Son Dakika
|
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Osmaniye’de sağanak: Evleri ve tarlaları su bastı
Marketten alınan çiğköfte öğrencileri zehirledi
Sunrooftan çıktı, ceza yiyince beddua etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan TDT zirvesi için Türkistan’da
Trump: "Xi, ABD’yi gerileyen bir ülke olarak görmekte haklıydı"
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14
Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26
Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu
Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04
"Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart"
Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02
Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu
KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
14 Mayıs 2026 Perşembe- 21:47
Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım
5
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 15:17
Kalp yetmezliği hastası ’3D haritalama yöntemi’ ile şifa buldu
Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören hasta, Kayseri Şehir Hastanesi’nde ilk olarak yapılan 3D haritalama yönetimi ile tedavi edildi. Kayseri’de yaşayan 36 yaşındaki Sedat Sarıca, kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Kayseri Şehir Hastanesi’nde ilk olarak uygulanan 3D haritalama yöntemiyle tedavi edildi. Doç. Dr. Ömer Şahin ve Doç. Dr. Serhat Karadavut tarafından ameliyat edilen hastanın çarpıntıya neden olan bölgeleri radyo frekans ablasyonu yöntemiyle ısı 50 dereceye getirildi. 3.5 saatlik süren işlemin ardından takibe alınan hasta, sağlığına kavuştu. İşlem hakkında bilgiler veren Kayseri Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Şahin, "Hastamız kalp yetmezliği nedeniyle takipte olan bir hasta. Hastada ayrıca ritim bozukluğu var ve biz bu kalp yetmezliğinin ritim bozukluğuna bağlı olduğunu düşündük. Hastamıza 3D haritalama ile atriumların lokalizasyonunu alıp daha sonra çarpıntıya neden olan bölgeleri radyo frekans ablasyon dediğimiz yöntemle ısısını 50 dereceye getirerek yok ettik. Bu işlemi hastanemizde ilk defa yaptık. Bu işlem öncesinde hasta kalp yetmezliği nedeniyle şiddetli nefes darlığı çekiyordu. Efor kapasitesi bayağı düşmüş durumdaydı. Bundan sonraki süreçte ritim bozukluğu geçtikten sonra hastamızın yürüme kapasite artacak ve nefes darlığı azalacak. Çarpıntı semptomları da geçmiş olacak. Hastayı 1 ay sonra tekrar değerlendireceğiz. Kalbin pompa gücü artmışsa ilaçlarında da azaltacağız. Hastamız sonrasında da normal hayatına devam edecek" ifadelerini kullandı. Sedat Sarıca da, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu kaydederek, emeği geçenlere teşekkür etti.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:54
Kalp yetmezliği hastası ’3D haritalama yöntemi’ ile şifa buldu
Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören hasta, Kayseri Şehir Hastanesi’nde ilk olarak yapılan 3D haritalama yönetimi ile tedavi edildi. Kayseri’de yaşayan 36 yaşındaki Sedat Sarıca, kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gördüğü Kayseri Şehir Hastanesi’nde ilk olarak uygulanan 3D haritalama yöntemiyle tedavi edildi. Doç. Dr. Ömer Şahin ve Doç. Dr. Serhat Karadavut tarafından ameliyat edilen hastanın çarpıntıya neden olan bölgeleri radyo frekans ablasyonu yöntemiyle ısı 50 dereceye getirildi. 3.5 saatlik süren işlemin ardından takibe alınan hasta, sağlığına kavuştu. İşlem hakkında bilgiler veren Kayseri Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Şahin, "Hastamız kalp yetmezliği nedeniyle takipte olan bir hasta. Hastada ayrıca ritim bozukluğu var ve biz bu kalp yetmezliğinin ritim bozukluğuna bağlı olduğunu düşündük. Hastamıza 3D haritalama ile atriumların lokalizasyonunu alıp daha sonra çarpıntıya neden olan bölgeleri radyo frekans ablasyon dediğimiz yöntemle ısısını 50 dereceye getirerek yok ettik. Bu işlemi hastanemizde ilk defa yaptık. Bu işlem öncesinde hasta kalp yetmezliği nedeniyle şiddetli nefes darlığı çekiyordu. Efor kapasitesi bayağı düşmüş durumdaydı. Bundan sonraki süreçte ritim bozukluğu geçtikten sonra hastamızın yürüme kapasite artacak ve nefes darlığı azalacak. Çarpıntı semptomları da geçmiş olacak. Hastayı 1 ay sonra tekrar değerlendireceğiz. Kalbin pompa gücü artmışsa ilaçlarında da azaltacağız. Hastamız sonrasında da normal hayatına devam edecek" ifadelerini kullandı. Sedat Sarıca da, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu kaydederek, emeği geçenlere teşekkür etti.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:40
Doğal olan normal doğum farkındalık standı açıldı
DÜZCE (İHA) – Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri doğal olan normal doğum farkındalık çalışmalarına Yığılca İlçe Devlet Hastanesi’nde devam ettirdi. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan Doğal olan Normal doğum projesi çerçevesinde Düzce’de farkındalık çalışmaları devam ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri şehrin farklı bölgelerinde yaptıkları stant çalışmalarından bir tanesini de Yığılca İlçe Devlet Hastanesi’nde açtı. İlçe hastanesinin gebe okulu Koordinatörü Hemşire Ayşegül Urlu stantta anne ve anne adaylarına yönelik doğal olan normal doğum ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:27
Ağrı’da çocuklara yönelik sağlık eğitimi
Ağrı Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Sağlıklı Gelecek, Sağlıklı Çocuk" programı kapsamında düzenlenen etkinliklerde öğrenciler doyasıya eğlendi. İsmet Ömeroğlu İlkokulu bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe Vali Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç, Vali Yardımcıları Tuncay Karataş ve Ahmet Raşit Orhan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erhan Tenekeci, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, İl Tarım Müdürü Mehmet Hüseyinoğlu, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program çerçevesinde ilk olarak öğrencilere sağlıklı yaşam, hijyen, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında teorik bilgiler verildi. Uzman doktorlar tarafından verilen eğitimlerin ardından okul bahçesinde kurulan stantlar gezilerek öğrencilerle birebir iletişim sağlandı. Etkinlik alanında sağlık taramaları, oyunlar, spor aktiviteleri ve çeşitli atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği programda öğrenciler hem öğrendi hem de keyifli anlar yaşadı. Etkinlikte konuşan Neslihan Gül Koç, "Çocuklarımızın sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasına katkı sunan bu anlamlı programa emek veren tüm paydaşlara teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer ise yaptığı açıklamada, "Öğrencilerimiz artık gönüllü birer sağlık elçisi. Sağlık bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması büyük önem taşıyor." dedi.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:13
’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi Niğde’de hayata geçti
Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında okul sağlığı hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla imzalanan ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ iş birliği protokolü kapsamında Niğde Hazım Tepeyran İlkokulu’nda etkinlik düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programa Niğde Valisi Cahit Çelik, Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı, İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan, İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile Hazım Tepeyran İlkokulu’nda düzenlenen programda okul öncesi ile 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine 112 Acil Sağlık Hizmetleri, afet bilinci, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı gibi birçok konuda teorik ve uygulamalı bilgiler verildi. Programda konuşan Vali Cahit Çelik; projenin yalnızca bir eğitim faaliyeti olmadığını çocukların bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini destekleyen kapsamlı bir vizyonu ifade ettiğini söyledi. Vali Çelik; "Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarımızın bu örnek iş birliği sayesinde, okul sağlığı hizmetlerinin ilimizde daha etkin ve yaygın bir şekilde yürütülmesini hedefliyoruz" dedi. Niğde İl Sağlık Müdürü İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan ise 1. basamak sağlık hizmetlerini arttırmak, sağlık okur yazarlığı konusunda halkı bilinçlendirmek için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Sağlıklı bireylerin güçlü toplumun temeli olduğunu söyleyen İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek ise "İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak sağlıklı yaşamı teşvik edici projeleri desteklemeye devam edeceğiz. Geleneksel çocuk oyunları, beslenme eğitimi, ruh sağlığı atölyeleri ve veli seminerlerini devam ettireceğiz" şeklinde konuştu. Yapılan konuşmaların arından öğrenciler tarafından halk oyunu gösterisi sunuldu okul bahçesinde açılan stantlar protokol üyeleri tarafından ziyaret edildi, öğretmen Adem Altıparmak koordinatörlüğünde fiziksel aktivite etkinliği gerçekleştirildi.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:05
Pasif içicilik alarmı: Kanser ve kalp hastalığı riski yüzde 27 artıyor
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, Dünya Tütünsüz Gününde uyardı. "Sigara içen ebeveynlerin çocuklarında bronşit, zatürre, astım gibi solunum yolu rahatsızlıkları daha sık görülüyor" dedi. Sigara, önlenebilir olmasına rağmen günümüzde hala dünyanın en yaygın ve en ölümcül halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, her gün yaklaşık 14 bin, her yıl ise 5,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının 2030 yılına kadar yılda 8,5 milyona ulaşacağını öngörüyor. 31 Mayıs "Dünya Tütünsüz Günü" vesilesiyle açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Sigara kullanımının masum bir alışkanlık değil kronik bir hastalık olduğunu ve ölümcül sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, "Sigara, önlenebilir bir ölüm nedenidir ve bırakmak için mutlaka tıbbi destek alınmalıdır" dedi. 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor Sigaranın içinde yedi binden fazla kimyasal madde bulunduğuna ve bunlardan en az 81’inin kansere neden olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, "Sigarayı deneyen her üç çocuktan biri bağımlı hale geliyor" ifadelerini kullandı. Bireylerdeki gen haritasının farklılığı nedeniyle, bağımlılık derecesi gibi kişilerde yaptığı hastalık yapma etkilerinin de farlılık gösterdiğini sözlerine ekledi. Sigaranın başta akciğer olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasar bıraktığını belirten Doç. Dr. Tülücü; sigaranın KOAH, akciğer kanseri, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını söyledi. Ayrıca damarları daraltarak kalp krizi riskini artırdığını ve bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara karşı savunmasız bıraktığını ifade etti. Sadece içeni değil, çevresindekini de öldürüyor "Pasif içicilik de aktif içicilik kadar tehlikelidir" diyen Doç. Dr. Fadime Tülücü, özellikle sigara içen ebeveynlerin çocuklarında bronşit, zatürre, astım, gibi solunum yolu rahatsızlıklarının daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Bu durumun, çocuklarda akciğer gelişimini yavaşlatabileceğini ve akciğer kapasitesinde azalmaya yol açabileceğini belirtti. Maruz kalan kişilerde damar hastalıkları riski yüzde 27 oranında artıyor Pasif sigara dumanına maruz kalan erişkin bireylerde, akciğer kanseri riskinin yüzde 21; kalp ve damar hastalıkları riskinin ise yüzde 27 oranında arttığını vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, bu maruziyetin uzun yıllar devam etmesi durumunda risk oranlarının iki katına kadar çıkabileceğini ifade etti. Kadınlarda pasif içiciliğe bağlı olarak meme kanseri riskinin yüzde 70 oranında yükseldiğini belirten Doç. Dr. Tülücü, genel ölüm riskinin ise 2 ila 10 kat arttığını söyledi. Gebelikte kullanılan sigara büyüme geriliğine neden oluyor Gebelik döneminde sigara içilmesi ya da çocukların sigara dumanına maruz kalmasının büyüme geriliği ve boy kısalığı gibi gelişimsel sorunlara yol açabileceğini vurgulayan bulunan Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın nörotoksik etkilerinin öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri ve gençlerde okul başarısında düşüş gibi sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. İleri yaşlarda ise bu etkilerin demans ve Alzheimer riskini artırdığını belirtti. Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor Sigara bırakma sürecinde "istek, destek ve tedavi" unsurlarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Fadime Tülücü, her 10 kişiden 7’sinin sigarayı bırakmak istediğini ancak yalnızca yüzde 40’ının bunu başarıyla gerçekleştirebildiğini belirtti. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünde bir tedavi süreci yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, "Bu süreçte tekrar başlama oldukça yaygındır, dolayısıyla düzenli takip gereklidir. En etkili sonuçlar ise ilaç tedavisi ve davranışsal terapi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla elde ediliyor" dedi.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:01
’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı Kırşehir’de başladı
KIRŞEHİR (İHA) – Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programının ilk uygulaması; Kırşehir’de Hürriyet İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmasını ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılmasını hedefleyen program; okul öncesi ve ilkokul 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak önce teorik, ardından uygulamalı eğitimleri kapsıyor. Programın Hürriyet İlkokulu’ndaki açılış etkinliğine; okul yöneticileri, sağlık çalışanları ve öğrenciler katıldı. Etkinlik kapsamında okul bahçesine kurulan Aile Hekimliği, Ağız ve Diş Sağlığı, Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite, Kişisel Hijyen, Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma, UMKE, Geleneksel Çocuk Oyunları ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonlarında çocuklara yönelik çeşitli interaktif etkinlikler düzenlendi. Katılımcılar; kurulan istasyonları gezerek öğrencilerle bir araya geldi. Sağlık çalışanlarının yürüttüğü bilgilendirici ve eğlenceli etkinliklerle çocuklara sağlıklı yaşam davranışları kazandırılması amaçlandı.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:50
Diyadin’de "sağlık için hareket et" yürüyüşü düzenlendi
Ağrı’nın Diyadin ilçesinde obeziteyle mücadele ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla "Sağlık İçin Hareket Et" temalı yürüyüş etkinliği gerçekleştirildi. Diyadin İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinesinde düzenlenen etkinliğe ilçe kurum amirleri, vatandaşlar ve öğrenciler yoğun katılım sağladı. Yürüyüş, İlçe Gençlik Merkezi önünden başlayarak Diyadin Merkez Camii önünde sona erdi. İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nün de destek verdiği etkinlikte, "Diyadin Yürüyor, Obezite Ölüyor" sloganlarıyla obezitenin azaltılması ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekildi. Yetkililer, benzer farkındalık etkinliklerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:39
’’Kesim yapılırken hijyen kurallarına dikkat edilmeli’’
Kurban kesiminde hijyen kurallarına vurgu yapan Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi ’’Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. En önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir’’ dedi. Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Bayramın birinci günü birçok alanda kurban kesimleri yapılacak. Kurban kesimi sırasında dikkat edilmesi gerekenler ve hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hangi hastalıklar ortaya çıkabileceği konusunda Liv Hospital Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi, şu açıklamalarda bulundu: ’’Kurban bayramı, sadece dini vecibelerin yerine getirilmesiyle sınırlı kalmamalı; hayvan sağlığı, insan sağlığı ve çevre güvenliği açısından da dikkatle ele alınmalıdır. Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. Ama tabi ki en önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir. Kurbanı kesecek kişinin uzman olmasına dikkat edilmesi gerekirken hijyen açısından en önemli unsurların başında kesim sırasında kullanılacak olan bıçak ve diğer aletlerin hijyenik olmasıdır. ’’Malta humması ve Şarbon’a dikkat’’ Kesim sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hem kesim yapan kişilerde hem de kesilen kurbanın etini tüketen kişilerde bazı hastalıklara neden olabilir. Özellikle hayvandan insana bulaşabilen Malta humması, şarbon ve kist hidatiği ile karşı karşıya kalabiliriz. Yüksek ateş, terleme, kas ağrıları, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler varsa eğer Malta hummasına yakalanmış olabilirsiniz. Malta Humması özellikle hasta hayvanların etinin ve sütünün çiğ olarak tüketilmesi ya da enfekte hayvanların kanı veya dokusuyla temas edilmesi durumunda insana bulaşabilir. ’’Deride oluşan yaralar şarbona işaret olabilir’’ Bacillus anthracis adlı bakterinin yol açtığı şarbon, şarbonlu hayvanların eti ya da kanıyla temas edilmesi, deri, solunum ve sindirim sistemi yoluyla bulaşabilir. Özellikle deride oluşan kabarık ve siyah yaralarla kendini gösterir. Şarbonda ayrıca yüksek ateş ve solunum sıkıntısı da görülür. ’’Kesilen hayvanların iç organları imha edilmeli’’ Kurban kesiminden sonra özellikle hayvanların iç organlarının imha edilmesi gerekir. Çünkü büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bağırsaklarında bulunan echinococcus paraziti, köpeklerin bu organları yemesi durumunda vücudundan insana bulaşarak kist hidatiği hastalığına neden olabilir. Etin pişirilmeden ya da az pişirilerek tüketilmesi durumunda da parazit insana geçebilir. Kist hidatiği hastalığı; karın ağrısı, karında şişlik, nefes darlığı şeklinde kendisini belli eder. ’’Etin temizlenmemesi gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilir ’’ Etin temizlenmemesi durumunda mide bulantısı, kusma, ishal ve yüksek ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan salmonelloz enfeksiyonu ile karşılaşabilirsiniz. Coli enfeksiyonu ise özellikle EHEC suşları ciddi bağırsak enfeksiyonlarına ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Listeria monocytogenes bakterisinin neden olduğu Listeriozis enfeksiyonu, hamileler ve bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. ’’Çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmeli’’ Hem kendimizin hem çevremizdekilerin sağlığını korumak adına, kesim sırasında özellikle koruyucu eldiven ve önlük kullanılmalıdır. Etler buzdolabında 4 derecede muhafaza edilmelidir. Etler iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir. Özellikle çiğ et ve pişmiş gıdalar ayrı kaplarda tutulmalı, çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmelidir.’’
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:34
Kulak Burun Boğaz uzmanı uyardı: "Ölüme sebebiyet veren kanser türlerinin içinde en sık karşılaşılan 5. tür baş boyun kanserleridir"
Boyun bölgesinde 2 haftadan uzun süren şişliklerin baş ve boyun kanserlerinin habercisi olabileceğini belirten Kulak Burun Boğaz uzmanı Prof. Dr. Ertap Akoğlu "Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Bu kanserlerin erken belirti vermesi erken tanı konulabilmesini sağlar" dedi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Kulak Burun Boğaz uzmanı Prof. Dr. Ertap Akoğlu ölüme sebebiyet veren kanser türlerinin içinde en sık karşılaşılan 5. tür kanser olan baş boyun kanserleri hakkında önemli bilgiler verdi. Sıklıkla gırtlak ve tiroid kanserleri görülse de tıpkı yüz cildi kanserleri ve tükürük bezi tümörleri gibi bu bölgedeki her doku türünün bir kanseri olabileceğini ifade etti. Kanserin bulunduğu yere göre belirti verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akoğlu "Gırtlak kanseri ses kısıklığına veya nefes darlığına yol açabilir. Tiroid kanseri, boyunda beliren bir şişlik, bir yumru olarak kendini gösterebilir. Ağızdaki bir yara, dudakta iyileşmeyen bir yara, yüz cildindeki kabuklu veya renkli bir büyüme, sinsi bir burun akıntısı bir kanser işaretçisi olabilir" dedi. "Boyun şişlikleri genellikle ağrısız olur" Hastalığı erkenden fark edebilmek için belirtileri iyi gözlemlemek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Akoğlu "Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler en kısa zamanda bir doktor tarafından görülmelidir. Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Ancak şişlik ya da şişlikler ağız, gırtlak, guatr kanseri, bazı lenf kanserleri ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir" diye konuştu. "Gırtlak kanseri ses değişimine neden olur" Pek çok gırtlak kanserinin ses değişimine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Akoğlu yine 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri halinde doktora başvurmak gerektiğini vurguladı. Bir KBB ve baş boyun uzmanının ses tellerini kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebileceğini söyledi. Dil ve dudak kanserlerinin genelinin geçmeyen yara ve şişliğe neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Akoğlu "Yara ve şişlikler iltihaplanmadıkça ağrısızdır. Kanama görülebilirse de sıklıkla hastalığın ileri dönemlerine kadar görülmez. Yara ya da şişlik boyundaki bir kitleye eşlik ederse bu son derece ciddiye alınmalıdır. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirip bu işlem için sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir" dedi. "Yutma zorluğu varsa doktora başvurun" Prof. Dr. Akoğlu kanamaların sıklıkla kanser haricinde bir nedene bağlı olduğuna değinerek yine de ağız, burun, boğaz ve akciğer tümörlerinin kanamaya neden olabildiğini; bu nedenle birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse yine buna dikkat etmek gerektiğini anlattı. Boğaz ve yemek borusu kanserlerinin katı gıdaların ve bazen sıvıların yutulmasını zorlaştırdığını belirten Prof. Dr. Akoğlu "Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız. Genellikle X ışınlı baryum yutma filmi ya da yutturulan bir tüp yoluyla yemek borusunun direkt muayenesi ile neden ortaya konulur" dedi. "Deri kanserleri soluk bir yara şeklinde başlar" Baş boyunda çok sık karşılaşılan deri kanserinin erken başlanan tedaviye iyi yanıt verdiğini söyleyen Prof. Dr. Akoğlu en sık alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerde görülürse de cildin herhangi bir yerinde olabileceğini dile getirdi. Deri kanserinin sıklıkla küçük soluk bir yara şeklinde başlayıp yavaş büyüyerek, ortasında gamze şeklinde bir çukur ve hatta ülser oluşturarak ilerlediğini; bu alanın bir kısmı iyileşirken daha büyük bir bölümünün ülser olarak kaldığını ve bazı deri kanserlerinde renk değişimi görüldüğünü sözlerine ekledi. "Tedaviyi baş boyun cerrahı koordine eder" Baş boyun kanserlerinin tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Akoğlu şunları kaydetti: "Kanser tedavisinde pek çok ayrı uzmanlık alanının birlikte çalışması gerekir. Baş-boyun kanserlerinde bu orkestrasyonu sağlayan kişi bir baş-boyun cerrahı olacaktır. Tedaviler, esasen cerrahi, radyoterapi (ışınla tedavi), daha seyrek olarak kemoterapi (ilaçla tedavi), ve bazen de birleşik tedaviler şeklinde olacaktır. Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Baş boyun kanserinin erken belirti vermesi erken tanı konulabilmesini sağlar."
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:28
Kütahya’da organ bağışı farkındalık standı
Kütahya Şehir Hastanesi ve Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi işbirliğiyle Sağlık Bakanlığının Organ ve Doku Bağışına dikkat çekmek amacıyla oluşturduğu program çerçevesinde Kütahya Sera AVM’ de farkındalık stantı kuruldu. Organ Bağış ve Nakil Koordinatörlükleri tarafından kurulan stantta, organ bağışının önemini, organ bağış bilincini geliştirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla broşür ve afişlerle bilgilendirme yapıldı. Organ bağışı yapmak isteyen gönüllülerin talepleri standa görev yapan Organ Bağış Biriminde görevli hemşiresi tarafından form doldurularak kabul edildi. Kütahya Vali Yardımcısı Süleyman Ovalı, hastane idarecileri ve halk tarafından stant ziyaret edilerek organ ve doku bağışına destek verildi.
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:28
Bayburt Ağız Diş Sağlığı Merkezi’ne 2 ünit odası daha eklendi
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin 2’nci katına 2 ünit odası daha eklenerek, poliklinikler hizmete açıldı. 23 diş hekimi, bir ağız ve çene cerrahi uzmanıyla hizmet veren merkeze geçen sene 3, bu sene ise 2 ünit odası eklendi. Diş hastanesi olarak bilinen merkezde, günlük ortalama 400 hasta bakılıyor. 2024-2025 yılları arasında 750 gömülü diş ameliyatı, 170 hastaya 650 implant uygulaması, 18 hastaya genel anestezi uygulaması altında diş işlemleri, 16 bin 400 adet protez işlemi, 26 bin 856 adet kanal-dolgu işlemi ve 28 bin 182 adet diş çekim işlemi yapıldı. Öte yandan merkezde her gün poliklinik ve acil hizmetin verildiği öğrenildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder