Son Dakika
|
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
26 Haziran 2025 Perşembe - 15:14
Van’da zorlu el ameliyatı: 10 saatlik mücadeleyle hayata tutundu
Ağrı’dan Van’a sevk edilen ağır el yaralanmalı hasta, 10 saat süren zorlu bir operasyonla ampütasyondan kurtarıldı. Ağrı’da ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinde ciddi doku kaybı ve parçalanma meydana gelen hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanenin el cerrahisi kliniğinde gerçekleştirilen ameliyatla, sağ el bileği seviyesinden bütünlüğü bozulan ve tüm parmaklarında kan dolaşımı bulunmayan Sezgin Soray isimli 35 yaşındaki hasta, elini kaybetmekten son anda kurtarıldı. Ağrı ilinden 112 Acil Sağlık ekipleri aracılığıyla hastaneye getirilen hastanın, yapılan ilk değerlendirmede el bileği seviyesinden itibaren tüm el dokularının ağır hasar aldığı ve elin büyük kısmının hayati fonksiyonlarını yitirdiği tespit edildi. 10 saatten uzun süren ameliyatta önce ölü dokular temizlendi. Yaralanmanın en ağır olduğu üçüncü ve dördüncü parmaklar uzaklaştırıldı. Bu parmaklardan alınan kemik dokularla yeniden bir el iskeleti oluşturuldu. Ana damarlarla parmak damarları arasındaki boşluklar ise vücudun başka bölgelerinden alınan damar greftleriyle onarıldı. Parmaklara yeniden kan dolaşımı sağlanınca ameliyat başarıyla tamamlandı. "Yeni bir kemik iskeleti oluşturduk" Konuya ilişkin konuşan El Cerrahisi Op. Dr. Şuayıp Akıncı, yaklaşık 25 gün önce Ağrı ilinden hastaneye yönlendirildiğini belirtti. Dr. Akıncı, "Mesleği çobanlık olan hasta, dominant sağ elinden ateşli silah yaralanması nedeniyle 112 Acil Servis aracılığıyla hastanemize sevk edilmiştir. Hastayı değerlendirdiğimizde, sağ el bileği seviyesinden itibaren elin anatomik bütünlüğünün tamamen bozulmuş olduğunu tespit ettik. Bütün parmaklar yalnızca tendonlarla ön kola tutunur haldeydi ve parmaklarda kan dolaşımı yoktu. Sağ elin, bilek seviyesinden itibaren kaybedilme riski oldukça yüksekti. Hastayı acil olarak ameliyata aldık. Yaklaşık 10 saat süren operasyon sırasında öncelikle yaşamını yitirmiş, beslenmesi bozulmuş dokuları temizledik. Üçüncü ve dördüncü parmakların ileri derecede tahrip olması nedeniyle bu parmakları uzaklaştırmak zorunda kaldık" dedi. "Elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı" Eli ve parmakları besleyen damarlar arasında ciddi boşlukların olduğunu anlatan Akıncı, "Bu boşlukları kapatmak amacıyla hastanın bacak ve ayak bölgelerinden damar greftleri aldık. Bu damarları kullanarak kan dolaşımını yeniden sağladık. Parmaklara kan akımının geri döndüğünü gözlemledikten sonra operasyonu sonlandırdık. Hasta, ameliyat sonrası el cerrahisi servisimizde takip altına alındı. Uygulanan tedaviyle hastanın elinin büyük bir kısmının yaşaması sağlandı. İyileşme sürecinde, fonksiyonlarını tekrar kazanabilmesi için bir dizi ek ameliyata daha ihtiyaç duyacaktır" diye konuştu. "Ellerimize gözümüz gibi bakmamız gerekir" Elin vücudun önemli bir uzvu olduğuna dikkat çeken Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ellerimizi yalnızca bir araç gibi değil, değerli birer uzuv olarak görmemiz gerekiyor. Öfke ya da anlık tepkilerle elimizle cama, duvara vurmak gibi davranışlar geri dönüşü olmayan ciddi hasarlara yol açabilir. Bu tür yaralanmaların önüne geçebilmek için toplum olarak bu konuda daha bilinçli olmamız, ellerimize adeta gözümüz gibi bakmamız gerekir." Yaylada çobanlık yaparken ateşli silah yaralanması sonucu sağ elinden yaralandığını ve ardından gözünü hastanede açtığını Sezgin Soray isimli hasta ise yapılan başarılı operasyonla elinin büyük bir kısmının kurtarıldığını belirterek, Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ve ameliyatı gerçekleştiren ekibe teşekkür etti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 14:36
Üniversite öğrencilerinden Türk Kızılayı’na örnek olacak destek
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü öğrencileri, Türk Kızılayı ile birlikte gerçekleştirdiği proje ile insanları kan vermeye yönlendirdi. BARÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Çakır Koçak danışmanlığında Sosyal Sorumluluk Projesi dersi kapsamında bir proje yürütüldü. Türk Kızılayı ile BARÜ arasında düzenlenen projede Ebelik bölümü birinci sınıf öğrencilerinden Bilgesu Alpdoğan Hatice Tunç, Bahar Babamuradova, Sarvara Kabulova aktif rol aldı. Projede yer alan gönüllü öğrenciler, Hükümet Caddesi’nde bulunanları kan bağışına teşvik ederek, bölgeye kurulan Türk Kızılayı çadırlarında Kızılay ekibine destek sağladı. Ebelik bölümü öğrencileri, kan bağışında bulunanlara moral verip motive ederek, onları kan verirken de yalnız bırakmadı. Gün boyunca vatandaşlara sıcak yemek ve içecek ikramında bulunan ekip, ayrıca sağlık taramaları da gerçekleştirdi. Öğrenciler vayandaşların tansiyonu da ölçerek, sağlık durumları ile ilgili bilgi de verdi. Başarılı bir şekilde projeyi tamamlayan öğrenciler, "Hem sosyal sorumluluk bilincimizi artırmak hem de gerçek ihtiyaçlara dokunmak bizim için çok değerliydi. Kızılay’ın bizlere sunduğu bu imkân sayesinde pek çok insanla temas kurma ve farkındalık oluşturma şansı yakaladık. Aynı zamanda, bu proje vesilesiyle sosyal iletişim becerilerimizin de güçlendiğini düşünüyoruz" diyerek duygularını ifade ettiler. Türk Kızılay yetkilileri ise, bu projede yer alan tüm gönüllülere teşekkür ederek gençlerin bu tür çalışmalarda yer almasının, toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini belirtti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 14:03
Malatya’da Tüp Bebek Merkezi hizmete girdi
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan Üremeye Yardımcı Tedavi (Tüp Bebek) Merkezi, hasta kabulüne başladı. Doğal yollarla çocuk sahibi olamayan çiftlere umut olacak merkez, aynı zamanda kanser tedavisi gören ve ileride çocuk sahibi olmayı düşünen bireylere de hizmet verecek. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kurulan ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan merkezin teknik altyapı ve hazırlık çalışmaları, Kadın Doğum ve Çocuk Binası’nın açılmasıyla birlikte kısa sürede tamamlandı. İki adet poliklinik, hasta bilgilendirme odaları, embriyo laboratuvarı, ameliyathane standartlarında yumurta toplama odası, hasta hazırlık ve gözlem alanları olmak üzere dört ana bölümden oluşan merkez hakkında açıklamalarda bulunan Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Pınar Kırıcı, çevre illere de hizmet vereceğini belirtti. Maliyetli bir süreç olan tüp bebek tedavisinin belirlenen şartları taşıyan kişilere devlet desteğiyle, ücretsiz olarak yapıldığına dikkati çeken Doç. Dr. Kırıcı, "Merkezimizde başvuran çiftlerin tetkik, tanı ve tedavi süreçlerinin tamamı gerçekleştirilebilecek. Basit yumurtlama tedavisinden, aşılama ve tüp bebek uygulamalarına kadar tüm aşamalar hastanemiz bünyesinde yapılabilecek. 23 yaşından büyük, 40 yaşından küçük, tıbbi olarak tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyan ve sosyal güvencesi bulunan çiftler bu hizmetten faydalanabilir" diye konuştu.
26 Haziran 2025 Perşembe - 13:50
Yaz hamileliklerinde dikkat edilmesi gereken hususlar
Artan sıcaklık ve nemle birlikte, ödemden sıvı kaybına, uykusuzluktan cilt sorunlarına kadar hamilelerin pek çok sıkıntı yaşadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan, yaz sıcaklarına özel önerilerini sıraladı. Hamilelerin sıcak havalarda daha özenli bakıma ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Acıbadem Bodrum Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Derya Uyan, "Yaz mevsimi, birçok kişi için tatil, güneş ve deniz anlamına gelse de, hamileler için bu dönem daha dikkatli geçirilmesi gereken bir süreçtir. Artan sıcaklık, yükselen nem oranı ve güneşin etkisi, özellikle hamileliğin son aylarında anne adaylarını hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan zorlayabilir. Yaz mevsiminin yoğun yaşandığı bölgelerde bu etkiler daha da belirgin hale gelir" diye konuştu. Vücut ısısının artmasıyla birlikte hamileliğe bağlı şikayetlerin de yoğunlaştığını belirten Dr. Uyan, alınabilecek önlemlerle hamilelik sürecinin daha rahat geçirilebileceğini söyledi. "Su, ayran, şekersiz komposto içebilirsiniz" Yaz aylarında vücudun terleme yoluyla fazla sıvı kaybettiğine dikkat çeken Dr. Uyan, bu durumun hamilelerde daha da belirgin hale geldiğini ifade etti. Günde en az 2,5-3 litre su tüketilmesinin hem vücut ısısının dengelenmesi hem de bebeğin sağlıklı gelişimi açısından hayati önem taşıdığını belirterek bu süreçte gazlı ve şekerli içeceklerden uzak durulmasını ve suyun yanı sıra ev yapımı ayran, şekersiz komposto ve maden suyu da tüketilmesini tavsiye etti. "11.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmayın" Güneş ışığının D vitamini kaynağı olduğunu vurgulayan Dr. Uyan "Hamilelikte artan cilt hassasiyeti nedeniyle uzun süreli güneş maruziyeti, cilt lekelerine ve güneş çarpmasına yol açabilir. Gün ortasında yani 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmaktan kaçının. Mineral bazlı ve gebelere özel güneş kremleri ile korunmaya özen gösterin" diyerek uyarıda bulundu. Yüksek sıcaklık ve nemin hamilelerde ödem şikayetini artırdığını ifade eden Dr. Derya Uyan, özellikle ayak bileklerinde şişlik ve bacaklarda ağırlık hissinin sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını belirtti. "Gün içinde ayaklarınızı yukarı kaldırarak dinlenmek, serin suyla duş almak ve mümkünse yüzmek ödemi azaltmada oldukça etkilidir. Ayrıca bol ve pamuklu kıyafetler tercih edilmesi cildin nefes almasını sağlar ve rahatsızlığı azaltır" diyen Dr. Uyan, bu önerilerin yaşam kalitesine katkı sağlayacağını söyledi. "Zeytinyağlılar, yoğurt gibi fermente ürünler tercih edin" Beslenme konusunda da yaz mevsiminin doğasına uygun seçimler yapılması gerektiğine değinen Dr. Uyan, "Ağır ve yağlı yemekler yerine mevsim sebzeleriyle hazırlanmış zeytinyağlılar, yoğurt gibi fermente ürünler tercih edilmelidir. Bu hem sindirimi kolaylaştırır hem de mideyi yormaz. Ayrıca dışarıda yemek yenilecekse mutlaka hijyen şartlarına dikkat edilmeli, açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalıdır" dedi. Hamilelikte hafif egzersizlerin faydasından bahseden Dr. Uyan, düzenli yürüyüş, yüzme ve hamile pilatesi gibi aktivitelerin hem vücut sağlığı hem de doğuma hazırlık açısından önemli olduğunu anlattı. Ancak sıcak havalarda yapılan egzersizlerin terlemeyi artırarak sıvı kaybına yol açabileceğini vurgulayarak bu egzersizlerin sabah erken ya da akşam serinliğinde yapılmasını; egzersiz sonrasında ise mutlaka su tüketilmesini önerdi. "Serin ve havadar bir uyku ortamı şart" Artan vücut ısısının uyku kalitesini olumsuz etkilediğini aktaran Dr. Uyan "Serin ve havadar bir uyku ortamı hamileler için çok önemlidir. Geceleri vantilatör ya da klima kullanabilirsiniz. Ancak hava akımının doğrudan üzerinize gelmemesine dikkat edin. Pamuklu ve ince pijamalar ile uyumak da konfor sağlar" diye konuştu. Hamilelerin dinlenme sürecini kaliteli geçirmesinin fiziksel toparlanma ve psikolojik denge açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Sıcak ve nemli iklimlerde hamileliğin daha fazla dikkat gerektirdiğinin altını çizen Dr. Uyan, "Özellikle yaz mevsiminin uzun sürdüğü ve sıcaklık-nem düzeyinin yüksek olduğu bölgelerde yaşayan hamilelerimizin, bu süreçte hem fiziksel hem de ruhsal açıdan desteklenmeye ihtiyacı olabilir. Yaz mevsimi keyifli bir dönem olabilir ama vücudu dinlemek, sinyalleri dikkate almak ve doktorla sürekli iletişimde olmak bu keyfi sağlıkla birleştirmenin anahtarıdır" dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 13:49
Muğla’da Ortak Tarım Politikası bilgilendirme toplantısı
Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde, Avrupa Birliği’nin temel tarım politikası uygulamalarından biri olan Ortak Tarım Politikası (OTP) hakkında kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erizan Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya; İl Müdürlüğü personelinin yanı sıra Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Milas Veteriner Fakültesi ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) temsilcileri katılım sağladı. Ortak Tarım Politikası nedir? Avrupa Birliği tarafından 1962 yılında uygulanmaya başlanan Ortak Tarım Politikası, tarım sektörü ile toplum arasında bir köprü kurmayı ve AB vatandaşlarına uygun fiyatla güvenilir gıda teminini amaçlayan bir politikadır. Aynı zamanda tarım üreticilerinin yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması hedeflenmektedir. Politikanın temel felsefesi, tüketiciye sağlıklı ve yeterli gıda sunulması ile üreticinin sürdürülebilir şartlarda üretim yaparak gelir düzeyinin artırılması arasında denge kurmak. 2021-2027 dönemi için OTP’ye toplam 387 milyar avro bütçe ayrıldı. Bu kaynak, özellikle organik tarım, biyoçeşitliliğin korunması, çevre dostu üretim, tarımda dijitalleşme ve inovasyon gibi alanlara yönlendirilmektedir. Üreticiye doğrudan gelir sağlanmasının yanı sıra çevresel kamu mallarının (toprak, su, doğa) korunması güvence altına alınır. "Ortak Mali Sorumluluk İlkesi" ile oluşturulan Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu bu desteklerin temelini oluşturur.
26 Haziran 2025 Perşembe - 13:10
Organları üç hastaya umut oldu
Antalya Şehir Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen 60 yaşındaki H.K.’nin organları üç hastaya umut oldu. Antalya Şehir Hastanesi’nde, 13 Haziran’da beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakıma alınan 60 yaşındaki H.K. adlı erkek hastanın dün yapılan tetkiklerle beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi. Ailenin onayıyla yapılan bağış kapsamında, karaciğer ve iki böbrek Antalya bölgesinde uygun alıcılara nakledilmek üzere gönderildi. "Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi" Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, sürece ilişkin şu bilgileri verdi: "Haziran’ın 13’ünde yaygın beyin kanaması ile hastanemize başvuran 60 yaşındaki erkek bir hastamız vardı. Yoğun bakım süreci sonrası dün yapılan tetkiklerle beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi büyük bir fedakârlık göstererek organ bağışına onay verdi. Bu davranışlarından ötürü kendilerine hastanemiz adına minnettarız. Organ bağışı çok önemli bir konu. Bu sayede organ bekleyen hastalar yeniden hayata tutunuyor. Karaciğer ve iki böbrek bölgemizdeki hastalara umut olmak için yola çıktı. İnşallah sağlıklarına kavuşurlar." Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Birimi’nin işlemleriyle gerçekleştirilen bağış sayesinde üç hastaya yeni bir yaşam umudu doğdu.
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:48
Uzmanı uyardı: "Şeker içeren soğuk içecekler vücutta daha fazla sıvı kaybına yol açar"
Yaz ayları ile birlikte sıcak havalar etkisini göstermeye başladı. Uzmanlar, tansiyon ilaçları gibi ilaçların yaz aylarında terlemeyi arttırdığını ve özellikle 65 yaş üstü vatandaşlarda risk oluşturduğunu ifade etti. Sivas Numune Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Arslan, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların sağlığı olumsuz etkileyebileceği konusunda uyardı. Yaz aylarında özellikle 65 yaş üstü ve 4 yaşından küçük çocukların ve ailelerin 10.00 ila 16.00 saatleri arasında mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları gerektiklerini belirtti. Uzm. Dr. Arslan, Kalp hastaları, ruh ve sinir hastaları ve tedavi alan bireyler, tansiyon hastaları gibi belli hastalıklara sahip bireylerin ve ilaç kullanan hastaların da gün içinde güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmamaları gerektiğini ifade etti. Yaz aylarında serinlemek için özellikle su tüketilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Arslan, "Su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren soğuk içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açar" diye konuştu. "Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır" Yaz aylarında vücudun normal terleme yöntemi le vücut ısısını dengede tutmaya çalıştığını söyleyen Uzm. Dr. Burcu Arslan, "Yaz aylarında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve bazı bölgelerde sıcaklıklarla nem oranının da artması sonucu sağlığımızı olumsuz etkileyebilmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir" diye konuştu. "Sıcaklardan en çok etkilenen yaş grupları 65 yaş ve üzeri bireyler ve 4 yaşından küçük çocuklar" 65 yaş ve üzeri bireyler ve 4 yaşından küçük çocukların aşırı sıcaklardan daha çok etkilendiklerini ifade eden Uzm. Dr. Burcu Arslan, "Aşırı sıcaktan en çok etkilenen grupları sıralayan Uzm. Dr. Burcu Arslan, "Aşırı kiloluluk, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı, kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlı kullanılan tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi bazı ilaçların kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen yaş grupları 65 yaş ve üzeri kişiler, 4 yaşından küçük çocuklar, bakıma ihtiyacı olanlar, hamileler, aşırı kilolular, şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları ve psikolojik hastalıklar gibi bazı hastalık gruplarıdır. Ayrıca herhangi bir hastalığı olmasa dahi dışarıda çalışarak, direkt güneş ışınlarına maruz kalan işçiler ve ağır bedensel iş yapanlar da risk altındadır" şeklinde konuştu. "10.00 ila 16.00 saatlerinde mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır" Belli saatler arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Burcu Arslan, "Günün en sıcak saatlerinde 10.00 ila 16.00 saatlerinde mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün olduğunca güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidir. Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde denize girilmemelidir, güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler az 15 koruma faktörlü güneş koruyucu kremleri kullanmalı, gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalıdır. Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı, bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2, 2.5 litre sıvı tüketilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Kafein ve fazla miktarda şeker içeren soğuk içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açar" dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:33
Samsun ile Özbekistan arasında sağlık turizmi köprüsü
Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenleri, Samsun’da hastane ziyareti gerçekleştirdi. Ziyarette iki ülke arasındaki sağlık turizmi işbirliği projeleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenleri Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ozod Kuliev, Travmatoloji Uzmanı Dr. Bobir Khoshimov, Radyoloji Uzmanı Dr. Munojaat Shodieva, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Kamola Erkinova ve Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nazira Rikhsieva, VM Medical Park Samsun Hastanesi’ni ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette, iki ülke arasındaki sağlık turizmi potansiyeli ele alınarak iş birliği imkânları değerlendirildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi’nin sunduğu sağlık hizmetleri, uluslararası hasta kabul süreçleri ve tedavi imkanları hakkında heyete kapsamlı bir sunum yapıldı. "Uluslararası sağlık hizmetlerinde bölgesel merkez olma hedefindeyiz" Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan VM Medical Park Samsun Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, sağlık turizmi ve hastanelerinin hizmet kapasitesiyle ilgili şunları söyledi: "VM Medical Park Samsun Hastanesi, Karadeniz Bölgesi’nde 3. basamak özel sağlık hizmeti sunan bir hastane. Bu nedenle yalnızca Türkiye’de değil, çevre ülkelerde de sağlık alanında referans merkezi olmayı hedefliyoruz. Özbekistan’dan gelen değerli heyeti ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Bu ziyaretin, iki ülke arasında sağlık turizmine yönelik kalıcı ve sürdürülebilir iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyoruz. Samsun, hem coğrafi konumu hem de sağlık altyapısı ile uluslararası hasta hizmetleri için ideal bir merkez konumunda. Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek, bölgeye ve komşu ülkelere sağlık alanında katma değer sağlamayı sürdüreceğiz."
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:23
Yozgat’ta 72 yaşındaki E.G., kene nedeniyle hayatını kaybetti
Yozgat’ta kene tutunması şikayetiyle hastanede tedavi gören E.G., hayatını kaybetti. Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Akçakışla köyünde yaşayan 72 yaşındaki E.G., kene tutunması şikayetiyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Önceki hafta baş dönmesi, halsizlik ve yüksek ateş şikayetleri ile Akdağmadeni Devlet Hastanesi’ne başvuran E.G., burada yapılan ilk muayenede KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) şüphesiyle Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne sevk edildi. Tedavi altına alınan yaşlı kadın sağlık ekiplerinin tüm çabalarına rağmen kene tutunmasına bağlı gelişen KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) nedeniyle hayatını kaybetti. Annesini kaybeden Mesut Güser, "Annem 5-6 gün tedavi gördü. 6 günlük tedavi sonrası kene ısırması sebebiyle Kırım Kongo hastalığından kaybettik. Kırsalda yaşayan insanlarımız özellikle Çorum, Yozgat, Sivas bölgesinde yaşayan vatandaşlarımız dikkatli olsunlar. Çok sıkıntılı bir hastalık, tedavisi zor. Allah kimseye vermesin. Kırsaldan dönünce vatandaşlar üzerini kontrol etsin. Köyde annem bahçede çalışırken kene yakalamış. Çok dikkat etsin vatandaşlarımız" şeklinde konuştu. Bu yıl Yozgat’ta keneden ölenlerin sayısı 3’e yükseldi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:22
Uzmanlardan sıcak havaya karşı yoğurt tavsiyesi
Sıcak havalarda sağlıklı beslenmenin önemine işaret eden diyetisyen Sena Nur Bubani, tavsiyelerde bulundu. Yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durulmasının gerektiğini söyleyen Bubani, kalorili içecekler yerine de yoğurt gibi serinletici besinleri önerdi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aşırı sıcak hava dalgası için uyarıda bulunmuştu. Hafta başından itibaren etkili olan sıcaklıklar, bugün ve yarın artarak devam edecek. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden havalar, vatandaşları olumsuz yönde etkilemeye başladı. Sıcak havalardan bunalan vatandaşlar, öğünlerinde hafif ve serinletici beslenmenin peşine düştü. Yağlı yiyeceklerden kaçının Uzmanlar da risk grubuna dahil olanlar başta olmak üzere vatandaşlar için uyarılarda ve tavsiyelerde bulunuyor. Bağcılar Belediyesi’nde görevli diyetisyen Sena Nur Bubani de yaptığı açıklamada doğru beslenmenin önemine dikkat çekti. Sindirimi kolay besinler tüketilmesi gerektiğini söyleyen Bubani, "Sıcak havalarda aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Zeytinyağlı sebze yemekleri ve meyvelerin tüketimi artırılmalıdır" dedi. Su tüketimi artırılmalı İçecek tüketimine de değinen Bubani, şöyle devam etti; "Yaz aylarında beslenmede en önemli noktalardan bir tanesi olan su tüketiminin artırılması ihmal edilmemeli ve bol bol su içilmelidir. Bunun yanında yüksek kalorili içecekler yerine yoğurt gibi serinletici besinler tüketilebilir" dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:17
Beslenme ve Aromaterapi Reçeteleri Kongresi, online gerçekleştirilecek
‘Beslenme ve Aromaterapi Reçeteleri Kongresi’, 28-29 Haziran’da online olarak düzenlenecek. Modern tıpta bütüncül yaklaşımların önemi her geçen gün artarken, bu anlayışı merkezine alan ‘Beslenme ve Aromaterapi Reçeteleri Kongresi’, 28-29 Haziran tarihlerinde bir ilk olarak online carmed ilaç sponsorluğunda düzenlenecek. Kongre, beslenme bilimi ile aromaterapinin gücünü bir araya getirerek hastalıkların yönetiminde yeni ve etkili reçeteler sunmayı hedefliyor. Tıp, diyetetik, fitoterapi, fonksiyonel tıp, aromaterapi ve tamamlayıcı tıp alanlarında çalışan uzmanların katılımıyla gerçekleşecek kongrede, hem güncel bilimsel veriler paylaşılacak hem de vaka deneyimleri üzerinden pratik çözümler tartışılacak. Kongre Düzenleme Koordinatörü Uzm. Dr. Eyyüb Yılmaz, bu kongrenin benzerlerinden ayrıldığını vurgulayarak, "Türkiye’de alanında en iyi olan 37 doktoru bir araya getirdik. Kongre boyunca katılımcılara yalnızca teorik bilgi değil, sahada karşılaştıkları vakalara yönelik çok somut çözümler sunacağız. İstiyoruz ki bir kanser hastası kemoterapi görürken nasıl beslenmesi gerektiğini bilsin, hangi destek ürünleri tedavisine yardımcı olur öğrenebilsin" dedi. Pek çok hastalığın arkasında eksik ya da hatalı beslenme olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Hastalıklar ve beslenme arasındaki ilişkiyi net verilerle anlatıyoruz. Kilitlenmiş bir bedeni temizlemeden iyileşmek mümkün değil. Bu anlayışla danışmanlıklar veriyoruz. Alerjik çocuklar, sürekli hasta olan, karın ağrısı çeken çocuklar. Aileler ne yapacağını bilmiyor. Oysa doğru beslenmeyle ve aromaterapötik desteklerle bu sorunlara çözüm üretilebiliyor" diye konuştu. İki günlük program kapsamında: Mikrobiyota sağlığı, metabolik hastalıklar, otoimmün hastalık yönetimi, esansiyel yağlarla evde terapi uygulamaları, hormonal dengeyi sağlayan beslenme modelleri gibi çok sayıda başlık ele alınacak.
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:04
Uzmanından ebeveynlere uyarı: "İki yaş bir sendrom değil, kritik bir gelişim evresi"
Çocukların fiziksel, duygusal ve bilişsel gelişiminde önemli bir eşik olan 2 yaş dönemi, ebeveynler için zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Bu sürecin kritik bir dönem olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Tuba Coşkun, bu evrenin kriz olarak değil çocuğun gelişiminin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Çocuk gelişiminde 2 yaş, halk arasında sıklıkla ‘2 yaş sendromu’ olarak anılsa da uzmanlar, bunun bir sendrom değil, çocuğun bağımsız birey olma yolundaki ilk adımları olduğunu belirtiyor. Medicana Çamlıca Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Tuba Coşkun, "Bu yaşta çocuklar sınırları test eder, duygularını yoğun yaşar ve ifade edemediklerinde öfke nöbetleri ya da inatçılık gibi tepkiler gösterebilirler. Ancak tüm bu davranışlar, sağlıklı bir gelişimin işaretidir" ifadelerini kullandı. "2 yaş, çocuğun birey olma yolunda çaba gösterdiği ilk dönem" Çocukların bu dönemde benmerkezci bir düşünce yapısına sahip olduklarını belirten Uzm. Dr. Fatma Tuba Coşkun, "Her şeyin kendi istedikleri gibi olması konusunda ısrarcı davranırlar. Paylaşmakta zorlanabilirler ve sıkça ‘hayır’ kelimesini kullanırlar. Henüz duygularını düzenleyemeyen çocuklar, bağırma, ağlama gibi tepkiler verebilir. Ancak bu tepkiler, onların birey olma yolunda verdikleri çabanın dışavurumudur" dedi. Ebeveynlere yol gösterici öneriler Bu süreci daha sağlıklı ve huzurlu geçirmek için ebeveynlere önemli önerilerde bulunan Uzm. Dr. Fatma Tuba Coşkun, şu tavsiyeleri paylaştı: Sabırlı olun: Kriz anlarında sakin kalın ve çocuğunuzun kendini ifade etme çabasını destekleyin. Net ve tutarlı kurallar belirleyin: Sınırları anlayabilmesi için çocuğunuza net ama sevgi dolu kurallar koyun. Seçenek sunun: Küçük tercihler sunarak çocuğunuzun kontrol duygusunu destekleyin. Pozitif yaklaşımı benimseyin: Olumlu davranışlarını takdir edin. Duygularını anlamaya çalışın: Ağlamasının ya da öfkelenmesinin altında yatan nedeni anlamaya çalışın. Kendi duygularınızı yönetin: Ebeveyn olarak duygusal regülasyonunuz, çocuğunuza örnek olur. "Kalıcı bir kriz değil, geçici bir evre" Uzm. Dr. Fatma Tuba Coşkun, "2 yaş dönemi kalıcı bir kriz değil, geçici bir gelişim evresidir. Bu süreci anlayış ve sevgiyle karşılayan ebeveynler, çocuklarının daha sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlar. Bu dönemi bir zorluk değil, çocuğunuzun büyümesinde önemli bir kilometre taşı olarak görmek; hem sizin hem de çocuğunuzun bu süreci daha keyifle yaşamasını sağlayacaktır" açıklamasında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder