Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE Başkanı Zayed Al Nahyan ile telefonda görüştü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen turist hayatını kaybetti
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
SAĞLIK
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43:18
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
24 Haziran 2025 Salı - 12:23
Siirt’te bir sağlık çalışanından sihirli dokunuş
Siirt’te omzu çıkan vatandaşın yardımına ATT personeli yetişti. Siirt’in Kurtalan ilçesinde omzu yerinden çıkan bir vatandaş, 112 ekipleri tarafından Siirt’e sevk edilmek üzere ambulansa alındı. 112 acil sağlık ekibinde bulunan Murat Dayan, olay yerine geldikleri sırada müdahalede bulunarak vatandaşın acısını dindirdi. Vatandaşın omzunu bir süre masaj yaparak yerine oturttu. Büyük bir rahatlama yaşayan vatandaş, ATT personeline sarılarak teşekkür etti. Yaşanan olay çevredeki vatandaşların takdirini toplarken, sağlık personeli Murat Dayan’ın olay anındaki soğukkanlı müdahalesi takdirle karşılandı.
24 Haziran 2025 Salı - 11:58
Onlarca boğulma vakasına müdahale eden profesör uyardı: "Deniz keyfiniz faciaya dönüşmesin"
SAMSUN (İHA) – Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaz mevsiminin ani gelişiyle birlikte sahil bölgelerine akın eden vatandaşlara hayati uyarılarda bulundu. Özellikle yüzme bilmeyen kişilerin ve cankurtaran bulunmayan sahilleri tercih eden ailelerin büyük risk altında olduğunu belirten Özkaya, "Her yıl bine yakın vatandaşımızı boğulma nedeniyle kaybediyoruz. Ters akıntıya dikkat etmeliyiz" dedi. Hava sıcaklıklarının ani yükselişiyle vatandaşların denize yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, boğulma vakalarının en çok yaz aylarında ve kontrolsüz alanlarda yaşandığını söyledi. "Yazın bir anda gelmesiyle birlikte serinlemek isteyen vatandaşlar, ailecek sahillere akın ediyor. Ancak bilinçsizce denize girenler büyük bir tehlikenin içinde. Özellikle yüzme bilmeyen bireyler ve çocuklar, denizin sinsi tehlikesi olan ‘rip’ yani ters akıntıya kapılarak hayatını kaybediyor" diye konuştu. "Son 4 yılda 4 bine yakın vatandaşımızı kaybettik" Boğulma olaylarının istatistiksel boyutuna da değinen Prof. Dr. Özkaya, "Son 4 sene için 4 bine yakın vatandaşımız boğularak hayatını kaybetti. Bu her sene artacak gibi duruyor. Özellikle yüzme bilmeyen vatandaşlar RİP akıntısı dediğimiz ters akıntıya maruz kaldıklarında açık denizlerde kaybolup boğuluyorlar. Bu ters akıntı en profesyonel yüzücüleri bile açık denizlere çekiyor. Denize girdiğinizde ayaklarınız yerden kesilmiş hissediyorsunuz" diye konuştu. "Ayaklarınız yere değse bile güvende değilsiniz" Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna da dikkat çeken Özkaya, deniz altındaki sismik hareketliliğin su altı akıntılarını etkileyebileceğini belirtti. Özkaya, "Özellikle ülkemiz deprem bölgesidir. Depremlerin büyük bir çoğunluğu denizlerde olmaktadır. Bu depremler deniz akıntısını etkilemektedir. Denize girdiğinizde lütfen boyunuz geçmediği yerlerde durun. Ayaklarınız yere dahi değse depremlerden, ters akıntılardan dolayı ayaklarını kayarak boğulabilme tehlikeniz var" şeklinde konuştu. "Aynı aileden birkaç kişiyi birden kaybediyoruz" Gözetimsiz sahillerde yaşanan vakaların çoğunun zincirleme olduğunu da aktaran Özkaya, şu uyarıyı yaptı: "Özellikle tenha, izole yerlerde denize giren ailelerde biri boğulma tehlikesi geçirince, diğerleri de onu kurtarmak için suya giriyor. Maalesef bu durum birkaç kişinin birden hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabiliyor. Bu tür olaylar yaşadık. Bu yüzden hafta sonu planı yaparken, güvenliği ikinci plana atmayın. Birkaç dakikalık ihmal geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilir." Vatandaşların sadece serinlemek için değil, aynı zamanda bilinçli ve dikkatli şekilde denize girmesi gerektiğini söyleyen Özkaya, "Lütfen çocuklarınızı gözetimsiz bırakmayın, can yeleği gibi önlemleri ihmal etmeyin. Tatiliniz keyifle bitsin, acıyla değil" ifadelerini kullandı.
24 Haziran 2025 Salı - 11:57
Uzman açıkladı: "Suda doğum anne ve bebek için doğal bir başlangıç sunuyor"
Suda doğumun, doğum eyleminin belirli bir aşamasından itibaren annenin, özel hazırlanmış ve hijyen standartlarına uygun sıcak su havuzuna alınarak doğumun bu ortamda gerçekleşmesini sağlayan bir doğum yöntemi olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sefa Erdem Özhan, "Anne adayının tercihine bağlı olarak, tıbbi açıdan uygun bulunması halinde uygulanabilmektedir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sefa Erdem Özhan, suda doğum hakkında bilgilendirmelerde bulundu. "Sıcak suyun rahatlatıcı etkisi var" Yaklaşık 37 derece sıcaklıktaki suyun, pelvik taban kaslarını gevşetmeye yardımcı olabileceğini söyleyen Opr. Dr. Özhan, "Bu durum, doğum eyleminin daha konforlu ilerlemesini sağlayabilir. Aynı zamanda annenin kendini daha huzurlu hissetmesi, doğum sürecine olumlu yansıyabilir. Suyun sağladığı ortam, doğum kanalının esnekliğini artırarak ilerlemeye destek verebilir" diye konuştu. "Bebek için doğal bir geçiş ortamı" Anne karnındaki amniyotik sıvıya benzerliği nedeniyle suyun, bebeğin dünyaya geçişini daha yumuşak hale getirebildiğini söyleyen Dr. Özhan, "Doğum sırasında bebek, su dışına çıkarılana kadar oksijen ihtiyacını göbek kordonu aracılığıyla karşılamaya devam eder. Bu süreç, yeni doğan açısından sakin bir geçiş imkânı sağlayabilir" şeklinde konuştu. Kimler için uygundur? Suda doğumun herhangi bir sağlık problemi bulunmayan, gebelik süreci boyunca ciddi bir komplikasyon yaşamamış ve düşük riskli olarak değerlendirilen anne adayları için tercih edilebilecek bir yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Özhan, "Ancak annenin genel sağlık durumu ve gebeliğin seyri bu tercihi doğrudan etkiler. Her olgu bireysel olarak değerlendirilmelidir. Doğumun her aşamasında anne ve bebek yakından izlenmeli, süreç normal seyrinde ilerlemiyorsa gerekli müdahaleler gecikmeden yapılmalıdır. Acil bir durumda sudan çıkış süresi zaman açısından dikkatle planlanmalıdır" ifadelerini kullandı. "Doğum yöntemi seçimi kişiye özeldir" Her doğum yönteminin farklı dinamikler içerebildiğini söyleyen Opr. Dr. Özhan şunları söyledi: "Bu nedenle suda doğum seçeneği, yalnızca annenin talebiyle değil; mevcut tıbbi değerlendirme sonucunda, hekim uygun gördüğü takdirde uygulanmalıdır. Anne adaylarının doğum süreciyle ilgili tüm seçenekleri, takip eden hekimleriyle detaylı bir şekilde görüşmeleri önemlidir."
24 Haziran 2025 Salı - 11:29
Sivas Numune Hastanesi, başarı kalp operasyonları bölgesinde öne çıkıyor
Sivas Numune Hastanesi, yaptığı başarılı kalp operasyonları ile bölgede dikkat çekiyor. Sivas Numune Hastanesi’nde gerçekleştirilen by-pass ve diğer önemli kalp operasyonları, alanında uzman kalp ve damar cerrahlarının özverili çalışmalarıyla başarıyla sonuçlanmaya devam ediyor. Kalp sağlığı alanında modern tıbbın tüm imkanlarını kullanan hastane, ileri düzey teknolojik altyapısı ve deneyimli ekipleriyle, hayati risk taşıyan operasyonları güvenli şekilde gerçekleştir. Özellikle koroner arter hastalığı nedeniyle cerrahi müdahale gereken hastalara uygulanan by-pass ameliyatları, yüksek başarı oranları ile dikkat çekiyor. Kalp ve damar cerrahisi kliniğinde kapak tamiri ve değişimi, aort cerrahisi ve ritim bozukluklarına yönelik operasyonlar da etkin bir şekilde sürdürülüyor. Operasyon sonrasında multidisipliner bir yaklaşımla sürdürülen yoğun bakım ve rehabilitasyon süreçleri sayesinde, hastaların kısa sürede sağlığına kavuşması sağlanıyor. Kalp sağlığına dair tedavi ve cerrahi uygulamalarda referans merkez haline gelen Sivas Numune Hastanesi, her geçen gün daha fazla hastaya umut olmaya devam ediyor.
24 Haziran 2025 Salı - 11:28
Aşırı terleme ve yetersiz su tüketimi böbrek sağlığını tehdit ediyor
Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Büyükbakkal, "Sıcak havalarda vücudun sıvı dengesi bozulursa, böbrekler alarm verir" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Büyükbakkal, aşırı terleme ve yetersiz sıvı alımının böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceğini, bu durumun uzun vadede böbrek yetmezliğine kadar gidebileceğini vurguladı. Dr. Büyükbakkal, "Yaz mevsiminin kavurucu sıcaklarında artan terleme, özellikle yeterli miktarda su içmeyen bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Büyükbakkal, "Bu sistemin sağlıklı bir şekilde çalışabilmesi için vücudun yeterli miktarda su alması gerekir. Günlük sıvı alımı azaldığında böbrekler kanı süzmekte zorlanır. Özellikle yaz aylarında artan terleme ile bu risk daha da yükselir. Böbrekler, vücuttaki zararlı atıkları ve fazla sıvıyı süzerek idrar yoluyla dışarı atan hayati organlardır. Aynı zamanda kan basıncını düzenleme, elektrolit dengesini sağlama ve asit-baz dengesini koruma gibi çok önemli görevleri vardır. Aşırı terleme ile birlikte sadece su değil; sodyum, potasyum gibi hayati elektrolitler de kaybedilir. Bu kayıplar yerine konulmadığında kan yoğunluğu artar, böbreklere giden kan akışı azalır ve bu da akut böbrek hasarına (AKI) yol açabilir. Özellikle sıcak havalarda ya da fiziksel olarak aktif bireylerde sıvı kaybı çok daha fazladır" ifadelerine yer verdi. "Su içmeden geçirilen saatler, böbreklerin süzme kapasitesini düşürerek ileride kronik böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabilir" uyarısında bulunan Dr. Büyükbakkal, bu konuda toplumun bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti. Ne kadar su içmeliyiz Su tüketimiyle ilgili bilgi veren Dr. Büyükbakkal, "Genel olarak sağlıklı bir bireyin günlük su ihtiyacı 2-2,5 litre arasında değişiyor. Ancak sıcak hava, yoğun fiziksel aktivite ve terleme bu miktarın artmasına neden oluyor. Kronik hastalığı olan bireyler ya da düzenli ilaç kullananlar, su tüketimini mutlaka doktor kontrolünde planlamalı" şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Mehmet Büyükbakkal, "Sıcak havalarda artan terlemeyle birlikte sıvı ihtiyacı da artar. Bu ihtiyacın karşılanmaması halinde, böbrekler susuzluk nedeniyle zarar görebilir. Sağlıklı böbrekler için su içmeyi unutmamak hayati önem taşır" diye konuştu.
24 Haziran 2025 Salı - 11:19
Dubai’den gelen hasta kritik ameliyatla sağlığına kavuştu
Kalp yetmezliği şikayetiyle Dubai’den gelerek Bursa Şehir Hastanesi’ne başvuran hasta, minimal invaziv yöntemle (Göğüs kemiği açılmadan ve kalbi durdurulmadan) gerçekleştirilen başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Dubai’de yaşayan Filipinler asıllı 33 yaşındaki Kathleen Kaye Concepcion Alcos’a, gribal enfeksiyon şikayetiyle gittiği hastanede mitral kapak yetmezliği ve kalp içinde hareketli kitle tanısı konuldu. Türk vatandaşı eşi İskender Karasu’nun önerisiyle Türkiye’de tedavi imkanlarını araştıran Alcos, Bursa Şehir Hastanesi’nde bu ameliyatın başarıyla yapıldığını öğrendi. Şifa bulmak için Türkiye’ye gelerek Bursa Şehir Hastanesi’ne başvuran Alcos, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman tarafından değerlendirildi. Ameliyat kararı alınan hastaya minimal invaziv yöntemle mekanik mitral kapak replasmanı (değişimi) ve kalp içindeki pıhtıların temizlenmesi işlemi başarıyla uygulandı. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Alcos, hastaneden taburcu edildi. Daha hızlı iyileşme sağlıyor Yapılan operasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman, minimal invaziv yöntemle ameliyatın hasta açısından daha az travmatik geçtiğini ve iyileşme sürecini hızlandırdığına dikkat çekti. Geleneksel cerrahi yöntemlere kıyasla doku zararının minimumda tutulduğunun altını çizen Prof. Dr. Kahraman, hastanın operasyon sonrası 5. günde sağlıklı bir şekilde hastaneden taburcu edildiğini sözlerine ekledi. Türkiye’nin ileri düzey gerektiren cerrahi işlemlerde artık sadece kendi vatandaşları için değil, dünya genelinden gelen hastalar için de şifa kaynağı olmaya devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Kahraman, "Bu operasyonu daha önce de birçok kez başarıyla gerçekleştirdik. Ülkemizin sağlık sistemine olan güveni gösteren bir örnektir" dedi. "Hayatımda yepyeni bir sayfa açıldı" Türkiye’ye gelmeden önce enfeksiyon yüzünden hasta olduğunu ve nefes problemleri yaşadığını belirten Kathleen Kaye Concepcion Alcos ise, doktora gittiğinde kalbinde problem olduğunu ve vakit kaybetmeden ameliyat olması gerektiğini öğrendiğini söyledi. Eşinin Türkiye’de yaşayan kardeşinin yardımıyla Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Nail Kahraman ile tanıştıklarını vurgulayan Alcos, "Oraya gittiğimiz zaman ameliyat olmamı söyledi. Bu operasyona hazır olduğumdan emin olmak için her şeyi kontrol etti. Kalbim durdurulmadan ve göğsümü açmadan, göğsümün altında küçük bir delik açıp oradan girerek ameliyat gerçekleştirildi. Bu gerçekten çok başarılı bir operasyondu. Çok hızlı iyileştim ve bir hafta içinde yavaşça yürümeye başladım. Bu harika ameliyat için hocama çok teşekkür ediyorum. Doktorlar ve hemşireler, hastanede kaldığımız sürede bize çok destek oldular. Her şeye rağmen ameliyatı ilk kez geçirdiğim için biraz korkutucuydu. Bütün doktorlar ve hemşireler, her şeyin yolunda gideceğinden emindiler ve yaptıkları işte kendilerine güvendiklerini biliyordum. Orada bulunduğum 11 gün boyunca benimle çok iyi ilgilendiler. Şimdi normal yaşam geri döndüm ve sağlıklı hissediyorum" diye konuştu. Ameliyat öncesi ve sonrasında kendileriyle çok iyi ilgilenildiğini vurgulayan İskender Karasu ise, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.
24 Haziran 2025 Salı - 11:11
Sıcak çarpmasından basit önlemlerle korunmak mümkün
Sıcak çarpması vücudun ısı ayarlama mekanizmasını bozarak ölüme kadar giden sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzm. Dr. Tuncay filiz, yaz sıcaklarının başladığına dikkat çekip "sıcak çarpması"na karşı uyarılarda bulundu. Sıcak çarpmasının vücudun termoregülasyon (beden ısısı ayarlama merkezi) mekanizmasının ayarlarını bozduğunu, bu bozulma sonucunda vücut ısısının düşme yerine çok yüksek derecelere çıkabildiğini belirten Uzm. Dr. Filiz, "Vücut ısımız 41 dereceyi aşınca beyin hücrelerinde ciddi tahribatlar oluşur ve termoregülasyon mekanizması devre dışı kalır. Basit ama etkili yöntemlerle korunmak mümkün" dedi. Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuncay Filiz, nem arttıkça daha da fazla hissedilecek sıcaklıkların sağlığımıza olumsuz etkileri konusunda önemli bilgiler verdi. Uzm. Dr. Filiz vücudumuzun sıcak ya da soğuk ortamlarda ısısını korumak için beyin tarafından yönetilen, termoregülatör denilen bir ısı ayarlama mekanizmasına sahip olduğunu söyledi. Bu mekanizmanın bozulmasının ölüme kadar giden ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Uzm. Dr. Filiz, şöyle konuştu: "Sıcak çarpması, aşırı sıcak etkisiyle yaşam fonksiyonlarının bozulması, yaşam fonksiyonlarındaki bu bozulma vücudumuzun termoregülasyon mekanizmasının zarar görmesi demektir. Beden ısımızı düzenleyen bir mekanizma olan termoregülasyon, beynimiz tarafından kontrol edilir. Bu sayede vücut ısımız sıcak ortamlarda düşer, soğuk ortamlarda ise yükselerek 36,8 +- 0,4 oC arasında dengede tutulur. Vücut ısımız 41 dereceyi aşınca beyin hücrelerinde ciddi tahribatlar oluşur ve termoregülasyon mekanizması devre dışı kalır. Sıcak çarpmalarında ateş çok yüksektir, 41 derece üzerine çıkar. Aşırı terleme su kaybına yol açar. Tuz ve sıvı kaybına bağlı olarak solunum sayısı artar, nefes darlığı, nabız hızlanması, tansiyon düşmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma ve baş dönmesi ortaya çıkar. Gerekli önlemler alınmaz ve tedavi edilmezse bilinç kaybı ve koma gelişir." Kimler etkilenir ve riskli ilaçlar İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz, kalp ve damar hastalarının, yaşlıların ve kronik hastalıkları nedeniyle sürekli ilaç kullananların sıcak çarpması risk grubunu oluşturduklarını söyledi. Filiz, "Sıcak çarpmasında risk oluşturan ilaçlar ise beta blokerler, tranklizanlar, diüretiklerdir" diyerek bu risk gruplarını ve bu ilaçları kullanan hastaları uyardı. Nasıl korunuruz Uzm. Dr. Filiz, sıcak çarpmasına karşı alınacak önlemlerin basit ama etkili olduğunu vurguladı. Filiz, "Sıcak çarpmasına karşı açık renkli, bol giysiler giyin. Serin ortamlarda bulunun. Alkollü içecekleri azaltın, yağsız ve hafif yemekler tüketin. Her gün en az 2.5 litre su için. Şapkasız sokağa çıkmamaya özen gösterin. Saat 10.00 ile 15.00 arası sokağa çıkmayın. Ağır sporlar yapmayın" dedi. Sıcak çarpması bulguları ve ilk yardım Sıcak çarpmasına maruz kalan kişide şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, yüksek ateş, bulantı, bilinç bulanıklığı görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Filiz, ateşin hızla düşürülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Hastanın serin ve gölge bir yere alınarak giysilerinin çıkartılmasını, ateşinin ölçülmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Filiz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ateş 40 derece üzerinde ise tüm vücudu ılık suya batırılmış sünger ya da çarşaf ile silinmelidir. Ateş 39 dereceye indiğinde soğutma işlemi yavaşlatılmalıdır. Ateşin hızlı bir şekilde düşürülmesi doğru değildir. Bu nedenle buz ya da aşırı soğuk kompresler uygulanmamalıdır. Tüm gayretlere rağmen ateş düşmez ya da bilinç bulanıklığı devam ederse mutlaka hastaneye sevk edilmelidir. Tansiyon düşük ise, sırt üstü yatırılmalı, bacaklar yukarıya kaldırılmalıdır. Bilinç açık ise tuzlu ayran ya da soda içirilmeli, bilinç bulanık ise 112 aranmalı, hastaneye sevki sağlanmalıdır."
24 Haziran 2025 Salı - 11:11
Dubai’den gelen hasta kritik ameliyatla şifa buldu
Kalp yetmezliği şikayetiyle Dubai’den gelerek Bursa Şehir Hastanesi’ne başvuran 33 yaşındaki hasta, minimal invaziv yöntemle (Göğüs kemiği açılmadan ve kalbi durdurulmadan) gerçekleştirilen başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Dubai’de yaşayan Filipinler asıllı Kathleen Kaye Concepcion Alcos’a, gribal enfeksiyon şikayetiyle gittiği hastanede mitral kapak yetmezliği ve kalp içinde hareketli kitle tanısı konuldu. Türk vatandaşı eşi İskender Karasu’nun önerisiyle Türkiye’de tedavi imkanlarını araştıran Alcos, Bursa Şehir Hastanesi’nde bu ameliyatın başarıyla yapıldığını öğrendi. Şifa bulmak için Türkiye’ye gelerek Bursa Şehir Hastanesi’ne başvuran Alcos, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman tarafından değerlendirildi. Ameliyat kararı alınan hastaya minimal invaziv yöntemle mekanik mitral kapak replasmanı (değişimi) ve kalp içindeki pıhtıların temizlenmesi işlemi başarıyla uygulandı. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Alcos, hastaneden taburcu edildi. Daha hızlı iyileşme sağlıyor Yapılan operasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Nail Kahraman, minimal invaziv yöntemle ameliyatın hasta açısından daha az travmatik geçtiğini ve iyileşme sürecini hızlandırdığına dikkat çekti. Geleneksel cerrahi yöntemlere kıyasla doku zararının minimumda tutulduğunun altını çizen Prof. Dr. Kahraman, hastanın operasyon sonrası beşinci günde sağlıklı bir şekilde hastaneden taburcu edildiğini sözlerine ekledi. Türkiye’nin ileri düzey gerektiren cerrahi işlemlerde artık sadece kendi vatandaşları için değil, dünya genelinden gelen hastalar için de şifa kaynağı olmaya devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Kahraman, "Bu operasyonu daha önce de birçok kez başarıyla gerçekleştirdik. Ülkemizin sağlık sistemine olan güveni gösteren bir örnektir" dedi. "Hayatımda yepyeni bir sayfa açıldı" Türkiye’ye gelmeden önce enfeksiyon yüzünden hasta olduğunu ve nefes problemleri yaşadığını belirten Kathleen Kaye Concepcion Alcos ise, doktora gittiğinde kalbinde problem olduğunu ve vakit kaybetmeden ameliyat olması gerektiğini öğrendiğini söyledi. Eşinin Türkiye’de yaşayan kardeşinin yardımıyla Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Nail Kahraman ile tanıştıklarını vurgulayan Alcos, "Oraya gittiğimiz zaman ameliyat olmamı söyledi. Bu operasyona hazır olduğumdan emin olmak için her şeyi kontrol etti. Kalbim durdurulmadan ve göğsümü açmadan, göğsümün altında küçük bir delik açıp oradan girerek ameliyat gerçekleştirildi. Bu gerçekten çok başarılı bir operasyondu. Çok hızlı iyileştim ve bir hafta içinde yavaşça yürümeye başladım. Bu harika ameliyat için hocama çok teşekkür ediyorum. Doktorlar ve hemşireler, hastanede kaldığımız sürede bize çok destek oldular. Her şeye rağmen ameliyatı ilk kez geçirdiğim için biraz korkutucuydu. Bütün doktorlar ve hemşireler, her şeyin yolunda gideceğinden emindiler ve yaptıkları işte kendilerine güvendiklerini biliyordum. Orada bulunduğum 11 gün boyunca benimle çok iyi ilgilendiler. Şimdi normal yaşam geri döndüm ve sağlıklı hissediyorum" diye konuştu. Ameliyat öncesi ve sonrasında kendileriyle çok iyi ilgilenildiğini vurgulayan İskender Karasu ise, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.
24 Haziran 2025 Salı - 11:09
Uzmanından sıcaklarda beslenme uyarısı
Lokman Hekim Van Hastanesi Diyetisyeni Funda Budak, son zamanlarda artan sıcaklıklardan dolayı vatandaşların beslenmelerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Hava sıcaklığının gün geçtikçe arttığını ve dolayısıyla vatandaşların beslenmelerine dikkat etmesi gerektiğini belirten Lokman Hekim Van Hastanesi Diyetisyeni Funda Budak, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Dengesiz beslenmenin iştahsızlık, baş dönmesi ve sindirim sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Budak, "Sıcakların uzun bir süre devam edecek olması ise canınızı sıkmakla kalmaz, sağlığınızı olumsuz etkiler. Yaz mevsiminde ter ile atılan su artar, bu nedenle sıvı dengesinin sürdürülmesi için bol sıvı alınması gerekir. Normalde bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2-2,5 litre civarında iken aşırı sıcak havalarda bu miktar 3 litreye kadar ulaşabilmektedir. Bu yüzden özellikle aşırı sıcak günlerde 2,5-3 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Yine çay, kahve ve asitli içecekler, içerdikleri kafein miktarı nedeniyle aşırı sıcaklar için pek uygun olmayan içeceklerdir. Kafein aşırı miktarda alındığında, vücutta su kaybına neden olur ve vücut sıvı dengesine zarar verebilir. Bu nedenle yaz mevsiminde tüketiminde artış olan asitli içeceklerden ve yaz akşamlarının keyifli içecekleri olan çay ve kahveyi abartmamakta fayda var. Günde 1-3 kupa çay ve kahveden fazlasını tüketmeyin. Kahvenizi sütlü, çayınızı ise açık ve limonlu olarak içmeye özen gösterilmelidir. Su, tercih edebileceğimiz en sağlıklı içecek olup bunun yanında taze sıkılmış meyve suları, taze limonatalar, ayran ve doğal maden suları tercih edilmelidir" dedi. "Vatandaşların tuz tüketim miktarlarına da dikkat etmesi gerek" Vatandaşların tuz tüketim miktarlarına da dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Budak, "Tuz her ne kadar bir dolaşım düşmanı olarak gösterilse de, içerisinde yer alan sodyum ve klor nedeni ile vücudumuzun ihtiyaç duyduğu bir birleşiktir. Yaz aylarında aşırı tuz tüketimi tansiyon yükselmesine neden olabilir. Tuzun yetersiz miktarda tüketilmesi ise hücrelerimiz arasında yer alan sıvıların dengesini bozarak çok tehlikeli sağlık sorunlarına yol açabilir. Günlük tuz tüketiminin 5 gramı aşmamasına özen göstermeli, fakat tuzsuz bir hayata evet dememeliyiz. Yağlı yemeklerden uzak durmalı, hafif sebzeli yemekleri tercih etmeliyiz" şeklinde konuştu.
24 Haziran 2025 Salı - 11:08
Menteşe Belediyesinden ücretsiz sağlık taraması
Menteşe Belediyesi, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla başlattığı ücretsiz sağlık taramaları ve eğitimlerine yılın ilk altı ayında da aralıksız devam etti. Kırsal ve merkez mahallelerde kurulan stantlarla toplam 807 vatandaşa hizmet sunuldu. Katılımcılara; kanser türleri, kendi kendine meme muayenesi, erken tanı belirtileri hakkında bilgi verilirken ücretsiz sağlık taramaları da yapıldı. Alanında uzman sağlık personeli tarafından yapılan taramalarda, vatandaşların kan şekeri ve tansiyon değerleri ölçüldü. Riskli bulgular tespit edilen bireyler ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek erken müdahale olanağı sağlandı. Ayrıca, "Sağlıklı Toplum Sosyal Belediye" projesi kapsamında kadınlara yönelik sağlık eğitimleri de devam ediyor. Eğitimlerde, erken tanının önemi, meme sağlığı, düzenli kontroller ve tarama yöntemleri detaylı şekilde aktarılıyor. Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, halk sağlığını önceleyen bu çalışmalarla hedeflerinin erişilebilir ve koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak olduğunu vurguladı. Başkan Aras, özellikle kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşların düzenli sağlık kontrollerini sürdürebilmeleri için bu hizmetleri kesintisiz şekilde sürdüreceklerini belirtti.
24 Haziran 2025 Salı - 10:45
Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı
Şarkıları ve enerjisiyle geniş kitlelerin sevgisini kazanan genç şarkıcı Melis Fis, yoğun konser temposu nedeniyle yaşadığı bel ağrıları sonrası doktora başvurdu. Bel fıtığı şüphesiyle gittiği muayenede, o güne dek sadece adını duyduğu bir rahatsızlığın kendi kapısını çaldığını öğrendi. Skolyoz tanısı alan ve "Skolyoz sadece bir duruş değil, farkındalık meselesi: Farkında ol, destek ol!" diyen Melis Fis, Acıbadem Sağlık Grubu’nun bu yıl 12.’sini gerçekleştirdiği Skolyoz Farkındalık Etkinliğine hem şarkılarıyla renk kattı hem de özellikle gençlerde sık karşılaşılan skolyoza yönelik kendi hikayesini içtenlikle anlattı. Skolyoz, omurganın yana doğru eğilmesi olarak tanımlanıyor. Bu eğrilik bazen yalnızca egzersiz bazen de önemli ameliyatlarla kontrol altına alınabiliyor. Yaşam kalitesini düşürmekten farklı sağlık sorunlarına kadar çeşitli sonuçları olan skolyoz, toplumda sık görülen bir durum. Her yüz çocuktan 3’ünde görülen skolyoza özellikle kız çocuklarda daha sık rastlanıyor. Erken teşhiste tedavi başarısı artan skolyoza karşı toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi bu yıl, Acıbadem Üniversitesi’nde "Skolyoz Savaşçıları Sırt Sırta, Korkusuzca" etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte; Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay skolyoz tedavisindeki en güncel gelişmeleri paylaştı. Ayrıca skolyoz savaşçılarının, kendi süreçlerini ve deneyimlerini aktardığı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlik genç sanatçı Melis Fis’in skolyoz savaşçıları için söylediği şarkılarla son buldu. "Bel fıtığı olduğumu düşünmüştüm" Söyleşide skolyoz deneyimini anlatan 23 yaşındaki Melis Fis, yoğun konserleri dolayısıyla çok sık seyahat ettiğini ve bu yılın başlarında bel ağrısı sorunu nedeniyle doktora gittiğini belirterek, bel fıtığı teşhisi beklerken skolyoz teşhisi aldığını söyledi. Genç şarkıcı, "Bende skolyoz olduğunu aslında çok yeni öğrendim. Şu anda 23 yaşındayım, 24 olacağım ve benim de yeni tanıştığım bir durum bu aslında. Ama Ahmet Hocam sayesinde gerçekten hani bunun korkulacak bir şey olmadığını ve erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu öğrendim bunun sayesinde, çünkü ben daha erken teşhis yaptırabilirdim. Ama şu anda ben skolyozumla beraber yaşamayı öğrendim ve bununla beraber konserlerimi veriyorum. Turneye gidiyorum, yolculuk yapıyorum ve gayet bununla beraber barışık bir şekilde hayatımı sürdürüyorum aslında" dedi. Skolyoz teşhisi aldığında doktorunun ‘skolyoz senin nazar boncuğun olsun’ dediğini ve o dönemde ilginç bir tesadüfle Nazar isimli bestesini yaptığını söyleyerek "Hatta hocamın dediği gibi bana ‘nazar boncuğun olsun’ demişti, o da bana çok destek oldu" ifadelerini kullandı. 15 yaşındaki Ada Duru’nun ilham veren mücadelesi Etkinliğin katılımcılarından biri de; 15 yaşındaki Ada Duru Alp oldu. 1 yaşında Serebral Palsi tanısı alan, 12 yaşında Covid pandemisi döneminde de skolyozu olduğu tespit edilen genç kız, yaşadığı zorlu ama ilham dolu mücadelesiyle umut verdi. "Kelimelerle aram çok iyi" diyen, olaylara hep olumlu yanından bakmaya, sorunları fırsata çevirmeye çalıştığını belirten Ada Duru, Skolyoz konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla ‘Sınırları Zorlayan Kalpler’ ismiyle bir de kitap yazdığını söyledi. "Duygusal bir süreçti benim için. Kendimi en gerçek halimle yansıtarak yazdığım bir kitap olduğu için çok özel, çok yeri ayrı bir kitap oldu benim için" diyen genç kız, hastalık sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: "Biraz zorluydu ama çok güzel oldu sonucu. Şu an dengem mesela daha dengeli, kendimi daha dengeli tutabiliyorum. O yüzden sonu çok iyi oldu. Tedavi süreciyle ilgili en büyük hedefim; kendimi biraz daha dışarı çıktığımda özgürleştirebilmek yani bağımsız olarak güvenli ortamlarda, düşmeyeceğim ortamlarda walkerı bırakıp kendim hareket edebilmek ya da kendim ihtiyaçlarımı giderebilmek olarak söyleyebilirim" diye konuştu. Gece uykularına veda etmişti, ameliyat sonrası yeniden doğdu Yıllardır skolyozuna rağmen yoğun iş temposu nedeniyle yurt içi ve yurt dışı sürekli ‘uçmak’ zorunda olan 58 yaşındaki Gül Erden de ibret veren hikayesini içtenlikle katılımcılarla paylaştı. Gül Erden, 20 yaşındayken, annesinin kendisine diktiği elbiselerin provaları esnasında skolyozunun fark edildiğini söyledi. 50’li yaşlara kadar skolyozu dışarıdan anlaşılmadığı için onun da rahatlığıyla ameliyat düşünmediğini belirten Gül Erden eğriliğin ilerleyerek 75 dereceye ulaşması, çok şiddetli ağrılar yaşamaya başlaması ve gece uykuları uyuyamaz olmasıyla ameliyata karar verdiğini söyledi. Erden, "Onun bir sınırı var ve insan gerçekten artık hayat kalitesini devam ettiremiyor. Ameliyattan ben de korktuğum kadar bir sonuçla karşılaşmadım, tam tersine ağrılarım bitti, uyku uyur oldum, vücut şişliğim, ödemlerim azaldı ve tabi postürüm çok düzeldi. 9 cm boyumdan kaybetmiştim, 5 cm’i geri geldi. Ben çok kolay dönebildim normal hayatıma. 3 aylık bir nekahati var, 1 ay sonra evde çalışmaya başlamıştım. Belli başlı hareketlere dikkat etmeniz gerekiyor skolyozunuzun seviyesine göre. Ama keşke erken olsaydım dediğim bir süreç oldu benim için" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ahmet Alanay: "Elimizdeki en güçlü silah: Erken tanı!" Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay da konuşmasında skolyoz tedavisindeki en yeni gelişmeleri anlattı. Omurganın yana doğru eğilmesi anlamına gelen skolyozla mücadelede en güçlü silahın ‘erken tanı’ olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alanay çocuklarda düzenli kontrolün şart olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "En sık gördüğümüz neredeyse bütün skolyozların yüzde 70-75’ini içeren, nedeni bilinmeyen skolyoz veya idiopatik skolyoz denilen özellikle adolesan çağda yani 8 ila 14 yaş arasında ortaya çıkan skolyoz tipidir. Bunun adolesan yaşta bu söylediğim yaştaki görülme sıklığı yüzde 3. Aslında yüzde 3 oldukça büyük bir rakam yani önemli bir halk sağlığı problemi. Ama şanslıyız ki bunun hepsi ilerleyici olmuyor, yaşam kalitesini bozucu olmuyor, neredeyse yüzde 20’si tedavi gerektiriyor. Erken teşhis edilirse daha basit yöntemlerle ama geç kalınırsa cerrahi tedavi gerekebiliyor. Bu en çok kız çocuklarında görülüyor ama erkek çocukları da göz önünde bulundurmak lazım. 12-16 yaş arasındaki çocukların sık aralıklarla ebeveynler tarafından arkasından geçerek muayene edilmesinde fayda var. Muayene tanısı olarak da özellikle omuzlarda çok asimetri olması veya bel çizgisinde yine bir asimetri olması ama en tanı koyucu olan ise çocuk öne eğildiği zaman gövdenin iki yarısı arasında asimetri olması. Yani kaburgalar özellikle bir tarafta daha kabarık hale gelmesi. Çünkü skolyoz üç boyutlu bir deformite. Bu tanılar olduğu zaman aileler mutlaka bir doktora başvurmalı." Günümüzde teknolojide ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, bugün bazı hastalarda hareket koruyucu cerrahi teknikler kullanabildiklerini belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay, bunlardan en dikkat çekeninin Vertebral Body Tethering yani Bant ve ip ile düzeltme tekniği olduğunu, bu yöntemle, doğru hastalara uygulandığında kapalı cerrahi ile eğriliği düzeltirken aynı zamanda çocuğun büyümesini ve omurganın doğal hareketini de koruyabildiklerini söyledi.
24 Haziran 2025 Salı - 10:25
Erzurum’da kamu personeline "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi "eğitimi
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü, kamu kurumlarında görev yapan personele Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hakkında eğitim düzenlendi. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "İlimizde bulunan bazı keneler, KKKA hastalığına yol açabilen virüsü taşımaktadır. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında, kenelerin görülmeye başlamasıyla birlikte KKKA hastalığının görülme riski de artmaktadır. Bu nedenle ilimizdeki kamu kurumlarında görev yapan personele Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) hakkında eğitim düzenlendi. Eğitimde katılımcılara hastalığın nasıl bulaştığı, kene ile temasın nasıl önlenebileceği, kimlerin risk altında olduğu, dış ortam dönüşlerinde vücut kontrolünün önemi ve kenenin doğru çıkarılma yöntemleri hakkında bilgi verildi" denildi. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü sosyal medya hesaplarında yapılan açıklamada, KKKA’nın bölgede her yıl tekrar eden bir hastalık olduğu vurgulandı ve şöyle devam edildi, "Kamu personelinin hem kendi sağlığı hem de çevresi için bu konuda bilinçli hareket etmesinin önemi üzerinde duruldu. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü olarak bulaşıcı hastalıklarla mücadelede kurumlar arası iş birliğine büyük önem veriyor, toplumu bilinçlendirmeye yönelik eğitim faaliyetlerini sürdürüyoruz"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder