Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan’a gitti
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya saldıran şüpheli adliyeye sevk edildi
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan’a gitti
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Şırnak’ta dere taştı, köylüler evlerini boşalttı
İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırılarında bilanço netleşti: En az 13 ölü
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya yumruklu saldırı
Yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak belirlendi
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
SAĞLIK
Cilt kanseriyle ilgili önemli açıklama:
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:38:32
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğünden cilt kanseriyle ilgili yapılan açıklamada cilt kanseri gelişiminde en önemli risk faktörün güneş ışınları olduğu uyarısında bulunuldu. Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, Mayıs ayının cilt kanserine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" olarak kabul edildiği belirtildi. Açıklamada, "Özellikle yaz aylarında artan güneş maruziyeti öncesinde vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Cildimiz, vücudumuzu dış etkenlere karşı koruyan en büyük organımızdır. Cilt kanseri ise deri hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen ve oldukça yaygın görülen bir kanser türüdür. Her cilt değişikliği kanser anlamına gelmemekle birlikte, erken dönemde fark edilen şüpheli değişikliklerin değerlendirilmesi tanı sürecinde büyük önem taşımaktadır. Cilt kanseri gelişiminde en önemli risk faktörü güneş ışınlarıdır. Özellikle ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre ve korunmasız maruz kalmak riski artırmaktadır. Bunun yanı sıra solaryum kullanımı, açık ten yapısı, aile öyküsü ve bağışıklık sisteminin zayıf olması da risk faktörleri arasında yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki cilt kanserlerinin önemli bir kısmı önlenebilir ve erken teşhis ile başarılı şekilde tedavi edilebilir. Bu nedenle herkesin kendi cildini tanıması ve düzenli olarak kontrol etmesi hayati önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:30
Tuzu azaltarak sağlığı korumanın etkili yolları
Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından birinin baharatlardan destek almak olduğunu belirterek, "Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü, bireylerin günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5-6 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa pek çok kişi yalnızca yemeklere eklediği tuzla değil; peynirden zeytine, soslardan atıştırmalıklara kadar birçok besin aracılığıyla fark etmeden gereğinden fazla miktarda tuz yani sodyum tüketiyor. Günlük hayatta uygulanabilecek küçük ama etkili değişikliklerle hem daha dengeli beslenmenin hem de sağlığı korumanın mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz tüketimini azaltmak için uygulanabilecek pratik önerilerde bulundu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemenin çoğu zaman farkında olmadan fazla sodyum tüketimine neden olduğunu söyleyerek, "Bu alışkanlığı azaltmanın en etkili yollarından biri, sofradan tuzluğu tamamen kaldırmak olabilir. Beyaz peynir ve salamura peynirler genellikle yüksek miktarda tuz içerirler. Lor peyniri veya dil peyniri gibi daha düşük sodyum içeren seçenekleri tercih edin. Tuz oranı yüksek peynirleri ise tüketmeden önce bir süre suda dinlendirerek tuz miktarını azaltabilirsiniz. Kahvaltıların vazgeçilmezi olan zeytin, yüksek tuz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Zeytinleri bir gece önceden suda bekletmek, içerisindeki fazla tuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Hazır salçalar yüksek oranda tuz içerirler. Yemeklerde salça yerine taze domates rendesi kullanmak daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Salça kullanılması gereken tariflerde ise yemeklere fazladan tuz eklemekten kaçının" dedi. Konserve sebze, hazır gıda ve çorbaların genellikle yüksek miktarda sodyum içerdiğini belirten Oturakçıibogil, "Bu nedenle mümkün olduğunca taze ve doğal besinleri tercih etmeye özen gösterin. Sucuk, salam, sosis ve paketlenmiş et ürünleri, raf ömrünü uzatmak amacıyla yoğun miktarda tuz içerirler. Et, tavuk ve balığın doğal yapısında zaten belirli miktarda sodyum bulunduğu için ekstra tuz içeren işlenmiş ürünlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından biri de baharatlardan destek almaktır. Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir. Ketçap, mayonez ve hazır salata sosları yüksek miktarda gizli tuz içerebilir. Bunun yerine taze limon, zeytinyağı ve çeşitli baharatlarla hazırlanan doğal sosları kullanabilirsiniz. Turşu, yüksek tuz içeriği nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır. Tüketmeden önce bol suyla yıkamak tuz oranının bir miktar azalmasına yardımcı olur. Ayrıca porsiyon kontrolüne de çok dikkat edilmelidir. Hazır cips ve paketli atıştırmalıklar yoğun miktarda tuz içeren ürünlerdir. Ara öğünlerde çiğ badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumları tercih edebilir; evde baharatlarla hazırlayıp fırınladığınız sebze veya patates cipslerini daha sağlıklı bir alternatif olarak tüketebilirsiniz" diye konuştu.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:10
Aşırı tuz tüketimi sessizce öldürüyor
11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında uyarılarda bulunan Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Yaşar, aşırı tuz tüketiminin toplum sağlığını tehdit eden en önemli beslenme sorunlarından biri haline geldiğini söyledi. Fazla tuz tüketiminin yüksek tansiyon başta olmak üzere kalp, damar ve böbrek hastalıklarına yol açtığını belirten Yaşar, vatandaşlara günlük tuz tüketimini azaltmaları çağrısında bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı bireyler için günlük tuz tüketimini 5 gram ile sınırlandırdığını hatırlatan Dr. Mustafa Burak Yaşar, Türkiye’de ise bu miktarın çoğu zaman farkında olmadan aşıldığını ifade etti. Yaşar, "Ülkemizde yalnızca sofrada kullanılan tuz değil; ekmek, peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş gıdalar yoluyla da yüksek miktarda tuz tüketiliyor. Bu durum ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor" dedi. Yüksek tansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Yaşar, bu nedenle hastalığın "sessiz tehlike" olarak adlandırıldığını söyledi. Tuzun uzun vadede damar yapısını bozduğunu kaydeden Yaşar, "Aşırı tuz tüketimi; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, inme ve böbrek hastalıkları riskini artırıyor. Tuz tüketimini azaltmak, kronik hastalıklarla mücadelede en etkili koruyucu adımlardan biridir" diye konuştu. Vatandaşlara günlük yaşamda uygulanabilecek basit önlemler öneren Yaşar, yemeklere tadına bakmadan tuz eklenmemesi gerektiğini belirtti. Sofradan tuzluğun kaldırılmasının farkındalık oluşturacağını ifade eden Yaşar, tuz yerine nane, kekik, karabiber, limon ve sarımsak gibi doğal aroma vericilerin kullanılmasını tavsiye etti. Paketli ürünlerde düşük sodyumlu seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Yaşar, salamura ürünler, turşu, cips, hazır soslar ve fast-food tüketiminin sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti. Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek yetmezliği bulunan bireylerin tuz tüketiminde çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Mustafa Burak Yaşar, "Sağlıklı yaşam küçük ama etkili değişikliklerle başlar. Tuzu azaltmak; kalbi, damarları ve böbrekleri korumanın en kolay yollarından biridir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:42
Bayburt’ta diş kanal tedavisi yenileme işlemleri artık merkezde yapılacak
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde (ADSM) endodonti uzmanının göreve başlamasıyla diş kanal tedavisi yenileme işlemleri artık merkez bünyesinde yapılabilecek. Merkezde restoratif diş tedavisi alanında da uzman hekim hasta kabulüne başlarken, ADSM 30 hekimle hizmet verecek. Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde uzman hekim kadrosu güçlendirildi. Endodonti alanında Uzm. Dt. Enes Bodur’un hasta kabulüne başlamasıyla, kanal tedavisi yenileme işlemleri için vatandaşlara Bayburt’ta hizmet sunulacak. ADSM’de restoratif diş tedavisi alanında da uzman hekim desteği sağlandı. İleri derecede diş kayıplarına yönelik dolgu tedavileri, estetik dolgu uygulamaları ve diş beyazlatma işlemleri Uzm. Dt. Mürşide Şüheda İncekara tarafından merkezde yapılabilecek. Protetik tedavi alanına da 4 uzman hekim atandı. Dt. Adem Arslan, Dt. Dilara Yavuz Aktaş, Dt. Hatice Ece Geçinoğlu ve Dt. Emrullah Özkan genel diş hekimi olarak merkez kadrosuna dahil edildi. Bayburt ADSM, yeni atamalarla birlikte 7 uzman hekim ve 23 diş hekimi olmak üzere toplam 30 hekimle vatandaşlara ağız ve diş sağlığı hizmeti sunacak.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
5
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:00
Asya kökenli kene için hastalık bulaştırma riski şimdilik yok, patojen taraması yapılacak
Türkiye’de ilk kez görülen Asya uzun boynuzlu kenesinin şu an için hastalık taşıdığına dair herhangi bir bulgu bulunmadı. Türkiye’de ilk kez tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi (Haemaphysalis longicornis) hakkında açıklamalarda bulunan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, şu an için ülkemizde tespit bu türe ait örneklerin herhangi bir hastalık etkeni taşıdığına dair bilimsel bir veri bulunmadığını belirtti. Keskin, kenenin sınırlı bir bölgede bulunduğunu, vatandaşlara panik yapmamaları çağrısında bulundu. Kenelerin doğada birçok canlıdan kan emerek yaşamını sürdüren dış parazitler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Keskin, bu nedenle hastalık taşıma potansiyeline sahip olsalar da, her zaman hastalığı bulaştırma da rol alacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Türkiye’de yaygın olarak bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının ana taşıyıcısının "Hyalomma marginatum" adlı kene türü olduğunu ifade eden Keskin, bu virüsün dünya genelinde 30’dan fazla kene türünde tespit edilebildiğini ancak bunların hepsinin bulaştırıcı olmadıklarını belirtti. Prof. Dr. Keskin; "Bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" Dünyada binden fazla kene türü bulunduğunu belirten Keskin, "Keneler parazit canlılardır ve hastalık bulaştırma potansiyeli olan parazitlerdir. Ancak bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" dedi. "Şu anda bu yeni tespit edilen türün (Haemaphysalis longicornis) KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir bulgu yok" Yeni tespit edilen "Haemaphysalis longicornis" türü için henüz herhangi bir bilimsel çalışmanın yapılmadığını ifade eden Keskin, konuyla ilgili projelerin hazırlandığını ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından desteklenen çalışmalar kapsamında toplanılan kenelerde patojen taraması yapılacağını söyledi. Bu taramalarla, söz konusu kene türünde patojen taraması yapılacak. "Şu anda bu yeni türün KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir risk söz konusu değil. Ülkemizde bu konuda net bir bulgu yok. İlgili kurumlarla temas halindeyiz, iş birliği içinde yapılacak bilimsel araştırmalar sonuçlandığında kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşacağız" diyen Prof. Dr. Keskin, yapılan çalışmalar tamamlanmadan kesin yargılarda bulunmanın doğru olmadığını da sözlerine ekledi.
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:52
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde başarılı böbrek nakli
Adıyaman’da yaşayan 40 yaşındaki A.Ç., SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, ablası M.Ç.’nin (41) bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Özel bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan A.Ç., iş yerinde nöbet sonrası yaşadığı şikayetler nedeniyle hastaneye başvurdu. Kusma ve halsizlik şikayetlerinin ardından yapılan tetkiklerde böbrek yetmezliği tanısı kondu. Yaklaşık üç ay diyaliz tedavisi gören A.Ç., araştırmaları sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan başarılı nakil ameliyatlarını öğrendi. İki arkadaşının da tavsiyesiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran A.Ç.’nin Gaziantep’e gelmesiyle nakil süreci hızlı ve kontrollü bir şekilde planlandı. Yapılan tetkiklerin ardından, ablası M.Ç.’nin böbreğinin uygun olduğu belirlendi ve gerekli hazırlıkların ardından nakil başarıyla gerçekleştirildi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Doç. Dr. Yücel Yüksel ve sağlık ekibinin koordinasyonuyla gerçekleştirilen nakil sonrası A.Ç., sağlığına yeniden kavuştu. Ablama minnettarım Adıyaman’ın merkeze bağlı Ali Bey Köyü’nden gelen hasta A.Ç. "Yaklaşık üç aydır diyalize giriyordum. İstanbul’da bir merkezde süreci değerlendirdim ancak SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde çok daha uygun şartlarla karşılaştım. Burada her şey çok hızlı ve sistemli ilerledi" dedi. "Doktorlarımızdan temizlik görevlilerine kadar herkesin ilgisi ve yaklaşımı olağanüstüydü" ifadelerini kullanan A. Ç. Şöyle devam etti: "Hemşirelerimiz, her çağrımızda hemen yanımıza geliyordu. Ameliyatımız da çok başarılı geçti. Ablam bana böbreğini verdi, ona minnettarım. Başta Prof. Dr. Yücel Yüksel ve Prof. Dr. Mehtap Akdoğan Hocalarım olmak üzere, tüm SANKO ailesine teşekkür ederim." Kardeşimin sağlığına kavuşması tarif edilmez bir duygu Böbrek vericisi M.Ç. ise, "SANKO Hastanesi’nde bize çok güven verdiler. Kardeşimin sağlığına kavuşmasına destek olmak, tarif edilemez bir duygu. Başta Hocalarımız olmak üzere, tüm SANKO ailesine teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Doç. Dr. Yücel Yüksel ise organ nakli süreci ile ilgili şu bilgileri verdi: "Organ nakli, sadece cerrahi bir operasyondan ibaret değildir. Bu aynı zamanda insanlar arasındaki dayanışmanın da en güzel örneklerinden biridir. Aile içindeki bu fedakarlık hepimizi etkiledi. Süreci multidisipliner ekip çalışmasıyla başarıyla tamamladık. SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak ailenin tüm yaşananlardan sonra hastanemizden sağlıklı ve memnuniyetle ayrılması bizlerin en büyük armağanıdır."
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:52
Asya kökenli kene için hastalık bulaştırma riski şimdilik yok, patojen taraması yapılacak
Türkiye’de ilk kez görülen Asya uzun boynuzlu kenesinin şu an için hastalık taşıdığına dair herhangi bir bulgu bulunmadı. Türkiye’de ilk kez tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi (Haemaphysalis longicornis) hakkında açıklamalarda bulunan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, şu an için ülkemizde tespit bu türe ait örneklerin herhangi bir hastalık etkeni taşıdığına dair bilimsel bir veri bulunmadığını belirtti. Keskin, kenenin sınırlı bir bölgede bulunduğunu, vatandaşlara panik yapmamaları çağrısında bulundu. Kenelerin doğada birçok canlıdan kan emerek yaşamını sürdüren dış parazitler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Keskin, bu nedenle hastalık taşıma potansiyeline sahip olsalar da, bunun her zaman hastalık bulaşında rol alacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Türkiye’de yaygın olarak bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının ana taşıyıcısının "Hyalomma marginatum" adlı kene türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Keskin, bu virüsün dünya genelinde 30’dan fazla kene türünde tespit edilebildiğini ancak bunların hepsinin bulaştırıcı olmadıklarını belirtti. Prof. Dr. Keskin; "Bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" Dünyada binden fazla kene türü bulunduğunu belirten Keskin, "Keneler parazit canlılardır ve hastalık bulaştırma potansiyeli olan parazitlerdir. Ancak bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" dedi. "Şu anda bu yeni tespit edilen türün (Haemaphysalis longicornis) KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir bulgu yok" Yeni tespit edilen "Haemaphysalis longicornis" türü için henüz herhangi bir bilimsel çalışmanın yapılmadığını ifade eden Keskin, konuyla ilgili projelerin hazırlandığını ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından desteklenen çalışmalar kapsamında toplanılan kenelerde patojen taraması yapılacağını söyledi. Bu taramalarla, söz konusu kene türünde patojen taraması yapılacak. "Şu anda bu yeni türün KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir risk söz konusu değil. Ülkemizde bu konuda net bir bulgu yok. İlgili kurumlarla temas halindeyiz, işbirliği içinde yapılacak bilimsel araştırmalar sonuçlandığında kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşacağız" diyen Prof. Dr. Keskin, yapılan çalışmalar tamamlanmadan kesin yargılarda bulunmanın doğru olmadığını da sözlerine ekledi.
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:44
Sağlık sendikası temsilcileri toplu sözleşme için siyasi partilerle bir araya geldi
Sağlık-Sen Şırnak Şube başkanı ve yönetim kurulu üyeleri yaklaşan toplu sözleşme sürecinden önce siyasi parti temsilcileriyle bir araya geldi. Adalet ve Kalkınma Partisi teşkilatlarını ziyaret eden Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, toplu sözleşme talepleri ile ilgili teşkilat başkanlarını bilgilendirip destek olmaları yönünde talepte bulundu. Destek arayışları çerçevesinde Adalet ve Kalkınma Partisi Şırnak İdil İlçe teşkilatını ziyaret eden Anmal, 8. dönem toplu sözleşme sürecinde AK Parti Genel Merkez yöneticilerine ve Milletvekillerine taleplerin iletilmesini, süreç içerisinde gerekli desteğin verilmesini talep etti.
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:07
İpekyolu Sağlık Müdürlüğünden sigara ve obezite ile mücadele standı
Van’ın İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü, iki ayrı noktada kurduğu stantlarla vatandaşlara ücretsiz boy, kilo ve sigara bağımlılığı ölçümünü gerçekleştiriyor. İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, sigara ve obezite ile mücadele çerçevesinde Cumhuriyet Caddesi ve Kent Parkta stant açtı. Stantta vatandaşların boy, kilo ve sigara bağımlılık derecesi noktasında ölçüm yapan ekipler, ayrıca kurumun ücretsiz hizmetleri hakkında da bilgilendirmelerde bulunuyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dr. Zelal Şahin, amaçlarının sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir gelecek olduğunu belirterek, "İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak bugün burada boy ve kilo taramalarını yapmaya ayrıca sigara bağımlılık derecesini ölçmeye geldik. Fazla kilonun zararlarını anlatıp, kilosu fazla çıkanları diyetisyenimize yönlendiriyoruz. Aynı şekilde sigara bağımlılık derecesi yüksek olanları kurumumuzdaki sigara bırakma polikliniğine yönlendiriyoruz ve sigaranın zararları ile risklerini anlatıyoruz" dedi. Vatandaşların uygulanan hizmet karşısında ilk başta şaşırdıklarını aktaran Şahin, "Burada ne yapıyorsunuz’? diye çok soran oluyor. Ancak kurumumuzdaki ücretsiz hizmetleri duyunca şaşırıyorlar. Çünkü birçok vatandaşın bundan haberi yok. Bu anlamda hem tanıtım amacı açısından çok iyi oluyor hem de vatandaşlarımızı tarıyoruz" ifadelerini kullandı. Yaz dönemi boyunca bu hizmetin devam edeceğini belirten Dr. Zelal Şahin, "Hem Cumhuriyet Caddesi hem de Kent Parkta stant açtık ve bu taramalarımız havalar güzel olduğu sürece devam edecektir. Bu anlamda vatandaşlarımızı stantlarımıza bekliyoruz" diye konuştu. Vatandaşlar ise bu uygulamanın olumlu olduğunu belirterek, "Gayet güzel bir program. Vatandaşlar için güzel ve verimli olduğunu düşünüyoruz" dediler.
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:03
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, vatandaşların güneşten korunmak için en doğal yol olarak şapka takmalarını, polenden dolayı da gözlerin fazla ovuşturulmaması gerektiğini belirtti. Elazığ Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, mevsim geçişlerinde vatandaşların yaşadığı göz sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Polenlerden dolayı vatandaşların gözlerini sürekli ovuşturmasının göz korneasına zarar verebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Cebrayilov, sıcaklıklardan korunmanın en doğal yollarından birisinin de şapka takmak olduğunu dile getirdi. Mevsim geçişlerinde genelde polenlerin havada uçuşmasıyla ilgili olarak, gözde polen alerjilerinin olduğunu aktaran Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, "Bu mevsimde bazı çilek, kiraz gibi meyve ve yiyecekler de alerjiyi tetikleyebilir. Polen alerjisi olan vatandaşlarımızın, polenlerden uzak durmasını öneriyoruz. Alerji için göz damlaları var. Tedavisi sağlanabiliyor. Ama yine de alerjini tetikleyeceği meyvelerden, yiyecek ve polenlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Genelde polen alerjilerinin havada uçuşan toz polenlerin gözle temas etmesiyle ilgili olduğu için, masum bir alerji çeşidi olmuyor. Burada gözde genelde mikroba da rastlanabiliyoruz. Buna göre, göz muayenelerini yapıp sadece alerjiyse alerjiyi tedavi ediyoruz. Mikropta eklenmişse, aynı zamanda bakteri tedavisi de yapıyoruz. Genellikle bu mevsimde, aynı zamanda Aden virüs ve grip salgınları da gözde bakteriye sebep olur. Bu yüzden, alerji ile bakteriyel konjonktürler karışabilir. Tedavilerinde biraz farklılıklar var. Bazen de aynı anda her ikisine de rastlanabilir. Eğer ki bir çocuğun gözüne toz gelmişse o zaman hem alerji hem de tozda olan mikroplardan dolayı, bakterileri de tedavi etmemiz gerekir. Genellikle, göz alerjisi tedavi olmadan bile kendiliğinden iyileşebilen bir durumdur. Ama bazen ilaç kullanılmasına rağmen, gözü ovuşturmaya devam edersek daha da ciddi sonuçlar elde edilerek kornea incelmelerine sebep olabilir. Kinetekorus da göz açısından ciddi bir durumdur. Bazen lazer ile gözü kuvvetlendirmek gerekmektedir. Bu alerji kornea nakline sebep olur gibi algılanmaması gerekir ama az rastlanan bir durumdur. Yine de buna dikkat etmemiz gerekir. Özellikle, çocuklarda gözleri fazla ovuşturmamaları için uyarmamız gerekir. Fazla ovuşturma, kornea dokusunun incelmesine sebep olur. Kinetekorus dediğimiz hastalığa davetiye çıkarabilir. Bazen birkaç gün, göz içinde kızarıklar olabilir. Ama uzun süren kızarıklar da gözde kaşıntıya sebebiyet verecek düzeyde kızarıklık varsa, göz doktoruna başvurulmalıdır" dedi. "UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz" Güneş ışınlarının bazen alerjiyi tetikleyebildiğini aktaran Uzm. Dr. Cebrayilov, ’’Bu da alerjiyle bağlantılı bir konudur. Güneşe, ışığa karşı alerjisi olan vatandaşlarımız var. Onun dışında UV ışınlarının retinaya zarar vermesi gibi durum var. Bu yüzden, güneş ışınlarından korunmak için şapka takılmasını öneriyoruz. Güneş gözlüklerinin sadece siyah olmaması gerekir. Siyah olduğu zaman, karanlık efekti oluşturduğu için göz bebeğinde genişlik oluşturuyor. Bu da, ışınların retinaya daha çabuk ulaşmasını sağlıyor. UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz. Karanlık etkisi olduğu için, güneş gözlüğün üstüne düşüyor ve göz bebekleri daha da çok zarar görüyor. Çakma dediğimiz, UV ışınlarından koruyucu kaplaması gözlükler gözlüksüz dolaşmaktan daha zararlıdır" diye konuştu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:01
PharmUp 6’ncı dönem girişimleri Paris Vivatech Fuarı’nda
PharmUp Girişimcilik Programı kapsamında girişimciler, 6’ncı dönem Demo Day’in tamamlanmasının ardından Paris’te düzenlenen Uluslararası Startup ve Teknoloji Fuarı VivaTech’i deneyimleme fırsatı buldular. 2019 yılından bu yana devam eden PharmUp Girişimcilik Programı kapsamında girişimciler, 6’ncı dönem Demo Day’in tamamlanmasının ardından 11-14 Haziran tarihleri arasında Paris’te düzenlenen Uluslararası Startup ve Teknoloji Fuarı VivaTech’i deneyimleme fırsatı buldular. Hızlandırma ve eğitim destekleri sunan program ile her yıl girişimci mezunlar Vivatech’e katılma olanağı da yakalıyorlar. Fuar dünyanın dört bir yanından ve her sektörden girişimleri, dünya çapındaki inovasyon profesyonelleri, yatırımcıları ve kurumları bir araya getiriyor. Bütüncül sağlık hizmetlerini dijital olarak sunan Hidoctor, AI destekli ebeveynlik platformu ile kişiselleştirilmiş rehberlik sağlayan Cubtale, küçük ölçekli sağlık işletmeleri için hasta edinimi ve klinik yönetimini dijitalleştiren Medibulut ve nörodejeneratif hastalıklarda ve bilişsel bozuklarda erken tanı ve kişiselleştirilmiş beyin sağlığı önerileri sunan Beynex, bu yıl program kapsamında, Vivatech Fuarı’na katılan girişimler oldu. Yeni mezunların yanı sıra Care4Rare mezunları da Vivatech’te Yapılan açıklamaya göre, Vivatech’e yine bu sene yeni mezunların yanı sıra Sanofi’nin PharmUp projesinin tematik programlarından biri olarak ilk kez 2023 yılında başlatılan Care4Rare programının mezunları da davet edildi. Nadir hastalıklarla mücadele edenlerin en çok kullandığı medikal cihazlardan biri olan TAK kateterlerin, ev ortamında kullanıcı tarafından en az 10 kez sterilize edilip tekrar kullanımını sağlayacak bir kişisel sterilizasyon sunan Inorare, dünyada ilk kez, hastane dışında yapay zekâ destekli mobil ultrason teknolojisi ile erken aşama yüksek riskli kanser vakalarının tespitini mümkün kılan teknolojisiyle Pons ile doktorların yüklediği anonim hasta profillerini inceleyen, bugüne kadar yayınlanmış vaka çalışmalarıyla eşleşme sunan, doktorun teşhis ve tedavisini bilimsel kanıtlarla desteklemesini sağlayan, yapay zeka tabanlı karar destek mekanizması RareSum Vivatech’e katılan Care4Rare mezunları arasında yer aldı. Sanofi, Care4Rare programı ile Sağlık Bakanlığı Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na uygun birçok dijital çözüm ve paydaşlarla iş birliği fırsatları oluşturmayı, lizozomal depo hastalıkları başta olmak üzere nadir hastalıklar alanındaki hastaların tanı, tedavi ve günlük yaşam süreçlerindeki öncelikli sorunlarına girişimci gözü ile çözümler bulmayı hedefliyor. PharmUp’ta 2019’dan beri 27 girişimciye destek verildi PharmUp Girişimcilik Programına 2019’dan bu yana 300 girişim başvuru yaptı. Tedavi çözümlerinde çığır açan girişimlerin 27’si programdan mezun oldu, bu mezunlardan yüzde 87’si ise ürünlerini ticarileştirdi veya pazara sundu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:57
Kızılay kan bağışı tırı Tavşanlı Cumhuriyet Meydanı’nda
Kızılay’ın gezici kan bağışı tırı, kan stoklarına destek olmak amacıyla Tavşanlı Cumhuriyet Meydanı’nda vatandaşlardan kan bağışı kabul ediyor. Dün itibarıyla bağış kabulüne başlayan tırda, sabah 11.30’dan akşam 18.30’e kadar kan bağışında bulunmak mümkün. Cuma günü ise Kızılay gezici tırın porselen fabrikası ve aynı gün Zafer Meydanı Vazo önünde bulunacağı öğrenildi.
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:55
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, vatandaşların güneşten korunmak için en doğal yol olarak şapka takmalarını, polenden dolayı da gözlerin fazla ovuşturulmaması gerektiğini belirtti. Elazığ Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, mevsim geçişlerinde vatandaşların yaşadığı göz sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Polenlerden dolayı vatandaşların gözlerini sürekli ovuşturmasının göz korneasına zarar verebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Cebrayilov, sıcaklıklardan korunmanın en doğal yollarından birisinin de şapka takmak olduğunu dile getirdi. Mevsim geçişlerinde genelde polenlerin havada uçuşmasıyla ilgili olarak, gözde polen alerjilerinin olduğunu aktaran Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, "Bu mevsimde bazı çilek, kiraz gibi meyve ve yiyecekler de alerjiyi tetikleyebilir. Polen alerjisi olan vatandaşlarımızın, polenlerden uzak durmasını öneriyoruz. Alerji için göz damlaları var. Tedavisi sağlanabiliyor. Ama yine de alerjini tetikleyeceği meyvelerden, yiyecek ve polenlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Genelde polen alerjilerinin havada uçuşan toz polenlerin gözle temas etmesiyle ilgili olduğu için, masum bir alerji çeşidi olmuyor. Burada gözde genelde mikroba da rastlanabiliyoruz. Buna göre, göz muayenelerini yapıp sadece alerjiyse alerjiyi tedavi ediyoruz. Mikropta eklenmişse, aynı zamanda bakteri tedavisi de yapıyoruz. Genellikle bu mevsimde, aynı zamanda Aden virüs ve grip salgınları da gözde bakteriye sebep olur. Bu yüzden, alerji ile bakteriyel konjonktürler karışabilir. Tedavilerinde biraz farklılıklar var. Bazen de aynı anda her ikisine de rastlanabilir. Eğer ki bir çocuğun gözüne toz gelmişse o zaman hem alerji hem de tozda olan mikroplardan dolayı, bakterileri de tedavi etmemiz gerekir. Genellikle, göz alerjisi tedavi olmadan bile kendiliğinden iyileşebilen bir durumdur. Ama bazen ilaç kullanılmasına rağmen, gözü ovuşturmaya devam edersek daha da ciddi sonuçlar elde edilerek kornea incelmelerine sebep olabilir. Kinetekorus da göz açısından ciddi bir durumdur. Bazen lazer ile gözü kuvvetlendirmek gerekmektedir. Bu alerji kornea nakline sebep olur gibi algılanmaması gerekir ama az rastlanan bir durumdur. Yine de buna dikkat etmemiz gerekir. Özellikle, çocuklarda gözleri fazla ovuşturmamaları için uyarmamız gerekir. Fazla ovuşturma, kornea dokusunun incelmesine sebep olur. Kinetekorus dediğimiz hastalığa davetiye çıkarabilir. Bazen birkaç gün, göz içinde kızarıklar olabilir. Ama uzun süren kızarıklar da gözde kaşıntıya sebebiyet verecek düzeyde kızarıklık varsa, göz doktoruna başvurulmalıdır" dedi. "UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz" Güneş ışınlarının bazen alerjiyi tetikleyebildiğini aktaran Uzm. Dr. Cebrayilov, ’’Bu da alerjiyle bağlantılı bir konudur. Güneşe, ışığa karşı alerjisi olan vatandaşlarımız var. Onun dışında UV ışınlarının retinaya zarar vermesi gibi durum var. Bu yüzden, güneş ışınlarından korunmak için şapka takılmasını öneriyoruz. Güneş gözlüklerinin sadece siyah olmaması gerekir. Siyah olduğu zaman, karanlık efekti oluşturduğu için göz bebeğinde genişlik oluşturuyor. Bu da, ışınların retinaya daha çabuk ulaşmasını sağlıyor. UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz. Karanlık etkisi olduğu için, güneş gözlüğün üstüne düşüyor ve göz bebekleri daha da çok zarar görüyor. Çakma dediğimiz, UV ışınlarından koruyucu kaplaması gözlükler gözlüksüz dolaşmaktan daha zararlıdır" diye konuştu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:53
Kan verene eşofman ve tişört hediye
Türk Kızılay’ın Kocaeli şubesinde 14 Haziran Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde kent merkezinde yeni kan alma noktası açılıyor. Açılış gününde vatandaşları teşvik etmek ve farkındalığı artırmak için tüm kan bağışı yapan gönüllülere eşofman ve tişört hediye edilecek. Alınan bilgiye göre, 157’nci kuruluş yılını kutlayan Türk Kızılay, Kocaeli’de cumartesi günü yeni kan alma noktasının açılışını yapacak. Milli İrade Meydanı’nda metro hattı istasyon çalışmaları nedeniyle kaldırılmak zorunda kalan Anıtpark’taki Kızılay kan alma noktası, Kent Meydanı’ndaki yeni yerine taşınıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yer tahsisi yapılan yeni kan alma noktası, cumartesi günü saat 11.00’de gönüllü kan bağışçılarını kabul etmeye başlayacak. Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde hizmete girecek olan yeni hizmet noktasında kan bağışı konusunda farkındalık oluşturacak ve halkı teşvik edecek etkinlikler düzenlenecek. Çocuklar için oyun alanlarının oluşturulacağı açılış gününde kan bağışında bulunan 2 bin kişiye de eşofman altı ve tişört hediye edilecek. Kızılay, düzenli olarak kan bağışında bulunan gönüllülerine de aynı gün saat 16.00 ile 18.00 arasında altın, gümüş ve bronz madalya ile plaket takdim edecek. "Tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum" Türk Kızılay Kocaeli Şube Başkanı İbrahim Pay, "157 yıl önce bugün 1868’de bu iyilik çınarı, bir grup gönüllü doktor ve asker tarafından kuruldu. Bugün Türk Kızılay olarak bölgenin en büyük insani yardım kurumu olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Türk Kızılay olarak nerede insan ıstırabı olsa, acısı olan topluluk olsa onların yaralarını sarmaya o bölgede faaliyetlerimizi göstermeye devam ediyoruz. Tabii ki bunu kıymeti bağışçılarımızın desteğiyle gerçekleştiriyoruz. Bu iyilik çınarını sulayan, besleyen bağışçılarımıza da teşekkürü borç biliyorum" dedi. Kan bağışı yapan 2 bin kişiye eşofman ve tişört hediye edilecek Yeni kan alma noktasının açılışıyla ilgili de bilgi veren İbrahim Pay, "14 Haziran’da Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde Kent Meydanı’nda günü şenlendirmek, neşelendirmek, tanıtmak ve kan bağışını kentimizde yaymak amacıyla organizasyon yapacağız. ‘Sporla Güçlen, Kanınla Umut Ol. Harekete Geç, Hayat Kurtar’ sloganımızla vatandaşlarımıza sağlıklı ve zinde olmalarını, sonrasında da kan bağışında bulunarak hayat kurtarmalarını söylüyoruz. Bunu teşvik etmek için de 14 Haziran’a özel kan bağışında bulunan hemşerilerimize teşekkür hediyemiz olacak, alt eşofman ve tişört. Bunu da hatıra olarak kendilerine takdim edeceğiz. Günün önemine binaen bir hatıra olacak. Vatandaşlarımız çocuklarını alıp Kent Merkezi’ne gelsinler. Oyun alanımızda çocuklarımız oynasın, kendileri de kan bağışında bulunsunlar. Güzel bir organizasyon olmasını diliyorum. Yeni mekanımız Yeni Cuma tramvay durağının yan yola bakan kısmında. Durağın diğer yanı Kent Meydanı. Etkinliğimizi 14 Haziran Cumartesi günü saat 11.00 ile 21.00 arasında Kent Meydanı’nda yapacağız. Bu organizasyonla da yeni mekanımızı kullanıma açmış olacağız ve kan bağışı kabulüne başlayacağız" diye konuştu. "Yaz sıcakları ve tatile gitme nedeniyle bağışlar düşüyor" 18-65 yaş aralığındaki sağlıklı her bireyin kan verebileceğinin altını çizen Türk Kızılay Kocaeli İl Başkanı İbrahim Pay, kışın hastalıkların arttığı dönem ile yazın sıcakların yükseldiği ve vatandaşların tatile gittiği dönemlerde kan bağışının düştüğünü söyledi. Pay, "Kan bağışında 2 kritik dönemimiz oluyor. Biri kışın hastalıkların, gribal enfeksiyonların çoğaldığı dönem. Diğeri de yazın sıcaklığın arttığı, insanların şehir merkezinden uzaklaşıp tatile gittiği dönem. Bu dönemlerde kan bağışı sayılarımız maalesef düşüyor. Cumartesi günü yapacağımız etkinlik de bunun için önemli. Önümüzdeki bir aylık boyunca kan ihtiyacını stoklayabilirsek bizim için güzel olacak. Cumartesi günü tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz. 18-65 yaş arasında her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilir" şeklinde konuştu. İlçelerde kan bağış noktaları aralıksız çalışıyor Son olarak kent genelindeki kan bağışı noktalarını ve çalışma saatlerini hatırlatan Pay, "Yahya Kaptan’daki merkezimiz haftanın 7 günü 16.30’da kadar açık. Gebze Meydan’da da 7 gün boyunca 16.30’a kadar kan alma noktamız çalışıyor. Diğer ilçelerimizde de haftanın belirli günlerinde periyodik olarak kan bağışı alıyoruz. Vatandaşlarımız telefonumuzu arayıp bilgi alabilirler" ifadelerini kullandı.
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:47
Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı "Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerekiyor, 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor, üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor" dedi. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı, çocuklarda görülen geniz eti büyümesinin sadece burun tıkanıklığına değil, ilerleyen yaşlarda kalıcı yüz ve çene yapısı bozukluklarına neden olabileceğini söyledi. Uzman Dr. Faruk Atlı, geniz etinin doğuştan her bebekte bulunduğunu ve 3 yaşına kadar kendiliğinden erime ihtimali olduğunu ifade ederek detaylı bilgi verdi. Dr. Atlı, "Geniz eti normalde kulağı mikroplardan korumak için var. Ancak bulunduğu yer itibariyle burun arkasını tıkayarak çocuklarda ağız açık uyuma, hırıltı, salya akması gibi sorunlara neden oluyor. Ayrıca orta kulakta havalanma sorunlarına da sebep oluyor. Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor. Üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor. Bu çocuklar ileride hem estetik hem de fonksiyonel problemler yaşıyor. Diş telleriyle düzeltilemeyen durumlar oluşuyor. İleri evrede çene ameliyatı bile gerekebilir" ifadelerini kullandı. ’Burun tıkanıklığı sadece nefes değil, sistem sorunu’ Burun ve boğazın vücudun giriş kapısı olduğunu ve buradaki tıkanıklıkların tüm sistemi etkilediğini vurgulayan Dr. Atlı, "Burnun tıkalı olması sinüsleri, kulakları ve sindirim sistemini bile etkiler. Özellikle çocuklukta bu durum, gelecekte telafisi zor olan hasarlara yol açabilir. Aileleri çocuklarının gece uyku düzenlerini dikkatle gözlemlemeleri konusunda uyarıyoruz. Hırıltı, ağız açık uyuma, sık boğaz enfeksiyonu gibi durumlarda bir KBB uzmanına başvurmaları gerekir" şeklinde konuştu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:41
Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı"Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerekiyor, 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor, üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor"dedi. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı, çocuklarda görülen geniz eti büyümesinin sadece burun tıkanıklığına değil, ilerleyen yaşlarda kalıcı yüz ve çene yapısı bozukluklarına neden olabileceğini söyledi. Uzman Dr. Faruk Atlı, geniz etinin doğuştan her bebekte bulunduğunu ve 3 yaşına kadar kendiliğinden erime ihtimali olduğunu ifade ederek detaylı bilgi verdi. Dr. Atlı, "Geniz eti normalde kulağı mikroplardan korumak için var. Ancak bulunduğu yer itibariyle burun arkasını tıkayarak çocuklarda ağız açık uyuma, hırıltı, salya akması gibi sorunlara neden oluyor. Ayrıca orta kulakta havalanma sorunlarına da sebep oluyor. Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor. Üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor. Bu çocuklar ileride hem estetik hem de fonksiyonel problemler yaşıyor. Diş telleriyle düzeltilemeyen durumlar oluşuyor. İleri evrede çene ameliyatı bile gerekebilir"ifadelerini kullandı. ’Burun tıkanıklığı sadece nefes değil, sistem sorunu’ Burun ve boğazın vücudun giriş kapısı olduğunu ve buradaki tıkanıklıkların tüm sistemi etkilediğini vurgulayan Dr. Atlı, "Burnun tıkalı olması sinüsleri, kulakları ve sindirim sistemini bile etkiler. Özellikle çocuklukta bu durum, gelecekte telafisi zor olan hasarlara yol açabilir. Aileleri çocuklarının gece uyku düzenlerini dikkatle gözlemlemeleri konusunda uyarıyoruz. Hırıltı, ağız açık uyuma, sık boğaz enfeksiyonu gibi durumlarda bir KBB uzmanına başvurmaları gerekir"şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder