Son Dakika
|
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Manisa’yı dolu vurdu
Küba'da elektrik krizi: Halk sokaklara döküldü
Batman’da park halindeki otomobil yandı
Trendyol Süper Lig’de 34. ve son hafta heyecanı
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Çin Devlet Başkanı Xi, ABD Başkanı Trump’ı resmi törenle karşıladı
SAĞLIK
Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri
14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02:13
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:27
Iğdır Devlet Hastanesine yeni MR cihazı
Iğdır Dr. Nevruz Erez Devlet Hastanesi bünyesine yeni MR (Manyetik Rezonans) cihazı kazandırıldı. Konuyla ilgili olarak Hastane yönetimince yapılan açıklamada, "Modern teknolojiye sahip yeni cihazımız sayesinde vatandaşlarımıza daha hızlı, kaliteli ve güvenilir görüntüleme hizmeti sunulması hedeflenmektedir. Tanı ve tedavi süreçlerine önemli katkı sağlayacak olan MR cihazımız, sağlık hizmetlerimizin güçlenmesine büyük destek olacaktır. Yeni cihazımızın ilimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dileriz" denildi. Açılış programına, İl Sağlık Müdürü Dr. Abaset Bağcı, Başhekim Uzm. Dr. Cafer Koçak ve yöneticiler katıldı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:23
Aydın’da eczacılar günlerini kutladı
Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 14:59
Sağlıkta sahte imza iddiasını Genç Sağlık Sendikası yargıya taşıdı
Adana’da sağlık çalışanlarının imzaları taklit edilerek başka bir sendikaya üye yapıldığı iddiaları üzerine Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, "Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. İddiaya göre, Adana’daki çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan kamu çalışanlarının, bilgileri ve onayları dışında, imzaları taklit edilerek usulsüz bir şekilde sendika üyesi yapıldıkları öne sürüldü. İddialar hakkında Genç Sağlık Sendikası, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Sendika üyeleri Adana Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması yapıp konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. "Bu durum düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, 120 üyelerinin sahte belgelerle başka sendikaya üye yapıldığını öne sürerek, "Bu durum ne sendikal etikle ne de hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Sendikal rekabet emekle, projeyle, alın teriyle ve üyeye sunulan hizmetle yapılır. Sahte belge düzenlemek, iradeleri manipüle etmek ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmak açıkça suç teşkil etmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bazı çevrelerin kaybetme korkusunu ve içine düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız" e-Devlet sistemiyle sendika üyeliğinin yapılması gerektiğini savunan İlboğa, daha sonra şunları söyledi: "Bu tür sahteciliklerin ve irade gaspının önüne geçmenin en etkili yolu, sendika üyelik ve çekilme işlemlerinin tamamen e-Devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilmesidir. Islak imza ile yürütülen süreçler maalesef suistimale açık bir zemin oluşturmaktadır. Çalışanların gerçek iradesinin korunması, sahte belgelerin önlenmesi ve sendikal güvenliğin sağlanması için üyelik işlemlerinin yalnızca e-Devlet üzerinden yapılması artık zorunluluktur. Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Bizler bugüne kadar kimsenin hakkına göz dikmedik. Hiç kimsenin emeğine el uzatmadık. Ancak kendi hakkımızın yenmesine de asla sessiz kalmayacağız. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecek. Çünkü üyelerimizin iradesi satın alınamaz, baskıyla yönlendirilemez, sahte belgelerle gasp edilemez. Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız." "Sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" Genç Sağlık Sendikası Adana Şube Başkanı Kadir Demirci ise, "Bizler sağlık çalışanlarıyız. Gece gündüz demeden, insan hayatı için emek veren, fedakarlıkla görev yapan bir meslek grubuyuz. Ancak ne yazık ki bazı yapılar çalışanların haberi olmadan, açık rızasını almadan, hatta sahte imza ve usulsüz belgelerle sendikal üyelik süreçlerini manipüle etmeye çalıştığına yönelik son derece ciddi iddialar tarafımıza ulaşmaktadır. Sendikal özgürlük, anayasal bir haktır. Bir çalışanın hangi sendikaya üye olacağına yalnızca kendisi karar verir. Baskıyla, usulsüzlükle, habersiz üyeliklerle veya sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
08 Haziran 2025 Pazar - 10:53
Çocuğunuz olmaz denilen çift, aldıkları tedavilerle gebelik haberi aldı
Diyarbakır’da çocuğunuz olmaz denilen çift, yumurta gençleştirme, akupunktur ve fitoterapi gibi tedaviler alarak iki yıl sonra gebelik haberi aldı. Fatma ve İsmail Gümüş çifti, sağlık sorunları nedeniyle çocuk sahibi olamayınca tedavi almak istedi. Erkek faktörü nedeniyle başka sağlık merkezlerinde tedavi alan çift, ‘çocuğunuz olmaz’ denilerek başarısız sonuçlar aldı. Tavsiye üzerine Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başvuran çift, yapılan tetkikler sonucunda yumurta gençleştirme, akupunktur ve fitoterapi gibi tedaviler alarak iki yıl sonra gebelik haberi aldı. Çoksüer, hastanın azosperm nedeniyle kliniklerine başvurduğunu söyledi. Daha önce hiç hücre bulunamadığını belirten Çoksüer, " Hiç çocuğun olmaz denilmiş ve tedaviler başarısız sonuçlanmış. Sonra kliniğimize geldiler. Yumurta gençleştirme tedavisi yaptık. Akupunktur, fitoterapi uygulaması yaptık. Sonrasında tüp bebek uygulaması yaptık. Tüp bebek uygulamasında anne ile ilgili bir sıkıntı yoktu. Erkek faktörlü süreçti. Aynı zaman piezzo elektrik uygulaması yaptık. Ve embriyo haline gelerek transferi gerçekleştirdik. Daha sonra gebelik haberi aldık. Kalp atışını duyduk. Doğru klinik, doğru tedavi ve inanmak başarmanın ana anahtarıdır" dedi. Gümüş çifti ise, yaşadıkları duygunun tarifsiz olduğunu ifade ederek kendilerine yardımcı olan herkese çok teşekkür ettiklerini dile getirdi.
08 Haziran 2025 Pazar - 09:50
İşte uzmanlarından bayram uyarıları
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü uzmanları, yaptığı paylaşımda vatandaşları uyararak çiğ etin oda sıcaklığında ve dış ortamda uzun süre bekletilmemesi gerektiğini ifade etti. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yaptığı paylaşımda, Kurban Bayram’ında kırmızı et ile birlikte tatlılar ve hamur işlerinin de tüketim miktarı ve sıklığının arttığını hatırlatarak, "Özellikle obezite, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerekir. Bayram boyunca yiyecek seçiminize, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli olmasına dikkat edin" şeklinde uyarıda bulundu. Çiğ et doğranan kesme tahtasını ve bıçağı diğer gıdaları doğrarken kullanılması gerektiğini ifade eden uzmanlar, şu tavsiyelerde bulundular "Bunları kullanmadan önce mutlaka su ve bulaşık deterjanıyla iyice yıkayın. Çiğ ete dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi en az 20 saniye su ve sabunla yıkayın. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın. Çiğ eti oda sıcaklığında ve dış ortamda uzun süre bekletmeyin. Etleri birer yemeklik porsiyonlara ayırıp buzdolabı poşeti veya yağlı kâğıt içinde buzlukta (-2C) birkaç hafta, derin dondurucuda (-18C) birkaç ay saklayabilirsiniz. Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edin, kızartma yönteminden ve fazladan yağ eklenmesinden kaçının"
08 Haziran 2025 Pazar - 09:47
6 aydan küçük bebeğinizi denize sokmayın
Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte bebeklerin havuz veya denize ne zaman girebilecekleri konusunda aileleri uyaran Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Bebekler 6. aydan sonra denize gönül rahatlığıyla girebilir. Ancak açık havuzlar için 1 yaşından sonra gitmelerini öneriyoruz" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, tatil sezonunun başlamasıyla birlikte bebeklerin deniz veya havuza ne zaman ve nasıl girmeleri gerektiği konusunda önemli bilgiler paylaştı. Uz. Dr. Aydın, ebeveynlere bebeklerin 6. aydan önce deniz ve havuza girmelerini önermediklerini ama 6. aydan sonra gönül rahatlığıyla denize götürebileceklerini ama açık havuzlar için ise 1 yaşından sonra gitmeleri konusunda uyardı. Deniz suyu sıcaklığının 32-34 derece aralığında olması ve gölge bir alanda girmeleri daha iyi olacağını ve mutlaka deniz ve havuza girdikten sonra çocukların ve bebeklerin mayoları değiştirilmesi gerektiğini belirten Uz. Dr. Aydın, "Bebeklerin ve çocukların deniz ve havuza girdikten sonra ıslak kalmamaları sağlanmalı. Yine vücudu mümkün olan en kısa zamanda kurutulması gerekiyor. Sonrasında nemlendiriciyle vücut koruma altına alınmalı" dedi. "Bebeklerde 6 aydan küçükler direkt güneşe maruz kalmamalı" 6 aydan küçük bebeklerin direkt güneşe maruz kalmamalarını dile getiren Uz. Dr. Tunç Aydın, "6 aydan küçük bebeklerde direkt güneşte maruz kalmayı önermiyoruz. 6. aydan sonra ise mümkün ise saat 10.00 ile 16.00 aralığında güneşin dik geldiği saatlerde güneşe direkt maruz kalmamalı. 6 aydan büyük bebeklerimizde güneş kremi kullanımı başlayabilir. 6 aydan öncesinde mümkün olduğunca güneş kremi kullanımı da istemiyoruz. 6 aydan sonrasında mineral filtreli güneş kremlerini ailelerimiz gönül rahatlığıyla kullanabilir. Dikkat etmemiz gereken şeyler içerisinde katkı maddesi, koruyucu, alkol, paraben gibi maddeler içermiyor olması. Güneş koruyucu olarak 30 ve 50 faktör aralığındaki güneş kremlerini ailelerimiz gönül rahatlığıyla tercih edebilir" diye konuştu.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 19:35
ADÜ Teknokent’te heyecan verici çalışma: Kanser hücrelerine karşı akıllı moleküler tuzak
Adanan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te çalışmalarını sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge ekipleri çağın en korkutucu hastalığı kansere karşı ezber bozan bir yöntemi ele aldı. Çalışmada sağlıklı hücrelere zarar vermeden yalnızca kanserli hücreleri hedefleyen yeni nesil biyomoleküler formülasyon ile kansere karşı mücadele edildiği başarılı sonuç alındığı açıkladı. Türkiye’de Adnan Menderes Üniversitesi Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, 18 yılı aşkın süredir yürüttüğü çalışmaların sonucunda, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak onları kendi kendini yok etmeye zorlayan özel bir formülasyon geliştirdiğini açıkladı. Bu moleküler yapı ile hücre içi ölüm sinyallerini yeniden devreye sokarak, vücut için zararlı olan tümör hücrelerini seçici olarak ortadan kaldırıldığı belirtildi. Çalışma ile ilgili bilgi veren Ar-Ge ekibinden kimyager Aslı Aktaş, "Klasik kemoterapinin aksine sistemik yıkıma neden olmayan bu formül, özellikle tümörlü hücrelerin ‘ölüm reseptörleri’ üzerindeki etki mekanizmasına odaklanıyor. Hücre zarına bağlanarak doğal apoptoz (programlanmış hücre ölümü) sürecini tetikleyen bileşikler, yalnızca kanserli hücrelere özgü biyolojik yolları hedef alıyor. Böylece sağlıklı hücreler zarar görmeden korunuyor. Tedavi toksisitesi minimuma iniyor. Kanserli doku içsel olarak çökertiliyor. Bağışıklık sistemi yeniden aktive ediliyor" diyerek çağın en korkutucu hastalıkları arasında yer alan kansere karşı mücadele ettiklerini söyledi. Bu çalışma ile beyin tümörleri, meme, prostat ve kolon kanserleri, lösemi (kan) kanseri serileri ve rahim kanseri hücreleri başta olmak üzere toplamda 23 farklı kanser hücre serisi üzerinde test yapıldığını kaydeden Aktaş, "Yapılan testlerde tümör hücrelerinde yüksek oranda apoptoz (hücre ölümü) oluştu. Bu durum laboratuvar ortamında net olarak gözlemlendi. Aynı zamanda sağlıklı hücre serileriyle yapılan karşılaştırmalarda herhangi bir toksik etkiye rastlanmadı" dedi. "Aydın’ın zeytin ve inciri kanserle mücadelede başrolde yer aldı" Çalışmalarında fen bilimlerini kullanırken, kadim kültürleri de kesinlikle ihmal etmediklerini belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, adeta doğanın kodları ile biyoteknolojik sentez yaptıklarını kaydetti. Başlık, "Geliştirilen bu formülasyon; zeytin yaprağı flavonoidleri, incirden elde edilen polifenoller, propolis bileşenleri, asetik asit fraksiyonları ve Ege ile Anadolu’ya özgü endemik bitki özleri ile zenginleştirildi. Bu doğal bileşenler, özel bir Ar-Ge süreci ile yüksek frekanslı biyomoleküler yapıya dönüştürüldü. Yaptığımız bu çalışma ile insanlığa faydalı olmak en büyük hedefimiz. Şu ana kadar 18 ayrı patente imza attık. Hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz" diye konuştu.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 18:38
Ağrı’da Kurban Bayramı’nın ilk gününde 136 "acemi kasap" acil servise başvurdu
Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kent genelindeki hastanelerin acil servislerine 136 kişinin kurban kesimi sırasında yaralanarak başvurduğunu bildirdi. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, yaptığı açıklamada, bayramın ilk gününde kurban kesimi esnasında dikkatsizlik ve deneyimsizlik sonucu çeşitli yerlerinden yaralanan vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti. Ağrı merkez ve ilçelerdeki devlet hastanelerinin acil servislerinde gerekli önlemlerin alındığını aktaran Beşer, "İl genelinde Kurban Bayramı’nın ilk gününde 136 vatandaşımız, kurban kesimi sırasında yaşadıkları kazalar nedeniyle hastanelerimize başvurdu. Yaralıların büyük çoğunluğu el, kol ve bacak gibi uzuvlardan hafif şekilde yaralanmış durumda. Ciddi hayati tehlike taşıyan bir vakamız bulunmamaktadır" dedi. Beşer, bayram boyunca sağlık ekiplerinin görev başında olduğunu vurguladı.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 15:34
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden hayatını kaybediyor"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Gıda güvenliği olmadığı için hayatını kaybediyor. Bunun yüzde 30’u da daha çok 5 yaş ve altındaki çocuklar" dedi. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği kapsamında yaptığı basın açıklamasında, veteriner hekimlerin gıda güvenliği konusunda önemli rolü olduğunu vurguladı. "Bu yılın teması ’Gıda Güvenliği: Bilimin Eyleme Dönüşmesi’" Eroğlu, her yıl çeşitli etkinlikler ve açıklamalar yaptıklarını söyleyerek, "Her yıl Gıda Güvenliği Günü bir tema ile kutlanıyor. Bu yılın teması da ’Gıda Güvenliği: Bilimin Eyleme Dönüşmesi’ Gıda Güvenliği için sadece bilimsel gelişmeler ya da araştırmaları değil, onların sonucunun gıda güvenliği hedefini gerçekleştirmek için uygulamalara geçilmesi gerekiyor. Bunun için de tüm paydaşların, yani kamu, üreticiler, tüketiciler, diğer muhataplarıyla birlikte bu temaya uygun eylemlerin, somut sonuçların alınması gerekiyor" dedi. "Veteriner hekimler gıda güvenliği sürecinde etkili" Veteriner hekimliğinin gıda güvenliği sürecinde 4 noktada etkili olduklarını anlatan Eroğlu, "Dünya Gıda Güvenliği dolayısıyla veteriner hekimlerin tabii ki bir kez daha insan beslenmesinde, sağlıklı ve dengeli beslenmesindeki rolleri de ortaya çıkıyor. Veteriner hekimler gıda güvenliği sürecinde dört noktada etkili oluyorlar. Bunlardan bir tanesi bulunabilirlik, yani sağlıklı gıdaya ulaşabilmek için veteriner hekimlerin görevleri var. İkincisi buna erişim, yani güvenli gıdalara erişim. Üçüncüsü kalite ve kullanım. Dördüncüsü de istikrarlı bir şekilde bunun devam ettirilmesi. İnsan beslenmesinde vitaminler, protein, mineraller önemli yer tutuyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin tanımının içerisinde de zaten bunlar var" ifadelerini kullandı. "Gizli açlık dünyada çok yaygın vaziyette" Eroğlu, düzenli beslenme olmadığı zaman gizli açlığın ortaya çıktığını belirterek, "Yani biz besleniyoruz ama ihtiyacımız olan bağışıklık sistemimizi, vücudumuzun direncini, hastalıklara karşı koruyucu amaçlı olabilecek gıdaları alamayınca gizli açlık, ki dünyada bu çok yaygın vaziyette" şeklinde konuştu. Ülkeler arasında iki konuda yarış olduğunu dile getiren Eroğlu, "Bunlardan bir tanesi artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak. İkincisi de kaliteli ürün elde edebilmek. Kaliteli ürün elde edilme noktasında da veteriner hekimlerin önemli rolleri biraz önce söylediğimiz anlamda ortaya çıkıyor. Bir insanın sağlıklı olabilmesi için sağlıklı hayvan olacak. Sağlıklı gıda, ondan elde edilecek sağlıklı gıda ve sağlıklı toplum" açıklamasında bulundu. "Sağlıklı gıdaya ulaşma noktasında milyonlarca insan istenen şekilde beslenme durumunda değil" Veteriner hekimler gıda güvenliği konusundaki rollerinden bahseden Eroğlu sözlerine şöyle devam etti: "Veteriner hekimler gıda güvenliği konusunda çiftlikten sofraya kadar gıda güvenliğinin bütün arkalarında görev yapan meslek mensupları. Hayvanın sağlıklı yetiştirilmesinden kesimine kadar, kesiminden sonraki süreçteki etlerin değerlendirilmesi, sağlıklı kontrol altında kesimlerden sonra onların nasıl tüketileceği, tüketilmesi gerektiğiyle ilgili süreçte de yine veteriner hekimler önemli rol üstleniyorlar. Kurbanların da sağlıklı bir şekilde halkımıza sunulabilmesi için vatandaşımıza ve etlerin güvenli bir şekilde tüketilmesi konusunda da veteriner hekimlerin kontrolü önem arz ediyor. Yine dünyada başka bir stratejik yaklaşım, her ülke, her toplum kendi tükettiklerini üretmek zorunda. Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onlara belirlediği kaliteden ve fiyattan. Dolayısıyla bağımlı duruma gelirler, pazar olmaktan kurtulamazlar ve gıda bağımsızlığını da bir anlamda kaybederler. Bugün dünyada 1 milyona yakın insan temiz suya ulaşamıyor. Yine sağlıklı ve dengeli besleme noktasında, sağlıklı gıdaya ulaşma noktasında milyonlarca insan istenen şekilde beslenme durumunda değil." "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor" Eroğlu, insanların daha mutlu yaşayacağı, istediği gıdaya ulaşabileceği bir alan oluşturulması gerektiğine dikkati çekerek, "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Gıda güvenliği olmadığı için hayatını kaybediyor. Bunun yüzde 30’u da daha çok 5 yaş ve altındaki çocuklar. Yani geleceğimizin sağlıklı bir toplum olabilmesi, geleceğimizde sağlıklı bir yaşam için mutlaka güvenli gıda tüketilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Veteriner hekimliğinin gıdanın insanlara arzı konusunda öne çıkan bir meslek olduğunu sözlerine ekleyen Eroğlu, "Veteriner hekimler hayvan sağlığıyla ilgilenen bir meslek olarak görülüyor ama asıl hizmetleri insan sağlığınadır ve koruyucu hekimliğedir" ifadelerine yer verdi. Eroğlu, ülkede güvenli gıda ihtiyacının önemine vurgu yaparak, şöyle dedi: "Alışverişe gittiğiniz zaman herhangi bir markette bir ürün alırken tabii biz hayvansal ürünleri kastediyoruz, onun etiketine bakmanız, kimliğine bakmanız gerekiyor. Son kullanma tarihine, üretim tarihine, ruhsatının olup olmadığına dikkat edilmeli." Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü’nü kutlayarak, tüm ülkelerde insanların sağlıklı ve güvenli gıda tüketmesine vesile olmasını diledi.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 13:11
Aydın’da kekikler şifa için kaynatılmaya başlandı
Türkiye’de en çok endemik bitki varlığına sahip illerin başında gelen Aydın’da haziran ayının girmesi ile birlikte kekik suyu çıkarma işlemleri başladı. Aydın’ın dağ köylerinde asırlık yöntemlerle çıkarılan kekik suyunun, vücudu pek çok hastalığa karşı koruduğu biliniyor. Aydın’da dağlarda kendiliğinden yetişen kekiklerin özel yöntemle çıkarılan suyu asırlardır insanlar için şifa kaynağı olmaya devam ediyor. Karın ağrısından enfeksiyona kadar pek çok rahatsızlığa iyi geldiği bildirilen kekik suyu her evde acil durum ilacı bulunduruluyor. Aydın dağlarında bahar mevsimi ile kendiliğinden çıkan kekiklerin toplanma vaktinin geldiğini belirten Köşk Ilıdağ Mahallesi sakinlerinden Muhammet Karabulut, Kara Mıstan olarak tanınan dedesi Merhum Mustafa Karabulut’tan aldığı tarifle kekik suyu çıkardığını belirtti. Kekik suyunun faydalarının saymakla bitmeyecek kadar çok olduğunu belirten Karabulut, "Eskiden ulaşım ve sağlık hizmetleri bu kadar yaygın olmadığı için Yörük olan dedelerimiz kekik suyu ve zeytin yağını ilk yardım malzemesi gibi kullanırmış. Ulaşım ve iletişimin yaygınlaşması ile bir dönem kekik suyu unutulmaya başladı. Eskiden para ile alınıp satılan kekikler yıllarca toplanmadı. Pandemi dönemi ile kekik suyu yeniden kıymete bindi. Şehirdeki pek çok tanıdığımız bizden kekik suyu istemeye başladı. Eskiden kendi ihtiyacımız kadar yapardı, şimdi gelen siparişe göre kekik suyu çıkarıyoruz" dedi.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 12:05
Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin
Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, etçil beslenen hayvanların bağırsaklarında yaşayan ’kist hidatik’ parazitinin insanlarda organ yetmezliği ve ölüme sebep olabileceğini, Kurban Bayramı’nda kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyerek, "Kistli sakatat ile bulaşan kist hidatik, insanlara zoonotik hastalık olarak bulaşabilir" dedi. Hastalığın zoonotik olarak insanlara bulaştığını söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, "Kist hidatik hastalığı zoonotik bir hastalıktır. Zoonotik demek hayvanlardan bize bulaşan hastalıklardır. Kist hidatik dediğimiz bir parazit aslında ve köpeklerin, çakal gibi etçil hayvanların bağırsaklarında yaşıyor. Bağırsağında yaşadığı hayvanda yumurtalayarak dışkı ile çevreye atılıyor. Köpeğin dışkısı ile çevreye atılan yumurtalar maalesef çok dirençli ve bir yıla kadar soğukta ve çevrede yaşayabiliyor. Su ve toprakla özellikle yere yakın marul, salatalık, maydanoz gibi sebzelere temas edebiliyor. Maalesef bunların da iyi yıkanmaması sonucunda vücudumuza giriyor. Bağırsaklardan kana karışıyor, özellikle yüzde 70-80 oranında en fazla karaciğere oradan ilerlerse akciğer ve hatta tüm organlara göze, beyne, deriye yayılıyor. Öncelikle küçük kaldığı için sessiz olan ama büyüdükçe göz kayıplarına, karaciğer ve akciğer yetmezliklerine neden olan hatta ölüme neden olabilen ve ülkemizde de hayvancılık çok fazla olduğu için çok görünen zoonotik bir enfeksiyondur" dedi. Arıkan, sakatatların sokak köpeklerine verilmesinin yeniden enfekte olmasına sebebiyet vereceğini söyleyerek, "Hayvanın bir yaşam döngüsü var. Köpeklerde de bağırsaklarında yaşıyor ama köpeklerin de enfekte olabilmesi için aynı bizim enfekte olduğumuz gibi koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar da enfekte olabiliyor. Bu enfekte olan hayvanların sakatatlarında çok görünüyor. Kurban kesimi esnasında kistli, kötü görünen sakatatların alınması halinde bunların çevreye atılması veya köpeğe verilmesi halinde köpekler tekrar enfeksiyon kapıyor. Eğer burası kırılırsa yani bu sakatatlar köpeklere verilmez ve derin bir çukura gömülür çevreye atılmazsa köpeklerin enfeksiyon oranları azalacak ve bu hastalık tamamen ülkemizden silinebilir. Bu konuda Avustralya ve çeşitli ülkelerin iyi çalışmaları var. Sağlık Bakanlığımız da bu konuda çalışıyor ama özellikle Kurban Bayramı’nda çocuklarımızın enfekte olmaması için hayati tehlikeye, körlüğe ve kalp yetmezliklerine neden olan bu zoonotik enfeksiyondan korunmak için kontrolsüz kesimler olmamalıdır. Hayvanların özellikle kistli sakatatları gömülmeli ve mümkünse hayvanlara özellikle köpeklere çiğ et ile bulaştırılmamalı" ifadelerini kullandı. "Kistli sakatatlar derin olarak gömülmeli" Kurban Bayramı’nda hayvanlardan çıkan kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kist hidatik hayvanda fark edilmesi zor bir durum. O yüzden kist hidatik ihtimaline karşı köpekler yılda 4 defa ilaçlanmalıdır. Bu hastalıktan nasıl korunabiliriz dersek de; öncelikle çocuklarımız köpekleri sevme esnasında temas ettiği zaman elini bol sabunlu su ile yıkamalıdır. Çünkü derilerinde de yumurtalar olabiliyor. İkinci olarak da devlet tarafından, belediyeler tarafından yılda 4 defa köpekler antiparazitik olarak ilaçlanmalı. En önemli kısımlarından biri Kurban Bayramı’nda köpekler kist hidatik olan sakatatlarla buluşturulmamalı. Bir sonraki nokta da dışkılayan hayvanların dışkılarının bir poşetle alınması, ağzı kapatılması ve çöpe atılması yani dışkının çevre ile temasının kesilmesi gerekmektedir. Kurban kesimindeki sakatatlar, özellikle bizim yemediğimiz kötü görünen kistli sakatatları hayvanlarla buluşturmamalı ve onlara vermediğimiz gibi çevreye de atmamalıyız. Bunları derin bir şekilde gömmemiz gerekir."
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:27
Kurban Bayramı’nda kene tehlikesine dikkat
Bayramda artan hayvan hareketliliğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Kırım Kongo Kanamlı Ateş hastalığının görüldüğü bölgelerde büyükbaş hayvanların sevki öncesinde keneye karşı veteriner kontrolünde ilaçlanması, riski ciddi ölçüde azaltacaktır" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Kurban Bayramı’nda hayvanlarla temasın artmasıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere, çeşitli zoonotik hastalıkların yayılma riskinin ciddi oranda yükseldiğini vurguladı. "Hayvanlarda belirti yok, risk yüksek" Virüslerin hayvanlarda belirti göstermeden taşınabildiğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, özellikle celepler, kasaplar, mezbaha çalışanları ve veteriner hekimlerin yüksek risk grubunda olduğunu söyledi. Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Kurban kesimi, mutlaka belirlenmiş, denetimli alanlarda gerçekleştirilmelidir. Kesim işlemi sırasında enfeksiyonların yayılmasını önlemek amacıyla çalışanlara eğitim verilmesi büyük önem taşır" diye konuştu. Hayvan sevkiyatında KKKA uyarısı Bayram öncesi artan hayvan hareketliliğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, KKKA hastalığının görüldüğü bölgelerden yapılan sevkiyatların, virüsün farklı bölgelere taşınmasına neden olabileceğini söyledi. Dr. Leblebicioğlu, "Büyükbaş hayvanların sevk öncesinde keneye karşı veteriner kontrolünde ilaçlanması, riski ciddi ölçüde azaltacaktır. Kurbanlıklar, yalnızca ruhsatlı pazarlarda satışa sunulmalı; açık alanlarda, kontrolsüz satış ve kesimlerden kaçınılmalıdır" şeklinde konuştu. "Kesim alanında eldiven ve önlük şart" Kesim sırasında kullanılan ekipmanın da bulaşma riskini azaltmada kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Sıvı geçirmez önlük, kalın eldiven gibi koruyucu ekipmanlar kullanılmalı, hayvan derisine çıplak elle temas edilmemelidir. Deri sıyrıldıktan sonra üzerindeki keneler yeni bir konak arayabilir. Bu noktada dikkatli olunmalıdır. Kesim artıklarının açık alanda bırakılması, enfekte materyalin diğer hayvanlarca tüketilmesine ve dolayısıyla enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir. Bu tür atıklar, derin çukurlara gömülerek imha edilmeli ve alan evcil hayvanlara kapatılmalıdır. Vücuda tutunmuş bir kene varsa, elle koparılmamalı veya ezilmemelidir. Bu işlem steril pens veya özel aletlerle yapılmalı, mümkünse en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, bulaştırma riski de o kadar artar. Kene tutunmasının ardından ortaya çıkabilecek ateş, halsizlik, kas ağrısı, kanama gibi belirtiler hayati önemde. Bu belirtiler KKKA’nın erken uyarı işareti olabilir. Gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Parklardaki kenelerin çoğu KKKA taşımaz. Ancak çevre ilaçlaması dengesiz sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde, kene popülasyonunu azaltmak amacıyla doğaya salınan bazı kanatlı hayvanlar, tam tersine, kenelere konak olarak hizmet ederek bu popülasyonun artmasına neden olabilir."
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:22
Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti
Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Samsun’daki ambulans helikopter sorumluluk sahasında son 5 yılda bin 190 hastayı hastanelere ulaştırdı. Ayda ortalama 25 vakaya giden ambulans helikopter en çok kalp hastalıklarına, beyin ve sinir hastalıkları ile trafik kazalarına müdahale ediyor. 2019 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’a konuşlandırılan ambulans helikopter, kalp hastalarından yeni doğanlara, solunum sıkıntısı yaşayanlardan acil primer vakalara kadar toplam bin 190 hastanın imdadına yetişti. Kritik tıbbi ekipmanlarla donatılmış helikopterde 2 kaptan, 1 doktor ve 1 sağlık personeli görev yapıyor. Helikopter, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinde hayati rol üstlenmeye devam ediyor. "Yoğun bakım hizmeti veriyor, tüm tıbbi işlemler gerçekleştirilebiliyor" Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Kemal Serhan Sandıkçı, "Helikopter ambulans hizmeti 2019 yılından itibaren ilimiz merkezli olarak hizmet vermektedir. İlimizde bulunan ambulans helikopterimiz Türkiye’de hizmet vermeye başlayan ilk ambulans helikopterlerden biridir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde halen 15 helikopter ambulans hizmete devam etmektedir. Helikopterimiz Samsun, Sinop, Amasya ve Kastamonu’nun bazı ilçelerine hizmet vermektedir. Ambulans helikopter havada yakıt ihmali yapmadan 400 kilometre gidebilmekte ve 2 buçuk saat uçabilmektedir. Helikopterde bir doktorumuz, bir yardımcı sağlık personelimiz 2 tane kaptan pilotumuz olmak üzere 4 kişi çalışmaktadır. Helikopter, hem primer vakalar hem de hastaneler arası nakil için uçuş yapmaktadır. İçerisindeki donanım sayesinde havada yoğun bakım hizmeti verebilmekte olup tüm tıbbi işlemler gerçekleştirebilmektedir. İçerisinde monte edebilen küvet sayesinde yeni doğan vakalarının nakli gerçekleştirilebilmektedir. Ambulans helikopterde en fazla kalp hastalarını taşımaktayız. Bunu travma hastaları, beyin ve sinir cerrahisi hastaları, solunum hastaları takip etmektedir. 2025 yılının ilk 4 ayını da kapsayan son 5 yıllık süreçte helikopter bin 190 hasta taşıdı. Aylık ortalama 25 hastaya hizmet vermektedir" dedi. "İnsanların mutlu olması bize onur ve gurur veriyor" Ambulans helikopteri kullanan Kaptan Pilot Bülent Erdemir, "Samsun 112 Komite Kontrol Merkezi tarafından tarafımıza görev tebliğ ediliyor. Akabinde öncelikli uçuş emniyeti gözeterek hastayı bulunduğu yerden alarak gerekli sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlıyoruz. Ayda ortalama hava şartlarına bağlı olarak 25 vakaya çıkmaktayız. Bazen bu sayı özellikle yaz aylarında artış göstermektedir. Görevimiz karşısında en çok karşılaştığımız zorluklar özellikle primer vakalarda vatandaşlarımızın helikoptere yaklaşmaları ve uzaklaşmaları konusudur. Helikopterimizde bulunan harici anons sistemi ile uyarılarda bulunarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmeye çalışıyoruz. Uçuş esnasında hasta nakillerinde özellikle ekibimizde bulunan sorumlu doktorumuzdan hastanın durumu hakkında bilgi alıyoruz. Hastanın durumu eğer kritikse, biran önce ulaşması gerekiyorsa helikopterimiz normal seyir süratinden daha fazla bir süratle hastayı sağlık merkezine ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Ambulans helikopter avantajı özellikle primer vakalarda ulaşımı zor olan bölgelerde olumlu katkısı oluyor. Örnek verirsek; Asarcık’tan Samsun Merkezine kara ambulansının yolculuğu 1,5 – 2 saat sürmesine rağmen biz vakayı aldığımızdan itibaren 25 dakikada hastayı merkeze ulaştırıyoruz. Unutamadığım bir sürü anım var. Ben ambulans helikopterde yaklaşık 8 senedir görev yapıyorum. Yaklaşık 3 ay önce Samsun İlkadım’dan kuvöz vakası bir bebek hastayı aldık. Bu bebeğin Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne nakili gerekiyordu. Helikopterimizin ağırlığı fazla olması sebebiyle babasından talep geldi. ‘Anne de gelebilir mi?’ dedi. Helikopterin ağırlığı fazla olması nedeniyle anneyi alamadık. Kendisinden şahsi cep telefonunu alarak ona bu şekilde yardımcı olabileceğimi söyledim. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuş süresi sonucunda Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne indiğimde babasını aradım. Babasının mutluluğunu telefondaki ses tonundan hissettim. Bu durum bize çok büyük bir onur ve gurur veriyor" şeklinde konuştu. "Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getiriyor" Ambulans helikopterde görevli Doktor Serdar Özçakmak, "Daha çok acil durum gerektiren durumlarda nakil yapmaktayız. Ayrıca trafik kazaları, tarım aracı kazaları gibi durumlarda ilk müdahaleyi yapan ekip olarak görev yapmaktayız. 8 senedir hava ambulans merkezinde görev yapmaktayım. Helikopterimiz bölgede tüm acil durumlarda görev yapmaktadır. Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getirmektedir. Örneğin bir hastanın beyninde pıhtı attıysa, acilen o pıhtının çözülmesi için helikopter ambulansımız görev yapar. Yine kalp krizi gibi durumlarda, acil müdahale durumlarında ambulans helikoptere görev verilir" ifadelerini kullandı.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:20
Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti
Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Samsun’daki ambulans helikopter sorumluluk sahasında son 5 yılda bin 190 hastayı hastanelere ulaştırdı. Ayda ortalama 25 vakaya giden ambulans helikopter en çok kalp hastalıklarına, beyin ve sinir hastalıkları ile trafik kazalarına müdahale ediyor. 2019 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’a konuşlandırılan ambulans helikopter, kalp hastalarından yeni doğanlara, solunum sıkıntısı yaşayanlardan acil primer vakalara kadar toplam bin 190 hastanın imdadına yetişti. Kritik tıbbi ekipmanlarla donatılmış helikopterde 2 kaptan, 1 doktor ve 1 sağlık personeli görev yapıyor. Helikopter, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinde hayati rol üstlenmeye devam ediyor. "Yoğun bakım hizmeti veriyor, tüm tıbbi işlemler gerçekleştirilebiliyor" Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Kemal Serhan Sandıkçı, "Helikopter ambulans hizmeti 2019 yılından itibaren ilimiz merkezli olarak hizmet vermektedir. İlimizde bulunan ambulans helikopterimiz Türkiye’de hizmet vermeye başlayan ilk ambulans helikopterlerden biridir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde halen 15 helikopter ambulans hizmete devam etmektedir. Helikopterimiz Samsun, Sinop, Amasya ve Kastamonu’nun bazı ilçelerine hizmet vermektedir. Ambulans helikopter havada yakıt ihmali yapmadan 400 kilometre gidebilmekte ve 2 buçuk saat uçabilmektedir. Helikopterde bir doktorumuz, bir yardımcı sağlık personelimiz 2 tane kaptan pilotumuz olmak üzere 4 kişi çalışmaktadır. Helikopter, hem primer vakalar hem de hastaneler arası nakil için uçuş yapmaktadır. İçerisindeki donanım sayesinde havada yoğun bakım hizmeti verebilmekte olup tüm tıbbi işlemler gerçekleştirebilmektedir. İçerisinde monte edebilen küvet sayesinde yeni doğan vakalarının nakli gerçekleştirilebilmektedir. Ambulans helikopterde en fazla kalp hastalarını taşımaktayız. Bunu travma hastaları, beyin ve sinir cerrahisi hastaları, solunum hastaları takip etmektedir. 2025 yılının ilk 4 ayını da kapsayan son 5 yıllık süreçte helikopter bin 190 hasta taşıdı. Aylık ortalama 25 hastaya hizmet vermektedir" dedi. "İnsanların mutlu olması bize onur ve gurur veriyor" Ambulans helikopteri kullanan Kaptan Pilot Bülent Erdemir, "Samsun 112 Komite Kontrol Merkezi tarafından tarafımıza görev tebliğ ediliyor. Akabinde öncelikli uçuş emniyeti gözeterek hastayı bulunduğu yerden alarak gerekli sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlıyoruz. Ayda ortalama hava şartlarına bağlı olarak 25 vakaya çıkmaktayız. Bazen bu sayı özellikle yaz aylarında artış göstermektedir. Görevimiz karşısında en çok karşılaştığımız zorluklar özellikle primer vakalarda vatandaşlarımızın helikoptere yaklaşmaları ve uzaklaşmaları konusudur. Helikopterimizde bulunan harici anons sistemi ile uyarılarda bulunarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmeye çalışıyoruz. Uçuş esnasında hasta nakillerinde özellikle ekibimizde bulunan sorumlu doktorumuzdan hastanın durumu hakkında bilgi alıyoruz. Hastanın durumu eğer kritikse, biran önce ulaşması gerekiyorsa helikopterimiz normal seyir süratinden daha fazla bir süratle hastayı sağlık merkezine ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Ambulans helikopter avantajı özellikle primer vakalarda ulaşımı zor olan bölgelerde olumlu katkısı oluyor. Örnek verirsek; Asarcık’tan Samsun Merkezine kara ambulansının yolculuğu 1,5 - 2 saat sürmesine rağmen biz vakayı aldığımızdan itibaren 25 dakikada hastayı merkeze ulaştırıyoruz. Unutamadığım bir sürü anım var. Ben ambulans helikopterde yaklaşık 8 senedir görev yapıyorum. Yaklaşık 3 ay önce Samsun İlkadım’dan kuvöz vakası bir bebek hastayı aldık. Bu bebeğin Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne nakili gerekiyordu. Helikopterimizin ağırlığı fazla olması sebebiyle babasından talep geldi. ‘Anne de gelebilir mi?’ dedi. Helikopterin ağırlığı fazla olması nedeniyle anneyi alamadık. Kendisinden şahsi cep telefonunu alarak ona bu şekilde yardımcı olabileceğimi söyledim. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuş süresi sonucunda Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne indiğimde babasını aradım. Babasının mutluluğunu telefondaki ses tonundan hissettim. Bu durum bize çok büyük bir onur ve gurur veriyor" şeklinde konuştu. "Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getiriyor" Ambulans helikopterde görevli Doktor Serdar Özçakmak, "Daha çok acil durum gerektiren durumlarda nakil yapmaktayız. Ayrıca trafik kazaları, tarım aracı kazaları gibi durumlarda ilk müdahaleyi yapan ekip olarak görev yapmaktayız. 8 senedir hava ambulans merkezinde görev yapmaktayım. Helikopterimiz bölgede tüm acil durumlarda görev yapmaktadır. Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getirmektedir. Örneğin bir hastanın beyninde pıhtı attıysa, acilen o pıhtının çözülmesi için helikopter ambulansımız görev yapar. Yine kalp krizi gibi durumlarda, acil müdahale durumlarında ambulans helikoptere görev verilir" ifadelerini kullandı. (FAU
07 Haziran 2025 Cumartesi - 10:00
Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması başladı
Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Sağlık Bakanlığı’nın ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla yürüttüğü Normal Doğum Eylem Planı kapsamında önemli bir hizmeti daha hayata geçirdi. ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması istikametinde kurulan Ebe Polikliniği, anne adaylarına birebir destek sunmak üzere hizmet vermeye başladı. Yeni açılan Ebe Polikliniği sayesinde; anne adaylarının doğuma daha bilinçli ve güvenli bir şekilde hazırlanması, doğum öncesi ve sonrası süreçte sürekli ebe desteği alması, ayrıca gebelere özel danışmanlık, bilgilendirme ve rehberlik hizmetlerinden faydalanmaları hedefleniyor. Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan açıklamada; polikliniğin, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yönlendirilen gebelere hizmet vereceği, her anne adayının artık doğuma kendi ebesiyle hazırlanma fırsatına sahip olacağı duyuruldu. Yapılan açıklamada, "Her Gebeye Bir Ebe uygulaması başlattığımız hastanemizde öte yandan Gebe Okulu da hizmet kalitesini artırarak yoluna devam ediyor. İlk tescilini 06 Ocak 2020 tarihinde alan Gebe Okulu, 13 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan ’Gebe Okulları ile Doğuma Yönelik Hizmetlerin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ istikametinde 10 Nisan 2025’te Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetime tabi tutuldu. Yapılan değerlendirme sonucunda tescil süreci başarıyla tamamlanarak yenilendi. Hizmetlerin oluşturulmasında ve geliştirilmesinde emeği geçen başta Gebe Okulu Koordinatör Ebesi Gizem Çoban olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederiz. Bu yeni uygulamalarla birlikte Niğde’de anne adaylarına yönelik sağlık hizmetlerinin niteliği ve kapsamı önemli ölçüde güçlenmiş oldu" ifadelerine yer verildi. Gebe Okulu’nda gebelik öncesinden doğuma, doğumdan sonraki sürece kadar anne adaylarına ve ailelerine yönelik kapsamlı bilgi ve destek hizmetleri sunuluyor. Eğitimlerde hem sözel hem görsel materyallerden faydalanılıyor, ayrıca uygulamalı çalışmalarla anne adaylarının süreçleri bilinçli ve sağlıklı şekilde geçirmesi sağlanıyor. Eğitimler, hastanenin yeni binasında yer alan kadın doğum poliklinikleri içerisindeki modern eğitim salonunda gerçekleştiriliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder