SAĞLIK
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti 05 Mart 2026 Perşembe - 15:10:09 Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36 Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:01 Van’da obeziteyle mücadele meyvelerini veriyor: 9 bin kişi zayıfladı Van İl Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) son bir yıl içerisinde başvuran 9 bin vatandaş, uzman diyetisyenler eşliğinde toplam 28 bin kilo verdi. Van’da fazla kiloya bağlı sağlık sorunları yaşayan vatandaşlar, Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak sağlıklı yaşama adım atıyor. İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren merkezlerde, vatandaşlar diyetisyen kontrolünde kişiye özel hazırlanan programlarla fazla kilolarından kurtuluyor. Uzmanlar eşliğinde yürütülen süreç sayesinde bir yıl içinde başvuru yapan 9 bin kişi, toplamda 28 bin kilo vererek daha sağlıklı bir hayata kavuştu. Merkezlerde sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetinden faydalanan vatandaşlar, aldıkları profesyonel destekle hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyileşme kaydederken, merkezlerden memnuniyetle ayrılıyor. Konuya ilişkin konuşan Tuşba Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyeni Aysu İlhan, danışanlarının aile hekimliğinden ya da hastaneden yönlendirildiğini belirtti. Danışanlarının analizlerini alıp uygun diyet programlarıyla süreci yürüttüklerini ifade eden Diyetisyen İlhan, "Kişiye özel olarak; eğer zayıflamak için geldiyse zayıflamaya yönelik; kolesterolü yüksekse ve kilosu fazlaysa hem kolesterol düşürücü hem de zayıflamaya yönelik; şekeri veya tansiyonu varsa da bunlara yönelik programlarla süreci ilerletiyoruz. Danışan potansiyelimizde genellikle obez bireylerin başvurusu daha fazla ancak son dönemde aile hekimlerinin de desteğiyle birlikte kronik hastalıkları olan danışanlarımızın sayısı da oldukça arttı. Gelen kişilerin uyumu gayet güzel; başladığımız süreci başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Üst katımızda bir fiziksel aktivite salonumuz var. Fizyoterapist arkadaşlarla süreci koordineli olarak yürüttüğümüzde çok daha iyi sonuçlar alıyoruz" dedi. "Her 100 danışandan yaklaşık 70’i obezite şikayetiyle geliyor" Van’da bulunan Sağlıklı Hayat Merkezlerine bir yıl içinde yaklaşık 9 bin başvurunun yapıldığını hatırlatan İlhan, "Danışanlarımızla toplamda 28 bin kilo vermiş bulunuyoruz. Başvuran her 100 danışandan yaklaşık 70’i obezite şikayetiyle geliyor. Herkesi Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz; burası tamamen ücretsiz bir sağlık merkezi. Danışanlarımız diyetisyen, fizyoterapi ve psikolog hizmetlerinden faydalanabilirler. Biz buradayız, onları bekliyoruz; yardım almaktan çekinmesinler" diye konuştu. "1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım" Bir buçuk ay önce SHM’ye başvuran 5 çocuk annesi 29 yaşındaki Dilek Tuncer ise spor yaparak ve diyet programına uyarak süreçte 11 kilo verdiğini ifade etti. Kilo ve kolesterol sorunun olduğunu dile getiren Tuncer, "Diyetisyen hocamızın desteğiyle beraber sürece başladık ve gayet iyi ilerledik. 1,5 ayda tam 11 kilo verdim. Egzersizlerimi aksatmadan yapıyorum; haftanın iki günü, salı ve perşembe günleri gelip sporumu da yapıyorum. Her hafta ya da on günde bir gelerek diyet listemi güncelliyor ve harfiyen uyguluyorum. Bol bol su içerek, yeşillik ve salatalık gibi gıdalar tüketerek 1,5 ayda 11 kilo vermeyi başardım. Bu süreçte hiçbir şekilde zorlanmadım; çünkü beni zorlayacak bir kısıtlama yoktu. Günlük yaşamımda tükettiğim gıdaları sadece porsiyon olarak azaltmam gerekiyordu. Süreç boyunca ağzıma ekmek sürmedim ve şekerli hiçbir gıda tüketmedim. Canım tatlı çektiği zamanlarda bir adet hurma yiyordum. Keten tohumunu sürekli suyla birlikte tükettiğim için tatlı ihtiyacı da duymuyordum" şeklinde konuştu. "Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum kalmadı" 6 ay önce SHM’ye başvuran 4 çocuk annesi Ayten Züngür (34) de bu süreçte 13 kilo verdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Düzenli ilaç kullanan bir tansiyon hastasıyım. Doktorlarımın tavsiyesi üzerine Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdum. Burada diyetisyenlerin yönlendirmesiyle kilo verdim. 80 kiloya yakındım, şu an 67 kiloya düşmüş durumdayım. Benim topuk dikeni sorunum ve buna bağlı yürüme problemlerim vardı. Çarşıya, pazara veya markete gittiğimde yürüyemiyor; gidip gelirken nefes nefese kalıyordum. Kilo verdikten sonra topuk dikeni sorunum da kalmadı. Çok şükür şu an çok iyiyim ve çok sağlıklıyım; hiçbir sorunum kalmadı."
Mersin’de 0-6 yaş çocuklar için ücretsiz gelişim taraması
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:46 Mersin’de 0-6 yaş çocuklar için ücretsiz gelişim taraması Akdeniz Belediyesi, erken çocukluk döneminde gelişimsel risklerin zamanında tespit edilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Belediye bünyesinde ücretsiz olarak uygulanan Denver II Gelişimsel Tarama Testi ile 0-6 yaş arası çocukların gelişim süreçleri uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen uygulama, uzman psikolog eşliğinde ve bilimsel kriterlere uygun şekilde gerçekleştiriliyor. Yoğun ilgi gören tarama programı; mahallelerde hizmet veren Kültür ve Sanat Evlerinde kurs alan çocukların yanı sıra, ailelerin talebi doğrultusunda doğrudan kuruma başvuran çocuklara da uygulanıyor. Çok yönlü gelişim değerlendirmesi yapılıyor Denver II Gelişimsel Tarama Testi, Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü Uzman Psikoloğu Günay Duygu Ateş tarafından klinik gözlem eşliğinde uygulanıyor. Test sürecinin ardından ebeveynlere çocuklarının gelişim düzeyleri hakkında ayrıntılı bilgi verilirken, gerekli görülen durumlarda ilgili kurumlara yönlendirme yapılıyor. Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, erken çocukluk döneminin gelişim açısından kritik bir süreç olduğunu belirterek, "0-6 yaş aralığı, çocukların bilişsel, sosyal ve motor gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Denver II bir tanı testi değildir; ancak olası gelişimsel riskleri erken dönemde fark etmemizi sağlar. Erken fark edilen gecikmeler, doğru yönlendirme ve destekle büyük ölçüde telafi edilebilir" dedi. Ateş, test sonrası ailelerle yapılan bilgilendirmelerin de önemli olduğunu vurgulayarak, "Ebeveynlere çocuklarıyla evde yapabilecekleri etkinlikler ve hangi alanları desteklemeleri gerektiği konusunda rehberlik ediyoruz. Amacımız çocukların sağlıklı gelişimini bütüncül bir yaklaşımla desteklemek" ifadelerini kullandı. Ailelerden yoğun ilgi Ücretsiz olarak sunulan Denver II Gelişimsel Tarama Testi uygulaması, ailelerin çocuk gelişimi konusunda bilinçlenmesine katkı sağlarken, çocukların gelişim süreçlerinin uzman gözüyle değerlendirilmesine de olanak tanıyor. Uluslararası geçerliliğe sahip olan Denver II Gelişimsel Tarama Testi kapsamında çocukların kişisel-sosyal, ince motor, kaba motor ve dil gelişimi alanları yaşlarına uygun sorular ve oyun temelli uygulamalarla değerlendiriliyor. Uygulama sırasında çocuklar etkileşimli etkinliklerle gözlemlenirken, olası gelişimsel risklerin erken dönemde belirlenmesi hedefleniyor.
Doruk Nilüfer’de Da Vinci robotik cerrahi farkı
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:07 Doruk Nilüfer’de Da Vinci robotik cerrahi farkı Bursa’yı Da Vinci robotik cerrahi sistemiyle tanıştıran Doruk Sağlık Grubu, genel cerrahi, üroloji, kadın hastalıkları, göğüs ve baş boyun cerrahisi alanlarında fark oluşturuyor. Başta ABD, Japonya, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde kullanılan robotik cerrahi sistemini Türkiye’de İstanbul ve Ankara’dan sonra Bursa ile yaklaşık 3 ay önce tanıştıran Doruk Nilüfer Hastanesi, bugüne kadar 100’den fazla gerçekleştirdiği cerrahi ameliyat ile yurt dışından da hastaları çekiyor. Doruk Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Yavuz Namlı, "Robotik cerrahi, cerrahinin evriminde çığır açan bir dönüm noktasıdır. Geleneksel cerrahi tekniklerinin ötesine geçen bu yöntem, teknoloji ile tıbbın güçlü bir işbirliğidir" dedi. Doruk Sağlık Grubu Genel Müdürü Dr. Ayhan Kalyoncu, "Cerrahi operasyonlarda gelinen en son nokta olan Da Vinci robotik cerrahi sistemini Bursa’ya geçtiğimiz aylarda kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu teknoloji ürolojiden genel cerrahiye, jinekolojik onkolojiden göğüs cerrahisine birçok kanser ameliyatında kullanılabilmektedir" dedi. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Arif Demirbaş, "Prostat kanseri cerrahisinde amacımız sadece onkolojik sonuçlar değil, aynı zamanda hastanın idrar tutma ve cinsel fonksiyonlarını da korumaktır. Da vinci robotik cerrahinin mükemmel görüntülemesi sayesinde mükemmel sonuçlar alabiliyoruz" dedi. "Böbrek tümörlerinde amaç çoğu zaman yalnızca tümörlü kısmı çıkarıp böbreği korumaktır" diyen Üroloji Uzmanı Dr. Tuğrul Türker ise, "Robotik cerrahiyle bu işlemi kontrollü ve güvenli bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Ömer Yalkın, "Kolon, rektum ve mide kanserlerinde dar alanlarda çalışıyoruz. Da Vinci’nin büyütülmüş görüntüsü ve esnek kolları, tümörü çevre dokulardan daha güvenli ayırmamızı sağlıyor" dedi. Cerrahi operasyonlarda robotik cerrahinin fark oluşturduğuna dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Serkan Fatih Yeğen, "Robotik cerrahiyle hastanın iyileşme süreci daha hızlı oluyor. Böylece hasta iş ve sosyal yaşamına daha hızlı dönüyor" dedi. Jinekolojik onkoloji cerrahide robotik cerrahi operasyonlarının önemli bir avantaj olduğunu söyleyen Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Bayrak, "Da Vinci’nin 7 eksende 540 derece dönen kolları sayesinde tümör dokularını temizlerken çevre dokuları daha iyi koruyabiliyoruz" dedi.
Doğru mevsim seçimi lazer tedavilerinde başarıyı artırıyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 15:05 Doğru mevsim seçimi lazer tedavilerinde başarıyı artırıyor Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya estetik lazer uygulamalarında mevsim seçimi, işlem başarısını ve cilt sağlığını doğrudan etkilediğini söyleyerek, kış aylarında güneş ışığının etkisinin azaldığını ve lazer işlemleri için en uygun dönem olduğunu belirtti. Estetik amaçlı uygulanan lazer tedavileri, cilt yenilemeden epilasyona, akne ve iz tedavilerinden damar uygulamalarına kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Bu işlem sonrasında ciltte yenilenme süreci başlarken, cilt geçici olarak daha hassas bir yapıya bürünüyor. Lazer uygulamalarının mevsime göre farklı etkiler gösterdiği biliniyor. Yaz aylarında güneş ışınlarının dünyaya daha dik açıyla gelmesi, ultraviyole maruziyetini artırıyor. Bu durum lazer sonrası hassaslaşan ciltte leke oluşumu, kızarıklık ve iz riskini yükseltiyor. Aynı zamanda güneşe maruz kalma zorunluluğu, iyileşme sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Kış aylarında ise güneş ışınlarının açısının değişmesi ve etkisinin azalması sayesinde lazer uygulamaları daha güvenli bir şekilde yapılabiliyor. Bu dönemde cilt, güneşe daha az maruz kaldığı için leke ve yan etki riski belirgin şekilde düşüyor. Ayrıca kalın kıyafetler sayesinde işlem sonrası oluşabilecek kızarıklık ve hassasiyet günlük yaşamı daha az etkiliyor. Bu nedenle lazer epilasyon, cilt gençleştirme, akne ve iz tedavileri gibi işlemler kış aylarında daha kontrollü ve etkili sonuçlar verebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümünde görevli Doç. Dr. Neşe Kurt Özkaya, lazer uygulamalarının mevsime göre planlanmasının önemine dikkat çekerek, "Güneşin etkisi her zaman kaçınılmazdır ve birçok lazer işleminden sonra cilt incelip hassaslaştığı için güneşten daha fazla etkilenir" dedi. "En uygun dönem kış aylarıdır" Kışın güneş ışınlarına maruziyetin azaldığını söyleyen Neşe Kurt Özkaya, "Estetik lazer işlemleri için en uygun dönem kış aylarıdır. Bunun en önemli nedeni güneş ışınlarına maruziyetin azalmasıdır. Lazer uygulamalarından sonra cilt güneşe karşı daha hassas hale gelir ve yaz aylarında bu durum leke ile iz riskini artırabilirken, kışın bu risk belirgin şekilde düşer. Lazer epilasyon, cilt izleri, akne izleri, cilt yenileme ve damar tedavileri gibi birçok işlem kış aylarında daha güvenli ve etkili şekilde yapılabilir. Ayrıca kalın kıyafetler sayesinde işlem sonrası oluşabilecek kızarıklık ve hassasiyet sosyal yaşamı daha az etkiler. Ancak kışın da güneş koruyucu kullanımının ihmal edilmemesi gerekir ve her lazer işlemi kişiye özel planlanmalıdır. Yaz aylarında güneş ışınları dünyaya daha dik açıyla gelirken, kışın hem açısı değişir hem de etkisi azalır. Bu da ciltte oluşabilecek lekelenme ve reaksiyonların daha az görülmesini sağlar ve işlemleri daha rahat yapmamıza imkan tanır. Güneşin etkisi her zaman kaçınılmazdır ve birçok lazer işleminden sonra cilt incelip hassaslaştığı için güneşten daha fazla etkilenir" ifadelerini kullandı.
Uzm. Dr. Akyol: "Mevsim geçişi birçok hastalığı tetikliyor"
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:52 Uzm. Dr. Akyol: "Mevsim geçişi birçok hastalığı tetikliyor" İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, mevsim geçişlerinde etkili olan ani hava sıcaklığı değişiklilerinin birçok hastalığı tetiklediğini söyledi. Hava sıcaklıklarının aniden değiştiği bu günlerde uzmanlar da çeşitli uyarılarda bulunuyor. Ani sıcaklık değişimlerinin beraberinde birçok hastalığı tetikleyebileceğini söyleyen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı. Bu mevsimlerde giysi seçiminin doğru olmasının da büyük önem taşıdığını söyleyen Akyol, özellikle belirli bir grubun dikkatli olması gerektiği konusunda uyardı. "Sağlığı olumsuz etkileyebiliyor" Havaların bir ısınıp bir soğumasından dolayı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen İç Hastalıkları Uzm. Dr. Özkan Akyol, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini dile getiren Uzm. Dr. Akyol, "Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan gün, öğle saatlerinde çok fazla sıcak devam edebiliyor ya da bir gün hava güneşli ve çok sıcakken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor. Bu sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Sıcaklık değişimleri sindirim sistemimizi, duygu durumumuzu dahi etkilerken başka birçok hastalığı da tetikleyebiliyor. Hava değişiklikleri sebebiyle yaşanan problemlere karşı bazı önlemler almak sağlığımız için etkili olacaktır" dedi. "Alerjik astımı olanlar dikkat etmeli" Sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu şikayetlere dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Mevsimsel değişiklikler yılın son aylarında hayatımızı daha fazla etkiliyor. Bu aylarda özellikle alerjik astım, KOAH, grip, nezle gibi solunum yolu hastalıkları artış göstermektedir. Alerjik astımı olan kişiler mutlaka kendini çok iyi korumalıdır. Sıcaklığın ani değişmesi öksürük, nefes darlığı, solunum yolu problemi, hayat konforumuzu etkileyecek burun tıkanıkları gibi problemleri artırmaktadır. Viral enfeksiyon hastalıkları çokça karşılaştığımız durumlardır" şeklinde konuştu. "65 yaş üstü kişiler yıllık aşılarını ihmal etmemeli" Özellikle 65 yaş üstü kişiler, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kalabalık ortamda çalışanları uyaran Dr. Akyol, "Bu kişiler için mevsim geçişi hastalıklarının ilk adresidir. Bazı önlemler alınması hastalıklardan korunmada fayda sağlayacaktır. Öncelikle soğuk havalara karşı korunaklı giyinmeli ve uzun süre soğuğa maruz kalınmamalıdır. Soğuk havaya göre giyinirken günün ilerleyen saatlerinde havanın ısınabileceğine göz önüne alarak aşırı kalın giyinmemek de önemlidir. Bu ay seyreden yüksek sıcaklık kişilerin ince giyinmesine sebep oluyor. Bir artan bir düşen sıcaklıklar sağlığımız için problem oluşturmaktadır. 65 yaş üstü kişiler mutlaka yıllık aşılarını yaptırmalıdır. Astım, KOAH gibi hastalığı olanlar doktor takiplerini ihmal etmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları tedavilerini düzenli yaptırmalıdır. Bol lifli gıdalar tüketmeli ve doğal beslenmelidirler. Bol su tüketimi çok önemlidir. Spor ve bedensel aktiviteler sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak zihinsel ve bedensel olarak kişiye katkı sağlar. Bu önlemlerin alınması, kendimizi salgın ve hastalıklara karşı korumamızda çok büyük fayda sağlayacaktır" ifadelerine yer verdi.
Başhekim Akel, 2025 yılını değerlendirdi
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:02 Başhekim Akel, 2025 yılını değerlendirdi Adıyaman Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelerek hastanenin son bir yıllık faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Kahta Devlet Hastanesi’nde düzenlenen basın toplantısına ilçedeki basın mensuplarının yanı sıra hastane yöneticileri de katıldı. Toplantıda konuşan Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, hayata geçirilen yenilikler, tıbbi altyapı yatırımları ve sunulan sağlık hizmetlerindeki gelişmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Başhekim Akel, "Gebe bilgilendirme sınıfında da QR Kod uygulamasına geçildi. Bununla birlikte anne adaylarımız gebelik öncesinden doğum sonrasına kadar ihtiyaç duydukları bilgilere QR Kod aracılığıyla kolayca ulaşabiliyor. Ayrıca Ebe Polikliniğimiz de hizmete açıldı. Bu anlamda hamilelik süreci, doğuma hazırlık, lohusalık dönemi ve kadın sağlığı konularında anne adaylarımıza danışmanlık hizmeti sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Hastanede kare kodlu temizlik takip sistemine geçildiğini vurgulayan Akel, "Temizlik hizmetlerinin daha etkin ve denetlenebilir hale gelmesini sağladık. Hastanemizde Histeroskopi işlemleri başladı. Geleneksel yarıyıl sünnet töreni düzenlendi. Hastanemizde ilk kez TAPP kapalı (laparoskopik) fıtık onarımı ameliyatının başarıyla gerçekleştirildi" dedi. Hastanede 15 yıldır kullanılan soğutma sisteminin bakım ve onarıma alındığını ifade eden Akel, "Yapılacak akım ve yenileme çalışmalarıyla soğutma sistemimizin performansını artırmayı hedefliyoruz. Fizik tedavi ünitesinde akşam seanslarına da başladık. Bu uygulamayla randevu sürelerini kısaltmayı ve vatandaşlarımıza daha etkin hizmet sunmayı amaçlıyoruz. Kapalı yöntemle karın ön duvarı fıtığı (Laparoskopik Ventral Herni) ameliyatının ilk kez uygulandı. Bu yöntemle hastalarımız daha az ağrı hissediyor ve günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönebiliyor. Cildiye branşında da akşam polikliniği hizmeti veriliyor. Üroloji alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Hastanemizde ilk kez Perkutan Nefrolitototmi (PNL) ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Diyaliz ünitesine 4 adet yeni nesil cihaz alındı. Ayrıca V-NOTES yöntemiyle ameliyatlar gerçekleştirildi. Vajinal Laparoskopik İzsiz Cerrahi sayesinde hasta konforu artıyor, iyileşme süreci hızlanıyor" dedi. Transrektal Prostat Biyopsisi (TRUS-Bx) uygulamasının da ilk kez hayata geçirildiğini belirten Akel, "Bu ileri tanı yöntemi sayesinde hastalarımızın çevre illere sevk edilmesine gerek kalmıyor. Hastane içerisinde yapılan düzenlemelerle 7 yeni idari birim odası hizmete geçti. 50 yataklı ek hizmet binası projemizde çalışmalarımız devam ediyor. Hastaneye yapay zeka destekli USG Renkli Doppler Ultrason cihazı kazandırıldı. Ayrıca 3 adet yeni nesil anestezi cihazı ile ameliyatlarımız artık çok daha güvenli ve kontrollü şekilde gerçekleştiriliyor. Laboratuvar ünitesine ise 5 adet son teknoloji cihaz alımı yapıldı" şeklinde konuştu. Anjiyo ünitesinin kurulumu konusunda sona yaklaşıldığına dikkat çeken Akel, "Bu ünitemiz faaliyete geçtiğinde kalp ve damar hastalıklarında erken müdahale imkânı sağlayacağız ve il dışı sevkler büyük ölçüde azalacak. Yapılan tüm çalışmaların temel amacı sağlık hizmetlerini daha etkin ve kaliteli bir şekilde halkımıza sunmaktır. Modern cerrahi uygulamalarla hastanemizde sunulan hizmetlerin kapsamını genişlettik. Amacımız vatandaşlarımızın kendi ilçelerinde nitelikli sağlık hizmeti almasını sağlamak" dedi Modern tıbbın sunduğu imkânları etkin şekilde kullanan Kahta Devlet Hastanesi, ilçedeki sağlık hizmeti kalitesini artırmaya devam ediyor.
Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir"
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:36 Uzmanından uyarı: "Gereksiz vitamin kullanımı bağışıklığı olumsuz etkileyebilir" Bilinçsiz takviye kullanımının ve yanlış alışkanlıkların bağışıklık sistemine zarar verebileceğine dikkati çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır" dedi. Medical Park Ankara Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Shalala Nazarova, bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığını, neden zayıfladığını ve sık enfeksiyon geçirenlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı. Bağışıklık sisteminin nasıl çalıştığından bahseden Uzm. Dr. Nazarova, "Bağışıklık sistemi, vücudu bakteri, virüs ve diğer mikroplara karşı koruyan doğal savunma mekanizmasıdır. Deri, bağırsaklar, kan hücreleri ve lenf bezleri bu sistemin temel parçalarını oluşturur. Vücuda giren yabancı mikroorganizmalar tanınır, yok edilir ve hafızaya alınır. Böylece aynı mikrop tekrar vücuda girdiğinde daha hızlı ve etkili bir yanıt verilir" diye konuştu. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen faktörlere değinen Nazarova, "Yetersiz ve dengesiz beslenme, uykusuzluk, uzun süreli stres, sigara kullanımı, kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilir. Sık geçirilen enfeksiyonlar ise bağışıklık sisteminin aşırı yüklendiğinin ya da altta yatan bir sorunun işareti olabilir" ifadelerini kullandı. Bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için dengeli beslenmenin büyük önem taşıdığını kaydeden Nazarova, "Yeterli protein alımı ile sebze ve meyve tüketimi savunma hücrelerini destekler. Tek bir olağanüstü besin yoktur. Önemli olan çeşitlilik ve dengedir" açıklamasında bulundu. "Vitamin takviyelerine dikkat edilmeli" Nazarova, vitamin takviyelerinin gerçekten gerekli olup olmadığına ilişkin şunları söyledi: "Vitamin ve mineral eksiklikleri bağışıklığı zayıflatabilir. Ancak herhangi bir eksiklik yoksa fazladan vitamin almak bağışıklığı güçlendirmez. Takviyeler mutlaka doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Piyasada ’bağışıklık güçlendirici’ adıyla satılan birçok ürünün bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış değildir. Her doğal ürün zararsız değildir. Kontrolsüz kullanım fayda yerine zarar verebilir." "Düzenli uyku bağışıklığı destekler" Düzenli ve yeterli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini söyleyen Nazarova, "Uzun süreli stres ise savunma mekanizmasını baskılayarak enfeksiyonlara yakalanma riskini artırır. Hafif ve orta düzeyde yapılan düzenli egzersiz bağışıklık sistemini destekler. Aşırı ve yoğun spor ise vücut üzerinde stres oluşturarak ters etki oluşturabilir" şeklinde konuştu. Sık enfeksiyon yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Dr. Nazarova, gerek görülmesi halinde kan testleriyle vitamin, mineral ve bağışıklık durumunun değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aşıların önemine değinen Uzm. Dr. Nazarova, "Aşılar, hastalığı geçirmeden bağışıklık kazanılmasını sağlar. Hem bireysel korunmada hem de toplumda salgınların önlenmesinde önemli rol oynar" dedi. Sık yapılan hatalardan bahseden Nazarova, "Her hastalıkta antibiyotik kullanmak, bilinçsiz takviye almak ve yaşam tarzını değiştirmeden ürünlerden fayda beklemek en yaygın hatalar arasında yer alıyor" açıklamasında bulundu.
Kadınlara önemli çağrı: Serviks kanseri düzenli kontrollerle erken yakalanabilir
29 Ocak 2026 Perşembe - 13:22 Kadınlara önemli çağrı: Serviks kanseri düzenli kontrollerle erken yakalanabilir Rahim ağzında gelişen ve bazı bireylerde uzun süre belirti vermeden ilerleyebilen serviks kanseriyle ilgili Jinekolojik Onkoloji uzmanı, kadın sağlığında farkındalık oluşturmanın ve düzenli jinekolojik kontrollerin önemine dikkat çekti. Ocak ayının, dünya genelinde Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edildiğini belirten Özel Adatıp Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Camuzcuoğlu, kadın sağlığında farkındalık oluşturmanın ve düzenli jinekolojik kontrollerin önemine dikkat çekti. Rahim ağzı ile ilişkili olabilecek bazı durumlar hakkında bilgiler veren Camuzcuoğlu, adet dönemleri dışında görülen kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama veya ağrı, pelvik bölgede uzun süren rahatsızlık hissi ve vajinal kanlı akıntı gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin tek başına kesin tanı anlamına gelmediğinin altını çizen Camuzcuoğlu, "Bu tür belirtiler pek çok farklı jinekolojik sebeple ortaya çıkabilir. En doğru yaklaşım; kişinin tıbbi öyküsü, muayene tespitleri ve gerekli görülen tarama testlerinin birlikte değerlendirilmesidir. Tarama testleri, düzenli kontroller ve kişinin kendi vücudundaki değişimleri takip etmesi erken değerlendirme açısından büyük önem taşır. Her bireyin risk faktörleri ve sağlık ihtiyaçları farklıdır. Serviks kanseri her bireyde aynı şekilde seyretmeyebilir. Bazı kişilerde belirgin şikayetler görülürken, bazı kişilerde hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Bu sebeple değerlendirme süreci mutlaka kişinin kendi klinik durumu doğrultusunda ele alınmalıdır" dedi.
Fizyoterapist Emrah Ardıç, modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:47 Fizyoterapist Emrah Ardıç, modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor Uzman Fizyoterapist Emrah Ardıç, uyguladığı modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanındaki tecrübesiyle dikkat çeken Ardıç, kendine özgü metodlarıyla birçok hastanın sağlığına kavuşmasına katkı sağlıyor. 1980 yılında Antalya’da doğan Fzt. Emrah Ardıç, 2002 yılında Dumlupınar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden mezun oldu. Akademik kariyerine devam eden Ardıç, yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Uzman Fizyoterapist unvanını aldı. Meslek hayatı boyunca Özel Eğitim Merkezleri ve kamu kurumlarında görev yapan Ardıç, aynı zamanda Alternatif Tıp Uygulamaları ve özel tedavi yöntemleri üzerine birçok eğitim ve seminere katıldı. Manuel terapi, kuru iğneleme, akupunktur, kinesiotape, hacamat ve sülük tedavisi gibi tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında çalışmalar yürütüyor. 2007 yılından itibaren Erzurum’daki özel bir hastanenin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nin kuruluşunda aktif rol alan Fzt. Emrah Ardıç, halen aynı hastanede baş fizyoterapist olarak görevini sürdürüyor. Tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla Erzurum ve çevre illerden gelen birçok hastaya şifa olmaya devam ediyor. Fzt. Emrah Ardıç’ın görev yaptığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, modern donanımı ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Ünitede; bel, boyun ve sırt ağrıları, ortopedik rahatsızlıklar, spor yaralanmaları, ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçleri ile kas-iskelet sistemi problemlerine yönelik kişiye özel tedavi programları uygulanıyor. Bilimsel fizyoterapi yöntemlerinin yanı sıra tamamlayıcı tıp uygulamalarının da entegre edildiği ünitede, hastaların günlük yaşam kalitesini artırmaya yönelik kapsamlı bir tedavi süreci yürütülüyor.