Son Dakika
|
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:56:33
Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağının büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı olduğunu belirterek, "Cerrahi müdahale mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir" dedi. Günümüzde obezite, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmanın ötesine geçerek dünya genelinde hızla yayılan ciddi bir halk sağlığı problemi haline gelmiş durumda. Obezite, artık tüm yaş gruplarını etkileyen yaygın bir sağlık tehdidi olarak karşımıza çıkıyor. Obezitenin, bireylerin yaşam kalitesini düşürdüğünü ve hatta erken ölümlere zemin hazırladığını belirten Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Şanal, "Obezite cerrahisi, ileri derecede kilo problemi yaşayan bireylerde, kilo kaybını sağlamak ve obeziteye bağlı hastalıkların riskini azaltmak amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Ancak, verilen kiloların kalıcı olması, hastaların da bu sürece aktif ve olumlu bir şekilde katılımı ile mümkündür" diyerek obezite cerrahisi hakkında bilgiler verdi. Obezite hastalıklara kapı aralıyor Op. Dr. Şanal, obezite başta tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok kronik hastalığın gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, "Bununla birlikte kas-iskelet sistemi sorunları, solunum problemleri ve bazı kanser türleri ile de doğrudan ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle obezite, önüne geçilmesi gereken ciddi ve küresel bir sağlık sorunudur. Obezite cerrahisinde kullanılan yöntemler; mide hacmini küçülterek besin alımını kısıtlamayı, bağırsakların bir bölümünü devre dışı bırakarak emilimi azaltmayı ya da her iki etkiyi birlikte oluşturarak kalıcı kilo kaybı sağlamayı hedefler. Bu yönüyle obezite cerrahisi, düşünülenin aksine yalnızca estetik bir müdahale olmayıp, hastanın yaşam süresi ve kalitesini artıran önemli bir sağlık uygulamasıdır" dedi. Her birey için uygun olmayabilir Obezite cerrahisi her kilolu birey için uygun bir yöntem olmadığından hasta seçiminin büyük önem taşıdığını kaydeden Şanal, "Genel olarak vücut kitle indeksi (VKİ) 35 ve üzeri olan ya da VKİ 30’un üzerinde olup obeziteye bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler bu tedavi için aday kabul edilir. Bununla birlikte; daha önce diyet, egzersiz ve medikal tedavi yöntemlerinden yeterli sonuç alamamış olmak, ameliyata engel teşkil edecek ciddi bir sağlık sorununun bulunmaması ve hastanın ameliyat sonrası yaşam tarzı değişikliklerine uyum sağlayabilecek durumda olması gerekmektedir. Tüm bu kriterler, multidisipliner bir ekip tarafından detaylı şekilde değerlendirilerek kişiye en uygun tedavi planı belirlenir" diye konuştu. Cerrahiden sonrası da önemli Obezite cerrahisinin sonrasında tamamen risksiz bir süreçten söz etmenin mümkün olmadığını kaydeden Şanal, şunları söyledi: "Zamanla mide hacminde bir miktar genişleme yaşanabilir veya hastalar eski beslenme alışkanlıklarına geri dönebilir. Özellikle yüksek kalorili sıvı gıdaların tüketimi, sık ve kontrolsüz atıştırma gibi davranışlar yeniden kilo alımına zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle cerrahi tedavi, tek başına bir çözüm değil; yaşam boyu devam etmesi gereken bir disiplinin ilk adımı olarak değerlendirilmelidir. Obezite cerrahisi sonrasında verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı, büyük ölçüde hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlıdır. Cerrahi müdahale; mide hacmini küçülterek veya emilimi azaltarak önemli bir avantaj sağlasa da bu avantajın sürdürülebilir olması için hastanın bu süreçte istekli ve aktif rol alması gerekir. Uzman hekimlerin önerdiği kurallara uyulması, rutin doktor kontrollerinin aksatılmaması, diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programına sadık kalınması ve düzenli fiziksel aktivite yapılması durumunda elde edilen kilo kaybını uzun vadede korumak mümkündür."
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:52
Bayburt’un köylerine kanser taramaları için ulaşım desteği sağlanıyor
Kanser taramalarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla Yukarı Dikmetaş, Damlıca ve Kalecik köylerindeki vatandaşlar, İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) ulaştırıldı. Beşpınar Aile Hekimliği ile koordineli yürütülen çalışma kapsamında köy meydanlarında toplanan vatandaşlar ile evlerinden çıkamayan hastalar ekipler tarafından araçla alınarak, Sağlıklı Hayat Merkezine getirildi. KETEM’de kanser taramaları yapılan vatandaşlara, uzman personel tarafından erken teşhis ve tarama süreçlerine ilişkin bilgi verildi. İşlemleri tamamlanan vatandaşlar, ekiplerce yeniden evlerine bırakıldı. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, erken teşhisin hayat kurtardığı vurgulanarak, vatandaşlara tarama randevularını aksatmama çağrısında bulunuldu.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:46
Prostat tedavisinde lazerle konforlu dönem
Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi, prostat ameliyatlarında lazer teknolojisini kullanarak hastalara daha konforlu tedavi imkânı sunuyor. İleri yaş erkeklerde sık görülen benign prostat hiperplazisinin (iyi huylu prostat büyümesi) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirten hastane yetkilileri, idrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma ve gece uykularını bölen şikayetlerin hastaların günlük hayatını olumsuz etkilediğini ifade etti. Hastanede görev yapan Üroloji Uzmanları Şenol Ergüney ve Erdal Abay, prostat tedavisinde minimal invaziv yöntemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti. Açık ameliyatlara lazer alternatifi Geleneksel cerrahi yöntemlere alternatif olarak geliştirilen HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon) ve ThuLEP (Thulium Lazer Enükleasyon) tekniklerinin son yıllarda öne çıktığını söyleyen Opr. Dr. Şenol Ergüney, "Bu yöntemler prostat dokusunun kontrollü şekilde çıkarılmasını sağlıyor. Özellikle büyük prostatlarda da başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kanama riski düşük, hastanede yatış süresi kısa ve iyileşme süreci hızlı oluyor" dedi. İdrar kontrolü ve cinsel fonksiyonlar korunuyor Opr. Dr. Erdal Abay ise hastaların ameliyat sonrası en çok endişe ettiği konulara değinerek, "İdrar kaçırma korkusu sık dile getiriliyor. Ancak lazer enükleasyon tekniklerinde doğru planlama ve deneyimle kalıcı idrar kaçırma çok nadir görülüyor. Erken dönemde geçici sorunlar olsa da genellikle kısa sürede düzeliyor" ifadelerini kullandı. Abay ayrıca, bu yöntemlerin sinir dokularına zarar vermeden uygulanabildiğini belirterek, "Erektil fonksiyonlar büyük oranda korunuyor. Hastalar ameliyat sonrası daha hızlı toparlanıyor" diye konuştu. Kısa sürede taburcu, hızlı iyileşme Lazer yöntemleri sonrası hastaların genellikle 2-3 gün içinde taburcu edildiği, açık ameliyatlara kıyasla daha az ağrı, düşük komplikasyon oranı ve kısa kateter süresi gibi avantajlar sağlandığı bildirildi. "Her hasta ameliyatlık değil" uyarısı Uzmanlar, her prostat büyümesinin ameliyat gerektirmediğini vurgulayarak, tedavi kararının hastanın şikayetleri, prostat büyüklüğü ve yaşam kalitesine göre bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Prostat şikayetleri yaşayan hastaların, özellikle kanser ihtimalinin dışlanması için gecikmeden üroloji uzmanına başvurmaları önerildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 10:41
Baharla birlikte gelen kabus
Bahar aylarının etkisini göstermesiyle birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanırken, uzmanından önemli uyarılar geldi. Bahar ayının gelmesi ile birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanıyor. Özellikle hapşırık, burun akıntısı, göz kaşıntısı gibi şikayetler soğuk algınlığı belirtileri ile karıştırılıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde görev yapan Doktor Sinan Özdemir, bahar aylarında ağaçların çiçek açmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığını belirterek, "Bahar aylarının gelmesi ile birlikte ağaçlar çiçek açıyor. Polen artışı oluyor bir de mevsim geçişleri var. Bununla alakalı üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz burun akıntısı, hapşırık veya halsizlik durumları olabiliyor" dedi. "Mevsim geçişleri direnci düşürüyor" Özdemir, ani hava değişimlerinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Bunlar mevsimle beraber gelen bir şey. Vücut bir gün sıcak bir gün soğuk oluyor ve direnç düşüklüğü olabiliyor. Polenlere karşı kişinin alerji özgeçmişi olabiliyor. Eğer hastanın ateşi oluyorsa, bu ateş üç günden fazla sürüyorsa, burun akıntısına nefes darlığı eşlik ediyorsa en yakın acil servise kişi başvurmalı" ifadelerini kullandı. Alerjisi olanlar ne yapmalı? Polen alerjisi bulunan vatandaşların öncelikle aile hekimine başvurması gerektiğini söyleyen Özdemir, "Polen alerjisi olanların acil servise başvurmasına gerek yok açıkçası. Genelde gözlerde yaşarma, burun akıntısı, aksırık gibi semptomlar oluşuyor. Kişiler kendileri de bildikleri için bu durumlarda aile hekimlerine giderlerse gerekli tedaviler uygulanacaktır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
3
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
4
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
5
28 Nisan 2026 Salı- 13:06
Genç yaşta kalp krizi riskine dikkat: "Horlama ve uyku apnesi ilk belirti olabilir"
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:50
Trabzon’da görevli Bayburtlu polis memuru hayatını kaybetti
Trabzon İl Emniyet Müdürlüğünde görevli, Bayburt nüfusuna kayıtlı polis memuru Sedat Kaban, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 41 yaşındaki Kaban’ın görev yaptığı emniyet binasında rahatsızlanmasının ardından yaşamını yitirdiği öğrenildi. Evli ve 2 çocuk babası olan Kaban için yarın öğle namazının ardından Bayburt’un Başçımağıl köyünde cenaze namazı kılınacak. Kaban’ın cenazesi, namazın ardından köy mezarlığında defnedilecek.
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:37
Bağımlılıkla mücadele eğitimleri sürüyor
DÜZCE (İHA) – Düzce İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı, Çilimli Devlet Hastanesi ve ilçe Toplum Sağlığı Merkezi iş birliğinde Çilimli ilçesinde bağımlılıkla mücadele eğitimi düzenlendi. Çilimli Belediyesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitime ilçedeki kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan personeller ile meslek yüksekokulu öğrencileri katıldı. Program kapsamında katılımcılara bağımlılıkla mücadele, tütün ürünlerinin zararları ve sigara bırakma yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ve Çilimli Toplum Sağlığı Merkezi’nden uzmanlar tarafından verilen eğitimde, bağımlılığın ne olduğu, belirtileri, YEDAM’ın tanıtımı, bağımlı bireylere yaklaşım ve gizlilik konuları ele alındı. Ayrıca tütün ürünlerinin kullanımı ve zararları hakkında bilgilendirme yapıldı, sigara bırakma polikliniği tanıtıldı ve ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verildi. Eğitimin, katılımcıların bağımlılık konusunda farkındalıklarını artırmayı, toplumsal sağlığın korunmasına katkı sağlamayı ve sigara bırakma konusundaki bilinç düzeyini yükseltmeyi hedeflediği bildirildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:15
Alanya’da ULAR ameliyatıyla zorlu tümörde bağırsak devamlılığı korundu
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli bir başarıya imza atıldı. Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve ekibi, hastanede ilk kez uygulanan Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonuyla anal kanala çok yakın tümörlerde dahi bağırsak devamlılığını korumayı başardı. Alanya’da yaşayan 65 yaşındaki Şaban Görgülü, makatta ağrı şikâyetiyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Hastanede görevli Hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay tarafından yapılan fizik muayene ve görüntüleme sonucunda anal kanala yalnızca 2 cm mesafede tümöral kitle tespit edildi. Görgülü, multidisipliner bir yaklaşımla, farklı branşlardaki hekimlerin görüş ve önerileri doğrultusunda tedavi altına alındı. Onkoloji uzmanları tarafından uygulanan neoadjuvan tedavi sayesinde tümör geriletildi ve anal kanala olan mesafe 4 cm’ye kadar çıkarıldı. Bu kritik sürecin ardından hastanın onayı alınarak Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay ve hastanede görevli Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ramazan Serdar Arslan tarafından Ultra Low Anterior Rezeksiyon (ULAR) operasyonu gerçekleştirildi. Söz konusu operasyon; kalın bağırsağın makata yakın son bölümünde yerleşen kanserlerin tedavisinde kullanılan, bağırsak devamlılığını koruyan ve stoma (torba) ihtiyacını en aza indirmeyi amaçlayan ileri bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor. Tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz Hastanede ilk kez uygulanan ve başarıyla tamamlanan operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Tamer Akay, "Hekim arkadaşım Dr. Öğretim Üyesi Arslan ile birlikte yaptığımız ULAR yöntemi; özellikle rektumun alt kısmında, son 5-6 cm’de yerleşen ve dış sfinkter kaslarına yayılmamış tümörlerde uygulanır. Bu teknik sayesinde anüs ve dış sfinkter kasları korunabilmekte, hastaların bağırsak kontrolü büyük ölçüde devam etmektedir. Bu tür zorlu vakalarda en önemli hedef yalnızca kanserli dokunun tamamen çıkarılması değil aynı zamanda hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır. Özellikle anal kanala çok yakın tümörlerde; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve multidisipliner yaklaşım sayesinde kalıcı kolostomiye gerek kalmadan hastanın yaşam kalitesi korunarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" diye konuştu. İleri cerrahi teknikler ve ekip çalışmasının kanser tedavisinde kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Ekibimizle birlikte bu tür ameliyatları hastanemizde başarıyla gerçekleştiriyoruz. Hastamız Şaban Görgülü‘nün ameliyatı da başarılı geçti. Takipleri hastanemiz tarafından sürdürülecektir" ifadesini kullandı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 14:13
Organlarıyla 4 kişiye umut oldu
Bursa’nın İnegöl ilçesinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak, organlarıyla 4 hastaya umut oldu. Tadavi gördüğü İnegöl Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın yakınları örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay verdi. Bunun üzerine Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi ve Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen uzman ekiplerce İnegöl Devlet Hastanesi’nde organ alımı gerçekleştirildi. 2 böbrek, 1 karaciğer ve korneası ekiplerce alınarak Bursa ve Ankara’daki hastalara nakledildi. İnegöl Devlet Hastanesi resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte olan 62 yaşındaki Abdulaziz Çakmak’ın beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu yakınlarıyla yapılan aile görüşmesinde, organ nakli hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Aynı zamanda organ bağışçısı olan hastamızın ailesi de örnek bir duyarlılık göstererek organ bağışına onay vermiştir. Organ nakli süreci yasal mevzuat ve etik kurallar çerçevesinde hastanemiz organ nakli kooordinasyon ekibi tarafından hızlı ve büyük bir titizlikle yürütülmüştür. Süreç sonucunda bağışlanan organlar Bursa ve Ankara illerinde dört ayrı hastaya umut olmuştur." Açıklama şöyle devam etti: "Bu süreçte özverili çalışmalarından dolayı kurumumuz idaresine, organ ve doku nakil koordinatörlüğümüze, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane, radyoloji, laboratuvar ekip arkadaşlarımıza, nakil için çıkarımı yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesine, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli kıymetli hocalarımıza ve organ bağışını kabul eden yüce gönüllü ailemize teşekkür eder, birçok insana hayat olan merhuma Allah’tan rahmet dileriz. Organ bağışı sayesinde birçok hastaya sağlıklı yaşam şansı doğacak olması, acı bir kaybın toplum adına umut verici bir dayanışmaya dönüşmesine vesile olmuştur. Herkesi organ bağışçısı olmaya davet ediyor ve nakil bekleyen tüm hastalara acil şifalar diliyoruz. Organ bağışçısı olmak için hastanelerin organ ve doku nakil birimlerine başvurabilir veya E-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilirsiniz."
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:37
Muradiye’ye ücretsiz sağlık merkezi müjdesi
Yunusemre Belediyesi, Muradiye Mahallesi’nde önemli bir ihtiyacı karşılayarak Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezi’ni hizmete açtı. Merkezde fizyoterapist, psikolog ve diyetisyen vatandaşlara ücretsiz danışmanlık hizmeti vermeye başladı. Halkın sağlığı ve mutluluğu için çalışmalarını sürdüren Yunusemre Belediyesi, Muradiye Mahallesi’nde hayata geçirdiği projelere bir yenisini daha ekledi. İyilikseverlerin desteğiyle tamamlanan Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezi, vatandaşların kullanımına hazır hale getirildi. Yeni merkezle birlikte Muradiye bölgesinde yaşayan vatandaşlar; fizyoterapi, yetişkin ve çocuklara yönelik psikolojik danışmanlık ile diyetisyenlik hizmetlerinden yararlanabilecek. Hafta içi 08.30-17.30 saatleri arasında hizmet verecek merkezin bölgede önemli bir eksikliği giderdiğini belirten Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Muradiye’nin artık ihmal edilen bir bölge olmadığını ifade etti. Başkan Balaban, "Göreve gelir gelmez mahallemiz için planladığımız yatırımları hızla hayata geçirmeye başladık. Bu kapsamda Muradiye yatırımlarımızdan birini daha faaliyete aldık. Muradiye Ali Çullu Sağlık Hizmetleri Merkezimiz artık vatandaşımızın hizmetinde. Merkezimizde fizyoterapist, psikolog ve diyetisyenimiz bulunuyor. Artık vatandaşlarımız bu hizmetler için merkeze gitmek zorunda kalmayacak. Mutlu bir Muradiye için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." dedi. Merkezde sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğunu belirten vatandaşlar ise Muradiye’ye böyle bir sağlık hizmeti kazandırılmasından dolayı Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’a teşekkür etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:36
Samsun Şehir Hastanesi’nde Çocuk Hematoloji-Onkoloji Kliniği açıldı
Samsun Şehir Hastanesi bünyesinde Çocuk Hematoloji Ve Onkoloji Kliniği hizmete açıldı. Yeni klinikle birlikte, çocukluk çağı kanser hastalarının artık il dışına sevk edilmesine gerek kalmayacak. Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, Samsun Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay ile Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zuhal Keskin’in katılımıyla merkezin açılışı yapıldı. Akabinde Müdür Mustafa Uras yaptığı açıklamada, "Samsun’da sağlık hizmetlerinin gerek niteliği gerek erişilebilirliği açısından bugün yine önemli bir adım atıldı. Şu ana kadar Samsun’da Sağlık Bakanlığı nezdinde çocuk hematoloji ve onkoloji kliniği bulunmamaktaydı. Şehir hastanesi süreciyle birlikte, Samsun Şehir Hastanesi’nde çocuk hematoloji kliniği; 10 yataklı servis, 5 yataklı ayaktan kemoterapi ünitesi ve 2 adet çocuk hematoloji-onkoloji polikliniği ile hizmet vermeye başladı. Çocukluk çağı kanserleri, anne ve babalar için çok büyük bir yıkım. İlimizde bu hizmet yalnızca üniversite hastanesinde verilmekteydi ve onun da belirli bir kapasitesi vardı. Samsun’un aynı zamanda bir bölge merkezi olması nedeniyle talep oldukça fazla ve bu talep karşılanamıyordu. Daha önce de birçok kez ifade ettiğim gibi Samsun, sağlıkta bir amiral gemisi konumunda. Bugün bu ifademizi bir kez daha pekiştiriyoruz. Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Kliniğimizi de hizmete açtık. Artık vatandaşlarımızın Samsun dışındaki illere gitmesine gerek kalmayacak. Bu süreçler oldukça meşakkatli ve zor. Bir anne-baba için evladının böyle bir hastalıkla karşılaşması büyük bir yıkımdır. Tedavi sürecinde il dışına gitmek, aileleri hem maddi hem de manevi açıdan ciddi şekilde yıpratmaktadır. Üstelik bu süreç tek seferlik bir tedavi ya da ameliyatla sınırlı değildir; aylarca sürebilmektedir. Bu nedenle farklı bir şehirde bulunmak, aile birliği açısından da ciddi zorluklar doğurmaktadır. Bugün burada, Samsun Şehir Hastanesi’nde bu hizmeti hem şehrimize hem de bölge halkına sunmak bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Samsun Şehir Hastanesi, Samsun Üniversitesi ile afiliye bir hastanedir. Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, öğretim üyemiz, aynı zamanda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zuhal Keskin Sarılar gözetiminde görev yapan ekibe, sundukları değerli sağlık hizmetleri için teşekkür ediyorum" dedi. "Burada olduğumuz için şanslıyız" Iğdır’dan gelen anne Tuğçe Yılmaz ise "İlk olarak Amasya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tetkiklerimiz yapıldı. Akabinde ani olarak Samsun Şehir Hastanesi’ne sevk edildik. Burada olduğumuz için şanslıyız. Hekimler ve hemşireler çok iyiler" diye konuştu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:22
TÜRASAŞ personeline tütünle mücadale eğitimi verildi
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, TÜRASAŞ Bölge Müdürlüğü’nde çalışan personele yönelik tütün ürünlerinin zararları konusunda eğitim düzenleyerek yerinde danışmanlık hizmeti verdi. 2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Dr. Pakize Gizem Topçu tarafından personele tütün ürünlerinin sağlığa zararları anlatıldı. Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyalarının yaygınlaştırılması amacıyla düzenlenen eğitimde, bağımlılıkla mücadele yöntemleri üzerinde duruldu. "Yerinde danışmanlık hizmeti sunuldu" Bilgilendirme sunumunun ardından katılımcılara "Yerinde Sigara Bırakma Danışmanlığı Hizmeti" kapsamında poliklinik desteği sağlandı. Sigarayı bırakmak isteyen çalışanların süreci uzmanlar eşliğinde planlanırken, bireysel danışmanlıklarla sağlıklı yaşam vurgusu yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, tütün kullanımını azaltmaya yönelik bu tür saha çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:09
BEUN Hastanesinde Atriyal Septal Defekt tedavisinde modern uygulama hayata geçti
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve ileri teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda doğumsal kalp hastalıkları arasında en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan atriyal septal defekt tedavisinde kullanılan modern perkütan (kapalı) yöntemler, BEUN Hastanesinde başarıyla uygulanarak bölge halkına umut oluyor. Atriyal septal defekt, kalbin üst odacıkları arasında bulunan anormal açıklık nedeniyle ortaya çıkan ve zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir doğumsal kalp hastalığı olarak biliniyor. Bu durum, sol kulakçıktan sağ kulakçığa anormal kan geçişine neden olarak kalbin sağ tarafında genişlemeye, akciğer dolaşımında artışa ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ile pulmoner hipertansiyon gibi önemli komplikasyonlara yol açabiliyor. Günümüzde erken tanı ve uygun hasta seçimi ile Atriyal Septal Defekt, açık cerrahiye gerek kalmadan perkütan kapalı yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından gerçekleştirilen bu ileri düzey girişimler, hastalara daha konforlu, güvenli ve hızlı bir iyileşme süreci sunarken yaşam kalitesinin artırılmasına da önemli katkı sağlıyor. Hastanede güçlü ve deneyimli sağlık kadrosu ile ileri teknolojik imkânlar sayesinde gerçekleştirilen bu uygulamalar, Batı Karadeniz Bölgesi için büyük bir kazanım olarak öne çıkıyor. Bu sayede hastalar, büyük şehirlere gitmek zorunda kalmadan kendi bölgelerinde modern tedavi imkânlarına ulaşabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu ifadeleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, sahip olduğu güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanı ve gelişmiş teknolojik altyapısı ile sağlık alanında yenilikçi ve yüksek standartlı uygulamaları hayata geçirmeye kararlılıkla devam etmektedir. Atriyal septal defekt gibi önemli kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan modern yöntemlerin Hastanemizde başarıyla uygulanması, yalnızca üniversitemiz adına değil, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin ulaştığı ileri seviyeyi göstermesi açısından da son derece önemlidir. Bu tür önemli tıbbi girişimlerin Üniversite Hastanemiz tarafından Zonguldak’ta gerçekleştirilebilmesi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlarımız için büyük bir kazanım sağlamaktadır. Hastalarımızın büyük şehirlerdeki sağlık merkezlerine gitme zorunluluğu olmadan, şehrimizde nitelikli ve güvenilir sağlık hizmetine ulaşabilmeleri; hem erken tanı ve tedavi imkânlarını artırmakta hem de zaman açısından önemli kolaylıklar sunmaktadır. Bu önemli başarıda emeği geçen başta Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyor, özverili çalışmalarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Yüce Allah’tan şifa diliyorum. Üniversite Hastanemizin, modern tıbbın sunduğu en güncel imkânları vatandaşlarımızla buluşturarak bölgenin sağlık üssü olma misyonunu güçlendirerek sürdüreceğine yürekten inanıyorum."
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:07
"Uyku apnesi kalp krizi ve inme riskini artırıyor"
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, "Kuvvetli baş ağrısı, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir" dedi. "Dünya Uyku Günü" dolayısıyla uyku apnesi hakkında bilgilendirmede bulunan Liv Hospital Samsun Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, hastalığın en önemli belirtisinin horlama olduğuna dikkat çekerek, "Bazen yan odalarda uyuyanlar bile hastanın uyku apnesi durumunu anlayabilir. Kişinin uyurken solunumunun durmasını ise yanında yatan kişi fark eder. Uyku apnesi belirtilerinden bir diğeri ise gündüz uyuklama durumudur. Hasta gece boyunca bahsedilen uykuda nefesin durması, horlama gibi faktörler yüzünden uyku düzenini kaybeder. Hasta sabah kalktığında yorgun ve bitkin bir şekilde kalkacaktır. Kaliteli uyku olmadığı için de hasta gündüz uyuklama halindedir" diye konuştu. "İşte ve okulda performans sorununa yol açar" Opr. Dr. Yunus Karadavut, uyku apnesinin sebep olduğu problemler hakkında şu bilgileri paylaştı: "Uyku apnesi yaşayan hasta, uykusunu yeterli ve düzenli alamadığı için sabah kalktığı zaman ciddi bitkinlik, yorgunluk hali yaşar. Hasta uykusunu tam alamaz, buna bağlı olarak sinirli olma, konsantre olamama durumlar da kendini gösterir. Ciddi baş ağrısı yakınmaları vardır, gece boyunca sık sık idrara çıkma söz konusudur. Uygunsuz yerlerde uyuma vardır, bu da hastanın iş ve okul performansını ciddi oranda azaltır." "Tedavide yüksek hava basıncı uygulanabilir" Uyku apnesinde tedavi yollarına değinen Opr. Dr. Karadavut, şöyle devam etti: "Uyku apnesi birçok hastalığın temel nedenlerinden biridir. Kuvvetli baş ağrısı, cinsel isteksizlik, iktidarsızlık, kalp krizi, inme, depresyon gibi problemler uyku apnesinin neden olabileceği sıkıntılar arasındadır. Bunlar çok ciddi sorunlar olduğu için mutlaka böyle şikâyetleri olan kişilerin uyku apnesi yönünden testler yaptırması, uzman doktorları ziyaret etmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, uyku apnesi tedavisi olmayan bir hastalık değildir. Yüksek derecede uyku apnesi için pozitif hava basıncı tedavisi uygulanmaktadır. Yukarıda bahsedilen belirtileri taşıyan kişilerin mutlaka kulak burun boğaz konusunda uzmanlaşmış kişilere görünmeleri gerekmektedir." "Bu hastalıklar uyku sorunlarına yol açıyor" Uyku sorunlarına yol açan hastalıklara dikkat çeken Opr. Dr. Karadavut, "Depresyon ve kaygı bozuklukları, astım ve akciğer hastalıkları, kalp yetmezliği, kronik böbrek yetmezliği, fibromiyalji, parkinson, MS, kas hastalıkları ve ALS gibi bazı hastalıklar farklı tiplerde uyku sorunlarına yol açabilmektedir. Bunun dışında, Covid-19 hastalarında uyku apne riski yüksek bulunan vakalarda klinik seyrin, düşük riskli gruba göre 2 kat daha ağır geçtiği gözlemlenmiştir. Uyku apne tanı ve tedavisinin daha etkin bir şekilde yapılmasıyla bu risklerin de azaltılabileceği kanısındayız" şeklinde konuştu. "Bu belirtilerde hemen doktora başvurun" Hangi belirtilerde doktora başvurulması gerektiğine de değinen Opr. Dr. Karadavut, "Uykuya dalmakta zorluk, nedensiz şekilde sık uyanma, sabah çok erken saatte uyanıp bir daha uyuyamama, gece en az 1 kez tuvalet ihtiyacıyla uyanma, uykuda terleme, uykuda sık pozisyon değiştirme veya sık hareket etme, sabah dinlenmemiş ve yorgun uyanma, gündüz yorgunluğu, gün içinde uyku ihtiyacı veya uyuklama, zihinsel aktivitelerde giderek bozulma, normal beslenmeye rağmen giderek kilo alma, sebepsiz mizaç bozuklukları, sinirlilik ve gerginlik gibi önemli problemler olduğunda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır" diyerek sözlerini noktaladı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:59
Türkiye’de kronik hastalıklarda alarm: Tedaviye uyum hayati önemde
27 Mart 'Dünya Tedaviye Uyum Günü' kapsamında Kahramanmaraş'ta düzenlenen etkinlikte uzmanlar, kronik hastalıklarda tedaviye uyumun artırılmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Araz ve Prof. Dr. Oktay Ergene, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıkların kontrol altına alınmaması halinde ciddi komplikasyonlara ve erken ölümlere yol açtığını vurguladı.
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
İzmir’de lise öğrencisi Melek Öztürk, annesini kanserden kaybetmesinin ardından hastalıklarda erken ve doğru teşhis koyabilen yapay zeka destekli bir sistem geliştirdi. "ONCOMathRIX" adı verilen sistemin açık kaynak verilerle yüzde 97 başarı oranına ulaştığı ve projenin patent alma aşamasında olduğu belirtildi. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Melek Öztürk’ün (16) hayatı, annesi Zehra Öztürk’ün amansız bir hastalığa yakalanmasıyla tamamen değişti. Genç kızın annesine ilk olarak pankreas kanseri, ardından ise böbrek üstü bezi kanseri teşhisi konuldu. Bu zorlu süreçte annesinin tedavisinde yaşanan aksaklıklar ve tıbbi süreçlerdeki zorluklar, Öztürk’ün dikkatini sağlık alanına yöneltti. Tedavi aşamalarında bir hastanın ve hasta yakınlarının yaşadığı yıkıma bizzat şahit olan genç öğrenci, annesini kaybetmesinin ardından büyük bir acı yaşadı. Yaşadığı bu derin kayıp, onda başka hastaların ve ailelerin benzer acılar çekmesini önlemek adına güçlü bir motivasyon oluşturdu. Matematik ve biyolojiye olan ilgisini bu motivasyonla birleştiren Öztürk, okulunda TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulübünde çalışmalar yapmak için harekete geçti. Matematik öğretmeni Erhan Erdoğan’ın desteğiyle araştırmalar yapan genç kız, pes etmeden çalışarak dijital patoloji alanındaki büyük iş yükünü fark etti. Bu doğrultuda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç ile iletişime geçerek fikrini anlattı. Başlangıçta genç bir öğrencinin hevesi olarak değerlendirilen bu fikir, literatürdeki eksiklikleri tespit eden yapısı sayesinde kısa sürede ciddi bir bilimsel çalışmaya dönüştü. Ortaya çıkan ve "ONCOMathRIX" adı verilen bu proje, böbrek hücresi karsinomu tanısında patoloji uzmanlarının iş yükünü hafifletmek amacıyla matematik tabanlı bir farmakolojik karar destek sistemi olarak hayata geçirildi. Biyolojik verileri topolojik ve diferansiyel analiz yöntemleriyle işleyen ONCOMathRIX sistemi, hücre yapısındaki değişimleri yüksek hassasiyetle modelleyerek, ilaç etkileşimlerini ve tedavi süreçlerini dijital bir tabanda analiz etme imkanı sunuyor. Kanser hastalarına umut olacak Annesinin tedavi sürecinde yaşadığı zorlukların kendisine ilham olduğunu anlatan Melek Öztürk, "Bu süreçte hastanın ve hasta yakınlarının ne kadar yıkıldığını, ne kadar zor dönemlerden geçtiğini bizzat yaşadım. Annemi kaybettikten sonra bu konuyla ilgili bir adım atmam gerektiğine olan inancım arttı ve projemi bu motivasyonla hayata geçirdim." ifadelerini kullandı. Sistemin histopatolojik görüntülerdeki gürültüyü azaltarak bunları ısı haritalarına dönüştürdüğünü ve böbrek kanserinde evreleme yaparak kişiselleştirilmiş tedavi örnekleri sunduğunu belirten Öztürk, "Mevcut 537 açık kaynak veri setiyle yüzde 97 başarı oranına ulaştık. Şu an projemizin marka tescili ve patenti mevcut olup fikri ve sınai mülkiyet hakkı başvurularımızı da revize ettik. Sadece benim değil, birçok kanser hastasının yaşadığı bu zorluklara umut olabilmek ve bilime fayda sağlamak adına çalışıyorum. Aynı zamanda konuyla ilgili bir makalenin de yayım süreçlerini yürütüyorum." şeklinde konuştu. Görüntü işleme teknolojilerinde büyük potansiyel Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç, birimlerinde ürettikleri verileri bilim dünyasına kazandırarak tutarlılığı artırmaya çalıştıklarını kaydetti. Kişiselleştirilmiş tıp ve akıllı sistemlerin alanın geleceği olduğunu vurgulayan Kılıç, "Melek de yapay zekanın devreye girmesiyle hızla popülerleşen görüntü işleme sistemleri üzerine çalışarak bilimsel literatürdeki eksikliklerden birini tespit edip bunun üzerine ilerledi. Başlangıçta projeyi genç bir arkadaşımızın hevesi olarak düşündük fakat ciddi bir bilimsel bakış açısıyla geldiğini görünce kendisine ufak destekler vererek yol gösterici olduk. Ancak çalışmayı, düşünceyi ve fikri tamamen kendisi geliştirdi." dedi. Görüntü işleme sistemlerinin birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çeken Kılıç, "Amacımız sistemin diğer dallarda kullanılamaması değil, kullanıldığı alanlarda olabildiğince tutarlı sonuçlar almasını sağlamaktır. Biz bu yönü çok güçlü yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu projeyi tam tutarlı ve kliniğe yansıyabilecek bir hale getirirsek, görselle tanı yapılan diğer bütün alanlarda da kullanılmaması için hiçbir sebep görmüyorum. Melek’in patent ve fikri mülkiyet konusundaki başvuruları başladı ve süreç devam ediyor. Aynı zamanda işin ticari olmayan akademik kısımlarını bilim dünyasıyla paylaşmak adına bir makale çalışmasına da başlandı." açıklamasında bulundu. "Türkiye’de bir ilke imza attı" Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Müdürü Zeynep Aslan, öğrencisi Melek Öztürk’ün geliştirdiği projeyle tıp dünyasında Türkiye’de bir ilke imza atarak imkansızı başardığını belirtti. Tüm çabalarının bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu vurgulayan Aslan, TÜBİTAK ve TEKNOFEST’in desteklediği projeye farklı kurum ve kişilerden de katkı beklediklerini ifade etti. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Matematik Öğretmeni Erhan Erdoğan ise TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulüplerinin, öğrencileri Melek Öztürk’ün öncülüğünde büyük bir başarıya imza attığını dile getirdi. Öğrencisinin topolojiden tıbba ve onkolojiye kadar birçok farklı alanda pes etmeden gösterdiği azme dikkat çeken Erdoğan, bu kararlılığın kendilerini son derece gururlandırdığını kaydetti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:52
Prof. Dr. Gözel: "Yalnızca kolesterol yüksekliği başlı başına bir problemdir"
Kolesterol yüksekliğinin başlı başına bir problem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Tedavi edilmeyen kolesterol yüksekliği damar sertliği ve damar kireçlenmesine yol açar. Atardamarlarda biriken yağlı maddeleri zaman içinde damardan koparak kalp damarlarını tıkayıp kalp krizine, beyin damarlarını tıkayıp felce neden olabilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, kolesterol yüksekliği konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Gözel, "Halk arasında kolesterol yüksekliği olarak bilinen hiperlipideminin ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Yalnızca kolesterol yüksekliği başlı başına bir problemdir. Ancak diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı bulunan kişilerde bu durum çok daha kritik bir önem taşır. Tedavi edilmeyen kolesterol yüksekliği damar sertliği ve damar kireçlenmesine yol açar. Atardamarlarda biriken yağlı maddeleri zaman içinde damardan koparak kalp damarlarını tıkayıp kalp krizine, beyin damarlarını tıkayıp felce neden olabilir. Kolesterol yüksekliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlarla karşılaşılabilinir. Hastalık tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Genetik faktörleri değiştirmek elimizde değil; ancak ilaç tedavisi, yaşam tarzı değişikliği ve egzersizle kolesterolü kontrol altına almak mümkündür" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder