Son Dakika
|
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Pakistan’da karakola bombalı saldırı: 12 ölü, 2 yaralı
Belçika Kraliçesi Mathilde, Türkiye’de
Bağdat Caddesi’nde tansiyon yükseldi, polis önledi
Galatasaraylı futbolculardan, basın toplantısında sulu kutlama
Okan Buruk: "Şampiyonluğu yakaladığımız için çok mutluyum"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
SAĞLIK
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34:12
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:06
Van’da "Her Gebeye Bir Ebe" projesinden Anneler Günü etkinliği
Sağlık Bakanlığı tarafından anne ve bebek ölümlerini azaltmak amacıyla hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında Van’da görev yapan ebeler ile anne adayları, ‘Anneler Günü’ dolayısıyla bir araya geldi. Haziran 2025’te başlatılan ve kamu, özel, üniversite hastanesi ayrımı gözetmeksizin tüm gebelere rehberlik hizmeti sunan proje, Van’da meyvelerini vermeye devam ediyor. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan kadınlara hamileliğin son 3 ayında yoğun destek sağlanan program çerçevesinde, Van Kalesi eteklerindeki Atatürk Kültür Parkı’nda anlamlı bir etkinlik düzenlendi. Van İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen programda, ebeler ve gebeler diyetisyen gözetiminde sağlıklı kahvaltı yaparken, fizyoterapist eşliğinde egzersiz yaparak moral depoladı. Diyetisyenler tarafından gebelik süresince hem anne hem de bebek sağlığı için kritik öneme sahip olan doğru beslenme yöntemleri hakkında bilgilerin verildiği etkinlikte, anne adaylarına Sağlık Bakanlığının "Annelik Yolculuğu" isimli mobil uygulaması da tanıtıldı. Bilgilendirme sonrası sağlıklı kahvaltılarını yapan anne adayları, daha sonra uzman fizyoterapistler eşliğinde doğru nefes alma ve rahat doğum egzersizlerini uygulamalı olarak öğrendi. İHA muhabirine konuşan Koordinatör Ebe Halime Seyitoğulları, doğum kaygısı olan annelerin yanında olduklarını belirtti. Ebe Seyitoğulları, "Koordinatör ebe sisteminde son üç ayı, son üç ayı kalan gebelerimiz sisteme düşüyor. O gebelerimizi arayıp onlara gerekli bilgileri veriyoruz. Onları hastanelere yönlendiriyoruz. Yapmaları gereken taramalardan bahsediyoruz. Gebe okuluna davet ediyoruz onları. İlk gebeliği olanlara ev ziyaretinde bulunuyoruz. Ev ziyaretinde bulunduğumuz gebenin doğumla ilgili kaygıları varsa onları gidermeye çalışıyoruz. Normal doğuma yönelik egzersizler planlıyoruz, fizyoterapistimizle birlikte. Normal doğumu rahat, kolay, daha kolaylaştırmak amacıyla. Onların korkularını gidermeye çalışıyoruz. Onların aklına takılan soruları gidermeye çalışıyoruz. Daha samimi, daha ihtiyaçları olduğu zaman bize daha rahat ulaşabilmeleri için her zaman yanlarında olduğumuzu göstermek amacıyla Anneler Günü’ne özel kahvaltı düzenledik" dedi. Etkinliğe katılan Ebe Hatun Atay ise anne adaylarıyla bir arada olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Gebelerimizle beraber güzel bir ortamda buluştuk. Hem fizyoterapist eşliğinde sporlarımızı yaptık hem de diyetisyenimiz eşliğinde kahvaltımızı yaptık" diye konuştu. Aldığı hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getiren 32 haftalık gebe Şeyma Öztürkçü, tüm annelerin gününü kutlayarak şöyle konuştu: "Şu anda böyle güzel bir ortamda ebelerimizle ve diğer gebe arkadaşlarımızla güzel bir kahvaltı etkinliği yaptık. Sonrasında sporumuzu yapacağız. Şundan bahsetmek istiyorum; annelik yolculuğumda, gebeliğimde ebelerimizi, yani kendi koordinatör ebemi her zaman yanımda hissettim. Onlardan her zaman bilgi alabildim. Bu benim için çok kıymetli. Kaygılarımı çok azalttı. Gebeliğimin başından itibaren her zaman ulaşabiliyorum. Ev ziyaretime geldiler sağ olsunlar. Onlarla bu süreci yönetmek benim için daha kolay ve rahatlatıcı oldu. Bu yüzden teşekkür ediyorum."
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:01
Vali Varol, Şehir Hastanesi’nde incelemelerde bulundu
Aydın Valisi Dr. Osman Varol, Pazartesi günü itibariyle tüm poliklinik ve yataklı servisleri tam kapasite ile hasta kabulüne başlayacak olan Aydın Şehir Hastanesi’ni ziyaret etti. Gerçekleştirilen ziyarette Vali Varol, hastanede yürütülen sağlık hizmetleri ile devam eden taşınma ve yerleşim süreçleri hakkında İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul’dan bilgi aldı. Hizmet Başkan ve Başkan Yardımcıları ile Aydın Şehir Hastanesi yönetimi eşliğinde Acil Servis, yataklı servis ve poliklinik alanlarını gezen Vali Varol, yürütülen sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi. Sağlık personelleri ile sohbet eden Vali Varol, fedakarca görev yapan tüm sağlık personeline çalışmalarında kolaylıklar dileyerek özverili emeklerinden dolayı teşekkür etti. Tedavi gören hastaları da ziyaret eden Vali Varol, vatandaşlarla yakından ilgilenerek geçmiş olsun dileklerini iletti, acil şifalar temennisinde bulundu. Vali Varol, gerekli incelemelerin ardından hastaneden ayrıldı.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:43
Psikolojik destek ertelenmemeli: Dibe vurmayı beklemeyin
Fiziksel hastalıklarda hızla doktora başvurulurken, ruhsal zorlanmalarda "kendi kendine geçer" inancıyla hareket edilmesi mevcut sorunları daha da derinleştiriyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü vesilesiyle ruh sağlığının önemine değinen Medipol Sağlık Grubu’ndan Klinik Psikolog Pelin Ankay Kudu, toplumda psikolojik destek alma konusunda hâlâ ciddi çekinceler bulunduğunu belirterek profesyonel ruhsal desteğin de şart olduğunu ifade etti. Günlük hayatın stresi, yoğun tempo ve taşınan duygusal yükler bireylerin ruh sağlığını giderek daha fazla zorluyor. 10 Mayıs Dünya Psikologlar Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Klinik Psikoloğu Pelin Ankay Kudu; toplumdaki "etiketlenme" ve yargılanma korkusuna dikkat çekerek, ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemsenmesi gerektiğini ve psikolojik desteğin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini vurguladı. Ruh ve beden sağlığı bir bütündür Kudu, psikolojik destek alma kültürünün toplumda yeterince yerleşmediğini belirten Kudu "Bizim toplumumuzda güçlü olmak, her şeyi tek başına halletmekle ilişkilendiriliyor. Oysa ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Nasıl fiziksel bir rahatsızlıkta doktora başvuruyorsak, ruhsal zorlanmalarda da psikolojik destek almak doğal bir ihtiyaçtır" dedi. Psikolojik destek alma sürecinin önünde etiketlenme ve yargılanma korkusu gibi engeller bulunduğunu ifade eden Kudu, bu nedenle birçok kişinin destek almayı ertelediğini söyledi. Ertelenen sorunlar daha karmaşık hale geliyor Psikolojik sorunların ertelendikçe daha derin ve karmaşık hale gelebildiğine dikkat çeken Kudu, "Psikolojik destek almak için mutlaka büyük bir travma yaşamak gerekmiyor. Kişi kendini iyi hissetmediği her durumda destek alabilir. Ancak uzun süren mutsuzluk, tükenmişlik, ilişkilerde zorlanma ve günlük işlevselliğin bozulması gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" diye konuştu. Gençler daha bilinçli ama destek erişilebilir olmalı Son yıllarda gençlerin psikolojik desteğe bakış açısının daha bilinçli ve olumlu olduğunu belirten Kudu, "Gençler destek alma konusunda daha istekli. Ancak bu desteğin erişilebilir ve sürdürülebilir olması gerekiyor" dedi. Ebeveynlere de çağrıda bulunan Kudu, "Aileler bazen çocuklarının psikolojik destek almasına çekingen yaklaşabiliyor. Ancak bu durum sorunların daha ağır şekilde geri dönmesine neden olabilir. Psikolojik destek almak bir gereklilik olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
4
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
19 Haziran 2025 Perşembe - 15:07
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık tarihine geçen bir operasyon gerçekleştirildi. Aynı gün içerisinde bir akciğer ve bir karaciğer nakli yapıldı. Bağışçıdan alınan böbrekler de başka hastanede başka hastalara umut oldu. Genç bir bağışçının organlarıyla 4 hasta yeniden hayata tutundu. İstanbul’un önemli sağlık merkezlerinden biri olan Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ilk yaşandı. Genç bir bağışçının organları, aynı gün içerisinde 4 hastaya umut oldu. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde biri akciğer, diğeri karaciğer olmak üzere iki büyük nakil operasyonu eş zamanlı gerçekleştirildi. Donörün böbrekleri ise başka bir hastanede 2 ayrı hastaya nakledildi. "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi" Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Erdal Taşçı, akciğer nakli bekleyen hastanın yıllardır bronşektazi hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi. Nakil başarılı geçti. Bu operasyon, bizim ekibimiz için teknik anlamda standart bir akciğer nakliydi. Ancak dikkat çeken nokta, aynı anda hastanemizde bir karaciğer nakli operasyonunun da gerçekleştirilmiş olmasıydı. Aynı bağışçının organları, iki ayrı hastaya; biri akciğer, diğeri karaciğer olarak nakledildi. Bu vesileyle bağışçımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz. Böylesine acılı bir anda başkasının hayatına dokunabilmek, örnek bir davranış" dedi. "Yeni akciğerleriyle nefes alacak" "Organ nakli, bir ülkenin sağlık sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteren önemli bir göstergedir." diyen Taşçı, "Ameliyatı gerçekleştirilen hastamız, yoğun bakımda uyanık ve solunum desteğiyle izleniyor. Kısa sürede yeni akciğerleriyle nefes alması bekleniyor" diye konuştu. Taşçı, "Türkiye’de özellikle kadavra donör organ bağışlarının artması büyük önem taşıyor. Herkesin bir gün kendisinin veya sevdiklerinin de bu ihtiyaca düşebileceğini düşünerek, organ bağışı konusunda daha duyarlı ve bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki organizasyonu ve altyapısı gerçekten çok iyi seviyede. Bu anlamda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organları 4 kişiye umut oldu" Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Duman, "Hastanemiz, üst düzey cerrahi hizmetlerin yanı sıra organ nakli konusunda da önemli bir merkez. Hastanede kalp nakli, akciğer nakli ve karaciğer nakli işlemleri başarıyla gerçekleştiriliyor. Dün, hastanede ilk kez aynı gün içerisinde hem akciğer hem de karaciğer nakli yapılmasıyla önemli bir başarıya imza atıldı. Genç bir hastanın hayatını kaybetmesi üzücü bir olay olmasına rağmen, organlarıyla dört kişiye umut oldu. Akciğer ve karaciğer, hastanede organ bekleyen iki hastaya nakledildi. Donörün böbrekleri ise başka bir merkezde iki hastaya hayat verdi. Keşke insanlar hiç ölmeseler. Ama eğer ölüm gerçekleştiyse, ardından başka hayatlara umut olmak, insanlara hayat vermek mümkün. Bu büyük bir iyilik ve örnek davranış. Organ bağışı konusundaki hassasiyetin artmasını diliyorum." diye konuştu. "Çocuğum yeniden hayatına kavuştu" Nakil ameliyatı olan Arif Aydın’ın babası Zihni Aydın ise, duygusal anlar yaşadı. Aydın, "Başta organ bağışçısına ve tüm hastane ekibine sonsuz teşekkür ediyorum. Organ bağışı gerçekten çok çok önemli. İnşallah herkes bu konuda daha duyarlı olur ve organlarını bağışlar. Ben de kendi organlarımı bağışlayacağım. Şu an tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum, çünkü çocuğum yeniden hayatına kavuşacak. Hem büyük bir sevinç hem de derin bir üzüntüyü bir arada yaşıyoruz. Organ bağışlayan herkesten Allah razı olsun." dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 14:51
MCBÜ Tıp Fakülteli genç hekimler sağlık ordusuna katıldı
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı 25. Dönem Mezuniyet Töreni büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Sağlık Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi Amfi bahçesinde düzenlenen törene, Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, Şehzadeler İlçe Kaymakamı Fatih Genel, Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, Genel Sekreter Erhan Doğan, protokol üyeleri, akademik ve idari personel, davetliler, aileler ve öğrenciler katıldı. Programda ilk olarak fakülte birincisi Umut Mesih Akgün, mezunlar adına bir konuşma yaptı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artuner Deveci yaptığı konuşmada, hekimliğin sadece bilgiye değil, derin bir insani sorumluluğa dayanan zor ve kutsal bir meslek olduğunu vurgulayarak, "Gerçekten de hekimlik çok zor bir sanattır. İnsanların en çaresiz anlarında yanlarında olmak, sadece bilgi değil, empati, sabır ve etik değerlerle donanmış olmayı gerektirir." dedi. Hekimliğin yalnızca hastalıkları tedavi etmekten ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Artuner Deveci, hasta-hekim ilişkisinin bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini "Hekimlik, hastayı bir bütün olarak görmek, sosyal ve duygusal yönlerini anlamaktır." sözleriyle anlattı. Öğretim üyelerinin tıp eğitimindeki rolüne de değinen Prof. Dr. Artuner Deveci, "Bir hekimin ustasına, hocasına duyduğu minnet çok kıymetlidir. Öğretim üyesi olmadan iyi bir hekim yetişemez" diyerek meslektaşlarına teşekkür etti. Ailelere de seslenen Prof. Dr. Deveci, "Altı yıl önce bizlere emanet ettiğiniz evlatlarınız, artık meslek sahibi, gelişmiş bireyler olarak karşınızda. Elbette bu dönüşüm sizler için de yeni bir dönemin başlangıcı. Lütfen onları gururla izleyin, emeğinizin karşılığını bugün alıyorsunuz" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Artuner Deveci yeni mezunlara meslek yaşamlarında etik değerlere bağlı kalmalarını, kendilerini sürekli geliştirmelerini ve aynı zamanda sosyal yaşamlarını ihmal etmemelerini öğütleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ sözü, sizlere yüklenen sorumluluğun derinliğini gösteriyor. Hekimlik sadece meslek değil, bir yaşam biçimidir. Yolunuz, bahtınız açık olsun." Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, Tıp Fakültesi akreditasyon süreci hakkında bilgi vererek başladığı konuşmasında, sürecin kalite standartları açısından önemine dikkat çekti. Hekimliğin yalnızca mesleki bir uzmanlık değil, aynı zamanda vicdani sorumluluk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Üçer, "Hekimlik mesleğinin kutsal bir meslek olduğunu sadece bir klişe olarak değil, tüm kalbinizle hissetmenizi istiyorum. Verdiğiniz her tanı, yalnızca bir bireyi değil; onun ailesini, çevresini ve yaşamını da etkiler. Hastaya bir yakınınız gibi yaklaşın, böylece yaşam boyu hata yapmazsınız" ifadelerini kullandı. Tıp eğitiminin altı yıllık süreyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Üçer, hekimlikte yaşam boyu öğrenmenin bir zorunluluk olduğunu belirterek, "Bilgilerinizi sürekli güncellemek zorundasınız. Hekimlikte uzmanlıkla da bitmeyen bir gelişim süreci vardır" dedi. Konuşmasının sonunda ailelere, akademisyenlere ve mezun öğrencilere teşekkür eden Prof. Dr. Oktay Üçer, yeni hekimleri tebrik ederek başarılar diledi. Fakülteyi birincisinin mezuniyet kütüğüne plaket çakması ile devam eden program dereceye girenlere başarı belgesi verilmesi, tüm mezunlarının mezuniyet belgesini almasının ardından mezun Hipokrat andı okunması ve kep atma ile sona erdi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 14:44
Koşuyolu’nda tarihi operasyon: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık tarihine geçen bir operasyon gerçekleştirildi. Aynı gün içerisinde bir akciğer ve bir karaciğer nakli yapıldı. Bağışçıdan alınan böbrekler de başka hastanede başka hastalara umut oldu. Genç bir bağışçının organlarıyla 4 hasta yeniden hayata tutundu. İstanbul’un önemli sağlık merkezlerinden biri olan Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ilk yaşandı. Genç bir bağışçının organları, aynı gün içerisinde 4 hastaya umut oldu. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde biri akciğer, diğeri karaciğer olmak üzere iki büyük nakil operasyonu eş zamanlı gerçekleştirildi. Donörün böbrekleri ise başka bir hastanede 2 ayrı hastaya nakledildi. "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi" Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Erdal Taşçı, akciğer nakli bekleyen hastanın yıllardır bronşektazi hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi. Nakil başarılı geçti. Bu operasyon, bizim ekibimiz için teknik anlamda standart bir akciğer nakliydi. Ancak dikkat çeken nokta, aynı anda hastanemizde bir karaciğer nakli operasyonunun da gerçekleştirilmiş olmasıydı. Aynı bağışçının organları, iki ayrı hastaya; biri akciğer, diğeri karaciğer olarak nakledildi. Bu vesileyle bağışçımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz. Böylesine acılı bir anda başkasının hayatına dokunabilmek, örnek bir davranış." dedi. "Yeni akciğerleriyle nefes alacak" "Organ nakli, bir ülkenin sağlık sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteren önemli bir göstergedir." diyen Taşçı, "Ameliyatı gerçekleştirilen hastamız, yoğun bakımda uyanık ve solunum desteğiyle izleniyor. Kısa sürede yeni akciğerleriyle nefes alması bekleniyor" diye konuştu. Taşçı, "Türkiye’de özellikle kadavra donör organ bağışlarının artması büyük önem taşıyor. Herkesin bir gün kendisinin veya sevdiklerinin de bu ihtiyaca düşebileceğini düşünerek, organ bağışı konusunda daha duyarlı ve bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki organizasyonu ve altyapısı gerçekten çok iyi seviyede. Bu anlamda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organları 4 kişiye umut oldu" Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Duman, "Hastanemiz, üst düzey cerrahi hizmetlerin yanı sıra organ nakli konusunda da önemli bir merkez. Hastanede kalp nakli, akciğer nakli ve karaciğer nakli işlemleri başarıyla gerçekleştiriliyor. Dün, hastanede ilk kez aynı gün içerisinde hem akciğer hem de karaciğer nakli yapılmasıyla önemli bir başarıya imza atıldı. Genç bir hastanın hayatını kaybetmesi üzücü bir olay olmasına rağmen, organlarıyla dört kişiye umut oldu. Akciğer ve karaciğer, hastanede organ bekleyen iki hastaya nakledildi. Donörün böbrekleri ise başka bir merkezde iki hastaya hayat verdi. Keşke insanlar hiç ölmeseler. Ama eğer ölüm gerçekleştiyse, ardından başka hayatlara umut olmak, insanlara hayat vermek mümkün. Bu büyük bir iyilik ve örnek davranış. Organ bağışı konusundaki hassasiyetin artmasını diliyorum." diye konuştu. "Çocuğum yeniden hayatına kavuştu" Nakil ameliyatı olan Arif Aydın’ın babası Zihni Aydın ise, duygusal anlar yaşadı. Aydın, "Başta organ bağışçısına ve tüm hastane ekibine sonsuz teşekkür ediyorum. Organ bağışı gerçekten çok çok önemli. İnşallah herkes bu konuda daha duyarlı olur ve organlarını bağışlar. Ben de kendi organlarımı bağışlayacağım. Şu an tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum, çünkü çocuğum yeniden hayatına kavuşacak. Hem büyük bir sevinç hem de derin bir üzüntüyü bir arada yaşıyoruz. Organ bağışlayan herkesten Allah razı olsun." dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:47
Devlet Hastanesi’nde Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı semineri
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde uzman hekimlere "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı" semineri verildi. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi, organ bağışı sürecinde kritik rol oynayan sağlık profesyonellerine yönelik önemli bir eğitime ev sahipliği yaptı. Afyon İl Sağlık Müdürlüğü ile Antalya Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi (BKM) iş birliğinde düzenlenen "Beyin Ölümü Tanısı ve Donör Bakımı Uzman Hekim Eğitimleri - I" hastane konferans salonunda gerçekleştirildi. Eğitim programı, Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet İlker Çınar’ın açılış konuşmasıyla başladı. Programın ilk sunumunu Antalya BKM Sorumlu Hekimi Dr. Gözde Özge Ertunç gerçekleştirdi. "Bölge Koordinasyon Merkezi (BKM) İşleyişi" başlıklı sunumda organ ve doku nakil süreçlerinde merkezin rolü detaylarıyla anlatıldı. Antalya BKM ve Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen bu eğitimlerin, altı ili kapsayan bölge genelinde sağlık hizmet kalitesini ve organ bağışı konusundaki farkındalığı artırması amaçlanıyor.
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:36
"Verimli bir tatil için çocuklara rehber olacak öneriler"
Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların yaz tatilini verimli geçirebilmeleri için onlara rehberlik edecek ebeveynlere önemli görevler düştüğünü, küçük ama etkili dokunuşlarla, çocukların hem zihinsel hem sosyal gelişimini destekleyen bir tatil planlamanın mümkün olduğunu söyledi. Karaçiçek, yaptığı açıklamada, "Okulların kapanmasıyla birlikte milyonlarca çocuk uzun bir yaz tatiline adım atıyor. Tatil, çocuklar için dinlenme ve eğlenme fırsatı olduğu kadar, gelişimlerini desteklemek açısından da önemli bir dönem. Ancak bu sürenin tamamen boş geçirilmesi, yıl boyunca edinilen bilgilerin unutulmasına ve bazı alışkanlıkların zayıflamasına neden olabilecek" dedi. Karaçiçek, çocukların yaz tatilini verimli geçirebilmeleri için onlara rehberlik edecek ebeveynlere önemli görevler düştüğünü, küçük ama etkili dokunuşlarla, çocukların hem zihinsel hem sosyal gelişimini destekleyen bir tatil planlamanın mümkün olduğunu söyleyerek, yaz tatilini hem eğlenceli hem öğretici kılacak önerileri şöyle sıraladı: "Düzenli günlük rutinler oluşturun. Tamamen serbest bir tatil yerine, hafif ama düzenli bir günlük program, çocuklara hem güven duygusu kazandırır hem de zamanı daha verimli kullanmalarına yardımcı olur. Okuma alışkanlığını sürdürün. Günlük belirli bir zaman dilimini kitap okumaya ayırmak, çocukların kelime dağarcığını geliştirmesini ve öğrenme becerilerini canlı tutmasını sağlar. Eğlenceli yaz kitapları ya da çizgi romanlar da bu motivasyonu artırabilir. Ekran süresine sınır koyun. Tatilde ekran başında geçirilen süre kolayca artırılabilir. Televizyon, tablet ya da telefon kullanımı için süre sınırları belirleyin ve birlikte kaliteli içerikler izlemeye yönelin. Hareket etmeyi teşvik edin. Parkta oyun, bisiklet, yüzme ya da doğa yürüyüşleri gibi fiziksel aktiviteler, çocukların enerjisini sağlıklı şekilde atmasına ve motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Yaratıcılığı destekleyen etkinlikler sunun. Resim yapmak, hikâye yazmak, el işi ya da basit müzik aletleriyle uğraşmak çocukların hayal gücünü geliştirir ve yeni beceriler kazanmasına yardımcı olur. Ev içi sorumluluklar verin. Yaşlarına uygun görevler (sofra kurmak, çamaşır katlamak vb.) çocuklarda özgüveni artırır ve sorumluluk bilinci kazandırır. Yeni hobiler keşfetmelerine yardımcı olun. Satranç, kodlama, dans, yemek yapımı ya da fotoğrafçılık gibi hobi alanlarında yaz kurslarına katılım veya evde denemeler, tatili daha anlamlı hale getirir. Geziler ve kültürel aktiviteler planlayın. Müze, kütüphane, tiyatro ya da tarihi yer gezileri çocukların genel kültürünü artırırken tatilin öğretici yönünü de güçlendirir. Arkadaşlarla zaman geçirmelerini destekleyin. Sosyal becerilerin gelişmesi için çocukların yaşıtlarıyla oyun oynaması, birlikte etkinlikler yapması oldukça önemlidir. Ailece kaliteli zaman geçirin. Birlikte pikniğe gitmek, masa oyunu oynamak ya da film izlemek gibi aile içi bağları güçlendiren etkinliklere bolca vakit ayırın. Seyahatleri öğrenme fırsatına dönüştürün. Gideceğiniz tatil yerlerinde doğayı gözlemlemek, farklı şehirleri tanımak veya yöresel kültürleri keşfetmek çocukların ufkunu genişletir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürün. Tatilde abur cubur tüketimi ister istemez artacağından bu durumu sınırlandırın. Mevsime uygun meyve ve sebzelerle renkli tabaklar hazırlayın, su tüketimini artırmalarını sağlayın ve birlikte sağlıklı atıştırmalıklar yaparak beslenmeyi keyifli bir etkinliğe dönüştürün. Tatili yeniden başlangıç için değerlendirin. Tatilin sonlarına doğru çocuklarla birlikte yeni hedefler belirleyin ve bunları okullar açıldığında hatırlamak için yazın. Bu, hem okul için motive edici olur hem de öğrenmeye pozitif bir zemin hazırlar."
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:32
Kenesavar losyon
Kayseri’de faaliyet gösteren Auran Kozmetik tarafından geliştirilen ve hem kıyafete hem de vücuda uygulanabilir yeni Anti Fly losyon ile kene de dahil haşerelerin reseptörlerinin tıkanması sağlanarak vücuttan uzak durması sağlanıyor.
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:25
Aydın ev sahipliği yaptı, tatbikat gerçeğini aratmadı
Aydın’ın ev sahipliğinde Denizli,Muğla ve Uşak illerinin katılımıyla Nazilli ilçesinde gerçekleştirilen tatbikatta, ekipler senaryo gereği meydana gelen tren kazasına başarıyla müdahale etti. Aydın, Denizli, Muğla ve Uşak illerini kapsayan 20. Bölge Kampı ve Tatbikatı, Nazilli ilçesindeki eski Sümerbank Basma Fabrikası sahasında başarıyla gerçekleştirildi. Senaryo gereği, Nazilli merkezine sefer yapan bir yolcu treninin hemzemin geçitte önüne çıkan araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazaya müdahale edildi. Gerçeği aratmayan tatbikatta çok sayıda ekip, koordineli bir şekilde kurtarma çalışmaları yürüttü. Tatbikata, 5 UMKE kurtarma aracı, 5 ambulans, 1 acil müdahale aracı, 2 lojistik aracı, 1 Mobil KKM aracı, 1 emniyet aracı, 1 AFAD kurtarma aracı, 1 itfaiye aracı ve 67 UMKE Personeli, 5 emniyet personeli, 6 AFAD personeli, 4 itfaiye personeli, 27 gönüllü üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 17 araç ve 109 personel katıldı. Afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği tatbikat, gerçeğini aratmazken, personellere de kendilerini geliştirme fırsatı sundu. Tatbikat sonrası Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Denizli, Muğla ve Uşak’tan gelen UMKE personeline, ayrıca, kurumlar arası işbirliği ve desteklerinden ötürü AFAD İl Müdürü Yalçın Mumcu ile yer tahsisine katkı sağlayan Sümer Kampüsü Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özçağ’a teşekkür plaketi sunuldu.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:59
5 yaşındaki Candaş Efe, topuk kanından erken teshisle sağlıklı büyüyor
Karaman’da doğumdan sonra alınan topuk kanı ile fenilketonüri teşhisi konulan 5 yaşındaki Candaş Efe, erken tanı sayesinde sağlıklı bir yaşam sürdürüyor. Efe’nin ailesi ve sağlık çalışanları, bu sürecin önemine değinerek tüm ebeveynleri tarama testlerini aksatmamaya davet etti. Karaman’da dünyaya gelen ve şimdi 5 yaşında olan Candaş Efe Aslan’a doğumdan hemen sonra alınan topuk kanının ardından fenilketonüri teşhisi konuldu. Kalıtsal ve metabolik bir hastalık olan fenilketonüri hastalığı erken teşhis edilen Candaş Efe, zamanında başlatılan tedaviyle şimdi sağlıklı bir şekilde büyüyor. "Aileler sosyal medyanın etkisinde kalmamalı" Hastalığın teşhis sürecini ve yaşadıkları zorlukları anlatan anne Hatice Aslan, "Efe sadece 9 günlükken bu hastalığın teşhisi koyuldu. Sağlık ocağından aradılar ve bize acilen Ankara, Adana ya da İstanbul gibi büyük şehirlerde bulunan bir merkeze gitmemiz gerektiğini söylediler. Hastalığın ne olduğunu bilmiyorduk, dünya başımıza yıkıldı. Hemen Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne gittik. Orada yapılan testlerle süreç başladı. Bu, hayatımızın en zor dönemlerinden biriydi. Fenilketonüri toplumda pek bilinmediği için sosyal hayatımızda da zorluklar yaşıyoruz, özellikle beslenme konusunda. Türkiye’de bu hastalık nadir görüldüğü için beslenme seçenekleri çok kısıtlı. Topuk kanı testinin mutlaka yapılması gerekiyor. Nadir hastalıkların çoğu topuk kanı sayesinde teşhis ediliyor. Aileler sosyal medyadaki topuk kanı ile ilgili olumsuz paylaşımların etkisinde kalmadan mutlaka topuk kanı testini yaptırmalı, çünkü çocuklarımızın geleceği buna bağlı" dedi. "Topuk kanı sayesinde biz şanslıydık" Efe’nin babası Murat Aslan ise sağlık çalışanlarının ilgisinden memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bu hastalığın haberini alınca ilk başta eşimle adeta yıkılmıştık. Doktor bize topuk kanı sayesinde hastalığın erken teşhis edildiğini söyleyerek rahatlattı. Topuk kanı testi yaptırmayabilirdik ama biz şanslıydık. Doktor erken teşhis sayesinde Efe’de hiçbir sıkıntı olmayacak dedi. Allah’a şükür şuan hiçbir sıkıntısı yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz bu konuda çok hassas ve profesyoneller. Kan alırken bile çocuğumuzun canı yanmadan işlemi tamamlıyorlar" ifadelerini kullandı. "Erken tanı ile tedavi mümkün" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seçil Cezaroğlu ise fenilketonüri hastalığı hakkında bilgi vererek, "Fenilketonüri, proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin adlı amino asidin karaciğerde parçalanamaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Genetik geçişli bir rahatsızlık olduğu için özellikle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemizde daha sık görülmektedir. Erken tanı bu nedenle çok önemlidir. Altını çizerek belirtmek isterim ki bu hastalık tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle tüm ailelerin ve sağlık çalışanlarının topuk kanı taramalarına büyük önem göstermesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Hasta bebekler takip sistemiyle izleniyor" Karaman İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı (ÇEKÜS) Birimi’nde görev yapan hemşire Zeynep Pekel ise, "Sağlık kuruluşlarında alınan yeni doğan topuk kanlarının günlük olarak laboratuvarlarımıza gönderimini sağlıyoruz. İlgili sistem üzerinden günlük kontroller yaparak şüpheli sonuçları aile hekimliği birimleriyle paylaşıyor, aileleri bilgilendirerek gerekli yönlendirmeleri sağlıyoruz. Tanı alan ya da tanı sürecinde olan bebeklerimiz için oluşturulan takip sistemi sayesinde Toplum Sağlığı Merkezi personelimiz, aileleri her 6 ayda bir arayarak tedavi süreçlerini yakından izliyor" diye konuştu.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:47
Vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazka kilolu, yüzde 28’i obez çıktı
Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının beşinci haftasının sonunda açıklanan verilere göre, vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazla kilolu, yüzde 28’i ise obez çıktı. Sağlık Bakanlığının ülke genelinde hayata geçirdiği ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının ilk beş haftası sonunda Türkiye genelinde yüzde 47,1’i erkek, yüzde 52,9’u kadın olmak üzere 3 milyon 572 bin 436 kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, ölçümler sonucunda 2 milyon 221 bin 201 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 5’inin ‘zayıf’, 32’sinin ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 28’inin ise ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi. Kampanyanın beşinci haftasında rekor katılım gerçekleşti Sağlık Bakanlığı, ‘fazla kilolu’ olmanın getirdiği riskler konusunda toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla başlattığı ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını sürdürüyor. 10 milyon kişiye ulaşılmanın hedeflendiği kampanyanın 7-13 Haziran tarihlerini kapsayan beşinci haftasında, rekor katılım gerçekleşti. 441 bin 269’u erkek, 489 bin 672’si kadın olmak üzere toplam 930 bin 941 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 5,9’u ‘zayıf’ aralığında çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 930 bin 941 kişinin yüzde 5,9’unun zayıf (VKİ
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:46
Yaz aylarında güneş çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmelerine dikkat
Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte yüksek seyreden hava sıcaklıklarında halk sağlığı açısından risk oluşturan durumlara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, yaz aylarında sık karşılaşılan sıcak çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmesi gibi sağlık sorunlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yüksek sıcaklıkların özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireyler için tehlikeli olabileceğini vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcak çarpması, bayılma ve ciltte yanıklar gibi durumlara karşı uyarılarda bulundu. Öztürk: "Sıcak çarpması; yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalma, susuz kalma veya aşırı fiziksel aktivite nedeniyle vücudun ısı dengesini sağlayamaması sonucu ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Yüksek ateş (40C ve üzeri), ani baş ağrısı ve sersemlik, aşırı terleme ya da terleyememe, hızlı nabız, bulantı, kusma, ciltte kuruluk ve sıcaklık, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bayılma veya nöbet geçirme gibi durumlar sıcak çarpması belirtileridir. Bu gibi durumlar oluştuğunda hemen müdahale edilmelidir; kişi serin bir ortama alınmalı, giysileri gevşetilmeli veya çıkarılmalı, vücut ıslak bezlerle silinerek ya da soğuk su, soğutucularla (vantilatör, klima vb.) soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysa kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Gerekli durumlar da hava yolu açılmalı ve suni solunum yapılmalıdır. Sıcak havalardan en çok etkilenen gruplar; 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, bakıma ihtiyacı olanlar (engelliler, yalnız yaşayanlar), 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler, aşırı kilolular, açık alanda çalışanlar, kronik hastalığı olanlar ve sürekli ilaç kullanan (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kişilerdir. Sıcak çarpması ve güneş yanıklarından korunmak için günün en sıcak 11.00 - 16.00 saatleri arasında gerekmedikçe dışarı çıkılmamalı, bol su tüketilmeli, aşırı kafein ve şekerli içeceklerden kaçınılmalı, hafif, bol, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, güneşe çıkmadan önce en az 30 SPF (güneş koruma faktörü) içeren güneş kremi kullanılmalı, her 2-3 saatte bir güneş koruyucu kremi yenilenmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, kapalı ortamlarda mümkünse güneşlik kullanılmalı, serin alanlarda istirahat edilmelidir. Güneş yanığı oluştuğunda ise; soğuk kompres uygulanmalı, enfeksiyon riskinden dolayı kabarcıklar patlatılmamalı, şiddetli yanıklarda veya ateş varsa bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. Yaz aylarında klima kullanımı ve gıda zehirlenmeleri uyarısı Serinlemek amacıyla kullanılan klimaların bilinçsiz kullanımının da sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; "Ani sıcaklık değişimi nedeniyle solunum yolu enfeksiyonları (nezle, boğaz ağrısı, sinüzit), kas tutulmaları, boyun ve sırt ağrıları, astım ve alerjik reaksiyonlar, özellikle bakımı yapılmayan klimalar nedeniyle legionella bakterisinin çoğalması sonucu Lejyoner Hastalığı görülebilir. Bu nedenle yaz aylarında klimaların filtresi düzenli olarak temizlenmeli, klima sıcaklığı dış ortamdan çok düşük olmamalı, ideal iç ortam sıcaklığı 23-26C olmalı, uzun süre doğrudan klimaya maruz kalınmamalıdır. Yine sıcak havalar; bakteri, virüs ve toksinlerin gıdalarda hızla çoğalmasına neden olduğundan dolayı ishal, kusma, mide krampları gibi belirtilerle seyreden gıda zehirlenmeleri de yaz aylarında sıkça görülebilmektedir. Gıda tüketiminde özellikle şunlara dikkat edilmelidir; sokakta, açıkta satılan yiyecekler tüketilmemeli, et, süt, yumurta gibi kolay bozulan ürünler mutlaka buzdolabında saklanmalı, pişmiş gıdalar uzun süre dışarıda bekletilmemeli, eller yemek öncesi mutlaka yıkanmalı, tat ve koku değişimi olan gıdalar asla tüketilmemelidir" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:07
Eskişehir’de yetişkin ve bebek ölüm hızı arttı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ‘Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2024’ verilerine göre, Eskişehir’de geçen yıl bir önceki yıla göre yetişkin ve bebek ölüm hızında artış yaşandı. Ülke genelindeki ölüm sayısı 2023 yılında 526 bin 416 iken, 2024 yılında 489 bin 361 oldu. Ölen kişilerin 2024 yılında yüzde 54,8’ini erkekler, yüzde 45,2’sini kadınlar oluşturdu Eskişehir’de ise geçen yıl bir önceki yıla göre ölen kişi sayısı 6 bin 409 dan 6 bin 662’ye yükseldi. Eskişehir’de 2023 yılında 3 bin 419 erkek ve 2 bin 990 olmak üzere 6 bin 409, 2024 yılında ise 3 bin 650 erkek, 3 bin 47 kadın olmak üzere 6 bin 652 kişi öldü. Ülke genelinde düştü, Eskişehir’de arttı Kaba ölüm hızı ise 2023’de ülke ortalaması 6,2’den 5,7’ye düşerken, Eskişehir bir önceki yıl 7,0 olan ortalama 7,2’ye yükseldi. En çok ölüm sebebi dolaşım sistemi hastalıkları Eskişehir’de ölüm sebepleri başında dolaşım sistemleri hastalıkları geldi. Geçen yıl 2 bin 349 kişi bu rahatsızlıktan, bin 43 kişi iyi ve kökü tümör, 982 kişi solunum sistemleri, 264 kişi sinir sistemi ve duyu organı, 397 kişi iç salgı bezi, beslenme ve metabolizma ve 202 kişi de dış yaralanma ve zehirlenmeden hayatını kaybetti. Bebek ölüm hızı arttı Bebek ölüm hızı 2023’de ülke ortalaması 10,1 den 9,0 düşerken, Eskişehir’de 4,9 dan 5,6 ya yükseldi. Beş yaş altı ölüm hızı ise 6,8’den 6,5 düşerek ülke ortalaması olan 11,1’in altıda gerçekleşti.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:04
Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı
Tunceli’de bayramda kabir ziyaretinde koca engerek yılanı tarafından bacağından ısırılan kadının tedavisi sürüyor. Kadına ilk müdahaleyi yapan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan hastaya yapılan müdahaleyi, yılan ısırması durumunda yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda önemli bilgiler verdi. Tunceli merkezde yaşayan 76 yaşındaki Emine Gündüz, bayramda Kutudere’deki aile mezarlığına ziyarete gitti. Bu esnada koca engerek yılanı tarafından ısırılan kadın, yanında bulunan oğlu tarafından hastaneye götürülmek üzere yola çıkarıldı. 112 ekiplerine haber verilmesi üzerine hastayı yolda karşılayan ekipteki acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, kadının engerek tarafından ısırıldığı söylemesi üzerine hemen yılan serumu yaptı. Tunceli Devlet Hastanesine kaldırılan kadının tedavisine dahiliye servisinde devam ediliyor. Yaşadığı talihsiz olayı anlatan Emine Gündüz, "Bayramda mezar ziyaretine gittim, mum yaktım. Su getirip mezara dökecektim. Yılanı ne hissettim ne de sesini duydum. Sadece bir anda sanki bacağıma kurşun sıkıldı. Pantolonumu tutup çekince bacağımdan kocaman bir yılan düştü. Yere düştü. Bağırıp oğlumu çağırdım. Yılan oğluma da saldırmaya çalıştı. Kafasına su şişesi attı yine durmadı sonra taş vurdu yılana. Beni oğlum son sürat Kutudere’ye kadar getirdi. Bir yandan da 112 ile konuşuyordu. Oradaki doktor hızlıca gelmesini söyledi. Ben bilemedim oğlumun son sürat gelmesine mi dayanayım yoksa acıma mı dayanayım. Yolda ambulans bizi aldı. Yılanın ısırdığı yeri yıkayıp ambulansta ilk müdahaleyi yaptılar" dedi. ’’Dünyada yılda binlerce insan yılan ısırığından ölüyor’’ Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, yılandan kaynaklı ölümler hakkında bilgi vererek, "Literatürde 3 bin civarında yılan olduğu belirtilmektedir. Bunların bazı kaynaklarda yüzde 15 bazı kaynaklarda yüzde 25 oranında zehirli olduğu yönünde yayınlar mevcut. Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu yayınlarda yıllık yaklaşık 4 buçuk milyon ile 5 milyon 400 bin arasında değişen yılan ısırığı vakası var. Ve bu vakaların 81 bin ile 138 bin arasında ölümle sonuçlanıyor. Dolayısıyla önemli. Yaz dönemlerinde bu vakalar görülüyor. Yaz dönemiyle birlikte üreme, yavruların çıkmasıyla birlikte popülasyon artıyor. Türkiye’de yılan popülasyonu genelde en çok güney bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi. Fakat iklim değişikliğiyle birlikte bana göre kuzeye doğru bu popülasyon gittikçe artacak" diye konuştu. Türkiye’de 59 yılın türü bulunduğunu, bunlardan 17’sinin zehirli, zehirli olan 17 türden 14’ünün ise engerek kategorisinde bulunduğunu kaydeden Dr. Doğan, "Vakamız geldiği zaman sol ayak bileğinin yaklaşık on santim kadar üst kısmında iki diş izi vardı. Hastamız hayvanı tanıyordu ve engerek yılanı olduğunu söyledi. Bu aslında tanımlama açısından önemli. Çoğunlukla bu hasta grubu panik atak ve anksiyoz tarzı bir tabloyla acil servise başvuruyor. Dolayısıyla hangi hayvanın ısırdığı yılanın türü muğlak olarak kalmakta. Genelde eskiden yılan ısırdığı zaman turnike bağlamak, veya yara yerini kesmek, ısırılan yeri emerek tükürmek gibi yöntemler artık önerilmiyor. Bunun bazı nedenleri var. Yılan ısırığının içinde bir çok enzim, proteinleri parçalayarak hastalık tablosunu veya zehirlenme tablosunu oluşturuyor. Hastamız geldiğinde ayak bileğinde lezyon giriş izi vardı, ağrı ön plandaydı. Şişlik geldiği ilk dönemde klinik olarak yansımadı. Özellikle bu tür ısırıklarda yüzde 80-90 oranında bacaklarda ısırık izi oluyor. En tehlikeli grup başında ve gövdesinde olan ısırıklar. Bunların ölümle sonlanma ihtimali biraz daha yüksek oluyor" diye konuştu. ’’Isırıklar evre evre tanımlanıyor’’ Isırıkların evreleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Zeki Doğan, "Bazı ısırıklar evre sıfır olarak tanımlanan kuru ısırık olan geçen, ısırma olan, zehrin vücuda naklinin olmadığı evredir. Bunlar genelde acil servislerde 8 saatlik bir gözlemin ardından taburcu edilir. Evre birde ise ağrı ve kızarıklık ile kılcal damarların çatlaması, kısmen kanama dolayısıyla morluklar oluşur. Onun dışında herhangi bir bulgusu olmayan hastalar genelde 12 saatlik gözlemden sonra taburcu edilir. Evre iki ve üçte ise, kalp, böbrek, beyin fonksiyonları etkilenebiliyor. Mide, bağırsak sisteminde kanamalar olabiliyor. Dolayısıyla hastane yatırılması gerekiyor. Hastamızın evresi bir. Normalde sıfır ve birde yılan serumu verilmez. Fakat hastamızın tabiri engerek olduğu için biz direkt başladık. Takiplerinde herhangi bir problem, patoloji yoktu. Fakat uzayan süreçlerde lenf ödem tablosu ortaya çıkabiliyor. Çünkü ısırılan yerin lokalizasyonu, kanamasına bağlı olarak bazen toksinler kan vasıtasıyla bazen de lenf kanalları vasıtasıyla yayılır. Kan yoluyla yayılan vakalarda ölüm ihtimali çok daha yüksek. Bizim vakamızda ise daha sonraki süreçte lenf ödem tarzı bir klinik ortaya çıkıyor. Zehirli yılan ısırıklarında bazen el ve ayak kesilmesine kadar gidebilen patolojiler ortaya çıkabiliyor. Tehlikeli evre üç ve dördü bulan vakalarda genelde yoğun bakımda bazen yılan serumunun tekrar tekrar verilmesi gerekebilir. İlk bize başvurduğunda tansiyonu, çarpıntıları olan bir hastaydı; stabildi. Ağrı ön plandaydı. Ağrı biraz süreç gerektiren bir yapı. Bacaklarda ödem artması, morarmanın artması yani donanım bozukluğu ortaya çıkması halinde hastaneye tekrar başvurması önerisiyle hasta gönderilir. Takiplerinde bir patoloji yoktu. Ciddi bir problem yok fakat bazen damar tıkanıklığına neden olan bilmekte bu tür hastalarda. Aynı zamanda bazı hasta gruplarında şeker hastalığı veya damar hastalıkları gibi yaşa bağlı olarak damarlarda daralma olan hastalarda bu yılan ısırıkları daha patolojik bir sonuç getiriyor. Beslenmeyi sağlayan damarlarda bozulma ön planda olduğu için o hasta grubunda daha dikkat etmek gerekiyor. Tedaviyi aslında hastaya göre seçmek gerekiyor. Dolayısıyla dikkatli bir bilgi alışverişi açısından bu önemli" şeklinde konuştu. Sahada alınması gereken önlemler Sahada alınması gereken önlemlere ilişkin konuşan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, "Sahada çizme giyilmesi, eldiven takılması, sopa taşımak, biraz gürültü yürümek hayvanın kaçmasına yardımcı olacak. Kendi doğası içinde çok zararlı olduğunu düşündüğüm bir varlık değil. Sonuçta kemirgenleri tüketerek kendi yaşamını sürdüren bir canlı türü. Belki bizler onun yaşam alanlarına müdahale ettiğimiz için bunlarla sık karşılaşmaya başlıyoruz. Onun da yaşam alanına saygı göstererek bir biçimde yaklaşım sergilemek, önleyici olarak yaklaşmak gerekiyor. Bu tür ısırıklarda her hastanın engerek deme şansı olmayabilir. Üçgen kafa, göz bebeğinin horizontal görüntüsünün dikey seyretmesi ayırıcı tanılar içerisinde. Yine dişlerin ön tarafta ve kesin olması. Zehirsizlerin dişleri küçük ve geride oluyor. Böyle bir olayla karşılaşan bir insanın bunu tanımlaması biraz düşük olabiliyor. Acil servislere başvuran hastalara zehirli yılan ısırdı protokolü üzerinden müdahale etmek daha mantıklı geliyor bana. Evre sıfır ve birde yılan serumu yapılmıyor fakat bekleme süreci çok uzadığı zaman klinik artabiliyor. Zehir aktive olacak, etkinliği çok daha fazla olacak. Evre sıfır ve bir kitabi bir bilgidir. Kronik hastalıkları da düşünecek olursak verilmesi gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Doğan, bu tür vakalarda turnike yapılmaması, kesilmemesi, emilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Sadece yılanın ısırmış olduğu yerin temiz suyla yıkanması sahada yeterli bir yaklaşım tarzı olur. Ondan sonra 112 aracılığıyla direkt acile başvurmak gerekiyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder