SAĞLIK
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47 Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40 Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Bu belirtiler kalp krizi ile karıştırılabilir
03 Haziran 2025 Salı - 12:23 Bu belirtiler kalp krizi ile karıştırılabilir Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, "Hipertansiyon, panik atak ve kalp krizi birbirine benzer belirtilerle karşımıza çıksa da, sonuçları birbirinden çok farklı olabilir. Kesin tanı için mutlaka uzman kontrolü şarttır" dedi. Dr. Akyüz, hipertansiyonun çoğu zaman sessizce ilerlediğini hem de panik atak ile kalp krizinin benzer belirtiler gösterebileceğini belirterek, halk arasında sık yapılan yanlışlara dikkat çekti. Hipertansiyonun toplumda yaygın olarak yalnızca baş ağrısıyla ilişkilendirildiğini belirten Dr. Akyüz, bu algının doğru olmadığını vurgulayarak, "Pek çok kişi, ‘başım ağrımıyor ki, tansiyonum yüksek olamaz’ şeklinde düşünüyor. Oysa hipertansiyon uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Sessiz bir tehlikedir. Bu nedenle, tansiyonun düzenli olarak takip edilmesi çok önemlidir." şeklinde konuştu. Haftada en az bir ya da iki kez tansiyon ölçümü yapılmasını öneren Akyüz, 130 ve 80 üzerindeki değerlerde mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini ifade etti. Panik atak ve kalp krizi sıklıkla karıştırılıyor Panik atak ve kalp krizinin benzer şikâyetlerle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Akyüz, her iki durumda da hastaların göğüs ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtilerle acil servise başvurduğunu ancak aradaki farkın yalnızca uzman değerlendirmesiyle anlaşılabileceğini söyledi. Akyüz, "Panik atak; genellikle stres, anksiyete ya da kişinin psikolojik yapısıyla bağlantılı olarak gelişir. Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi gibi semptomlar kalp krizine çok benzer. Ancak panik atakta yapılan EKG ve kan testlerinde kalp krizine dair herhangi bir bulguya rastlanmaz" ifadelerini kullandı. Kalp krizi belirtileri geçici değil Kalp krizinin belirtilerinin panik ataktan farklı olarak kalıcı ve ilerleyici olduğunu hatırlatan Dr. Akyüz, bu farkın hayati olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Panik atakta hastanın sakinleştirilmesiyle belirtiler hafifler, bazen tamamen geçer. Ancak kalp krizinde göğüs ağrısı geçici değildir, genellikle giderek şiddetlenir ve başka belirtilerle birlikte seyreder. Kalp krizinde evde beklemek çok ciddi risk taşır, zaman kaybı hayati sonuçlar doğurabilir." Ne zaman hastaneye başvurmalı? Dr. Akyüz, göğüs ağrısı yaşayan, çarpıntı hisseden ya da nefes darlığı şikâyeti olan kişilerin bu belirtileri hafife almadan bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini belirtti. Özellikle ailesinde kalp hastalığı öyküsü olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Akyüz, erken müdahalenin hayat kurtarıcı olduğunu vurguladı.
Sağlığınız için sokak aralarında bıçak bileyip et kıyanları tercih etmeyin
03 Haziran 2025 Salı - 12:07 Sağlığınız için sokak aralarında bıçak bileyip et kıyanları tercih etmeyin Denizli Esnaf Odaları (DESOB) Genel Sekreteri Yunus Emre Gönç, yaklaşan Kurban bayramı öncesi, sokak aralarında bıçak bileme ve et kıyma yapan kayıt dışı yerlerden bu hizmetin alınmaması gerektiğini belirterek "Hem sağlığınızı hem de kayıt dışı olarak kazancınızı tehlikeye atmayız" dedi. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi gerek alışveriş, gerek ise bayrama hazırlık konusunda kayıtlı esnafların tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Denizli Esnaf Odaları Genel Sekreteri Yunus Emre Gönç, özellikle sokak aralarında sağlıksız olarak, kayıt dışı çalışan kişilerin tercih edilmemesi ve gerekli yerlere haber verilmesi gerektiğini belirterek "Kurban Bayramı hazırlıklarında gerek alışveriş gerek ise bayram için, bıçak bileme, et kıydırma için kayıt dışı kişileri tercih etmeyin. Hem sağlığınızdan olmayın hem de kazancınızı kayıt dışı kişilere vermeyin" dedi. "Kayıt dışı hizmet sunanlarla çalıştığınız için ceza bile yiye bilirsiniz" İlgili kurumlar tarafından denetimlerin sıklıkla devam ettiğini belirten DESOB Genel Sekreteri Gönç, "Vatandaşlarımızda bu kayıt dışı kişiler hakkında ilgili kurumlara haber vermeleri gerekmektedir. Sokakta tedbirsizce yapılan bıçak bileme konusunda, gerekli önlem ve tedbirler alınmadığı için yaşanabilecek bir kazada vatandaşlarımız zarar görebilir. Örneğin bıçak bileme konusunda anlaşmazlık olduğunda da muhatap bulamazsınız ve kayıt dışı çalıştığınız için vergi kaybı yüzünde ceza bile yiye bilirsiniz" şeklinde konuştu. "Kayıtsız bileme ve et kıyımı yapanlar halkın sağlığını tehlikeye attığınızın farkında mısınız" Steri ortamlarda çalışılmadığı ve sıcak havalarda etin bozulma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bunun büyük bir tehlike olduğunu dikkat çeken DESOB Genel Sekreteri Gönç, "Örneğin sokaklarda et kıyma yapan kişilerin sağlığınızı tehlikeye attığınız farkında mısınız. Açık havada, steril ortam olmaksızın, sıcak havada et kıyma işleminin yapılması uzmanlara göre de tehlike saçmaktadır. Temizlik ve hijyen kurallarının uygulanmadığı sokaklarda kıyma yaptırmanın tehlikesini bir kez daha düşünmelerini istiyoruz. Bizler Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği olarak gerekli denetim ve uyarıları yapmamıza rağmen burada en büyük destekçimiz ise bu tür kayıt dışı çalışan kişileri tercih etmeyen vatandaşlarımızdır. Kayıtlı esnaflarımız iş yerlerinde, bu işi bayramdan bayrama değil her zaman yapmaktadırlar. Bu yüzden, kayıtlı esnaflarımızı tercih edin, hem sağlığınızı hem ekonominizi tehlikeye atmayın" ifadelerini kullandı.
İzmir’de polen seviyelerinin yükseleceği öngörülüyor, alerjisi olanlar dikkat
03 Haziran 2025 Salı - 11:50 İzmir’de polen seviyelerinin yükseleceği öngörülüyor, alerjisi olanlar dikkat İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Tuğba Arıkan, havaların ısınması ile birlikte polen salınımının yoğunlaştığını belirterek polen alerjisi olan bireyleri uyardı. Özellikle Ege Bölgesi zeytin ağacı polenlerinin, çayır, çimen, yabani otlar, çam, kavak ve selvi ağaçlarından kaynaklanan polenlere dikkat çeken Prof. Dr. Arıkan, alerjik bireylerin dikkatli olması gerektiğini söyledi. Polenlerin özellikle sabah erken saatlerde ve öğlen saatlerinde yoğun olarak havada bulunduğuna dikkat çeken Arıkan, alerjik bireylerin mümkün olduğunca bu saatlerde dışarı çıkmaması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Arıkan, sabah ve öğlen evi havalandırılmamasını söyledi. Sıcak ve rüzgarlı havaların polenleri daha geniş alanlara taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Arıkan, bu koşulların alerjik reaksiyonları tetikleyebileceğini belirtti. Polen alerjisi olan bireylerin yaşam kalitelerini korumak adına bazı önlemler almaları gerektiğini söyleyen Arıkan, "Pencereleri kapalı tutmak, dışarıdan eve gelince kıyafetleri değiştirmek ve duş almak, ev içinde hava filtreleri kullanmak gibi önlemler oldukça etkili olabilir. Ayrıca doktor tavsiyesiyle kullanılan antialerjik ilaçların da düzenli alınması önemlidir" dedi. İzmir’de önümüzdeki günlerde polen seviyelerinin çok yüksek seyredeceği öngörülürken, Prof. Dr. Arıkan özellikle çocuk ve genç yaş gruplarında gözlenen burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı gibi semptomların hafife alınmaması gerektiğinin altını çizdi. Polen alerjisine dair daha fazla bilgi ve uzman görüşü için İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Birimi’ne başvurulabileceği belirtildi.
Uzmanından anne adaylarına hayati öneriler
03 Haziran 2025 Salı - 11:46 Uzmanından anne adaylarına hayati öneriler Kurban Bayramı tatili için yola çıkacak ve kurban eti tüketecek anne adaylarına uzmanlardan uyarı geldi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, yola çıkan hamilelerin 2 saat üzerindeki yolculuklarında molayla birlikte yürüyüş yapmaları, et tüketirken ise pişmesi ve yağ oranına dikkat edilmesi noktasında önerilerde bulundu. Bayram tatili öncesi yola çıkacak anne adaylarının yolda geçirilen sürenin 2 saat üzerine çıkması halinde mola verilerek 5 dakikalık yürüyüş tavsiyesinde bulunan uzmanlar, anne adayında bacak ödem, varis artışı ve emboli gibi risklerin en aza indirilmesi noktasında önem taşıdığını vurguladı. Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Özellikle araçla seyahat planlanıyorsa, 2 saat ve üzerinde bir yolculuk yapacaksak mutlaka anne adayının kısa kısa molalar verip 5’er dakikalık yürüyüşler yapmasını istiyoruz. Bu sayede anne adayının bacaklarında ödem, varis artışı ve emboli gibi riskler minimalize olacaktır. Bunun dışında annenin seyahat etmeyi planladığı bölgede, sıcak mekanlar olan kaplıca, hamam, sauna gibi bölgelerden uzak durması gerekiyor. Çünkü vücut ısısının 39 derece ve üzerinde olduğu sıcaklıklarda fetus olumsuz etkileniyor ve bunu da unutmamamızda fayda var. Yine seyahat süresince tropikal bölgelere ve hijyen probleminin olduğu yerlere gebelik boyunca seyahat önermiyoruz enfeksiyon riski nedeniyle. Bunların yanı sıra anne adaylarına, gebelik boyunca önerdiğimiz yarım saatlik günlük yürüyüşlere seyahat süresince de devam edebilirler. Bunu yaparken özellikle yaz aylarında olmamız nedeniyle, saat 12.00 ile 15.00 aralığı dışındaki zaman dilimlerinde tercih edilmelidir. Yürüyüşler sırasında koruyucu şapka, gözlük ve koruyucu krem kullanımını özellikle gebelik maskesi gibi cilt lezyonlarını minimalize etmesi adına öneriyoruz" dedi. "Enfeksiyon riskinin daha az olması nedeniyle denizi öneriyoruz" Tatile giden hamilelere deniz konusunda öneride bulunan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Deniz mi, havuz mu bizlere çok sorulmakta ve biz deniz olarak öneride bulunuyoruz. Nedeni ise tabii ki çok daha güvenli alternatif, enfeksiyon riskinin daha az olması nedeniyle ve takip eden hekim görüşü, seyahat öncesi mutlaka alınmalıdır. Çünkü bizler bazen özellikle yüksek risk grubundaki gebelere, seyahat yasağı koyduğumuz dönemler olabiliyor. Ve son olarak da seyahat planlanan bölgede acil bir durumda başvurulacak olan sağlık noktası, sağlık kuruluşu neresi daha önceden not edilmeli ve bilinmeli. Biliyorum olmasın ama acil durumlarda büyük kolaylık sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "Az pişmiş olan et grubunda enfeksiyonların ihtimali devam etmekte" Kurban Bayramı nedeniyle et tüketimi noktasında da uyarılarda bulunan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Tüketilecek olan etlerin mutlaka iyi pişmiş olarak tüketilmesi gerekiyor. Az pişmiş olan et grubunda brusella, toksoplazma ve tenya gibi enfeksiyonların ihtimali devam etmekte. Çok aşırı pişmiş et grubunda, protein içeriğinin azaldığını biliyoruz ve yine yanmış et grubu da akrilamid içeriği nedeniyle anne adaylarına önerilen besin gruplarında değildir. Bunların yanı sıra özellikle etlerin çok yağlı ve çok tuzlu tüketilmesi de hem tansiyon hem de kolesterol dengesiyle ilgili problemleri beraberinde taşıyabileceği için anne adaylarına önerilmez. Bize çokça sorulan sakatat grubu besinleri de gebelikte hamileliğin başından sonuna kadar önermiyoruz. Bunun sebebi de yüksek doz A vitamini fetus bebek üzerinde toksik etkileri olabilir. Bu nedenle gebelikte güvenli besin grubu değildir. Etleri tüketirken daha sağlıklı olması adına bol yeşillik ve salatayla alınmış olması durumunda etin içeriğindeki demirin çok daha iyi emileceğini biliyoruz. Beslenmeyle ilgili bir de tatlılarla ilgili şunu söyleyebiliriz. Özellikle glisemik indeksi yüksek şerbetli tatlılar yerine, süt tatlılarının tercih edilmesi anne adayı için çok daha sağlıklı bir alternatif olacaktır" diye konuştu.
Kurban bayramında aşırı ve yanlış et tüketimine dikkat
03 Haziran 2025 Salı - 11:40 Kurban bayramında aşırı ve yanlış et tüketimine dikkat Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Saadet Tayşi, "Kurban Bayramı’nda et tüketimi artarken, özellikle yeni kesilen etlerin tüketimi konusunda dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Dyt. Tayşi, bayramın ilk günü kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Bayram haftası ve özellikle bayramın ilk günü hafif bir kahvaltıyla güne başlamak çok önemlidir. Çünkü hafif bir kahvaltı ile başlandığı zaman gün içerisinde yapılacak olan et tüketimlerinin sindirimi daha kolay kılınmış olacak. Kesilen kurban etleri de mümkün mertebe bir gün dinlendirildikten sonra tüketilmelidir. Bunun nedeni ise ilk kesildiği zaman etlerin sert olduğu için sindirimi zorlaştırmasıdır" şeklinde Diyetisyen Tayşi, sağlıklı bir bayram geçirmek için etin miktarına, pişirme yöntemine ve tüketim zamanına dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatarak, bayram sofralarında denge ve ölçünün önemine dikkat çekti. "Etler pişirilirken dikkat edilmesi gereken hususlar" Etin pişirilme yöntemi de sağlık açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Saadet Tayşi, "Etler haşlama, fırın ya da ızgara yöntemiyle pişirilmeli; iyi pişmiş olmasına özen gösterilmelidir. Mangalda pişirme tercih edilecekse, et ile ateş arasında en az 15 cm mesafe bırakılmalıdır. Etin ateşe çok yakın tutulması, yanmasına ve dolayısıyla kanserojen maddelerin oluşmasına neden olabilir. Kebap yapılacaksa kuyruk yağı kullanımı sınırlandırılmalıdır. Fazla miktarda kuyruk yağı, kolesterol seviyelerinde artışa neden olabilir. Kavurma yapılırken ise etin içine ayrıca iç yağ veya zeytinyağı eklenmesine gerek yoktur; etin kendi yağı yeterlidir. Haşlama et tüketilecekse, et suyu bir süre soğutulup üzerindeki yağ tabakası alındıktan sonra tüketilmelidir. Bayram süresince kırmızı et tüketimi ölçülü yapılmalı, yanında mutlaka sebze, yoğurt gibi sindirimi kolaylaştıran gıdalar tercih edilmelidir. Ayrıca bol su tüketilmesi, sindirimi desteklemek açısından önemlidir. Etin sadece lezzeti değil, nasıl pişirildiği ve ne miktarda tüketildiği de sağlığımız için belirleyicidir" diye konuştu.
Yaz mevsiminde alerjik astım tetiklenebilir
03 Haziran 2025 Salı - 11:30 Yaz mevsiminde alerjik astım tetiklenebilir Yaz mevsiminin gelmesiyle açık hava aktiviteleri ve tatil planları artarken, alerjik astım hastaları için riskli bir dönemin başladığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Ocak, "Yüksek sıcaklık ve nem, astımlı bireylerde hava yolunu daraltarak solunumu zorlaştırabilir. Bu yüzden güneşli saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınılmalı, bol sıvı tüketilmelidir. Klimaların filtre temizliği düzenli yapılmazsa, bakteri ve mantarların üremesi kolaylaşır. Bu da hem alerjik reaksiyonlara hem de astım krizlerine yol açabilir" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Ocak, yaz aylarında sık görülen alerjik astım hakkında açıklamalarda bulundu. Yaz mevsiminin gelmesiyle açık hava aktiviteleri ve tatil planları artarken, alerjik astım hastaları için riskli bir dönem de başlıyor. Uzm. Dr. İbrahim Ocak, özellikle polen, klima ve ani ısı değişimlerinin astımı tetikleyebileceğine dikkat çekti. "Polenler astım ataklarını artırıyor" İlkbahardan yaza geçiş döneminde havadaki polen yoğunluğunun arttığını söyleyen Uzm. Dr. Ocak, "Özellikle ot, çayır ve ağaç polenleri alerjik astımı olan bireylerde solunum sıkıntısı, öksürük ve nefes darlığı gibi şikâyetleri artırabilir. Sabah erken saatlerde dışarı çıkmak riskli olabilir. Polene maruziyeti artacağı için bu saatlerde mümkünse evde kalınması gerekir. Dışarı çıkılacaksa maske kullanılması önemlidir" dedi. "Klimalar ve ani ısı değişimleri tehlikeli olabilir" Yazın vazgeçilmezi haline gelen klimaların da dikkatli kullanılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Ocak, "Klimaların filtre temizliği düzenli yapılmazsa bakteri ve mantarların üremesi kolaylaşır. Bu da hem alerjik reaksiyonlara hem de astım krizlerine yol açabilir. Ayrıca, dış ortam ile iç ortam arasındaki ani sıcaklık farkı, solunum yollarında tahrişe neden olabilir" dedi. "Güneşin etkisi göz ardı edilmemeli" Güneşe uzun süreli maruz kalmanın da dolaylı yoldan nefes darlığına sebep olabileceğini belirten Uzm. Dr. İbrahim Ocak, "Yüksek sıcaklık ve nem, astımlı bireylerde hava yolunu daraltarak solunumu zorlaştırabilir. Bu yüzden güneşli saatlerde dışarı çıkmaktan kaçınılmalı, bol sıvı tüketilmelidir" uyarısında bulundu. "Korunmak mümkün" Yaz aylarında astım krizlerini önlemek için alınabilecek bazı basit önlemler olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Ocak, "Polen yoğunluğunun arttığı günlerde pencereleri kapalı tutmak, açık havada spor yapmaktan kaçınmak, evde klima kullanılıyorsa filtre bakımını ihmal etmemek, düzenli doktor kontrolünü aksatmamak ve ilaçların her zaman ulaşılabilir bir yerde olması oldukça önemli" dedi.
Kurban Bayramı öncesi gıda denetimleri sıklaştırıldı
03 Haziran 2025 Salı - 11:19 Kurban Bayramı öncesi gıda denetimleri sıklaştırıldı Niğde’de Kurban Bayramı öncesinde halk sağlığının korunması ve güvenilir gıda temininin sağlanması amacıyla gıda denetimleri artırıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğunda yürütülen denetimler, 5996 sayılı ’Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’ kapsamında gerçekleştiriliyor. Niğde Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, kurban etlerinin hijyenik şartlarda parçalanması ve kıyma haline getirilmesi için yalnızca et ve et ürünleri üzerine faaliyet gösteren, kayıt ya da onaylı gıda işletmelerinin kullanılmasının teşvik edildiği, bu işletmelerde kullanılan kıyma makineleri, bıçaklar ve diğer ekipmanların temizliği, dezenfeksiyonu ve uygun şekilde depolanmasına yönelik denetimler yapıldığı ifade edildi. Kurban Bayramı ile birlikte artan tatlı, şeker ve şekerli mamul tüketimi nedeniyle bu ürünlerin üretim ve satış noktaları ile toplu tüketim alanlarında da denetim yapan ekipler, hem tüketicilerin sağlığının korunması hem de işletmelerin mevzuata uygun hizmet vermesi için kontrollerin titizlikle sürdürüyor. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada; vatandaşların karşılaştıkları olumsuzlukları Alo 174 Gıda Hattı’na bildirmeleri istenirken, Kurban Bayramı süresince güvenli ve sağlıklı gıda tüketimi için tüm tedbirlerin alındığını vurgulandı.
Gül hastalığı ihmal edilmemeli
03 Haziran 2025 Salı - 11:06 Gül hastalığı ihmal edilmemeli Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, halk arasında ’gül hastalığı’ olarak bilinen ve sık görülen rozasea hakkında önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Mediha Yılmaz, yüzde kızarıklık, kılcal damar genişlemesi ve iltihaplı sivilcelerle seyreden bu hastalığın kronik ve ilerleyebilme potansiyeline sahip bir deri rahatsızlığı olduğuna dikkat çekti. Dermatoloji Uzmanı Dr. Yılmaz, gül hastalığının yüzdeki damarların çevresel ve fiziksel uyaranlara aşırı yanıt vermesiyle ortaya çıktığını belirterek, "Güneş ışığı, sıcak hava, acılı ve baharatlı yiyecekler, çikolata ve alkol gibi tetikleyici faktörler damarların genişlemesine neden olur. Başlangıçta geçici olan kızarıklık, zamanla kalıcı hale gelir ve genişlemiş kılcal damarlar gözle görülür hale gelir. İlerlemiş vakalarda bu tabloya iltihaplı sivilceler ve ödem de eşlik eder" dedi. "Lazer tedavisi en etkili yöntemlerden biri" Gül hastalığının seyrinin alevlenme ve sakinleşme dönemleriyle karakterize olduğunu belirten Uzm. Dr. Yılmaz açıklamasında, hastalığın ilerleyici özelliği nedeniyle tedavisinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Hastalığın tedavisinde ilk adımın tetikleyici faktörlerden uzak durmak olduğunu söyleyen Hayat Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Mediha Yılmaz, "Güneşten korunmak, düzenli güneş kremi kullanmak, sıcak ortamlardan kaçınmak ve diyete dikkat etmek çok önemlidir. Krem tedavileri ve iltihaplı sivilceler fazlaysa ağızdan antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Yüzde belirginleşen kılcal damarların tedavisinde ise lazer uygulamaları en etkili yöntemlerden biridir" şeklinde konuştu.
Sağlık-Sen: "Hemşire ve ebelerin nöbet tutma sıklığı arttıkça iş kazası riski de artıyor"
03 Haziran 2025 Salı - 10:17 Sağlık-Sen: "Hemşire ve ebelerin nöbet tutma sıklığı arttıkça iş kazası riski de artıyor" Sağlık-Sen’in iş yeri kazalarına yönelik gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarına göre hemşire ve ebelerde aşırı nöbet, uzun çalışma süreleri, ağır çalışma koşulları gibi nedenlerden kaynaklı dikkat dağınıklığı ve yorgunluk iş kazalarına neden oluyor. Hemşire ve ebelerin iş yerinde yaşadığı kazaların nedenlerini ortaya koymak için sağlık tesislerinde "İş Yeri Kazaları" araştırması yapan Sağlık-Sen, sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yaklaşık 10 bin çalışanın katıldığı anket ile iş yerinin sosyal olanakları ve dinlenme alanlarının çalışan memnuniyetini etkilediği kadar iş kazalarını önleme noktasında da önem arz ettiği belirtildi. "En çok kas-iskelet sistemi yaralanması geçiriliyor" Araştırmada yer alan "Son bir yıl içinde herhangi bir iş kazası yaşadınız mı?" sorusuna "evet" cevabı veren hemşire ve ebelerin yüzde 63,5’i ağır kaldırma, düşme, çarpma, takılma, kayma gibi nedenlere bağlı kas-iskelet sistemi yaralanması geçirdiğini bildirdi. İş kazası geçirdiğini söyleyenlerin yüzde 51,2’si iğne batması kazası yaşadığını dile getirirken, yüzde 42,6’sı kan-vücut sıvıları bulaşmasına maruz kaldığını kaydetti. Hemşire ve ebelerin yüzde 38’i ise kesici-delici aletle yaralandığını belirtti. "Aşırı nöbet, uzun çalışma süreleri ve ağır çalışma koşulları iş kazalarının temel nedeni" Araştırma sonuçları, iş kazalarını etkileyen faktörleri de ortaya koydu. Aşırı nöbet, uzun çalışma süreleri, ağır çalışma koşulları veya iş ve aile yaşamının dengelenememesinden kaynaklı dikkat dağınıklığı ve yorgunluk iş kazalarının temel sebepleri arasında yer aldı. Öte yandan çalışılan kurum ve görev tanımları dışında yapılan işler gibi faktörler de iş kazalarını artırıcı nedenler olarak sıralandı. "60 saat çalışanların iş kazası riski, 40 saat çalışanlara göre 3 kat daha artıyor" İş yükü artıkça iş kazası yaşanma oranının da arttığı belirtilen araştırmada, hemşire ve ebelerde nöbet tutma sıklığı arttıkça iş kazasının da katlanarak arttığı kaydedildi. Araştırmaya göre haftalık 60 saat ve üzerinde çalışanların iş kazası riski, haftalık 40 saat çalışanlara göre 3 kat daha artıyor. Aynı zamanda görev tanımı dışında çalışanlarda iş kazası yaşanma oranının daha yüksek olduğu ortaya koyulan araştırmada, dengelenmiş iş ve aile hayatı uyumunun iş kazaları oranını düşürdüğüne dikkat çekildi. "İstihdam artışı ile iş yükünü azaltabiliriz" Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, araştırma sonuçlarını değerlendirdi. Doğan, "24 saat kesintisiz hizmet gerektiren sağlık sektöründe yetersiz istihdam ve iş yükü maalesef hemşire ve ebelerin nöbet tutma sıklığını artırıyor. Bu durum da düzensiz bir yaşamı olan yorgun hemşire ve ebelerin iş kazası yaşama olasılığını artırıyor. Uykusuzluk ve yorgunluğa bağlı dikkat dağınıklığı da iş kazalarını artıran etkenler olarak karşımıza çıkıyor" diye konuştu. İş kazalarını önlemek veya en aza indirmek için önerilerini sıralayan Doğan, "Hemşire ve ebelerin görev tanımları net olmalı ve bu tanımlara göre görevlendirme sağlanmalıdır. İstihdam oranları artırılmalıdır. Böylelikle iş yükü de azalacaktır. Bununla birlikte çalışma süreleri ve nöbet sıklığının azaltılması gerekmektedir. Aynı zamanda çalışanların iş ve aile hayatı uyumu dengesini destekleyici çalışmalar yapılmalıdır" dedi.