SAĞLIK
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı 10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34:12 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:06 Van’da "Her Gebeye Bir Ebe" projesinden Anneler Günü etkinliği Sağlık Bakanlığı tarafından anne ve bebek ölümlerini azaltmak amacıyla hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında Van’da görev yapan ebeler ile anne adayları, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla bir araya geldi. Haziran 2025’te başlatılan ve kamu, özel, üniversite hastanesi ayrımı gözetmeksizin tüm gebelere rehberlik hizmeti sunan proje, Van’da meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan kadınlara hamileliğin son 3 ayında yoğun destek sağlanan program çerçevesinde, Van Kalesi eteklerindeki Atatürk Kültür Parkı’nda anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Van İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda, ebeler ve gebeler diyetisyen gözetiminde sağlıklı kahvaltı yaparken, fizyoterapist eşliğinde egzersiz yaparak moral depoladı. Diyetisyenler tarafından gebelik süresince hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olan doğru beslenme yöntemleri hakkında bilgilerin verildiği etkinlikte, anne adaylarına Sağlık Bakanlığının "Annelik Yolculuğu" isimli mobil uygulaması da tanıtıldı. Bilgilendirme sonrası sağlıklı kahvaltılarını yapan anne adayları, daha sonra uzman fizyoterapistler eşliğinde doğru nefes alma ve rahat doğum egzersizlerini uygulamalı olarak öğrendi. İHA muhabirine konuşan Koordinatör Ebe Halime Seyitoğulları, doğum kaygısı olan annelerin yanında olduklarını belirtti. Ebe Seyitoğulları, "Koordinatör ebe sisteminde son üç ayı, son üç ayı kalan gebelerimiz sisteme düşüyor. O gebelerimizi arayıp onlara gerekli bilgileri veriyoruz. Onları hastanelere yönlendiriyoruz. Yapmaları gereken taramalardan bahsediyoruz. Gebe okuluna davet ediyoruz onları. İlk gebeliği olanlara ev ziyaretinde bulunuyoruz. Ev ziyaretinde bulunduğumuz gebenin doğumla ilgili kaygıları varsa onları gidermeye çalışıyoruz. Normal doğuma yönelik egzersizler planlıyoruz, fizyoterapistimizle birlikte. Normal doğumu rahat, kolay, daha kolaylaştırmak amacıyla. Onların korkularını gidermeye çalışıyoruz. Onların aklına takılan soruları gidermeye çalışıyoruz. Daha samimi, daha ihtiyaçları olduğu zaman bize daha rahat ulaşabilmeleri için her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek amacıyla Anneler Günü’ne özel kahvaltı düzenledik" dedi. Etkinliğe katılan Ebe Hatun Atay ise anne adaylarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Gebelerimizle beraber güzel bir ortamda buluştuk. Hem fizyoterapist eşliğinde sporlarımızı yaptık hem de diyetisyenimiz eşliğinde kahvaltımızı yaptık" diye konuştu. Aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getiren 32 haftalık gebe Şeyma Öztürkçü, tüm annelerin gününü kutlayarak şöyle konuştu: "Şu anda böyle güzel bir ortamda ebelerimizle ve diğer gebe arkadaşlarımızla güzel bir kahvaltı etkinliği yaptık. Sonrasında sporumuzu yapacağız. Şundan bahsetmek istiyorum; annelik yolculuğumda, gebeliğimde ebelerimizi, yani kendi koordinatör ebemi her zaman yanımda hissettim. Onlardan her zaman bilgi alabildim. Bu benim için çok kıymetli. Kaygılarımı çok azalttı. Gebeliğimin başından itibaren her zaman ulaşabiliyorum. Ev ziyaretime geldiler sağ olsunlar. Onlarla bu süreci yönetmek benim için daha kolay ve rahatlatıcı oldu. Bu yüzden teşekkür ediyorum."
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:43 Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
"Şiddetli sırt veya bel ağrısı omurga kırığı işareti olabilir"
20 Haziran 2025 Cuma - 10:26 "Şiddetli sırt veya bel ağrısı omurga kırığı işareti olabilir" Omurga kırıklarında en sık rastlanan belirtinin şiddetli sırt veya bel ağrısı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, "Bunların dışında hareketle artan ağrı, bacaklarda uyuşma, kuvvet kaybı, idrar-kontrol problemleri, boy kısalması ve kamburlaşma gibi başka belirtiler de görülebilir. Bu durumda vakit kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır" dedi. Omurga kırıklarının, omurganın (vücudun hem yapısal desteğini sağlayan hem de omurilik gibi hayati bir yapıyı koruyan kemik doku) travma, osteoporoz veya patolojik süreçler sonucunda bütünlüğünü kaybetmesiyle oluştuğunu belirten VM Medical Park Gebze Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ercan Kaya, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. "Yüksekten düşme, trafik kazaları ve spor travmaları neden olabilir" Omurga kırıklarının en sık nedenlerinin yüksekten düşme, trafik kazaları, spor travmaları, ileri yaştaki yaşlı bireylerde basit ev kazaları ve metastazlar olduğunun altını çizen Op. Dr. Kaya, hastalığın daha sık görüldüğünü ifade ederek, "Genç ve orta yaşlı bireyler, yüksek enerjili travmalara (düşme, kaza) bağlı kırıklar, 65 yaş üstü bireyler, osteoporoza bağlı çökme kırıkları. Metastatik tümörü olan hastalar ve uzun süreli steroid kullanan bireyler" dedi. Omurga kırıklarında belirtilerin kırığın bulunduğu yere ve omurilik/sinir dokusuyla ilişkisine göre değişmekle birlikte, en sık belirtinin şiddetli sırt veya bel ağrısı olduğunu ifade eden Op. Dr. Kaya, aynı zamanda hareketle artan ağrı, bacaklarda uyuşma, kuvvet kaybı (omurilik etkilenmişse), idrar-kontrol problemleri (omurilik etkilenmişse), boy kısalması ve kamburlaşma (osteoporotik kırıklarda) gibi bazı başka belirtilerin de görülebileceğini kaydetti. Op. Dr. Kaya, travma sonrası bu bulgular varsa, mutlaka hastaneye başvurularak acil değerlendirme yapılması gerektiğini belirtti. "Cerrahi gerektiren durumlar" Omurga kırıklarının bir kısmının korse ve istirahatle tedavi edilebilirken, bazılarının cerrahi gerektirdiğini söyleyen Op. Dr. Kaya, "Omurilik veya sinir basısı ve buna bağlı kuvvet kaybı varsa, omurgada ciddi instabilite (omurganın bel, sırt ya da boyunda normal hizasını koruyamaması ve omurların birbirine göre anormal hareket etmesi durumu) varsa, deformite riski yüksek çökme kırıkları varsa, tümöre veya enfeksiyona bağlı patolojik kırıklar görüldüyse cerrahi işlem gerektirir" diye konuştu. "Amaç, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmak" Cerrahi tedavi yöntemlerinden bahseden Ercan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: "Omurga kırıklarının cerrahisinde amaç, omurilik ve sinir yapılarını korumak, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmaktır. Bunu uygun hastalarda (özellikle osteoporoza bağlı kırıklarda) kifoplasti veya vertebroplasti omurilik ve sinir yapılarını korumak, omurgaya stabilite kazandırmak ve ağrıyı azaltmaktır dediğimiz kapalı yöntemle omurların içine kemik çimentosu enjekte ederek sağlayabilirken, bu işleme uygun olmayanlarda ise omurgaya enstrüman sistemi (vida- halk arasında platin) yerleştirerek sağlayabiliyoruz" "Kapalı cerrahi sonrası günlük yaşama dönme süresi daha kısa" Op. Dr. Kaya, omurga ameliyatları sonrası iyileşme süreci hakkında şu bilgileri paylaştı: "İyileşme süreci kırığın özelliklerine, yapılan cerrahiye ve nörolojik hasarın derecesine göre geniş bir yelpazede değişir. Örneğin kapalı cerrahi yapılabilen ve kuvvet kaybı olmayan hastalarda, hasta çok kısa sürede günlük yaşamına dönebilirken, ameliyat öncesinde ciddi nörolojik hasarı olan hastaları ameliyat sonrasında uzun bir fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci beklemektedir" "Omurga kırıklarından korunmak için öneriler" Son olarak omurga sağlığını korumak ve kırıklardan korunmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğine değinen Kaya, "Düzenli egzersiz ve kas gücünü artırıcı fiziksel aktivite önerilmelidir. D vitamin düzeyi ve kemik yoğunluğu düzenli takip edilmelidir. Osteoporoz varsa tedavi edilmelidir. Yaşlı bireylerde düşme önleyici ev düzenlemeleri yapılmalı. Ağırlık taşıma teknikleri doğru uygulanmalı. Travma riski olan mesleklerde koruyucu ekipman kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Sanatla şifa buldular, eserleriyle umut oldular
20 Haziran 2025 Cuma - 10:04 Sanatla şifa buldular, eserleriyle umut oldular Manisa’nın Alaşehir ilçesinde Alaşehir Devlet Hastanesi ve Alaşehir Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde tedavi gören danışanların bir yıl boyunca hazırladığı eserler, hastane koridorunda sergilendi ve satışa sunuldu. Alaşehir Kaymakamı Alper Faruk Güngör, Alaşehir Belediye Başkan Vekili Okan Kökten, Türkiye Yaş Sebze ve Meyve İhracat Şampiyonu iş insanı Ali Uçak, Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Kadir Gem, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşların katılım gösterdiği açılışta; danışanların müzik, nakış, çini, ebru, drama, okuma yazma ve resim kurslarında ortaya koydukları eserler beğeniyle karşılandı. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi danışanlarının katılım sağladığı kurslar, Alaşehir Halk Eğitimi Merkezi eğitmenleri tarafından verildi. Sergide satışa sunulan eserlerden elde edilen gelir, yeni eğitim döneminde kullanılacak malzeme temini için değerlendirilecek. "İyi ki bu hayrın yapılmasına vesile olmuşuz" Sergiye katılan ve merkez binasının yapımına destek veren iş insanı Ali Uçak’a kursiyerler tarafından el emeğiyle hazırlanmış rölyef pasta ve porselen hamuruyla yapılmış üzüm tablosu hediye edildi. Ali Uçak, duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Rahmetli annem ve babam adına yapmış olduğumuz Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezimizde açılmış olan kurs bizleri çok mutlu etti. Burada destek olan ve kurs sonunda ortaya çıkarmış oldukları eserden birisinin bana hediye olarak verilmesi beni çok mutlu etti. Bu hediye çok anlamlı ve çok değerli. Burada yapılan tedavide emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. İyi ki bu hayrın yapılmasına vesile olmuşuz. Bu hayrın yapılması için bize vesile olan Manisa İl Sağlık Müdürlüğümüz, Alaşehir Devlet Hastanesi başhekimimiz bu hayrın yapılması için bize gelip, yönlendirdikleri için çok teşekkür ediyoruz. Biz de bu tekliften çok mutluluk duyarak kabul etmiştik. İyi ki kabul edip yapmışız. Bu binanın yapılmasında emeği geçen herkese, kurslarda eğitim veren öğretmenlerimize ve merkezimizde görev yapan doktor ve sağlık personellerimize teşekkür ediyoruz." "Danışanlarımızın emeği sergide hayat buldu" Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Hekimi Dr. Burçin Güler Uslu ise kursların danışanlar üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, "Alaşehir Devlet Hastanesi Uçak Kardeşler Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde takipte olan danışanlarımız için Alaşehir Halk Eğitim Merkezi iş birliği ile açmış olduğumuz müzik, nakış, çini, ebru, drama, okuma yazma ve resim alanlarında açmış olduğumuz kurs sonunda ortaya çıkan el emeği ürünler sergide sergilendi." ifadelerini kullandı. Danışanlar ise kendilerine verilen bu imkanın ruh sağlıklarına ve sosyal yaşantılarına olumlu katkı sunduğunu belirterek, eserlerini sergilemenin ve üretmenin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.
Çocuklarda kusma ve ishale dikkat
20 Haziran 2025 Cuma - 09:58 Çocuklarda kusma ve ishale dikkat DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çocuk Acil Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ramazan Cahit Temizkan, çocuklarda kusma ve ishalin yaygın nedenleri hakkında bilgilendirmede bulundu. İshal ve kusma vakalarının özellikle yaz aylarında artış gösterdiğine dikkat çeken Dr. Temizkan, "İshal çocuğun gaita sayısının normalde yaptığından daha fazla sayıda ve sulu yapmasıdır. İshal esas olarak vücudun kendini savunmasıdır. Vücut kendisi için zararlı olduğu şeyleri kusma ve ishal olarak dışarı atar ve temizler. Çocuk için tehlikeli olan su ve tuz kaybıdır. Çocuğa yeterli su ve tuz verilirse ishal 3-7 gün içerisinde kendiliğinden düzelir" dedi. İshalin ekseriya virüsler olmakla birlikte, bakteri, mantar, parazit, bakteri toksinleri, alışık olunmayan gıda, fazla besleme, hijyenik şartlara uygun olmayan gıda alımı, hasta kişilerle temas sonucu meydana geldiğini vurgulayan Temizkan, "Hastalık etkenleri ağız yoluyla alınır. Bu yüzden gıda hijyeni ve el hijyenine dikkat etmek gerekir. İshalin yaz aylarında yiyecek ve hijyen zinciri bozulması, çiğ sebze ve meyvelerin yıkanmadan yenmesi, gıdaların çabuk bozulması, çocukların tatil nedeni ile farklı bölgelere giderek alışık olmadığı gıda ve çevre şartları ile karşılaşması, toplu ikramlarda gıdanın dışarıda fazla beklemesi, uygun olmayan şartlarda bekletilmiş gıdaların tüketilmesi, deniz ve havuza gitmeleri ishalin yaygın olarak görülmesine neden olur" şeklinde konuştu. "Çok iyi bakımlı havuzlarda bile ishal riski devam eder" Havuzların hacminin denizle karşılaştırıldığında daha küçük olduğunu belirten Dr. Temizkan, "Havuza girenlerin atıkları ile su kirlenir. Hastalık yapan etkenler havuzda birkaç saatten birkaç güne kadar canlılığını korur. Bazı hastalık yapıcı etkenler klora da dayanıklı olabilir. Dezenfeksiyon sistemleri mükemmel olan, çok iyi bakımlı havuzlarda bile ishal riski devam eder. Denize girerken kanalizasyona karışan alanlara yakın bölgelerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında, durgun ve kirli sularda, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizde yüzülmemesine dikkat edilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kaybedilen su ve tuz yerine konmalıdır" Kusma ve ishal durumunda evde uygulanabilecek ilk yardım yöntemleri hakkında bilgi veren Temizkan, "İshal ve kusma olduğunda öncelikle kaybettiği su ve tuz yerine konmalıdır. Ağızdan besleme kesilmemelidir. Evde çocuk normal gıdası ile beslemeye devam etmelidir. Bağırsaklarda rahatsızlık olduğu için gıdaları ret edebilir. Israrcı olmamalı aralıklı olarak denenmelidir. Esas olan su ve tuz kaybıdır. Suyunu kesmemek gerekir. Sıvı gıda verirken suyun yanında ayran, süt teklif edilebilir. Bağırsak hassasiyeti nedeni ile gıdaları az az ve sık olarak vermek gerekir. Bir defasında 20-30 ml’den fazla vermemeli ve 20-30 dakika ara ile verilmelidir. Fazla verilen gıda kusmaya yol açar. Antibiyotik ekseriya gereksizdir. Kesinlikle kusma giderici ve ishal kesici ilaç verilmemelidir. Vücudun kendini temizlemesini engeller ve hastalığın daha uzun ve tehlikeli olmasına yol açar. Gıda olarak normal beslendiği gıdalar verilebilir. Havuç suyu, muz, yoğurt çorbası, pirinç suyu, ekmek, kraker, süt, yoğurt verilmelidir. Anne sütü alan bebekler emzirmeye devam edilmelidir. Kek, çok tatlı gıdalar, hazır meyve suyu, gazlı içecekler, kola, çikolata, çok yağlı yiyecekler verilmemelidir" dedi. "Dışarıdan yemek yerken dikkatli olunmalı" Yaz aylarında çocuklarda kusma ve ishal riskini azaltmak için alınabilecek önlemleri aktaran Temizkan, "Kolaylıkla bozulacağı için dışarıdan yemek yerken dikkatli olunmalı, görüntüsü ve tadı bozuk gıda tüketilmemeli, farklı bölgelere gidildiğinde alışık olunmayan gıda almaktan sakınmalı. Havuza girerken seçici olmalı, ayakların antiseptik solüsyonlar ile yıkandığı, havuza girmeden duş almanın ve bone kullanmanın zorunlu olduğu, düzenli dezenfeksiyon yapılan havuzlar tercih edilmeli. Buna rağmen bazı ishal yapıcı etkenlerin klora dayanıklılığı olduğu da akıldan çıkarılmamalıdır. Denize girerken sağlık kuruluşlarının uyarılarına dikkat edilmeli. Denize girilmesi önerilmeyen yerlere ve önerilmeyen zamanlara dikkat edilmeli, kanalizasyon karışan alanlara yakın bölgelerde ve şiddetli yağmurlar sonrasında, durgun ve kirli sularda, yüzeyi köpüklü ve yeşil görünümde olan denizde yüzülmemelidir. Çocuğun yüzerken su yutmaması söylenmelidir. Havuz suyu ile kıyaslandığında deniz suyu daha temizdir ancak mikroorganizmalar tuzlu suda hemen yok olmaz. Belli bir toplulukta birden yaygın ishal olduğunda etken nörovirus olabilir, köy ya da mahallenin su deposu incelenmelidir. Zorunlu hallerde suyun uygunluğundan kuşku duyuluyorsa en az 10 dakika kaynattıktan sonra kullanılabilir" şeklinde konuştu. "İshal etkenleri ağız yoluyla bulaştığı için hijyene dikkat edilmelidir" Hijyen ve beslenme alışkanlıkları konusunda ailelere tavsiyelerde bulunan Dr. Temizkan, "İshal etkenleri ağız yoluyla bulaştığı için hijyene dikkat edilmelidir. Hijyende en önemli yapılması gereken el yıkamadır. Eller bol sabunlu su ile yıkanmalıdır. Özellikle yemek yemeden önce eller mutlaka yıkanmalı. Çiğ sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı. Bozulduğundan şüphelenilen hiçbir gıda tüketilmemeli. Hijyenik olmayan şartlarda hazırlanmış veya saklanmış yiyecekler tüketilmemeli. Kirli sularda yakalanmış balık ve deniz ürünleri de ishal etkeni olabilirler. Alışılmış yeme alışkanlığında meydana gelen ani değişiklikler özellikle toplu ikramlar için hazırlanan yemeklerin uygun ortamda saklanmamış yiyecekler ishale yol açabilir. Enfeksiyon etkeni içeren gaita ile temas eden yiyecek ve içeceklerin tüketilmesiyle veya etkenle temas etmiş kirli ellerin ağıza temasıyla ya da bu ellerle hazırlanan yiyeceklerle bulaşabilir. Sulardan yakalanmış balık ve deniz ürünleri de ishale yol açar" ifadelerini kullandı. Bu durumlar varsa doktora başvurun İshalin esas olarak kendiliğinden geçebilecek bir hastalık olduğunu belirten Öğretim Üyesi Temizkan, evdeki ilk müdahaleye rağmen düzelmeyen hastalarda su ve tuz kaybı ilerlemeden erken dönemde sağlık kuruluşuna müracaat etmenin hayati önemi sahip olduğunu vurguladı. İshal kanlı ve sümüklü ise, 5-10 kereden fazla kusma varsa, ishal 5 günden uzun sürmüşse, ateş 39 derecenin üzerinde ve 2 günden uzun sürmüşse, su kaybı fazla veya ileri derecede olmuşsa mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini de sözlerine ekledi. Su kaybının fazla olabileceğinin belirtileri sıralayan Temizkan, "Uykuya meyil, gözyaşında azalma, göz kürelerinde çökme, ağızda kuruma, bebeklerin bıngıldağında çökme, nabızda hızlanma, el ve ayaklarda soğukluk, derin veya hızlı solunum, idrar miktarında azalma (bebekler için günde altıdan az idrar)" şeklinde örnekler verdi. Dalgınlık, kan basıncında düşme, hiç idrar çıkaramama, şok ve bilinç kaybının ileri derecede su kaybının belirtileri olduğunu ifade eden Temizkan, su kaybının hayati tehlike oluşabileceğinden en hızlı şekilde sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gerektiğinin altını çizdi. "Korunma tedaviden daha ucuz ve zararsızdır" Hastalık geçiren çocukların iyileşme sürecini desteklemek için yapılması gerekenler hakkında bilgi paylaşan Temizkan, "İshal genellikle 3-7 günde geçer. 1 hafta sonra bağırsaklar eski haline döner. İshal sırasında çocukta hafif kilo kaybı olabilir. Ancak daha sonra çocuk eksik olanı kısa sürede tekrar alarak büyümesine devam eder. Vitamin veya özel bir diyet vermenin ispatlanmış yararı yoktur. Çinko ve probiyotik doktorunuz önermişse kullanılabilir. Rotavirus gibi aşısı olan durumlarda 3-6 aylarda 2 kez yaptırmak uygundur. Esas ağırlık verilmesi gereken korumadır. Korunma tedaviden daha ucuz ve zararsızdır" şeklinde açıklamasını tamamladı.
Hakkari’de ‘sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek programı’ tanıtıldı
20 Haziran 2025 Cuma - 09:47 Hakkari’de ‘sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek programı’ tanıtıldı Hakkari’de, "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı" kapsamında çocuklara küçük yaşlarda sağlıklı yaşam bilinci kazandırmak amacıyla etkinlik gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı’nın öncülüğünde yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı" kapsamında, çocuklara küçük yaşlarda sağlıklı yaşam bilinci kazandırmak amacıyla Hakkari’de kapsamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. 19 Haziran 2025 tarihinde, Hakkari merkez Karşıyaka Mahallesi İlkokulu ve Ortaokulu’nda, anasınıfı, 1, 2, 3 ve 4. sınıflardan toplam 155 öğrenciye yönelik farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlik, öğrencilere verilen teorik eğitimlerle başladı ve ardından "Sağlık Elçisi" belgeleri takdim edildi. Okul bahçesinde kurulan eğitim istasyonlarında, öğrencilere uygulamalı eğitimler sunuldu. Etkinlik kapsamında; Öğrenciler, aile hekimliği uygulamalarını deneyimledi,112 Acil Sağlık Hizmetleri ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi UMKE) araçları tanıtıldı, Sağlıklı beslenme, hijyen ve fiziksel aktivite konularında bilgilendirme yapıldı, Sağlık materyalleri ve araçları öğrencilere tanıtıldı. Etkinliğin sonunda öğrencilere, sağlıklı beslenmeyi teşvik etmek amacıyla süt, su ve meyve dağıtımı gerçekleştirildi. Ayrıca çocuklara, sağlık alanında sorumluluk ve farkındalık kazandırmak amacıyla "Sağlık Elçisi" belgeleri ve görev kartları verildi.
Gümüşhane UMKE’den gerçeği aratmayan tatbikat
20 Haziran 2025 Cuma - 09:11 Gümüşhane UMKE’den gerçeği aratmayan tatbikat Gümüşhane’de Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) tarafından gerçekleştirilen tatbikat gerçeğini aratmadı. Ekipler 3 aracın karıştığı trafik kazasını konu alan tatbikatta 9 yaralıya müdahale etti. AFAD ve İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin de destek verdiği tatbikatta senaryo gereği yaşanan çoklu sıkışmalı trafik kazası, gerçek bir operasyonu aratmayacak detaylarla kurgulandı. İhbar üzerine hızla olay yerine ulaşan UMKE ekipleri, yaralılara ilk müdahaleyi kaza mahalinde yaptı. Ardından titizlikle hazırlanan sahra hastanesine nakledilen yaralılar, burada daha kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutuldu. Toplam 40 personelin görev aldığı tatbikatta, AFAD ekipleri tarafından araçlardan çıkarılan sıkışmış yaralılara da UMKE ekipleri tarafından başarılı bir şekilde müdahale edildi. Yıl boyunca alınan yoğun eğitimlerin meyvesi olarak gerçekleşen tatbikatta senaryo gereği yaralı rolleri üstlenen Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerinin performansları ise usta oyunculara taş çıkardı. Öğrenciler gerçekçi makyajları ve etkileyici oyunculuklarıyla tatbikatın inandırıcılığını arttırdı. "Sürekli hazırlıklı olmak zorundayız" UMKE ekiplerinin tatbikatını yerinde izleyen İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Emre Karataş, yaptığı açıklamada, İl Sağlık Müdürlüğü olarak afet durumlarına, acil durumlara karşı sürekli hazırlıklı olmak durumunda olduklarını söyledi. Bu hazırlıklar kapsamında da belli aralıklarla bu şekilde tatbikatlar düzenlediklerini kaydeden Karataş, "Bugün de burada UMKE tatbikatı planladık. Özellikle son aylarda ve yaz süresince ilimizde olsun, bölgemizde olsun trafik kazalarının artış gösterdiğini gördüğümüzden dolayı trafik kazası konulu bir tatbikat düzenledik. Yaklaşık 40 sağlık personelimiz katıldı tatbikatımıza. Kazaya karışan 3 araç ve 9 yaralımız mevcut. 40 personelimizin de katılımıyla tatbikatımızı gerçekleştirdik. UMKE ve 112 personelimiz aracılığıyla kazadan çıkartılan 9 yaralımız UMKE’nin kurmuş olduğu acil ünitesine getirilerek ilk müdahaleleri yapılıp daha sonra hastaneye ihtiyacı olanları da 112 aracılığıyla hastanelere naklini gerçekleştirdik. Bizim için verimli bir tatbikat oldu. Emeği geçen İl Sağlık Müdürlüğümüze bağlı UMKE birimimize, 112 birimimize, İl Emniyet Müdürlüğü’ne, AFAD’a ve Gümüşhane Üniversitesi’ne teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Personelin her türlü olumsuzluğa karşı tatbikatlar sayesinde hazırlıklı olduklarını dile getiren Karataş, "Hazırlıklı ve dinç olmak bu olaylar karşısında özellikle bizim için çok önemli. Personelimiz sürekli aktif olarak sahada yer alıyor. Tatbikatlarımızda belli aralıklarla gerçekleştiriyoruz. Bu tatbikatları sürekli gerçekleştirdiğimiz için de her türlü olaya karşı hazır halde oluyoruz" ifadelerini kullandı. "En zor zamanlarda orada olmak zorundayız" Gümüşhane UMKE sorumlusu Neşe Öztürk ise UMKE’nin insanların en zor zamanında orada olan bir kuruluş olduğunu belirterek, "Birçok paydaş kurumumuz var. Hep birlikte çalışıyoruz. Ama bizim diğer kurumlardan ayrılan tek tarafımız herkesin çaresiz kaldığı, imkanlarının yetersiz kaldığı yerlerde orada olmamız. Ve bunu gönüllü olarak yapıyor oluşumuz. Bugün çoklu bir trafik kazası çalıştık. Zaten trafik kazaları artık gündemde. Toplu kazalar, toplu ölümler. Bu tatbikatlarla ekipleri daha diri tutmayı, sürekli halkın dikkatini bu yönlere çekmeyi, bunlar gerçekten olası problemler olarak hepimizin hayatında, hepimizin başına gelebilecek şeyler. Ekiplerimizi daha diri tutabilmek amacıyla trafik kazası tatbikatı gerçekleştirdik" dedi.
10 milyonda 5 kişide görülen ‘Paratiroid Karsinomu’ hastalığının tedavisi Yozgat’ta başarıyla yapıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 17:27 10 milyonda 5 kişide görülen ‘Paratiroid Karsinomu’ hastalığının tedavisi Yozgat’ta başarıyla yapıldı Tıp dünyasında oldukça nadir görülen bir hastalık olan Paratiroid karsinomu, Yozgat’ta görüldü. 10 milyonda 5 kişide görülen bu hastalık, Yozgat Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) ve Endokrinoloji uzmanlarının ortak çalışmasıyla tespit edilerek tedavi edildi. KBB Polikliniği’ne başvuran hastaya yapılan muayene ve tetkiklerin ardından, KBB Uzmanı Op. Dr. Muhammed Furkan Yıldırım ve Endokrinoloji Uzmanı Uz. Dr. Abdülkadir Bozbay değerlendirdi. Yapılan ultrason ve biyopsi sonuçları, Yozgat Şehir Hastanesi Patoloji birimince analiz edilerek rapor edildi. Teşhis sonrası operasyon yapılarak hasta sağlığına kavuşturuldu. Hastaya uygulanan cerrahi müdahale hakkında bilgi veren Op. Dr. Yıldırım, "Hastanın tek taraflı tiroid bezi ile birlikte kitle, çevre kas dokularıyla birlikte geniş şekilde çıkarıldı. Orta boyun bölgesindeki dokular temizlendi. Ameliyat sonrasında ses teli hareketlerinde veya ameliyat bölgesinde herhangi bir komplikasyon gelişmedi" dedi. Op. Dr. Yıldırım, Paratiroid karsinomu hakkında şu ifadelere yer verdi: "Paratiroid karsinomu, vücuttaki kalsiyum bezlerinin kötü huylu ve oldukça ender rastlanan bir hastalığıdır. Genellikle iyi huylu olan paratiroid hastalıklarının aksine, bu tip tümör normalin çok üzerinde hormon üretir ve çevre dokulara zarar vererek ilerler. Bu durum, kan kalsiyum seviyesinin aşırı yükselmesine neden olur ve bu da ölümcül kalp ritim bozukluklarına yol açabilir. Ayrıca ses teli felcine bağlı olarak ses ve solunum bozukluklarına da sebep olabilir."
Sağlıklı akciğer için kimyasal ve sigaradan uzak durun
19 Haziran 2025 Perşembe - 16:14 Sağlıklı akciğer için kimyasal ve sigaradan uzak durun Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzman Doktor Serpil Kuş; sağlıklı bir akciğer için çalışılan ve yaşanılan ortamların kimyasallardan temiz olması ve insanın sigaradan uzak durması gerektiğini söyledi. Memorial Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzman Dr. Serpil Kuş; akciğer hastalıkları ile ilgili bilgiler verdi. Akciğerde iki tip hastalık olduğunu aktaran Dr. Kuş; "Solunum fonksiyonları dediğimizde akciğerlerimizin oksijen ve karbondioksit değişimi yapabilme kapasitesini ölçtüğümüz bazı biyokimyasal süreçleri kastetmekteyiz. Bunları da solunum fonksiyonları testleri (SFT) ile değerlendiriyoruz. Başlıca iki tip hastalık grubu var; birincisi obstrüktif grup. Bunlar engel oluşturucu, tıkayıcı hastalık grupları. Bir diğeri de restriktif grup, bu da daha çok kısıtlayıcı hastalık grubu. Obstrüktif hastalıkları; hava akımının önünde engel oluşması şeklinde tanımlayabiliriz. Bu grubun en önde gelenleri astım, koah, bronşektaziyi ekleyebiliriz. Restriktif patolojiler ise; göğüs duvarı ya da akciğerin yapısının bozulmasından kaynaklanan hastalıklardır. Göğüs duvarıyla ilgili kifoskolyoz ya da sadece kifoz bulunması, akciğerin sertleşmesiyle seyreden hastalıklar oluyor" dedi. Bazı akciğer hastalıklarının tedavisinin olduğunu ifade eden Kuş, bazı hastalıklarda ise yapılacak tedavi ile ilerlemenin yavaşlatıldığını sözlerine ekledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzman Doktor Serpil Kuş; "Bazı hastalıkların tedavisi mümkün. Hastalarımız bu hastalıklardan kurtulabilir. Özellikle astım durumunda ilaçlarla hastalığı kontrol altında tutabiliyoruz. Ama koah gibi durumlarda hastalık genellikle ilerleyici oluyor, tedavilerle biz bu ilerleyişi yavaşlatabiliyoruz. Öncelikle bu hastalıklara yakalanmayacak şekilde bir yaşam tarzı benimsenmesi tedavimizin ilk basamağı oluyor. Bu hastalıkların bir kısmının önlenmesi mümkün. Özellikle yaşam tarzı ve kimyasallardan uzak tutulan bir yaşam tarzı benimsemek önemli. Burada sigara bir numaralı maruziyetimiz. Ancak sigara dışında da yapılan işe bağlı kimyasallar, tozlar, çeşitli maddelerle temas eden kişilerde de akciğer rahatsızlıkları görebiliyoruz. Çalışılan ve yaşanılan ortamların bunlardan temiz tutulması bizim için ilk basamak korunma yöntemi oluyor" ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında bol su tüketin
19 Haziran 2025 Perşembe - 15:48 Yaz aylarında bol su tüketin Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Emre Yalçıntaş, sıcak havalarda su içmenin ve güneş çarpmasından korunmanın önemine dair açıklamalarda bulundu. Sıcak havalarda bol su tüketmenin sağlığın korunması için alınacak basit ve etkili bir önlem olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Yalçıntaş, "Sıcaklıkların yoğun olduğu günlerde vücut terleme yoluyla sıvı kaybetmektedir. Eğer bu kayıp yeterli miktarda yerine konulmazsa; halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü gibi başlayıp, bilinç bulanıklığına kadar varan ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Özellikle yaşlılar çocuklar, kronik hastalığı olanlar bu konuda çok daha dikkatli olmalıdır" dedi. Günlük su ihtiyacının kişiden kişiye değişen bir durum olduğunu ve bir bireyin günde ortalama iki ya da iki buçuk litre su içmesi gerektiğinin bilgisini veren Yalçıntaş, "Bu miktar dış ortamdaki hava sıcaklığı, yapılan fiziksel aktivite, bireyin genel sağlık durumuna göre artabilir ancak bundan aşağısına düşmemelidir" şeklinde konuştu. Güneşten mutlaka korunun Bunun yanında yaz aylarında güneş çarpması vakalarının da sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğunu vurgulayan Yalçıntaş, güneş çarpmalarının zamanında müdahale edilmediğinde hayati risk oluşturduğuna dikkat çekti. Özellikle güneş ışınlarının dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıda çıkmamasını öneren Yalçıntaş, "Vatandaşlarımızın bu saatlerde dışarıda olması gerekiyorsa mutlaka şapka, güneş gözlüğü, açık renkli ve bol kıyafetler tercih etmelidir. Açık alanda çalışmak zorunda olanlar ve tarım işçileri de bu saatlerde mümkün olduğunca gölgede kalmalı ve bol bol su molası vermelidir" diye konuştu. Basit önlemlerle sağlığınızı koruyun Eğer bir kişide yüksek ateş, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, kas krampları ve mide bulantısı gibi belirtiler varsa güneş çarpmasından şüphe edilmesi gerektiği üzerinde duran Yalçıntaş, "Bu durumda kişi serin bir ortama alınmalı, soğuk uygulamayla kişinin vücut sıcaklığı düşürülmeli ve kısa sürede bir sağlık kurumuna başvurmalıyız. Unutmayalım ki sıcak havalarda alınacak çok basit önlemlerle büyük sağlık sorunlarının önüne geçebiliriz" ifadelerini kullandı.