Son Dakika
|
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Emine Erdoğan, Belçika Kraliçesi Mathilde ile bir araya geldi
Arda Turan, Ukrayna Ligi’nde şampiyon oldu
İstanbul’da güneşi gören sahile koştu
Pakistan’da karakola bombalı saldırı: 12 ölü, 2 yaralı
Belçika Kraliçesi Mathilde, Türkiye’de
Bağdat Caddesi’nde tansiyon yükseldi, polis önledi
Galatasaraylı futbolculardan, basın toplantısında sulu kutlama
SAĞLIK
Denizli sağlık için hareket etti
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:05:57
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen ve büyük bir katılımın gerçekleştirildiği etkinliğe Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 10.30’da Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in startıyla başlarken, yürüyüşte katılımcılar sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla hep birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Etkinlik boyunca sağlık çalışanları tarafından vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapılırken, fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, sağlıklı bir toplum oluşturmanın ancak sağlıklı bireylerle mümkün olacağını belirterek vatandaşları günlük yaşamlarında daha aktif olmaya davet etti: Köşger, "Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak kalp-damar hastalıkları, obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Bugün de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve her yaş grubunda hareketli yaşam kültürünün geliştirilmesini hedefleyerek İl Müdürlerimiz, vatandaşlarımız ve öğrencilerimizle birlikte yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Başta Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 14:25
Çine’de astım hastalığına karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Aydın’ın Çine ilçesinde Çine Devlet Hastanesi tarafından astım hastalığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bilgilendirme standı açıldı. Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan stantta, alanında uzman sağlık personelleri tarafından vatandaşlara astım hastalığının belirtileri, tetikleyici faktörleri ve korunma yolları hakkında bilgi verildi. Etkinlikte ayrıca doğru inhaler (nefes açıcı) cihaz kullanım teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, tedaviye uyumun önemine de dikkat çekildi. Hastalar ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik kapsamında broşür ve çeşitli eğitim materyalleri dağıtıldı. Vatandaşların soruları uzman ekipler tarafından yanıtlandı. Çine Devlet Hastanesi yetkilileri, toplum sağlığını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim ile bilgilendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:56
İnme hastasına hayat kurtaran müdahale
Sakarya’da Akyazı Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan tPA (pıhtı eritici) tedavisiyle 73 yaşındaki hasta kalıcı felç riskinden kurtarıldı. Edinilen bilgiye göre, kol ve bacağında güç kaybı ile konuşma bozukluğu şikayetiyle hastaneye getirilen 73 yaşındaki Süleyman Aydın’a, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Bölgesel Kapsamlı İnme Merkezi koordinatörlüğünde anında müdahale edildi. İhtisasını SEAH Nöroloji Kliniğinde tamamlayan Uzm. Dr. Şule Dalkılıç ve Akyazı Devlet Hastanesi acil ekibi tarafından hastaya ilk kez tPA (trombolitik) tedavisi başarıyla uygulandı. Bölgedeki inme tedavisinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilen bu hayat kurtarıcı müdahalenin ardından Aydın’ın şikayetleri tamamen giderilerek kalıcı felç riski ortadan kaldırıldı. "10 Mayıs İnme Farkındalık Haftası"nın son gününde kamuoyuyla paylaşılan vaka, inmede erken teşhis ve doğru koordinasyonla hastalığın tedavi edilebilir olduğunu gösterdi. Öte yandan, Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir ve SEAH Başhekimi Doç. Dr. Fatih Güneysu, sağlık ekibini tebrik etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
3
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
4
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:03
’’Prostat kanserinde nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor’’
Prostat kanserinde nanoknife yöntemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel, ’’Tanı teknolojilerindeki ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte prostat kanserleri daha erken evrede yakalanıyor. Özellikle erken evre ve küçük hacimli tümörlerde, nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Türkiye’de uygulanan bu yeni yöntem sayesinde hastalar cerrahiye gerek kalmadan etkin bir tedavi seçeneğine daha kavuşmuş oldu’’ dedi. Erkeklerde en sık rastlanan kanser türlerinden biri olan prostat kanseri, artık tarama yöntemleri sayesinde erken evrede tespit edilebiliyor. Bu erken evre hastalarda, Türkiye’de nadir merkezlerde kullanılmaya başlanan nanoknife yöntemi ile etkili tedavi imkânı sunuluyor. Nanoknife yöntemi ile ilgili bilinmesi gerekenleri Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel anlattı. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel, nanoknife yöntemi ile hakkında şu açıklamalarda bulundu: ’’Prostat kanseri, yaygınlığı nedeniyle 45 yaş üstü tüm erkeklerde, şikayet olmasa dahi düzenli kontrolleri gerektiriyor. Erken tanı, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri. Tanı süreci, ürolojik muayene ve kanda PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi ile başlıyor. PSA değerleri şüpheli olan hastalar, multiparametrik prostat MR ile detaylı inceleniyor. Ancak kesin tanı, mutlaka biyopsi ile konuluyor. Tanı teknolojilerindeki ilerlemeler ve toplumsal farkındalığın artmasıyla birlikte prostat kanserleri daha erken evrede yakalanıyor. Özellikle erken evre ve küçük hacimli tümörlerde, nanoknife yöntemi yüz güldürücü sonuçlar veriyor. Türkiye’de uygulanan bu yeni yöntem sayesinde hastalar cerrahiye gerek kalmadan etkin bir tedavi seçeneğine daha kavuşmuş oldu. Küçük tümörlerde, düşük yan etki Prostat kanseri tedavisi; hastalığın yaygınlığı, evresi, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu gibi birçok faktöre göre planlanıyor. Küçük hacimli, düşük riskli tümörlerde ise cerrahi ve radyoterapi gibi tedaviler geciktirilebiliyor. Bu hastalarda aktif izlem yapılabildiği gibi, fokal tedavi yani sadece tümörlü alana odaklanarak yapılan uygulamalar da tercih edilebiliyor. İdrar fonksiyonları korunuyor Daha önce bazı karaciğer ve pankreas tümörlerinde de kullanılan nanoknife teknolojisi, prostat kanserinin odaklanmış tedavisinde de umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yöntemin diğer fokal tedavilerden en önemli farkı işlem sırasında dokularda ısı artışına neden olmaması. Böylece idrar kanalı ve sinir dokuları korunabiliyor; cinsel ve idrar fonksiyonları çoğunlukla etkilenmeden kalabiliyor. Günübirlik uygulama Genel anestezi altında uygulanan bu yöntem, ameliyathane ortamında gerçekleştiriliyor. Ultrason rehberliğinde tümör çevresine yerleştirilen 3-4 özel elektrota çok yüksek voltajlı fakat kısa süreli elektrik akımı veriliyor. Bu sayede tümör hücrelerinin canlılığı ortadan kaldırılıyor. Nanoknife işlemi, hastanede yatış gerektirmiyor; hasta yaklaşık 6 saatlik istirahatin ardından evine dönebiliyor. Uygun hasta seçimi şart Bu yöntemde yalnızca kanserli hücrelerin tahrip edildiğini; prostatın diğer bölgelerinde yeni tümör oluşumu ya da mevcut tümörün ilerleme ihtimalinin sürdüğünü hatırlatıyor. Bu nedenle hastaların doğru seçilmesi ve işlemin ardından düzenli takibin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor. Gerekli durumlarda cerrahi veya radyoterapi yine gündeme gelebiliyor. Dokuya zarar vermeyen akıllı enerji Nanoknife, ‘irreversible elektroporasyon’ adı verilen bir prensibe dayanıyor. Bu yöntemde uygulanan elektrik akımı, hücre zarında kalıcı delikler oluşturarak hücre ölümüne yol açıyor. Ancak bu işlem sırasında doku ısısı artmadığı için çevredeki sağlıklı yapılar zarar görmüyor. Özellikle sinirler, idrar yolları ve sfinkter kası gibi hassas yapılar korunabildiği için hastalar, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek komplikasyon riskinden büyük ölçüde korunmuş oluyor. Cerrahiye alternatif arayanlar için umut verici Ameliyat ya da radyoterapiye sıcak bakmayan ya da bu tedavilerin getirebileceği yan etkilerden çekinen hastalar için nanoknife, güçlü bir alternatif oluşturuyor. Özellikle aktif yaşamını sürdüren, cinsel fonksiyonlarını korumak isteyen ve iş hayatına hızlı dönüş arzu eden hastalar tarafından tercih ediliyor. Bu yöntem, prostat kanserinde kişiselleştirilmiş tedavi anlayışının önemli bir parçası haline geldi.’’
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:01
Polen mevsimi başlıyor
Medical Point Gaziantep Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğba Songül Tat, polen alerjisine karşı alınması gereken önlemleri anlattı. İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğba Songül Tat, "Baharın gelişiyle birlikte doğa canlanıyor; ağaçlar ve bitkiler polenlerini atmosfere salıyor. Ancak bu güzel tablo, özellikle polen alerjisi olan milyonlarca kişi için zorlu bir dönemin habercisi. Polen alerjisi, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen ve yaygın olarak görülen bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor" dedi. Polen nedir, alerjiye nasıl neden olur Doç. Dr. Tuğba Songül Tat, "Polenler, bitkilerin üreme döneminde havaya saldığı mikroskobik toz tanecikleridir. Özellikle huş, çam, meşe gibi ağaçlar ile çeşitli yabani otlar, alerjiye yol açan başlıca polen kaynakları arasında yer alır. Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı bir madde olarak algıladığında aşırı tepki verir. Bu durumun sonucunda; Burun akıntısı, Hapşırma, Gözlerde sulanma ve kaşıntı, Boğazda yanma gibi alerjik belirtiler ortaya çıkar" dedi. Polen mevsiminin etkileri ve riskler Doç. Dr. Tuğba Songül Tat, "Uzmanlara göre polen mevsimi, ilkbahar başından yaz ortasına kadar sürebilir ve bölgesel iklim koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Polen yoğunluğunun en fazla olduğu zamanlar genellikle sabah erken saatler ile öğleden sonra rüzgârın arttığı dilimlerdir. Alerjik reaksiyonlar yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmaz; aynı zamanda astım gibi solunum yolu hastalıklarını da tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle astım hastalarının polen sezonunda daha dikkatli olmaları büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Alerjiden korunmak için ne yapmalı Doç. Dr. Tuğba Songül Tat, polen mevsiminde alerjik bireylerin yaşam kalitesini artırmak için şu önlemlere dikkat edilmesini öneriyor: Sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkmaktan kaçının, Rüzgârlı günlerde açık alanlarda uzun süre kalmayın, Ev ve araç pencerelerini kapalı tutun. Eve geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın. Ev içinde düzenli temizlik yaparak polen birikimini önleyin. Doktor önerisiyle antihistaminik ilaçlar veya burun spreyleri kullanın. Günlük polen haritalarını takip ederek dışarı çıkma planlarınızı buna göre yapın" ifadelerini kullandı. Alerji aşısı (immünoterapi) ile kalıcı çözüm mümkün mü Doç. Dr. Tuğba Songül Tat konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı: "İmmünoterapi, yani halk arasında bilinen adıyla alerji aşısı, uzun vadeli bir tedavi yöntemidir. Uygun hastalarda düzenli uygulandığında alerjik reaksiyonların şiddeti belirgin şekilde azalabilir. Bu nedenle polen alerjisi belirtileri gösteren bireylerin mutlaka bir alerji uzmanına başvurarak, doğru tanı ve tedavi sürecine başlaması önemlidir."
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:01
Güneş kremi alırken dikkat
Cildi güneşin zararlı ışınlarından korumak için güneş kremi kullanımının önemini vurgulayan Uzm. Dr. İlayda Uysal, güneş kremi alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Güneş kremlerinin eczanelerden satın alınması tavsiyesinde bulunan Uysal, içeriğinde yer alan bazı maddelere dikkat çekti.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:00
"Sıcak çarpmasına karşı günde en az 2 litre su için"
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, özellikle Adana gibi şehirlerde sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Özel Medline Adana Hastanesi Dahiliye Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, sıcak çarpmasına karşı vatandaşları uyararak günde en az iki litre su içilmesi gerektiğini söyledi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:00
Sıcak havalar varisleri tetikliyor
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, artan hava sıcaklıkları toplardamarın genişlemesine ve varislerin daha belirgin hale gelmesine neden olduğunu söyledi. Yaz aylarının gelmesi ile birlikte hava sıcaklıkları arttı. Sıcaklıklar bazı hastalıkların artmasına neden olurken, varis gibi rahatsızlıklar ise daha belirgin hale gelebiliyor. Sıcaklıkların varis üzerine etkilerinden bahseden Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından Opr. Dr. Murat Küsdül, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte venöz yetmezlik veya varis hastalığı olan kişiler için sorunlar artar. Artan hava sıcaklıkları toplardamarın genişlemesine ve varislerin daha belirgin hale gelmesine neden olur. Toplardamarlar, oksijeni kullanılmış kanı vücutta toplayıp önce kalbe ardından akciğere götürülmesini sağlayan damardır" dedi. "Varis, kadınlarda daha sık görülür" Varisin kadınlarda daha sık görüldüğünü dile getiren Opr. Dr. Murat Küsdül, "Varis, toplardamarların organik bir sebep olmadan genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hale gelmesi olarak tanımlanır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülen bir rahatsızlıktır ve yaşla birlikte artış gösterir. Varisler genellikle ağrı, kaşıntı, ayak bileğinde şişme, gece krampları, yüzeyel tromboflebitler, venöz ayak bileği cilt değişiklikleri ve kanama gibi şikayetlere neden olur. Varislerin oluşumu çeşitli faktörlere bağlıdır. Genetik yatkınlık, riskli yaşam tarzı, uzun süre ayakta durma, hamilelik, şişmanlık, hareketsizlik, yaşlılık ve bazı ilaçların kullanımı varislerin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Aile öyküsü varis görülme riskini artırırken, uzun süre ayakta kalmak veya oturmak da risk faktörleri arasındadır" diye konuştu. "Modern tedaviler ile varis kontrol altına alınabilir" Yeni tedavi yöntemleri ile hastalığın kontrol altına alınabileceğini dile getiren Opr. Dr. Küsdül, "Bazı durumlarda varisler kanama veya ülserasyon gibi komplikasyonlara yol açabilir. Tedavi amaçlı müdahaleler, hastanın yaşam kalitesini iyileştirmek için gereklidir. Küçük varisler genellikle kozmetik nedenlerle tedavi edilirken, daha büyük varislerde ise cerrahi müdahaleler düşünülebilir. Varis tedavisinde modern yöntemler arasında lazer veya köpük tedavisi uygulanabilir. Ancak asıl tedavi, derin ve sorunlu damarlara yönelik müdahaleleri içerir. Günümüzde yaygın olarak tercih edilen kapalı yöntemler arasında lazer, radyo-frekans ve embolizasyon yöntemleri bulunur. Kliniğimizde radyofrekans yöntemi ile ablasyon (damarın kapatılması) tekniği kullanılmaktadır. Bu yöntemle hastalıklar genellikle aynı gün yürüyerek taburcu edilir. RF ablasyon tedavisinde anesteziye ihtiyaç duyulmaması, kasların hızla iyileşmesi, iz bırakmaması en önemli avantajlarıdır" şeklinde konuştu.
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:49
Yaz aylarında gıda zehirlenmelerine dikkat
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, yaz aylarında dışarıda yenilen yiyeceklerden buzdolabında bekleyen yemeğe kadar birçok besinin hızla bozulma riski taşıdığını belirterek, yaz mevsiminin gıda zehirlenmelerinin en sık görüldüğü dönem olduğunu söyledi. Yaz aylarında sessiz tehlike olarak adlandırılan gıda zehirlenmelerine dikkat çeken Uzm. Diyetisyen Demirci, "Gıda zehirlenmesi, bozulan veya mikrop bulaşan besinlerin tüketilmesiyle meydana gelir. Genellikle bakteriler (Salmonella, E.coli), virüsler ya da parazitler bu duruma neden olur" dedi. Kusma, ishal, mide bulantısı, ateş, karın ağrısı vb. ile kendini belli eden gıda zehirlenmelerinin çoğu zaman hafif atlatıldığını kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, ancak çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireylerde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Uzm. Diyetisyen Demirci, gıda zehirlenmesine yol açan yaygın nedenleri şöyle sıraladı: " -Et, tavuk, balık ve yumurtanın çiğ ya da az pişmiş tüketilmesi, süt ve süt ürünlerinin bozulmuş ya da açıkta satılması, sebze ve meyvelerin iyi yıkanmadan yenmesi, uygun sıcaklıkta saklanmayan ya da açıkta bekleyen yiyecekler, son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin tüketilmesi." Kendimizi nasıl koruruz Uzm. Diyetisyen Demirci, gıda zehirlenmelerine karşı alınabilecek önlemleri ise şu şekilde özetledi: "Sebze ve meyveleri bol suyla yıkayın, mümkünse sirkeli suda bekletin. Buzdolabında et, tavuk, balık vb. ürünleri +4C, dondurucuda -18C’de muhafaza edin. Çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı saklayın, aynı kesme tahtasını kullanmayın. Yemekleri en geç 2 saat içinde buzdolabına kaldırın. Artan yemekleri aynı gün içinde kaynatarak tüketin. Ellerinizi yemek öncesinde ve sonrasında en az 20 saniye süreyle sabunla yıkayın. Dışarıda açıkta satılan ürünlerden uzak durun." Besin saklama ve depolama şartları Uzm. Diyetisyen Demirci, besin saklama ve depolama şartlarına yönelik olarak ise şu bilgileri verdi: "Et, tavuk, balık: Buzdolabında en çok 1-2 gün, dondurucuda 3-6 ay saklanmalıdır. Çözündürme işlemi buzdolabında yapılmalı, çözünen ürün yeniden dondurulmamalıdır. Süt ve süt ürünleri: Ambalajlı ve pastörize ürünler tercih edilmelidir. Açılan ürünler 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Peynir ve yoğurt gibi ürünler cam kapta saklanmalıdır. Sebze-meyveler: Yıkanmadan buzdolabına koyulmalı, tüketmeden önce iyice yıkanmalıdır. Nemsiz ve hava alan torbalarda muhafaza edilmelidir." Yemekleri tekrar tekrar ısıtmayın Gıda zehirlenmelerine karşı alınacak en önemli önlemler arasında buzdolabı kullanımına dikkat edilmesi gerektiği olduğunu ifade eden Uzm. Diyetisyen Demirci şöyle devam etti: "Soğuk zinciri koruyun. Buzdolabı +4C, dondurucu -18C olmalıdır. Pişmiş yemekleri üst raflarda, çiğ et ve balığı alt raflarda saklayın. Ağzı açık yiyecek bırakmayın, cam kaplarda muhafaza edin. Haftalık temizlik yaparak bakteri birikimini önleyin." Gıda güvenliğinin evde başladığına dikkat çeken Uzm. Diyetisyen Demirci, şu uyarılarda bulundu: "El hijyenine dikkat edin. Mutfak bezlerini sık değiştirin. Et ile sebze için kesme tahtalarını ayrı kullanın. Yemekleri tekrar tekrar ısıtmayın, aynı gün tüketin. Unutmayın ki, besinler sadece tok tutmaz, aynı zamanda sağlığımızı da şekillendirir. Gıda zehirlenmeleri çoğu zaman küçük bir dikkatsizlikle başlar ama büyük sonuçlar doğurabilir. Gıdanın güvenli olması en az besleyici olması kadar önemlidir. Sağlıklı bir yaşam, bilinçli tüketimle başlar."
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:47
Ölüm sayısı 2024 yılında 489 bin 361 oldu
Ölüm sayısı 2023 yılında 526 bin 416 iken 2024 yılında 489 bin 361 oldu. Ölen kişilerin 2024 yılında yüzde 54,8’ini erkekler, yüzde 45,2’sini kadınlar oluşturdu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılı Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, ölüm sayısı 2023 yılında 526 bin 416 iken 2024 yılında 489 bin 361 oldu. Ölen kişilerin 2024 yılında yüzde 54,8’ini erkekler, yüzde 45,2’sini kadınlar oluşturdu. Ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada yer aldı. Kaba ölüm hızı binde 5,7 oldu Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2023 yılında binde 6,2 iken 2024 yılında binde 5,7 oldu. Diğer bir ifade ile 2023 yılında bin kişi başına 6,2 ölüm düşerken 2024 yılında bin kişi başına 5,7 ölüm düştü. Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, binde 10,4 ile Kastamonu oldu Kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, 2024 yılında binde 10,4 ile Kastamonu oldu. Bu ili binde 10,0 ile Sinop, binde 9,7 ile Edirne ve Balıkesir, binde 9,6 ile Artvin izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,2 ile Hakkari oldu. Bu ili binde 2,4 ile Şırnak, binde 2,9 ile Van izledi. Ölüm nedenleri arasında dolaşım sistemi kaynaklı hastalıklar ilk sırada yer aldı Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, 2024 yılında yüzde 36,0 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 16,3 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15,0 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin yüzde 42,9’unu iskemik kalp hastalıkları oluşturdu Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin yüzde 42,9’unun iskemik kalp hastalıkları, yüzde 23,9’unun diğer kalp hastalıkları, yüzde 18,3’ünün serebro-vasküler hastalıklar kaynaklı olduğu görüldü Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il, yüzde 50,7 ile Çanakkale oldu Dolaşım sistemi hastalıkları kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2024 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 50,7 ile Çanakkale olduğu görüldü. Bu ili yüzde 46,9 ile Karabük, yüzde 43,9 ile Balıkesir, yüzde 41,8 ile Çorum izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise yüzde 26,6 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili yüzde 29,9 ile Van, yüzde 30,9 ile Kayseri, yüzde 31,0 ile Gümüşhane izledi. Tümörden kaynaklı ölümlere en çok gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğer tümörü neden oldu İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölümlerin yüzde 29,1’inin gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümörü, yüzde 8,0’ının kolonun kötü huylu tümörü, yüzde 7,8’inin lenfoid ve hematopoetik kötü huylu tümörü kaynaklı olduğu görüldü. İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümlerin en yüksek olduğu il, yüzde 21,7 ile Ağrı oldu İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler illere göre incelendiğinde, 2024 yılında bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 21,7 ile Ağrı olduğu görüldü. Bu ili yüzde 21,4 ile Bingöl, yüzde 20,7 ile Ankara, yüzde 20,3 ile Van izledi. Bu hastalıklara bağlı ölüm oranının en düşük olduğu ilin ise yüzde 10,1 ile Kilis olduğu görüldü. Bu ili yüzde 10,9 ile Şanlıurfa, yüzde 11,0 ile Çorum, yüzde 11,4 ile Şırnak izledi. Bebek ölüm hızı binde 9,0 oldu Bebek ölüm sayısı, 2023 yılında 9 bin 731 iken 2024 yılında 8 bin 475 oldu. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2023 yılında binde 10,1 iken 2024 yılında binde 9,0 oldu. Beş yaş altı ölüm hızı binde 11,1 oldu Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2023 yılında 14,7 iken 2024 yılında binde 11,1 oldu.
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:46
Çocuklarda güneş çarpmasına dikkat
Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda güneş çarpması vakalarında artış başladı. Çocuk Hastalıkları Uzmanı, aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Yaz aylarının gelmesi ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte çocuklarda güneş çarpması vakalarının arttığını belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, ailelerin bazı önlemler alması gerektiğini ifade etti. Yurtseven, "Bu yıl yaz mevsimi biraz geç geldi ama çocuklar artık dışarı çıkmaya başladı. Güneş çarpması dediğimiz durum, çocuklar uzun süre dışarıda, özellikle güneşin dik geldiği saatlerde oynadığında meydana geliyor. Bir çocuk annesine ya da ailesine ‘Başım ağrıyor’, ‘Başım dönüyor’, ‘Midem bulanıyor’, ‘Karnım ağrıyor’, ‘Kendimi halsiz hissediyorum’ gibi şikayetlerle geliyorsa ve uzun süre dışarıda vakit geçirdiyse, biz hemen güneş çarpmasından şüpheleniyoruz. Böyle bir durumda çocuk hemen soğuk bir duşa sokulmalı, kıyafetleri çıkarılmalı ve sıvı desteği sağlanmalıdır. Çünkü güneş altında kalan çocukların vücutlarındaki sıvı azalır. Bu nedenle çocuklara bol su, soda ya da hafif tuz içeren içecekler verilmelidir" diye konuştu. "Kesinlikle önermiyoruz" Çocukların sabah 10.00 ile öğleden sonra 16.00 saatleri arasında dışarı çıkarılmaması gerektiğini söyleyen Yurtseven, "Daha çok gölgede oynamalarını sağlayabiliriz. Aileler genellikle küçük çocuklarının üşümesinden endişe ediyor. Ancak dışarıda dolaştırılırken çocuklara çok kalın kıyafetler giydirilmemeli. İnce bir battaniye ya da örtü yeterli olacaktır. Eğer çocuk soğuk duşa sokulduktan ve sıvı desteği verildikten sonra şikayetlerinde azalma olmuyorsa, en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ayrıca bazı aileler çocuğun vücut sıcaklığı arttığında ateş düşürücü vermeye çalışıyor ancak biz bunu kesinlikle önermiyoruz" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:33
Sağlık çalışanı baba ve kızı birlikte hayat kurtarıyor
Gaziantep’te Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nda görevli baba ve kızı, her sabah evden çıkarak birlikte sağlık istasyonuna gidiyor ve acil durumlar için hazırda bekliyor.
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:26
TVHB’den kene kaynaklı hastalıklara ve kırım Kongo kanamalı ateşine ilişkin açıklama
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), Başkanı Eroğlu, "Kene hastalıkların yayılmasını önlemek için hayvancılık işletmelerine devlet destekli ilaçlama teşvikleri ve bunun sürekliliğini sağlayacak ulusal politikalar geliştirilmelidir" dedi. TVHB, bahar ve yaz aylarında artış gösteren kene vakalarına ilişkin basın açıklama yaptı. Eroğlu, son zamanlarda artış gösteren kene vakalarına ilişkin, "2025 yılının Ocak-Haziran ayları arasında İstanbul, Kayseri, Tokat, Sivas ve Erzurum başta olmak üzere ülke genelinde basına yansıyan 7 bin 801 kene ısırığı vakası tespit edilmiştir. Ne yazık ki, bu vakalardan 13’ü ölümle sonuçlanmıştır. Bu çarpıcı tablo, ülkemizde kene kaynaklı hastalıkların oluşturduğu halk sağlığı riskinin boyutlarını gözler önüne sermektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere kene kaynaklı zoonotik hastalıklar, insan sağlığını, hayvan sağlığını, ekolojik dengeyi ve tarımsal üretim güvenliğini de tehdit eden çok yönlü bir risk alanı oluşturmaktadır" ifadelerine yer verdi. "İnsan ve hayvan sağlığını tehdit eden pek çok hastalık etkenini taşıyabilmektedir" Kenelerin ısı, nefes ve titreşimi algılayabilen, bu sayede insanları yaklaşık 15-20 dakika boyunca takip edebilen canlılar olduğunu belirten Eroğlu, "Yaşamlarını sürdürebilmek için kan emmek zorunda olan bu canlılar, bu süreçte insan ve hayvan sağlığını tehdit eden pek çok hastalık etkenini taşıyabilmektedir. Dünya genelinde 200’ün üzerinde hastalık etkenini taşıdığı bilinen kenelerin, Türkiye’de başta KKKA olmak üzere Lyme hastalığı, Babesiosis ve Theileriosis gibi birçok hastalığın yayılımında önemli rolü bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. "Hastalığın kontrolünde disiplinler arası bir mücadele stratejisi şarttır" KKKA’nın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında tanımlandığını anlatan Eroğlu, "Özellikle Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Sivas, Tokat, Amasya ve Çorum illerinde endemik hale gelmiştir. Ancak Hyalomma marginatum türü kenenin Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde de bulunması, bu hastalığın sadece sınırlı bölgelerle ilişkilendirilmesinin yetersiz olduğunu göstermektedir. 2008 yılında vaka sayısında zirveye ulaşılmış, son yıllarda ise yeniden artış eğilimi dikkat çekmektedir. KKKA, hayvanlarda çoğunlukla belirti göstermeden seyretmekle birlikte, insanlarda ciddi kanamalara ve hatta ölüme yol açabilen viral bir enfeksiyondur. Bu nedenle hastalığın kontrolünde yalnızca bireysel önlemler değil, disiplinler arası bir mücadele stratejisi şarttır" ifadelerine yer verdi. "Kene kaynaklı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla devlet destekli ilaçlama teşvikleri ve ulusal politikalar geliştirilmelidir" Eroğlu, kene ile mücadelede bilimsel yaklaşımın esas olduğunu aktararak sözlerini şöyle sürdürdü: "Keneler, doğada uçma ya da sıçrama kabiliyeti olmayan çalı, ot ve çimen gibi alanlardan konakçılara tırmanarak bulaşan canlılardır. Dolayısıyla doğrudan doğadaki kene popülasyonunun kontrolü mümkün değildir. Etkin mücadele, evcil hayvanlar üzerinde düzenli aralıklarla ortalama 25 günde bir yapılan akarisit uygulamaları ile sağlanabilmektedir. Bu ilaçların gıda güvenliğini tehdit etmeyen, kalıntı bırakmayan ürünler olması da büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, meraların sürülmesi, yabani otların temizlenmesi gibi mekanik kontrol uygulamaları destekleyici rol oynamaktadır. Ancak çevreye gelişigüzel kimyasal ilaç uygulamaları, ekolojik dengeye zarar vereceği için önerilmemektedir. Kene kaynaklı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla küçük ölçekli hayvancılık işletmelerine yönelik devlet destekli ilaçlama teşvikleri ve bu mücadelenin sürekliliğini sağlayacak ulusal politikalar geliştirilmelidir. Henüz yaygın kullanımda olmayan kene aşıları üzerindeki bilimsel çalışmalar da umut vaat etmekte olup, desteklenmesi gerekmektedir." "Vücuda tutunan kene, çıplak elle dokunulmadan bez veya eldiven gibi malzemelerle çıkarılmalı" Bireysel korunma önlemlerinin önemine değinen Eroğlu, şunları kaydetti: "Riskli bölgelerde doğayla temas edecek vatandaşlarımızın açık renkli, vücudu örten giysiler tercih etmesi, pantolon paçalarının çorap içine alınması, kene kovucu (repellent) ürünlerin kullanılması, doğa dönüşlerinde vücudun özellikle kulak arkası, ense, diz arkası, kasık gibi bölgelerin kene yönünden dikkatle kontrol edilmesi gerekmektedir. Vücuda tutunan kene, çıplak elle dokunulmadan bez veya eldiven gibi malzemelerle çıkarılmalı, üzerine sigara basmak, kolonya ya da kimyasal dökmek gibi müdahalelerden kesinlikle kaçınılmalı, sonrasında derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ateş, baş ağrısı, kas ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde tıbbi yardım alınmalı, erken tanının hayatî önemi unutulmamalıdır. Kene kaynaklı hastalıklarla mücadele; bireysel farkındalığın artırılması, kamu spotları, broşürler ve yerel bilgilendirme çalışmaları ile desteklenmelidir. Bu bilgilendirme faaliyetleri, Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmeli, bu süreçte veteriner hekimlerin sahadaki bilgi ve deneyimi mutlaka değerlendirilmelidir. Veteriner hekimler, hayvan refahının korunması, zoonotik hastalıkların önlenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması konularında kamu sağlığının vazgeçilmez aktörleridir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, ’tek sağlık’ yaklaşımının gereklilikleri doğrultusunda, bilimsel mücadeleyi ve toplumun doğru bilgilendirilmesini esas alarak üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz".
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:24
Nazilli’de ‘İşitme Bilinci ve Sağlığı’ paneli düzenlenecek
Türkiye’nin sağlık alanında köklü firmaları arasında yer alan Si-Ser işitme Cihazları, Aydın’da ‘İşitme Bilinci ve Sağlığı’ paneli ile farkındalık oluşturacak. Türkiye Emekliler Derneği ile ortaklaşa düzenlenecek olan panel Nazilli’de gerçekleştirilecek. Alanında uzman isimlerin katılacağı panele Nazilli’de yaşayan emeklilerin yanı sıra kulak sağlığına önem veren herkes davet edildi. Program, Cuma günü saat 14.00’de Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Nazilli Şubesi, Si-Ser İşitme Cihazları ile üyelerinin sağlığına yönelik anlamlı bir etkinliğe imza atıyor. Dernek, Si-Ser İşitme Cihazları ile birlikte ‘İşitme Bilinci ve sağlığı’ temalı bir bilgilendirme paneli düzenleyecek. 20 Haziran Cuma günü saat 14.00-16.00 arasında Mehmet Yüzügüler Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilecek programa alanında uzman hekimler konuşmacı olarak katılacak. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Tuna Kenar, Odyolog Dr. Gül Acur ve Burçin Badak, katılımcılara işitme sağlığı hakkında önemli bilgiler aktaracak. "İşitme sağlığına dikkat çekeceğiz" Programa katılımın ücretsiz olduğunu vurgulayan TÜED Nazilli Şube Başkanı Orhan Oruç, tüm üyeleri etkinliğe davet ederek: "Sağlıklı bir yaşam için farkındalık şart. Bu programla üyelerimizin işitme konusundaki bilinç düzeyini artırmayı hedefliyoruz. İşitme sağlığına önem veren herkesi etkinliğe bekliyoruz" dedi. Başkan Tetik’den destek Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik’in destekleriyle, Türkiye Emekliler Derneği Nazilli Şube Başkanı Orhan Oruç, Si-Ser İşitme Cihazları Aydın-Denizli Bölge Müdürü Kerim Kangöz ve Pazarlama Sorumlusu Doğan Sarıcan’ın öncülüğünde organize edilen programda; Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar, Odyolog Burçin Badak ve Odyometrist Gül Acur, işitme sağlığına yönelik bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Alanında uzman konuşmacıların katkılarıyla gerçekleşecek olan program, bireylerin işitme sağlığı hakkında bilinçlenmesini ve erken teşhisin önemini vurgulayacak. Ücretsiz duyma testi yapılacak Etkinlik kapsamında Si-Ser İşitme Cihazları tarafından tüm katılımcılara yönelik ücretsiz işitme testi hizmeti de sunulacak. Bu hizmet ile fiziksel ölçümler yapılarak, işitme kaybı seviyesi tespit edilip erken farkındalık oluşturulması hedefleniyor.
19 Haziran 2025 Perşembe - 10:16
Ahlat’ta ’SAHA’ eğitimleri veriliyor
Bitlis’in Ahlat ilçesinde vatandaşlara Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) kapsamında eğitimler veriliyor. Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli ile "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı" kapsamında "Koruyan Sağlık" modeliyle sağlıklı yaşam eğitimleri ve danışmanlık hizmetleri vererek sağlıklı toplumun oluşmasını amaçlayan programda bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyini artırarak, sağlık hizmetlerinden daha etkin yararlanmalarını sağlamak ve yaşam kalitelerini yükseltmek için ‘Sağlıklı Hayat İçin SAHA’dayız’ sloganı ile Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) Projesi Sağlık Bakanlığı tarafından başlatıldı. Bu proje ile sağlık konularında bilinçlenme, daha sağlıklı bir yaşam sürdürme ve sağlıklı yaş alma hedefleniyor. Eğitim süresince katılımcıların kronik hastalıklar açısından yaşam tarzı değişikliklerine yönelik danışmanlık hizmetleri veriliyor, kanser taramaları yapılıyor, bağımlılık ile mücadele konusunda farkındalıkları artırılıyor ve gerekli görüldüğünde destek sağlanarak kaçırılmış fırsatlar değerlendiriliyor ve aile hekimliği sisteminin desteklenerek güçlendirilmesi sağlanıyor. Proje kapsamında Ahlat İlçe Sağlık Müdürlüğünde her ay en az 20 kişilik gruplara eğitim veriliyor. Eğitimi alan vatandaşlar sağlık elçisi olarak değerlendirilip çevrelerine de bu konuları anlatmaları için teşvik ediliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder