SAĞLIK
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47 Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40 Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndü
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:29 Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndü Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdüğü sırada havuç parçası boğazına kaçarak, nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı ve kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak hayata döndü. Büyük panik ve korku yaşayan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese, "Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. "10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürüldü" Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şu anda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamız, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi.
"Kurban kesimi kesinlikle çocuklara izletilmemeli"
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:23 "Kurban kesimi kesinlikle çocuklara izletilmemeli" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değişmesi gerektiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde, özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına, kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Psk. Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" ifadelerini kullandı. "Hem ibadet hem manevi boyutu aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psk. Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" diye konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psk. Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" şeklinde konuştu.
Tedavide yeni dönem: İnhaler cihaz eğitimleri artık bire bir veriliyor
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:20 Tedavide yeni dönem: İnhaler cihaz eğitimleri artık bire bir veriliyor Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi, inhaler cihaz kullanımında yapılan birebir eğitimlerle solunum yolu hastalıklarının tedavisinde başarı oranını artırmayı hedefliyor. Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ndeki yoğunluk nedeniyle aksayan eğitimler, artık Solunum Fonksiyon Testi Birimi’nde görevli eğitimli hemşireler tarafından bireysel olarak veriliyor. Yeni uygulamaya ilişkin açıklama yapan Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Aykut Özturan, "İnhaler cihazların yanlış kullanımı tedavi etkinliğini ciddi şekilde düşürüyor. Cihazın doğru teknikle kullanılmaması; ilacın akciğerlere ulaşamamasına, atakların artmasına, yan etkilere ve tedaviye güvensizliğe yol açabiliyor. Bu nedenle birebir eğitim hayati önemde" dedi. Başhekim Özturan, uygulamanın uzun vadeli bir sağlık yatırımı olduğunu vurgulayarak, "Amacımız hastaların cihazları etkin, güvenli ve doğru şekilde kullanmalarını sağlamak. Komplikasyon risklerini en aza indirmek için hasta eğitimini öncelik haline getiriyoruz" diye konuştu. "Eğitimle ataklar azalıyor, yaşam kalitesi artıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Dursun Ali Kaba ise uygulamanın tedavi başarısı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "İnhaler cihaz eğitimi eksikliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Yeni düzenleme sayesinde hastalara daha fazla zaman ayrılıyor ve cihazların doğru kullanımı detaylı şekilde gösteriliyor. Bu da ilacın etkinliğini artırıyor ve yaşam kalitesini yükseltiyor" ifadelerini kullandı. Çarşamba Devlet Hastanesi, bu yeni uygulamayla birlikte hem bireysel tedavi süreçlerini güçlendirmeyi hem de toplum genelinde solunum hastalıklarının kontrolünü daha etkin hale getirmeyi hedefliyor.
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla yaşama döndü
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:18 Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla yaşama döndü Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla yaşama yeniden döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdü. Havuç parçası boğazına kaçan bebek nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak yaşama döndü. Büyük panik ve koku yaşan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese,"Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı, ölmüştü ve hastanede yeniden dirildi. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. 10 dakika kalp masajıyla hayata döndü Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şuanda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamızın, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebek, sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi. (HLL-HİV-
Kurban Bayramı’nda bu kurallara dikkat
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:16 Kurban Bayramı’nda bu kurallara dikkat Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Betül Merd, kurban etlerinin saklanması ve tüketilmesi konusunda önemli bilgiler verdi. Yaklaşan Kurban Bayramı’nda doğru beslenme alışkanlıklarının da yeniden hatırlanması gerekiyor. Bayram boyunca kurban etlerinin uygun olmayan şartlarda saklanması ile etlerin ani ve aşırı miktarda tüketilmesi birçok sağlık sorununa davetiye çıkarabiliyor. Kesimden sonra etlerin hemen tüketilmemesi ve bayram boyunca bazı kurallara uymak hayati önem taşıyor. "Kesimden hemen sonra yenmemeli" Kurban etinin hemen tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Uz. Dyt. Betül Merd, "Kurban kesildikten sonra etin hemen tüketilmemesi gerekmektedir. Ette bulunan mikroorganizmalar, ilk 24 saat içinde etin sert ve hazmı zor bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bunun birkaç temel nedeni vardır; bunlardan biri etin sertliği. Kurban kesildikten sonra et, ‘ölüm katılığı’ yani rigor mortis dönemine girer. Bu nedenle et serttir. Etin bu evresi, kesimden sonraki ilk 12-24 saat içerisinde geçer. Diğer bir durum da sindirim zorluğu. Yeni kesilen et, henüz tam olarak dinlenmediği için mide tarafından sindirilmesi zordur. Hazım sorunu çekenlerin bu etleri tüketmemesi gerekir. Eti, buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirdikten sonra tüketmeye başlamak hem sağlık hem de lezzet açısından en doğru olandır" dedi. "Kurban etleri nasıl saklanmalı?" Betül Merd, "Eti hijyenik ve uygun ortamlarda saklamak, hem besin değerini korumak hem de gıda zehirlenmelerini önlemek açısından hayati önem taşır. Buzdolabında kısa süreli saklama konusunda etler, kesilip parçalandıktan ilk 24 saat boyunca geniş tepsilere yayılarak +4 santigrat derecede buzdolabında dinlendirilmelidir. Bu süreçte kan etten çıkar. Bu hem hijyen hem de saklama süresi açısından önemlidir. Porsiyonlara ayrılan çiğ etler, buzdolabında 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Derin dondurucuda uzun süreli saklamada da bir defada kullanılacak miktarlarda porsiyonlara ayrılan etler, buzdolabı poşetlerine veya vakumlu torbalara konulmalıdır. Derin dondurucuda (-18 derecede) 6-12 ay arasında saklanabilir. Çözündürmede de dondurulmuş etler, oda sıcaklığında değil yine buzdolabının içinde yavaş yavaş çözdürülmelidir. Mikrodalgada veya sıcak suya konularak çözdürme işlemi, bakteri oluşumuna neden olabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Pişirme kurallarına uyulması önemli" Pişirme yönteminin etin kalitesini belirlediğini söyleyen Merd, "Etin kalitesini, pişirme yöntemi belirler. Lezzet, koku ve besin değerleri pişirme yöntemiyle doğrudan ilişkilidir. Mangalda ya da kızartılıp, çok uzun süre ısıya maruz kalan etler kanserojen etkinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ayrıca mangalda veya barbeküde yüksek ısıda ve kısa bir sürede pişirilen etlerin içleri de çiğ kalabilmektedir. Etin yağda kızartılması, hem doymuş yağ miktarını artırır hem de sindirimi zorlaştırır. Izgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri daha sağlıklı seçeneklerdir. Etin içinin tamamen piştiğinden emin olunmalıdır. Çiğ veya az pişmiş et, özellikle E. coli gibi bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlar. Yağlı kısımlar mümkün olduğunca ayrılmalı, görünür yağlar temizlenmelidir" dedi. "Kurban eti tek başına tüketilmemeli" Betül Merd, kurban etinin tek başına tüketilmemesi gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kurban Bayramı’nda protein tüketiminin artması nedeniyle sindirim sisteminin sağlığı için bu dönemde lif, vitamin ve mineral alımına da dikkat edilmelidir. Etin yanında mutlaka sebze yenilmelidir. Özellikle ızgara etin yanına bol limonlu yeşil salata, zeytinyağlı sebzeler ya da haşlanmış sebzeler yenmesi sağlıklı olacaktır. Et yemeğinin yanında bulgur pilavı, tam buğday ekmeği gibi lif oranı yüksek tahıllar yenmesi sindirimi kolaylaştıracaktır. Yoğurt ve ayran gibi süt ürünleri ile hem sindirim desteklenmekte hem de kalsiyum dengesi sağlanmaktadır. Kalp hastalığı, yüksek tansiyonu ile diyabet ve böbrek hastalığı olanlar kırmızı et tüketimine kesinlikle dikkat etmelidir. Mutlaka doktor veya diyetisyen tavsiyesiyle tüketim miktarı belirlenmelidir. Çocuklar ve yaşlılar için etin iyi pişmiş ve yumuşak olması gerekmektedir. Özellikle mide ve bağırsak sorunu olanların et tüketiminde dikkatli olması gerekir. Günde 1-2 porsiyon (100-150 gram) kırmızı et tüketimi makuldür. Bayramda tatlı tüketimi de artmakta ve bu nedenle şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmelidir. Gün içinde yeterli miktarda su içmek unutulmamalı. Yüksek protein alımı, böbrekleri zorlayabileceğinden su tüketimi önemli hale gelmektedir. Hareket etmek önemlidir. Bayramda yapılacak kısa yürüyüşler sindirimi desteklemektedir. Sonuç olarak, Kurban Bayramı’nı hem geleneklerimize uygun hem de sağlıklı bir şekilde geçirmek için kurallara uymak önemli hale gelmektedir. Özellikle etin doğru saklanması ve dengeli tüketimi ile bayram sofraları daha keyifli ve güvenli hale gelir. Unutmayalım ki sağlık, bayramda da en büyük nimettir."
Uzm. Dr. Elif Başaran, kronik hastalığı olanları bayramda et tüketimine dikkat etmeleri konusunda uyardı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:07 Uzm. Dr. Elif Başaran, kronik hastalığı olanları bayramda et tüketimine dikkat etmeleri konusunda uyardı Kurban Bayramı’nda kronik hastalığı olan bireylerin et tüketiminde aşırıya kaçmaması gerektiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Özellikle kolesterol, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olan bireyler, bazı noktalara dikkat ederek et tüketmeli. Günlük et tüketimi 100-150 gram (bir avuç içi kadar) ile sınırlandırılmalı" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, Kurban Bayramı’nda kronik hastalığı olan bireylerin et tüketimi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Başaran, özellikle kolesterol, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları bulunan bireylerin et tüketimini günlük 100-150 gram ile sınırlandırması gerektiğini söyledi. Bayram dönemlerinde beslenme düzeninin bozulmaması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Başaran, "Etin kolesterol ve doymuş yağ oranı yüksek olduğu için aşırı tüketimi kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kronik hastalığı olan bireyler, günlük et tüketimini bir avuç içi kadar yani 100-150 gram ile sınırlandırmalıdır. Ayrıca düzenli kullanılan ilaçlar, bayram süresince de hekimin önerdiği doz ve saatlerde aksatılmadan alınmalıdır" dedi. "Kurban eti hemen tüketilmemeli" Kurban etinin protein ve vitamin-mineral açısından besleyici bir gıda olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Başaran, etin kesildikten sonra hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kesim sonrası ette oluşan ölüm katılığı (rigor mortis), sindirimi zorlaştırabilir. Bu nedenle kurban eti en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirilmelidir. Buzdolabında 3-4 gün, derin dondurucuda ise 3-6 ay saklanabilir. Ancak ilk 1 hafta içinde tüketilmesi en idealidir" diye konuştu. "Kızartma yerine haşlama ya da ızgara tercih edilmeli" Sağlıklı pişirme yöntemlerine de değinen Uzm. Dr. Başaran, "Kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme tercih edilmelidir. İlave yağ kullanılmamalıdır çünkü kurban eti zaten yeterince yağlıdır. Bu durum kolesterol yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Etin sebzelerle birlikte tüketilmesinin sindirimi kolaylaştırdığını da belirten Uzm. Dr. Başaran, "Lifli sebzelerle birlikte tüketilen et, hem sindirimi destekler hem de kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmeli, günlük su tüketimi ihmal edilmemelidir. Aşırı tuz tüketimi ise kan basıncını artırabilir, özellikle hipertansiyon hastaları bu konuda dikkatli olmalıdır" şeklinde konuştu. "Fiziksel aktivite ihmal edilmemeli" Kronik hastalığı olan bireyler için bayram dönemlerinin metabolik denge açısından hassas bir süreç olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Başaran, şu önerilerde bulundu: "Günlük et tüketimi 100-150 gram ile sınırlı tutulmalı. İlaçlar düzenli şekilde alınmalı. Kan şekeri ve tansiyon ölçümleri yapılmalı. Her gün 30 dakikalık yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler sürdürülmeli. Dengeli beslenme alışkanlığı korunmalı" Uzm. Dr. Başaran, "Bayram gibi özel dönemlerde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi, komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Bayram sofralarında kalp sağlığına dikkat
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:01 Bayram sofralarında kalp sağlığına dikkat Kurban Bayramı’nda kontrolsüz et tüketiminin sağlığı olumsuz etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Zafer Işılak, "Kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek kalp sorunlarına karşı uyarıda bulundu. Bayram sofraları, paylaşımcı yönüyle ve insanları bir araya getirmesiyle hem manevi hem de kültürel olarak büyük önem taşıyor. Ancak, özellikle Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin artması, bazı sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Bunların başında ise kalp-damar hastalıkları geliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zafer Işılak, "Bu dönemde kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek, "Bayramda genellikle kırmızı et tüketimi artar. Kırmızı et, kaliteli protein ve demir açısından zengin olmasına rağmen, doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek olabilir. Aşırı ve kontrolsüz et tüketimi, özellikle kalp-damar hastalıkları riski bulunan bireylerde sağlık sorunlarına yol açabilir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için öneriler Kalp sağlığını korumak için bayramda et tüketiminde ölçülü olmanın çok önemli olduğuna değinen Doç. Dr. Zafer Işılak, "Günlük kırmızı et miktarının 100-150 gramı geçmemesi, yağ oranı düşük ve sinirsiz etlerin tercih edilmesi önerilir. Ayrıca etlerin kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesi, ekstra yağ kullanımını ve zararlı maddelerin oluşumunu engeller. Bayram sofralarında bol sebze, salata ve meyve tüketimi de kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur. Su tüketimine dikkat edilmesi ve mümkünse hafif yürüyüşlerle hareketin artırılması kalp sağlığını destekler" dedi. İlaçlarınızı düzenli kullanın Doç. Dr. Zafer Işılak, özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin bayram süresince doktor tavsiyelerine uymaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları ve et tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, "Bayram coşkusunun sağlıkla taçlandırılması çok önemlidir. Sofralarınızı sevgiyle kurarken aynı zamanda sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi de tercih etmelisiniz. Ölçülü ve dengeli beslenme, kalbinizi bayram boyunca ve sonrasında koruyacaktır" ifadelerini kullandı.
Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:42 Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri Diyetisyen Fatma Sena Küçük Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz" dedi. Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda fazla et tüketiminin özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilerde çeşitli rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çekiyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen Fatma Sena Küçük, her zaman olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da yeterli ve dengeli beslenilmesi gerektiğine vurgu yaparak ve bol sıvı tüketilmesini önererek, sağlık et tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen olan Fatma Sena Küçük Aydın İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bir bakterinin uygun şartlar sağlandığında 12 saatte 16 milyar sayıya ulaşabildiğini söyleyen Aydın, "Biz, besinlerde, ette bulunan mevcut bakteriyi azaltmak ya da kabul edilebilir seviyede tutmak için onlara bu şartları sağlamamamız gerekiyor. Bunun için de kesim sırasında, yüzme ve parçalama işlemleri sırasında, ortamı mümkün olduğunca serin olması, bu işlemleri yapan kişilerin kişisel hijyen kurallarına uyması bizim için önemli. Muhtemel bulaşıları önlemek için temiz bıçak, kap ekipman kullanılmalıdır. Sakatat ve etler aynı ortamda muhafaza edilmemelidir" diye konuştu. "24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz" Etlerin 24 saat kadar dinlendirildikten sonra tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz. Çünkü ette rigor mortis denilen bir ölüm katılığı meydana geliyor. Bu da etin daha sert ve daha lezzetsiz olmasına sebep oluyor. 24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz. Bu bizim için hem lezzet anlamında hem de sindirim kolaylığı açısından fayda sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "Buzdolabında 5 gün kadar derin dondurucuda ise 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" Diyetisyen Aydın, etlerin uygun saklama şartlarına değinerek, "Paylaşımlarımızı yaptıktan sonra kalan etlerimizi günlük porsiyonlara ayırıp streç film, buzdolabı poşeti ya da vakumlu poşetlerde buzdolabında saklayabiliriz. Buzdolabında 0-4 derece arasında 3-5 gün kadar derin dondurucuda ise - 18 derecede 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var" Aydın, bayramda normal beslenme düzeninin dışına çıkılmaması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu: "Bayramda her zaman olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenme çok önemli. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durmalıyız. Kronik hastalığı olanlar şeker, tansiyon, kalp hastalığı gibi bu kişiler normal beslenme düzeninin dışına çıkmamalıdır. Bayramda et tüketimi fazla olduğundan böbrek solüt yükü de artmaktadır. Günde birden fazla et tüketildiğinde böbreğin yükü artmaktadır ve vücudumuzun susuz kalmasına neden olabiliyor. Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var. Sabah kahvaltıda haşlanmış yumurta, peynir, tam buğday ekmeği, şekersiz çay ve yeşilliklerden oluşan bir kahvaltı ile güne başlayabiliriz. Öğle ve akşam yemeğinde ise öncelikle çorba, sonrasında az yağlı et, sebze yemekleri, salata ve yoğurttan oluşan örnek bir menü tüketebiliriz."
Beslenme ve Diyet Uzmanı Arabalı: Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli"
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:32 Beslenme ve Diyet Uzmanı Arabalı: Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli" Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kesilen etin buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca sağlıklı beslenme açısından etin haşlama, ızgara ya da fırında pişirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bayram sofralarının vazgeçilmezi kırmızı etin kolay sindirilmesi ve muhtemel sağlık sıkıntılarının yaşanmaması adına önemli bilgiler veren Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kırmızı et tüketirken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı. Yeni kesilmiş kurban etinin sert yapıda olacağını ve bu nedenle sindiriminin zor olacağını vurgulayarak etin buzdolabında en az 12-24 saat bekletilmesini tavsiye etti. Sağlıklı beslenme için etin pişirilme yönteminin büyük önem taşıdığını; haşlama, ızgara veya fırında pişirmenin en doğru yaklaşım olduğunu söyleyen Diyetisyen Arabalı, "Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri aniden katılaştırır. Isı iç kısmına ulaşamadığında etin yeterince pişmemesi gibi bir risk oluşur. Bu nedenle etlerin iç sıcaklığı en az 75 derece olmalı, dışının kömürleşmesine izin verilmemeli" dedi. Pişirme sırasında kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar kullanılmaması gerektiğine değinen Diyetisyen Arabalı, etin kendi yağıyla pişmesinin daha sağlıklı bir tercih olduğunu söyledi. Etin sebzelerle birlikte veya salatayla servis edilmesinin sindirim sistemine katkı sağlayacağını ifade etti. "Porsiyonlara dikkat edilmeli" Kırmızı etin günde en fazla 100-150 gram arasında tüketilmesi gerektiğine işaret eden Diyetisyen Arabalı, "Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi mideyi zorladığı gibi kolesterol seviyesini de artırabilir. Kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyonu olan bireylerin yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri büyük önem taşır" dedi. Kızartma veya kavurma gibi yağ oranı yüksek pişirme yöntemlerinden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Arabalı, "Etin yanına bol salata, yoğurt veya sebze yemeği eklenerek sindirimi kolaylaştırmak mümkündür. Et yemeklerinin yanında limonlu zeytinyağlı salatalar tüketmek demir emilimini artırır" diye konuştu. "Hafif bir kahvaltıyla başlayın" Günün diğer öğünlerinin dengeli beslenme açısından önemli olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Bayram sabahı hafif bir kahvaltıyla güne başlanmalı. Tam tahıllar, yumurta, az yağlı peynir, zeytin ve bol sebze içeren bir kahvaltı yapılmalıdır. Gün boyunca 2-3 litre su tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine de ayran, şekersiz komposto ya da bitki çayları tercih edilmelidir" dedi. Tatlı ihtiyacı hissedildiğinde sütlü tatlılar ya da meyvelerin daha uygun bir tercih olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Günde 30 dakikalık yürüyüş sindirimi kolaylaştırır. Aynı zamanda kilo kontrolüne de yardımcı olur" ifadelerini kullandı. Diyetisyen Arabalı, mide rahatsızlığı olanların yağlı, baharatlı etlerden ve sakatatlardan uzak durmasının altını çizerken, pilav ve tatlı gibi kalorisi yüksek gıdaların aynı öğünde tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. "Çözülen etler yeniden dondurulmamalı" Kesilen etin hijyenik şartlarda saklanmasının gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Diyetisyen Arabalı " Derin dondurucuya ve buzdolabına kaldırılacak etler birer yemeklik porsiyonlara ayrılarak buzdolabı poşetine ya da yağlı kağıda sarılmalı. Bu şekilde -2 derecede birkaç hafta, -18 derecelik derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilir" dedi. Çözülen etlerin yeniden dondurulmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı şunları ifade etti: "Etin dondurulup çözülmesi sırasında bazı mikroorganizmalar hızla çoğalabilir. Bu nedenle çözülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurucuya konulmamalıdır. Etin çözülmesi için oda sıcaklığı ya da kalorifer üstü gibi yöntemler sağlık açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir, en doğrusu etin dondurucudan buzdolabının normal kısmına alınarak çözülmesini beklemektir" Çiğ etle temas eden kesme tahtalarında kesinlikle sebze ve meyve doğranmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı, "Et hazırlanırken mutfak hijyenine dikkat edilmesi hem gıda zehirlenmelerinin hem de bulaşıcı hastalıkların önüne geçer" diye konuştu.
Zararsız sanılan tütün ürünleri tehlike saçıyor
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:32 Zararsız sanılan tütün ürünleri tehlike saçıyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlıklı Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Sanem Nemmezi Karaca; sigara, nargile, elektronik sigara kullanımı ve zararlarına dair açıklamalarda bulundu. Karaca, "Artık tüm dünyada sigaranın sadece içen kişilere zarar vermediği, ürettiği atıklarla doğayı hatta içmeyen bireyleri de zehirlediği bilimsel kanıtlarla ortaya konulmuştur. Sigara içenlerin etrafa yaydıkları dumanın ve bu dumandan parkelere, perdelere, mobilyalara sinen partiküllerin içmeyen bireylere zararlı etkilerine yönelik bilgiler gün geçtikçe artmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü yüzde 100 dumansız mekânlar önem kazanmaktadır. Bu amaçla ülkemizde ciddi politikalar geliştirilmiş, önemli adımlar atılmıştır. Ancak maalesef son yıllarda sigara içme oranlarının yeniden artmaya başladığı kaydedilmektedir. Dumansız iç mekanlara ait yasaların ortaya koyduğu zorunlulukların denetlenmesi ve gerekli cezai işlemlerin uygulanması kazanımların kaybedilmemesi açısından oldukça önemlidir" dedi. Nargilenin sigaradan daha yüksek oranlarda zararlı madde içerdiğini belirten Karaca, "Gün geçtikçe zararsız oldukları algısı ile nargile, filtreli sigaralar, elektronik sigaralar ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı içilen sigaralar ile yer değiştirmeye başlamıştır. Özellikle gençler ve kadınlar bu projenin hedefi olmuştur. Maalesef 18-24 yaş arasında her iki gençten biri nargile ya da elektronik sigarayı denediği gözlenmektedir. Yapılan çalışmalarda, elektronik sigaranın en sık eğlence amacı ile denenmeye başlandığı, sigaranın bırakılmasına yardımcı bir ürün olarak düşünüldüğü ve kullanıldığı gözleniyor. Bu ürünler farklı şekillerde ve özellikteler. Bir kısmı sigaraya benzer şekilde; uçlarında yanan bir kırmızı ışıkları var. Çoğu tıpkı sigara gibi duman çıkarıyor. Bizim önemsediğimiz nokta ise bağımlılık yapan maddeyi de içeriyor olması. Ayrıca bağımlılığı pekiştiren bu görsel uyaranlar ve davranışsal ritüeller nikotin bağımlılığından kurtulmayı zorlaştırıyor. Uyanık olmamız gerekiyor. O yüzden bağımlılık yapma potansiyelleri açısından bu ürünlerin hiçbirinin diğerinden bir üstünlüğü olmadığını bilmemiz gerekli. Bizler de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Nikotin Bağımlılığı Tedavi Polikliniği olarak 1995 yılından bu yana hizmet sunmaktayız. Türkiye’nin pek çok yerinde bunun gibi nikotin bağımlılığı birimlerimiz var. Sigara içen vatandaşlarımıza destek veriyoruz" ifadelerine yer verdi.
Van’da bayram öncesi huzurevi sakinlerine sağlık hizmeti
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:27 Van’da bayram öncesi huzurevi sakinlerine sağlık hizmeti Van’da, Kurban Bayramı öncesi huzurevinde kalan yaşlılara yönelik sağlık hizmeti sunuldu. İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ekiplerince Edremit Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne gerçekleştirilen ziyaret kapsamında yaşlılara, hem bayram öncesi moral desteği sağlandı hem de kapsamlı sağlık kontrolleri yapıldı. Huzurevi sakinlerinin genel muayeneleri yerinde gerçekleştirilirken, sağlık durumlarına ilişkin ihtiyaçlar değerlendirildi. Ziyaret sırasında, gerekli görülen durumlarda rapor yenileme işlemleri de tamamlandı. Konuya ilişkin konuşan Aile Sağlık Hizmetleri Dr. Zelal Yayla, bayram öncesi gerçekleştirdikleri huzurevi ziyaretinde yaşlı bireylerin genel sağlık muayenelerini yaptıklarını belirtti. Dr. Yayla, "Amacımız, büyüklerimizin bayramlarını kutlamak ve aynı zamanda evde sağlık hizmetleri kapsamında genel muayenelerini gerçekleştirmekti. Evde sağlık hizmeti; genellikle yaşamını evde sürdüren, cihaza bağlı, yaşlılık veya zihinsel engel nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan bireylerimize verdiğimiz bir hizmettir. Bu hizmet sayesinde hastalarımızın sağlık kuruluşlarına daha az başvuru yapması sağlanmakta ve çoğu sağlık işlemi ev ortamında gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır" dedi. 26 Mayıs itibarıyla aktif hale getirilen e-Rapor sistemi konusunda da bilgilendirmelerde bulunan Yayla, "E-Rapor uygulamasıyla birlikte hastalarımızın görüntülü arama yoluyla ilaç raporlarının yenilenmesini hedefliyoruz. Böylece, rapor yenileme işlemleri çok daha zahmetsiz ve hızlı bir şekilde gerçekleşebilmektedir" diye konuştu. Evde sağlık hizmetinden faydalanmak isteyenlerin, 444 38 33 numaralı çağrı merkezini arayarak ya da aile hekimlikleri ve İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezine başvurarak taleplerini iletebileceğini hatırlatan Yayla, sözlerini şöyle sürdürdü: "Evde sağlık hizmetleri kapsamında amacımız, sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan vatandaşlarımıza destek olmak, tedavi süreçlerini takip etmek ve gerekli raporlama işlemlerini üstlenmektir. Zaten hâlihazırda huzurevimizde kayıtlı hastalarımız bulunmakta ve bu hastalarımızın ilaç, rapor ya da tedavi planlarında meydana gelen değişiklikler doğrultusunda düzenli olarak talepleri karşılamaktayız."