Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Alkollü sürücünün çarptığı kadın ağır yaralandı
"Hayalindeki üniformayı giydi: Serkan’ın mutluluğu gözleri doldurdu"
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu
Heimlich manevrası 5 yaşındaki çocuğun hayatını kurtardı
Havadan çekilen görüntüler İstanbul'da çarpıcı ayrımı çizdi
Beşiktaş’ta şampiyonluk sonrası büyük çöküş
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
27 Mayıs 2025 Salı - 15:21
Gırtlak kanseri hasta zamanında müdahale ile sağlığına kavuştu
Kayseri’de yaşayan ve gırtlak kanseri tanısı konulan 62 yaşındaki İbrahim Çolak, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan zamanında müdahale ile sağlığına kavuştu. Kayseri’de yaşayan ve yıllardır sigara içen İbrahim Çolak, yaşadığı ses kısıklığından dolayı defalarca kez şehirdeki farklı hastanelere başvurdu. Yapılan tetkikler sonucu Çolak’a gırtlak kanseri tanısı konuldu. Tedavi olmak için hastane arayışına giren Çolak, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Aydın Acar’a başvurdu. Acar ve ekibi tarafından yapılan operasyon ile Çolak sağlığına kavuştu. Prof. Dr. Acar, yapılan başarılı operasyonun ardından Çolak’ın sağlığına kavuştuğunu belirterek, "Biz bu hastamızda gırtlak kanseri erken evre olduğu için gırtlağın bir kısmını lazerle çıkartmayı planladık. Erken evre gırtlak kanserlerinde hem sesi korumak hem de boyunda bir delik oluşturmamak, aynı zamanda hastayı sağlığına kavuşturarak evine gönderebilmek için lazer kullanıyoruz" şeklinde konuştu. Gırtlak kanserlerinin başlıca sebepleri arasında sigara olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aydın Acar, haftayı geçen ses kısıklıkları, boyunda şişmeler ve vücutta değişiklikler hissedildiği an derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemine vurgu yaptı. Hastalık sürecini anlatan İbrahim Çolak ise, "Ses kısıklığından dolayı hastaneye başvurdum. Kayseri’de birçok hastaneye gittim. Orada muayene ettiler, parça aldılar. Sonuçta kanser olduğum ortaya çıktı. Yeğenim vardı, o araştırmış Aydın hocayı bulmuş. Hoca da ’İnşallah iyileştiririz’ deyince ben de Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yattım. İnançlı bir insanım, ölümden korkmuyorum. Llakin içimde iyi olacağıma dair bir umut vardı. Gerekli tahlil, tetkikler tekrar bu hastanede de yapıldı, ameliyata karar verildi. Prof. Dr. Aydın Acar ve ekibi tarafından ameliyata alındım. Lazerle ameliyat yapmışlar. Çok şükür ameliyatım başarılı geçti. Kanserin erken evre olması ve Aydın hoca ve ekibinin tecrübesiyle Rabbime hamdolsun sağlığıma kavuştum. Buradan tüm insanlara sesleniyorum; Allah için sigara içmesinler. Sigara eninde sonunda ama er ama geç bir gün mutlaka kanser olarak vücudumuzun bir yerinden çıkıyor’’ dedi.
27 Mayıs 2025 Salı - 15:20
Söke Belediyesi’nin ücretsiz psikolog desteği, engelli bireylerin evlerinde verilecek
Söke Belediyesi, vatandaş odaklı hizmet anlayışını bir adım daha ileri taşıyarak, sağlık hizmetlerini evlere ulaştıracak. Belediye Sağlık Hizmetleri Birimi bünyesinde ücretsiz psikolog desteği, artık engelli bireylerin evlerinde de verilecek. Yeni başlatılan uygulama kapsamında, sağlık ekipleri engelli vatandaşların evlerine konuk olacak. Engelli bireylerin ailelerine psiko-sosyal destek sunulacak. Psikolog, Sosyolog ve hemşire engelli bireylerin ailelerinin yaşam kalitesini artırmak adına kişiye özel danışmanlık hizmeti sunacak. Hizmetten engelli bireylerin anne ve babaları, bakım veren aile bireyleri yararlanacak. Evde bakım hizmeti alan aileler öncelikli olacak. "El ele daha güçlüyüz" parolasıyla başlatılan proje ile ilgili olarak Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan; "Sosyal belediyecilik anlayışını öncelik alan projelerimizi önemsiyoruz. Engelli bireylerin bakımından sorumlu ailelerimizin fiziksel, duygusal ve ekonomik yüklerini biliyoruz. Bu proje ile aileleri psikolojik olarak desteklemek, toplumsal dayanışmayı arttırmayı hedefliyoruz" dedi. Söke Belediyesi’nden yapılan açıklamada, bu hizmetten faydalanmak isteyen vatandaşların 444 21 93 numaralı çağrı merkezini arayarak başvuruda bulunabilecekleri belirtildi.
27 Mayıs 2025 Salı - 15:13
Karya Farma HBX Ar-Ge’den tatlı şifa
Aydın Adnan menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te çalışmalarını sürdüren ve birbirinden ilginç buluşları ile şu an itibariyle 18 ayrı patente imza atan Karya Farma HBX Ar-Ge şimdi de norodejeneratif helva üretti. Yeni ürünün özellikle acıya karşı sempatisi olmayanlar ve çocuklar için antivirüs olarak kullanılabileceği belirtildi. Türkiye’de ilk kez, nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine ve semptomlarının hafifletilmesine yönelik olarak patentli bir helva formülasyonu geliştirdiklerini belirten Uzm. Dr. Burak Alptekin, bu çalışmanın bilim dünyası tarafından da ilgi gördüğünü kaydetti. Alptekin, "ADÜ Teknokent bünyesinde yürütülen proje, Karya Farma HBX AR-GE ekibinin titiz çalışmaları sonucu hayata geçirildi. HBX-HPA1442(2020/ 16279) numarası ile çalıştığımız patentli bu formülasyon, geniş spektrumlu bitkisel bileşenler içererek beyin hücrelerini korumaya ve dejeneratif süreci yavaşlatmaya yardımcı oluyor. Özellikle Alzheimer, Parkinson, MS ve Behçet gibi hastalıklarda görülen nöroinflamasyonun doğal yollarla baskılanması hedeflenmiştir. Kiraz, safran, zerdeçal, meyan kökü ve kemikli iliği suyu gibi bileşenlerin bu etkiler üzerindeki bilimsel temelleri oldukça güçlüdür. Gıda formunda sunulan bu helva, aynı zamanda bağışıklık sistemi ve bağırsak-beyin eksenini de desteklemektedir" diye konuştu. Bu özel formülasyonun dikkat çeken yönlerinden birinin fonksiyonel bir gıda ürünü olması olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Alptekin, "Geleneksel Türk helvası formunda hazırlanan bu ürün, doğal ve sağlıklı bileşenlerin sinerjik etkisini taşıyor. Her bileşen, nörolojik sağlığı destekleyen özgün etkiler sunuyor. Ürünün içeriğinde bulunan kiraz; Antioksidan etki, melatonin desteği ve sinirsel yatışmayı sağlıyor. Safran; Ruh hali ve hafıza üzerinde olumlu etkiye ve antidepresif potansiyele sahip. Zerdeçal; Kurkumin sayesinde beyin inflamasyonunu baskılama yapıyor. Meyan kökü; Nöroprotektif, antiviral ve hormonal denge sağlayıcı olarak işlev görüyor. Kemik iliği suyu da glisin ve kollajen ile sinir sistemi rejenerasyonu sağlıyor" dedi. Bu projenin, hem geleneksel hem modern bilimi harmanlayan geniş spektrumlu bir inovasyon örneği sergilediğini kaydeden proje ekibinden Kimyager Aslı Aktaş ise "Helva gibi kültürel değeri yüksek bir ürünü, fonksiyonel ve bilimsel bir tedavi desteğine dönüştürdük. Bitkisel özlerin ve kemik iliğinin birleşimiyle hem beyin sağlığına destek hem de bağışıklık sistemine katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu ürün, nörolojik hastalıklardan mustarip bireyler için umut verici bir tamamlayıcı destek olabilir" diyerek HBX-HPA1442 formülasyonunu klinik öncesi değerlendirmeler sonrası ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtmayı planladıklarını belirtti.
27 Mayıs 2025 Salı - 14:59
Anne sütünün perakende ve elektronik ticaretine yasak getirildi
Ticaret Bakanlığı, anne sütünün perakende ve elektronik ticaretine yasak getirildiğini bildirdi. Ticaret Bakanlığından konuyla ilgili yapılan açıklamada," Bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahip olan ve ikamesi mümkün olmayan bir besin kaynağı olarak anne sütü; bireyin sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları ve geçmiş enfeksiyon öyküsü gibi birçok kişisel faktörden etkilenmektedir. Bu nedenle, uygun koşullarda sağılmayan, taşınmayan ve saklanmayan anne sütünün tüketimi, bebek sağlığı açısından ciddi riskler barındırmakta ve doğrudan kamu sağlığını tehdit etmektedir. Son dönemde, başta Facebook ve Instagram gibi dijital mecralar olmak üzere çeşitli platformlarda, anne sütünün bireylerce ticari bir mal haline getirilerek, satışa sunulmaya çalışıldığı yönünde Ticaret Bakanlığı’na çeşitli bildirimler ulaşmıştır. Bu durumun yol açabileceği sağlık riskleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler sonucunda, kamu sağlığının ve tüketicilerin korunması amacıyla, Ticaret Bakanlığı’nca alınan kararla: Anne sütünün perakende ticarete ve elektronik ticarete konu edilerek satışı yasaklanmıştır. Yorum, ilan, tanıtım ve forum gibi dijital ortamlarda anne sütü alım-satımına yönelik içeriklerin paylaşılması ve bu tür işlemlere aracılık edilmesi de yasak kapsamına alınmıştır. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca; bu yasağa aykırı davranan kişiler, anne sütü satışı yapanlar, reklam ve tanıtım faaliyetlerinde bulunanlar ile bu sürece dijital ortamda aracılık eden platformlar hakkında her bir ihlal için 684.214 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabilecektir. Toplum sağlığının korunması amacıyla alınan bu karara hassasiyetle uyulması önem arz etmektedir" ifadeleri yer aldı.
27 Mayıs 2025 Salı - 14:58
Basura lazerli çözüm: Hem modern hem ücretsiz
Özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak uygulanan lazerli hemoroid (basur) tedavisi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde ücretsiz olarak yapılıyor. Uygulanan lazer yöntemi sayesinde hastalar hem modern hem de ücretsiz bir tedaviye ulaşırken aynı gün taburcu oluyor. Halk arasında basur olarak bilinen ve birçok insanın ortak sorunu olan hemoroid tedavisine modern dokunuş olan lazer yöntemi, Sakarya’da Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde ücretsiz olarak yapılıyor. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak uygulanan bu yöntemin şehirdeki iki devlet hastanesinde uygulanması sayesinde hastalar hem modern hem de ücretsiz bir tedaviye ulaşıyor. Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Doğangün, hastalığın tedavisinde kullanılan lazer yönteminin son yıllarda yaygınlaştığını ve büyük kolaylık sağladığını belirtti. Yaklaşık 5 dakika süren bu işlemin ardından hastaların aynı gün taburcu olabildiğini ifade eden Doğangün, lazer tedavisinin devlet hastanelerinde tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu söyledi. "Poliklinik hizmetlerinde en sık karşılaştığımız hastalıkların başındaki geliyor" Hastalığın tanımını yapan Op. Dr. Muhammed Doğangün, "Hemoroidal hastalık makat bölgesinin sol kısmındaki damar ve kas yapılarının birlikte büyümesi ile genişlemesiyle ortaya çıkan bir rahatsızlık. Uluslararası kaynaklarda da insanların yaklaşık yarısının ömrünün bir döneminde bu hastalıkla karşı karşıya kaldığını bizlere göstermekte. Bizlerinde poliklinik hizmetlerinde en sık karşılaştığımız hastalıkların başındaki geliyor. Bu hastalıkların pek çok tedavisi var. Öncelikli olarak insanların yemelerine, içmelerine, su tüketmelerine önem veriyoruz. Bunlara dikkat etmeyen kişilerde bu hastalığın belirgin bir şekilde ortaya çıktığı bir gerçek. Yine aynı şekilde hareketsizlik, sürekli olarak ayak durma ya da sürekli olarak oturmaya bağlı olarak ta bu hastalık yaygın bir şekilde ortaya çıkmaktadır" dedi. "5-6 dakikalık ve günübirlik bir işlem oluyor" Lazerli tedavi sürecini aktaran Doğangün, "Biz bu hatalığı tanımlarken dört evreye ayırıyoruz ve bunu muayene keşifleriyle gerçekleştiriyoruz. Hastalarımız bize başvurduğunda onları çok iyi dinlememiz gerekiyor ve dinlediğimiz zaman hastalığın sebebini ortaya koymaya çalışıyoruz. Eğer ki keşiflerde evre bir varsa bunlardan kurtulması için cerrahi bir endikasyon koymuyoruz ama hastalarımızın rahatsızlığı evre2- evre3 haline gelmişse biz bu hastalarda lazer dediğimiz yöntemle sorunu çözmeye çalışıyoruz. Biz bu sorunu lazer probuyla bölgeye girerek damarları küçültüyoruz. Bu işlem bizim içi yaklaşık 5-6 dakikalık ve günübirlik bir işlem oluyor. Biz hastalarımıza yarım günlük bir uyku verecek şekilde hazırlıyoruz ve hastanemize geliyorlar ve geldikleri günde de taburcu olabiliyorlar. Evre 4 hastalarda ise ameliyat yapılması gerekiyor, lazer bu hastalarda çok işe yaramıyor" diye konuştu. "Hemoroidal hastalık ciddi bir rahatsızlık olarak insanların hayat konforunu bozuyor" Doğangün, "Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde bu lazer tedavi yapılabiliyor. Bunun pek çok devlet hastanesinde yapılmadığını biliyoruz. Bunun için gerek İl Sağlık Müdürlüğümüz, gerek hastane yönetimi ellerinden gelen her şeyi yapıyor ve bize bu imkanı sağlıyor. Bizim lazer cihazımız tedarik edildiği için müdürlük ve hastanemiz tarafından bu işlemi hastalarımıza ücretsiz olarak sağlıyoruz. Devlet hastaneleri dışında yapılan lazerli tedavi yönteminin fiyatlarını bilmiyorum ama hastalarımız, çok yüksek meblağlarda yapıldığını söylüyor. Bu birazda hastanın hizmet almasıyla ilgili bir hadise ama bizden bu hizmeti almak isteyenlere tamamen ücretsiz bir şekilde sağlıyoruz. Önemli olan hastalıkları ortaya çıkmadan engellemesi tarafındayız, bütün hekimlerde böyledir. Hemoroidal hastalık ciddi bir rahatsızlık olarak insanların hayat konforunu bozuyor. Önemli olan suyu, lifli gıdaları bol tüketmek, hareketlerle ilgili sorun varsa bunlardan uzak durmamız gerekiyor. Böyle bir rahatsızlık varsa da bir uzmana başvurmaktan çekinmemek gerekiyor" şeklinde konuştu.
27 Mayıs 2025 Salı - 14:55
Basura lazerli çözüm: Hem modern hem ücretsiz
Özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak uygulanan lazerli hemoroid (basur) tedavisi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde ücretsiz olarak yapılıyor. Uygulanan lazer yöntemi sayesinde hastalar hem modern hem de ücretsiz bir tedaviye ulaşırken aynı gün taburcu oluyor. Halk arasında basur olarak bilinen ve birçok insanın ortak sorunu olan hemoroid tedavisine modern dokunuş olan lazer yöntemi, Sakarya’da Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde ücretsiz olarak yapılıyor. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak uygulanan bu yöntemin şehirdeki iki devlet hastanesinde uygulanması sayesinde hastalar hem modern hem de ücretsiz bir tedaviye ulaşıyor. Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde görevli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Doğangün, hastalığın tedavisinde kullanılan lazer yönteminin son yıllarda yaygınlaştığını ve büyük kolaylık sağladığını belirtti. Yaklaşık 5 dakika süren bu işlemin ardından hastaların aynı gün taburcu olabildiğini ifade eden Doğangün, lazer tedavisinin devlet hastanelerinde tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu söyledi. "Poliklinik hizmetlerinde en sık karşılaştığımız hastalıkların başındaki geliyor" Hastalığın tanımını yapan Op. Dr. Muhammed Doğangün, "Hemoroidal hastalık makat bölgesinin sol kısmındaki damar ve kas yapılarının birlikte büyümesi ile genişlemesiyle ortaya çıkan bir rahatsızlık. Uluslararası kaynaklarda da insanların yaklaşık yarısının ömrünün bir döneminde bu hastalıkla karşı karşıya kaldığını bizlere göstermekte. Bizlerinde poliklinik hizmetlerinde en sık karşılaştığımız hastalıkların başındaki geliyor. Bu hastalıkların pek çok tedavisi var. Öncelikli olarak insanların yemelerine, içmelerine, su tüketmelerine önem veriyoruz. Bunlara dikkat etmeyen kişilerde bu hastalığın belirgin bir şekilde ortaya çıktığı bir gerçek. Yine aynı şekilde hareketsizlik, sürekli olarak ayak durma ya da sürekli olarak oturmaya bağlı olarak ta bu hastalık yaygın bir şekilde ortaya çıkmaktadır" dedi. "5-6 dakikalık ve günübirlik bir işlem oluyor" Lazerli tedavi sürecini aktaran Doğangün, "Biz bu hatalığı tanımlarken dört evreye ayırıyoruz ve bunu muayene keşifleriyle gerçekleştiriyoruz. Hastalarımız bize başvurduğunda onları çok iyi dinlememiz gerekiyor ve dinlediğimiz zaman hastalığın sebebini ortaya koymaya çalışıyoruz. Eğer ki keşiflerde evre bir varsa bunlardan kurtulması için cerrahi bir endikasyon koymuyoruz ama hastalarımızın rahatsızlığı evre2- evre3 haline gelmişse biz bu hastalarda lazer dediğimiz yöntemle sorunu çözmeye çalışıyoruz. Biz bu sorunu lazer probuyla bölgeye girerek damarları küçültüyoruz. Bu işlem bizim içi yaklaşık 5-6 dakikalık ve günübirlik bir işlem oluyor. Biz hastalarımıza yarım günlük bir uyku verecek şekilde hazırlıyoruz ve hastanemize geliyorlar ve geldikleri günde de taburcu olabiliyorlar. Evre 4 hastalarda ise ameliyat yapılması gerekiyor, lazer bu hastalarda çok işe yaramıyor" diye konuştu. "Hemoroidal hastalık ciddi bir rahatsızlık olarak insanların hayat konforunu bozuyor" Doğangün, "Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Sadıka Sabancı Devlet Hastanesi’nde bu lazer tedavi yapılabiliyor. Bunun pek çok devlet hastanesinde yapılmadığını biliyoruz. Bunun için gerek İl Sağlık Müdürlüğümüz, gerek hastane yönetimi ellerinden gelen her şeyi yapıyor ve bize bu imkanı sağlıyor. Bizim lazer cihazımız tedarik edildiği için müdürlük ve hastanemiz tarafından bu işlemi hastalarımıza ücretsiz olarak sağlıyoruz. Devlet hastaneleri dışında yapılan lazerli tedavi yönteminin fiyatlarını bilmiyorum ama hastalarımız, çok yüksek meblağlarda yapıldığını söylüyor. Bu birazda hastanın hizmet almasıyla ilgili bir hadise ama bizden bu hizmeti almak isteyenlere tamamen ücretsiz bir şekilde sağlıyoruz. Önemli olan hastalıkları ortaya çıkmadan engellemesi tarafındayız, bütün hekimlerde böyledir. Hemoroidal hastalık ciddi bir rahatsızlık olarak insanların hayat konforunu bozuyor. Önemli olan suyu, lifli gıdaları bol tüketmek, hareketlerle ilgili sorun varsa bunlardan uzak durmamız gerekiyor. Böyle bir rahatsızlık varsa da bir uzmana başvurmaktan çekinmemek gerekiyor" şeklinde konuştu. (OK-
27 Mayıs 2025 Salı - 14:13
Yapay zekâ ile akciğer kanseri tanısı: Yüzde 97 başarı ve erken müdahale
Doç. Dr. Handan Tanyıldızı Kökkülünk liderliğinde, TÜBİTAK destekli proje; akciğer kanseri tanısında yapay zekâ ile yüzde 97 doğruluk elde etti. PET/BT görüntüleri, sarkopeni ve iltihap biyobelirteçlerini birleştiren bu yenilikçi yöntemin, erken tanıyı mümkün kılarak sağlık hizmetlerinde devrim niteliğinde olduğu belirtildi. ’Sarkopeni, Yeni Nesil Enflamasyon Belirteçleri ve PET/BT Anatomik-Metabolik Biyobelirteçler Aracılığıyla Makine Öğrenmesi ile Akciğer Kanseri Tanısının Tahmin Edilmesi’ başlıklı TÜBİTAK 1001 projesi, Altınbaş Üniversitesi’nden Doç. Dr. Handan Tanyıldızı Kökkülünk’ün liderliği ile yapıldı. "İyi huylu, kötü huylu ve kanser dışı vakaları sınıflandırmada olağanüstü bir performans" Çalışmayı anlatan Kökkülünk, "Akciğer kanseri tanısında yapay zekânın gücünü ortaya koydu. Pozitron Emisyon Tomografisi/Bilgisayarlı Tomografi (PET/BT) görüntüleme verileri, sarkopeni (kas kaybı) belirteçleri ve kanda bulunan iltihap biyobelirteçlerini (CRP, WBC, NEU gibi) içeren çok modlu bir veri seti, rastgele orman (Random Forest) algoritmasıyla analiz edildi. Model, test verilerinde yüzde 97 doğruluk ve yüzde 99 AUC (doğruluk eğrisi alanı) ile iyi huylu, kötü huylu ve kanser dışı vakaları sınıflandırmada olağanüstü bir performans sergiledi" açıklaması yaptı. "Tedavi maliyetlerini azaltma ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirme potansiyeline sahip" Doç. Dr. Handan Tanyıldızı Kökkülünk, "Bu çalışma, yalnızca görüntüleme verilerine dayanmayan, aynı zamanda hastaların fiziksel performans ölçütleri (bel bölgesi kas alanı, yürüme hızı) ve bağışıklık sistemi göstergelerini dikkate alan bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Bu sayede, akciğer kanserinin erken tanısı kolaylaşarak hastaların tedaviye daha hızlı erişimi sağlanıyor. Ayrıca, farklı veri kaynaklarını birleştiren bu yöntem, tedavi maliyetlerini azaltma ve hastaların yaşam kalitesini iyileştirme potansiyeline sahip" şeklinde konuştu.
27 Mayıs 2025 Salı - 14:02
Kars’ta anne ve babalar bebeklerinin gülüşünü doğmadan görebilecek
Kars’ta vatandaşlara hizmet vermeye başlayan 4D ultrason sayesinde anne karnındaki bebeğin 4 boyutlu görüntüsü kaydedilebilecek. Anne ve babalar adayları, anne karnındaki bebeğin cilt rengi ve dokusundan yüzündeki gülüş ve hareketlerine kadar bütün detayların görülebilecek. Kars’ta bazı hastalıkların erken teşhis, tanı için ve ileri tetkik için sevklerin önüne geçecek ileri teknoloji sahip olan 4 boyutlu (4D) Ultrasonun cihazı, Kars Harakani Devlet Hastanesi’nde vatandaşların hizmetine alındı. Kars Harakani Devlet Hastanesi’nde hizmete giren 4D Ultrason cihazları ile çok erken döneminde cinsiyet, yarık damak, yarık dudak, eksik parmak, beyin ve omurilikten kaynaklanan rahatsızlıkların erken tanısı konulabilecek. Ayrıca diğer taraftan geleneksel 2 boyutlu ultrasonografide bebeğin el ve ayak parmaklarını tam anlamı ile değerlendirebilmek her zaman mümkün olmayabilir. Ense kalınlığı ölçümüyle görülen ‘mongolizm’ (Down sendromu) 4D ultrason sayesinde 3. ayda taranabilmektedir. 4 boyutlu ultrasonlar ile çiftlerin ayrı bir mutluluk ve farklı bir heyecanla bekledikleri ikiz, üçüz bebeklerin gelişimi de daha net bir şekilde izlenebilecek. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Kolbaşı, Harakani Devlet Hastanesinde son teknolojilerin kullanıldığını ifade etti. Kolbaşı, "Son ve ileri teknoloji olarak bulunan 3 boyutlu ve hareketli 4 boyutlu özellikle bebeğin yüzünü görmemizi sağlayan detaylı organ taraması yapabildiğimiz ve detaylıca 4 boyutlu olarak her şeyine bakabildiğimiz bir ultrason çeşidi artık hastanemizde bir poliklinik odamızda hizmete girdi. Eskiden 2 boyutlu görüntüleme yapıyorduk artık 3 boyutlu, hareketli olarakta 4 boyutlu görüntüleme sağlıyoruz. Bu ultrason cihazı son teknoloji ve şuanda mevcut en ileri düzeydeki teknolojiye sahip bir cihaz" dedi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Volkan Kolbaşı, desteklerinden dolayı Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın ile Harakani Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Şahin Kahramanca’ya teşekkür etti. 4D ultrason cihazı, normal ultrason özelliklerinin yanında, anne karnındaki bebekte son teknolojik özellikteki 3 boyut özelliği ile cinsiyet tayini, anne karnındaki bebekten biyopsi alabilme özelliği, yapay zeka desteği ile bebeğin boy, kilo ve gelişiminin hesaplanması, bebek kalp hızının otomatik ölçümü, genetik hastalıklarda görülebilecek organ anomalilerinin tespiti için tüm organların taramasını yapabilme ve 4. boyut özelliği ile hareketli bebeğin yüzünün resmini çıkarabilme özelliğine sahip.
27 Mayıs 2025 Salı - 13:40
Büyükşehir kadınlara güç veriyor
Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, son bir yılda 10 binden fazla kadına destek sundu. Merkez, kadınlara psikolojik ve hukuki danışmanlıktan hijyenik ped desteğine kadar birçok alanda hizmet veriyor. Kadınların hayatına dokunan, onlara güç ve umut aşılayan Büyükşehir Belediyesi Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi, 2008 yılından bu yana şiddetle mücadele eden kadınların yanında yer alıyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğüne bağlı hizmet veren merkez sadece şehir merkezinde değil, kırsalda da kadınlara ulaşarak dayanışma ağını büyütüyor. Merkezde son bir yılda 10 binden fazla kadına ulaşıldı. Kadınlara yönelik psikolojik danışmanlık, hukuki destek, genel danışmanlık gibi birçok alanda hizmet sunulurken, beslenme ve diyet danışmanlığı da sağlanıyor. Ayrıca aylık hijyenik ped desteği, kadınlar ve genç kızlar için büyük bir katkı sunarken, bu destek özellikle öğrenciler arasında memnuniyetle karşılanıyor. Merkezde Eşitlik Birimi, Aile Danışma Birimi ile de çocuk, ergen, çift ve aile danışmanlığı hizmetleri veriliyor. Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi’nde sunulan eğitim programları ve atölyeler, kadınların hem bilgi edinmesini hem de sosyalleşmesini sağlıyor. Kadınlar, "Bu merkez sayesinde yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Bizi yalnız bırakmayan ve her konuda destek olan Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce’ye teşekkür ederiz." diyerek verilen hizmetlerin önemine dikkat çekiyor.
27 Mayıs 2025 Salı - 13:23
16 üniversitenin hemşirelik fakültesi dekanları Kıbrıs’ta toplandı
Hemşirelik eğitimi veren 16 üniversitenin hemşirelik fakültesi dekanları bir araya geldi. Hemşirelik eğitiminde kalite ve iş birliğini artırmak amacıyla kurulan Hemşirelik Fakülteleri Dekanlar Konseyi (HEMDEK), Yakın Doğu Üniversitesi ev sahipliğinde İrfan Günsel Kongre Merkezi’nde toplandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki tek hemşirelik fakültesini bünyesinde bulunduran Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen toplantıda hemşirelik eğitiminin sorunları, geleceği ve hayata geçirilebilecek iş birlikleri değerlendirildi. Toplantıya; Adnan Menderes Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, İnönü Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi yer aldı. Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, toplantı öncesinde fakülte dekanlarını ziyaret ederek hoşgeldiniz dileklerini iletti. Hemşirelik eğitiminin mevcut durumunun değerlendirildiği toplantıda; eğitimdeki sorunlar, ortak projeler ve mesleki gelişimi destekleyecek konular gündeme alındı. Eğitimde kaliteyi artırmak, fakülteler arası iş birliğini güçlendirmek ve çağın gerektirdiği yeniliklere uyum sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalar ele alındı. Gerçekleştirilen toplantıda Hemşirelik Fakülteleri Dekanlar Konseyi’nin yeni dönem başkanlık seçimi de gerçekleştirildi. Yapılan oylamada Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, konseyin yeni dönem başkanı oldu. Toplantıda, Necmettin Erbakan Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege yürüttüğü başkanlık görevini Prof. Dr. Ayşegül Dönmez’e devretti. Akademik iş birlikleri ve kültürel paylaşımlarla renklendi Toplantı kapsamında kampüs de çeşitli ziyaretler de gerçekleştirildi. Katılımcılar, kampüs içindeki Büyük Kütüphane ve Üniversite Hastanesi’nin yanı sıra kampüs içerisinde yer alan Kıbrıs Araba Müzesi ve Kıbrıs Modern Sanat Müzesi’ni de ziyaret etti. KKTC ziyaretleri kapsamında ise Girne Kalesi, Girne Yavuz Çıkarma Plajı, Karaoğlanoğlu Şehitliği, Bellapais Manastırı ve St. Hilarion Kalesi gibi tarihi ve kültürel noktalar ile Girne çarşısı ve limanı da ziyaret edildi. Kıbrıs’ta alınan kararların sonuçları Türkiye’de görülecek Hemşirelik Fakülteleri Dekanlar Konseyi (HEMDEK) önceki dönem başkanı ve Necmettin Erbakan Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege "Hemşirelik eğitimine ilişkin sorunların tartışıldığı toplantının, eğitimin kalitesinin gelişimine katkı sunacağını umuyorum" ifadesini kullanarak "Yakın Doğu Üniversitesi ailesine, ev sahiplikleri için konsey üyeleri adına teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Gerçekleştirilen toplantıda HEMDEK Başkanı olarak seçilen Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez de toplantıya ev sahipliği yapan Üniversite’ye teşekkür etti. "Ev sahiplerimizi yapan Üniversite Rektörü Prof. Dr. Sayın Tamer Şanlıdağ’a, Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümran Yılmaz Dal’a ve ekiplerine çok teşekkür ederim" diyen Prof. Dr. Dönmez, "Kardeş vatan Kıbrıs’ta hemşirelik lisans ve lisansüstü eğitimine ilişkin önemli kararlar aldık. Bu kararların sonuçlarının yansımasını Türkiye’de görecek olmamız iki ülkenin bütünlüğü açısından da bizleri mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ümran Dal Yılmaz: "Hemşirelik eğitiminde Türkiye’nin köklü kurumlarını kıymetli dekanlarını Kıbrıs’ta ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduk" Üniversite Hemşirelik Fakültesi’nin KKTC’de eğitim veren alanın tek fakültesi olduğunu hatırlatan Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümran Dal Yılmaz, "Hemşirelik eğitiminde Türkiye’nin köklü kurumlarını kıymetli dekanlarını Kıbrıs’ta ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduk. Hemşirelik Fakülteleri Dekanlar Konseyi toplantısı vesilesiyle, mesleğimizin geleceği adına önemli paylaşımlar yapma ve ortak hedefler doğrultusunda iş birlikleri geliştirme fırsatı bulduk" ifadesini kullandı. "Gerek sağlık hizmetlerinde gerekse toplumsal yaşamda çok önemli bir rol üstlenen hemşirelik mesleğinin güçlenmesi, ancak nitelikli bir eğitimle mümkündür" diyen Prof. Dr. Ümran Yılmaz Dal, "Bu bağlamda; fakülteler arası etkileşimi artırmak, ortak projeler geliştirmek ve kalite standartlarını birlikte yükseltmek büyük önem taşıyor. Toplantımızda da bu konular öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Üniversite olarak, KKTC’deki tek hemşirelik fakültesi olmanın getirdiği sorumluluğun bilinciyle, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde güçlü iş birlikleri kurmaya devam edeceğiz" dedi.
27 Mayıs 2025 Salı - 12:59
Sivas’ta Obeziteyle mücadele seferberliği başlatıldı
Sivas’ın Suşehri ilçesinde vatandaşların bilinçli ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesi ve obeziteyle mücadele eden vatandaşların tedaviye teşvik edilmesi amacıyla "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası başlatıldı. Sağlık Bakanlığının başlattığı sağlıklı beslenme ve hareketli hayat programı çerçevesinde fazla kiloları ile mücadele eden bireylere doğrudan müdahale etmek için Suşehri Toplu Sağlığı Merkezince "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası stantları kuruldu. Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından halka ulaşabileceği yerlere stantlar açılarak, halk sağlığını bilinçlendirmek amacıyla kilo ve boy ölçümleri gerçekleştirdi. Boy ve kilo ölçümleri sırasında fazla kilosu bulunan vatandaşlar, sağlık personelleri tarafından Toplum Sağlığı Merkezine yönlendirildi.
27 Mayıs 2025 Salı - 12:45
"Botoks tedavisi ile aşırı terlemeden kurtulmak mümkün"
Vatandaşların günlük hayatını olumsuz etkileyen aşırı terlemenin çözülmesi gereken bir sorun olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Fatma Akpınar, "Botoks, ter bezlerini uyaran sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek terleme miktarını önemli ölçüde azaltır" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Fatma Akpınar, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman önemsenmeyen aşırı terleme (hiperhidrozis) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Akpınar, ısı ya da fiziksel aktiviteye bağlı olmaksızın gelişen aşırı terlemenin; obezite, diyabet, tiroit hastalıkları, kalp ve solunum yetmezliği gibi ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabileceğine dikkat çekti. Aşırı terlemenin nedenlerine değinen Uzm. Dr. Akpınar, "Aşırı terleme primer ve sekonder olarak ikiye ayrılır. Primer bölgesel hiperhidrozis (aşırı terleme) altta yatan herhangi bir neden olmadan sağlıklı kişilerde yaşanan durumdur. Aslında, aşırı terleme hastalığı primer bölgesel hiperhidrozis denilen durumdur. Sekonder hiperhidrozis (aşırı terleme) ise başka hastalıklara bağlı yaşanan terlemedir. Sekonder hiperhidrozis nedenleri, diyabet (hipoglisemi), tiroit hastalıkları (hipertiroidi), obezite, alkolizm, menopoz, solunum ve kalp yetmezliği gibi durumlardır" şeklinde konuştu. "Deri ıslak ve parlak görünür" Aşırı terlemede görülen belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Akpınar, "Deri ıslak ve parlak görünür. Kıyafetler ıslanır. Vücutta koku oluşur. Zamanla kaşıntı veya iltihaplanma gelişebilir. Terleme genellikle çift taraflı ve aynı orandadır. Primer bölgesel hiperhidroz el, ayak, yüz, koltuk altı gibi bölgelerde terleme ile kendini gösterir, uykuda terleme görülmez. Sekonder hiperhidrozda vücudun genelinde terleme görülür, gece terlemeleri daha fazla olabilmektedir. En az haftada bir kez ortaya çıkması ve günlük hayatı etkilemesi de aşırı terleme belirtileri olarak kabul edilmektedir" dedi. "Fiziki muayene ile tanı konulabilir" Tanı konma süreci hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Akpınar, "Hastanın hikâyesi ve fizik muayenesi ile tanı konulur. Altta yatan hastalıkları tespit etmek için kan tahlilleri ve görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir" açıklamasında bulundu. "Aşırı terlemeye iyi gelen öneriler" Aşırı terlemeyi azaltacak önerilerden bahseden Uzm. Dr. Akpınar, "Günlük duş alınması ve cilt temizliğine dikkat edilmesi gerekir. Pamuklu ve hava alan giysiler tercih edilmelidir, sentetik kumaşlardan uzak durmak uygun olur. Kıyafetler sık değişitirilerek tahriş riski azalltılabilir. Ter önleyici roll-on veya spreyler kullanılmalıdır. Stres ve kaygı azaltılabilir. Baharatlı yiyeceklerden, kafein ve alkolden uzak durulabilir" dedi. "İlaç tedavisi uygulanabilir" Tedavi yollarına dikkat çeken Uzm. Dr. Akpınar, "Ellerde ve ayaklarda yoğun terleme varsa iyontoforez tedavisi yapılabilir. Yüz, koltuk altı, el ve ayak terlemesinde botoks etkili olabilir. Gerektiğinde oral ilaçlar kullanılabilir. Cerrahi müdahale (sempatektomi) sadece diğer yöntemlerle sonuç alınamazsa düşünülmelidir" ifadelerini kullandı. "Botoks terleme miktarını önemli ölçüde azaltabilir" Aşırı terlemede uygulanabilen botoks tedavisi hakkında da açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Akpınar, şu bilgileri paylaştı:"Botoks, ter bezlerini uyaran sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek terleme miktarını önemli ölçüde azaltır. İnce uçlu iğnelerle, deri içine enjeksiyonla yapılır. Yüz, avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı gibi bölgelerde aşırı terlemesi olanlara yapılabilir. Etkisi 4-6 ay sürer. Senede 2 kez yapılarak yıl boyu terleme önlenmiş olur. Uygulanacak bölgenin hazırlanması ve işlem toplam 20-30 dakika sürer. Enjeksiyondan kaynaklanan şişlik ve morluk oluşabilir, ancak birkaç günde geçer. İşlem sonrası günlük hayata devam edilebilir. İşlemin yapıldığı gün duş alınmamalıdır, havuza, denize girilmemelidir. Enjeksiyon noktalarına dokunulmamalıdır. Hamam, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durulmalıdır. Vücudun diğer bölgelerinde terleme devam edeceği için bir zararı yoktur. Deri içine yapıldığı için, lenf bezleri daha derinde olduğu için zarar vermez."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder