Son Dakika
|
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 11:43
TOGÜ’de diş korkusu olanlara uzman klinik çözümü
27 Haziran 2025 Cuma - 14:02
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yeni bir uzman hekime daha kavuştu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamlayan Araştırma Görevlisi Dr. Ferhat Eser, girmiş olduğu uzmanlık sınavını başarıyla geçerek kliniğin 14. uzmanı olmaya hak kazandı. Uzmanlık sınavı, Prof. Dr. Osman Virit başkanlığında gerçekleştirildi. Jüri üyeleri arasında Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilfer Şahin, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Meltem Derya Şahin ve Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Selçuk ile Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Utku Cenikli yer aldı. Tezinde psikiyatrik belirtiler ve yaşam kalitesi ilişkisini inceledi Dr. Ferhat Eser’in tez danışmanlığını yürüten Dr. Öğr. Üyesi Meltem Derya Şahin, genç hekimin tez konusunun, "Anal Fistül Tanılı Hastalarda Obsesif Kompulsif Belirtiler, Yaşam Kalitesi ve Yeti Yitimi Düzeyinin Kontrol Grubu ile Karşılaştırılması" olduğunu belirtti. Eser, bu çalışmasıyla kronik fiziksel hastalıkların ruhsal etkilerini derinlemesine ele alarak psikiyatri alanında değerli bir bilimsel katkı sundu. Kurumdan mezun olan 263. uzman hekim Uzmanlık sınavını başarıyla geçen Dr. Ferhat Eser, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden uzmanlığını alan 263. araştırma görevlisi hekim oldu. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ruh Sağlığı ve Hastalıkları (Psikiyatri) uzmanı olmaya hak kazanan Dr. Ferhat Eser’i Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi ailesi olarak gönülden tebrik ediyor, bundan sonraki meslek hayatında üstün başarılar diliyoruz" ifadesi kullanıldı.
27 Haziran 2025 Cuma - 12:44
Kepez’de sünnet kayıtları devam ediyor
Kepez Belediyesi’nin sünnet işlemleri için son başvuru tarihi, 16 Temmuz olarak belirlendi. Kepez Belediyesi’nin, ücretsiz sünnet organizasyonu için kayıtlar devam ediyor. Çocuğunu sünnet ettirmek isteyen aileler, 16 Temmuz’a kadar başvurularını Belediye Sağlık Merkezi’ne şahsen yapabilirler. 6 yaş ve üzerindeki çocukların sünnet işlemleri, uzman sağlık ekipleri tarafından hijyenik şartlarda ve özenle gerçekleştirilecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün hediyesi olarak, sünnet olacak çocuklara sünnet gömleği, pelerin, asa, şapka, maşallah bandı, papyon, kumaş pantolon, gömlek ve ayakkabı ücretsiz olarak verilecek.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:53
Yaz aylarında böcek ve kene ısırıklarına dikkat
Yaz mevsimiyle birlikte açık alanlarda geçirilen zaman artarken, doğada bulunan kene, sivrisinek ve diğer haşerelere maruz kalma riski de yükseliyor. Sivrisinek ısırıkları bazı viral enfeksiyonlara, keneler ise ciddi bulaşıcı hastalıklara yol açabiliyor. Liv Hospital Gaziantep Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Rıza Çam, yaz aylarında artan böcek ve kene ısırıklarına karşı toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla uyarılarda bulundu. Kene ısırığı ciddi hastalıklara yol açabilir Özellikle kırsal ve ormanlık bölgelerde vakit geçiren bireylerin en sık karşılaştığı risklerden biri kenelerdir. Keneler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere çeşitli bakteriyel ve viral hastalıkların taşıyıcısı olabilir. Kenelere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Rıza Çam, "Keneler çoğu zaman ağrısız ısırır ve fark edilmez. Ancak vücuda tutunmuş bir kene asla çıplak elle çıkarılmamalı, üzerine kolonya, deterjan gibi maddeler dökülmemelidir. Kene tutunmuş ise kişinin kendisi ve bir yakını tarafından hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kene çıkarılsın ya da çıkarılamasın en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. Sivrisinek ısırıkları sadece kaşıntı değil Sivrisinek ısırıkları yazın kaçınılmaz gibi görünse de bazı türler Batı Nil virüsü, dengue, zika ve chikungunya gibi enfeksiyonları taşıyabilir. Türkiye’de nadir de olsa bu tür vakalara rastlandığı bilinmekte. Uzm. Dr. Çam, "Sivrisinek ısırıklarının oluşturduğu kaşıntı dışında, ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler görülürse mutlaka doktora başvurulmalıdır. Özellikle bağışıklığı düşük bireyler ve çocuklar bu konuda daha dikkatli olmalıdır" açıklamasında bulundu. Böcek ve arı sokmaları da hafife alınmamalı Yaban arısı, karınca ve örümcek gibi böceklerin sokmaları, bazı bireylerde alerjik reaksiyonlara, ciddi vakalarda ise anafilaksiye yol açabilir. Sokma bölgesinde aşırı şişlik, kızarıklık ve nefes darlığı gibi bulgular varsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Bilinen alerjisi olan kişiler, yaz aylarında mutlaka doktor önerisiyle alerji ilaçlarını yanlarında taşımalıdır. Uzm. Dr. Rıza Çam yaz için koruyucu önerileri söyle sıraladı: "Açık alanlarda uzun kollu, açık renkli giysiler tercih edilmeli. Piknik, yürüyüş, kamp gibi aktiviteler sonrası mutlaka vücut kene açısından kontrol edilmeli. Keneye çıplak elle müdahale edilmemeli. Hiç vakit kaybetmeden çıkarılmalı. Ev ve çevresi düzenli olarak sinek ve haşere kontrolünden geçirilmeli. Cilt üzerine uygulanabilen sivrisinek kovucu ürünler (repellent) dikkatli ve doktor önerisiyle kullanılmalı. Hayvancılıkla uğraşan ya da kırsalda yaşayan bireyler daha dikkatli olmalı." "Doğayla temas güzeldir ama bilinçli olunmalı" Yazın sunduğu doğal güzelliklerin tadını çıkarırken, özellikle açık alanlarda geçirilen vakitlerde dikkatli olunması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Rıza Çam, "Isırıklar ve sokmalar basit gibi görünse de ciddi enfeksiyonlar veya alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Vücudunuzda yeni fark ettiğiniz bir belirti varsa ihmal etmeyin" uyarısında bulundu.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:41
Yerkesik Gasilhanesi Menteşe Belediyesi tarafından yenilendi
Menteşe Belediyesi, Yerkesik Mahallesi’nde bulunan Adli Tıp Kurumu Muğla Şube Müdürlüğü bahçesindeki gasilhaneyi baştan sona yeniledi. Vatandaşların en hassas zamanlarında ihtiyaç duyduğu cenaze hizmetlerinin çağdaş ve hijyenik şartlarda sunulabilmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında; gasilhanenin tüm sıhhi tesisatı yenilendi, iç ve dış cephe sıva ve boyama işlemleri tamamlandı. Ayrıca iç mekânda bulunan seramik kaplamalar değiştirilerek, teneşir masası da güncel standartlara uygun hale getirildi. Tamamlanan çalışmalarla birlikte Yerkesik gasilhanesi, modern altyapısıyla vatandaşlara daha sağlıklı ve güvenli bir ortamda hizmet vermeye başladı.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:36
Adana İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay arasında iş birliği protokolü
Bağımlılıkla mücadelede ortak kararlılığı güçlendirmek amacıyla Adana İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay Adana Şubesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen protokol töreninde, halihazırda yürütülen çalışmaların sürdürülebilirliği ve gelecekte hayata geçirilecek projelere kurumsal bir zemin kazandırılmasının hedeflendiği bildirildi. Bu kapsamda her iki kurum arasında, bağımlılığın tüm türlerine karşı toplumsal farkındalığı artırmak ve önleyici hizmetleri yaygınlaştırmak amacıyla bir mutabakat sağlanarak protokol imza altına alındı. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, bağımlılık, yalnızca bireyin değil, ailenin, toplumun ve geleceğin sağlığını tehdit eden bir sorun olduğunu belirterek, "Biz sağlıkçılar, bu mücadeleyi yalnızca tedaviyle değil; eğitimle, farkındalıkla, birlikle kazanabiliriz. Bugün attığımız imza, kararlılığımızın ve sorumluluğumuzun somut bir göstergesidir. Kaybedecek tek bir canımız yok, bağımlılıkla mücadeleyi birlikte kazanacağız" dedi. Yeşilay Adana Şube Başkanı Dr. Yunus Emre Yıldırım da bu önemli adımın yalnızca kurumlar arası bir protokol olmanın ötesinde, insanımızın ve insanlığımızın bağımsızlığını ilan etmesine katkı sunacak bir mücadele ruhunu temsil ettiğini belirtti. İl Sağlık Müdürü Nacar’ın desteği ve öncülüğünde, sağlık teşkilatının bağımlılıkla mücadelede her zaman teyakkuz halinde olduğuna da ifade edildi. Vatandaşların daha sağlıklı, bilinçli ve müreffeh bir yaşam sürmeleri adına mahalle düzeyinde birebir yürütülecek koruyucu ve önleyici çalışmaların önemine vurgu yapılan törende, protokolün tüm maddelerinin önümüzdeki günlerde sahada uygulama bulacağı kaydedildi.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:35
Kulağınızı havuz enfeksiyonlarından koruyacak 7 öneri
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, dış kulak yolu iltihabının çocuklarda erişkinlere göre hem daha sık ortaya çıktığını hem de ağrı düzeyinin genellikle çok daha yüksek olduğunu söyledi. Yaz sıcakları bastırdıkça serinlemenin en kestirme yolu kendimizi denize ya da havuzun serin sularına bırakmak oluyor. Ne var ki, klor dengesinin bozuk olduğu, yeterince filtre edilmeyen havuzlar sağlığımızı tehdit ederken özellikle de "yüzücü kulağı" adıyla bilinen dış kulak yolu enfeksiyonuna zemin hazırlıyor. Tatil keyfinin kulak ağrısı ve işitme kaybına dönüşmemesi için havuz seçiminin titizlikle yapılması, suya girmeden önce tek kullanımlık kulak tıkacı takılması ve çıkışta kulak kanalının bastırmadan kurulanması gerektiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, dış kulak yolu enfeksiyonu hakkında bilgiler vererek korunma yöntemlerini anlattı. Klor kulak sağlığını tehdit ediyor Dış kulak yolunun aslında kendi kendini temizleyen, korunaklı bir yapıya sahip olduğuna değinen Dr. Arslanhan, "Bu doğal bariyer mikropların yerleşmesini zorlaştırır. Ancak bazı etkenler tek başına ya da birlikte devreye girerek iltihap oluşumuna kapı aralayabilir. Havuzda yüzerken ya da duş alırken su kaçtığında, sudaki klor kulak girişinde ’kulak kiri’ diye bilinen koruyucu mum tabakasını eritir. Bu tabaka yitirildiğinde bakteriler ve mantarların çoğalması kolaylaşır. Öte yandan kulağa parmak, pamuk çubuk veya başka sert cisimler sokmak, kanalın hassas cildinde mikroskobik çatlaklar oluşturur. Bu küçük yarıklar ise mikropların adeta giriş kapısı haline gelerek enfeksiyon riskini yükseltir. Dış kulak kanalında gelişen enfeksiyonun ilk belirtileri, çoğu zaman yüzme veya banyo sonrasındaki birkaç gün içinde ortaya çıkar. Bazı kişilerde kulak kanalı yapısal olarak daha dar, uzun ya da kıvrımlı olduğundan, su iç kısma hapsolabilir. Kanalın nemli kalması, başta mantarlar olmak üzere mikropların kolayca tutunup çoğalmasına zemin hazırlar" diye konuştu. Çocuklarda daha şiddetli seyrediyor Dış kulak yolu iltihabının çocuklarda erişkinlere göre hem daha sık ortaya çıktığını hem de ağrı düzeyinin genellikle çok daha yüksek olduğunu belirten Dr. Arslanhan, "Çocukların kulak kanallarının dar olması, suya daha uzun süre maruz kalmaları ve henüz tam gelişmemiş bağışıklık sistemi gibi etkenler, ağrının günlük aktiviteleri aksatacak boyuta ulaşmasına neden olabilir. Hastalık ilerlediğinde kulaktan başlayan sızı boğaza, çene eklemine hatta dişlere kadar yansıyabilir; çocuk ağzını açmakta, çiğnemekte güçlük çeker. Bu yoğun ağrıya çoğu zaman yüksek ateş, halsizlik ve uykusuzluk eşlik ederek tabloyu daha da ağırlaştırır" dedi. Tedavide kulak damlaları gündeme geliyor Tedavide öncelikle kulak hijyenine dikkat edilmesi, suyla temasın bir süre kesilmesi ve doktorun uygun gördüğü antibiyotik içeren ya da mantar önleyici kulak damlalarının düzenli kullanılması gerektiğinin altını çizen Arslanhan, "Ağrı şikayeti varsa, destekleyici ağrı kesiciler de önerilebilir. Enfeksiyon ilerlemeden bir uzmana başvurmak, tedavi sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır" diye konuştu. Dr. Arslanhan, kulağı havuz enfeksiyonlarından koruyacak öneriler için şunları sıraladı: "1. Herhangi bir sağlık problemi yaşamamak için öncelikle temizliğinden emin olmadığınız havuzlara girmekten kaçının. 2. Yüzmek için havuz yerine denizi tercih edin. Havuz suyundaki klor, kulak cildinde bulunan doğal koruyucu maddenin parçalanmasını hızlandırır. 3. Su sporlarıyla uğraşanlar risk altındaki grubu oluşturur. Bu kişiler su geçirmeyen kulak tıkaçları kullanmalı, suya maruz kaldıktan sonra kulak kanalını doğru bir şekilde ve iyice kurulamalıdırlar. 4. Kulak kirini çıkartmaya çalışmayın. 5. Kulak ve kulak yolu derisine yönelik müdahaleden uzak durun. Kulak çubuğu veya parmağınızı kulak yoluna sokmayın. 6. Suyla temastan sonra kulaklarınızı havlu ile kurulayarak mümkün olduğu kadar kuru tutmaya çalışın. Başınızı ve kulak kepçelerinizi hareket ettirmeye çalışarak suyun dışarı akmasını sağlayın. 7. Sık tekrarlayan dış kulak yolu enfeksiyonu oluyorsa yüzme esnasında başlık kullanarak suyun kulaklarınıza kaçmasını engelleyin."
27 Haziran 2025 Cuma - 11:31
Dumlupınar’da gıda denetimi
Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinde İlçe Tarım Orman Müdürlüğü ve belediye zabıta ekiplerince gıda denetimi yapıldığı bildirildi. Tüketici sağlığının ve gıda arzının korunması amacıyla gerçekleştirilen denetlemelerde, ürünlerin uygun şartlarda muhafaza edilip edilmediği gibi gıda güvenliği ve insan sağlığına yönelik kriterlerin uygulanıp uygulanmadığı kontrol edildi.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:24
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Eda Arife Deniz, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Eda Arife Deniz, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. 1990 yılında Konya’da doğan Opr. Dr. Eda Arife Deniz, ilk ve ortaokul eğitimini İstanbul Özel Fatih Koleji’nde, lise eğitimini İstanbul Adnan Menderes Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Opr. Dr. Deniz, tıp eğitimini ise 2014 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Ekim 2014 - Aralık 2014 tarihleri arasında Konya Bozkır Devlet Hastanesi’nde pratisyen hekim olarak görev yaptı. Kadın Hastalıkları ve Doğum ihtisasını Ocak 2015 - Şubat 2019 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı. 2019 Nisan - 2020 Aralık tarihleri arasında İstanbul Beylikdüzü Devlet Hastanesi’nde, 2021 Ocak - 2025 Haziran tarihleri arasında ise Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yaptı. 2023 yılında İstanbul Vehbi Koç Vakfı Özel Amerikan Hastanesi’nde Üremeye Yardımcı Tedaviler Eğitimi’ni (ÜYTE) tamamlayarak Tüp Bebek Uzmanlığı Sertifikasını aldı. Evli ve bir çocuk annesi olan Opr. Dr. Eda Arife Deniz’in ilgi alanları: Gebelik takibi İnfertilite (Çocuk sahibi olamama) ve tüp bebek tedavileri. Jinekolojik hastalıklar (Miyom, kist vb.). Ürojinekolojik hastalıklar (İdrar kaçırma, rahim sarkması vb.) Polikistik Over Sendromu.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:20
Uzmanlardan klima uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Demet Çetin, "Klima hastalığı" olarak bilinen rahatsızlıklara karşı vatandaşları uyarıyor. Dr. Çetin, yaz aylarında artan sıcaklarla birlikte klima kullanımının yaygınlaştığını, ancak serinlemek için başvurulan klimalar, bilinçsiz kullanıldığında ciddi solunum yolu hastalıklarına yol açabildiğini söyledi. Klima hastalığı Dr. Çetin, "Klima kaynaklı üst solunum yolu enfeksiyonları; burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük, hapşırma, halsizlik ve nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Özellikle ofisler, alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve evlerde uzun süre klimalı ortamlarda kalan kişilerde bu belirtiler daha sık görülüyor" dedi. Dr. Demet Çetin, "Klimadan gelen soğuk hava, solunum yollarını kurutarak mikropların daha kolay yerleşmesine zemin hazırlar. Ayrıca kirli filtreler, bakterilerin ve virüslerin yayılmasına neden olabilir" diyerek klima bakımının önemine dikkat çekti. Kimler daha fazla risk altında Dr. Demet Çetin risk altında olan hastalarla ilgili açıklamalarda bulunarak, "Alerjik bünyeye sahip kişiler, astım ve KOAH hastaları, çocuklar ve yaşlı bireyler, bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler" şeklinde konuştu. Klima kullanımı için hayati öneriler Klima kullanımıyla ilgili önerilerde bulunan Dr. Demet Çetin, "Klimaları 22-24C arasında çalıştırın, ani sıcak-soğuk geçişlerinden kaçının, filtreleri ayda en az bir kez temizleyin, yaşam alanlarınızı sık sık havalandırın, bol su için ve bağışıklığınızı güçlendirecek besinler tüketin" ifadelerine yer verdi. Uzun süren soğuk algınlığı ciddiye alınmalı Uzm. Dr. Demet Çetin, "Yaz aylarında grip ya da soğuk algınlığı gibi görünen belirtiler ihmal edilmemeli. Özellikle uzun süren öksürük, halsizlik ve nefes darlığı gibi şikayetlerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı" uyarısında bulundu. Klima, doğru kullanıldığında hayat kalitesini artıran bir teknolojidir. Ancak yanlış ve bilinçsiz kullanım, yaz aylarında sağlığınızı tehlikeye atabilir.
27 Haziran 2025 Cuma - 11:19
SIBO beslenmesinde yapılan beş önemli hata
Diyetisyen Ruken Kuzu, ince bağırsaklarda çok fazla bakteri üremesi olarak özetlenen ve gaz, midede şişkinlik, ishal ya da kabızlık gibi şikayetlere yol açan, kısaca SIBO (Small İntestine Bacterial overgrowth) denilen hastalığın tedavisinde "lifsiz beslenme" diyetinin önemli bir yeri olduğunu söyledi. Ancak bu tanıyı almış hastaların SIBO beslenmesi ile zayıflama diyetini birbirine karıştırıp arada kaçamak yapılabileceğini düşündüklerini belirten Kuzu, "Bu, SIBO diyetinde yapılan 5 önemli hatadan biri. Bu bir beslenme tedavisidir ve sık yapılan kaçamaklar süreci başa döndürebilir. Ve tedavinin başarısız olmasına, sürecin uzamasına yol açar" dedi. Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı ve Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Ruken Kuzu, kalın bağırsağa yerleşmesi gereken bakterilerin ince bağırsağa yerleşip çoğalmasının yol açtığı SIBO hastalığının belirtileri, tedavisi ve diyetinde yapılan hatalar konusunda bilgi verdi. SIBO’nun en önemli belirtilerinin karında gaz ve şişkinlik, kabızlık ya da ishal, yemekten sonra doluluk hissi, kilo verememe ya da kilo alamama olarak sıralandığını söyledi. SIBO’ya yol açan nedenler olarak bağırsak hareketlerinin yavaşlaması, bağışıklık sistemine sorunları, beslenme alışkanlıkları ile anatomik ve cerrahi faktörlerin gösterildiğini kaydeden Kuzu, "Az çiğnemek ve hızlı yemek yemek yeterince sindirilmemiş besinlerin mideye ve bağırsağa ulaşması bağırsak geçirgenliğini bozar ve SIBO’ya zemin hazırlar" diyerek bu tanıyı almış hastalara uygulanan beslenme tedavisinin önemine dikkat çekti. SIBO tedavisinde, altta yatan kök nedenin belirlenmesi ve bu nedenin tedavi edilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Kuzu, şöyle konuştu: "Örneğin, sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak hareket bozuklukları veya bağışıklık sistemi problemleri gibi durumlar SIBO’ya katkıda bulunur ve bu durumların tedavisi, SIBO tedavisinin başarısını artırır. Uygun tedavi ile birlikte bakteri üremesinin azalması için düşük lifli sebzeler ve proteinden zengin besinlerin tercih edildiği Düşük FODMAP beslenme modeli uygulanır. FODMAP, insanların sindirmesi daha zor olan fermente edilebilir kısa zincirli karbonhidratlar adı verilen belirli bir karbonhidrat sınıfının kısaltmasıdır. SIBO hastalarında bu tür karbonhidratların sindirimi zorlaşmakta ve ishal, kabızlık, şişkinlik gibi semptomlara yol açabilmektedir. Özellikle çiğ sebzeler, kuru baklagiller (mercimek, kuru fasulye, nohut gibi), soğan, sarımsak, laktoz içeren süt ve süt ürünleri, yüksek lif içeren tahıllar ve şekerli gıdaların tüketimi hastalarda gaz ve şişkinliği arttırabilir. SIBO hastaları tavuk, kırmızı et, balık gibi protein grubunu, kinoa ve pirinç gibi düşük lif içeren tahılları, düşük fruktoz içeren çilek, nar, yaban mersini gibi meyveleri daha iyi tolere edebilir. Ancak herkesin bağırsak florası farklı olduğu için bireysel bir beslenme planı oluşturmak ve hangi gıdaların semptomları artırdığını belirlemek önemlidir. " Hatalar başa döndürür SIBO beslenme tedavisinin temelini "Lifsiz beslenme"nin oluşturduğunu, ancak bu tedaviyi gören hastalarının çeşitli hatalar yaptığını gözlemlediğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ruken Kuzu, "Maalesef kaçamak adı altında yapılan yanlışlar tedaviyi başa döndürüyor" diyerek, bu 5 önemli hatayı şöyle sıraladı: "SIBO beslenmesi yerine eliminasyon diyetinin yapılması hatalardan birincisidir. Eliminasyon diyetinde esas olan, besin duyarlılıkları içeren besinlerin geri çekilmesi, bu yolla bağırsak rehabilitasyonunun hedeflenmesidir. SIBO beslenmesinde ise esas olan besin duyarlılıklarından çok lifsiz beslenmektir. Aralıklı beslenmenin ve besinleri iyice çiğnemenin tam uygulanmaması bir diğer hata. SIBO beslenmesi ile zayıflama diyetinin birbirine karıştırılması, bu diyette arada kaçamak yapılabileceğinin düşünülmesi, gözlemlediğim bir başka hata. Oysa bu bir beslenme tedavisidir ve sık yapılan kaçamaklar süreci başa döndürebilir. Bir başka hata ise porsiyonların yavaş artırımına dikkat edilmemesi ve öğünlerle birlikte su tüketilmesi. 5. hata ise diyet bitiminde yavaşça günlük beslenme geçilmemesi, kontrolsüz biçimde tahıl, alkol ve şeker tüketilmesi."
27 Haziran 2025 Cuma - 11:15
Dirseğinde kırık ve bağ kopması olan hasta, başarılı operasyonla sağlığına kavuştu
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, nadir görülen ve tedavisi oldukça güç olan bir dirsek yaralanması, ortopedi uzmanları tarafından başarıyla tedavi edildi. Batman’da yaşayan Cevriye Erek, kolunun üzerine düşmesi sonucu dirseğinde ciddi bir kırık ve bağ kopması yaşadı. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran Erek’in yapılan muayene ve tetkiklerinde, dirsek eklemine yakın birden fazla kemik kırığı ve hem iç hem de dış yan bağlarda kopma olduğu tespit edildi. Ortopedi doktorları, bu tür bir yaralanmanın nadir görüldüğünü ve tedavisinin oldukça zor olduğunu belirtti. Hastanın ameliyatı, ortopedi uzmanları Op. Dr. Okan Ateş ve Op. Dr. Mustafa Altıntaş tarafından gerçekleştirildi. Dr. Ateş, hastanın dirsek bölgesinde hem kırık hem de iç ve dış yan bağlarda kopma mevcut olduğunu belirterek, "Bu tür kombinasyon yaralanmaları nadir görülür ve tek başına müdahale edilmesi zordur. Önce kırık kemik parçalarını titizlikle vida ile sabitledik, ardından kopan bağları onardık. En son olarak kolun hareket kabiliyetini koruyacak şekilde özel bir hareketli dış sabitleyici uyguladık. Bu sayede hem fonksiyonel iyileşme sağladık hem de ağrısız bir süreç geçirmesini hedefledik" dedi. Hasta Cevriye Erek ise, başarılı tedavi sonrası doktorlarına teşekkür ederek sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
27 Haziran 2025 Cuma - 10:39
Prof. Dr. Aysun Bay: "Sektörel güç birliğiyle küresel hedeflere ilerliyoruz"
Türkiye’nin sağlık turizminde küresel marka olma hedefi, 15 stratejik dernek ve 1000’e yakın akademik uzmanın yer aldığı Sağlık Turizmi Konfederasyonu çatısı altında güçleniyor. Türkiye’nin sağlık turizmi alanında küresel bir aktör olma yolundaki stratejik adımları, Sağlık Turizmi Konfederasyonu çatısı altında çok paydaşlı yapılarla güç kazanıyor. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık turizmi vizyonuna dair önemli açıklamalarda bulundu. Konfederasyonun merkezinin Ankara Beştepe Malta Caddesi’nde bulunduğunu belirten Bay, sadece sağlık değil, hijyen, kalite, estetik, tarım ve çevre gibi pek çok alanda faaliyet gösteren güçlü derneklerin aynı çatı altında buluştuğunu söyledi. Konfederasyon bünyesinde yer alan 15 stratejik derneğin ortak akılla projeler yürüttüğünü kaydeden Bay, sağlık turizminin destekleyici tüm alanlarında sürdürülebilir ve entegre bir model geliştirdiklerini belirtti. Prof.Dr. Bay, Sağlık, hijyen, inovasyon, sigorta, estetik, robotik cerrahi, çevre, tekstil ve gıda gibi geniş bir yelpazeye yayılan bu yapıların, Türkiye’nin küresel sağlık markası olma hedefinde kilit rol oynadığını ifade etti. Sağlık Turizmi Konfederasyonu’na bağlı dernekler arasında Ankara Sağlık Turizmi Derneği, Estetik ve Kozmetoloji Derneği, İnovasyon ve Robotik Cerrahi Derneği, Çevre ve Ekolojik Uyum Derneği gibi farklı uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren kurumlar yer alıyor. Ayrıca, Tarım ve Gıda Federasyonu, Sağlık Turizmi Federasyonu ve Avrupa Birliği Federasyonu gibi üstyapılar da Konfederasyon çatısında birleşmiş durumda. Yaklaşık bin akademik kurul üyesi ve çok sayıda sektörel eğitim, çalışma grubu ve uluslararası projeyle faaliyetlerine devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık alanında öncü olma hedefinin altını çizdi. Bay, yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bizlere çizdiği vizyon doğrultusunda, sağlık turizmini ülkemizin stratejik lokomotiflerinden biri haline getiriyoruz. 2025 yılı itibarıyla 3,5 milyar doları aşan bir gelir elde edilen bu alanda, önümüzdeki yıllarda 10 milyar dolarlık potansiyele ulaşacağımıza inanıyoruz. Sadece tedavi odaklı değil; eğitim, hijyen, sigorta, inovasyon ve teknoloji gibi alanlarda da entegre bir kalkınma modeliyle ilerliyoruz." Konfederasyonun, Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere kamu-özel iş birlikleri, üniversiteler ve uluslararası kuruluşlarla imzalanan protokollerle Türkiye’nin sağlıkta küresel markalaşma sürecine liderlik etmeye devam ettiği bildirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder