SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27 Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08 "Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor" Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59 Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Boyun ağrısıyla uyanıyorsanız dikkat
09 Haziran 2025 Pazartesi - 12:56 Boyun ağrısıyla uyanıyorsanız dikkat Yanlış yastık seçimi boyun fıtığı, baş ağrısı ve uykusuzluğa yol açabiliyor. Doç. Dr. Çiğdem Çınar, doğru yastık seçimiyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Çiğdem Çınar, yanlış yastık kullanımının omurga sağlığına zarar verdiğini belirterek, "Doğru yastık seçilmediğinde zamanla boyun düzleşmesi, sinir sıkışmaları ve hatta boyun fıtığı oluşabilir" dedi. Yanlış yastık sadece uykunuzu değil, sağlığınızı da bozuyor Yastık seçimi, pek çok kişi tarafından önemsiz bir detay gibi görülse de, uzmanlara göre bu küçük tercih, uzun vadede sağlık üzerinde ciddi etkilere neden olabiliyor. Doğru yastık seçilmediğinde yalnızca uyku kalitesinin değil, omurga sağlığının da olumsuz etkilendiğini belirten Doç. Dr. Çiğdem Çınar, yastığın yalnızca başı değil, boyun ve omurgayı da desteklemesi gerektiğini söyledi. Çınar, "Yastığınız size gerekli desteği sağlamıyorsa, sabah dinlenmiş değil; yorgun, ağrılı ve gergin uyanırsınız. Bu sadece konfor değil, doğrudan sağlık meselesidir" ifadelerini kullandı. Bu belirtiler varsa yastığınız size zarar veriyor olabilir Doç. Dr. Çiğdem Çınar, sabahları boyun ve ense ağrısıyla uyanan, gün içinde baş ağrısı veya migren şikâyetleri artan, gece horlayan ya da ağzı açık uyuyan, uyandıktan sonra baş dönmesi veya denge problemi yaşayan ve gün boyu yorgunluk ya da odaklanma zorluğu çeken kişilerin kullandıkları yastığı mutlaka gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Uzun vadede bazı hastalıklara yol açabilir Yastığın yanlış seçilmesi yalnızca geçici rahatsızlıklara değil, uzun vadede kalıcı sağlık problemlerine de neden olabiliyor. Doç. Dr. Çiğdem Çınar’a göre bu sorunlar arasında boyun fıtığı, kas spazmları ve duruş (postür) bozuklukları, kronik baş ağrıları, uyku apnesi ve horlama gibi solunum problemleri ile sinir sıkışmalarına bağlı olarak gelişen kol ağrısı ve uyuşmalar yer alıyor. Uyku pozisyonuna göre altın kurallar Her bireyin uyku pozisyonu farklı olduğu için, kullanılan yastığın da buna uygun olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Çiğdem Çınar, doğru yastık seçiminde ilk kriterin kişinin uyuma şekli olduğunu belirtti. Yan yatan kişilerin omuz genişliğini destekleyecek, yüksek ve sert yastıklar tercih etmesi gerektiğini ifade eden Çınar, sırtüstü uyuyanlar için ise orta kalınlıkta ve boyun desteği sağlayan ergonomik yastıkların uygun olduğunu söyledi. Çınar, yüzüstü uyuyanlar için ince ve yumuşak yastıkları önerirken, bu pozisyonun boyun sağlığı açısından riskli olduğunu ve mümkünse tercih edilmemesi gerektiğini belirtti. Alerjik bünyeye sahip bireylerin ise hipoalerjenik ve yıkanabilir özellikteki yastıkları tercih etmesini tavsiye etti. Yastık 2-3 yılda bir değiştirilmeli Yastıkların ortalama iki ila üç yılda bir değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Çiğdem Çınar, "Zamanla yastığın iç dolgusu formunu kaybediyor, içinde bakteri, toz akarları ve nem birikiyor. Bu durum, hem yastığın destek özelliğini azaltıyor hem de sağlığı tehdit eden unsurları beraberinde getiriyor" dedi. Yastık kullanımında sağlıklı bir yaklaşım için önemli önerilerde bulunan Çınar, özellikle sabah uyanıldığında ağrı hissediliyorsa yastığın değiştirilmesinin şart olduğunu vurguladı. Uyku pozisyonuna uygun yastık seçiminin önemine dikkat çeken Çınar, yastığın formunun bozulmuş olması durumunda zaman kaybetmeden yenilenmesi gerektiğini ifade ederken, malzeme tercihlerinde ise lateks ya da hafızalı sünger gibi destekleyici ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Çınar, alerjiye yatkın bireyler içinse yıkanabilir, pamuklu kılıflarla kullanılan hipoalerjenikyastıkların daha sağlıklı bir seçim olacağı belirtti. "Yastığınız sizi hasta etmesin" Doç. Dr. Çınar, "Uyku, vücudun kendini onardığı en önemli süreçtir. Bu süreci doğru bir yastıkla desteklemek, yaşam kalitesini belirleyen en temel adımlardan biridir" diyerek bilinçli alışveriş yapılması ve yastıkların düzenli kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Uyku kalitesini artırmak, omurga sağlığını korumak ve uzun vadeli sorunları önlemek için yastık seçimini şansa bırakmamak gerektiğinin altını çizdi. Pek çok kişi yumuşak yastıkların daha konforlu olduğunu düşünse de uzmanlar bu noktada önemli bir hatırlatma yapıyor: Yumuşaklık her zaman destek anlamına gelmiyor. Vücudu yeterince desteklemeyen yastıklar, kısa vadede rahat hissettirse de uzun vadede omurgada ciddi sorunlara neden olabiliyor. Doç. Dr. Çınar, "Yastık seçiminde asıl önemli olan şey, rahatlık değil, boyun ve omurga için doğru desteği sağlamasıdır" dedi.
Ferdi Zeyrek’in sağlık durumu ciddiyetini koruyor
09 Haziran 2025 Pazartesi - 12:08 Ferdi Zeyrek’in sağlık durumu ciddiyetini koruyor Evinde elektrik akımına kapılarak yoğun bakıma kaldırılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in durumunda herhangi bir değişim olmadığı açıklandı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Dünden bugüne iyi yönde bir gelişme yok. Ama negatif yönde de bir gelişme yok" diyerek iyileştirme süreci için gereken tüm tıbbi uygulamaların uygulandığını ve şu aşamada uyandırmayı düşünmediklerini söyledi. Bayramın ilk günü akşamında evindeki havuzun makine dairesinde elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakımdaki tedavisi 60 saati geride bıraktı. Başkan Zeyrek’in son sağlık durumuyla ilgili Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu bilgilendirmede bulundu. "Durumunda herhangi bir gelişme yok" Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki 60 saati geride bıraktığını aktaran Prof. Dr. İsmet Topçu, "Ferdi Zeyrek başkanımızın hastaneye yatışının 60. saati ve tedavi sürecinin 3’üncü gününe girdik. Bildiğiniz üzere elektrik akımına kapılması sonrası yaklaşık 70 dakika yapılan kalp ritmi canlandırma, canlandırma sonrası alınan yanıt sonrası yoğun bakım süreci devam ediyor. Bugün itibariyle dünden daha farklı olarak tedavimiz yine yoğun bakımda üst düzey devam ediyor. Ama dün ile bugün arasında bakıldığında iyi yönde bir gelişme yok. Ama negatif yönde de bir gelişme yok. Mevcut tedavisi, yine mücadelesi, hayatta kalma mücadelesi devam ediyor. Söyleyeceğim, bunun dışında tüm teknik ekip, ekipman anlamında tüm ihtiyaçlar karşılanıyor. Onlarla ilgili bir sıkıntımız yok. Ama söylediğim gibi yine hem kalbinin hem akciğer oksijenlenmesinin sağlanması, bir de böbreklerin diyaliz fonksiyonlarının sürdürülmesi işlemleri ve yoğun bakımda devam ediyor. Bunlarla ilgili tüm bilgilendirmelerle yine gerek başka konularda uzmanlarıyla birlikte değerlendirmelerle süreç devam ediyor. Dünden daha farklı bir gelişme maalesef yok. Yeni bir gelişme yok. Tabii bu süreçte başta rektörümüz yine Sayın Valimiz artı Bakanımız, Bakan yardımcılarımız sürekli olarak istişare halindeyiz. Onların destekleri hem çalışan ekibimizin motivasyon anlamında çok değerli." dedi. Bir gazetecinin ilk 48 saat ve 72 saat hakkındaki sorusunu yanıtlayan Topçu, "İlk 48 saatte şu olur, 72 saatte şu olur tarzında bir şey olmuyor. Öyle bir sınıflandırma yok. Bunlarda tabii bu çok ciddi hasarı olan hastaların yoğun bakım süreçlerini takibinde şu an sadece hayatta kalması için ve oluşabilecek komplikasyonun önlenmesi adına devam ediyor. Tabii bu süreç içerisinde organ, hasar gören organların kendisini yenilemesi, iyileşmesi bekleniyor. Tabii bunların iyileşmesi için gerekirse oksijenlenmesi ya da destek, kalbin daha iyi atması anlamında ya da beynin fonksiyonlarının düzelmesi anlamında desteklerde bulunuyoruz. Ama bu sürecin bir ifadesi olmuyor. Yani ‘şu saat itibariyle şu olur, şu saat olmazsa şu olmaz’ şeklinde bir derecelendirme doğru bir derecelendirme değil. Böyle bir şey de yok. Sınıflandırma da yok. Şu an dediğim gibi yoğun bakım tedavisi süreç devam ediyor. İyileştirme süreci için gereken tüm tıbbi uygulamalar uygulanıyor. Geldiği saat itibariyle zaten diyalize bağlanmıştı. Destek anlamında. Sonuçta tabii belli bir süre organ perfüzyonu ya daha doğrusu organların beslenmesini sağlayacak şey yoktu. Çünkü uzunca bir süre kalbi durmuştu bildiğiniz üzere. Tabii bu da sonuçta tüm organlar olduğu gibi böbreğin de beslenmesini etkiledi. Böbreğin fonksiyonlarını yapmasını da engelledi. Bu yüzden biz geldiği saat itibariyle yapay diyaliz yaptık. Hasta başında uygulanabilen yöntemle diyaliz yaptık. Bunun da vücudundaki kanın ya da zararlı maddelerin filtre edilmesini, vücuttan atılmasını veya idrar çıkartılmasını sağlamayı devam ediyoruz." diye konuştu. "Alanından uzmanlardan destek alıyoruz" Bir gazetecinin oluşturulan Bilim Kurulunu sorması üzerine Başhekim Topçu, "Bilim kurulu şimdi şöyle, o resmi bir bilim kurulu şeklinde değil ama tabii bu konuda çok deneyimli, çok tecrübeli, bilinen, herkes için kamu önünde bilinen uzmanlardan, değişik branşlardan, kalp cerrahisinden, kardiyolojiden, dahiliyeden, anesteziden, yoğun bakımlardan, bu uzmanlar nörolojiden, beyin cerrahisinden, bu ekiplerden yine bakanlığın da tavsiye ettiği ya da bizlerin ulaşabildiği ya da bizlere ulaşan uzmanlardan bir grup oluşturuldu. Bu grup sırasında aslında tartışılıyor. En doğruyu yapmaya çalışıyoruz. Bu sonrasında oluşturulan ortak akılla bu tedavi sürecini devam ettiriyoruz." "Şu an için uyandırmayı düşünmüyoruz" Bir gazetecinin Ferdi Zeyrek’in uyandırma işleminin ne zaman başlayacağıyla ilgili sorusu üzerine Topçu, "Tedavide şu aşamada onu düşünmüyoruz. Onun için erken buluyoruz. Daha doğrusu bu tabii benim kanaatim değil. Ben sözcü gibi burada sizlere hitap ediyorum. Ekip ortak kararı şu an için hayati fonksiyonlarını sağlama üzerine odaklanmış durumdayız. Daha sonrasında tabii ki uyandırma süreci o aşamada sağlanacak. Yani ilk 72 saatin ardından da uyutulmaya devam edilebilir. Hasar olmasa zaten bu işte kalbine akciğerlerine ya da böbreklerine destek olmazdık. Onlarda hasarlanma var. Maalesef hasarlanma var. Tabii ki bu ciddi elektrik yanığı yüksek voltajlı bu hasarlanma mevcut." dedi. "Ziyaretçi akınını azaltmak gerekiyor" Başhekim Topçu’nun ardından söz alan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise şunları söyledi: "Dualarınız için çok çok teşekkür ediyoruz. Öncelikle tüm Celal Bayar çalışanlarına, sağlık çalışanlarına, sağlık emekçilerine, bakanlığımıza, valimize, sağlık müdürlüğümüze çok çok teşekkür ederek başlamak istiyoruz. Türkiye’den akın akın insanlar geliyorlar buraya. Hani iyi niyetlerini, dualarını bildirmek için dışarıda insanlar dua ediyorlar. Sabahtan akşama kadar sürekli gelenimiz, gidenimiz, yakın çevredeki belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, herkes burada. Sayın genel başkanımız sabahtan itibaren gece yarılarına kadar burada hep birlikte bekliyoruz. Gelen kişilerin iyi dileklerini kabul etmek için hep birlikte buradayız. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Sadece ben, bir il başkanı olarak şunu rica etmek istiyorum. Biliyorsunuz ki burası bir hastane ve bugün bayramın son günü. Yarın artık hayat normal rutinine dönecek ve biliyorsunuz ki Celal Bayar Üniversitesi’nde günlük 6-7 bin hasta ve yakınlarının giriş ve çıkışları var. O yüzden bu konuda biraz daha hassasiyet isteyeceğiz artık. Çünkü evet bayramda biraz daha burası bize ait gibiydi ama başka hastaların da öncelikleri olduğunu, herkesin hastasının kendisi için çok kıymetli olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Bu konuda hassasiyet de rica ederim. O yüzden biraz daha artık dışarıdaki ziyaretçi akını azaltma noktasında herkesten dua bekliyoruz. Herkes lütfen iyi dileklerini, iyi enerjilerini, güzel dualarını bizlere gönderirse bizim için çok kıymetli."
Aşırı kırmızı et tüketimi kanser riski taşıyor
09 Haziran 2025 Pazartesi - 11:51 Aşırı kırmızı et tüketimi kanser riski taşıyor Dünya genelinde ölümlere neden olan kanser riskini azaltmak için birçok adım atıldığını belirten uzmanlar, her ne kadar sağlıklı olsa da aşırı tüketimle kırmızı etin de kolon, rektum ve prostat kanseri riskini artırabildiğini söyledi. Aşırı miktarda kırmızı et tüketiminin kolon, rektum ve prostatkanseri riskini artırdığını dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Aşırı kilo ve yetersiz fiziksel aktivite göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabilir" diyerek "Salamura et ve şarküteri tüketimi de kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırabilmektedir. Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasalların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir" dedi. "Vücudun su ihtiyacını karşılayın" Vücudun su ve mineral ihtiyacının dengeli olarak karşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2.5 litredir. Bunun 1 litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken, kalan 1.5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az 4 porsiyon meyve tüketilmeli, mevsim meyveleri tercih edilmeli. Meyvelerin farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketilebilir. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketilmesi gerekir" diye konuştu. "Balığı ihmal etmeyin" Nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin kırmızı etten daha fazla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, önerdiği besinleri şöyle sıraladı: "Haftada bir, mümkünse iki ya da üç kez balık tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durulmalı. Özellikle semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir." "Kansere karşı koruma sağlayacak tek bir besin yok" Zeytinyağının Akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini söyleyen Prof. Dr. Nilüfer Avcı, özellikle sızma zeytinyağının rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerdiğini vurgulayarak, "Polifenol tüketimi, kanser vakaları ve kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır. Ayrıca soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir" dedi. "Beslenmeyle birlikte spor yapın ve stresinizi yönetin" Sağlıklı beslenmenin tek başına yeterli olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım, bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur" diye konuştu.
Çocuklarda hipertansiyon gizlice ilerliyor
09 Haziran 2025 Pazartesi - 10:04 Çocuklarda hipertansiyon gizlice ilerliyor Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cenap Zeybek, çocuklarda hipertansiyonun sinsi ilerlediğini ve çoğu zaman geç fark edildiğini ifade ederek, çocukların tansiyonlarının düzenli ölçülmemesinin, bu "sessiz düşmanın" belirlenmesini geciktirdiğini belirtiyor. "Çocukların dünyasında gözden kaçan hipertansiyon, sinsi bir düşman. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve bu nedenle çok geç fark edilen bu sağlık sorunu, küçük kalpler için büyük risk taşıyor. Türkiye’de maalesef çocukların tansiyon ölçümleri yeterince yapılmıyor" açıklaması yapan MedipolMega Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cenap Zeybek, özellikle kardiyolojiye yolu düşmemiş evlatlarda yüksek tansiyonun belirlenmesinin geciktiğini aktarıyor. Zira, yetişkinlerle kıyaslandığında hem nedenleri hem de tedavi yolları farklılık gösteren çocukluk çağı hipertansiyonunun mutlaka ciddiye alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Zeybek, konunun önemine dikkat çekiyor. Çocuklarda tansiyon ölçme alışkanlığı yok Hipertansiyonun çocukluk çağında genellikle geç fark edildiğini dile getiren Prof. Dr. Zeybek, "Ülkemizde çocuklarda rutin tansiyon ölçme alışkanlığı bulunmuyor. Bu nedenle özellikle kardiyoloji takibi olmayan çocuklarda hipertansiyon kolay kolay fark edilmiyor. Ancak ergenlik döneminde ölçümlerle birlikte tanı konulabiliyor" dedi. Çocuklarda hipertansiyonun erişkinlere kıyasla daha çok yapısal nedenlere dayandığını vurgulayan Prof. Dr. Zeybek, "Erişkinlerde obezite, diyabet, sigara gibi faktörler öne çıkarken, çocuklarda böbrek, böbrek üstü bezi, kalp ve endokrin sistemle ilgili problemler hipertansiyona neden olabiliyor. Bu nedenle tanı ve tedavi daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiriyor" diye konuştu. "Yaşa göre değişen değerler dikkate alınmalı" Çocuklarda kan basıncı değerlendirmesinin yaşa, kiloya ve boyuta göre farklılık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Zeybek, "Erişkinde 140/90mmHg’nin üzeri hipertansiyon sayılırken, çocuklarda her yaş grubuna özel tansiyon aralıkları var. Bu yüzden her yaşa özel değerlendirme yapılmalı. Çocuk endokrinolojisi, çocuk nefrolojisi, kardiyoloji, diyetisyen gibi farklı branşların ortak takibiyle hipertansiyon kontrol altına alınabiliyor. Öncelikle altta yatan nedenin tespit edilip o nedene yönelik tedavi planlanmalı" dedi. Yaşam tarzı değişikliği şart Ergenlik dönemde görülen hipertansiyonda yaşam tarzı değişikliklerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zeybek, "Özellikle fast food tüketimi, aşırı tuz, hareketsizlik ve obezite hipertansiyon riskini artırıyor. Çocukların düzenli spor yapması ve aktif yaşam tarzı benimsemesi, tansiyonun kontrolü açısından hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Bebekler denize 6 ayı dolunca, havuza 1 yaşını geçtikten sonra girebilir
09 Haziran 2025 Pazartesi - 09:11 Bebekler denize 6 ayı dolunca, havuza 1 yaşını geçtikten sonra girebilir Çocuk Hastalıkları Uzman Dr. Özge Yurtseven, yaz aylarının gelmesi ile birlikte serinlemek amaçlı girilen suların hasta edebileceğini, dere, göl, nehir gibi yerlere girilmemesi gerektiği, deniz ve havuza girilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Yurtseven ayrıca bebeklerin de 6. ayı doldurduktan sonra denize girebileceklerini, havuza ise 1 yaşını geçtikten sonra girebileceklerini bildirdi. Hava sıcaklıklarının artmasıyla çocukları ile birlikte tatile giden veya çocuklarının serinlemesini isteyen aileler havuz veya denize giderken, bazı aileler de dere, nehir, göl kenarlarına giderek serinlemeye çalışıyor. Fakat, önlem alınmadan çocuklar suya girdiğinde bazı enfeksiyon hastalıkları tetikleniyor. Havuza giren çocuklara sıvı desteği verilmeli Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzman Dr. Özge Yurtseven de serinlemek amaçlı gidilen yerlerde özellikle çocuklar için ailelere uyarılarda bulundu. Çocukların havuzda susuz kalabileceğini bu nedenle sıvı desteği verilmesi gerektiğini işaret eden Dr. Özge Yurtseven, "Havalar ısınmaya başladı. Deniz ve havuz sezonu açıldı. Fakat dere, nehir ve göl gibi yerler çocuklar için kesinlikle tehlikeli. Mümkünse çocuklar böyle alanlara girmesinler. Havuzlar veya denizler tercih edilmesi gerekiyor. Bebekler 6 ayı geçtiği zaman veya 7 kiloyu geçtiği zaman denize girebilirler. Havuz için ise 1 yaşı geçmesini beklememiz gerekiyor. Ailelerin temizliğine güvendiği havuzları tercih etmesi gerekiyor. Kalabalık havuzlarda bazen enfeksiyonlarla karşılaşabiliyoruz. Çocuklar böyle havuzlara girdiği zaman idrar yolu enfeksiyonu kapabilirler. İshal salgını olabilir, kulak enfeksiyonu veya göz enfeksiyonu kapabilir. Çocuk havuzda sıvısız kalabilir. Bu açıdan dikkat etmekte fayda var. Havuza giren çocuklarda sıvı desteğini meyve suyunu meyvelerini meyve sularını vermemiz lazım. Bazen havuzlarda çocuklar kayma nedeniyle düşmeler meydana gelebiliyor. Bunun için patik gibi terlikler var bundan edinilmesi gerekiyor. Bunu çocuklar giymeli o şekilde havuza gitmeli. Bir çocuk havuza girdiği zaman mutlaka ebeveynleri veya orada bulunan bir yetişkin tarafından kontrol edilmesi gerekiyor sürekli takip edilmesi gerekiyor. Yaşanabilecek tehlikelere de ani müdahale edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. "Mineralli güneş kremi kullanılmalı" Hem filtreli hem de mineralli güneş kremleri olduğunu belirten Dr. Yurtseven, "Havuz veya denize girerken güneş kremlerinden de bahsedilmesi gerekiyor. Biz çocuklara altı aydan sonra güneş kreminin kullanılmasını kesinlikle öneriyoruz. Güneş kremlerinin içerisinde kimyasal filtreler ve mineralli filtreler var. Biz mineralli filtreler kullanılmasını öneriyoruz. Çocukların güneş kremlerini 2 saatte bir yenilemeleri gerekiyor. Havuza, denize, suya girildiği zaman sürülmeli çıktığı zamanda sürülmeli. Güneş kreminin yanında ayrıca UV korumalı şapkalar ve mayoları bulunuyor. Mümkün ise bunları tercih etmelerini istiyoruz" dedi.
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
08 Haziran 2025 Pazar - 13:10 Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor." dedi.Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu."Hasar büyük bir hasar"Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise getirilme acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda." dedi."Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz"Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu."Ciddi elektrik yanığı"Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu saptayabilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor." ifadelerini kullandı."Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah"Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi."Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi"Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum."Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.
Dayanılmaz ağrıları dindiriyorlar hastalar taburcu olmak istemiyor
08 Haziran 2025 Pazar - 12:21 Dayanılmaz ağrıları dindiriyorlar hastalar taburcu olmak istemiyor Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 21 Nisan’da hizmete giren Palyatif Merkezi, kanser hastaları ve yoğun bakımdan çıkan hastalara umut oluyor. Merkezde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi, "Ağrılarım kesildi. Çok memnunum" ifadelerini kullanırken, Çelebi’ye refakat eden kızı Derya Büyükgöz ise, "Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor" şeklinde konuştu. Döşemealtı Devlet Hastanesi bünyesinde 21 Nisan’da hizmete başlayan Palyatif Merkezi, ağır hastalıklarla mücadele eden hastalara ve hasta yakınlarına destek sağlıyor. Kanser hastaları ile yoğun bakımdan çıkan hastaların ağrılarını hafifletmeye ve bakım süreçlerini kolaylaştırmaya yönelik hizmet veren merkez, bugüne kadar sekiz hastayı taburcu etti. Merkezde görev yapan Anestezi Uzmanı Dr. Osman Çelik, palyatif bakımın multidisipliner bir yaklaşımla yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: "Palyatif merkezimiz 21 Nisan itibariyle ilk hasta kabulüne başladı. Bugün itibariyle sekizinci hastamızı taburcu etmiş bulunmaktayız. Palyatif bakım multidisipliner bir disiplin. Diyetisyenler, fizyoterapistler, hemşirelerle birlikte bu bakımı yapıyoruz. Anestezi hekimleri olarak da burada aylık rotasyon şeklinde hizmet veriyoruz." "Dayanılmaz ağrılara müdahale ediyoruz" Dr. Çelik, merkezin temel amacının ağrıların azaltılması ve hasta yakınlarının bakım konusunda bilgilendirilmesi olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Kanser hastaları ya da yoğun bakımdan çıkan hastalara yönelik evde bakım eğitimleri yapıyoruz. Ağrıları hafifletmek için basamak tedavileri uyguluyoruz. Anestezi uzmanı olmamızın avantajıyla hem medikal hem de girişimsel tedavilerle hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar elde ediyoruz. Taburcu olan hastalarımız buradan ayrılırken çok memnun olduklarını ifade ediyorlar." "Multidisipliner bakım" Merkezde fizik tedavi uygulamalarının da yapıldığını belirten Dr. Osman Çelik, "Fizik tedavi hizmetiyle hastaların kas egzersizlerini de yaptırıyoruz. Bu süreçte hem ağrıların kontrolü hem de beslenme ve hareket kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Tek başımıza değil, tüm ekip olarak bu hizmeti veriyoruz" dedi. "Dayanılmaz ağrıları vardı" Palyatif Merkezi’nde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi ise şu ifadeleri kullandı: "Şu anda iyiyim. Ağrılarım kesildi. Allah razı olsun hocamdan. İyiyim, çok iyiyim. Memnunum. Ayak şikâyetiyle çok sancım vardı. Yine oluyor da hocam bir iğne vuruyor, azaltıyor." Emine Çelebi’nin kızı Derya Büyükgöz de merkezde verilen hizmetten duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi: "Annem diyabetik ayakla geldi, ayağı ampute oldu, beş parmağı. Buraya geldiğinde çok sancıları vardı. Narkotik ilaçlarla duruyordu. Burada Osman hocamız sağ olsun, bacağından yaptığı iğneyle siniri tamamen uyuşturdu. Şu anda ağrısı yok. Çok memnunuz. Bu hastanede, personelinden doktoruna herkes çok iyi, çok güler yüzlü. Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor." Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde hizmete başlayan Palyatif Merkezi’nin, ileri evre hastalıklarla mücadele eden hastalar ve hasta yakınları için önemli bir destek noktası olması hedefleniyor.
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
08 Haziran 2025 Pazar - 12:18 Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor" dedi. Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Hasar büyük bir hasar" Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise ulaştırılma, acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda" dedi. "Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz" Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ciddi elektrik yanığı" Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu tespit edebilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah" Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi" Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum." Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.