SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Sağlık hizmetlerinde büyük değişim
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 18:41 Sağlık hizmetlerinde büyük değişim Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, sağlık ile teknolojiyi entegre ediyor. 12-18 Mayıs Dünya Hemşireler Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikle bu yıl, "Sağlık Bakımında İnovasyonun Önemi" temasını ön plana çıkarıldı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Konferans Salonunda gerçekleşen "Sağlık Hizmetlerinde İnovasyonun Önemi" konulu etkinliğe Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, Kocaeli Şehir Hastanesi Başhekimi Bahri Elmas, öğrenciler ile davetliler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlik çerçevesinde, sağlık hizmetlerinde inovasyonun rolü ve teknoloji üretimindeki yeri detaylı şekilde katılımcılar ile paylaşıldı. Programda konuşan Kocaeli Vali Yardımcısı Aslan Avşarbey, teknolojinin çok geliştiğini ve yapay zekanın bunları yapabildiğini söyleyerek yapay zekanın da düzgün kullanılması gerektiğine dikkat çekti. "Gelecek gelmiştir" Günümüzde değişimin çok hızlı geldiği ve değişim atmosferine girdiğimiz bugünlerde inovasyon temasının da oldukça anlamlı olduğuna dikkat çeken Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, "Üniversite olarak teknolojik gelişmeleri çok hızlı adapte etmeye çalışan, eğitim programlarımıza yönetimimize ve bütün süreçlere, özellikle yapay zekanın etkilerini de burada öğrencilerimizin benimsemesini, kullanmasını istiyoruz. Bu bizim hedefimizdir. Dolayısıyla bu konuda yoğun çalışma ve toplantılarımız vardır. Sürekli bu konuyu gündemde tutuyoruz. Çünkü gerçekten dünyanın dönüşüm içinde olduğu bir gündeyiz. Değişimin geldiği gündeyiz. Gelecek gelmiştir. Değişimin içindeyiz. Öğrencilerimizi yetiştirirken bugüne göre her şeyimizi planlarsak bunu dikkate alarak yaparsak önümüzdeki 30 seneyi kurtarmış oluruz. Bundan sonra olacaklar şu andaki gelişmelerin hacminin artması olacaktır. Biz de bunun tam içindeyiz. Bu konuda sürekli çalışıyoruz, gayret sarf ediyoruz. Ayrıca YÖK’ün bu vizyonu doğrultusunda açılmasına karar verdiği dijital sağlık sistemleri teknikerliği, tıbbi işleme teknikerliği ve tele sağlık teknikerliği gibi bölümlerin bu süreci destekleyeceğini düşünüyoruz. Bu bakımdan YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a teşekkür ederiz" dedi. "Klinik sahadan inovasyon hikayelerini paylaşacaklar" Uluslararası hemşireler birliği tarafından her yıl kutlanan Dünya Hemşirelik Haftası etkinliği çerçevesinde "Hemşireler geleceğimiz" ve hemşirelerin ekonomik gücü adı altındaki temayla uyumlu teknolojiden üretim ve üretkenlik anlamında inovasyondan bahsetmek istediklerini söyleyen Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen, "Bu etkinliğimizde öğrencilerimiz mezun olurken onların inovasyon ve teknolojiden farkında bir şekilde mezun olmalarını istiyoruz. Bu etkinliğimizin aslında en önemli konularından bir tanesi de Kocaeli Şehir Hastanesi inovatif hemşireler tarafından, en inovatif kurum olarak ödül almasıdır. Bizlerde hem meslektaşlarımızı hem de Kocaeli Şehir Hastanesi’ndeki yöneticileriyle öğrencilerimizi bir araya getirerek böyle bir etkinlik planladık. Bu etkinlikte inovasyon teması çerçevesinde Kocaeli Şehir Hastanesi yöneticileri ve çalışanları öğrencilerimizle birlikte olacaklar. Kendileri klinik sahadan inovasyon hikayelerini paylaşacaklar ve ilham verici hikayeleri öğrencilere de ilham vermesi gelecekte teknoloji ve inovasyon konusunda daha çok desteklemesi ve motivasyonlarını arttırmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yenilikçi sağlık uygulamalarının hasta bakım kalitesine katkısı, hemşirelik mesleğinin dönüşümündeki etkisi ve geleceğe yönelik profeksiyonların değerlendirildiği etkinlikte İnovatif Hemşireler Derneği tarafından "En İnovatif Kurum Ödülü’ne" layık görülen Kocaeli Şehir Hastanesi yöneticileri de öğrencilerle söyleşiler gerçekleştirdi. Hemşirelik öğrencilerinin inovatif düşünme becerilerini geliştirmeleri, sağlık teknolojilerindeki güncel gelişmeleri yakından tanımaları ve mesleki motivasyonlarının güçlenmesinin hedeflendiği programda TÜBİTAK 2209-A Öğrenci Araştırma Projeleri teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, "Hemşireler Geleceğimiz: İnovasyon" ve Klinikten İnovasyon hikayeleri söyleşileri ile son buldu.
Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor"
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:39 Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor" Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Kızılay’a gerçekleştirilen bağışların her sene giderek arttığına vurgu yaparak, "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor" dedi. Kızılay Genel Başkanı Yılmaz, Ankara’da bulunan basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Burada konuşan Yılmaz, Kızılay’ın 105’inci Genel Kurulunda Genel Başkanlığa yeniden seçilmesinin ardından gelecek 3 yıl boyunca Kızılay’ın yeni hedeflerini ve vizyonunu anlattı. Genel Başkan Yılmaz, şu anda yıllık 3 milyon kan torbası miktarınca kan topladıklarını dile getirerek, toplanan kanın 4 laboratuvarda analiz edilebildiğini ve bu dört laboratuvarda NAT ve ELİSA gibi pahalı testlerin de yapılabildiğini söyledi. "2025-2028 yılında odaklanacağımız ana noktalardan bir tanesi eğitim olacak" Gelecek üç sene için çok ciddi stratejik plan çalışması yaptıklarını dile getiren Yılmaz, "Koyduğumuz hedeflerden bir tanesi 2025 yılında dört buçuk milyon kişiye kendi hayatlarında daha güvenli yaşamaları ile alakalı eğitim vermekti. Bugün geldiğimiz noktada 1 milyon 996 bine ulaşmış durumdayız. Dolayısıyla biz bir alana odaklandığımız zaman aslında gerçekten çok ciddi fark oluşturabiliyoruz. Bizim de bundan sonra, 2025-2028 yılında odaklanacağımız ana noktalardan bir tanesi eğitim olacak. Çünkü bizler toplum eğitimlerini toplumun içinden çıkan, toplum tarafından sahiplendirilen, sahiplenilen kurumlardan yapılması gerektiğine inanıyoruz" diye konuştu. "Aşevlerini 3 senede 91 çıkartmayı hedefliyoruz" Gelecek 3 yıl içerisinde Kızılay şubelerini daha da ön plana çıkarmak istediklerini dile getiren Yılmaz, "Şubelerin sabit hizmet noktalarını artırarak, şubelerin her alanda her şeyi yapması değil, iki tane temel alanda bütün şubelerin donanımlı hale gelmesiyle alakalı bir stratejik hedef koyduk. Nedir bu iki temel hedef? Bir tanesi aşevleri. Şu anda 46 tane aşevimiz var. Neden aşevini bir temel hedef olarak koyuyoruz? Devletin bize verdiği afetteki ana sorumluluk alanı beslenme. Dolayısıyla biz beslenme kapasitemizi ne kadar artırırsak afet döneminde çok hızlı bir şekilde bunu mobilize etmemiz çok çok daha kolay olacak. İkincisi ise özellikle bugünün Türkiye’sinde hepimiz biliyoruz ki doğurganlık oranları çok ciddi alarm veriyor ve giderek bir taraftan sağlık sistemimizin de tedavilerin oranına olanaklarına erişmeyi artırması nedeniyle daha uzun yaşıyoruz. Ama bir taraftan da bugünün dünyasında gençlerin azaldığı, yaşlıların arttığı bir dünyada tek başına yaşayan, huzurevine de gitmek istemeyen ama kalkıp yemek pişirmekte zorlanan çok miktarda büyüğümüz, yaşlımız var evde. Biz bir ana hedef olarak, o evlerinde tek başına yaşayan yaşlılarımıza sahip çıkacak şekilde bir kampanya başlattık. İkinci büyük hedefimiz aşevlerini üç senede 81 ilde 91’e çıkartmak. Bu biraz daha hızlı olacak gibi görünüyor" diye konuştu. "Hedefimiz Kızılay butiklerini yıl sonuna kadar daha görünür kılmak" Kızılay butiklerinin hedefler doğrultusunda üçüncü ana fonksiyon olacağını söyleyen Yılmaz, "Şu anda bizler zaten Türkiye’nin dört bir tarafında kıyafet anlamında hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Çünkü Türkiye bir tekstil ülkesi ve bizim tekstilcilerimiz ayni bağış olarak zaten kışın palto gönderiyorlar, bot gönderiyorlar, işte yazın yazlık kıyafetleri gönderiyorlar. Bayram zamanında bayramlık gönderiyorlar. Bizim 2025 yılının sonuna kadar hedefimiz Kızılay butiklerini standardize etmek ve daha görünür kılma" ifadelerini kullandı. Yerli üretim hedefleri Türkiye’nin güvenli kan teminini garantiye almak adına harekete geçtiklerini vurgulayan Genel Başkan Yılmaz, "Kan torbasını biz şu anda Fransa’dan alıyoruz. Yarın başka bir kriz olsa bir nedenle ve biz kan torbasını alamaz hale gelsek Kızılay olarak, Türkiye’deki sağlık sisteminin durması anlamına geliyor. Ameliyatların yapılamaması, yaralıların tedavi edilememesi anlamına geliyor. O nedenle bizler sessiz sedasız Silivri’de temelimizi attık. Şu anda üçüncü katı bitti. Kaba inşaat bitti diyebiliriz. Şimdi içindeki makineler yerleşecek. Gelecek sene ocak-şubat gibi tamamen bitmiş olacak, bu sefer validasyon ve ruhsatlandırma sürecine başlayacak. Bu validasyon ve ruhsatlandırma 12 ila 18 ay sürüyor. Biz biraz daha erken başlayıp onu gelecek senenin içinde kan torbalarımızın tamamını kendimizin ürettiği ve her ne olursa olsun biz kan torbamız olduktan sonra artık kendimiz bunu yapabiliriz dediğimiz bir yöne dönüştürmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. Yılmaz, kandan elde edilen kritik ilaçların üretimine de önem verdiklerini ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu plazma fraksiyonasyonu tesisini Türkiye’ye kurmaya başladıklarını söyledi. Yılmaz, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kurban Bayramı etlerinin de Kurban Bayramı’nda Gazze’ye gönderileceği söylemi hatırlatılan Yılmaz, bu çerçevede sorulan soruya "Soğuk zincir gerekiyor ve içeride de buzdolabının olmadığını biliyoruz. Çünkü elektrik yok. Herhangi bir kurbanın içeriye taze et olarak götürülmesi mümkün değil. Dolayısıyla burada ayrı bir çözüme ihtiyacımız var. Ve bizim Kızılay olarak zaten ’kurban bereketini yıl boyu yaşatıyorsan’ diye başlattığımız bir kampanyadır bu. Ve senelerdir biz konserveye dönüştürürüz kurban etlerini. Yani alırız, ilk önce bunlar kavrulur. Pişmiş hale getirilir. Sonra su eklenir. Biraz standart olarak yağ eklenir. Sonra sterilize edilir ve üç senelik raf ömrü kazanır. Biz Türkiye’de yapabildiğimiz bu işlemle Türkiye’nin dört bir tarafında ne zaman bir gıda kolisi götürsek iki tane de kurban konservesi koyarız. Böylelikle içine protein eklemiş oluruz. Aslında bizim Gazze’deki farkımız buradan geliyor" diye konuştu. Yılmaz, geçen seneki Kurban Bayramı’nda konserveye çevrilen kurbanlıkları ise bu sene Ramazan’ın başındaki ateşkeste Gazze’ye sokabildiklerini belirtti. "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artıyor" Yılmaz, Kızılay’a yapılan bağışların her sene arttığının altını çizerek, "Her sene yüzde 20 ila 30 oranında bağışlarımız artarak gidiyor. Şimdi özel şirketlerle alakalı bağışlarda şöyle bir şey oluyor. Kim ne üretiyorsa onu bağışlıyor aslında bize. Örneğin bizim aşevlerimizde diyelim ki baklagil gerekiyor. Biz baklagili genelde satın almıyoruz. Çünkü baklagil üreten her kim varsa diyor ki ben un bağışlayacağım. Biri diyor ben mercimek bağışlayacağım. Kıyafet dediğimiz gibi ayni bağış olarak geliyor. Dolayısıyla biz de nakit bağışın yanında, ayni bağış da çok fazla. Bu ayni bağış bizi çok güçlü kılıyor. Örneğin Suriye’nin kuzeyinde çok ciddi operasyon yürütmeye devam ediyoruz. Orada 4 milyon kişiye neredeyse katkı vermeye devam ediyoruz. Ama nakdi bağış hemen hemen hiç yok. Gazze’ye geliyor ama Suriye’ye nakdi bağış gelmiyor. Ama ayni bağış çok geliyor. Dolayısıyla bağışlar ayni ve nakdi bağışın toplamı şeklinde gidiyor" ifadelerine yer verdi. Kızılay’ın yurt dışında birçok kuruluşla ortak proje gerçekleştirdiğinin hatırlatılması ve ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı birtakım fon kesintisi kararının sorulması üzerine Genel Başkan Yılmaz, Kızılay olarak bu kararlardan etkilenilecek büyük bir durum olmadığını kaydetti. "Afet döneminde yatırım grubunun kendi kanatlarıyla uçma özelliğini tamamen sınırladık" Yılmaz, 2023 Mayıs ayından sonra toplum nezdinde Kızılay’a duyulan güvenin azalması iddialarına ilişkin ise, özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından sorunlar oluştuğunu ve ister istemez insanların hayal kırıklığına uğradığını kaydetti. Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bizim o dönemde yaşananlarla alakalı aslında sözle değil icraatla konuşmamız gerekiyor. İcraat da aslında, yaptığımız ve insanlara verdiğimiz çok önemli bir mesaj var ki biz afet dönemiyle alakalı, yatırım tarafını da aynı dernek tarafı gibi herhangi bir afet döneminde ellerinde olan herhangi bir şeyin Kızılay dışına çıkmasını dernek kararına bağladık. Ve bu yönetim kurulu kararından sonra şu anlama geliyor. Bize sormadan insani yardım malzemelerinden herhangi birini afet döneminde herhangi bir yere veremezler. Dolayısıyla bizim burada önemli olan, dernek tarafı 157 yaşında. 157 yaşında derneğin 157 yıllık bir kurum hafızası var. Bu kurum hafızası ister istemez refleks olarak bile aslında bu tarz hataların önüne geçebiliyor. Ama bir yatırım grubunu iyi niyetle de kursanız, yatırım grubunu kurarken eğer afetle alakalı yetkilerinde bir kısıtlama yapmadıysanız, afet döneminde onların yaptıkları bir hata sizin dernekte hem de en ihtiyaç duyduğunuz o güven damarına zarar verebiliyor. Yani şu anda o olayla alakalı hiçbir çalışan yatırım grubunda çalışmıyor. Tamamı artık burada değiller. Onun dışında da afet döneminde yatırım grubunun kendi kanatlarıyla uçma özelliğini tamamen sınırladık ve dernek yönetimine aldık."
Ağrı’da bir ilk: 78 yaşındaki hastaya "akıllı mercek" ameliyatı başarıyla uygulandı
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:03 Ağrı’da bir ilk: 78 yaşındaki hastaya "akıllı mercek" ameliyatı başarıyla uygulandı Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez uygulanan "akıllı mercek" ameliyatı, 78 yaşındaki emekli avukat Tuna Elmas’a başarıyla yapıldı. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, göz sağlığı alanında önemli bir ilke imza atıldı. Hastanede görevli Doç. Dr. Yavuz Oruç tarafından, 78 yaşındaki emekli avukat Tuna Elmas’a kentte ilk kez "akıllı mercek") ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Yakın, orta ve uzak mesafeleri görmede zorluk çeken; astigmat rahatsızlığı bulunan ve gözlük kullanmakta zorlanan Elmas, gerçekleştirilen ameliyatın ardından tüm mesafeleri gözlüksüz şekilde görebilir hale geldi. Iğdır’dan Ağrı’ya gelen Elmas, ameliyat süreciyle ilgili yaptığı açıklamada, "İzmir’de oğlumun yanına giderken Iğdır’da misafirdim. Görme sıkıntılarım vardı ve bu nedenle Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdum. Gözlerimde iltihap ve kuruluk vardı. Öncelikle bu sorunlar tedavi edildi, ardından katarakt ameliyatına karar verildi. Üç odaklı mercek kullanılarak çok başarılı bir operasyon gerçekleştirildi. Bu mercek, Ağrı’da ilk kez benim üzerimde denendi ve sonuçtan çok memnun kaldım" dedi. Ameliyat sonrası süreci de anlatan Elmas, "Yavuz hocamdan ve ekibinden çok memnunum. Kısa sürede iyileştim. Diğer gözümün ameliyatı da bayramdan sonra yapılacak. İzmir’de de ameliyat olabilirdim ancak Yavuz hocama güvendim. Çok çalışkan ve başarılı bir hekim. Daha önce mide rahatsızlığımda da aynı hastanede tedavi olmuştum. Hem sağlık personeli hem de tüm hastane çalışanları çok ilgiliydi. Tüm Ağrılılara bu hastaneyi gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı. "Gözlüklerden tamamen kurtuldu" Ameliyatı gerçekleştiren Doç. Dr. Yavuz Oruç, yapılan işlemin teknik detaylarını paylaşarak, "Hastamız 78 yaşında ve aynı zamanda emekli bir avukat. Okuma alışkanlığı yüksek olduğu için hem yakın hem uzak mesafe için gözlük kullanıyordu. Gözünde astigmat vardı. Gerekli keratometri ölçümlerini yaparak uygun trifokal lensi belirledik ve operasyonu gerçekleştirdik. Ameliyat sonrasında gözlüksüz şekilde net görüş sağlandı" dedi. Tüm cerrahi işlemlerde olduğu gibi bu ameliyatın da belirli riskler barındırdığını belirten Oruç, "Hastaya detaylı bilgilendirme yapıldıktan sonra ameliyat onayı alındı. Operasyon sonrası hastamızdan oldukça olumlu geri dönüşler aldık. Günlük yaşam konforunu ciddi oranda artıran bu yöntem, özellikle ileri yaş hastalar için büyük avantaj sağlıyor" diye konuştu. Ağrı’da göz sağlığı başta olmak üzere birçok branşta ileri teknolojiyle başarılı ameliyatlar yapıldığını vurgulayan Oruç, "Tıp fakültemiz, sağlık müdürlüğümüz ve tüm ekiplerimizle uyum içinde çalışıyoruz. Bölgedeki hastaların büyükşehirlere gitmesine gerek kalmadan nitelikli sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyoruz. Fiziki altyapımız, teknolojik donanımımız ve güçlü hekim kadromuzla hastanemiz her geçen gün daha da güçleniyor" ifadelerine yer verdi.
Malatya’da akılcı ilaç polikliniği hizmete girdi
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:34 Malatya’da akılcı ilaç polikliniği hizmete girdi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete giren Akılcı İlaç Polikliniği, hastaların ilaçları doğru ve güvenli şekilde kullanmalarını sağlamak amacıyla danışmanlık hizmeti sunuyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, toplum sağlığını koruma ve bilinçli ilaç kullanımını yaygınlaştırma hedefiyle Akılcı İlaç Polikliniği’ni hizmete açtı. Merkez bina zemin katta hasta kabulüne başlayan poliklinik, vatandaşlara reçeteli ilaçların doğru, güvenli ve etkili kullanımına yönelik danışmanlık hizmeti sunuyor. Poliklinikte, biri uzman hekim diğeri eczacı olmak üzere iki sağlık profesyoneli görev yapıyor. Uzman desteğiyle yürütülecek hizmetin, özellikle kronik hastalığı olan ve sürekli ilaç kullanan bireyler için rehber niteliğinde olması amaçlanıyor. Akılcı İlaç Polikliniği’nde görev yapan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, yaptığı açıklamada, gereksiz ve aşırı ilaç kullanımının dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturduğuna dikkat çekti. "Hasta-ilaç uyumu titizlikle değerlendiriliyor" Akılcı olmayan ilaç kullanımının; tedaviye uyumu azaltabileceğini, yan etki riskini artırabileceğini ve iyileşme sürecini geciktirebileceğini belirten Korkmaz, "Polikliniğimizde hekim-eczacı iş birliğiyle hasta-ilaç uyumu, ilaç-ilaç etkileşimi ve ilaç-besin etkileşimi titizlikle değerlendirilmektedir. Böylece hastaların ilaç tedavileri çok yönlü bir yaklaşımla ele alınmaktadır" ifadelerini kullandı. İlaç takip çizelgesi ile kişiye özel danışmanlık Hastalar için ilaç takip çizelgeleri hazırlandığını aktaran Dr. Korkmaz, "Günlük kullanım zamanları, ilaçların bazı besinlerle birlikte alınıp alınmaması gibi detaylar hastalarla paylaşılmakta; gerektiğinde ilgili branş uzmanlarıyla da koordinasyon sağlanmaktadır. Bu sayede gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilerek hem hasta güvenliği artırılmakta hem de sağlık sistemine olan maliyet azaltılmaktadır" dedi. Akılcı İlaç Polikliniği, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hafta içi mesai saatleri içinde hizmet veriyor.
İçme ve kullanma suları mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan tek tek inceleniyor
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:19 İçme ve kullanma suları mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan tek tek inceleniyor İçme-kullanma suyu, kaynak suyu, doğal mineralli su, kaplıca suyu ve havuz suyu gibi farklı türlerdeki sular, Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarlarında mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan tek tek inceleniyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne bağlı Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarları, içme-kullanma suyu, kaynak suyu, doğal mineralli su, kaplıca suyu ve havuz suyu gibi farklı türlerdeki suların mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerini mevzuata uygun şekilde gerçekleştiriyor. 81 ilde toplanan numuneler, kabul kriterlerine göre değerlendirilip otomasyon sistemine kaydediliyor. Talep edilen analiz türüne göre numune, su kimyası ve mikrobiyoloji laboratuvarına yönlendiriliyor. Çevresel kirleticiler, civa, arsenik gibi ağır materyaller dahil olmak üzere birçok parametrelerin incelendiği analizler sayesinde su güvenliği sağlanıyor. "Özel istek numunelerini de çalışabiliyoruz" Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarlarında görev yapan Doktor Biyolog Özgül Semizoğlu, numune kabul kriterlerine uygun olarak gelen su örnekleri üzerinde çalışma yaptıklarını kaydederek, "Eğer uygun değilse sularımızı iade ediyoruz. Bu çerçevede devlet dairelerinden gelen sular haricinde özel istek numunelerini de çalışabiliyoruz. Halkımız da istediği zaman bize su örneğini getirip aklında bir şüphe varsa, yeni bir kuyu açtıysa, bu kuyu sularının analizlerini yaptırabilir. Bununla ilgili olarak web sitemizde yayınlamış olduğumuz numune kabul kriterlerine dayanarak nasıl numune alması gerektiklerini bildiren bilgilendirmemiz mevcut" diye konuştu. "İlk olarak filtrasyon işlemi gerçekleştiriyoruz" Laboratuvara gelen suya mikrobiyolojik açıdan ilk olarak filtrasyon işlemi gerçekleştirdiklerini söyleyen Semizoğlu, "Bu bakteriyi o filtrenin üzerinde tutabilecek büyüklükte bir filtreden su örneğini geçiriyorum. Eğer içerisinde aradığım bakteri varsa o filtrenin üzerinde kalacaktır. Daha sonra bu filtreyi ben alıyorum, bu bakterinin büyüyebileceği özel bir besi yerine ekiyorum. Buradaki besinleri kullanarak yine bakteri varsa orada burada büyüyecektir. Bunun içinde uygun şartları sağlamamız gerekiyor. Burada gerekli olan bekleme süresinde bekletip ona göre değerlendiriyoruz. Aradığım bakteri suyun içerisinde varsa bu besi yerinde çoğalacaktır ve gözle görülebilir hale gelecektir" ifadelerini kullandı. "Deprem bölgesinde halkımızın güvenilir suya erişebilmesi için sahadaydık" Afet bölgelerinde de mobil laboratuvarlarla su analizi gerçekleştirebildiklerine değinen Semizoğlu, "6 Şubat depremlerinde ikinci günde Kahramanmaraş’taydık, daha sonra mobil laboratuvarımızla Hatay’a geçtik. Merkez laboratuvarının personeliyle rotasyonlu olarak üç buçuk ay süresince bölgenin su kaynaklarının analizini gerçekleştirdik. Hem kimyasal hem mikrobiyolojik açıdan uygunluğuna ve uygunsuzluğuna baktık. Böylece halkımızın güvenilir suya erişebilmesi için sahada hizmetlerimizi gerçekleştirdik" dedi. "Çok çeşitli kimyasal analizler gerçekleştirmekteyiz" Kimyasal Su Analizleri Laboratuvar Sorumlusu Dr. Sibel Uzun ise suların geliş amacına bağlı olarak kimyasal ve mikrobiyolojik analizlere tabi tutulduğunu aktararak, "İnsan sağlığı ve tüm canlılar için su önemlidir, fakat temiz su daha önemlidir. Dolayısıyla halka ve çevreye temiz su sağlandığından emin olmak için burada kimyasal ve mikrobiyolojik analizleri gerçekleştiriyoruz. Kimyasal analizler açısından ilgili yönetmelikler kapsamında parametrelerin analizlerini gerçekleştiriyoruz. Bu analizlerin mevzuatlara uygun olup olmadığına dair değerlendirme yapıyoruz. Çok çeşitli kimyasal analizler gerçekleştirmekteyiz. PH, iletkenlik, amonyum gibi parametrelerin yanı sıra daha ileri analizler de gerçekleştirmekteyiz. Bunların arasında arsenik ve cıva gibi elementler bulunmaktadır. Önemli olan suyun içerisinde hem sağlıklı mineraller hem de sağlığa zararı olan bileşikler ve kimyasallar da bulunabileceği için biz bu profili ortaya koymak durumundayız. İnsan sağlığına zararlı olmayacak suyun tüketime sunulduğundan emin olmayı sağlıyoruz" diye konuştu. "Depreme ve benzeri durumlara hazırlıklıyız" Suyun görüntüsünün suyun kalitesiyle ilgili fikir verebileceğini ancak görüntüsünde sorun olmayan bir suyun da sağlık açısından zararlı olabileceğini kaydeden Uzun, "İncelemeleri sadece fiziksel analizlerle yapmak mümkün değildir. İleri tekniklerle de suda göremediğimiz kimyasalların analizlerini de gerçekleştiriyoruz. Deprem ve benzeri afet durumlarında içme, kullanma sularına istediğimiz ürünlerin karışma ihtimali vardır. Biz de 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yaşanan soruna yeni bir sorun eklememek, su kaynaklı bir salgın veya zehirlenme olayı eklememek adına mobil laboratuvar olarak hizmet verdik. Halihazırda bunlarla ilgili tatbikatlar da yapmaktayız. Depreme ve benzeri halk sağlığı acillerine hazırlıklıyız" ifadelerini kullandı. Sularda PH, iletkenlik, amonyum gibi analizlerin yanı sıra element analizlerini gerçekleştirdiklerine değinen Uzun, "Bu elementlerin arasında cıva, arsenik gibi zararlı elementler olabileceği gibi sodyum, potasyum, kalsiyum gibi sağlık üzerinde olumlu etkileri olan elementler de bulunur. Burada önemli olan değerlerin yönetmelik aralığında olmasıdır" açıklamasında bulundu.
Büyükşehir ve MUSKİ’den öğrencilere su sebili desteği
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:18 Büyükşehir ve MUSKİ’den öğrencilere su sebili desteği Eğitim çağındaki çocukların hijyenik şartlarda su tüketebilmesi için yürütülen bu anlamlı çalışmada ilk etapta toplamda 10 okula su sebili yerleştirildi. Proje, çocukların gün içinde yeterli miktarda su tüketebilmesinin hem bedensel gelişimleri hem de öğrenme süreçleri açısından büyük önem taşıdığı gerçeğinden hareketle planlandı ve bu doğrultuda hayata geçirildi. Su sebilleri, öğrencilerin sınıf dışına çıkmadan kolaylıkla temiz suya ulaşabilmesini sağlarken, aynı zamanda su matara kullanımını teşvik ederek tek kullanımlık plastik tüketimini azaltacak. Projeyle birlikte ilk etapta TOKİ, Çiğli, Akkaya, Atatürk, Sabri Acarsoy, Vali Recai Güreli, Dumlupınar, Kozağaç, Türdü 100. Yıl ve Şehit Yarbay Alim Yılmaz İlkokulları su sebillerine kavuştu. Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmayla, okullardan gelen talepler doğrultusunda su sebilleri ilgili okullara ulaştırıldı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla hayata geçirilen bu uygulama, eğitim kurumlarında suya erişim şartlarının iyileştirilmesini hedefliyor. Proje kapsamında MUSKİ önümüzdeki günlerde Muğla’nın 13 ilçesinde ana okul, ilkokul, ortaokul, liselerde su sebili desteğini sürdürecek. Belediye yetkilileri, sağlıklı nesillerin ancak sağlıklı çevre ve yaşam şartlarıyla mümkün olabileceğini vurgulayarak benzer sosyal sorumluluk projelerinin artarak süreceğini ifade etti. Öğrenci Kayhan, "İsteklerimiz hemen gerçekleşti" 23 Nisan’da Vali Dr. İdris Akbıyık’ın koltuğuna oturan TOKİ Şehit Jandarma Yarbay Alim Yılmaz İlkokulu 4-B sınıfından Tuğberk Kayhan, "Sabah uyandım, hazırlandım Valiliğe gittim. Orada tören bitince Vali koltuğuna oturdum ve kimi aramak istediği soruldu. Ben de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ı aramak istediğimi söyledim. Belediye Başkanımızdan su sebili, kamelya, bank ve çöp kutusu istedim. Hemen oturma alanları düzenledi ve birkaç gün içinde su sebili okulumuza yerleştirildi. Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a isteklerimizi yerine getirdiği için çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden cilt kanseri farkındalık ayına özel etkinlik
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 15:07 Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden cilt kanseri farkındalık ayına özel etkinlik Medical Point Gaziantep Hastanesi, 1-31 Mayıs tarihleri arasında cilt kanseri farkındalık etkinliği düzenledi. Dermatoloji Uzmanları Dr. Kıvılcım Özsaraç ve Dr. Mehmet Uzun’un liderliğinde gerçekleştirilen programda, cilt kanseri türleri, risk faktörleri, belirtileri ve korunma yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. Uzmanlar, cilt kanserinin dünyada en yaygın görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Cilt kanserinin en temel nedeni, güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre ve korumasız şekilde maruz kalmaktır. Açık ten rengine sahip bireyler, sık güneş yanığı geçirenler ve ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunanlar daha yüksek risk grubundadır" dedi. "Erken teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksekti" Dr. Özsaraç ve Dr. Uzun, ciltte oluşan anormal lezyonlar, hızla büyüyen veya şekil değiştiren benler, geçmeyen yaralar gibi cilt kanserine işaret edebileceğini belirtti. Dr. Uzun, "Ciltteki değişikliklerin zamanında fark edilmesi ve gecikmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulması hayati önem taşır. Erken teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksektir" şeklinde konuştu. Korunma yöntemleri anlatıldı Cilt kanserinden korunmada alınacak önlemlerin de paylaşıldığı etkinlikte uzmanlar, özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatler (10.00-16.00) arasında dışarıda kalınmaması gerektiğini belirtti. Geniş kenarlı şapka, koruyucu giysi kullanımı ve geniş spektrumlu güneş kremlerinin düzenli olarak uygulanmasının önemi vurgulandı. Ayrıca, herkesin belirli aralıklarla cilt muayenesi yaptırması gerektiği ifade edildi. Broşürler, seminerler ve eğitimlerle farkındalık artırıldı Etkinlik kapsamında hastane personeline ve hastalara yönelik bilgilendirici seminerler düzenlendi. Cilt kanseri hakkında bilinçlendirme amacıyla broşürler dağıtıldı ve hastane koridorlarında farkındalık artırıcı afiş ve görsel materyaller yer aldı. Ayrıca personel, hastalara doğru bilgi aktarımı konusunda eğitildi. Toplum sağlığı için bilinçli bireyler Etkinlik sonunda açıklamada bulunan Dr. Kıvılcım Özsaraç ve Dr. Mehmet Uzun, cilt kanserinin erken teşhisinde toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Amacımız, sadece hastalarımızı değil, tüm toplumu bilinçlendirmek. Cilt kanseriyle mücadelede en güçlü silahımız erken tanıdır. Bu doğrultuda düzenlediğimiz etkinliklerle, sağlıklı bir toplum için bilinçli bireyler yetiştirmeye katkı sunmayı hedefliyoruz" diye konuştu.