SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18 Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Kollardaki güç kaybı ALS belirtisi olabilir
24 Haziran 2025 Salı - 09:27 Kollardaki güç kaybı ALS belirtisi olabilir Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Çiğdem, Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına dair bilgiler verdi. ALS’nin beyin ve omurilikte istemli kas kasılmasını sağlayan sinir hücrelerinin hasarlanması nedeniyle oluşan bir hastalık olduğunu söyleyen Çiğdem; kollarda ve ellerde güç kaybının, denge bozulmasının ve yürürken tökezlemenin ALS hastalığının belirtisi olabileceğini ifade etti. ALS hastalarının fark ettiği ilk belirtinin bir kolda ya da bacakta güçsüzlük şeklinde olduğunu kaydeden Çiğdem "Hastamız güçsüz olan koluyla kalem tutmada, düğme iliklemede ya da çanta taşımada zorlanır. Hasta, güçsüz olan bacağı nedeniyle yürürken tökezlemeye başlar ve sık düşer. Kas güçsüzlüğüne kaslarda erime ile seğirme de eşlik edebilir. Daha ziyade hastalığın ileri aşamalarında olmak üzere konuşma veya yutma güçlüğü de gelişebilir. ALS hastalığı ne yazık ki ilerleyicidir ve belirtiler zamanla kötüleşme eğilimi gösterir" dedi. ALS hastalığını tamamen iyileştirecek bir tedavi yönteminin bulunmadığının altını çizen Çiğdem, "Ancak bu hastalık üzerine yoğun araştırmalar yapılmakta ve yeni tedaviler denenmektedir. Uygulamakta olduğumuz tedaviler hastalığın yaptığı hasarı geri döndürmez fakat belirtilerin ilerlemesini yavaşlatabilir, ilave sorunları önleyebilir ve hastayı daha rahat ve bağımsız hale getirebilir" diye konuştu. Çiğdem, özellikle 50 yaş üstü kişilerin kollarda ve bacaklarda güç kaybı yaşadığında mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
Makedonya’dan geldi, depremzede şehirde şifa buldu
24 Haziran 2025 Salı - 09:19 Makedonya’dan geldi, depremzede şehirde şifa buldu Makedonya’da iki kez ameliyat olup iyileşmeyince hastaneden kovalanırcasına gönderildiğini ileri süren hasta, Kahramanmaraş’ta geçirdiği başarılı bel fıtığı ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. Makedonya’da yaşayan 48 yaşındaki Ali Ahmedov, bel fıtığı nedeniyle ülkesinde bulamadığı şifayı Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’nde buldu. Daha önce Makedonya’da 2 kez ameliyat geçiren Ahmedov, ardından önce Kayseri sonra Ankara’da da tedaviler gördü. Ancak şikayetleri devam eden hasta, sosyal medya üzerinden Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne ulaştı. Hasta, yapılan değerlendirmelerin ardından ameliyat edilmesi için kente davet edildi. Şehre gelen hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Zeki Yılmaz tarafından ameliyata alındı. Yapışıklıkların temizlendiği ve lomber stabilizasyon (platin vida takılması) operasyonu yapıldığı başarılı geçtiği belirtildi. İki büklüm geldiği hastanedeki operasyondan sonra Ahmedov ayağa kalktı. "Hastamız bize güvendi, ameliyatını gerçekleştirdik" Yabancı uyruklu hastanın ameliyatını yapan Op. Dr. Zeki Yılmaz "Hastamız Ali Ahmedov Makedonya’dan ülkemize, şehrimize geldi. Makedonya’da iki kez ameliyat olmuş fakat ameliyatlardan fayda görmemiş. Daha sonra hastamız bir kez Kayseri’ye gelmiş, girişimsel bir tedavi görmüş fakat ondan da fayda görmemiş. En son hastamız Ankara’ya geliyor Ankara’da yine girişimsel bir tedavi lomber enjeksiyon yapılıyor fakat bu tedavinin de faydası olmuyor. Hastamız sosyal medya üzerinden bize ulaşıyor. Daha sonra Makedonya sosyal politikalar Bakan yardımcısı bize ulaşarak filmlerini gönderdi. Biz de durum değerlendirmesi yaparak bu ameliyatı yapabileceğimizi söyledik. Görüşmeler sonrasında hastamız bize güvenerek Makedonya’dan ülkemize, daha sonra şehrimize teşrif etti. Biz de dün itibariyle ameliyatını gerçekleştirdik"dedi. "Yürüyemeyecek durumdaydı" Hastanın daha önce iki kez bel fıtığı ameliyatı yapıldığına dikkat çeken Yılmaz,"Sonrasında yapışıklıklar gerçekleştiği için hastamız bize geldiğinde neredeyse yürüyemeyecek durumdaydı. Biz de o yapışıklıkları açtıktan sonra lomber stabilizasyon dediğimiz platin vidaları takma ameliyatı gerçekleştirdik. Burada da ameliyat olarak hedeflerimize tamamıyla ulaşarak sonrası hastamızın mutlu bir şekilde yürüyüşüne şahit olduk. Kahramanmaraş gibi asrın felaketine maruz kalan bir şehrin bu tarz güzel şeylerle anılması bizi çok mutlu etti. Planımız şikayetleri ciddi anlamda azalan hastamızı 2-3 gün takip ettikten sonra inşallah ülkesine göndermek"diye konuştu. Ülkesindeki hastaneden kovuldu, Türkiye’de şifa buldu Hasta Ahmedov ise, "Doktorumuza çok teşekkür ederim. Ben Makedonya’dan buraya geldim Ancak iki büklüm yürüyebiliyordum. Makedonya Üsküp’te 2 kere ameliyat oldum iyileşmeyince bizi kovaladılar oradan. Sonra buradaki hastaneye geldik, ameliyat olduk ve başarılı geçti. Şu anda ağrım falan yok. Burada deprem olmuş, çok zor bir durum ve ona rağmen doktor bizi aldı ve ameliyat yaptı. Hastane ve herkese çok teşekkürler" şeklinde konuştu. (HLL-HİV-
Yazın cilt yaşlanmasının önüne geçmenin yolu
24 Haziran 2025 Salı - 09:03 Yazın cilt yaşlanmasının önüne geçmenin yolu Güneşin cilde olan etkileri geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten uzmanlar, doğru koruma olmadığında ise cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin oluşabileceğini söyledi. Güneş ışınları, ultraviyole (UV) ışınları olarak bilinen UVA ve UVB ışınlarından oluştuğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, Her ikisi de farklı derinliklere nüfuz ettiğini, cilt üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu, özellikle de yaz döneminde cildi yaşlanmadan korumanın bazı önlemlerle mümkün olduğunu söyledi. Güneş, sakınılmadığı zaman cildi yaşlandırdığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, bunun için de en etkili yol güneş kremi kullanılması olduğuna dikkat çekti. Derinin iki katmandan oluştuğunu söyleyen Turan, "UVB ışınları derinin üst katmanında kalırken, UVA ışınları alt katmana geçebiliyor. Bulutlu günlerde bile etkisi gösteren ve hatta camdan içeri sızan UVA ışınları dünya yüzeyine yansıyan ultraviyole ışınlarının yüzde 95’ini oluşturuyor. Bu ışınlar foto yaşlanma dediğimiz cildin destek yapılan olan kollajen ve elastin liflerin dokusunu kaybetmesine ve cilt sıkılığının azalmasına sebep oluyor" dedi. UVB ışınlarının güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Bu ışınlar, bulut ve camlardan geçemezler ancak derinin üst katmanına nüfuz edebilirler. Reaktif oksijen radikallerine karşı bariyer fonksiyonunu iyi sağlayamadığımızda bronzlaşma, güneş yanıkları, güneş alerjisi ve cilt kanserlerinden sorumludurlar. Güneş kremi seçerken hem UVA hem de UVB koruma sağlamasına mutlaka dikkat etmeliyiz. Doğru güneş koruyucuyu seçmek bazen kafa karışıklığı oluşturabilir" ifadelerini kullandı. Güneş koruyucu seçerken etiket okumanın önemini vurgulayan Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Koruyucuların etiketinde UVA ve UVB ortak koruma amacıyla geniş spektrumlu (broad band) yazması son derece önemlidir. UVA koruması, PPD / PA; UVB koruması SPF değerleri ile ölçülür. SPF’nin dört farklı koruma düzeyi vardır. Düşük (6 -10 faktör), orta (15 -25 faktör), yüksek (30 -50 faktör) ve çok yüksek (50+ faktör). Güneş koruyucularda ne kadar çok uygulama yapılırsa o kadar çok korunulur. Bu sebeple dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmesi ve mutlaka 2 saatte bir kremlerin yenilenmesi gerekir" dedi. Denize girenler dikkat! "Denizde, suda uzun süre kalınacağı dönemlerde suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir" diyen Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Güneşten koruyucular yüzme, aşırı aktivite ve kurulanma sonrası tekrar uygulanmalıdır. Koruma yanıtı cilt tipinize göre de değişecektir. Gebe ve çocuklarda fiziksel bariyer oluşturan titanyum dioksit ve çinko oksit içerikli filtreleri tercih etmek halen güvenli gözüküyor ancak bu kremler beyaz renk bırakarak, yapışkan bir doku hissi veriyor. Fiziksel filtreler, ışığın deriden emilmesini engelleyerek ışığı yansıtırlar ancak kimyasal filtreler ışığı emerek, zararsız ısı ya da ışık olarak geri verirler. Kimyasal filtreler arasında PABA, sinnatlar, salisilatlar ve benzimidazoller başlıca UVB koruyucular iken, benzofenonanlar, metinil antranilat ve kamfor birleşikleri UVA ışınlarına etkilidir. Lekeli ciltler için ise renkli güneş koruyucular ön plana çıkarken; rozase yada kızarık hassas ciltler için kimyasal filtrelerden uzak durmayı öneriyoruz" diye konuştu. "Cilt bakımı bilginin sihrini taşır" Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, şöyle devam etti: "İyi bir güneş koruyucuda hem UVA hem UVB filtresi, suya ve tere dayanıklı olması önemlidir. Bunun yanında yüksek koruma faktörü, maliyetinin erişilebilir ve sürdürülebilir olması da gerekir. Ayrıca alerjik etki olmamalıdır. Güneş insanları yaşlandırdığı için en etkili yaşlanmayı önleyici krem güneş koruyucudur. Kişiye özel uygulama için, mutlaka dermatolog kontrolünde ürün seçmeyi öneriyoruz."
(Düzeltme) Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu
24 Haziran 2025 Salı - 09:03 (Düzeltme) Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu Hatay’da yaşadığı baş ağrısı sonrası acil servisin yolunu tutan ve kısa sürede beyin ölümü gerçekleşen 51 yaşındaki Mustafa Koçak’ın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Reyhanlı ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde yaşayan 51 yaşındaki Mustafa Koçak, yaşadığı baş ağrısı sonrası Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttu. Hastanede tedavisinin devam ettiği esnada baş ağrısı artan ve kusma yaşayan Koçak’ın bilinci kapandı ve 18 Haziran tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Reyhanlı Devlet Hastanesi organ nakli ekipleri ve Koçak’ın ailesinin görüşmesiyle organ nakline karar verildi. Gaziantep’ten gelen doktorlarla birlikte Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen organ alımıyla Koçak’ın karaciğeri başarılı şekilde alındı. Koçak’ın karaciğeri zaman kaybetmeden Gaziantep’te yaşayan farklı bir insana nakledilmek üzere ekipler tarafından yola çıkarıldı. Planlanan nakillerin gerçekleşmesiyle Koçak’tan alınan karaciğer organı 1 insana umut oldu. Organ nakliyle karaciğerin nakledildiği hastanın durumunun iyi olduğu öğrenilirken Koçak’ın cenazesi Reyhanlı ilçesi asri mezarlığına defnedildi. "Biz organ nakliyle bir insana can olduk, dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor" İbrahim Halil Kılıç, dayısının baş ağrısıyla gittiği acil serviste fenalaştığını ve beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek, "23 Mart 1974 Şanlıurfa doğumlu, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Mustafa Koçak. Dayım Pazar sabahı kahvaltısı sonrasında baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gidiyor. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin acil servisine gitti. Sırasının beklediği esnada aniden kustuktan sonra bayılıyor. Bayıldıktan sonra doktorlar ellerinden gelen müdahaleyi yaptıklarını ama beynine oksijen gitmediğini bize söyledi. Organ bağışını bize anlattıktan sonra kabul ettik. Dayımın karaciğerini çıkartıp başka bir hastaneye ve diğer organların başka hastanelere götürdüler. Organ bağışı birçok hastaya umut olacağını doktorlar bize anlattı. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk defa organ nakli ameliyat gerçekleştirildi. Dayımın bir karaciğeri, Gaziantep’te bulunan bir hastaya nakli oldu ve yoğun bakımda olan hastanın durumu iyi olduğunu söylediler. Hastanın en kısa zamanda iyileşip bizleri ziyaret edeceğini söylediler. Organ nakli ile insanlara hayat ve umut olduk. Mezarın altında olan sadece bir beden ve o da zamanla çürümeye başlayacak. Şu anda bizim acımız ve taziyemiz var ama organ nakliyle başkalarına hayat oldu. Organları bağışladığımız insanların hayatlarında bayram sevinci gibi seviniyorlardır. Bu duyguyu anlatamayız. Biz organ nakliyle bir insana can olduk, bu da bizi teselli ediyor. Dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor. Reyhanlı ilçesinde ilk defa gerçekleştirilen organ nakli ameliyatına vesile olan dayım Mustafa Koçak’ın isminin unutulmaması ve yaşatılmasını istiyoruz" dedi.
Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu
24 Haziran 2025 Salı - 08:58 Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu Hatay’da yaşadığı baş ağrısı sonrası acil servisin yolunu tutan ve kısa sürede beyin ölümü gerçekleşen 51 yaşındaki Mustafa Koçak’ın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Reyhanlı ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde yaşayan 51 yaşındaki Mustafa Koçak, yaşadığı baş ağrısı sonrası Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttu. Hastanede tedavisinin devam ettiği esnada baş ağrısı artan ve kusma yaşayan Koçak’ın bilinci kapandı ve 18 Haziran tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Reyhanlı Devlet Hastanesi organ nakli ekipleri ve Koçak’ın ailesinin görüşmesiyle organ nakline karar verildi. Gaziantep’ten gelen doktorlarla birlikte Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen organ alımıyla Koçak’ın karaciğeri başarılı şekilde alındı. Koçak’ın karaciğeri zaman kaybetmeden Gaziantep’te yaşayan farklı bir insana nakledilmek üzere ekipler tarafından yola çıkarıldı. Planlanan nakillerin gerçekleşmesiyle Koçak’tan alınan karaciğer organı 1 insana umut oldu. Organ nakliyle karaciğerin nakledildiği hastanın durumunun iyi olduğu öğrenilirken Koçak’ın cenazesi Reyhanlı ilçesi asri mezarlığına defnedildi. "Biz organ nakliyle bir insana can olduk, dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor" İbrahim Halil Kılıç, dayısının baş ağrısıyla gittiği acil serviste fenalaştığını ve beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek, "23 Mart 1974 Şanlıurfa doğumlu, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Mustafa Koçak. Dayım Pazar sabahı kahvaltısı sonrasında baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gidiyor. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin acil servisine gitti. Sırasının beklediği esnada aniden kustuktan sonra bayılıyor. Bayıldıktan sonra doktorlar ellerinden gelen müdahaleyi yaptıklarını ama beynine oksijen gitmediğini bize söyledi. Organ bağışını bize anlattıktan sonra kabul ettik. Dayımın karaciğerini çıkartıp başka bir hastaneye ve diğer organların başka hastanelere götürdüler. Organ bağışı birçok hastaya umut olacağını doktorlar bize anlattı. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk defa organ nakli ameliyat gerçekleştirildi. Dayımın bir karaciğeri, Gaziantep’te bulunan bir hastaya nakli oldu ve yoğun bakımda olan hastanın durumu iyi olduğunu söylediler. Hastanın en kısa zamanda iyileşip bizleri ziyaret edeceğini söylediler. Organ nakli ile insanlara hayat ve umut olduk. Mezarın altında olan sadece bir beden ve o da zamanla çürümeye başlayacak. Şu anda bizim acımız ve taziyemiz var ama organ nakliyle başkalarına hayat oldu. Organları bağışladığımız insanların hayatlarında bayram sevinci gibi seviniyorlardır. Bu duyguyu anlatamayız. Biz organ nakliyle bir insana can olduk, bu da bizi teselli ediyor. Dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor. Reyhanlı ilçesinde ilk defa gerçekleştirilen organ nakli ameliyatına vesile olan dayım Mustafa Koçak’ın isminin unutulmaması ve yaşatılmasını istiyoruz" dedi.
Böbrek üstü bezi tümörlerinde organ koruyucu cerrahi seçenek: Parsiyel adrenalektomi
23 Haziran 2025 Pazartesi - 16:28 Böbrek üstü bezi tümörlerinde organ koruyucu cerrahi seçenek: Parsiyel adrenalektomi Güven Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinde parsiyel adrenalektomi yönteminin organ koruyucu bir cerrahi seçenek olduğunu ifade etti. Güven Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinin cerrahi tedavisinde, bezin tamamı alınmadan sadece tümörün çıkarılmasına imkan tanıyan parsiyel adrenalektomi yöntemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında, bu yöntemin dikkat çektiğini aktaran Tuncel, "Minimal invaziv tekniklerle uygulanan bu operasyon, hastaların böbrek üstü bezi fonksiyonlarını koruma açısından önemli avantajlar sağlıyor" dedi. "Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler klinik bulgulara neden olabilmektedir" Böbrek üstü bezlerinin adrenalin, kortizol, androjen, östrojen, progestojen ve aldosteron gibi hayati hormonların üretiminden sorumlu olduğunu ifade eden Tuncel, "Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler, hormonların dengesiz salgılanmasına yol açarak yüksek tansiyon, kilo artışı, ciltte değişiklikler ve su-tuz dengesinde bozulma gibi çeşitli klinik bulgulara neden olabilmektedir" diye konuştu. Daha az doku hasarı Prof. Dr. Tuncel, böbrek üstü bezi kitlelerinin tedavisinde genellikle kapalı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Bu tekniklerin kan kaybını azaltması, hastanede kalış süresini kısaltması ve iyileşme sürecine olumlu katkısı nedeniyle ön plana çıktığının altını çizen Tuncel, şunları söyledi: "Bazı hastalarda ise böbrek üstü bezinin tamamının alınmasına gerek kalmadan, yalnızca tümörlü dokunun çıkarılması yeterli olabiliyor. Bu durumlarda tercih edilen parsiyel adrenalektomi tekniğiyle, bezin çalışır durumda kalan kısmı korunabiliyor. Böylece hastanın yaşam boyu steroid tedavisine ihtiyaç duyma riski de azalıyor." Tuncel, 2021 yılında bir cerrahi uygulamada, parsiyel adrenalektomi sırasında floresan kızılötesi görüntüleme teknolojisini kullandıklarını aktardı. Bu teknoloji sayesinde, tümör ile sağlam böbrek üstü bezi dokusu arasındaki sınırın daha net belirlendiğini kaydeden Tuncel, böylece yalnızca sorunlu bölgeye müdahale edilmesinin mümkün hale geldiğine değindi.
Sağlık Turizminde Kalite Atağı: Kalite Akreditasyon Derneği yeni yapılanmayla göreve başladı
23 Haziran 2025 Pazartesi - 15:48 Sağlık Turizminde Kalite Atağı: Kalite Akreditasyon Derneği yeni yapılanmayla göreve başladı Kalite Akreditasyon Derneği’nin Olağan Genel Kurulu, Ankara Beştepe Moment’te gerçekleştirildi. Sağlık Turizmi Konfederasyonu ve Ankara Sağlık Turizmi Federasyonu’nun iş birliğiyle şekillenen yeni yönetim, sağlık turizminde kalite temelli bir dönüşüm hedefiyle görevine başladı. Genel kurulda oy birliğiyle belirlenen yeni yönetim, sağlık hizmetlerinde uluslararası standartlara uygun, hasta güvenliğini esas alan ve dijital uyumla desteklenen bir kalite sisteminin yaygınlaştırılması amacıyla çalışmalarına resmen başladı. Toplantıda alınan önemli kararlardan biri ise Kalite Akreditasyon Derneği’nin, Sağlık Turizmi Konfederasyonu ile Ankara Sağlık Turizmi Federasyonu’na resmî olarak üye olması oldu. Bu kararın, Türkiye genelinde entegre kalite politikalarının daha etkili uygulanmasına zemin hazırlayacağı belirtildi. Kalite Akreditasyon Derneği Yönetimi tarafından yapılan açıklamada, "Kaliteyi yalnızca teknik bir kriter değil, sürdürülebilir hizmetin ve hasta güvenliğinin temeli olarak görüyoruz. Yeni dönemde uluslararası akreditasyon standartlarıyla uyumlu, dijital sağlık altyapısına entegre, etik değerlere dayalı projeler geliştireceğiz. Konfederasyon ve federasyon üyeliğimiz bu vizyonun kurumsal teminatıdır" denildi. Kalite Akreditasyon Derneği Genel Başkanlığına seçilen Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık bilimleri ve biyoteknoloji alanlarında 200’ün üzerinde uluslararası yayına sahip, H-index’i 30 olan bir akademisyen olarak dikkat çekiyor. Prof. Dr. Bay, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nin eski rektörü ve Türkiye’de dijital dönüşüm ile sağlık politikaları alanlarında önemli çalışmalara imza atan bir isim olarak biliniyor. Yeni yönetimde yer alan isimler arasında Prof. Dr. Hakan Dal, Yakup Hakan Coşkun, Veli Sarıkamış, Av. Zeynep Kayhan, Fatih Alp Yıldırım, Dr. Funda Türker, Dr. Ceren Koçdemir, Kemal Kaçkın, Abdülcelil Özbabacan, Dr. Cihan Kanlıgöz, Lütfi Aydın, Dr. Yüksel Özkale, Dr. Betül C. Şen, Ahmetcan Tüfenkçi ve Mehmet Kayhan gibi farklı alanlarda uzmanlaşmış isimler yer aldı. Yeni dönemde dernek tarafından yürütülecek öncelikli çalışmalar ise şöyle sıralandı: "Uluslararası akreditasyon süreçlerinin yaygınlaştırılması. Dijital sağlık sistemlerinin entegrasyonu. Etik ilkelere dayalı kalite standardizasyonunun sağlanması. Eğitim ve sertifikasyon altyapısının güçlendirilmesi." Kalite Akreditasyon Derneği, bu adımlarla Türkiye’nin sağlık turizminde kalite odaklı büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor.
Kalp ve damar cerrahları ALKÜ’de buluştu
23 Haziran 2025 Pazartesi - 15:44 Kalp ve damar cerrahları ALKÜ’de buluştu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "Flebolojide Gri Alanlar" konulu konferansta tıp dünyasındaki kalp ve damar alanındaki bilim insanları bir araya geldi. Toplantıda konuşan ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Karahan, üniversitenin bilim ve tıp alanında yapılan yeniliklere ve desteklere her zaman açık olduğunu söyledi. Toplardamar hastalıklarının teşhis ve tedavisinde karşılaşılan gri alanların masaya yatırıldığı konferans üç oturum halinde düzenlendi. Katılımcılar; venöz yetmezlikte medikal ve cerrahi tedavi yaklaşımlarına kadar birçok konuda sunumlar gerçekleştirdi. Programın devamında güncel girişimsel yöntemlere kadar damar hastalıklarında uygulanan çok sayıda tedavi yöntemi ele alındı. Bunun yanında hastanın yaşam kalitesini artırmak ve şişlikleri azaltmak amacıyla çeşitli yöntemlere kadar birçok alanda sunumlar yapıldı. Konferansın sonunda, fleboloji alanındaki bilimsel iş birliğinin güçlenmesi ve yeni tedavi yöntemlerinin yaygınlaşması adına bu tür etkinliklerin büyük önem taşıdığını belirtildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen soru-cevap ve tartışma oturumları ile sürdü. Konferans, belge takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Toplantıya, ALKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Karahan, Fleboloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdal Aslım, Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevzat Erdil, kalp ve damar cerrahisi alanında önemli isimler katıldı.