Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Başkentte dolu yağışı
Bolu Belediyesi’ne 5’inci dalga operasyonu
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:32
Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor
5
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
14 Haziran 2025 Cumartesi - 11:56
Uzmanlar uyardı: Sınav değil, kaygı zorlayabilir
Sınav kaygısı, öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, doğru yöntemlerle bu kaygının kontrol altına alınabileceğini belirtiyor. Sınav döneminde birçok öğrenciyi etkileyen kaygı, öğrenilen bilgilerin kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, bu kaygıyla başa çıkmak için nefes egzersizlerinden turlama tekniğine, doğru ebeveyn tutumlarından düşünce kalıplarını değiştirmeye kadar çeşitli yöntemlerin etkili olduğunu belirtiyor. Sınav kaygısının, sınav öncesi ve sınav sırasında yaşanılan bir performans anksiyetesi olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Kübra Adam, "Bu kaygı, sınav anında önceden öğrenilmiş bilgilerin geri çağrılmasında zorlanmaya sebep olmaktadır. Yoğun kaygı, huzursuzluk, başarısızlık korkusu, dikkat ve konsantrasyonda zorlanma, ders çalışma isteksizliği, erteleme davranışı, özgüvende azalma gibi şekillerle ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra yeme bozuklukları, uyku problemleri gibi bedensel belirtilerle de karşımıza çıkmaktadır. Sınava verilen önem, başarı kelimesinin sınav ve sonucuyla eşleştirilmiş olması ile ilişkilidir. Konu eksikliği, planlı çalışma yapamama kaygının nedenleri arasındadır. Sınav kaygısı ile nasıl çalışıyoruz. Bilimsel davranışı terapiler ile çalışıyoruz. Bireyin olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeyi ve kaygıya yol açan davranışları dönüştürmeyi hedefliyoruz. Nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri ile 4-7-8 tekniği ile gevşemeyi sağlıyoruz. Bu nasıl oluyor, 4’e kadar sayıyoruz, nefes alıyoruz, burnumuzdan 7’ye kadar onu içimizde tutuyoruz ve 8’e kadar sayarak ağzımızdan yavaşça o nefesi veriyoruz" dedi. "Çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın" Psikolog Kübra Adam şöyle devam etti: "Ebeveynlere birkaç öneri verecek olursak çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın. Her ne olursa olsun onlara onların yanında olduğunuzu söyleyin. Sana inanıyorum demek yerine her zaman senin arkandayım, her ne olursa olsun ben senin yanındayım deyin. Sınav günü öğrencilere her gün nasıl davranırsınız öyle davranın. Eğer sınav günü sınava özel davranırsanız çocukların performans anksiyetesini tetikleyebilirsiniz. Bu sebeple, sıradan bir gününüz nasıl geçiyorsa, sıradan bir denemeye nasıl giriyorsa, onu o günü o şekilde yaşatmaya çalışın." "Bir soruya takılıp kalma bir sonraki soruya geç" Öğrencilere de birkaç öneri sunan Kübra Adam, "Evet, bu önemli bir sınav ama hayatının sınavı değil. Elinden geleni yaptın. Bir sınava gireceksin. Konu eksikliklerin olabilir. Belki bu yüzden kaygılanıyor da olabilirsin ama karşına çıkacak tüm sorular çok zor veya çok kolay olmayacak. Kolay sorular, zor sorular ve orta derecede sorular olacak. Zor bir soruyla karşılaştığında soruyla cebelleşmek yerine soruyu atlayıp bir sonraki soruya geçmeni tavsiye ediyorum. Bir soruya takılıp kalma bir sonraki soruya geç vaktin kaldığında zaten o soruya tekrar döneceksin. Biz buna turlama tekniği diyoruz. Soruları turlayarak çözmeye çalış. Bütün sınava girecek öğrencilere başarılar diliyorum" diye konuştu.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 11:44
Uzmanlar uyardı: Sınav değil, kaygı zorlayabilir
Sınav kaygısı, öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, doğru yöntemlerle bu kaygının kontrol altına alınabileceğini belirtiyor. Sınav döneminde birçok öğrenciyi etkileyen kaygı, öğrenilen bilgilerin kullanılmasını zorlaştırıyor. Uzmanlar, bu kaygıyla başa çıkmak için nefes egzersizlerinden turlama tekniğine, doğru ebeveyn tutumlarından düşünce kalıplarını değiştirmeye kadar çeşitli yöntemlerin etkili olduğunu belirtiyor. Sınav kaygısının, sınav öncesi ve sınav sırasında yaşanılan bir performans anksiyetesi olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Kübra Adam, "Bu kaygı, sınav anında önceden öğrenilmiş bilgilerin geri çağrılmasında zorlanmaya sebep olmaktadır. Yoğun kaygı, huzursuzluk, başarısızlık korkusu, dikkat ve konsantrasyonda zorlanma, ders çalışma isteksizliği, erteleme davranışı, özgüvende azalma gibi şekillerle ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra yeme bozuklukları, uyku problemleri gibi bedensel belirtilerle de karşımıza çıkmaktadır. Sınava verilen önem, başarı kelimesinin sınav ve sonucuyla eşleştirilmiş olması ile ilişkilidir. Konu eksikliği, planlı çalışma yapamama kaygının nedenleri arasındadır. Sınav kaygısı ile nasıl çalışıyoruz. Bilimsel davranışı terapiler ile çalışıyoruz. Bireyin olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeyi ve kaygıya yol açan davranışları dönüştürmeyi hedefliyoruz. Nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri ile 4-7-8 tekniği ile gevşemeyi sağlıyoruz. Bu nasıl oluyor, 4’e kadar sayıyoruz, nefes alıyoruz, burnumuzdan 7’ye kadar onu içimizde tutuyoruz ve 8’e kadar sayarak ağzımızdan yavaşça o nefesi veriyoruz" dedi. "Çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın" Psikolog Kübra Adam şöyle devam etti: "Ebeveynlere birkaç öneri verecek olursak çocuklarınızı başkaları ile kıyaslamayın. Her ne olursa olsun onlara onların yanında olduğunuzu söyleyin. Sana inanıyorum demek yerine her zaman senin arkandayım, her ne olursa olsun ben senin yanındayım deyin. Sınav günü öğrencilere her gün nasıl davranırsınız öyle davranın. Eğer sınav günü sınava özel davranırsanız çocukların performans anksiyetesini tetikleyebilirsiniz. Bu sebeple, sıradan bir gününüz nasıl geçiyorsa, sıradan bir denemeye nasıl giriyorsa, onu o günü o şekilde yaşatmaya çalışın." "Bir soruya takılıp kalma bir sonraki soruya geç" Öğrencilere de birkaç öneri sunan Kübra Adam, "Evet, bu önemli bir sınav ama hayatının sınavı değil. Elinden geleni yaptın. Bir sınava gireceksin. Konu eksikliklerin olabilir. Belki bu yüzden kaygılanıyor da olabilirsin ama karşına çıkacak tüm sorular çok zor veya çok kolay olmayacak. Kolay sorular, zor sorular ve orta derecede sorular olacak. Zor bir soruyla karşılaştığında soruyla cebelleşmek yerine soruyu atlayıp bir sonraki soruya geçmeni tavsiye ediyorum. Bir soruya takılıp kalma bir sonraki soruya geç vaktin kaldığında zaten o soruya tekrar döneceksin. Biz buna turlama tekniği diyoruz. Soruları turlayarak çözmeye çalış. Bütün sınava girecek öğrencilere başarılar diliyorum" diye konuştu.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 11:21
Psikolog uyardı: "Sınav kaygısı doğru yönetilmezse başarıyı engelleyebilir"
Sınav kaygısı hakkında uyarılarda bulunan Psikolog Ozan Yazıcı, "Düşük ve orta düzeyde bir kaygı, dikkati toplamak, motive olmak ve zamanla yarışmak açısından işlevseldir. Sınavı hayatın dönüm noktası olarak görmek, kazanmayı ise değerli olmanın kanıtı gibi yorumlamak, doğal bir değerlendirme sürecini sancılı bir sınava dönüştürür. Ancak gerçekte, lise ve üniversite sınavları hayattaki birçok sınavdan sadece birkaçıdır" dedi. LGS ve YKS gibi sınav dönemleri yaklaşırken, öğrencilerin yalnızca akademik değil, psikolojik olarak da hazırlanması büyük önem taşıyor. Sınav performansını belirleyen temel etkenlerden biri olan "sınav kaygısı", çoğu zaman başarısızlıktan çok, başarısız olma düşüncesinin kendisinden besleniyor. Liv Hospital Samsun’dan Psikolog Ozan Yazıcı, sınav kaygısı konusunda açıklamalarda bulundu. "Sınav deneyimi bir mücadele alanına dönüşür" Sınav kaygısının ne olduğundan bahseden Psk. Yazıcı, "Sınav kaygısı; olumsuz senaryolar, yüksek beklentiler ve felaketleştirme içeren düşüncelerle şekillenen, çoğu zaman gerçekçi dayanaklardan yoksun bir kaygı türüdür. Bu nedenle ‘yalancı kaygı’ olarak da adlandırılır. Gerçek bir tehdit olmadığında bile bedenin ve zihnin alarm durumuna geçmesine neden olur. Sonuçta öğrencinin dikkatini toplama, bilgiyi hatırlama ve düşünme becerileri zayıflar; fiziksel belirtiler (terleme, mide bulantısı, çarpıntı) eşlik eder ve sınav deneyimi bir mücadele alanına dönüşür" diye konuştu. "Düşük ve orta düzeyde bir kaygı işlevseldir" Kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, yönetilebilir düzeyde tutulmasının hedeflenmesi gerektiğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Düşük ve orta düzeyde bir kaygı, dikkati toplamak, motive olmak ve zamanla yarışmak açısından işlevseldir. Bu noktada önemli bir gerçek şudur; sınava yüklenen anlam, kaygı düzeyini doğrudan belirler. Sınavı hayatın dönüm noktası olarak görmek, kazanmayı ise değerli olmanın kanıtı gibi yorumlamak, doğal bir değerlendirme sürecini sancılı bir sınava dönüştürür. Ancak gerçekte, lise ve üniversite sınavları hayattaki birçok sınavdan sadece birkaçıdır. Bir işi zamanında yetiştirmek, bir ilişkide kriz yönetmek, evde yanan yemeği telafi etmek de kendi içinde sınav niteliği taşır. Fark, sadece bağlamdadır" şeklinde konuştu. "Kaygıya sebep olan çevredir" Ebeveynlere düşen sorumluluklara değinen Psk. Yazıcı, "Çoğu zaman bu aşırı anlam yüklemenin kaynağı öğrencinin kendisi değil, çevresidir. Özellikle ebeveynler iyi niyetle yaptıkları birçok yönlendirme ve uyarıyla farkında olmadan çocuklarının kaygı seviyesini artırabilirler. Daha iyi bir gelecek arzusu, çocuğun zihninde ‘başarısız olursam sevilmem’ gibi düşüncelerle yer değiştirebilir. Bu yüzden ebeveynlerin tutumu, kaygının oluşmasında ya da sağlıklı yönetilmesinde kritik bir rol oynar" dedi. "Ailelere ve sınava girecek çocuklara öneriler" Psk.Yazıcı, sınav sürecinde kendimize ve çocuğumuza hatırlatabileceğimiz bazı gerçekleri şöyle sıraladı: "Bu, hayatın içindeki birçok sınavdan sadece biri. Sonuç her ne olursa olsun, ölüm yok. Hayat devam ediyor ve her zaman yeni fırsatlar doğar. (İstediğin liseyi/üniversiteyi kazanamamış olmak, istediğin mesleği seçemeyeceğin anlamına gelmez!) Başarı sadece sonuçta değil, sürecin kendisinden keyif alabilmekte saklıdır. Her sonucu kontrol edemeyiz. Bazı değişkenler bizim dışımızdadır. Kendine sor: En kötü ne olabilir? Eğer bu sorunun cevabında hayatı tehdit eden, geri dönüşü olmayan bir durum yoksa, o zaman umut baskındır. Hem de en yalın ve en gerçek hâliyle, gözünün önündedir. Tek yapman gereken görmek istemek."
14 Haziran 2025 Cumartesi - 11:16
Uzmanlardan deniz ve havuzda serinleyen kadınlara uyarı
Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, yaz mevsimi ile birlikte deniz ve havuz kullanımının arttığını belirterek suya girerek serinlemeyi tercih eden kadınların enfeksiyona karşı duyarlı ve dikkatli olmalarını tavsiye etti. Aydın ayrıca, özellikle kadınların yaz döneminde hijyen kurallarına daha çok riayet etmesini, havuz ve denize girerken suyun temiz olmasına özen gösterdikleri gibi sudan çıktıktan sonra da vakit kaybetmeden ıslak mayolarını çıkarıp kuru kıyafet giymelerini tavsiye etti. Türkiye’nin en sıcak bölgesi Ege’de yazın bunaltıcı sıcağına karşı en keyifli serinleme yöntemlerinden birinin havuz ve denizler olduğunu belirten Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı, hekimine danışarak hamilelerin de yüzebileceğini belirterek "Suda serinleme keyfi dikkat edilmez ise bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Kadınlar enfeksiyon kapma riskine karşı erkeklere göre daha hassas. Bu nedenle özellikle kadınlar serinlediği suyun temiz olmasına özen göstermeli ve sudan çıktıktan sonra hemen kurulanıp üzerini değiştirmeli. Uzun süre ıslak mayo ile oturmak idrar yolu enfeksiyonları, mantar enfeksiyonları gibi sıkıntılara neden olabiliyor. Maalesef Yaz aylarında en sık yapılan yanlışlardan biri ıslak mayoyu üzerimizde kurutmak. Her yaz artan vajinal enfeksiyonlara karşı alınacak en önemli tedbirlerden biri havuz ya da denizden çıkar çıkmaz ıslak mayonun çıkarılmasıdır" dedi. Yazın iç çamaşırı tercihlerinin de hava alan pamuklu iç çamaşırı yönünde olmasını tavsiye eden Aydın, ortak kullanımdaki şezlongların da üzerine temiz havlu serilmeden kullanılmamasını önerdi. Sulu ortamların mikroorganizmaların büyümesi ve yayılması için uygun alan sağladığını ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, kişilerin havuza girerken de çıktıktan sonra da duş almasını tavsiye etti.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 10:46
Bitkisel zayıflama ilaçları sağlığınız için tehdit olabilir
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte kilo verme telaşı artarken, zayıflama ilaçları ve takviyelere yönelenlerin sayısı da yükseliyor. Ancak uzmanlar, bu ürünlerin kontrolsüz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Doç. Dr. Burak Önal, özellikle internetten alınan ve "bitkisel" adıyla satılan zayıflama ürünlerinin sağlık açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Önal, yaz aylarında artan zayıflama baskısının bireyleri hızlı çözümlere yönelttiğini söyledi. Bu dönemde internetten veya eş-dost tavsiyesiyle alınan ürünlerin özellikle kalp-damar, karaciğer ve sinir sistemi üzerinde tehlikeli etkiler oluşturabileceğini vurguladı. "Sıcak havalarda zaten strese giren vücudun üzerine bir de bu ilaçların bilinçsizce yüklenmesi ciddi sağlık problemlerini beraberinde getiriyor" diyen Doç.Dr. Önal, geçmişte "olağanüstü" olarak pazarlanan sibutramin maddesinin kalp krizi ve felce yol açtığı için yasaklandığını hatırlattı. "Reçetesiz ürünlerin içeriği çoğu zaman güvenilir değil" Reçetesiz veya internetten alınan ürünlerin içeriklerinin çoğu zaman yanıltıcı olduğunu ifade eden Doç.Dr. Önal, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından yapılan incelemelerde birçok ürünün etiketinde yer almayan güçlü ilaç etken maddeleri içerdiğinin ortaya çıktığını kaydetti. Önal, "Bitkisel denilen ürünlere müshil, tiroid hormonu, idrar söktürücü ya da uyarıcı maddeler gizlice eklenebiliyor" şeklinde konuştu. "Bazı ilaçlar etkili olabilir ancak mutlaka hekim gözetiminde" Doç. Dr. Önal, günümüzde obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 agonistleri gibi yeni nesil ilaçların kilo vermede etkili olabildiğini ancak bunların da yan etkileri olduğunu belirtti. Mide bulantısı, kusma ve pankreatit gibi risklerin bu ilaçlarda görülebildiğini aktaran Önal, "Bu tür ilaçlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı. Kendi kendine ilaç kullanmak ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. "Bitkisel" kelimesi yanıltıcı olabilir "Bitkisel" ifadesinin çoğu zaman pazarlama stratejisi olarak kullanıldığını ifade eden Önal, "Zehirli mantar da doğaldır ama öldürücüdür. Bitkisel olan her şey zararsız değildir. Hatta bu ürünlere gizlice sentetik ilaçlar eklenmiş olabilir" diyerek vatandaşları uyardı. Önal, Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini vurguladı. "Kronik hastalığı olanlar ve hamileler uzak durmalı" Zayıflama ilaçlarının özellikle kalp-damar hastalığı, karaciğer-böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, diyabet veya psikiyatrik rahatsızlıkları olan bireyler için yüksek risk taşıdığını belirten Doç. Dr. Önal, bu grupların kesinlikle hekim önerisi olmadan bu tür ürünleri kullanmaması gerektiğini söyledi. Ayrıca hamileler, emziren anneler ve 18 yaş altı bireylerin bu ilaçlardan uzak durması gerektiğinin altını çizdi. "Hızlı kilo vermek sağlıklı değildir" Toplumda yaygın olan "hızlı kilo verme" algısının yanlış olduğunu belirten Önal, "Aylarca biriken kilolar birkaç haftada verilmez. Hızlı kilo kaybı safra taşı, kas kaybı, metabolizma yavaşlaması gibi pek çok sorunu beraberinde getirir" diye konuştu. Sağlıklı bir hızda, haftada 0.5-1 kg arasında verilen kiloların kalıcılığının daha yüksek olduğunu söyledi. Farmakolojik destek son çare olmalı Sağlıklı kilo vermek isteyen bireylerin öncelikle diyet, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerine odaklanması gerektiğini ifade eden Önal, farmakolojik desteğin yalnızca hekim kararıyla ve gerekli durumlarda kullanılmasının uygun olduğunu vurguladı. "İlaç, destekleyici bir araçtır; olağanüstü değildir. Zayıflamanın temeli yine sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır" dedi. "Kestirme yollar tehlikelidir, bilimsel yöntemler en güvenilir olandır" Doç. Dr. Burak Önal, son olarak, vatandaşlara sabırlı olmaları ve sağlıklarını riske atacak kestirme yollardan kaçınmaları çağrısında bulundu. "İnternette satılan ya da ünlülerin adını kullanan ürünlerin büyük çoğunluğu denetimsizdir. Kilo verme sürecinde hedef sadece zayıf görünmek değil, sağlıklı ve dengeli bir vücut olmalı" dedi.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 10:08
Akçadağ’da sağlık altyapısına güçlü destek
Akçadağ Belediye Başkanı Hasan Ulutaş, Şehit Gökhan Aslan Devlet Hastanesi’nin yeni bina projesinin onaylandığını ve ihale ile ruhsat sürecinin resmen başlatıldığını açıkladı. Yeni hastane binasıyla birlikte ilçenin sağlık altyapısının ciddi anlamda güçleneceğini belirten Başkan Ulutaş, proje kapsamında modern ve donanımlı bir sağlık tesisinin inşa edileceğini söyledi. Başkan Ulutaş, yeni sağlık yatırımıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Yeni projede 3 odalı ameliyathane, 6 yataklı birinci basamak yoğun bakım ünitesi, kulak burun boğaz, ortopedi, göz, üroloji, dahiliye, çocuk sağlığı, fizik tedavi, kadın doğum, genel cerrahi ve kardiyoloji gibi branşlarda toplam 20 poliklinik, acil servis ve yataklı servis bölümleri yer alacak. Toplamda 50 yatak kapasitesine sahip olacak yeni hastane, mevcut hastane binasındaki birimlerle entegre şekilde hizmet verecek" ifadelerini kullandı. Projenin sadece Akçadağ’daki sağlık hizmetlerini geliştirmekle kalmadığını kaydeden Ulutaş, " Proje aynı zamanda insanımıza verdiğimiz değerin de bir göstergesidir" diye konuştu.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 09:13
Hekimsen’den Denizli’deki doktora yönelik mobing iddiasına tepki
Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, Denizli’de görev yapan bir hekimin idari mobbinge maruz bırakıldığını iddia ederek, "Hekimimiz hukuken geçersiz olan bu ceza nedeniyle, ailesinden ve evinden 150 kilometre uzaklıktaki bir ilçeye görevlendirildi. Bir hekimi mağdur ettiniz, tüm hekimleri karşınıza aldınız" dedi. Denizli’de görev yapan bir hekimin, idari baskı ve usulsüz cezalar nedeniyle yaşadığı mağduriyet, Hekimsen Sendikası’nı harekete geçirdi. Türkiye genelinde 20 binden fazla kayıtlı üyesi bulunan Hekimsen, yaşananlara sessiz kalmayarak Genel Başkan Dr. Adil Kurban liderliğinde Denizli’ye çıkarma yaptı. İddialara göre, bir ilçede görev yapan hekim, yöneticilerinin haksız uygulamalarına itiraz ettiği için disiplin soruşturmasına maruz kaldı. Kapının sert kapanması gibi basit bir olay gerekçe gösterilerek uyarı cezası verilen hekim, hukuken geçersiz olduğu öne sürülen bu ceza nedeniyle, ailesinin yaşadığı Kale ilçesinden 150 kilometre uzaklıktaki Çivril ilçesine görevlendirildi. İl Sağlık Müdürlüğü önünde açıklama yapan Hekimsen Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, "Hekim arkadaşımız yalnızlığa itilmiş, psikolojisi ileri derecede bozulmuş durumda. Eşinden, çocuğundan ayrı, yaşadığı haksızlığın sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılmıştır. Bu nedenle sendika olarak Kocaeli’nden Denizli’ye geldik" dedi. "Yalnız değilsiniz, artık Hekimsen var mottosuyla mücadelelerinin kararlılıkla sürdüreceğiz" Hekimlerin ve sağlık çalışanları asla yalnız bırakmayacaklarını belirten Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Dr. Adil Kurban, "Yapılan bazı idari hataların getirdiği ve çok yanlış bir sonucun sonunda bir hekimin belki de hayatına mal olabilecek riskleri girmesi nedeniyle de biz buradayız. Öyle ki çok basit bir olay yüzünden 150 kilometre öteye kişinin tayini yapılıyor. Esas itibariyle idari mekanizmalarda yaşanan hatalar ve eksikler kendisi tarafından üst makamlara bildirildiğinde buna bağlı çıkmış sonucunda çıkmıştır. Hekimsen sendikası olarak ‘Yalnız değilsiniz, artık Hekimsen var " mottosuyla mücadelelerinin kararlılıkla süreceğini duyurdu. Biz hekimlerimizi ve sağlık çalışanlarımızı asla yalnız bırakmayız" diye konuştu. "Valilik ve İl Sağlık Müdürlüğü randevu vermiyor" Denizli Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğünden resmi randevu talebinde bulunmalarına rağmen, hiçbir geri dönüş alamadıklarına dikkat çeken Genel Başkan Kurban, "Burada Denizli Valisinden 4 gündür randevu alamıyoruz. Denizli Sağlık Müdürlüğü randevu vermiyor. Yine bir kaymakam soruşturma açıyor ama mevzuata uygun değil. Hatalarla dolu, soruşturma iptal edilmesi gerekiyor. Bir uyarı yüzünden kimse 150 kilometre öteye gönderilemez. Düşünün iki tane çocuğunuz var karınız var ve eviniz var. Bir yerde oturuyorsunuz ve sana gelip ‘Sen her gün 150 kilometre ilerideki bir yere gideceksin’ diyorlar. Ailenizi bırakıp gitmek zorunda kalırsınız. Yakında ilçeler var oraya yapmıyorlar gidip en uzak noktadaki yere götürüyorlar. Baştan aşağıya hatalarla dolu bir süreç. Hukuki olarak yürütmeye durdurmaya alamadık. Denizli Valiliğinden, Denizli Sağlık Müdürlüğünden görüşemiyoruz. Benim üyem ve aynı zamanda hekimimim hakkının gasp edilmesi göz yumuyor ve izliyorlar" ifadelerini kullandı. "Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ediyoruz" Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ettiklerini dile getiren Genel Başkan Kurban "Bu açıdan baktığımda olmaması gereken benim memleketime, milletime ve devletime hiç yakışmayacak seviyede bir idari olaylar ile burada karşılaştık ve bundan çok rahatsız olduk. Hekimsen camiası olarak bu olayı protesto ediyoruz. Böyle bir sorun için Hekimsen camiası kalktı ve Denizli’ye geldi. Sırf bu problem yüzünden bu olacak bir şey mi" diye tepki gösterdi.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 07:59
Kars’ta uzmanlar mantar zehirlenmeleri karşı vatandaşları uyardı
Kars’ta uzmanlar vatandaşları mantar zehirlenmelerine karşı uyardı. Kars Harakani Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Dilan Delibalta, mantar zehirlenmelerine karşı vatandaşların dikkatli olmasını istedi. Dahiliye Uzmanı Dr. Delibalta, özellikle bahar ve yaz aylarında yağışlar sonrasında mantar zehirlenme vakalarının arttığını belirtti. "Zehirli mantarlar sade ve masum görünümlü olabilir" Ülke genelinde olduğu gibi Kars’ta da doğadan toplanan mantar tüketiminin yaygın olduğunu ifade eden Delibalta, zehirli mantarları yenilebilir olan mantarlardan ayırmanın bazen mümkün olmadığını söyledi. Harakani Devlet Hastanesi’nde gazetecilere açıklamalarda bulunan Dahiliye Uzmanı Dr. Dilan Delibalta, "Doğada yetişen mantarların bazıları zehirli olabilir ve zehirli mantarları yenilebilir olanlardan ayırmak bazen mümkün değildir. Kars’ta sık görülen bazı zehirli mantar türleri arasında "Amanita phalloides" (ölüm meleği) en tehlikelilerindendir. Halk arasında ’kırmızı benekli’ ya da ’parlak şapkalı’ mantarlar tehlikeli olarak bilinse de bazı zehirli mantarlar sade ve masum görünümlü olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesini kesinlikle önermiyoruz" dedi. Zehirli mantar tüketiminin hayatı tehdit edebildiğine dikkati çeken Delibalta, "Zehirli mantarların yenilmesi sonucu bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Daha ciddi vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği görülebilir ve bu durum hayatı tehdit edebilir. Zehirlenme şüphesi olan kişiler zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu hastalarda zaman çok önemlidir tedaviye ne kadar erken başlanırsa organ hasarı riski o kadar azalır. Evde kendi kendine kusturma gibi yöntemlere başvurmak, durumu daha da kötüleştirebilir. Ulusal Zehir danışma merkezi zehirlenme konusunda 7/24 kesintisiz hizmet sunmaktadır. İhtiyaç halinde bilgi almak isteyen vatandaşlarımız 114 numaralı ulusal zehir danışma merkezin arayabilirler. Vatandaşlarımız mutlaka kültür mantarı gibi güvenilir kaynaklardan mantar tüketmelidir, son olarak doğada mantar toplamak keyifli olabilir ama sağlığımız her şeyden önemlidir" diye konuştu.
14 Haziran 2025 Cumartesi - 07:17
Minik Semih’in organları 3 çocuğa umut oldu
Sinop’un Ayancık ilçesinde denizde boğulma tehlikesi geçiren 9 yaşındaki minik Semih’in, kaldırıldığı Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde beyin ölümü gerçekleşti. Minik Semih’in ailesi tarafından bağışlanan organları 3 çocuğa umut oldu. 11 Haziran Salı günü Sinop’un Ayancık ilçesinde serinlemek için denize giren 9 yaşındaki Semih Efe Ö., bir süre sonra suda çırpınmaya başladı. Çevredekilerin yardımıyla denizden çıkarılan küçük çocuk, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veren Semih’in beyin ölümü gerçekleşti. Acılı aile, çocuklarının organlarını bağışlama kararı aldı. Semih’in 2 böbreği ve karaciğeri OMÜ’de Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kağan Karabulut koordinasyonunda yapılan ameliyatla alındı. Böbrekler Ankara’da, karaciğer ise Bursa’da organ bekleyen 3 çocuğa nakledilecek. OMÜ Organ Nakli Koordinatörü Hemşire Birgül Tan, "11 Haziran’da boğulma nedeniyle gelen çocuğumuz maalesef bugün beyin ölümü tanısı aldı. Yapılan görüşmede ailesi gönüllülük yaparak karaciğer ve böbreklerini bağışladı. Organları yine kendisi gibi olan çocuklara gidecek. Böbrekler Ankara’ya, karaciğer ise Bursa Uludağ’da bir çocuğa nakil olacak. Aileye teşekkür ediyoruz. Herkesin bu konuda duyarlı olmasını istiyoruz. Organ bağışı hayat kurtarır" dedi. Organlar, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) aracıyla taşınarak Samsun-Çarşamba Havalimanı’na götürüldü. Oradan uçakla nakil yapılacak illere gönderildi.
13 Haziran 2025 Cuma - 21:17
Gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaş, Sahil Güvenlik ekiplerince tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye açıklarında gezi teknesinde bulunan vatandaşın rahatsızlanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik ekipleri tarafından denizden tahliyesi yapılan çocuk 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
13 Haziran 2025 Cuma - 17:03
Keneler birden fazla virüsü insana bulaştırıyor
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Üner Kayabaş; kenenin dünya çapında 900 türü olduğunu ve 30 türün insana hastalık bulaştırdığını söyleyerek, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü de dahil birçok virüsü de bulaştırabiliyor dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kayseri Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği’nde görevli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üner Kayabaş, son günlerde gündemde olan kene ile ilgili açıklamalarda bulunarak, "Keneler dünya çapında 900 türü olan ve kendi arasında sert ve yumuşak olmak üzere iki ana gruba ayrılan bir hayvan türü. Bu hayvanlar gözleri olmayan hayvanlardır ve haller organları dediğimiz özellikle etrafa yayılan kokular ve havadaki değişimler ile bu kokuyu alarak özellikle beslenecekleri memeleri buluyor ve onların üzerine yaklaşarak uygun bulduğu bir bölgeden kan emerek yaşamını devam ettiren hayvan türleri. Bu hayvanın yaklaşık 30 türü insana hastalık bulaştırdığı biliniyor. Bu hastalıklar arasında bugünlerde yoğun bir şekilde gündemde olan KKKA virüsü de dahil birçok virüsü de bulaştırabiliyor. Adıyaman’dan gelen bir hastamıza Akdeniz benekli ateşi hastalığı tanısı koyduk. Bu da kene ile bulaşmıştı ama antibiyotik ile tedavi edildi. KKKA kenelerle bulaşan viral bir enfeksiyon. Burada kene ile teması olan insanların çok dikkatli olması gerekiyor. Kenenin tutunduğu vatandaşların 2 hafta boyunca KKKA için kendilerinde hastalık belirtileri açısından kendilerini takip etmesi gerekiyor. İçerisinde bulunduğumuz dönemde de bu kene hareketliliğinin arttığını görmekteyiz. İlkbahar ve sonbahar arasındaki dönemde İç Anadolu Bölgesi’nde yoğunlukla olmak üzere her mevsimde gördüğümüz vakalar oluyor" ifadelerini kullandı. "Keneye çıplak elle temas etmeyin" Keneye çıplak elle temas edilmemesi gerektiğinin altını çizen Kayabaş, "Kene, virüsü etraftaki hayvanlardan alabiliyor. Virüs onlarda hastalık yapmıyor. Keneler oralardan virüsü alıp daha sonra hayat döngüsü içerisinde yavrularına da bulaştırıyor. Bir kene 5 bin ila 10 bin arasındaki yumurtayı etrafa bırakıyor. Bizim keneleri tabiattan tamamen kaldırmamız söz konusu değil. Bu döngü devam ediyor. Bizim karşılaşmamamız için önlemler almamız gerekiyor. Birisi vücudunda tutunan bir keneyi gördüğü zaman en kısa sürede kenenin çıkarılması gerekiyor. Bunu vatandaş kendi de çıkartabilir veya sağlık kuruluşuna da gidebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus keneyi çıplak elle tutmayacak. Bir eldiven veya bunu bulamıyorsa bir poşetle çıkarması lazım. Emme süreci kenelerin türüne bağlı olarak değişebiliyor. Eğer fark etmezsek vücudumuzda günlerce kalıyor ve kan emmeye devam ediyor. İhtiyacını karşıladıktan sonra kendini yere bırakıyor" diye konuştu.
13 Haziran 2025 Cuma - 17:02
Kene ısırığı hafife alınmamalı
Kene ısırması sonrası görülen bazı belirtilerin göz ardı edilmemesine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Celal Ayaz, "Özellikle kene ısırmasından sonraki birkaç gün ile birkaç hafta içinde yükselen ateş, şiddetli baş, kas veya eklem ağrıları, halsizlik, ısırık yerinde halka şeklinde büyüyen kızarıklık (boğa gözü döküntüsü) veya vücudun diğer bölgelerinde döküntüler görülürse vakit kaybetmeden hastaneye başvurun" dedi. Kene ısırmaları, özellikle kırsal ve ormanlık alanlarda yaşayanlar veya bu bölgelere seyahat edenler için ciddi bir risk oluşturuyor. Kenenin vücuttan doğru yöntemle çıkarılması son derece önemli. Yanlış müdahale, kenenin içeriğini vücuda boşaltarak hastalık bulaşma riskini artırabiliyor. Medical Park İzmir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Celal Ayaz, kene ısırıkları hakkında bilgilendirmede bulundu. "Keneyi alkol, aseton, kolonya, sigara ateşi gibi maddelerle tahriş etmeye çalışmayın" Kenenin nasıl çıkarılması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Ayaz, "Keneyi çıkarmak için ince uçlu bir pense veya özel bir aparat kullanarak, deriye en yakın yerden, baş kısmından kavrayın ve ağzı içeride kalmayacak şekilde yavaşça, düz bir biçimde, döndürmeden ve sıkmadan yukarı doğru çekin. Ardından ısırık bölgesini sabunlu su veya alkolle temizleyin ve çıkarılan keneyi gerekirse inceleme için kapalı bir kapta sağlık kuruluşuna götürün. Keneyi çıplak elle tutmayın. Eldiven veya bir bez parçası kullanın. Keneyi sıkmayın, ezmeyin veya patlatmayın. Bu, kenenin içindeki enfekte salgıların vücudunuza geçmesine neden olabilir. Keneyi alkol, aseton, kolonya, sigara ateşi, sabun, vazelin gibi maddelerle tahriş etmeye çalışmayın. Bu tür yöntemler kenenin kusmasına veya salgılarını boşaltmasına yol açar, bu da enfeksiyon riskini artırır. Keneyi döndürerek çıkarmaya çalışmayın. Düz bir çekme hareketi uygulayın. Kenenin başı kopmuş veya bir kısmı derinin içinde kalmışsa panik yapmayın. Bu durumda bir sağlık kuruluşuna başvurun. Vücut genellikle kalan parçayı kendiliğinden atar, ancak enfeksiyon riski için takip önemlidir" diye konuştu. "Bu belirtiler görülürse sağlık kuruluşuna başvurun" Kene ısırması sonrası görülebilecek bazı belirtilerden bahseden Prof. Dr. Ayaz şöyle devam etti: "Kene ısırması sonrası her zaman belirti görülmeyebilir; ancak bazı durumlar söz konusu olduğunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Kene ısırması sonrası sağlığınızda herhangi bir değişiklik fark ederseniz dikkatli olmalısınız. Özellikle kene ısırmasından sonraki birkaç gün ile birkaç hafta içinde yükselen ateş, şiddetli baş, kas veya eklem ağrıları, halsizlik, ısırık yerinde halka şeklinde büyüyen kızarıklık (boğa gözü döküntüsü) veya vücudun diğer bölgelerinde döküntüler görülürse hastaneye başvurmak için vakit kaybetmeyin. Ayrıca bulantı, kusma, ishal gibi mide-bağırsak sorunları, burun veya diş eti gibi yerlerden açıklanamayan kanamalar (özellikle KKKA riski olan bölgelerde) veya bilinç bulanıklığı, denge kaybı, felç gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkarsa acil servise başvurmanız hayati önem taşır. Kene ısırması sonrasında yara yerinde şişlik, kızarıklık, ağrı veya iltihap gelişmesi de bir enfeksiyon belirtisi olabilir. Unutmayın, erken teşhis ve tedavi, kene kaynaklı hastalıkların seyrini önemli ölçüde değiştirebilir" "Kene ısırması sonrası bulaşabilecek hastalıklar" Kene ısırması sonrası bulaşabilecek hastalıklara değinen Prof. Dr. Ayaz, "Keneler birçok hastalığın taşıyıcısıdır ve özellikle bölgemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme Hastalığı, Tularemi ile Anaplazmoz ve Erlisiyoz gibi ciddi enfeksiyonlar açısından dikkatli olunmalıdır. Bu hastalıkların belirtileri diğer enfeksiyonlarla karışabileceğinden, kene ısırması öyküsü olan kişilerde dikkatli bir değerlendirme önemlidir" şeklinde konuştu. "Keneden korunmak için öneriler" Kene ısırmasından korunmak için alınacak bazı önlemlerle, hastalığın bulaşma riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ifade eden Prof. Dr. Ayaz, şu bilgileri paylaştı: - Kene kovucular kullanma: Cildin açıkta kalan kısımlarına ve giysilerinize, kene kovucuları uygulayın. - Belirli alanlardan kaçınma: Ormanlar, çalılık ve kırsal yerler, otlak bölgeler dikkat edilmesi gereken alanlardır. Piknik, yürüyüş ve kamp alanlarınızın seçimini yaparken temizlenmiş olmasına dikkat edin. Bu alanlarda uzun kollu tişörtler, uzun paçalı pantolonlar giyim, pantolon paçalarını çoraplarınızın içine sokarak bacakları tırmanmasını engelleyin. - Vücut kontrolü: Özellikle kasıklar, koltuk altları, saç derisi, sırt, arkası ve diz arkası gibi sıcak ve nemli bölgelere dikkat edin. Duş almak, üzerinizdeki henüz yapışmamış keneleri temizlemenize yardımcı olabilir. - Evcil hayvan kontrolü: Evcil hayvanlarınızın da üzerinde kene olup olmadığını kontrol edin ve kene önleyici ürünler kullanmayı düşünün.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder