SAĞLIK
Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler 04 Mart 2026 Çarşamba - 18:02:03 Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:50 Obezite Merkezi ile sağlıklı hayata adım atıyorlar Sağlıklı Bakanlığınca, kilo fazlalığı (Obezite) ile mücadele kapsamında kararlı adımlar atılıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda geçtiğimiz yıl faaliyete giren Bursa Şehir Hastanesi Obezite Merkezi, multidisipliner tedavi yöntemleriyle kilo fazlalığından şikâyetçi bireylerin hayatına dokunmaya devam ediyor. Açıldığı günden bu yana 2 binin üzerinde vatandaşa hizmet veren merkeze başvuranlar; uzman hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde sağlıklı bir yaşama adım atıyor. Merkezde verilen hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Nizameddin Koca, obezitenin yalnızca fiziksel bir görünüm değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı. Merkezin sunduğu imkânları sıralayan Prof. Dr. Koca, "Merkezimizde hekim tarafından muayene edilen hastalarımız diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist tarafından düzenli olarak değerlendirilmektedir. Hastalarımız diyet ve egzersiz programlarına dâhil edilmekte, ihtiyaç duyulan vakalar için medikal tedavi önerilerinde bulunulmaktadır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı hasta grupları ise gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahi, endokrinoloji ve dâhiliye uzmanlarının bulunduğu cerrahi konseyimiz tarafından değerlendirilerek, cerrahi kararı verilebilmektedir" dedi. 200’den fazla hastalığın sebebi Obeziteyi bir hastalık olarak fark edip, mücadeleye çocuklardan başlanması gerektiğinin altını çizen Koca, "Biz obeziteyi bir hastalık olarak algılamakta maalesef çok geç kaldık. Obeziteyi adeta normalin bir varyasyonu gibi değerlendiriyoruz, ’kahverengi gözlü, yeşil gözlü veya obez’ diyerek normalleştiriyoruz. Oysa obezite, 200’den fazla hastalığa sebep olduğu bilinen çok önemli bir hastalıktır. Dünya istatistikleri, sağlık harcamalarının en fazla yapıldığı alanın obezite kaynaklı sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, osteoartrit ve obstrüktif uyku apnesi gibi 200’den fazla hastalığın temel sebebi obezitedir" şeklinde konuştu. Koca son olarak, obezite merkezinde tedavisi tamamlanan bireyleri, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelerini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. 11 ayda 30 kilo verdi Yalova’dan gelerek obezite merkezine başvuran 33 yaşındaki Şeyma Taşan, 11 aylık süreçte yaşadığı büyük değişimi anlattı. Merkeze bir arkadaş tavsiyesiyle geldiğini belirten Taşan, "Yaklaşık 11 aydır bu obezite ünitesine devam ediyorum ve bu süreçte 30 kilo verdim. Aldığım hizmetten çok memnunum, buradaki ekip her geldiğimde çok ilgili. Tedavi sürecimiz başladığında önce mevcut rahatsızlıklarım iyileştirildi, ardından diyetisyen yardımıyla kilo verme aşamasına geçtik. 30 kilo verdiğim için çok mutluyum ve şu an bu kiloyu korumaya çalışıyorum. Beslenme alışkanlıklarım tamamen değişti, hayata bakışım ve öz güvenim tazelendi. Artık çocuklarımla daha fazla vakit geçirebiliyor, spor yapabiliyorum. Spor artık hayatımın merkezinde. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri oldu" diye kullandı. "Hayat kalitem arttı" Merkeze başvuran ve 6 ayda 20 kilo veren bir diğer hasta Arzu Ordu ise obezitenin bir hastalık olduğunu buraya geldikten sonra öğrendiğini ifade etti. Merkeze başvurmak isteyip de çekingen davrananlara seslenen Ordu, "Başta çok çekinmiştim ancak buradaki ilgiyi görünce tüm kaygılarım geçti. Dört farklı doktorun bir arada çalışması, diyetisyenin sağlıklı beslenmeyi öğretmesi ve psikoloğun yeme krizlerine karşı verdiği destek çok kıymetli. Burası insana ’her ay düzenli geleyim, tedavi olayım’ dedirtiyor. Kilo verdikten sonra hayat kalitem arttı. Her ay randevu tarihimin gelmesini ve verdiğim kilolarla doktorlardan tebrik almayı büyük bir motivasyonla bekliyorum" ifadelerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:48 "İşitme Kayıplı Çocuklarla Çalışma" semineri Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından 3 Mart Dünya İşitme Günü kapsamında "İşitme Kayıplı Çocukla Çalışmak: İşitme Kaybı ve Eğitsel Müdahaleler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Özel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yasemin Ergenekon yaptı. Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Öz: "İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik yaklaşımları şu sözlerle anlattı: "İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımlar günümüzde daha baskın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. İşitsel-sözel terapi aslında aile merkezli bir yaklaşımdır. Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz. Günlük rutinler içinde bu becerileri destekleyecek ortamların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz." İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde "Ne duydun?" sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı ifade edildi. Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini belirten Öz, çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni kelime ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti. Ayrıca yansımalı kelimelerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27 Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan: "Serviks kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:49 Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan: "Serviks kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor" Bozüyük Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, Serviks (Rahim Ağzı) kanseri hakkında açıklamada bulundu. Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Bozüyük Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, serviks kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, "Serviks kanseri, rahmin vajinaya açılan alt kısmı olan rahim ağzı dokusundan gelişen bir kanser türüdür. Genellikle uzun bir kanser öncesi dönemden sonra ortaya çıkar ve bu dönemde çoğu zaman herhangi bir belirti görülmez. Tarama testleri sayesinde erken tanı konulabilir. Erken evrede tanı alan kadınlarda 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık yüzde 92’dir. HPV çok yaygın bir virüstür ve çoğu kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Ancak yüksek riskli HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyonlar serviks kanserinin en önemli nedenidir. Ülkemizde vakaların yaklaşık yüzde 70’i HPV tip 16 ve 18 ile ilişkilidir" dedi. Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir ücretsiz HPV-DNA testi ile tarandığını hatırlatan Özcan, "HPV testi sırasında rahim ağzından küçük bir sürüntü örneği alınır. İşlem kısa sürer, genellikle ağrısızdır ve anestezi gerektirmez. Tarama hizmetleri aile sağlığı merkezleri, KETEM’ler, sağlıklı hayat merkezleri ve mobil tarama araçları aracılığıyla ücretsiz olarak sunulmaktadır" diye konuştu. "Serviks kanserinden korkmayın, geç kalmaktan korkun" Serviks kanserinin erken dönemlerinde genellikle belirti vermediğini vurgulayan Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, "İleri dönemlerde cinsel ilişki sonrası kanama, adet dışı kanama, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ve pelvik ağrı gibi şikayetler görülebilir. Bu tür belirtiler yaşayan kadınların vakit kaybetmeden hekime başvurması gerekir. Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Düzenli tarama yaptırmak, HPV aşısı olmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşır. Serviks kanserinden korkmayın, geç kalmaktan korkun. Kanserde erken teşhis hayat kurtarır" sözleriyle tamamladı.
Erken teşhis hayat kurtarır
30 Ocak 2026 Cuma - 16:47 Erken teşhis hayat kurtarır Dünyada ve Türkiye’de kadın sağlığını tehdit eden önemli hastalıklar arasında yer alan rahim ağzı (serviks) kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Ocak ayının ’Serviks Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul edilmesi kapsamında, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın çalışanlara yönelik ‘Serviks Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Etkinliği’ düzenlendi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğinde, İl Sağlık Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilen program, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde yapıldı. Kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanserinin, düzenli tarama testleri sayesinde büyük oranda önlenebildiği ya da erken evrede teşhis edilebildiği vurgulanan etkinlikte, hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi ele alındı. Programda Dr. Didem Bayrakçı, serviks kanseri taramaları, HPV testi ve smear testinin erken teşhisteki rolüne ilişkin bilgiler verdi. Doç. Dr. Süleyman Serkan Karaşin ise rahim ağzı kanserinin nedenleri, risk faktörleri, korunma yöntemleri ve güncel tedavi yaklaşımlarını katılımcılarla paylaştı. Sunumların ardından katılımcılar, merak ettikleri konular hakkında uzmanlara soru sorma imkânı buldu. Etkinliğe katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Kadınların sağlık konusunda bilinçlenmesi, güçlü ve sağlıklı bir toplumun temelini oluşturur. Erken teşhis hayat kurtarır ve bu bilincin toplumun her kesimine yayılması büyük önem taşımaktadır" dedi. Direkçi, Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak önleyici sağlık hizmetlerini ve farkındalık çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
MUSKİ’den Yatağan Gökgedik Mahallesi’ne yeni sondaj kuyusu
30 Ocak 2026 Cuma - 14:47 MUSKİ’den Yatağan Gökgedik Mahallesi’ne yeni sondaj kuyusu MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan ilçesine bağlı Gökgedik Mahallesi’nde başlattığı sondaj kuyusu çalışmalarını başarıyla tamamladı. İl genelinde açılan 31 adet yeni sondaj kuyusu sayesinde bugüne kadar mahallelerin içme suyu sistemlerine toplam 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme ve kullanma suyu altyapısını güçlendirme talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerine bir yenisini daha ekleyerek Gökgedik Mahallesi’nde çalışmaları tamamladı. Bu kapsamda mahallede sondaj çalışmaları sona erdi. Kuyunun sisteme dahil edilmesiyle, özellikle yaz aylarında iklim şartlarına bağlı olarak yaşanan su kesintilerinin önlenmesi hedefleniyor. İl genelinde açılan kuyularla 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı MUSKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde vatandaşlara kesintisiz içme suyu ulaştırmak amacıyla 2025 yılı içerisinde toplam 31 adet sondaj kuyusu açtı. Açılan kuyular sayesinde mahallelerin içme suyu sistemlerine, yaklaşık 3 bin 100 adet olimpik yüzme havuzunu doldurabilecek büyüklüğe karşılık gelen 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı. Son olarak Yatağan ilçesine bağlı Gökgedik Mahallesi’nde başlatılan sondaj kuyusu çalışmaları tamamlandı. Borulama işlemleri devam eden kuyuda, üç günlük pompa denemesinin ardından işletilebilir debi belirlenecek. Kuyunun sisteme alınmasıyla birlikte mahallede özellikle yaz aylarında mevsimsel kuraklık sebebiyle yaşanan basınç düşüklüğü ve su temini sorunlarının tekrar yaşanması engellenecek. Sondaj çalışmalarıyla mahallelere kalıcı çözümler İçme ve kullanma suyu temini sağlamak amacıyla 2025 yılında ilçe ve mahallelerde toplam 31 adet yeni sondaj kuyusu açıldı. Ayrıca Eylül 2025 itibarıyla 25. Etap sondaj ihalesi gerçekleştirilmiş olup, çalışmalar farklı mahallelerde devam ediyor. Yapılan etütler sonucunda ihtiyaç belirlenen bölgelerde sondaj kazıları tamamlanıyor, kuyularda borulama ve pompa testleri ile işletilebilir debi değerlendiriliyor. Bu çalışmalar, mevcut su kaynaklarını destekleyerek özellikle yaz aylarında yaşanan su sıkıntılarının önüne geçiyor ve vatandaşlara kesintisiz su temini sağlıyor. Bu kapsamda Yatağan ilçesi Gökgedik Mahallesi’nde sondaj kuyusu kazı çalışmaları tamamlandı; borulama işlemlerinin ardından yapılacak üç günlük pompa denemesiyle kuyu sisteme alınacak ve mahalle halkının özellikle yaz aylarında yaşadığı su temin sıkıntısı giderilecek. Gökgedik Mahallesi Muhtarı Erdoğan Kocabıyık, "Vatandaşlarımız artık rahat edecek" Mahallede yaz aylarında özellikle yüksek kesimlere su ulaşmadığını belirten Gökgedik Mahallesi Muhtarı Erdoğan Kocabıyık, yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Mahallemizde yaz aylarında su yetersizliği yaşanıyordu, özellikle üst kesimlerde ciddi sıkıntılar vardı. Taleplerimizi ilettik, ekipler kısa sürede bize geri dönüş sağladılar ve sahada incelemelerde bulundular. İncelemelerin ardından projelerini hazırladılar ve kuyuyu mahallemize kazandırdılar. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, sahada ve masa başında görev yapan tüm MUSKİ personeline mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi. Gökgedik Mahallesi Sakini Mehmet Kocabıyık, "Taleplerimize hızla geri dönüş aldık" Yaşanan su kesintisi ve debi sorunlarının çözümüne yönelik dilekçelerine yetkililerden hızla geri dönüş aldıklarını vurgulayan Gökgedik Mahallesi Sakini Mehmet Kocabıyık, "Ben mahallemizin gençlerinden biriyim, 25 yaşındayım. Kendimi bildim bileli yaz aylarında su sıkıntısı çekiyorduk. Özellikle yüksek kesimlere su ulaşmıyordu ve bu durum yazın neredeyse iki ay boyunca devam ediyordu. Öncelikle durumu muhtarlığa ilettik, muhtarlık da yetkililere bildirdi. Taleplerimize hızla geri dönüş aldık. Çalışmalara hemen başlandı ve bugün kuyu çalışmaları tamamlanmış durumda. İnanıyoruz ki yapılan kuyu sayesinde sorunlarımız tamamen çözülecek. Bu sıkıntının sona ermesine öncülük eden Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e ve emeği geçen tüm MUSKİ personeline çok teşekkür ederim" dedi.
İzmir’de, uzmanlardan rahim ağzı kanseri ve HPV aşısının önemi semineri
30 Ocak 2026 Cuma - 14:40 İzmir’de, uzmanlardan rahim ağzı kanseri ve HPV aşısının önemi semineri Medicana International İzmir Hastanesi, Bornova Belediyesi işbirliğiyle özel bir farkındalık çalışmasına imza attı. Onlarca kişinin katıldığı seminerde hem HPV aşısının gelişimine araştırmalarıyla katkı sunan bilim insanları hem de sağlık alanındaki kadın emeğine dikkat çekildi. Sergi sonrası Medicana International İzmir Hastanesi uzman hekimleri katılımcılara HPV aşısının önemi ve rahim ağzı kanseri hakkında detaylı bilgi verdi. Medicana International İzmir Hastanesi, Bornova Belediyesi işbirliğiyle rahim ağzı kanserine karşı özel bir farkındalık çalışmasını hayata geçirdi. Bornova Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen "Bugün Önlenebiliyorsa Onlar Sayesinde" başlıklı sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan pap smear testinin, gelişimine katkı sunan Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; yaptığı araştırmalarla HPV ve kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer ve Jian Zhou ve son olarak HPV’nin sitolojik etkileri üzerine öncü çalışmalarda bulunan Alexander Meisels temsili cutout görselleriyle dikkat çekti. Sergi sonrası rahim ağzı kanseri hakkında ve kansere karşı alınabilecek en güçlü önlem olan HPV aşısı hakkında düzenlenen söyleşide; Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Kuşku, Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ve Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser konuya ilişkin detaylı bilgi verdiler. Bilinçli olunduğunda önlenebilen bir kanser türü Etkinliğin açılışında konuşan Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Duygu Bölük, "Burada yapacağımız çalışma ve bundan sonra yapacağımız çalışmalar çok kıymetli. Sizlerden burada öğrendiklerinizi çevrenizdekilere de yayarak bu bilincin artmasına katkı sunmasını istiyorum. Eğer bilinçle hareket eder ve önlemleri alırsak; erken teşhis ve taramalarla hastalığın karşısında durursak, hayati bir hastalık olmaktan çıkar ve kolaylıkla bizim kazanabileceğimiz bir kanser türüne dönüşür. Bu hastalığa karşı mücadele eden tüm hastalara acil şifalar diliyorum. Ayrıca bizleri bugün engin bilgileriyle aydınlatacak tüm hekimlerimize teşekkür ediyorum" mesajını verdi. Marka ve Kurumsal İletişim Müdürü Özde Koca da projenin amacına dikkat çekerek, "Burada yalnızca bilimsel bir paylaşım alanı değil; aynı zamanda bilginin, emeğin ve toplumsal sorumluluğun görünür kılındığı bir platform oluşturmak istedik. Etkinlik kapsamında yer alan sergide rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşının, pap smear testinin ve aslında en temelinde HPV virüsünün tespitinde rol oynayan bilim insanlarının temsili cutout tasarımları var. Onlar kendi ağızlarından süreçteki rollerini anlatıyorlar. Bugün rahim ağzı kanseri önlenebilir kanser türü arasında ve erken tespit edilebildiği gibi hiç yakalanmama olasılığı da aşı sayesinde var. Bunun mimarları da bilim insanları ona dikkat çekmek istedik" diye konuştu. Ayrıca Özde Koca, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki başta olmak üzere belediyenin bürokratları ve personeline teşekkürlerini sundu. Önlem ve tedavi için taramalara önem verin Rahim ağzı kanseri olarak bilinen serviks kanserinin kadın ve erkekler arasında çok yaygın olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Kuşku, kansere neden olan HPV virüsü hakkında bilgi verdi. Op. Dr. Zeynep Kuşku, "HPV’nin çeşitleri var. Bunlar; yüksek, orta ve düşük riskli olanlar şeklinde sınıflandırılıyor. Kansere karşı uyarıcı olanlar ise HPV’nin yüksek riskli olan türler. Özellikle 16 ve 18 rahim ağzı kanseri denilen serviks kanserinin yüzde 70’inden sorumlu. O nedenle yapılan taramalar önlem ve tedavi noktasında çok önemli" açıklamasını kaydetti. Öte yandan Op. Dr. Zeynep Kuşku, HPV virüsünün bulaş yolları hakkında detaylı bilgi vererek aşının önemine vurgu yaptı. Kanser yaşı düşüyor Medicana International İzmir Hastanesi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser de kanser yaşının giderek düştüğüne dikkat çekerek sözlerine başladı. Uzm. Dr. Murat Keser, "Kanser günümüzde giderek artan bir sıklıkta devam ediyor. Özellikle kansere yakalanma yaşının da giderek düştüğünü görüyoruz. Polikliniklerde özellikle 40 yaş altında inanılmaz bir hasta yoğunluğu olmaya başladı. Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuyor. Bu oranın 2050 yılında 40 milyonu bulması öngörülüyor. Tabi rahim ağzı kanseri kadınlar için ciddi anlamda tam bir baş belası. Tedavisi de oldukça zor bir hastalık. Tedavi sürecinde radyoterapi ve kemoterapi gibi güçlü yöntemler bu hastalığında tedavisinde kullanılıyor. Öte yandan teknoloji ilerliyor, yeni ilaçlar da geliyor; akıllı ilaçlar da var ancak rahim ağzı kanseri ilerlediği anda ciddi anlamda hayati risk oluşturan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada birçok kanser türüyle yarışabilecek durumda! O nedenle hastalık ilerlemeden bu sorunu en baştan tespit edip bitirmekte fayda var. Burada aşılar oldukça önemli" açıklamasını yaptı. Yas süreci tedaviyi de etkileyebilir Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ise söyleşide kanser teşhisinin hastalardaki psikolojik etkilerine ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Toplum genelinde düzenli taramaların yapılması adına özellikle rahim ağzı kanserine karşı sürecin sadece sağlık olarak değerlendirilerek, cinsel bir tabu olmaktan çıkarılmasının önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, hastalık teşhisi alanlarda görülebilecek psikolojik süreçleri aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, hastaların bir yas sürecine girebildiğini ve bunun çok doğal olduğunu dile getirerek, "Kişi kanser teşhisi aldığında bir yas sürecine giriyor. Bu kişi için sağlıklı olduğu dönemin kaybı olarak algılanabiliyor. Dolayısıyla bu süreçte psikolojik destek vermek çok kıymetli oluyor. Yas sürecinde kişiler; ilk olarak şok evresine girebiliyor ve durumunu kabul etmek istemeyebiliyor. Ardından öfke hali ve sonrasında da pazarlık sürecine girebiliyor ve tabi en sonunda da depresif bir hale bürünüyor ve tüm aşamaların sonunda kabulleniş sürecine girebiliyor. Bu süreçte kişinin bu aşamaları geçmesi için doğru desteği alması çok önemli. Çünkü kişi, bu basamaklardan herhangi birine takılırsa tedavi süreci negatif etkilenebiliyor. Hem de hayatla ruhsal olarak bağı kopabiliyor" ifadelerini kullandı.
Siirt’te rutin kontrol hayat kurtardı
30 Ocak 2026 Cuma - 14:36 Siirt’te rutin kontrol hayat kurtardı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne rutin kontrol için gelen 46 yaşındaki hastanın sol böbreğinde kitle tespit edildi. Yapılan ileri tetkikler sonucunda acil cerrahi müdahale gerektiği belirlendi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Samir Jafarguliyev tarafından, 46 yaşındaki Sultan Yıldırım’a yönelik cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında hastaya radikal nefrektomi ameliyatı uygulandı. Ameliyat süreciyle ilgili açıklamada bulunan Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak, hastanın sol böbrekte saptanan kitlenin boyutu ve yerleşimi nedeniyle radikal nefrektomi kararı aldıklarını belirterek, "Ameliyat ekip çalışmasıyla planlandığı şekilde ve sorunsuz geçti. Erken tanı sayesinde hastamızın tedavi süreci başarılı bir şekilde tamamlandı" dedi. Operasyona katılan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Samir Jafarguliyev ise "Bu tür vakalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Ekip olarak hastamızın sağlığına kavuşması için titizlikle çalıştık ve başarılı bir sonuç elde ettik" diye konuştu. Sağlığına kavuşan hasta Sultan Yıldırım da hiçbir şikayeti yokken yapılan kontrollerde böyle bir durumla karşılaştığını aktararak, "Doktorlarımız bana her aşamada güven verdi. Başta Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak ve Op. Dr. Samir Jafarguliyev olmak üzere tüm sağlık ekibine teşekkür ediyorum. Kendimi yeniden hayata dönmüş gibi hissediyorum" dedi.
Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun"
30 Ocak 2026 Cuma - 14:09 Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bir bebek maması markasında zararlı toksin şüphesiyle ilgili, bebeklerde ani kusma belirtisi varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Fransa’da iki bebeğin ölümüyle ilgili yürütülen incelemeler kapsamında küresel pazarda satılan bir bebek maması markasının ürünleri, zararlı toksin şüphesiyle Türkiye dahil bazı ülkelerde toplatıldı. Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi belirtilere karşı aileleri uyardı. Özdemir, söz konusu vakalarda öne çıkan cereulide toksininin, Bacillus cereus adlı bakterinin ürettiği bir toksin olduğuna dikkat çekerek, önemli olan noktanın toksinin ısıya dayanıklı olması olduğunu, mamaların sonradan ısıtılmış olsa bile zararlı toksin etkisinin sürebileceğini belirtti. "Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin" Bebeklerin daha hassas bir grupta yer aldığını vurgulayan Özdemir, belirtilerin aniden başlayabileceğini belirterek, "Bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi şikayetlerle görülebilir. Nadir durumlarda ise durum ağırlaşarak ciddi sıvı kaybına, hatta karaciğerin etkilenmesine kadar ilerleyebilir. Bebeklerde belirtiler hızlı seyredebileceği için gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir. Ürünün son kullanma tarihini ve saklama koşullarını mutlaka kontrol edin. Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun şekilde saklayın. Bebeğinizde özellikle ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" ifadelerini kullandı.
Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler
30 Ocak 2026 Cuma - 12:17 Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı, Kulak Burun Boğaz ve Uyku Uzmanı Prof. Dr. Vural Fidan, sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrencilerin okul dönemine daha rahat uyum sağlaması için uyku saatlerinin birkaç gün boyunca her gün 15-20 dakika erkene çekilmesini önerdi. Okullarda ikinci yarıyılın yarın başlayacağını hatırlatan Fidan, tatil döneminde bozulan uyku saatlerinin ani değişimle değil, kademeli olarak düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Araştırmalara göre tatil dönemlerinde çocukların yüzde 60’tan fazlasının geç yatma alışkanlığı geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Vural Fidan, üst solunum yolu rahatsızlıkları ve evde geçirilen sürenin artmasının da uyku düzenini olumsuz etkilediğini, ev ortamında ekran kullanımının ise tatil sürecinde ortalama yüzde 40’a varan artış gösterdiğine dikkat çekti. "Ekran süresi arttıkça uyku kalitesi düşüyor" Prof. Dr. Fidan, tatil boyunca artan telefon, tablet ve televizyon kullanımının çocuklarda adeta alışkanlığa dönüştüğünü belirterek, okul dönemi başlamadan bu düzenin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Bilimsel çalışmalarda, günlük ekran süresi 2 saatin üzerine çıkan çocuklarda uykuya dalma süresinin uzadığı, gece uyanmalarının arttığı ve toplam uyku süresinin kısaldığının ortaya konduğunu belirten Fidan, "Özellikle akşam saatlerinde maruz kalınan mavi ışık, uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasını baskılıyor. Bu durum çocuklarda uykuya dalma süresini yüzde 30-40 oranında uzatabiliyor" dedi. Fidan, sömestir boyunca kontrolsüz şekilde artan ekran süresinin çocuklarda davranışsal alışkanlığa dönüşebildiğini ifade ederek, "Tatil döneminde edinilen telefon ve televizyon bağımlılığının okul başlamadan önce mutlaka azaltılması gerekiyor. Aksi halde hem uyku düzeni hem de ders başarısı olumsuz etkileniyor" diye konuştu. "Uykusuzluk başarıyı düşürüyor" Uykusuzluğun öğrencilerde dikkat ve öğrenme kaybına yol açtığını vurgulayan Fidan, "Bilimsel veriler, yetersiz uyku durumunda çocuklarda dikkat süresinin yaklaşık yüzde 25, akademik performansın ise yüzde 15-20 oranında düşebildiğini gösteriyor. Dersin derste öğrenilmesi için sağlıklı uyku büyük önem taşıyor" dedi. Fidan, uykuya dalmadan en az 2 saat önce elektronik cihazların bırakılması gerektiğini belirterek, bu konuda en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu ifade etti. Sağlıklı uyku için tavsiyeler Prof. Dr. Vural Fidan, çocuklarda sağlıklı uyku düzeni için şu tavsiyelerde bulundu: "Her sabah aynı saatte uyandırarak biyolojik saati düzenlemek. Yatağa aç gitmemelerine dikkat etmek. Uykudan 1-1,5 saat önce ılık süt içirmek. Yatak odasını sessiz, karanlık ve 23-24 derece sıcaklıkta tutmak. En geç saat 22.00’de uykuya geçilmesini sağlamak. Uyku öncesi hareketli aktiviteler yerine sakin etkinlikler tercih etmek. Uykudan önce ılık duş aldırmak. Yatmadan önce yoğun bilgisayar oyunları ve aksiyon içeriklerden kaçınmak. Uyku öncesi kitap okuma alışkanlığı kazandırmak." Fidan, düzenli uyku alışkanlığı ve kontrollü ekran kullanımıyla öğrencilerin ikinci döneme daha zinde ve hazır başlayabileceklerini sözlerine ekledi.
Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor"
30 Ocak 2026 Cuma - 11:10 Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, doğru duruşun önemine dikkat çekti. Günümüzün en yaygın sağlık sorunlarından biri olan postüral bozukluklar, özellikle genç yaş grubunda ciddi şekilde artıyor. Dr. Demiroğlu, uzun süreli bilgisayar ve telefon kullanımının omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Dr. Demiroğlu, "Kötü duruş sadece estetik bir sorun değildir. Zamanla boyun, sırt ve bel ağrılarına, kas ve eklem dengesizliklerine yol açabilir. Özellikle omuzlarda ve belde sürekli gerilme, duruş bozukluğuna bağlı olarak ilerleyen dönemde fıtık ve kronik ağrı riskini artırır. Basit egzersizler ve ergonomik düzenlemelerle bu sorunların önüne geçmek mümkündür" dedi. Uzmanlar, özellikle masa başında çalışanların duruşlarına dikkat etmelerini, düzenli molalarla germe ve güçlendirme hareketleri yapmalarını öneriyor. Ekran karşısında uzun süre kalanların ekran yüksekliğini göz hizasına getirmesi, sırtı destekleyen sandalyeler kullanması ve ayakta kısa yürüyüşler yapması postüral bozukluk riskini azaltıyor. Dr. Demiroğlu, "Ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla duruşu düzeltmek, kas dengesizliklerini gidermek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür" diye konuştu.