesi sağlanıyor. Böylece tutunma potansiyeli en yüksek embriyonun transferiyle başarı şansı ciddi oranda artıyor. Kadının yaşı, infertilite süresi ve nedeni gibi bireysel faktörlerin yanı sıra, embriyo kalitesini belirleyici sistemlerin kullanılması da tedavi sürecinin etkinliğini artırıyor. Medical Point Tüp Bebek Merkezi, bu süreci multidisipliner yaklaşımla yürütüyor ve kişiye özel tedavi planlarıyla ailelere en güvenli ve bilimsel çözümleri sunuyor. Prof. Dr. Memiş: "Teknolojiyi, insan hayatına dokunan sonuçlarla buluşturuyoruz" Medical Point Hastaneler Grubu Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Ahmet Memiş, yapay zeka destekli tüp bebek uygulamalarının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Tıpta teknolojik gelişmelerin en değerli olduğu alanlardan biri üreme sağlığıdır. Tüp bebek tedavisinde kullandığımız yapay zeka sistemleri, başarıyı sadece sayısal olarak değil, sağlıklı bebek doğum oranlarıyla da artırmaktadır. Amacımız, bu süreci hem bilimsel hem insani açıdan en doğru şekilde yöneterek ailelerin hayallerine sağlıklı ve güvenli bir şekilde ulaşmalarını sağlamaktır."
28 Haziran 2025 Cumartesi - 12:26
Kırklareli’nde ’Bilim Kafe’ buluşmalarında, şekerin vücuda etkileri konuşuldu
Kırklareli’nde ’Bilim Kafe’ buluşmalarında şekerin vücuda etkileri uzmanlar tarafından vatandaşlara anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Bilim İletişimi Ofisi koordinasyonunda ’Bilim Kafe’ buluşmaları Kırklareli’nde yapıldı. Mehmet Akyürek Yayla Parkı’nda gerçekleştirilen buluşmalarda şekerin vücuda etkileri konuşuldu. Etkinlikte konuşan Kırklareli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Gençbay, bilimsel bilgileri parklara taşımayı hedeflediklerini belirterek, "Bilim İletişimi Ofisi, bilimsel bilgilerin halkla buluşturulmasını sağlamak amacıyla kuruldu. Bilgileri üniversite laboratuvarlarından, amfilerden ve bilimsel dergilerden alıp parklara ve sokaklara taşıma hedefindeyiz" dedi. Daha sonra Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Araştırma Görevlisi Esma Oğuz, şekerin sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirdi.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 11:43
Bayburt’ta ’İç Kontrol Eylem Planı Toplantısı’ yapıldı
Sağlık Bakanlığınca yürütülen 2025-2026 yılı Kamu İç Kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planı kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü konferans salonunda çalışma ve değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantı, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, 2025-2026 dönemi için belirlenen eylem planının detayları ele alınarak, iç kontrol sisteminin daha etkin hale getirilmesi ve kurumsal süreçlerin güçlendirilmesi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Kamu iç kontrol standartlarına uyum sürecinde gelinen nokta üzerine konuşmaların yapıldığı toplantıya, İl Sağlık Müdürlüğü personeli ve sağlık çalışanları katıldı.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 11:34
Sıcak hava keneleri harekete geçirdi: 1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, özellikle haziran ayının ortasından itibaren yaşanan sıcaklık artışının kenelerin doğaya yayılmasını hızlandırdığını belirterek vatandaşları uyardı. Prof. Dr. İlhan Çetin, 1 kenenin yaklaşık 10 bin yumurta bırakabildiğini söyledi. Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının hissedilir derecede yükselmesiyle birlikte kene popülasyonu da hızla artıyor. Özellikle Orta Anadolu’da artan hava sıcaklıklarıyla beraber yoğunlaşan kene vakaları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, kenelerin insan ve hayvanlardan kan emerek beslenmeye başladığı bu dönemde vatandaşların dikkatli olması ve önlem alması gerektiğini vurguluyor. Özellikle haziran ayının ortasından itibaren yaşanan sıcaklık artışının kenelerin doğaya yayılmasını hızlandırdığını söyleyen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, vatandaşları uyardı. "Keneler sıcaklık artmadan yumurtadan çıkmaz" Prof. Dr. İlhan Çetin, bu yıl haziran ayının ortalarına kadar bölgenin bol yağış aldığını ve havaların serin geçtiğini söyleyerek, "12-13 Haziran tarihlerinden itibaren ciddi bir ısınma gördük. Kenelerin yumurtadan çıkmaları, hava sıcaklığıyla yakından ilişkilidir. Hava, belli bir sıcaklığa ulaşmadan keneler yumurtadan çıkmaz. Bu dönemde de gerçekten çok fazla kenenin yumurtadan çıktığı, tabiata yayıldığı, insanlara ve hayvanlara tutunmak suretiyle onlardan beslendiğini görüyoruz. Çok sayıda kene ısırma vakalarını, hem kendi hastanemizde hem de çevre hastanelerde görmekteyiz. Havalar ısındıkça, haziran, temmuz, ağustos, eylül aylarında kene ısırma vakalarını daha fazla görüyoruz. Mart ve nisan aylarında daha az, ekim ve kasım aylarından itibaren de azaldığını görebiliriz" diye konuştu. "Kenelerin 4 fazı var" Kenenin biyolojik döngüsünü anlatan Çetin, "Kenenin 4 fazı vardır. Bu 4 fazdan birbirlerine geçerken, ya insandan ya da hayvandan kan emmek ister. Sıcak havalarda kan emme ihtiyaçları daha fazla arttığı için hem hayvanlara hem de insanlara doğru gelip onlardan tutunarak kan emme ve ısırma riski daha yüksektir. Keneler yumurtadan çıktıktan sonra, biz ona larva diyoruz, nimf haline gelebilmesi için beslenmesi gerekiyor. Bu esnada sürüngen olabilen tavşan, kirpi ve fare gibi hayvanlardan beslenmek suretiyle onlardan kanı emer. Çünkü larva hali çok küçüktür ve daha küçük hayvanlara tutunma ihtimalleri daha yüksektir. Küçük hayvanlardan düştükleri esnaya, aç nimf diyoruz. Nimflerinde bir üst aşamaya geçerek, erişkin hale gelebilmeleri için beslenmeleri gerekiyor. O vakitte ise vahşi hayattaki tilki, ayı ve domuz gibi hayvanlara daha fazla tutunuyorlar. Bu hayvanlardan da bırakıldığı zaman, erişkin olabilmeleri için tekrardan bir şekilde tutunmaları gerekiyor. O dönemde de hayvanlardan evcil hayvanlara, koyundan sığıra ve o bölgede bulunan hayvan cinsine göre hayvanlara veya insanlara tutunarak tekrardan karnını doyuruyor" şeklinde konuştu. "1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor" Kenelerle mücadelenin en etkili yolunun erken müdahale olduğunu vurgulayan Çetin, "Kene, erişkin olduğunda çiftleşiyor. Erişkin kene yumurtluyor. 1 kene, 10 bine yakın yumurta bırakabiliyor. Eğer kene yumurtalarını bırakmadan önce hayvanların üzerindeyken bir şekilde bertaraf edilebilirse, keneye karşı yapabileceğimiz en büyük mücadeleyi yapmış oluruz" dedi.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:38
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde "Onkolojide Güncel Bakış" konulu toplantı düzenlendi
SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Ünitesi’nin açılışı nedeniyle, "Onkolojide Güncel Bakış" konulu bilimsel toplantı düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı toplantıda yaptığı konuşmada, sağlık temalı üniversite olarak ilk görevlerinin öğrenci ve sağlık profesyoneli yetiştirmek olduğunu belirtti. Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon, Beslenme ve Diyetetik ile Hemşirelik Bölümlerinin önceki yıllarda akredite olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, "Bu yıl Dekanımız Prof. Dr. Salih Murat Akkın ve Dekan Yardımcımız Prof. Dr. Ayşen Bayram’ın on yıldan bu yana süren çabaları sonucunda Tıp Fakültemiz de akredite oldu ve üniversitemiz de kurumsal akreditasyonunu tamamladı" dedi. Kurumsal akreditasyonun öğrencilere mezuniyetlerinde diplomanın yanında verecekleri ek transkript belgesinde, Türkiye Yeterlik Çerçevesi (TYÇ) logosunu kullanacaklarına dikkat çeken Prof. Dr. Dağlı, belgenin önemini, "Bu, Avrupa ülkelerinde de üniversitemizin diplomasının tanındığı anlamına geliyor. Mezunlarımız Avrupa’da çalışmak isterlerse Avrupa yeterlik çerçevesine de uyduğumuzun bir kanıtı" sözleriyle dile getirdi. Prof. Dr. Dağlı, "Onkolojide Güncel Bakış" konulu bilimsel toplantıya ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, konuşmacı ve katılımcılara teşekkür etti. Hem bilim ve hizmet üreteceğiz SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Ünitesi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli ise konuşmasına Tıp Fakültesine girişinin 50. yılında onkoloji ünitesinin açılışı gibi kıymetli bir projede yer almaktan gurur duyduğunu söyledi. SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Süpervizörü Prof. Dr. Atilla Soran’ın yaklaşık 1,5 yıl önce onkoloji ünitesi kurulması ile ilgili düşüncelerini paylaştığında SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Zeki Konukoğlu ve SANKO Ailesi’nin tüm mensuplarının destek verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti: "Ben hep şuna inanıyorum; şimdi adı ünite ama merkez olacak ve bir gün mutlaka enstitüye dönecek, biz de hem bilim hem hizmet üreteceğiz, hastalarımıza şifa dağıtacağız. Türkiye’nin zorlu bir coğrafyasında yaşıyoruz. Böyle bir hizmete vesile olmak gerçekten çok önemli. Prof. Dr. Atilla Soran Hocama teşekkür ediyorum, Amerika’dan buraya bu işe emek vermek için gelip gitmesi, bizi sürekli sıkıştırması, her ayrıntıya dikkat etmesi gerçekten takdire şayan. Rektörümün, Rektör Yardımcımın, Genel Sekreterimin, Dekanlarımın, Genel Müdürümün, tüm idarecilerim ve teknik ekipten arkadaşlarımın böyle büyük bir işin içinden bu kadar kısa sürede ve hakikaten hatasız çıkılmasından büyük mutluluk duyuyorum. Katılımınız ve bilimsel toplantımıza misafir olup destek verdiğiniz için sayın hocalarıma çok teşekkür ediyorum, her birinize tekrar hoş geldiniz diyorum." Bölgede onkoloji merkezine acil ihtiyaç olduğunu düşündük SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Süpervizörü de olan Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran da Gaziantep’te olmaktan her zaman çok mutlu olduğuna vurgu yaparak sözlerine başladı. Onkoloji Ünitesi ile ilgili çalışmalara başlamalarında yaklaşık 1,5 yıl önce elde ettikleri bölgenin kanser verilerinin çok iç açıcı olmamasının etkisi olduğunu bildiren Prof. Dr. Soran, "Bu bölgede onkoloji merkezine acil ihtiyaç olduğunu düşündük ve bir planlama yaparak yönetim kuruluna sunduk" ifadelerini kullandı. Yönetim kurulundan aldıkları tam destek ile hayallerini gerçekleştirmek için yola çıktıklarını kaydeden Prof. Dr. Soran, "Onkoloji Merkezi, hastanenin A Blok giriş katında 200 metrekare alanda poliklinik, kan alma, sekretarya, hasta kayıt ve günü birlik kemoterapi ünitesi olarak modern şekilde tasarlanmış, altyapı tüm ihtiyaçlara göre yenilenmiştir. Radyasyon Onkoloji Ünitesi ise binanın eksi 2 katına ciddi bir yatırım ve mühendislik ile indirilmiştir. İki adet radyoterapi cihazına hizmet verecek şekilde düzenlenmiş ünitede tüm güvenlik tedbirleri eksiksiz yerine getirildi, hasta ve çalışan güvenliği ön planda tutularak son derece aydınlık ve ferah ortam oluşturuldu. Radyoterapi cihazı dünya standartlarında olup, kısa bir süre sonra hizmet vermeye başlayacaktır" değerlendirmesi yaparak, sürecin yönetimindeki başarıya değindi. "İlk konuştuğumuzda ihtiyaçları sorduk, veriye ihtiyaç olduğunu öğrenince eğitimler verdik, topladığımız veri sayısında 1,641 gibi çok güzel bir rakam var elimizde" diyen Prof. Dr. Soran, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Çok rahatlıkla söyleyebilirim; Türkiye genelinde onkoloji merkezi yok, onkoloji üniteleri var. Bizim düşündüğümüz, enstitüye giden bu yolda sizlerin de desteğiyle Türkiye’ye örnek olacağız. Ülkemize bir şeyler katabilmek beni her zaman mutlu etmiştir, bugün burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ediyorum." Bilimsel toplantı Açılış konuşmalarının ardından toplantının bilimsel kısmına geçildi. Toplantı yöneticiliğini yapan Pittsburgh Üniversitesi Cerrahi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Atilla Soran, "Kanser Tanı ve Tedavisinde Multidisipliner Yaklaşımın Önemi", SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Ünitesi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli, "Bölgemizde Kanser Dağılımı, Evreleri ve SANKO Üniversitesi Onkoloji Ünitesi Verileri", Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferah Yıldız, "Radyoterapide Güncel Durum", Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Türkkan Evrensel, "Sistemik Tedavide Güncel Durum", Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Melis Gültekin, "Radyoterapide Nelere Dikkat Etmeliyiz: Hasta Seçimi Ve Komplikasyon Yönetimi", SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göktürk Maralcan, "Kanser Cerrahisi: Sınırlı mı, Geniş mi?" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, "Kanserde Moleküler Testlerin Önemi" ve SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Beril Balcı Topuz, "Radyoterapide Kısa Zamanlı Tedavi mi, Uzun Zamanlı Tedavi mi?" konulu sunum yaptı. Toplantıya SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü ve Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci, Genel Müdür Yardımcıları Rabia Ağar ve Hüseyin Söylemez, Mesul Müdür Dr. Mehmet Subaşı, Irak Duhok Üniversitesinden, Gaziantep ve bölge illerinden akademisyenler ve hekimler katıldı.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:28
Aşırı terleme vitamin eksikliği habercisi olabilir
Eskişehir’de çocuk doktoru olan Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terlemenin çoğu zaman normal bir durum olduğunu ancak bazı belirtilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Kuğu, çocuklarda görülen terleme şikayetleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Baş ve boyun bölgesinde terlemenin çocuklarda sık görüldüğünü belirten Kuğu, "Baş ve boyun bölgesi, el ve ayak altı Ter bezleri doğuştan aktiftir. Ancak koltuk altı, sırt ve kasık gibi bölgelerdeki ter bezleri ergenlikle birlikte çalışmaya başlar. Bu nedenle bölgesel terlemeler doğal kabul edilmelidir" dedi. "Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" Dr. Kuğu, yatağı ıslatacak ya da çamaşır değiştirecek kadar yoğun terlemenin altında vitamin eksikliklerinin yatabileceğini belirterek, "Bu tarz yoğun terlemelerde D vitamini eksikliği gibi durumlar mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak vakaların büyük bir bölümü genetik faktörler öne çıkar. Ailede aşırı terleme varsa, çocuklarda da görülme ihtimali yüksektir" diye konuştu. "Terleme sonrası üşütme yanlış anlaşılıyor" Ayrıca, ’Terledi, hasta oldu’ şeklindeki yaygın kanaatin doğru olmadığını ifade eden Dr. Özlem Kuğu, şunları söyledi: "Terleme tek başına hastalık yapmaz. Ancak terli şekilde rüzgâra maruz kalmak, klima ya da hava akımı nedeniyle vücudun soğuması vücudun direncinin düşmesine yol açabilir. Yani aslında hastalık, terin üzerinde soğumasıyla ortaya çıkar." "Sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" Dondurma veya sütlü tatlılar tüketildikten sonra ılık su içmenin faydalı olduğunu dile getiren Dr. Kuğu, "Süt ürünleri boğazda kalıntı bıraktığında bakterilerin üremesi için ortam oluşturur. Bu nedenle dondurma, magnolia, tiramisu, ekler gibi sütlü-kremalı gıdalar tüketildikten sonra su içilmesini öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir" Terlemenin tedavi edilmesi gereken bir durum olup olmadığının belirli kriterlere bağlı olduğunu söyleyen Dr. Kuğu, "Özellikle sınav dönemlerinde çocukların elleri o kadar terliyor ki, optik formları ıslatabiliyorlar. Bu gibi durumlarda botoks tedavileri ya da stres yönetimi yöntemlerine başvurulabiliyor. Çünkü bu düzeydeki terlemelerin altında stres ve psikolojik etkenler de yatabilir. Terleme; koşu, egzersiz, ateş, stres gibi durumlarda vücudun kendini soğutma mekanizmasıdır. Eğer terleyemezsek, vücut ısısı tehlikeli seviyelere çıkabilir ve iç organlara zarar verebilir" diyerek terlemenin yararını vurguladı.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:16
Bayburt’ta Ruh Sağlığı Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı
2025 yılı 1. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünde gerçekleştirildi. Toplantıda, ruh sağlığı alanındaki iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi ele alındı. Kurula katılan kurum temsilcileriyle yapılan ilk bölümde, bir önceki toplantıda sunulan bir vakaya yönelik gerçekleştirilen mesleki müdahaleler ve alınan kurul kararlarının sonuçları değerlendirildi. Bu değerlendirme ile daha önce alınan kararların etkinliği ve sahada oluşturduğu etki ele alındı. Toplantının devamında, iki yeni vakanın psikososyal değerlendirme formu kurula sunuldu. Paydaş kurum temsilcileri, sunulan vakalar üzerine fikir alışverişinde bulundu. Toplantının, ruh sağlığı hizmetlerinin daha etkin ve koordineli bir şekilde sunulması açısından önem taşıdığı belirtildi.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:16
Diyabet Okulu Haziran ayı mezunlarını verdi
Aydıntepe İlçe Devlet Hastanesinde düzenlenen Haziran ayı Diyabet Okulu eğitimleri tamamlandı. ’Diyabetle Sağlıklı Yaşam’ hedefiyle gerçekleştirilen programa katılan tüm hastalara, eğitim sonunda belgeleri takdim edildi. Eğitimde, diyabetle alakalı genel bilgilendirmeler yapılarak, beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiği üzerine duruldu. Diyabetin etkilerinin, insülin uygulamalarının ve evde kan şekeri takibinin anlatıldığı eğitimde, katılımcılara belgeleri, hastane yöneticileri ve Diyabet Okulu eğitimcileri tarafından verildi. Diyabet Okulu, diyabet hastalarının hastalık yönetimi, sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri konularında bilinçlenmelerini sağlayarak, yaşam kalitelerini artırmayı hedefliyor.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 10:06
Kronik sırt ağrısının çözümü beyinde olabilir
Depresyon ve anksiyetenin sırt ağrısına neden olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Aybige Üstüner, bu yüzden çözümün omurgada değil beyinde olabileceğini söyledi. Üstüner, sekiz haftalık bir farkındalık veya bilişsel davranışçı terapi (BDT) kürünün, ağrı kesiciler veya diğer tedavi biçimlerine yanıt vermeyen kişilerde sırt ağrısını önemli ölçüde azalttığını aktardı. Günümüzde genç yaşlı pek çok insan sırt ağrısı sorunu yaşıyor. Modern yaşam tarzı, masa başında çalışmak, kötü duruş alışkanlıkları ve yetersiz fiziksel aktivite sırt ağrısının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Son dönemlerde birçok kişi boyun veya sırt sorunları nedeniyle çalışmakta güçlük çekiyor. Yakın zamanda yapılan bir klinik deney, sekiz haftalık bir farkındalık veya bilişsel davranışçı terapi (BDT) kürünün, halihazırda ağrı kesiciler kullanan ve diğer tedavi biçimlerine yanıt vermeyen kişilerde sırt ağrısını önemli ölçüde azaltabileceğini gösterdi. Araştırmalar, erkeklerde öfkenin sırt ağrısıyla yakından ilişkili olduğunu ortaya koydu. Çalışma, öfkeyi yönetemeyen erkeklerin, kas gerginliğinin arttığı ve tablonun daha da kötüleştiğini gözler önüne serdi. Yapılan araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Aybige Üstüner, "Bilişsel davranışçı terapinin rolü, ağrı, düşünceler ve duygular arasındaki bu ilişkiyi kesintiye uğratmak. Hissettiğimiz ağrı hakkındaki inançlarımızı değiştirdiğimizde ağrı da değiştirmiş oluruz" ifadelerini kullandı. "Acı ile savaşmayın, duygularınızı yönetin" Düşünceleri doğru şekilde kontrol altına alarak uzun vadede ağrı kesici ilaç kullanımı kadar ağrının hafifleyebileceğini de aktaran Psikolog Aybige Üstüner, semptomları yönetmeye yardımcı olacak 5 öneriyi de sıraladı: "Sırt ağrısını tetikleyen, artıran düşünceler kişiden kişiye değişir. Ağrı üzerinde tekrar tekrar düşünmek ağrıyı daha yoğun hissetmenize neden olabilir. Bunları yazmak, bunu işlemeye yardımcı olabilir ve düşünmeye son verebilir. Olumsuz düşüncelerinizi not edin ve gelecekte kendinize daha iyi bakmak için neler yapabileceğinizi yazın. Depresyon, anksiyete, sırt ağrısına neden olur ve tabloyu daha da kötüleştirebilir. Kaygılı, çökük veya öfkeli hissedebiliriz. Bu nedenle sırt ağrısının hayatınızın bir parçasını kabul edin ve buna göre yaşayın. Birçok çalışma, yeşil alana maruz kalmanın ağrıyı azalttığını ve sırt ağrısı da dahil olmak üzere kronik ağrı rahatsızlıkları çeken kişilerde yaşam kalitesini iyileştirdiğini gösteriyor. Açık hava sizi gelecekle ilgili endişelerinizden uzaklaştırırken ağrınızı da azaltabilir. Vücudunuzda acıyı hissettiğinizde beyin mücadeleye girer ve tepki olarak direnir ve acı ile savaşır. Bu çatışmaların üzerine hayal kırıklığı, korku ve gerginlik eklenirse durum daha da kötüleşebilir. Bu yüzden masa başında çalışanlar, ağrı konusunda endişelendiklerinde her yarım saatte bir kalkıp esnemeli ve her saat başı kısa bir yürüyüşe çıkmalı. Hayat rutininize derin nefes egzersizlerini dahil edin. Günde üç kez uygulanan beş dakikalık derin nefes alma egzersizleri ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder