Son Dakika
|
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı
08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25
Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
26 Haziran 2025 Perşembe - 12:03
Silvan’da laparoskopik ameliyatlar yapılmaya başlandı
Diyarbakır’da Silvan Devlet Hastanesi’nde ilk kez kapalı yöntemle rahim alınması ameliyatı (total laparoskopik histerektomi) yapıldı. Silvan Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum bölümüne şiddetli kanama ve ağrı şikâyetiyle başvuran 45 yaşındaki A.S., yapılan tetkikleri sonucunda rahminin alınmasına karar verildi. Halk arasında kapalı ameliyat olarak da bilinen laparoskopik cerrahi yöntemle gerçekleştirilen operasyon sonucu hasta kısa sürede sağlığına kavuştu. Laparoskopik cerrahi, açık ameliyatlara göre hastanın daha çabuk iyileşmesini ve daha az ağrı hissetmesini sağlayan cerrahi bir yöntem. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Gamze Karababa ve Op. Dr. Ünal Başaran tarafından başarıyla gerçekleştirilen bu operasyon, Silvan Devlet Hastanesi’nde laparoskopik histerektomi cerrahisi yöntemiyle yapılan ilk jinekolojik ameliyat olması bakımından önem taşıyor. Ameliyat sonrası gözlem ve takiplerinin normal seyretmesinin ardından taburcu edilen A.S., kendisini iyi hissettiğini, sağlık sorunlarından kısa sürede kurtulmuş olmanın mutluluğunu yaşadığını belirtti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:50
Artan kene vakaları alarm veriyor: Yaşlılar ve çocuklar tehlikede
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye genelinde kene ısırığı vakalarında ciddi bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler için riskin her zamankinden daha yüksek olduğuna dikkat çekti. Kene vakalarındaki artışlar ve yaşanan ölümler, tedirginliğe neden olurken uzmanlardan peş peşe uyarılar geliyor. Kene ısırıklarına karşı alınabilecek önlemlere değinen uzmanlar, kenenin yapışması durumunda neler yapılması gerektiğini de aktardı. Kene ısırığı belirti vermeyebilir, dikkatli kontrol şart İstanbul Gelişim Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Değirmenci, kene ısırıklarının çoğunlukla ağrısız ve fark edilmeden gerçekleştiğini belirterek, "Keneler ısırdıkları sırada anestezik etkili tükürük salgıladıkları için çoğu zaman belirti vermez. Isırılan bölgede birkaç milimetrelik kırmızımsı bir şişlik oluşabilir. Keneler genellikle koltuk altı, kasık, diz arkası ve kulak arkası gibi derinin ince ve nemli olduğu bölgeleri tercih eder" dedi. Kenelerin Lyme hastalığına yol açan Borrelia bakterisini taşıyabileceğini vurgulayan Değirmenci, "3 ila 30 gün içinde ısırık bölgesinde boğa gözü şeklinde kırmızı halkalar oluşabilir. Daha ciddi vakalarda ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ölümcül hastalıklarla karşılaşılabilir. Ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları bu hastalıkların ilk belirtileridir" uyarısında bulundu. "Kene asla kendiniz tarafından çıkarılmamalı" Dr. Değirmenci, vücuda yapışan kenelerin kesinlikle bireysel müdahale ile çıkarılmaması gerektiğini belirterek, "Hatalı çıkarma girişimleri keneyi ezebilir ve taşıdığı mikroorganizmaların vücuda geçmesine neden olabilir. Bu durumda mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı" dedi. Deriyle teması önlemek için pens ya da eldivenle müdahale edilmesi gerektiğini belirten Değirmenci, kenelerin kapalı bir kapta saklanarak sağlık kuruluşuna götürülmesinin tanı açısından önem taşıdığını ifade etti. 2025’te 7 bin 801 vaka, 13 ölüm: Tehlike büyüyor İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Perfüzyon Bölüm Başkanı ve Veteriner Anatomist Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Kartal, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının özellikle Tokat, Sivas, Giresun, Amasya ve Çorum gibi illerde endemik hale geldiğini, hastalığı taşıyan Hyalomma marginatum türü kenelerin ise Türkiye’nin birçok bölgesinde yaygınlaştığını belirtti. Kartal ayrıca, dünya genelinde yaklaşık 900 kene türü bulunduğunu, Türkiye’de ise bugüne kadar 56 kene türünün tespit edildiğini ifade etti. "Sağlık Bakanlığı verilerine göre, KKKA hastalığı Türkiye’de ilk kez 2002 yılında tespit edilmiş olup, 2002-2024 yılları arasında toplam 17 bin 132 vaka kaydedilmiş, bu vakaların 819’u ölümle sonuçlanmıştır. 2025 yılının Ocak-Haziran döneminde ise şu ana kadar 13’ü ölümle sonuçlanan 7 bin 801 yeni vaka rapor edilmiştir" diyen Kartal, "Bu veriler, zoonotik hastalıkların hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından taşıdığı riski gözler önüne seriyor. Ayrıca bu durum, tarımsal üretim süreçlerini ve kırsal yaşamı da doğrudan etkiliyor" değerlendirmesinde bulundu. "Bilimsel ve bireysel önlemler hayat kurtarabilir" Her iki uzman da kenelerle mücadelede hem bireysel hem de çevresel önlemlerin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Dr. Kartal, "Evcil hayvanlara düzenli akarisit uygulamaları yapılmalı, meralar sürülmeli, yabani otlar temizlenmeli, gelişigüzel ilaçlamalardan kaçınılmalı" şeklinde konuştu. Uzmanlar, bireysel korunma önlemleri arasında açık renkli uzun kıyafetlerin tercih edilmesini, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasını ve DEET, ikaridin veya permetrin içeren spreylerin kullanılmasını öneriyor. Ayrıca limon yağı ve okaliptüs gibi doğal kovucular da alternatif yöntemler arasında yer alıyor. Çocuklar ve yaşlılar daha fazla risk altında Her yaş grubu için tehlike oluşturan kene ısırığı, özellikle yeşil alanlarda fazlasıyla vakit geçiren çocuklar ve bağışıklık sistemi daha zayıf olan yaşlılar için büyük sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar, söz konusu yaş grubundaki kişilerin vücudunda daha hızlı ilerleyebiliyor. Çocuklar ve yaşlıların yanında kırsal ve ormanlık alanlarda vakit geçiren kişilerin de kene ısırığından korunmak için önlem alması gerektiğini vurgulayan ve özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yapılan yürüyüşlerde, uzun giysiler ve kapalı ayakkabılar giyilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hasan Değirmenci, alınabilecek diğer önlemlere de ayrıca değindi: "Açık alandan döndüğünüzde de vücudunuzu ve kıyafetlerinizi kontrol etmeniz gereklidir. Kenelerin genellikle kulak arkası, saç dipleri, boyun, koltuk altı, göbek çevresi, kasık, diz arkası gibi bölgelerde tutunduğu unutulmamalı ve bu bölgeler özellikle kontrol edilmelidir." "Toplumsal bilinçlenme şart" İstanbul Gelişim Üniversitesi uzmanları, artan kene vakaları karşısında yalnızca bireysel önlemlerin değil, aynı zamanda toplum genelinde bilinçlendirme çalışmalarının da artırılması gerektiğini vurguladı. Uzmanlar doğru bilgiyle hareket ederek, erken müdahale ve önleyici uygulamalar sayesinde ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebileceği ifade etti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:35
TVHB’den Kırım Kongo Kanamalı Ateşi uyarısı
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının, bu yıl da ciddi boyutlara ulaştığını aktararak, "Vatandaşlar bölgesel riskler ve korunma yöntemleri konusunda açık, net ve sık tekrarlanan mesajlarla bilgilendirilmelidir. Veteriner hekimlerin bilgi ve tecrübesi bu kampanyalara entegre edilmelidir" dedi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, KKKA’ya karşı önlem alınması gerektiğine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Eroğlu, Gümüşhane’de 39 yaşındaki Alaattin Uzuntürk ve Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde 66 yaşındaki Celal Sarsılmaz’ın, KKKA hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek bu kayıpların gerçeği acı bir şekilde hatırlattığını söyledi. 2002 yılından bu yana artış gösteren kene vakalarının, bu yıl da ciddi boyutlara ulaştığını aktaran Eroğlu, Türkiye genelinde yılın ilk yarısında 7 bin 800’ü aşkın vaka bildirildiğini ve 15 vatandaşın hayatını kaybettiğini dile getirdi. "Etkili kamu spotları bir an önce yayınlanmalıdır" Kenelerin taşıdığı hastalıklarla yalnızca insan sağlığını değil, hayvancılığı, tarımı ve ekolojik dengeyi de tehdit ettiğini belirten Eroğlu, "Bu nedenle mücadele bireysel değil, bütüncül bir anlayışla yürütülmelidir. Ancak kamuoyunda hâlâ yeterli farkındalık oluşmamıştır. Televizyon, radyo ve sosyal medya aracılığıyla etkili kamu spotları bir an önce yayınlanmalıdır. Vatandaşlar bölgesel riskler ve korunma yöntemleri konusunda açık, net ve sık tekrarlanan mesajlarla bilgilendirilmelidir. Veteriner hekimlerin bilgi ve tecrübesi bu kampanyalara entegre edilmelidir" dedi. Başta KKKA olmak üzere kene ısırıkları ile bulaşan pek çok hastalığın önemli ölçüde kontrol altına alınabileceğini aktaran Eroğlu, "Evcil hayvanların düzenli ilaçlanması, meraların sürülmesi, yabani otların temizlenmesi, ormanlık alanların tahribatının önüne geçilmesi, parçalı arazilerdeki riskli bölgelerde mekanik kontrol yöntemlerinin uygulanması, küçük ölçekli işletmelere devlet destekli ilaçlama teşvikleri sağlanması, gibi yöntemlerle hastalığın yayılımı önemli ölçüde kontrol altına alınabilir" ifadelerini kullandı. Eroğlu, doğada vakit geçiren bireylerin alması gereken önlemlere ilişkin, "Açık renkli, uzun giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalı, kene kovucu ürünler kullanılmalı, dönüşte vücut mutlaka kene yönünden kontrol edilmelidir. Kene tespit edilirse çıplak elle dokunmadan çıkarılmalı ve bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:32
Keneyi erken fark etmek hayat kurtarıyor
Havaların ısınmasıyla birlikte kene ısırması vakalarında artış olduğuna işaret eden Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Keneyi fark eder etmez en yakın sağlık kuruluşuna başvurun. Unutmayın, erken fark etmek hayat kurtarır" dedi. Havaların ısınmasıyla birlikte artan kene popülasyonu sonrası, kırsal alanlarda ve piknik yapmak için doğal ortamlara giden insanlara kene ısırması vakalarında artış yaşandı. Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, kene ısırmaları, en son görülen ve ölümcül hastalıklara neden olan kene türü ile Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında önemli uyarılarda bulundu. İnsan ve hayvanların vücuduna tutunan kenelerden bulaşan birçok kene kaynaklı hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Tunç Aydın, "Geçtiğimiz yıl İstanbul’da bir vatandaş tarafından bulunan ve araştırmacılara ulaştırılan Haemaphysalis Longicornis türü kenenin, Uzak Doğu kökenli ve muhtemelen Çin menşeli olduğu belirtilmişti. Bu tespitle birlikte Türkiye’de ilk kez böyle bir tür kayda geçti. Ölümcül ve yaklaşık 30’dan fazla hastalık etkeni taşıdığı belirlendi. Türkiye’de ilk kez 2002 yılında görülen, 2010 yılından bu yana Sivas, Tokat, Erzincan, Giresun, Yozgat ve Amasya’da ölümlere neden olan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), bu hastalıklardan en önemlilerinden birisidir. "Erken müdahale hayat kurtarıyor" Yaz aylarında doğayla iç içe olan vatandaşları uyaran Uzm. Dr. Aydın, açık arazilerde uzun kollu kıyafetlerin tercih edilmesini, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını ve eve dönüldüğünde mutlaka vücut kontrolü yapılmasını önerdi. Kene ısırıklarının hafife alınmaması gerektiğinin altını çizen Aydın, kene kaynaklı hastalıklardan korunmak için şu uyarılarda bulundu: "Otluk ve çalılık alanlarda uzun kollu giysiler tercih edelim. Çocuklarımıza açık renkli kıyafetler giydirelim. Böylece keneyi daha rahat fark edebiliriz. Piknik sonrası cilt ve saç diplerinin mutlaka kontrol edelim. Eve dönüşte hemen duş aldıralım. Kene bulursanız asla el ile çıkarmayın. En yakın sağlık kuruluşuna başvurun. Unutmayın, keneyi erken fark etmek hayat kurtarır"
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:22
Odunpazarı belediye personeline sağlık eğitimi
Odunpazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, Odunpazarı Belediyesi Meclis Salonu’nda belediye personeline yönelik hizmet içi eğitim programı düzenlendi. Eğitim programında, personelin sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmasını desteklemek amacıyla beslenme, fiziksel egzersiz, sigara bırakma, psikolojik danışmanlık ve kanser taramaları konularında bilgilendirme yapıldı. Uzmanlar tarafından verilen eğitimde, sağlıklı beslenmenin önemi, düzenli fiziksel aktivitenin faydaları, sigarayı bırakmanın yolları, psikolojik destek hizmetlerinin erişilebilirliği ve erken teşhisin hayat kurtardığı kanser taramaları hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Odunpazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, bu tür eğitimlerin hem çalışan sağlığını korumak hem de toplumda sağlık bilincini artırmak açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:17
Bilecik’te ’Turuncu Kod’ tatbikatı gerçeği aratmadı
Bilecik’te düzenlenen ’Turuncu Kod’ tatbikatı gerçeği aratmazken, senaryosu gereği hastanenin tıbbi atık ünitesinde çalışan bir personelin kimyasal bir maddeye maruz kaldığı ve baygın halde bulunduğu ihbarı üzerine ekipler hızlıca harekete geçti. Bozüyük İlçesi Devlet Hastanesinde Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) kapsamında ’Turuncu Kod’ tatbikatı düzenlendi. Tatbikat Acil Servis ve KBRN Ünitesi ekipleri tarafından, AFAD ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri iş birliğiyle düzenlendi. Tatbikat senaryosu gereği, hastanenin tıbbi atık ünitesinde çalışan bir personelin kimyasal bir maddeye maruz kaldığı ve baygın halde bulunduğu ihbarı üzerine hızlıca harekete geçildi. Olay, Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde değerlendirilerek, olay yeri güvenlik altına alınarak olay yönetim ekibi toplandı. Risk durumu değerlendirilip, olayın ciddiyeti göz önünde bulundurularak MOR kod verildi ve hazırlık aşaması başlatıldı. Yapılan analizler sonucunda, olayın kimyasal bir tehlike taşıdığı belirlenerek ’Turuncu Kod’ verildi. Bölgesel ve kurumsal alarm seviyesine geçilirken, AFAD KBRN Ekibi bilgilendirilerek, olay yerine intikal etmeleri sağlandı. Güvenli alana taşındı AFAD ekipleri, olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerini alarak maruz kalan kişiyi güvenli alana taşıdıktan sonra sağlık ekiplerine teslim edildi. Personel, özel koruyucu ekipmanlar eşliğinde hastanenin KBRN Ünitesi’ne sevk edilerek, burada detaylı arındırma (dekontaminasyon) işlemlerine tabi tutuldu. Arındırma sonrası güvenli bölgeye alınan personelin tedavisine başlandı ve süreç boyunca tüm müdahaleler profesyonel ekipler tarafından dikkatle yürütüldü. Tatbikat sonunda, HAP Başkanı tarafından yapılan durum değerlendirmesi sonucunda olayın başarıyla kontrol altına alındığı raporlanarak süreç ’Yeşil Kod’ verilerek sonlandırıldı.
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:14
Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu genelgesi yayımlandı
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun imzasıyla ve 81 İl Valiliğine gönderilmek üzere "Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Genelgesi" yayımlandı. Genelgeyle; kamu hizmetlerinin daha etkin, verimli, saydam ve hesap verilebilir şekilde yürütülmesi sağlanacak. Sağlık hizmet sunumuyla bağlantılı tüm şikayetler ivedilikle değerlendirilecek ve bakanlığa bağlı hastanelerin bünyesinde bulunan Hasta Hakları Birimlerinin daha aktif çalışması sağlanacak. Bir süre önce hayata geçirilen ve kısa adı REDES olan dijital denetim kapsamında, riskli durumlar birim amirlerince incelenecek ve gereken önlemler derhal alınacak. 2024 yılında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesini esas alan Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Genelgesi’nde; "vatandaş odaklı devlet anlayışı" esas alındı. Sağlık hizmetinin sunumuyla bağlantılı olan tüm teknik ve idari konularda çıkabilecek muhtemel aksaklıklar, vatandaşların yakınmalarına sebebiyet vermeden yerinde ve en kısa sürede çözülecek. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla hız kazanan denetimler kapsamında; ocak ayında 38, nisan ayında 53 müfettişle başlatılan iki ana teftiş seferberliğinde 19 ilde yer alan 206 hastane denetlendi. Tespit edilen sorunlar çözülerek sağlıkta hizmet kalitesi yükseltildi. Genelge kapsamında; Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerin bünyesinde bulunan Hasta Hakları birimlerine iletilen şikayetlerin yerinde ve en kısa sürede çözümü için İl Sağlık Müdürlükleri ve hastane idarelerince her türlü tedbir alınacak. Hastanelere intikal eden ihbar ve şikayetlerden, müfettiş bilgisi gerektirmeyen iddialar, öncelikli olarak Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığının düzenlemiş olduğu "Muhakkiklik" eğitimine katılmış üç binin üzerinde nitelikli personele incelettirilecek. Dijital denetim seferberliği sürüyor Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu kısa bir süre önce REDES’in hayata geçirildiğini duyurmuş; "Dijital denetimle muhtemel risklerin önüne geçilmesi sağlanıyor ve teftiş süreci hızlandırılıyor. REDES’in eğitim faaliyetlerine 81 ilimizde devam ediyoruz. Bugüne kadar 39 farklı ilde toplam 440 sağlık yöneticisine eğitim verildi. REDES’te izlenen yöntemlerin tanıtımı yapılarak hem bu alanda farkındalık oluşturuldu hem de muhtemel risklere karşı caydırıcılık artırıldı" ifadelerini kullanmıştı. Yeni yayımlanan genelge kapsamında; Teftiş Kurulu Başkanlığı REDES Koordinatörlüğü tarafından oluşturulan REDES Yönetici Bilgi Ekranları, İl Sağlık Müdürlerinin ve Başhekimlerin erişimine de açılacak. Bu kapsamda, söz konusu ekranlar kullanılarak riskli durumlar, birim amirlerince incelenecek ve gereken önlemler ivedilikle alınacak. Genelge 81 ilin valiliklerine gönderildi "Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Genelgesi"ne göre; Bilirkişi veya Uzman Heyeti taleplerine ilişkin Müfettişlik yazıları öncelikli olarak cevaplanacak. 81 İl Valiliğine gönderilen genelgeyle; daha etkin ve verimli bir teftiş sürecinin yürütülmesi amaçlanıyor.
26 Haziran 2025 Perşembe - 10:43
Din görevlileri bağımlılıkla mücadelede sahaya iniyor
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde 26 Haziran Dünya Uyuşturucuyla Mücadele Günü dolayısıyla düzenlenen konferansta, din görevlilerinin madde bağımlılığıyla mücadelede üstleneceği kritik rol ele alındı. Turgutlu İlçe Müftülüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen "Bağımlılıkla Mücadelede Din Görevlilerinin Rolü" başlıklı programa, Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Erdinçli konuşmacı olarak katıldı. İlçe Müftüsü Ömer Çoban’ın ev sahipliğinde düzenlenen etkinliğe imam-hatipler, Kur’an kursu öğreticileri ve müftülük personelinden oluşan yaklaşık 200 kişi katılım sağladı. Konferansta yaptığı sunumda bağımlılığın birey, aile ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Dr. Erdinçli, camilerin ve minberlerin sadece ibadet mekânı değil, aynı zamanda bilinçlendirme ve kurtarma merkezleri olduğunu vurguladı. "Din görevlilerimiz sahadaki rehberlerdir. Özellikle gençliğimizi tehdit eden bağımlılıklara karşı onların bilgilendirme, yönlendirme ve manevi destek sunma görevleri çok kıymetlidir" dedi. Bağımlılıkla mücadelenin çok paydaşlı bir süreç olduğuna dikkat çeken Erdinçli, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önleme temelli çalışmalarının önemine değindi. Cami vaazlarında, yaz Kur’an kurslarında ve birebir görüşmelerde bağımlılıkla ilgili mesajların verilmesinin, farkındalığı artıracağını ifade etti. Konferansta din görevlilerine yönelik şu öneriler sıralandı: "Cami cemaatine bilinçlendirici mesajlar verilmesi. Aile içi sohbetler ve gençlik buluşmaları düzenlenmesi. Mahalle gençleriyle birebir sohbet gruplarının kurulması. Yaz Kur’an kurslarında yaş gruplarına göre özel içerikler hazırlanması. Bağımlılıktan kurtulan bireylerin deneyimlerinin güvenli ortamda paylaşılması. Müftülük, Yeşilay, Sağlık Bakanlığı ve STK’larla iş birliğinin artırılması." Programın sonunda katılımcılara, Dr. Ahmet Erdinçli’nin kaleme aldığı "Manevi Değerler Boyutuyla Bağımlılıkla Mücadele Rehberi" isimli kitap hediye edildi. Konferansa katılan din görevlileri, etkinliği bilgilendirici bulduklarını ve sahada bu konuyla ilgili daha aktif rol alacaklarını belirtti.
26 Haziran 2025 Perşembe - 10:38
Medicana Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz doktoru Prof. Dr. Karadaş: "Bademciklerin çocuklarda büyümesinin etkin bir faktörü de sigara dumanına maruz kalmak"
Medicana Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Karadaş: "Bademciklerin çocuklarda büyümesinin etkin bir faktörü sigara dumanına maruz kalmak" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Hatice Karadaş, sigara kullanımının insan sağlığındaki olumsuz etkileri ve sigara içilen ortamlara çevredekilerin nasıl etkilendiği üzerine açıklamalarda bulundu. Geniz eti ve bademciklerin çocuklarda büyümesinin etkin bir faktörünün de sigara dumanına maruz kalmak olduğunu belirten Karadaş, çocukların yaşam kalitesini düşüren belirtilerin zamanında fark edilerek önlem alınmasının altını çizdi. Gereksiz cerrahiden kaçınılarak, geniz eti ve bademciğin çocukluk çağında mikroplara karşı ilk savunma hattını oluşturduğunu, bu yüzden belirtilerin iyi gözlemlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hatice Karadaş, "37 yaş arasında bağışıklık faaliyetleri arttığı için bu dokular fizyolojik olarak büyür. Kronik enfeksiyonlar, alerji ve pasif sigara maruziyeti de bademcik ve geniz etinde büyümeyi tetikler. Aşırı büyüme; horlama, ağızdan soluma, uykuda nefes durması (apne), orta kulakta sıvı birikimi ve tekrarlayan sinüzit gibi sorunlara yol açabilir" şeklinde konuştu. Bu büyümenin çoğunlukla iyi huylu olduğunu ifade eden Karadaş, "Ancak tek taraflı, düzensiz veya beklenmedik kanamayla seyreden vakalar tümör açısından araştırılmalıdır. Çocukların bağışıklık sistemi henüz tam olgunlaşmadığı için bademcik enfeksiyonları daha sık görülür. Kreş ve okul ortamı, kalabalık yaşam koşulları ve genetik yatkınlık da riski daha da artırabilir. Pasif sigara dumanı, üst solunum yolu mukozasında tahrişe ve bağışıklık baskılanmasına yol açtığı için enfeksiyon sıklığını ve bademcik, geniz eti büyümesini belirgin biçimde artırır. Her çocuğun ihtiyacı farklıdır; önemli olan bu süreci çocuğun sağlığı ve psikolojisi açısından doğru yönetebilmektir" açıklamasında bulundu. Yaz aylarında iyileşme daha rahat seyreder Yaz ve ilkbahar aylarında iyileşme sürecinin genellikle daha rahat seyretmesi sebebiyle ameliyat için bu dönemlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Hatice Karadaş, ameliyat ve iyileşme sürecine dair şu ifadelere yer verdi: "Operasyon genel anestezi altında, geniz eti için 10-15 dakika, bademcik için 20-30 dakika civarındadır. Hastanın durumuna göre aynı gün ya da ertesi gün taburcu olabilir. Çocuklar ameliyat sonrası genellikle birkaç saat içinde ayılır ve ağızdan sıvı almaya başlayabilir. Geniz eti ameliyatı sonrası toparlanma daha hızlıdır; 2-3 gün içinde çocuk normale dönebilir. Bademcik ameliyatı ise biraz daha hassastır. Boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, hafif ateş görülebilir. Hem iyileşmeyi hızlandırmak hem de kanama riskini azaltmak için bu dönemde sıvı alımı son derece kritiktir. Çocuğun isteksiz olması durumunda bile küçük yudumlarla teşvik edilmesi ile tam iyileşme 15 günde tamamlanır." İlk 3 gün çok önemli Ameliyat sonrası bol sıvı tüketiminin çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Hatice Karadaş ilk üç gün yapılması gerekenler konusundaki önerileri paylaşarak, "Dondurma, yoğurt, muz püresi, ılık çorba, patates püresi ve bol su tüketilmelidir. Soğuk veya ılık, yumuşak gıdalar tercih edilmeliyken çok sıcak, baharatlı, asitli, sert ve kıtır yiyecekler ile gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır. İlk hafta çocuğumuz nazik diş fırçalama uygulamalı, ağır egzersizden ve yüksek sesle konuşmaktan kaçınmalıdır. Ayrıca oda nemi dengede tutulmalı ve ağızda kan tadı, kırmızı tükürük, kusma gibi kanama belirtileri yakından izlenmelidir" dedi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 10:35
Batman’da mide kanseri hasta, 5 saatlik kapalı ameliyatla sağlığına kavuştu
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kapalı mide ameliyatıyla, mide kanseri teşhisi konulan 50 yaşındaki Kenan Yeter, 5 saatlik ameliyatla sağlığına kavuştu. Hasta Kenan Yeter, doktorların gözetiminde kemoterapi aldıktan sonra ameliyata alındı. Cerrahi Onkoloji uzmanı Op. Dr. Emir Fatih Kaya ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ömer Güngörür tarafından yapılan başarılı ameliyat yaklaşık 5 saat sürdü. Batman’da ilk kez yapılan kapalı ameliyat ile Kenan Yeter’in midesinde bulunan tümörün tamamı alınarak bağırsak ile yemek borusu arasında yol oluşturuldu. Op. Dr. Kaya, ameliyat öncesi yapılan tedaviler ile tümörü kontrol altına aldıklarını söyleyerek, "Batman ve bölgede ilk kez kapalı yöntemle mide kanseri ameliyatımızı hocamızla birlikte gerçekleştirdik. Hastamız şu anda ameliyat sonrası ikinci gününde gayet iyi. Herhangi bir problemimiz yok. Kendisini yakın zamanda taburcu etmeyi planlıyoruz. Ameliyat süresi yaklaşık olarak 5 saat sürdü. Herhangi bir komplikasyon olmadı. Her şey beklediğimiz gibiydi, bir sorun yaşamadık" dedi. Yapılan operasyon sonucunda Yeter’in durumunun iyi olduğunu ve gerekli takiplerin devam ettiğini belirten Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op.Dr. Ömer Güngörür, "Bu sadece bizim değil tüm ekibin başarısıdır. Bunun devamını hep beraber diliyoruz. Hastamızı da şifalar diliyoruz" diye konuştu. Dört evre kemoterapi aldığını ve hastalığını 5 ay önce fark ettiğini belirten Yeter, "Biz, Türk hekimlerimize güveniyoruz. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde muayene olduktan sonra midemde tümör olduğunu öğrendim. Hocalarımızı gördükten sonra bize güven verdiler. Kimi dedi Adana’ya git. Eniştem Ankara’dadır. O dedi Ankara’ya gel. Dedim ben bu hocaları görmüşüm, onlara da çok güveniyorum. Burada ameliyat olacağım. Biz, Türk hekimlerimize güveniyoruz" şeklinde konuştu.
26 Haziran 2025 Perşembe - 10:33
Bebek Çoban için ambulans uçak havalandı
Bitlis Devlet Hastanesi’nde dünyaya gelen ve hipoplastik sol kalp sendromu tanısı konulan 1 günlük bebek, ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Bitlis Devlet Hastanesi’nde dünyaya gelen ve henüz 1 günlük bebek Çoban’a, yapılan tıbbi değerlendirmeler sonucunda "hipoplastik sol kalp sendromu" tanısı konuldu. İleri düzey kardiyovasküler tedaviye ihtiyaç duyan minik bebek için İl Sağlık Müdürlüğü’nün koordinesinde hızlı bir sevk süreci başlatıldı. Minik bebek, hava ambulansı ile İstanbul’daki Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Sağlık hizmetine erişimde sürekliliği sağlamak ve acil durumlarda hızlı müdahale imkânı sunmak amacıyla çalışmalarımız titizlikle sürmektedir. Bebek Çoban’a acil şifalar diliyor, sürece katkı sunan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
26 Haziran 2025 Perşembe - 10:32
Anne sütü sayesinde bebeğin biyolojik saati ayarlanıyor
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aşkın Güra Bayık, gece emzirmenin sadece süt üretimini artırmakla kalmayıp, bebeğin uyku düzeni ve bağışıklığı üzerinde de olumlu etkileri olduğunu vurguluyor. Bayık, gece sütü, melatonin ve triptofan içeriğiyle daha besleyici hale geldiğini belirtiyor. Memorial Antalya Hastanesi Yenidoğan, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aşkın Güra Bayık, gece emzirmenin hem anne hem de bebek açısından sağladığı faydalar hakkında önemli bilgiler verdi. "Annenin yeterli uyku alması da süt kalitesini etkiler" Gece saatlerinde annelerin istirahat etmesiyle süt üretiminde rol oynayan prolaktin hormonunun daha aktif çalıştığını belirten Dr. Bayık, "Meme, uyarıya bağlı olarak süt üretir. Bu nedenle gece saatlerinde de emzirme ya da sağım yapılması, süt üretimini artırmak açısından önemlidir. Aynı zamanda annenin yeterli uyku alması da süt kalitesine doğrudan etki eder" dedi. Gece emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonlarının annenin mutluluk düzeyini artırdığını belirten Bayık, bu hormonların serotonin üretimini tetikleyerek annenin daha rahat ve kaliteli uyumasını da sağladığını ifade etti. Gece sütü daha besleyici Doğum sonrası ilk üç ayda bebeklerin melatonin seviyesinin yetersiz olduğunu ve bu hormonun anne sütüyle alındığını vurgulayan Dr. Bayık, "Anne sütü gece saatlerinde melatonin ve triptofan açısından daha zengindir. Bu sayede bebek, geceyle gündüzü ayırt etmeye başlar. Gece sütü bebeğin uyku düzenine yardımcı olurken bağışıklığını da güçlendirir. Ayrıca gece salgılanan süt, içerdiği yağ oranı ile daha besleyici hale gelir" diye konuştu. Gündüz sağılmış süt geceye uygun değil Anne sütünün gün içinde değişen içeriğine dikkat çeken Bayık, "Sabah saatlerinde salgılanan süt enerji verirken, akşam saatlerinde rahatlatıcı etkiye sahiptir. Bu nedenle gündüz sağılan süt gece verilmemeli, gece sağılan süt de gündüz içirilmemelidir. Eğer sütler dondurulmuşsa, sağıldığı saat dilimine uygun şekilde kullanılmalıdır" dedi. Emzirme aralığı 3 saatten uzun olmamalı Yenidoğanların ilk haftalarında fazla kilo kaybı, sarılık ya da hipoglisemi gibi durumlarla karşılaşılmaması için emzirme sıklığının önemli olduğunu söyleyen Dr. Bayık, "İlk haftada bebek 3 saatte bir mutlaka emzirilmeli. Bu süreçten sonra kilo alımı normalse, bebek gece kendi ihtiyacına göre uyanabilir. Ancak yine de bu dönemde hekim kontrolleri aksatılmamalıdır" ifadelerini kullandı. Annenin beslenmesi süt kalitesini etkiliyor Anne sütünün kalitesinin, annenin ruhsal durumu ve beslenme şekliyle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Dr. Bayık, "Anneler üç ana ve üç ara öğünle dengeli beslenmeli, yeterli sıvı almalı. Gün içinde yoğun efor sarf eden anneler mutlaka diyetisyen kontrolünde beslenmeli. Tadını sevmediği ya da zorla yediği yiyeceklerin süte bir katkısı olmaz. Ayrıca çok şekerli yiyecek ve içeceklerin süt üretimine faydası yoktur" diye konuştu. Ön Süt-Son Süt dengesine dikkat Anne sütünün besleyici gücünün ön ve son sütle bağlantılı olduğunu söyleyen Bayık, "Bebek bir memeyi ortalama 20 dakika emmeli. Sadece ön süt alan bebek doygun görünse de yeterli kilo alamayabilir. Bu da annenin sütü yetersiz zannetmesine yol açar. Bu nedenle emzirme süresi ve sıklığı, annenin motivasyonu açısından da önem taşır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder