SAĞLIK
BURTOM’dan huzurevinde gönül sofrası 05 Mart 2026 Perşembe - 12:54:05 Burtom Sağlık Grubu, Ramazan ayının birleştirici gücünü ve dayanışma ruhunu huzurevi sakinleriyle paylaştı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin "Bir İftar da Sizden Olsun" kampanyasına destek veren Burtom, yaklaşık 150 huzurevi sakiniyle iftar sofrasında buluştu. Bursa’nın sağlık sektöründeki öncü kuruluşlarından Burtom Sağlık Grubu, sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini daha ekledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Aktif Yaşam Merkezleri Şube Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen organizasyonda, huzurevi sakinleri Ramazan’ın manevi atmosferinde iftar sofrasında bir araya geldi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan "Bir İftar da Sizden Olsun" kampanyası kapsamında düzenlenen iftara, Burtom Sağlık Grubu’nu temsilen Tıp Merkezleri Koordinatörü Dr. Fehmi Türker katıldı. Huzurevi sakinleriyle yakından ilgilenen Dr. Türker, yaşlılarla sohbet ederek Ramazan sevincine ortak oldu. Dr. Fehmi Türker, Burtom Sağlık Grubu olarak sağlığın sadece tıbbi müdahaleden ibaret olmadığını, toplumsal dayanışmanın da bireylerin esenliği için kritik önem taşıdığını vurguladı. Türker, "Büyüklerimizin dualarına ortak olmak ve onlarla aynı sofrayı paylaşmak bizim için büyük bir onur. Bu anlamlı kampanyaya destek vererek bir nebze de olsa yüzleri güldürebildiysek ne mutlu bize" dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevleri Vakfı Başkan Yardımcısı Gürkan Kaya ise, anlamlı desteklerinden dolayı Burtom Sağlık Grubu’na teşekkürlerini iletti. Kaya, bu tür dayanışma örneklerinin Bursa’daki yardımseverlik kültürünü güçlendirdiğini ifade etti.
05 Mart 2026 Perşembe - 11:53 ’Bebek beyni’ kavramının bilimsel temeli ortaya çıktı: "Hamilelikte beyin anneliğe hazırlanıyor" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, hamilelikte sıkça dile getirilen ’bebek beyni’ ifadesinin bilimsel karşılığının olabileceğini belirterek, gebelik sırasında beyinde meydana gelen yapısal değişimlerin anneliğe uyum sürecinin parçası olabileceğini söyledi. İspanya’da yürütülen ve sonuçları Nature Communications dergisinde yayımlanan bir araştırma, hamilelik sürecinde kadın beyninde önemli yapısal değişiklikler meydana geldiğini ortaya koydu. Çeşitli üniversitelerin iş birliğinde yürütülen çalışmada, hamile kadınların beyinleri gebelik öncesi, gebelik süreci ve doğum sonrası dönemlerde manyetik rezonans (MR) yöntemiyle incelendi. Prof. Dr. Talip Asil, hamilelik sırasında kadınların unutkanlık yaşadığına dair yaygın bir algı bulunduğunu ancak bilimsel çalışmaların bu durumu farklı bir perspektiften değerlendirdiğini ifade ederek, "Gebelik döneminde beynin bazı bölgelerinde gri madde hacminde azalma görülebiliyor. Bu durum çoğu zaman bir kayıp olarak algılansa da aslında beynin annelik rolüne hazırlanmasıyla ilgili bir yeniden yapılanma sürecini yansıtıyor" dedi. "Beyin ‘yeniden düzenleme’ yaşıyor" Son yıllarda yapılan nörogörüntüleme çalışmalarında hamilelik sürecinde özellikle empati, sosyal algı ve duygusal işlemleme ile ilişkili beyin ağlarında belirgin değişimler tespit edildiğini aktaran Asil, bu değişimlerin anne ile bebek arasındaki bağın güçlenmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. Asil, "Beyin bu süreçte adeta bir ‘yeniden düzenleme’ yaşıyor. Sinir ağlarında gerçekleşen bu düzenleme sayesinde annenin bebeğin ihtiyaçlarını daha hızlı fark etmesi ve ona daha duyarlı tepki vermesi mümkün hale geliyor" ifadelerini kullandı. Hamilelik sırasında yaşanan hormonal değişimlerin de beyin yapısını etkilediğini vurgulayan Asil, özellikle östrojen düzeylerindeki artışın sinir ağlarının yeniden şekillenmesinde rol oynayabileceğini söyledi. Beyindeki bu değişimlerin aynı zamanda empati ve sosyal bağlanma ile ilişkili bölgelerde yoğunlaştığını belirten Asil, "Bu durum annelerin bebekleriyle daha güçlü bir bağ kurmasına yardımcı olabilecek biyolojik bir adaptasyon olarak değerlendiriliyor" dedi. "Gebelik vücudun birçok sistemini etkileyen yoğun bir süreçtir" Hamilelik döneminde görülen hafıza problemlerinin ise çoğu zaman uyku düzenindeki değişiklikler, yorgunluk ve artan metabolik yükle ilişkili olabileceğini kaydeden Asil, "Gebelik vücudun birçok sistemini etkileyen yoğun bir süreçtir. Bu nedenle zaman zaman dikkat dağınıklığı ya da unutkanlık hissi yaşanması doğal karşılanabilir" diye konuştu. Bu alandaki araştırmaların henüz sınırlı olduğunu ifade eden Asil, hamilelik sürecinde beyinde meydana gelen değişimlerin daha iyi anlaşılmasının doğum sonrası depresyon gibi durumların erken tanınması ve annelerin daha iyi desteklenmesi açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.
05 Mart 2026 Perşembe - 11:50 Savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor Psikolog Fulda Karaçiçek, savaş görüntülerinin izlenmesinin çocuklarda yoğun kaygıya neden olabileceğini belirterek, "Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir" dedi. Çocukların kendilerini güvende hissetmeleri ve günlük yaşamlarını normal şekilde sürdürebilmeleri psikolojileri açısından büyük önem taşıyor. Ancak son günlerde tüm gündemi kaplayan savaş haberleri çocukları olumsuz etkiliyor. Televizyon, gazete ve özellikle sosyal medyada karşılaştıkları görüntü ve haberlerin çocukların zihninde korkutucu ve karmaşık bir tablo oluşturabileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Psikolog Fulda Karaçiçek, onların bu süreçten mümkün olduğunca az etkilenmesi için ebeveynlerin bilinçli davranmaları gerektiğini belirterek önerilerde bulundu. Çocuklar olayları yetişkinler gibi değerlendiremez Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların gördükleri ve duydukları bilgileri yetişkinler gibi analiz edemediğini kaydederek, "Bir haberi izlediklerinde bunun nerede olduğu, kendileri için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığı gibi ayrımları yapmakta zorlanabilirler. Özellikle küçük yaş gruplarında ‘savaş her yerde olabilir’ gibi bir algı gelişebilir. Bu da korku, güvensizlik ve kaygı duygularını artırabilir. Bu nedenle çocukların sürekli olarak savaş görüntülerine maruz kalması onların psikolojik dünyasında kalıcı izler bırakabilir. Savaş görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesi çocuklarda yoğun kaygıya neden olabilir. Patlama sesleri, yaralı insanlar veya ağlayan çocuk görüntüleri oldukça sarsıcıdır. Bu durum bazı çocuklarda uyku problemleri, kabus görme, huzursuzluk, içe kapanma ya da sürekli soru sorma gibi davranış değişikliklerine yol açabilir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukların haber içeriklerine erişimini sınırlaması ve özellikle görüntü ağırlıklı içeriklerden uzak tutması önemlidir" diye konuştu. Çocukların soruları geçiştirilmemelidir Çocukların duydukları veya gördükleri bir olay hakkında merak ettikleri soruları öncelikle ebeveynlerine yönelttiklerinin altını çizen Karaçiçek, "Bu noktada çocukların sorularını görmezden gelmek ya da ‘sen anlamazsın’ gibi ifadeler kullanmak doğru değildir. Bunun yerine çocuğun yaşına uygun, sade ve sakin bir dille açıklama yapmak gerekir. Gereğinden fazla ayrıntıya girmeden, güven verici bir yaklaşım sergilemek çocuğun kaygısını azaltır. Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek ve onu dikkatle dinlemek de bu süreçte oldukça önemlidir. Çocuklar çoğu zaman anne-babalarının duygusal tepkilerini gözlemleyerek kendi duygularını şekillendirirler. Eğer ebeveynler sürekli kaygılı, panik halinde veya umutsuz bir dil kullanıyorsa çocuklar da benzer şekilde kaygı yaşayabilir. Aile içindeki sohbetlerin tamamen savaş ve olumsuz haberler etrafında dönmemesi önemlidir. Çocukların en büyük güvencesi aileleridir. Bu nedenle ebeveynlerin mümkün olduğunca sakin, dengeli ve güven verici bir tutum sergilemesi önemlidir. Belirsizlik dönemlerinde çocuklar için en güven verici unsurlardan biri günlük rutinlerin devam etmesidir. Okula gitmek, oyun oynamak, aileyle birlikte vakit geçirmek gibi alışılmış düzenin korunması çocukların kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Çocukların yaşlarına uygun etkinliklerle meşgul olmaları, oyun oynamaları ve sosyal ilişkilerini sürdürmeleri psikolojik açıdan koruyucu bir etki oluşturur" dedi.
Eşini ve kızını kaybetti, Soma’ya umut oldu
29 Ocak 2026 Perşembe - 16:49 Eşini ve kızını kaybetti, Soma’ya umut oldu Kartalkaya’daki yangın faciasında ailesini kaybeden acılı baba Hilmi Altın, yaşadığı büyük acıyı toplumsal faydaya dönüştürerek Soma’ya ruh sağlığı merkezi kazandırılması için öncülük etti. Soma Belediyesi tarafından Soma Devlet Hastanesi’ne tahsis edilen binanın, Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi olarak hizmet vermesi için önemli bir adım atıldı. Merkezin tadilat ve tefrişat çalışmalarını kapsayan protokol, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törenle imzalandı. Protokol, hayırsever Fatma Tonguç adına damadı Hilmi Altın ile Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren arasında gerçekleştirildi. Yapılan anlaşma kapsamında, söz konusu bina ruh sağlığı hizmetleri sunacak şekilde yeniden düzenlenecek. Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi’nde yaşanan yangında eşini ve kızını kaybeden Hilmi Altın, yaşadığı büyük acıya rağmen topluma fayda sağlayacak projelere öncülük etmeyi sürdürüyor. Altın, kısa süre önce kaybettiklerinin anısını yaşatmak adına memleketi Soma’da çeşitli sosyal projeleri hayata geçireceğini açıklamıştı. Hayata geçirilen bu proje ile birlikte, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması ve Soma halkı için önemli bir ihtiyacın karşılanması hedefleniyor. Acının dayanışma ve iyiliğe dönüştüğü bu anlamlı girişim, hem toplumsal farkındalığa katkı sağlamayı hem de insan hayatına dokunan kalıcı bir değer oluşturmayı amaçlıyor.
Çine Devlet Hastanesi’nde kan bağışına dikkat çektiler
29 Ocak 2026 Perşembe - 16:49 Çine Devlet Hastanesi’nde kan bağışına dikkat çektiler Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan kan bağışı standında gönüllü personel ve vatandaşların katılımıyla kan bağışı faaliyeti gerçekleştirildi. Türk Kızılayı tarafından Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan kan bağışı standı kapsamında kan bağışı etkinliği düzenlendi. Hastane bünyesinde gerçekleştirilen etkinlikte, gönüllü olarak katılım sağlayan sağlık çalışanları ve vatandaşlar kan bağışında bulundu. Gerçekleştirilen kan bağışı faaliyeti, hastaların tedavi süreçlerinin sürdürülebilirliği ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam edebilmesi açısından büyük önem taşıdı. Etkinlik sayesinde toplumda kan bağışı bilincinin artırılmasına da katkı sağlandı. Çine Devlet Hastanesi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, kan bağışına gönüllü olarak destek veren tüm personel ve ziyaretçilere teşekkür edilerek, gösterilen ilgi ve duyarlılıktan duyulan memnuniyet dile getirildi. Konu ile ilgili Çine Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Türk Kızılayı tarafından hastanemizde kurulan kan bağışı standı kapsamında kan bağışı faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Söz konusu etkinlik, hastalarımızın ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımakta olup, toplumda kan bağışı bilincinin artırılmasına katkı sağlamıştır. Etkinliğe gönüllü olarak katılım sağlayan tüm personelimize ve ziyaretçilerimize teşekkür eder, gösterilen ilgi ve duyarlılıktan dolayı memnunuz" ifadeleri yer aldı.
Türkiye’nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı
29 Ocak 2026 Perşembe - 16:11 Türkiye’nin en büyük diş hastanesi ilk hastalarını aldı Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nin yeni Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç beraberinde ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile yeni hastane binasını inceleyerek, bilgi aldı. 399 diş ünit sayısı yılda 450 binin üzerinde hastanın tedavi edilmesi planlanan Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olan ERÜ Diş Hastanesi hasta kabulüne başladı. İlk hastalarını alan yeni hastane binasını ziyaret eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile birlikte Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Sinan Topçuoğlu ve Başhekim Prof. Dr. Sezer Demirbuğa’dan hastane hakkında bilgi aldı. Ziyaretinde hastalar ile de sohbet eden Kayseri Valisi Gökmen Çiçek; hastanenin hayırlı olması temennisinde bulunarak, yeni binanın şehre kazandırılmasında emeği geçen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun ve ekibine teşekkür etti. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un geçtiğimiz günlerde ERÜ’ye yaptırılacak olan 800 yataklı yeni Tıp Fakültesi Hastanesi’nin müjdesi ile çok mutlu olduklarını belirten Vali Gökmen Çiçek, bugünde Türkiye’nin en büyük Diş Hastanesi’nin yeni hizmet binasını gezince gururlandıklarını söyledi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un büyük mücadeleler vererek, bu hastane binasını şehre kazandırdığını belirten Vali Gökmen Çiçek, artık muayene randevusu konusunda hastaların hiç bir sıkıntı yaşamayacağını söyledi. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ise yaptığı konuşmada ERÜ Diş Hastanesi’nin sağlık alanında önemli bir bina olduğunu belirtti. Erciyes Üniversitesi’nin sağlık alanında bölgeye hizmet veren bir pilot kurum olduğuna dikkat çeken Başkan Dr. Büyükkılıç; "ERÜ Hastaneleri Kayserimizin gururu. Sağlık camiasında insanlara olarak böyle güzel tesisleri görünce içimiz açılıyor. İnsanda güven duygusu oluşturuyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" dedi. Rektör Prof. Dr. Fatih Altun da yaptığı konuşmada Diş Hastanesi’nin yeni binası ile 214 diş ünit kapasitesinden, 399 ünit kapasitesine çıkarıldığına ve mevcut binada yılda 322 bin hastaya hizmet verirken, yeni bina ile 450 binin üzerinde hastaya hizmet vereceklerini söyledi. 41 bin metrekare kapalı alan ile Türkiye’nin en büyük diş hastanesi olduğunun altını çizen Rektör Prof. Dr. Altun, şunları kaydetti; "Yeni diş hastanemiz ile kapalı metrekare alan ve ünit sayısı ile Türkiye’nin bir numarası olmuş durumdayız. Yeni binamız sadece Kayserimize değil, bölgemize hizmet verecek bir bina. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bu binanın kazandırılmasında destekleri çok önemli. Bu yapının maliyeti 1 milyon 260 milyon TL. Yapım süreçlerinde Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sayın İbrahim Şenel, Kayseri Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Sayın Dr. Memduh Büyükkılıç’ın da bizlere her türlü desteği vermeleri önemli oldu. Peyzaj çalışmasına destek olan Melikgazi Belediye Başkanı Sayın Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu da emeğini hiç esirgemedi bizlere. Ben desteklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum."
Mersin’de 0-6 yaş çocuklar için ücretsiz gelişim taraması
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:46 Mersin’de 0-6 yaş çocuklar için ücretsiz gelişim taraması Akdeniz Belediyesi, erken çocukluk döneminde gelişimsel risklerin zamanında tespit edilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Belediye bünyesinde ücretsiz olarak uygulanan Denver II Gelişimsel Tarama Testi ile 0-6 yaş arası çocukların gelişim süreçleri uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen uygulama, uzman psikolog eşliğinde ve bilimsel kriterlere uygun şekilde gerçekleştiriliyor. Yoğun ilgi gören tarama programı; mahallelerde hizmet veren Kültür ve Sanat Evlerinde kurs alan çocukların yanı sıra, ailelerin talebi doğrultusunda doğrudan kuruma başvuran çocuklara da uygulanıyor. Çok yönlü gelişim değerlendirmesi yapılıyor Denver II Gelişimsel Tarama Testi, Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü Uzman Psikoloğu Günay Duygu Ateş tarafından klinik gözlem eşliğinde uygulanıyor. Test sürecinin ardından ebeveynlere çocuklarının gelişim düzeyleri hakkında ayrıntılı bilgi verilirken, gerekli görülen durumlarda ilgili kurumlara yönlendirme yapılıyor. Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, erken çocukluk döneminin gelişim açısından kritik bir süreç olduğunu belirterek, "0-6 yaş aralığı, çocukların bilişsel, sosyal ve motor gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Denver II bir tanı testi değildir; ancak olası gelişimsel riskleri erken dönemde fark etmemizi sağlar. Erken fark edilen gecikmeler, doğru yönlendirme ve destekle büyük ölçüde telafi edilebilir" dedi. Ateş, test sonrası ailelerle yapılan bilgilendirmelerin de önemli olduğunu vurgulayarak, "Ebeveynlere çocuklarıyla evde yapabilecekleri etkinlikler ve hangi alanları desteklemeleri gerektiği konusunda rehberlik ediyoruz. Amacımız çocukların sağlıklı gelişimini bütüncül bir yaklaşımla desteklemek" ifadelerini kullandı. Ailelerden yoğun ilgi Ücretsiz olarak sunulan Denver II Gelişimsel Tarama Testi uygulaması, ailelerin çocuk gelişimi konusunda bilinçlenmesine katkı sağlarken, çocukların gelişim süreçlerinin uzman gözüyle değerlendirilmesine de olanak tanıyor. Uluslararası geçerliliğe sahip olan Denver II Gelişimsel Tarama Testi kapsamında çocukların kişisel-sosyal, ince motor, kaba motor ve dil gelişimi alanları yaşlarına uygun sorular ve oyun temelli uygulamalarla değerlendiriliyor. Uygulama sırasında çocuklar etkileşimli etkinliklerle gözlemlenirken, olası gelişimsel risklerin erken dönemde belirlenmesi hedefleniyor.
Doruk Nilüfer’de Da Vinci robotik cerrahi farkı
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:07 Doruk Nilüfer’de Da Vinci robotik cerrahi farkı Bursa’yı Da Vinci robotik cerrahi sistemiyle tanıştıran Doruk Sağlık Grubu, genel cerrahi, üroloji, kadın hastalıkları, göğüs ve baş boyun cerrahisi alanlarında fark oluşturuyor. Başta ABD, Japonya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde kullanılan robotik cerrahi sistemini Türkiye’de İstanbul ve Ankara’dan sonra Bursa ile yaklaşık 3 ay önce tanıştıran Doruk Nilüfer Hastanesi, bugüne kadar 100’den fazla gerçekleştirdiği cerrahi ameliyat ile yurt dışından da hastaları çekiyor. Doruk Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Yavuz Namlı, "Robotik cerrahi, cerrahinin evriminde çığır açan bir dönüm noktasıdır. Geleneksel cerrahi tekniklerinin ötesine geçen bu yöntem, teknoloji ile tıbbın güçlü bir işbirliğidir" dedi. Doruk Sağlık Grubu Genel Müdürü Dr. Ayhan Kalyoncu, "Cerrahi operasyonlarda gelinen en son nokta olan Da Vinci robotik cerrahi sistemini Bursa’ya geçtiğimiz aylarda kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu teknoloji ürolojiden genel cerrahiye, jinekolojik onkolojiden göğüs cerrahisine birçok kanser ameliyatında kullanılabilmektedir" dedi. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Arif Demirbaş, "Prostat kanseri cerrahisinde amacımız sadece onkolojik sonuçlar değil, aynı zamanda hastanın idrar tutma ve cinsel fonksiyonlarını da korumaktır. Da vinci robotik cerrahinin mükemmel görüntülemesi sayesinde mükemmel sonuçlar alabiliyoruz" dedi. "Böbrek tümörlerinde amaç çoğu zaman yalnızca tümörlü kısmı çıkarıp böbreği korumaktır" diyen Üroloji Uzmanı Dr. Tuğrul Türker ise, "Robotik cerrahiyle bu işlemi kontrollü ve güvenli bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ömer Yalkın, "Kolon, rektum ve mide kanserlerinde dar alanlarda çalışıyoruz. Da Vinci’nin büyütülmüş görüntüsü ve esnek kolları, tümörü çevre dokulardan daha güvenli ayırmamızı sağlıyor" dedi. Cerrahi operasyonlarda robotik cerrahinin fark oluşturduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Serkan Fatih Yeğen, "Robotik cerrahiyle hastanın iyileşme süreci daha hızlı oluyor. Böylece hasta iş ve sosyal yaşamına daha hızlı dönüyor" dedi. Jinekolojik onkoloji cerrahide robotik cerrahi operasyonlarının önemli bir avantaj olduğunu söyleyen Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Bayrak, "Da Vinci’nin 7 eksende 540 derece dönen kolları sayesinde tümör dokularını temizlerken çevre dokuları daha iyi koruyabiliyoruz" dedi.
Doğru mevsim seçimi lazer tedavilerinde başarıyı artırıyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:05 Doğru mevsim seçimi lazer tedavilerinde başarıyı artırıyor Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya estetik lazer uygulamalarında mevsim seçimi, işlem başarısını ve cilt sağlığını doğrudan etkilediğini söyleyerek, kış aylarında güneş ışığının etkisinin azaldığını ve lazer işlemleri için en uygun dönem olduğunu belirtti. Estetik amaçlı uygulanan lazer tedavileri, cilt yenilemeden epilasyona, akne ve iz tedavilerinden damar uygulamalarına kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Bu işlem sonrasında ciltte yenilenme süreci başlarken, cilt geçici olarak daha hassas bir yapıya bürünüyor. Lazer uygulamalarının mevsime göre farklı etkiler gösterdiği biliniyor. Yaz aylarında güneş ışınlarının dünyaya daha dik açıyla gelmesi, ultraviyole maruziyetini artırıyor. Bu durum lazer sonrası hassaslaşan ciltte leke oluşumu, kızarıklık ve iz riskini yükseltiyor. Aynı zamanda güneşe maruz kalma zorunluluğu, iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Kış aylarında ise güneş ışınlarının açısının değişmesi ve etkisinin azalması sayesinde lazer uygulamaları daha güvenli bir şekilde yapılabiliyor. Bu dönemde cilt, güneşe daha az maruz kaldığı için leke ve yan etki riski belirgin şekilde düşüyor. Ayrıca kalın kıyafetler sayesinde işlem sonrası oluşabilecek kızarıklık ve hassasiyet günlük yaşamı daha az etkiliyor. Bu nedenle lazer epilasyon, cilt gençleştirme, akne ve iz tedavileri gibi işlemler kış aylarında daha kontrollü ve etkili sonuçlar verebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümünde görevli Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, lazer uygulamalarının mevsime göre planlanmasının önemine dikkat çekerek, "Güneşin etkisi her zaman kaçınılmazdır ve birçok lazer işleminden sonra cilt incelip hassaslaştığı için güneşten daha fazla etkilenir" dedi. "En uygun dönem kış aylarıdır" Kışın güneş ışınlarına maruziyetin azaldığını söyleyen Neşe Kurt Özkaya, "Estetik lazer işlemleri için en uygun dönem kış aylarıdır. Bunun en önemli nedeni güneş ışınlarına maruziyetin azalmasıdır. Lazer uygulamalarından sonra cilt güneşe karşı daha hassas hale gelir ve yaz aylarında bu durum leke ile iz riskini artırabilirken, kışın bu risk belirgin şekilde düşer. Lazer epilasyon, cilt izleri, akne izleri, cilt yenileme ve damar tedavileri gibi birçok işlem kış aylarında daha güvenli ve etkili şekilde yapılabilir. Ayrıca kalın kıyafetler sayesinde işlem sonrası oluşabilecek kızarıklık ve hassasiyet sosyal yaşamı daha az etkiler. Ancak kışın da güneş koruyucu kullanımının ihmal edilmemesi gerekir ve her lazer işlemi kişiye özel planlanmalıdır. Yaz aylarında güneş ışınları dünyaya daha dik açıyla gelirken, kışın hem açısı değişir hem de etkisi azalır. Bu da ciltte oluşabilecek lekelenme ve reaksiyonların daha az görülmesini sağlar ve işlemleri daha rahat yapmamıza imkan tanır. Güneşin etkisi her zaman kaçınılmazdır ve birçok lazer işleminden sonra cilt incelip hassaslaştığı için güneşten daha fazla etkilenir" ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Akyol: "Mevsim geçişi birçok hastalığı tetikliyor"
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:52 Uzm. Dr. Akyol: "Mevsim geçişi birçok hastalığı tetikliyor" İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, mevsim geçişlerinde etkili olan ani hava sıcaklığı değişiklilerinin birçok hastalığı tetiklediğini söyledi. Hava sıcaklıklarının aniden değiştiği bu günlerde uzmanlar da çeşitli uyarılarda bulunuyor. Ani sıcaklık değişimlerinin beraberinde birçok hastalığı tetikleyebileceğini söyleyen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Bu mevsimlerde giysi seçiminin doğru olmasının da büyük önem taşıdığını söyleyen Akyol, özellikle belirli bir grubun dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı. "Sağlığı olumsuz etkileyebiliyor" Havaların bir ısınıp bir soğumasından dolayı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen İç Hastalıkları Uzm. Dr. Özkan Akyol, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini dile getiren Uzm. Dr. Akyol, "Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan gün, öğle saatlerinde çok fazla sıcak devam edebiliyor ya da bir gün hava güneşli ve çok sıcakken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor. Bu sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Sıcaklık değişimleri sindirim sistemimizi, duygu durumumuzu dahi etkilerken başka birçok hastalığı da tetikleyebiliyor. Hava değişiklikleri sebebiyle yaşanan problemlere karşı bazı önlemler almak sağlığımız için etkili olacaktır" dedi. "Alerjik astımı olanlar dikkat etmeli" Sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu şikayetlere dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Mevsimsel değişiklikler yılın son aylarında hayatımızı daha fazla etkiliyor. Bu aylarda özellikle alerjik astım, KOAH, grip, nezle gibi solunum yolu hastalıkları artış göstermektedir. Alerjik astımı olan kişiler mutlaka kendini çok iyi korumalıdır. Sıcaklığın ani değişmesi öksürük, nefes darlığı, solunum yolu problemi, hayat konforumuzu etkileyecek burun tıkanıkları gibi problemleri artırmaktadır. Viral enfeksiyon hastalıkları çokça karşılaştığımız durumlardır" şeklinde konuştu. "65 yaş üstü kişiler yıllık aşılarını ihmal etmemeli" Özellikle 65 yaş üstü kişiler, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kalabalık ortamda çalışanları uyaran Dr. Akyol, "Bu kişiler için mevsim geçişi hastalıklarının ilk adresidir. Bazı önlemler alınması hastalıklardan korunmada fayda sağlayacaktır. Öncelikle soğuk havalara karşı korunaklı giyinmeli ve uzun süre soğuğa maruz kalınmamalıdır. Soğuk havaya göre giyinirken günün ilerleyen saatlerinde havanın ısınabileceğine göz önüne alarak aşırı kalın giyinmemek de önemlidir. Bu ay seyreden yüksek sıcaklık kişilerin ince giyinmesine sebep oluyor. Bir artan bir düşen sıcaklıklar sağlığımız için problem oluşturmaktadır. 65 yaş üstü kişiler mutlaka yıllık aşılarını yaptırmalıdır. Astım, KOAH gibi hastalığı olanlar doktor takiplerini ihmal etmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları tedavilerini düzenli yaptırmalıdır. Bol lifli gıdalar tüketmeli ve doğal beslenmelidirler. Bol su tüketimi çok önemlidir. Spor ve bedensel aktiviteler sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak zihinsel ve bedensel olarak kişiye katkı sağlar. Bu önlemlerin alınması, kendimizi salgın ve hastalıklara karşı korumamızda çok büyük fayda sağlayacaktır" ifadelerine yer verdi.
Başhekim Akel, 2025 yılını değerlendirdi
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:02 Başhekim Akel, 2025 yılını değerlendirdi Adıyaman Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelerek hastanenin son bir yıllık faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Kahta Devlet Hastanesi’nde düzenlenen basın toplantısına ilçedeki basın mensuplarının yanı sıra hastane yöneticileri de katıldı. Toplantıda konuşan Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, hayata geçirilen yenilikler, tıbbi altyapı yatırımları ve sunulan sağlık hizmetlerindeki gelişmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başhekim Akel, "Gebe bilgilendirme sınıfında da QR Kod uygulamasına geçildi. Bununla birlikte anne adaylarımız gebelik öncesinden doğum sonrasına kadar ihtiyaç duydukları bilgilere QR Kod aracılığıyla kolayca ulaşabiliyor. Ayrıca Ebe Polikliniğimiz de hizmete açıldı. Bu anlamda hamilelik süreci, doğuma hazırlık, lohusalık dönemi ve kadın sağlığı konularında anne adaylarımıza danışmanlık hizmeti sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Hastanede kare kodlu temizlik takip sistemine geçildiğini vurgulayan Akel, "Temizlik hizmetlerinin daha etkin ve denetlenebilir hale gelmesini sağladık. Hastanemizde Histeroskopi işlemleri başladı. Geleneksel yarıyıl sünnet töreni düzenlendi. Hastanemizde ilk kez TAPP kapalı (laparoskopik) fıtık onarımı ameliyatının başarıyla gerçekleştirildi" dedi. Hastanede 15 yıldır kullanılan soğutma sisteminin bakım ve onarıma alındığını ifade eden Akel, "Yapılacak akım ve yenileme çalışmalarıyla soğutma sistemimizin performansını artırmayı hedefliyoruz. Fizik tedavi ünitesinde akşam seanslarına da başladık. Bu uygulamayla randevu sürelerini kısaltmayı ve vatandaşlarımıza daha etkin hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Kapalı yöntemle karın ön duvarı fıtığı (Laparoskopik Ventral Herni) ameliyatının ilk kez uygulandı. Bu yöntemle hastalarımız daha az ağrı hissediyor ve günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönebiliyor. Cildiye branşında da akşam polikliniği hizmeti veriliyor. Üroloji alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Hastanemizde ilk kez Perkutan Nefrolitototmi (PNL) ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Diyaliz ünitesine 4 adet yeni nesil cihaz alındı. Ayrıca V-NOTES yöntemiyle ameliyatlar gerçekleştirildi. Vajinal Laparoskopik İzsiz Cerrahi sayesinde hasta konforu artıyor, iyileşme süreci hızlanıyor" dedi. Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS-Bx) uygulamasının da ilk kez hayata geçirildiğini belirten Akel, "Bu ileri tanı yöntemi sayesinde hastalarımızın çevre illere sevk edilmesine gerek kalmıyor. Hastane içerisinde yapılan düzenlemelerle 7 yeni idari birim odası hizmete geçti. 50 yataklı ek hizmet binası projemizde çalışmalarımız devam ediyor. Hastaneye yapay zeka destekli USG Renkli Doppler Ultrason cihazı kazandırıldı. Ayrıca 3 adet yeni nesil anestezi cihazı ile ameliyatlarımız artık çok daha güvenli ve kontrollü şekilde gerçekleştiriliyor. Laboratuvar ünitesine ise 5 adet son teknoloji cihaz alımı yapıldı" şeklinde konuştu. Anjiyo ünitesinin kurulumu konusunda sona yaklaşıldığına dikkat çeken Akel, "Bu ünitemiz faaliyete geçtiğinde kalp ve damar hastalıklarında erken müdahale imkânı sağlayacağız ve il dışı sevkler büyük ölçüde azalacak. Yapılan tüm çalışmaların temel amacı sağlık hizmetlerini daha etkin ve kaliteli bir şekilde halkımıza sunmaktır. Modern cerrahi uygulamalarla hastanemizde sunulan hizmetlerin kapsamını genişlettik. Amacımız vatandaşlarımızın kendi ilçelerinde nitelikli sağlık hizmeti almasını sağlamak" dedi Modern tıbbın sunduğu imkânları etkin şekilde kullanan Kahta Devlet Hastanesi, ilçedeki sağlık hizmeti kalitesini artırmaya devam ediyor.
Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir"
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:36 Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir" Bilinçsiz takviye kullanımının ve yanlış alışkanlıkların bağışıklık sistemine zarar verebileceğine dikkati çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır" dedi. Medical Park Ankara Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını, neden zayıfladığını ve sık enfeksiyon geçirenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı. Bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığından bahseden Uzm. Dr. Nazarova, "Bağışıklık sistemi, vücudu bakteri, virüs ve diğer mikroplara karşı koruyan doğal savunma mekanizmasıdır. Deri, bağırsaklar, kan hücreleri ve lenf bezleri bu sistemin temel parçalarını oluşturur. Vücuda giren yabancı mikroorganizmalar tanınır, yok edilir ve hafızaya alınır. Böylece aynı mikrop tekrar vücuda girdiğinde daha hızlı ve etkili bir yanıt verilir" diye konuştu. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlere değinen Nazarova, "Yetersiz ve dengesiz beslenme, uykusuzluk, uzun süreli stres, sigara kullanımı, kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir. Sık geçirilen enfeksiyonlar ise bağışıklık sisteminin aşırı yüklendiğinin ya da altta yatan bir sorunun işareti olabilir" ifadelerini kullandı. Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını kaydeden Nazarova, "Yeterli protein alımı ile sebze ve meyve tüketimi savunma hücrelerini destekler. Tek bir olağanüstü besin yoktur. Önemli olan çeşitlilik ve dengedir" açıklamasında bulundu. "Vitamin takviyelerine dikkat edilmeli" Nazarova, vitamin takviyelerinin gerçekten gerekli olup olmadığına ilişkin şunları söyledi: "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Piyasada ’bağışıklık güçlendirici’ adıyla satılan birçok ürünün bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış değildir. Her doğal ürün zararsız değildir. Kontrolsüz kullanım fayda yerine zarar verebilir." "Düzenli uyku bağışıklığı destekler" Düzenli ve yeterli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyen Nazarova, "Uzun süreli stres ise savunma mekanizmasını baskılayarak enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Hafif ve orta düzeyde yapılan düzenli egzersiz bağışıklık sistemini destekler. Aşırı ve yoğun spor ise vücut üzerinde stres oluşturarak ters etki oluşturabilir" şeklinde konuştu. Sık enfeksiyon yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Dr. Nazarova, gerek görülmesi halinde kan testleriyle vitamin, mineral ve bağışıklık durumunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aşıların önemine değinen Uzm. Dr. Nazarova, "Aşılar, hastalığı geçirmeden bağışıklık kazanılmasını sağlar. Hem bireysel korunmada hem de toplumda salgınların önlenmesinde önemli rol oynar" dedi. Sık yapılan hatalardan bahseden Nazarova, "Her hastalıkta antibiyotik kullanmak, bilinçsiz takviye almak ve yaşam tarzını değiştirmeden ürünlerden fayda beklemek en yaygın hatalar arasında yer alıyor" açıklamasında bulundu.
Kadınlara önemli çağrı: Serviks kanseri düzenli kontrollerle erken yakalanabilir
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:22 Kadınlara önemli çağrı: Serviks kanseri düzenli kontrollerle erken yakalanabilir Rahim ağzında gelişen ve bazı bireylerde uzun süre belirti vermeden ilerleyebilen serviks kanseriyle ilgili Jinekolojik Onkoloji uzmanı, kadın sağlığında farkındalık oluşturmanın ve düzenli jinekolojik kontrollerin önemine dikkat çekti. Ocak ayının, dünya genelinde Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edildiğini belirten Özel Adatıp Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Camuzcuoğlu, kadın sağlığında farkındalık oluşturmanın ve düzenli jinekolojik kontrollerin önemine dikkat çekti. Rahim ağzı ile ilişkili olabilecek bazı durumlar hakkında bilgiler veren Camuzcuoğlu, adet dönemleri dışında görülen kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama veya ağrı, pelvik bölgede uzun süren rahatsızlık hissi ve vajinal kanlı akıntı gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin tek başına kesin tanı anlamına gelmediğinin altını çizen Camuzcuoğlu, "Bu tür belirtiler pek çok farklı jinekolojik sebeple ortaya çıkabilir. En doğru yaklaşım; kişinin tıbbi öyküsü, muayene tespitleri ve gerekli görülen tarama testlerinin birlikte değerlendirilmesidir. Tarama testleri, düzenli kontroller ve kişinin kendi vücudundaki değişimleri takip etmesi erken değerlendirme açısından büyük önem taşır. Her bireyin risk faktörleri ve sağlık ihtiyaçları farklıdır. Serviks kanseri her bireyde aynı şekilde seyretmeyebilir. Bazı kişilerde belirgin şikayetler görülürken, bazı kişilerde hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Bu sebeple değerlendirme süreci mutlaka kişinin kendi klinik durumu doğrultusunda ele alınmalıdır" dedi.