Son Dakika
|
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Manisa’yı dolu vurdu
Küba'da elektrik krizi: Halk sokaklara döküldü
Batman’da park halindeki otomobil yandı
Trendyol Süper Lig’de 34. ve son hafta heyecanı
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Çin Devlet Başkanı Xi, ABD Başkanı Trump’ı resmi törenle karşıladı
SAĞLIK
Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02:13
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:27
Iğdır Devlet Hastanesine yeni MR cihazı
Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi bünyesine yeni MR (Manyetik Rezonans) cihazı kazandırıldı. Konuyla ilgili olarak Hastane yönetimince yapılan açıklamada, "Modern teknolojiye sahip yeni cihazımız sayesinde vatandaşlarımıza daha hızlı, kaliteli ve güvenilir görüntüleme hizmeti sunulması hedeflenmektedir. Tanı ve tedavi süreçlerine önemli katkı sağlayacak olan MR cihazımız, sağlık hizmetlerimizin güçlenmesine büyük destek olacaktır. Yeni cihazımızın ilimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dileriz" denildi. Açılış programına, İl Sağlık Müdürü Dr. Abaset Bağcı, Başhekim Uzm. Dr. Cafer Koçak ve yöneticiler katıldı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:23
Aydın’da eczacılar günlerini kutladı
Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 14:59
Sağlıkta sahte imza iddiasını Genç Sağlık Sendikası yargıya taşıdı
Adana’da sağlık çalışanlarının imzaları taklit edilerek başka bir sendikaya üye yapıldığı iddiaları üzerine Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, "Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. İddiaya göre, Adana’daki çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan kamu çalışanlarının, bilgileri ve onayları dışında, imzaları taklit edilerek usulsüz bir şekilde sendika üyesi yapıldıkları öne sürüldü. İddialar hakkında Genç Sağlık Sendikası, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Sendika üyeleri Adana Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması yapıp konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. "Bu durum düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, 120 üyelerinin sahte belgelerle başka sendikaya üye yapıldığını öne sürerek, "Bu durum ne sendikal etikle ne de hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Sendikal rekabet emekle, projeyle, alın teriyle ve üyeye sunulan hizmetle yapılır. Sahte belge düzenlemek, iradeleri manipüle etmek ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmak açıkça suç teşkil etmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bazı çevrelerin kaybetme korkusunu ve içine düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız" e-Devlet sistemiyle sendika üyeliğinin yapılması gerektiğini savunan İlboğa, daha sonra şunları söyledi: "Bu tür sahteciliklerin ve irade gaspının önüne geçmenin en etkili yolu, sendika üyelik ve çekilme işlemlerinin tamamen e-Devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilmesidir. Islak imza ile yürütülen süreçler maalesef suistimale açık bir zemin oluşturmaktadır. Çalışanların gerçek iradesinin korunması, sahte belgelerin önlenmesi ve sendikal güvenliğin sağlanması için üyelik işlemlerinin yalnızca e-Devlet üzerinden yapılması artık zorunluluktur. Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Bizler bugüne kadar kimsenin hakkına göz dikmedik. Hiç kimsenin emeğine el uzatmadık. Ancak kendi hakkımızın yenmesine de asla sessiz kalmayacağız. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecek. Çünkü üyelerimizin iradesi satın alınamaz, baskıyla yönlendirilemez, sahte belgelerle gasp edilemez. Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız." "Sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" Genç Sağlık Sendikası Adana Şube Başkanı Kadir Demirci ise, "Bizler sağlık çalışanlarıyız. Gece gündüz demeden, insan hayatı için emek veren, fedakarlıkla görev yapan bir meslek grubuyuz. Ancak ne yazık ki bazı yapılar çalışanların haberi olmadan, açık rızasını almadan, hatta sahte imza ve usulsüz belgelerle sendikal üyelik süreçlerini manipüle etmeye çalıştığına yönelik son derece ciddi iddialar tarafımıza ulaşmaktadır. Sendikal özgürlük, anayasal bir haktır. Bir çalışanın hangi sendikaya üye olacağına yalnızca kendisi karar verir. Baskıyla, usulsüzlükle, habersiz üyeliklerle veya sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
09 Haziran 2025 Pazartesi - 12:56
Boyun ağrısıyla uyanıyorsanız dikkat
Yanlış yastık seçimi boyun fıtığı, baş ağrısı ve uykusuzluğa yol açabiliyor. Doç. Dr. Çiğdem Çınar, doğru yastık seçimiyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Çiğdem Çınar, yanlış yastık kullanımının omurga sağlığına zarar verdiğini belirterek, "Doğru yastık seçilmediğinde zamanla boyun düzleşmesi, sinir sıkışmaları ve hatta boyun fıtığı oluşabilir" dedi. Yanlış yastık sadece uykunuzu değil, sağlığınızı da bozuyor Yastık seçimi, pek çok kişi tarafından önemsiz bir detay gibi görülse de, uzmanlara göre bu küçük tercih, uzun vadede sağlık üzerinde ciddi etkilere neden olabiliyor. Doğru yastık seçilmediğinde yalnızca uyku kalitesinin değil, omurga sağlığının da olumsuz etkilendiğini belirten Doç. Dr. Çiğdem Çınar, yastığın yalnızca başı değil, boyun ve omurgayı da desteklemesi gerektiğini söyledi. Çınar, "Yastığınız size gerekli desteği sağlamıyorsa, sabah dinlenmiş değil; yorgun, ağrılı ve gergin uyanırsınız. Bu sadece konfor değil, doğrudan sağlık meselesidir" ifadelerini kullandı. Bu belirtiler varsa yastığınız size zarar veriyor olabilir Doç. Dr. Çiğdem Çınar, sabahları boyun ve ense ağrısıyla uyanan, gün içinde baş ağrısı veya migren şikâyetleri artan, gece horlayan ya da ağzı açık uyuyan, uyandıktan sonra baş dönmesi veya denge problemi yaşayan ve gün boyu yorgunluk ya da odaklanma zorluğu çeken kişilerin kullandıkları yastığı mutlaka gözden geçirmesi gerektiğini söyledi. Uzun vadede bazı hastalıklara yol açabilir Yastığın yanlış seçilmesi yalnızca geçici rahatsızlıklara değil, uzun vadede kalıcı sağlık problemlerine de neden olabiliyor. Doç. Dr. Çiğdem Çınar’a göre bu sorunlar arasında boyun fıtığı, kas spazmları ve duruş (postür) bozuklukları, kronik baş ağrıları, uyku apnesi ve horlama gibi solunum problemleri ile sinir sıkışmalarına bağlı olarak gelişen kol ağrısı ve uyuşmalar yer alıyor. Uyku pozisyonuna göre altın kurallar Her bireyin uyku pozisyonu farklı olduğu için, kullanılan yastığın da buna uygun olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Çiğdem Çınar, doğru yastık seçiminde ilk kriterin kişinin uyuma şekli olduğunu belirtti. Yan yatan kişilerin omuz genişliğini destekleyecek, yüksek ve sert yastıklar tercih etmesi gerektiğini ifade eden Çınar, sırtüstü uyuyanlar için ise orta kalınlıkta ve boyun desteği sağlayan ergonomik yastıkların uygun olduğunu söyledi. Çınar, yüzüstü uyuyanlar için ince ve yumuşak yastıkları önerirken, bu pozisyonun boyun sağlığı açısından riskli olduğunu ve mümkünse tercih edilmemesi gerektiğini belirtti. Alerjik bünyeye sahip bireylerin ise hipoalerjenik ve yıkanabilir özellikteki yastıkları tercih etmesini tavsiye etti. Yastık 2-3 yılda bir değiştirilmeli Yastıkların ortalama iki ila üç yılda bir değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Çiğdem Çınar, "Zamanla yastığın iç dolgusu formunu kaybediyor, içinde bakteri, toz akarları ve nem birikiyor. Bu durum, hem yastığın destek özelliğini azaltıyor hem de sağlığı tehdit eden unsurları beraberinde getiriyor" dedi. Yastık kullanımında sağlıklı bir yaklaşım için önemli önerilerde bulunan Çınar, özellikle sabah uyanıldığında ağrı hissediliyorsa yastığın değiştirilmesinin şart olduğunu vurguladı. Uyku pozisyonuna uygun yastık seçiminin önemine dikkat çeken Çınar, yastığın formunun bozulmuş olması durumunda zaman kaybetmeden yenilenmesi gerektiğini ifade ederken, malzeme tercihlerinde ise lateks ya da hafızalı sünger gibi destekleyici ürünlerin tercih edilmesini önerdi. Çınar, alerjiye yatkın bireyler içinse yıkanabilir, pamuklu kılıflarla kullanılan hipoalerjenikyastıkların daha sağlıklı bir seçim olacağı belirtti. "Yastığınız sizi hasta etmesin" Doç. Dr. Çınar, "Uyku, vücudun kendini onardığı en önemli süreçtir. Bu süreci doğru bir yastıkla desteklemek, yaşam kalitesini belirleyen en temel adımlardan biridir" diyerek bilinçli alışveriş yapılması ve yastıkların düzenli kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Uyku kalitesini artırmak, omurga sağlığını korumak ve uzun vadeli sorunları önlemek için yastık seçimini şansa bırakmamak gerektiğinin altını çizdi. Pek çok kişi yumuşak yastıkların daha konforlu olduğunu düşünse de uzmanlar bu noktada önemli bir hatırlatma yapıyor: Yumuşaklık her zaman destek anlamına gelmiyor. Vücudu yeterince desteklemeyen yastıklar, kısa vadede rahat hissettirse de uzun vadede omurgada ciddi sorunlara neden olabiliyor. Doç. Dr. Çınar, "Yastık seçiminde asıl önemli olan şey, rahatlık değil, boyun ve omurga için doğru desteği sağlamasıdır" dedi.
09 Haziran 2025 Pazartesi - 12:08
Ferdi Zeyrek’in sağlık durumu ciddiyetini koruyor
Evinde elektrik akımına kapılarak yoğun bakıma kaldırılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in durumunda herhangi bir değişim olmadığı açıklandı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Dünden bugüne iyi yönde bir gelişme yok. Ama negatif yönde de bir gelişme yok" diyerek iyileştirme süreci için gereken tüm tıbbi uygulamaların uygulandığını ve şu aşamada uyandırmayı düşünmediklerini söyledi. Bayramın ilk günü akşamında evindeki havuzun makine dairesinde elektrik akımına kapılarak ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakımdaki tedavisi 60 saati geride bıraktı. Başkan Zeyrek’in son sağlık durumuyla ilgili Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu bilgilendirmede bulundu. "Durumunda herhangi bir gelişme yok" Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki 60 saati geride bıraktığını aktaran Prof. Dr. İsmet Topçu, "Ferdi Zeyrek başkanımızın hastaneye yatışının 60. saati ve tedavi sürecinin 3’üncü gününe girdik. Bildiğiniz üzere elektrik akımına kapılması sonrası yaklaşık 70 dakika yapılan kalp ritmi canlandırma, canlandırma sonrası alınan yanıt sonrası yoğun bakım süreci devam ediyor. Bugün itibariyle dünden daha farklı olarak tedavimiz yine yoğun bakımda üst düzey devam ediyor. Ama dün ile bugün arasında bakıldığında iyi yönde bir gelişme yok. Ama negatif yönde de bir gelişme yok. Mevcut tedavisi, yine mücadelesi, hayatta kalma mücadelesi devam ediyor. Söyleyeceğim, bunun dışında tüm teknik ekip, ekipman anlamında tüm ihtiyaçlar karşılanıyor. Onlarla ilgili bir sıkıntımız yok. Ama söylediğim gibi yine hem kalbinin hem akciğer oksijenlenmesinin sağlanması, bir de böbreklerin diyaliz fonksiyonlarının sürdürülmesi işlemleri ve yoğun bakımda devam ediyor. Bunlarla ilgili tüm bilgilendirmelerle yine gerek başka konularda uzmanlarıyla birlikte değerlendirmelerle süreç devam ediyor. Dünden daha farklı bir gelişme maalesef yok. Yeni bir gelişme yok. Tabii bu süreçte başta rektörümüz yine Sayın Valimiz artı Bakanımız, Bakan yardımcılarımız sürekli olarak istişare halindeyiz. Onların destekleri hem çalışan ekibimizin motivasyon anlamında çok değerli." dedi. Bir gazetecinin ilk 48 saat ve 72 saat hakkındaki sorusunu yanıtlayan Topçu, "İlk 48 saatte şu olur, 72 saatte şu olur tarzında bir şey olmuyor. Öyle bir sınıflandırma yok. Bunlarda tabii bu çok ciddi hasarı olan hastaların yoğun bakım süreçlerini takibinde şu an sadece hayatta kalması için ve oluşabilecek komplikasyonun önlenmesi adına devam ediyor. Tabii bu süreç içerisinde organ, hasar gören organların kendisini yenilemesi, iyileşmesi bekleniyor. Tabii bunların iyileşmesi için gerekirse oksijenlenmesi ya da destek, kalbin daha iyi atması anlamında ya da beynin fonksiyonlarının düzelmesi anlamında desteklerde bulunuyoruz. Ama bu sürecin bir ifadesi olmuyor. Yani ‘şu saat itibariyle şu olur, şu saat olmazsa şu olmaz’ şeklinde bir derecelendirme doğru bir derecelendirme değil. Böyle bir şey de yok. Sınıflandırma da yok. Şu an dediğim gibi yoğun bakım tedavisi süreç devam ediyor. İyileştirme süreci için gereken tüm tıbbi uygulamalar uygulanıyor. Geldiği saat itibariyle zaten diyalize bağlanmıştı. Destek anlamında. Sonuçta tabii belli bir süre organ perfüzyonu ya daha doğrusu organların beslenmesini sağlayacak şey yoktu. Çünkü uzunca bir süre kalbi durmuştu bildiğiniz üzere. Tabii bu da sonuçta tüm organlar olduğu gibi böbreğin de beslenmesini etkiledi. Böbreğin fonksiyonlarını yapmasını da engelledi. Bu yüzden biz geldiği saat itibariyle yapay diyaliz yaptık. Hasta başında uygulanabilen yöntemle diyaliz yaptık. Bunun da vücudundaki kanın ya da zararlı maddelerin filtre edilmesini, vücuttan atılmasını veya idrar çıkartılmasını sağlamayı devam ediyoruz." diye konuştu. "Alanından uzmanlardan destek alıyoruz" Bir gazetecinin oluşturulan Bilim Kurulunu sorması üzerine Başhekim Topçu, "Bilim kurulu şimdi şöyle, o resmi bir bilim kurulu şeklinde değil ama tabii bu konuda çok deneyimli, çok tecrübeli, bilinen, herkes için kamu önünde bilinen uzmanlardan, değişik branşlardan, kalp cerrahisinden, kardiyolojiden, dahiliyeden, anesteziden, yoğun bakımlardan, bu uzmanlar nörolojiden, beyin cerrahisinden, bu ekiplerden yine bakanlığın da tavsiye ettiği ya da bizlerin ulaşabildiği ya da bizlere ulaşan uzmanlardan bir grup oluşturuldu. Bu grup sırasında aslında tartışılıyor. En doğruyu yapmaya çalışıyoruz. Bu sonrasında oluşturulan ortak akılla bu tedavi sürecini devam ettiriyoruz." "Şu an için uyandırmayı düşünmüyoruz" Bir gazetecinin Ferdi Zeyrek’in uyandırma işleminin ne zaman başlayacağıyla ilgili sorusu üzerine Topçu, "Tedavide şu aşamada onu düşünmüyoruz. Onun için erken buluyoruz. Daha doğrusu bu tabii benim kanaatim değil. Ben sözcü gibi burada sizlere hitap ediyorum. Ekip ortak kararı şu an için hayati fonksiyonlarını sağlama üzerine odaklanmış durumdayız. Daha sonrasında tabii ki uyandırma süreci o aşamada sağlanacak. Yani ilk 72 saatin ardından da uyutulmaya devam edilebilir. Hasar olmasa zaten bu işte kalbine akciğerlerine ya da böbreklerine destek olmazdık. Onlarda hasarlanma var. Maalesef hasarlanma var. Tabii ki bu ciddi elektrik yanığı yüksek voltajlı bu hasarlanma mevcut." dedi. "Ziyaretçi akınını azaltmak gerekiyor" Başhekim Topçu’nun ardından söz alan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise şunları söyledi: "Dualarınız için çok çok teşekkür ediyoruz. Öncelikle tüm Celal Bayar çalışanlarına, sağlık çalışanlarına, sağlık emekçilerine, bakanlığımıza, valimize, sağlık müdürlüğümüze çok çok teşekkür ederek başlamak istiyoruz. Türkiye’den akın akın insanlar geliyorlar buraya. Hani iyi niyetlerini, dualarını bildirmek için dışarıda insanlar dua ediyorlar. Sabahtan akşama kadar sürekli gelenimiz, gidenimiz, yakın çevredeki belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, herkes burada. Sayın genel başkanımız sabahtan itibaren gece yarılarına kadar burada hep birlikte bekliyoruz. Gelen kişilerin iyi dileklerini kabul etmek için hep birlikte buradayız. Herkese çok teşekkür ediyoruz. Sadece ben, bir il başkanı olarak şunu rica etmek istiyorum. Biliyorsunuz ki burası bir hastane ve bugün bayramın son günü. Yarın artık hayat normal rutinine dönecek ve biliyorsunuz ki Celal Bayar Üniversitesi’nde günlük 6-7 bin hasta ve yakınlarının giriş ve çıkışları var. O yüzden bu konuda biraz daha hassasiyet isteyeceğiz artık. Çünkü evet bayramda biraz daha burası bize ait gibiydi ama başka hastaların da öncelikleri olduğunu, herkesin hastasının kendisi için çok kıymetli olduğunu bir kere daha hatırlatmak isterim. Bu konuda hassasiyet de rica ederim. O yüzden biraz daha artık dışarıdaki ziyaretçi akını azaltma noktasında herkesten dua bekliyoruz. Herkes lütfen iyi dileklerini, iyi enerjilerini, güzel dualarını bizlere gönderirse bizim için çok kıymetli."
09 Haziran 2025 Pazartesi - 11:51
Aşırı kırmızı et tüketimi kanser riski taşıyor
Dünya genelinde ölümlere neden olan kanser riskini azaltmak için birçok adım atıldığını belirten uzmanlar, her ne kadar sağlıklı olsa da aşırı tüketimle kırmızı etin de kolon, rektum ve prostat kanseri riskini artırabildiğini söyledi. Aşırı miktarda kırmızı et tüketiminin kolon, rektum ve prostatkanseri riskini artırdığını dile getiren Medicana Bursa Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Aşırı kilo ve yetersiz fiziksel aktivite göğüs, rahim, kolon ve yemek borusu kanserine sebep olabilir" diyerek "Salamura et ve şarküteri tüketimi de kolon ve rektum kanserine yakalanma riskini artırabilmektedir. Bazı besinler toksik bileşenler içerir. Bu bileşenlerin bazıları pişirme yöntemleri sebebiyle açığa çıkar. Bazıları ise tarımda kullanılan zirai ilaç ve kimyasalların, kimyasal gübrelerin, parazit ilaçlarının kalıntılarıdır. Bu kimyasalların besinlerde bıraktığı kalıntılar insan sağlığı için son derece zararlıdır. Bu tarım ilaçlarının ilk kurbanları ise bu tehlikenin farkında olmayan çiftçilerdir. Ürünlerin hasat sonunda depolama, saklama, işleme ve arıtma teknikleri son derece önemlidir. Bu aşamalarda yapılan hatalar sağlığımız için gerekli gıdaları birer silah haline dönüştürebilir" dedi. "Vücudun su ihtiyacını karşılayın" Vücudun su ve mineral ihtiyacının dengeli olarak karşılanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Bir yetişkinin günlük su ihtiyacı 2.5 litredir. Bunun 1 litresini tükettiğimiz gıdalardan alırken, kalan 1.5 litresini içeceklerden almak gerekir. Günde en az 4 porsiyon meyve tüketilmeli, mevsim meyveleri tercih edilmeli. Meyvelerin farklı öğünlerde tüketilmesi gerekiyor. Günde bir veya iki porsiyon çiğ sebze ve en az bir porsiyon pişmiş sebze tüketilebilir. Yeşil, sarı, kırmızı sebzelerden her gün en az birer porsiyon tüketilmesi gerekir" diye konuştu. "Balığı ihmal etmeyin" Nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin kırmızı etten daha fazla tüketilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, önerdiği besinleri şöyle sıraladı: "Haftada bir, mümkünse iki ya da üç kez balık tüketilmelidir. Yapay tatlandırıcı içeren tüm içeceklerden uzak durulmalı. Özellikle semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler, antioksidan etki gösteren betakaroten ve lutein açısından zengindir. Kuarsetin tam bir antioksidan, antiinflamatuvar ve antialerjik etkiye sahiptir. Ek olarak antikanserojen kansere karşı koruyucu etkisi unutulmamalıdır. Kuarsetin daha çok soğan, elma ve karabuğdayda daha az miktarda da brüksel lahanası, lahana ve kuruyemişlerde bulunur. Domates, bir antioksidan olan likopen kaynağıdır. Ek olarak karoten ve vitamin E içerir. Likopen prostat ve akciğer kanserine karşı koruyucu özellik gösterir." "Kansere karşı koruma sağlayacak tek bir besin yok" Zeytinyağının Akdeniz ülkelerinde daha fazla tüketildiğini söyleyen Prof. Dr. Nilüfer Avcı, özellikle sızma zeytinyağının rafine zeytinyağından çok daha fazla polifenol içerdiğini vurgulayarak, "Polifenol tüketimi, kanser vakaları ve kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin görülme sıklığını azaltır. Ayrıca soğan ve sarmısak bolca tüketilmelidir. Soğan ve sarımsak güçlü bir karsinojen olan nitrozaminleri bloke ederek bizleri kansere karşı korur. Brokoli özellikle prostat kanserine karşı koruyucu rolü olan glukorafanin içerir. Kırmızı üzüm bolca resveratrol içerir. Resveratrol kansere karşı koruyucu özellik gösterirken kanser hücrelerinin büyümesini de önler. Ahududu, çilek ve yaban mersini gibi orman meyveleri antikanserojen olan elarjik asitten zengin meyvelerdir. Elarjik asit kiraz, armut, elma ve kivide de bulunur. Doğadaki birçok besin kaynağı insanın gelişimi için gereklidir" dedi. "Beslenmeyle birlikte spor yapın ve stresinizi yönetin" Sağlıklı beslenmenin tek başına yeterli olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Sağlıklı var olabilmek için sağlıklı yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Spor yapmalı, zararlı alışkanlıklardan uzak durmalı, stres faktörlerini iyi yönetebilmeli, dinlenmeli ve farklı hobiler ile uğraşmalıyız. Unutmayalım, bizi kansere karşı koruyacak veya bizim kanserimizi tedavi edebilecek tek bir besin yoktur" diye konuştu.
09 Haziran 2025 Pazartesi - 10:04
Çocuklarda hipertansiyon gizlice ilerliyor
Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cenap Zeybek, çocuklarda hipertansiyonun sinsi ilerlediğini ve çoğu zaman geç fark edildiğini ifade ederek, çocukların tansiyonlarının düzenli ölçülmemesinin, bu "sessiz düşmanın" belirlenmesini geciktirdiğini belirtiyor. "Çocukların dünyasında gözden kaçan hipertansiyon, sinsi bir düşman. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve bu nedenle çok geç fark edilen bu sağlık sorunu, küçük kalpler için büyük risk taşıyor. Türkiye’de maalesef çocukların tansiyon ölçümleri yeterince yapılmıyor" açıklaması yapan MedipolMega Üniversite Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cenap Zeybek, özellikle kardiyolojiye yolu düşmemiş evlatlarda yüksek tansiyonun belirlenmesinin geciktiğini aktarıyor. Zira, yetişkinlerle kıyaslandığında hem nedenleri hem de tedavi yolları farklılık gösteren çocukluk çağı hipertansiyonunun mutlaka ciddiye alınması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Zeybek, konunun önemine dikkat çekiyor. Çocuklarda tansiyon ölçme alışkanlığı yok Hipertansiyonun çocukluk çağında genellikle geç fark edildiğini dile getiren Prof. Dr. Zeybek, "Ülkemizde çocuklarda rutin tansiyon ölçme alışkanlığı bulunmuyor. Bu nedenle özellikle kardiyoloji takibi olmayan çocuklarda hipertansiyon kolay kolay fark edilmiyor. Ancak ergenlik döneminde ölçümlerle birlikte tanı konulabiliyor" dedi. Çocuklarda hipertansiyonun erişkinlere kıyasla daha çok yapısal nedenlere dayandığını vurgulayan Prof. Dr. Zeybek, "Erişkinlerde obezite, diyabet, sigara gibi faktörler öne çıkarken, çocuklarda böbrek, böbrek üstü bezi, kalp ve endokrin sistemle ilgili problemler hipertansiyona neden olabiliyor. Bu nedenle tanı ve tedavi daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiriyor" diye konuştu. "Yaşa göre değişen değerler dikkate alınmalı" Çocuklarda kan basıncı değerlendirmesinin yaşa, kiloya ve boyuta göre farklılık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Zeybek, "Erişkinde 140/90mmHg’nin üzeri hipertansiyon sayılırken, çocuklarda her yaş grubuna özel tansiyon aralıkları var. Bu yüzden her yaşa özel değerlendirme yapılmalı. Çocuk endokrinolojisi, çocuk nefrolojisi, kardiyoloji, diyetisyen gibi farklı branşların ortak takibiyle hipertansiyon kontrol altına alınabiliyor. Öncelikle altta yatan nedenin tespit edilip o nedene yönelik tedavi planlanmalı" dedi. Yaşam tarzı değişikliği şart Ergenlik dönemde görülen hipertansiyonda yaşam tarzı değişikliklerinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Zeybek, "Özellikle fast food tüketimi, aşırı tuz, hareketsizlik ve obezite hipertansiyon riskini artırıyor. Çocukların düzenli spor yapması ve aktif yaşam tarzı benimsemesi, tansiyonun kontrolü açısından hayati önem taşıyor" şeklinde konuştu.
09 Haziran 2025 Pazartesi - 09:11
Bebekler denize 6 ayı dolunca, havuza 1 yaşını geçtikten sonra girebilir
Çocuk Hastalıkları Uzman Dr. Özge Yurtseven, yaz aylarının gelmesi ile birlikte serinlemek amaçlı girilen suların hasta edebileceğini, dere, göl, nehir gibi yerlere girilmemesi gerektiği, deniz ve havuza girilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Yurtseven ayrıca bebeklerin de 6. ayı doldurduktan sonra denize girebileceklerini, havuza ise 1 yaşını geçtikten sonra girebileceklerini bildirdi. Hava sıcaklıklarının artmasıyla çocukları ile birlikte tatile giden veya çocuklarının serinlemesini isteyen aileler havuz veya denize giderken, bazı aileler de dere, nehir, göl kenarlarına giderek serinlemeye çalışıyor. Fakat, önlem alınmadan çocuklar suya girdiğinde bazı enfeksiyon hastalıkları tetikleniyor. Havuza giren çocuklara sıvı desteği verilmeli Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzman Dr. Özge Yurtseven de serinlemek amaçlı gidilen yerlerde özellikle çocuklar için ailelere uyarılarda bulundu. Çocukların havuzda susuz kalabileceğini bu nedenle sıvı desteği verilmesi gerektiğini işaret eden Dr. Özge Yurtseven, "Havalar ısınmaya başladı. Deniz ve havuz sezonu açıldı. Fakat dere, nehir ve göl gibi yerler çocuklar için kesinlikle tehlikeli. Mümkünse çocuklar böyle alanlara girmesinler. Havuzlar veya denizler tercih edilmesi gerekiyor. Bebekler 6 ayı geçtiği zaman veya 7 kiloyu geçtiği zaman denize girebilirler. Havuz için ise 1 yaşı geçmesini beklememiz gerekiyor. Ailelerin temizliğine güvendiği havuzları tercih etmesi gerekiyor. Kalabalık havuzlarda bazen enfeksiyonlarla karşılaşabiliyoruz. Çocuklar böyle havuzlara girdiği zaman idrar yolu enfeksiyonu kapabilirler. İshal salgını olabilir, kulak enfeksiyonu veya göz enfeksiyonu kapabilir. Çocuk havuzda sıvısız kalabilir. Bu açıdan dikkat etmekte fayda var. Havuza giren çocuklarda sıvı desteğini meyve suyunu meyvelerini meyve sularını vermemiz lazım. Bazen havuzlarda çocuklar kayma nedeniyle düşmeler meydana gelebiliyor. Bunun için patik gibi terlikler var bundan edinilmesi gerekiyor. Bunu çocuklar giymeli o şekilde havuza gitmeli. Bir çocuk havuza girdiği zaman mutlaka ebeveynleri veya orada bulunan bir yetişkin tarafından kontrol edilmesi gerekiyor sürekli takip edilmesi gerekiyor. Yaşanabilecek tehlikelere de ani müdahale edilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu. "Mineralli güneş kremi kullanılmalı" Hem filtreli hem de mineralli güneş kremleri olduğunu belirten Dr. Yurtseven, "Havuz veya denize girerken güneş kremlerinden de bahsedilmesi gerekiyor. Biz çocuklara altı aydan sonra güneş kreminin kullanılmasını kesinlikle öneriyoruz. Güneş kremlerinin içerisinde kimyasal filtreler ve mineralli filtreler var. Biz mineralli filtreler kullanılmasını öneriyoruz. Çocukların güneş kremlerini 2 saatte bir yenilemeleri gerekiyor. Havuza, denize, suya girildiği zaman sürülmeli çıktığı zamanda sürülmeli. Güneş kreminin yanında ayrıca UV korumalı şapkalar ve mayoları bulunuyor. Mümkün ise bunları tercih etmelerini istiyoruz" dedi.
08 Haziran 2025 Pazar - 20:32
Özel teknede rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Dalaman ilçesi açıklarında seyreden özel teknede rahatsızlanan vatandaş, Sahil Güvenlik ekiplerince tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Dalaman açıklarında seyreden özel teknede bulunan vatandaşın rahatsızlanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik ekipleri tarafından denizden tahliyesi yapılan çocuk 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
08 Haziran 2025 Pazar - 15:25
79 yaşındaki hasta için helikopter ambulans havalandı
Van’ın Bahçesaray ilçesinde tedavi gören hasta için helikopter ambulans havalandı. Bahçesaray Devlet Hastanesinde tedavi görmekte olan, genel durum bozukluğu tanılı 79 yaşındaki hastanın ileri tetkik ve tedavisi için helikopter ambulansla sevkine karar verildi. Bunun üzerine havalanan helikopterle alınan hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakli sağlandı.
08 Haziran 2025 Pazar - 13:10
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor." dedi.Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu."Hasar büyük bir hasar"Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise getirilme acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda." dedi."Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz"Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu."Ciddi elektrik yanığı"Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu saptayabilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor." ifadelerini kullandı."Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah"Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi."Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi"Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum."Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.
08 Haziran 2025 Pazar - 12:21
Dayanılmaz ağrıları dindiriyorlar hastalar taburcu olmak istemiyor
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 21 Nisan’da hizmete giren Palyatif Merkezi, kanser hastaları ve yoğun bakımdan çıkan hastalara umut oluyor. Merkezde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi, "Ağrılarım kesildi. Çok memnunum" ifadelerini kullanırken, Çelebi’ye refakat eden kızı Derya Büyükgöz ise, "Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor" şeklinde konuştu. Döşemealtı Devlet Hastanesi bünyesinde 21 Nisan’da hizmete başlayan Palyatif Merkezi, ağır hastalıklarla mücadele eden hastalara ve hasta yakınlarına destek sağlıyor. Kanser hastaları ile yoğun bakımdan çıkan hastaların ağrılarını hafifletmeye ve bakım süreçlerini kolaylaştırmaya yönelik hizmet veren merkez, bugüne kadar sekiz hastayı taburcu etti. Merkezde görev yapan Anestezi Uzmanı Dr. Osman Çelik, palyatif bakımın multidisipliner bir yaklaşımla yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: "Palyatif merkezimiz 21 Nisan itibariyle ilk hasta kabulüne başladı. Bugün itibariyle sekizinci hastamızı taburcu etmiş bulunmaktayız. Palyatif bakım multidisipliner bir disiplin. Diyetisyenler, fizyoterapistler, hemşirelerle birlikte bu bakımı yapıyoruz. Anestezi hekimleri olarak da burada aylık rotasyon şeklinde hizmet veriyoruz." "Dayanılmaz ağrılara müdahale ediyoruz" Dr. Çelik, merkezin temel amacının ağrıların azaltılması ve hasta yakınlarının bakım konusunda bilgilendirilmesi olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Kanser hastaları ya da yoğun bakımdan çıkan hastalara yönelik evde bakım eğitimleri yapıyoruz. Ağrıları hafifletmek için basamak tedavileri uyguluyoruz. Anestezi uzmanı olmamızın avantajıyla hem medikal hem de girişimsel tedavilerle hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar elde ediyoruz. Taburcu olan hastalarımız buradan ayrılırken çok memnun olduklarını ifade ediyorlar." "Multidisipliner bakım" Merkezde fizik tedavi uygulamalarının da yapıldığını belirten Dr. Osman Çelik, "Fizik tedavi hizmetiyle hastaların kas egzersizlerini de yaptırıyoruz. Bu süreçte hem ağrıların kontrolü hem de beslenme ve hareket kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Tek başımıza değil, tüm ekip olarak bu hizmeti veriyoruz" dedi. "Dayanılmaz ağrıları vardı" Palyatif Merkezi’nde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi ise şu ifadeleri kullandı: "Şu anda iyiyim. Ağrılarım kesildi. Allah razı olsun hocamdan. İyiyim, çok iyiyim. Memnunum. Ayak şikâyetiyle çok sancım vardı. Yine oluyor da hocam bir iğne vuruyor, azaltıyor." Emine Çelebi’nin kızı Derya Büyükgöz de merkezde verilen hizmetten duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi: "Annem diyabetik ayakla geldi, ayağı ampute oldu, beş parmağı. Buraya geldiğinde çok sancıları vardı. Narkotik ilaçlarla duruyordu. Burada Osman hocamız sağ olsun, bacağından yaptığı iğneyle siniri tamamen uyuşturdu. Şu anda ağrısı yok. Çok memnunuz. Bu hastanede, personelinden doktoruna herkes çok iyi, çok güler yüzlü. Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor." Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde hizmete başlayan Palyatif Merkezi’nin, ileri evre hastalıklarla mücadele eden hastalar ve hasta yakınları için önemli bir destek noktası olması hedefleniyor.
08 Haziran 2025 Pazar - 12:18
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor" dedi. Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Hasar büyük bir hasar" Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise ulaştırılma, acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda" dedi. "Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz" Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ciddi elektrik yanığı" Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu tespit edebilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah" Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi" Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum." Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.
08 Haziran 2025 Pazar - 11:40
Prof. Dr. Özkan: "Diş çekiminden ölen çocuklar ve gençler: Diş çekiminde hayati önlemler"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, son dönemde diş çekimi sonrası özellikle çocuk ve gençlerde meydana gelen ölümcül vakalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin sadece basit bir diş çekimi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Detaylı klinik ve radyografik değerlendirme yapılmadan, cerrahi prensiplere uygun şekilde planlanmadan gerçekleştirilen diş çekimleri, ciddi komplikasyonlara ve ne yazık ki hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabiliyor" dedi. "Diş çekiminde hayati müdahale, sistemli hazırlıkla başlar" Diş çekiminin, sadece bir dişi yerinden çıkarmakla sınırlı olmayan; çene kemiği, dişeti, sinir yapıları ve çene eklemi gibi birçok anatomik yapının korunmasını gerektiren cerrahi bir işlem olduğunu söyleyen Özkan, "Özellikle çocuklarda çene kemiği henüz gelişimini tamamlamadığı için diş çekimi sırasında yapılacak en küçük ihmal, telafisi zor komplikasyonlara neden olabilir. Dişin kök yapısı, çene kemiğinin yoğunluğu, hastanın yaşı ve dişin konumu gibi faktörlerin çekim öncesinde klinik ve radyolojik olarak değerlendirilmesi gerekir. Her hastaya özel bir cerrahi planlama zorunludur" diye konuştu. "Cerrahi uygulamalarda teknik titizlik şart" Diş çekimi öncesinde antiseptik uygulamalarla bölge steril hale getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özkan şöyle devam etti: "Ardından lokal anestezi yapılır. Dişe erişim sağlamak için gerekirse dişeti dokusunda minimal kesiler açılır. Dişin çevresindeki kemik yapısı, özel aletlerle düzeltilerek travmasız bir çekim hedeflenir. Dişin çekildiği alandaki çene kemiği törpülenerek düzeltilmezse, iyileşme zorlaşır ve enfeksiyon riski artar. Bu kemik düzleştirme işlemi, çekimin cerrahi bütünlüğü için şarttır. İlk 72 Saat: sessiz tehlike dönemi Çekim sonrası ilk 72 saat, kan pıhtısının yara bölgesinde stabil hale gelmesi ve yeni kemik oluşumunun başlaması açısından kritik bir dönemdir. Bu sürede yapılacak basit ama etkili önlemler, olası komplikasyonları önleyebilir." Prof. Dr. Özkan, "Çocuk ve genç hastalarda bu pıhtı oluşmaz ya da erken bozulursa, gelişen enfeksiyonlar hızlıca yayılıp sistemik komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum ne yazık ki ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi hale gelebilir," diyerek konunun ciddiyetini vurguladı. 2Hasta Sorumluluğu ve Tıbbi Takip" Özkan, diş çekimi sonrası ilk hafta boyunca yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Sigara ve elektronik sigaradan kesinlikle uzak durulmalı, soğuk kompres uygulamaları ve steril gazlı bezlerle kanama kontrol altına alınmalı, antibiyotik ve antiseptik ağız gargaraları hekimin önerdiği şekilde kullanılmalıdır." 2Diş çekiminde oluşan komplikasyonlar önlenebilir mi?" Diş çekimi sırasında karşılaşılabilecek en ciddi riskler arasında çene sinir hasarı, kemik kırığı, uzun süreli kanama ve çene eklem hasarı yer aldığnıı belirten Özkan, "Özellikle alt çene bölgesindeki gömülü veya zorlu diş çekimlerinde, kontrolsüz kuvvet uygulanması çene eklemini zedeleyebilir. Diş çekiminde kullanılan aletlerin sterilizasyonunun eksiksiz yapılması, hastanın sistemik hastalıklarının bilinmesi ve operasyonun kişiye özel planlanması yaşanacak trajedilerin önüne geçer," diyerek tüm sürecin ne kadar hassas yönetilmesi gerektiğini tekrar hatırlatıyor" dedi. "Sıradan görünen ama hayati bir işlem" Diş çekiminin, özellikle gelişim çağındaki bireylerde basit bir işlem değil; doğru planlama, hassas cerrahi uygulama ve dikkatli hasta takibi gerektiren hayati bir müdahale olduğuna işaret eden Özkan, cümlesini şöyle sürdürdü: "Diş çekimi öncesi detaylı analiz, cerrahi titizlik ve ilk 72 saate özel bakım uygulamaları; komplikasyon riskini azaltarak, çocukların ve gençlerin hayatını kurtarabilecek düzeyde önem taşır."
08 Haziran 2025 Pazar - 11:33
Acıbadem Kent'te çocuk onkoloji kliniği açıldı
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, Prof. Dr. Nur Olgun’un başkanlığında Çocuk Onkoloji Kliniği hizmete açıldı. İzmir’de özel sağlık sektöründe kurulmuş ilk çocuk onkoloji kliniği olma özelliğini taşıyan klinikte, 0-18 yaş arasında çocukluk çağı kanserlerinin tedavisini gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Olgun, "Ayrıca çocukluk çağı kanseri tedavisi görmüş, izleme alınmış hastaların uzun dönemde görülebilecek kemoterapi ilişkili yan etki takiplerini de yapıyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder