Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:28
Kalp anjiyosundan korkmayın
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:17
Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
5
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:03
"Hipertansiyonla mücadelede en güçlü adım düzenli tansiyon ölçümüdür"
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:26
Prof. Dr. Ali Kutlu: "Kurban Bayramı’nda et alerjisine dikkat"
İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, Kurban Bayramı dolayısıyla ülke genelinde kırmızı et tüketiminin artacağını belirterek, "Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini genellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde daha sık görüyoruz. Bu alerjenin reaksiyonları hafif ve ciddi olabiliyor, etkisi bazı durumlarda 12 saat sonra dahi ortaya çıkabiliyor" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi Alpha-gal alerjisine karşı uyarılarda bulunarak, bu alerjinin bazı durumlarda 12 saat sonra dahi etkisini gösterebileceğine dikkat çekti. "Dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası da başlayabiliyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, "Dünya’da ve Türkiye’de kırmızı et böyle çok sık rastlanan önemli bir alerjen gibi görünmemekle birlikte son yıllarda, özellikle dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası (buna bazı başka böceklere de dâhil ediliyor) başlayan kendine has klinik özellikleri olan, Alpha-gal sendromu dediğimiz bir et alerjisi formu ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde kenelerle temas ihtimalinin en yüksek olduğu bölge ormancılık, avcılık, hayvancılık, tarım ve yoğun orman alanlarının olduğu yer Karadeniz Bölgesi’dir. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini ülkemizde genellikle biz Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde görüyoruz" diye konuştu. "Bazı durumlarda etkisi 12 saat sonrayı bulabilir" Alerjinin hemen etkisini göstermeyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Ali Kutlu, "Bu klinik tabloyu biraz daha akıl karıştırıcı ve kendine has yapan şey, hayvanların etlerinde, sütlerinde ve dokularında bulunan alerjenin normalde hızlı bir şekilde kana karışmamasıdır. Genelde bazı taşıyıcı proteinler ile birlikte emildikten sonra immün sisteme taşındığı için reaksiyonları genellikle 3-6 saat sonra gecikmiş bir şekilde ortaya çıkar, bazı zamanlarda da bu süre 12 saati bulabilir" ifadelerini kullandı. "Hafif ve ciddi reaksiyonları olabiliyor" Reaksiyonların basit bir kaşıntının yanı sıra baygınlık, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü gibi etkilere de neden olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kutlu, "Çok geniş bir yelpazede ve ilginç olanı bazı vakalarda özellikle kadınlarda kırmızı et yedikten sonra geç ortaya çıkan karın ağrıları ve ishal olabiliyor. Etin yağ içeriği ya da iç organ oranı reaksiyonunun şiddetini ve ortaya çıkışını etkileyebiliyor. Bu yüzden özellikle etin hazırlanma tarzı ve tüketim şekli reaksiyonları değiştirdiği ve reaksiyonlar da geç ortaya çıktığı için hekimler ve hastalıklar sıklıkla kafa karışıklığına uğruyorlar" diye konuştu. "Kurban Bayramı’nda etin hızlı tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ihtimalini de artırıyor" "Etin kurutulmasının, dondurulmasının ve iyi pişirilmesinin alerjenitesini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Kutlu, "Bu açıdan baktığımız zaman Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Kırmızı et alerjisi sadece basit bir alerji değil, hayvanlardan elde edilen jelatinin bazı gıdalarda kullanılması ve bu hayvan ürünleriyle elde edilen jelin içeren aşı, serum ve hatta ilaçlara karşı da şiddetli reaksiyonlar gelişebiliyor" dedi. "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisi, yetişkinlerde üst sıralarda yer alıyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, şunları söyledi: "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisinin özellikle hem yetişkinlerde hem de çocuklarda sık görülen önemli bir alerjen olduğunu görüyoruz. Alerjisi olanların yapması gereken birinci kural olarak tabii ki alerjik gıdalardan kaçınmak. Bazı durumlarda şiddetli reaksiyonlar için yanlarında penepin bulundurmaları lazım. Eti tolere eden ama bazı özel şartlarda tolere edemeyen insanların da Kurban Bayramı’nda mutlaka eti beklettikten sonra iyi pişirilmiş şekilde tüketmeleri de tavsiye edilir. Bununla ilgili yeterince çalışma ve haber olmamasına rağmen, genetik yatkınlığın da kırmızı et alerjisi oluşumunda etkili olduğunu görüyoruz. Bir diğer deyişle, anne babasında kırmızı et alerjisi olan insanlarda daha sık kırmızı et alerjisini görüyoruz."
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:08
İstanbul’daki Uluslararası Sağlık Bilimleri Kongresi’ne 14 ülkeden uzman katıldı
Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen 1’inci Biruni Uluslararası Sağlık Bilimleri Kongresi, ‘İyi Olma Hali ve Sağlık’ temasıyla İstanbul’da başladı. 14 ülkeden katılımın olduğu kongrede uluslararası iş birlikleri kurulması ve yeni projeler üretilmesi amaçlanıyor.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 08:25
Sarıgöl’de kan bağışı kampanyasına büyük destek
Manisa Türk Kızılay Kan Merkezi ile Sarıgöl Kızılay İlçe Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen kan bağışı kampanyasına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Sarıgöl Hükümet Konağı önündeki bahçeye kurulan sahra çadırında iki doktor ve 10 personel ile hizmet veren Manisa Türk Kızılay Kan Merkezi, iki gün süren kampanya boyunca toplam 167 ünite kan topladı. "Sarıgöl Sana Kanım Feda" sloganıyla düzenlenen kampanyaya, okullarda öğrenim gören öğrencilerin de teşvikiyle büyük bir katılım sağlandı. Sarıgöl Kızılay İlçe Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, yaptığı açıklamada, "Bir ünite kan, üç hayat demektir. Sağlıklı olan ve 18 yaşını doldurmuş her vatandaş, 65 yaşına kadar kan bağışında bulunabilir. Kampanyamızda iki gün içerisinde toplam 167 ünite kan toplandı. Kan bağışında bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim." dedi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 22:40
Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 kişiye umut oldu
Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 kişiye umut oldu. Trabzon’un Vakfıkebir ilçesi Yalıköy Mahallesi’nde yaşayan Beytullah Mısır, 18 Mayıs tarihinde evde fenalaşınca Vakfıkebir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde beyin kanaması geçirdiği tespit edilen Beytullah Mısır, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne buradan da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım servisinde tedavi gören Beytullah Mısır’ın beyin ölümü gerçekleşmesi üzerine ailesi Mısır’ın organlarını bağışlama kararı aldı. Hastanede gerçekleşen operasyonla Beytullah Mısır’dan alınan iki böbrek, alıcı uygunluğu tespit edilen Samsun’daki hastalara UMKE ekibi tarafından karayoluyla ulaştırıldı. Karaciğer ise hava ambulansı ile İstanbul’daki özel bir hastaneye nakledilerek ihtiyaç sahibi hastaya hayat verdi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 22:10
Hastanedeki yangın tatbikatında öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı
Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde bulunan hastanede yapılan yangın tatbikatında vatandaşların ve öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı. Kastamonu’nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Devlet Hastanesinde Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), 112 Acil Sağlık ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla yangın tatbikatı gerçekleştirildi. Acil servis ve hastanede çalışanların acil durumlarda karşılaşılan eksikliklerin tespiti, daha duyarlı olunması amacıyla düzenlenen tatbikatta İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki yangında zehirlenen öğrenciler senaryo gereği hastaneye getirildi. İtfaiye ekipleri, senaryo gereği bir yandan yangına müdahale ederken, diğer yandan da yangından kurtarılan öğrencilerin hastaneye ulaştırılması canlandırıldı. Tatbikat gereği ağlayan ve panik yaşayan öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı. Tatbikat sonrası senaryo gereği İnebolu Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berk Yasin Ekenci, hayatını kaybedenlerle ilgili bilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
23 Mayıs 2025 Cuma - 21:15
Kitap fuarında şeker hastalığı sunumu yapıldı
Amasya’nın Merzifon ilçesinde düzenlenen Merzifon Kitap Fuarı’nda “İnsülin Direnci” konulu bir sağlık sunumu gerçekleştirildi. 16-25 Mayıs tarihleri arasında organize edilen fuar kapsamında düzenlenen etkinlikte, merkezi Samsun’da bulunan Karadeniz Diyabet Derneği Kurucu Başkanı ve Dahiliye Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, “İnsülin direnci, şeker bağımlılığı ve şeker hastalığı” konularında katılımcılara önemli bilgiler verdi. Dr. Dinççağ, insülin direncinin halk arasında genellikle “gizli şeker” olarak adlandırıldığını belirterek, “Diyabetin ortaya çıkmasından önceki dönemdir. Bu dönemde gerekli tedbirler alınmazsa, insülin direnci zamanla şeker hastalığına dönüşebilir. Genellikle kilolu, hareketsiz yaşam süren, düzensiz beslenen ve ailesinde diyabet öyküsü olan kişilerde daha sık görülmektedir” dedi. Toplumda her 10 kişiden birinde diyabet görüldüğünü vurgulayan Dinççağ, gizli şekerin de en az diyabet kadar yaygın olduğunu kaydetti. Bu sürecin erken teşhis ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğine işaret eden Dr. Dinççağ, “Sağlıklı beslenme, şekersiz diyet, düzenli egzersiz, sık hekim kontrolü ve kan tahlilleri çok önemli. Früktoz bazlı şeker tüketimi ise hem insülin direnci hem de obezitenin başlıca sebeplerindendir” diye konuştu. Çocuklarda şeker tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini belirten Dinççağ, “Şeker boş kalori ve ciddi anlamda bağımlılık yapan bir maddedir. Bunun yerine çocuklara meyve, süt, ayran, leblebi gibi dost yiyecekler önerilmelidir. Özellikle yemeğin ardından uyku bastıran, sürekli tatlı ihtiyacı hisseden, hareketsiz yaşayan bireylerde insülin direnci açısından gerekli tetkikler yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:13
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir"
AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyarete eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli Valiliği ziyaretinin ardından Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Buradaki programı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni ve AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Memişoğlu, sağlık alanında yapılan yenilikler ve şehrin sağlık düzeyi hakkında açıklamalarda bulundu. AK Parti İl Başkanlığı’nda konuşan Bakan Memişoğlu, "Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada. Kocaeli Şehir Hastanesi’ni bitirdik ve güzel hizmetler veriyor. Hem üniversite olsun hem Derice, Darıca diğer ilçelerdeki hastanelerini çok yakın zamanda yenilemiş olacağız. Ben vekillerimize, Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum sağlıkla ilgili işlerin birebir takipçisi oluyorlar. Bir sağlıklı yaşam merkezine gittik gerçekten çok büyük bir hizmet sunuyorlar. Esasında sağlıklı hayat, yaşam dediğimiz bedenimize bakacağımız bu ortamların daha da artmasını istiyoruz. Burada örnek yapmışlar çok teşekkür ediyorum" dedi. "Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor" Sporu sağlıklı yaşam için yapılaması gerektiğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Hepimizin görevi bundan sonra bedenimize bakmak olmalı. Çünkü bugün Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kilomuza, alışkanlıklarımıza bakacağız, hareket, egzersiz konusunda çaba harcayacağız. Sporu sağlık için yapmamız gerekiyor. Biz genellikle topum olarak sporu kazanmak ve mücadele etmek için yapıyoruz. Alışkanlıkları değiştirip insanların kendisinin sporu sağlıklı kalmasını sağlatmamız lazım. Ben burada davanın neferlerini bu konuda da geçmişte birçok başarı elde ettiysek sağlıklı toplum oluşturmakta da başarılı olacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Her yerde çatışmaya teşvik edici bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz" Bakan Memişoğlu, "Tabi her birimizin sorumluluğu ve vebali var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Dünya beşten büyüktür’ kelimesi çok önemli. Esasında bu iddiayı ortaya koyuyor ve bu iddia dünyada olan düzenin değişmesi iddiasıdır. Çevremizdeki düzene baktığımız zaman bugün dünya politikalarında ve hücre oluşturan kesim, insanları kavga ettirerek hatta binlerce insanı öldürerek kendisine kazanç sağlayacak kötülük düzenin olduğundan bahsediyoruz. Her yerde çatışmaya teşvik edici ve o çatışma neticesinde de kendisine bir menfaat sağlama mantığıyla yönettiği bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu kelimesinde de esasında sömürü düzeninin, çatışma düzeninin değişmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu her birimizden güç alarak, enerji alarak söylüyor. Bizler onun için kendimizden değil gelecek zamanın aynı zamanda gelecek nesillerin vebalini ve sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü böyle bir lider ve böyle bir fırsatı bu ülke yakalamış durumda. Onun için bizim ne yapmamız gerektiği konusunda oturup iyi analiz etmemiz gerekiyor. Kötülük kötülüğünü yapacak ama burada esas soru şu; bizler iyilik tarafı olarak ne yapmamız gerektiğini iyi analiz etmemiz lazım. Bizim birbirimize sarılmamız, birlikte hareket etmemiz, çalışmamız, üretmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. O kötülükten daha çok çalışacağız, üreteceğiz ve daha iyi olacağız ki artık kötülüğün hükmü kalmasın. Bu sebeple hepimize çok görev düşüyor. Bu görevde nefsimize sahip çıkıp çalışmayı, üretmeyi, örnek olmayı ve bu davadaki insanların sayısını arttırmaya çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız" Kocaeli AK Parti İl Başkanlığı’nda parti üyelerine hitap eden Bakan Memişoğlu, "Neticede bu dünyada hepimiz kiracıyız. Bizde buraya geldik sizler nasıl millete hizmet ediyorsanız, bizde sizlere hizmet ediyoruz. Burada sorunlarınız, eleştirileriniz ve düşünceleriniz neyse paylaşıp o düşünceleri Ankara’da sizler adına hizmet etmeye çalışacağız. Kocaeli’yle ilgili de daha iyi sağlık hizmeti sunmak için altyapısını güçlendireceğiz. Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız. Elimizden geleni yapacağız sizlerin de desteğiyle Kocaeli’de sağlık hizmetini daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında Kocaeli’nin esasen üreten bir modeli var. Türkiye’ye teknoloji ve sanayi anlamında da üreten bir şehir burası. Bizde üreten bir sağlık oluşturmaya çalışıyoruz. İnşallah Organize Sanayi Bölgeleri’nde daha çok sağlık firmaları oluşur burasıda sağlık için bir üreten merkez olur diye planlıyoruz" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:08
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir"
AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyarete eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli Valiliği ziyaretinin ardından Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Buradaki programı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni ve AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Memişoğlu, sağlık alanında yapılan yenilikler ve şehrin sağlık düzeyi hakkında açıklamalarda bulundu. AK Parti İl Başkanlığı’nda konuşan Bakan Memişoğlu, "Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada. Kocaeli Şehir Hastanesi’ni bitirdik ve güzel hizmetler veriyor. Hem üniversite olsun hem Derice, Darıca diğer ilçelerdeki hastanelerini çok yakın zamanda yenilemiş olacağız. Ben vekillerimize, Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum sağlıkla ilgili işlerin birebir takipçisi oluyorlar. Bir sağlıklı yaşam merkezine gittik gerçekten çok büyük bir hizmet sunuyorlar. Esasında sağlıklı hayat, yaşam dediğimiz bedenimize bakacağımız bu ortamların daha da artmasını istiyoruz. Burada örnek yapmışlar çok teşekkür ediyorum" dedi. "Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor" Sporu sağlıklı yaşam için yapılaması gerektiğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Hepimizin görevi bundan sonra bedenimize bakmak olmalı. Çünkü bugün Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kilomuza, alışkanlıklarımıza bakacağız, hareket, egzersiz konusunda çaba harcayacağız. Sporu sağlık için yapmamız gerekiyor. Biz genellikle topum olarak sporu kazanmak ve mücadele etmek için yapıyoruz. Alışkanlıkları değiştirip insanların kendisinin sporu sağlıklı kalmasını sağlatmamız lazım. Ben burada davanın neferlerini bu konuda da geçmişte birçok başarı elde ettiysek sağlıklı toplum oluşturmakta da başarılı olacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Her yerde çatışmaya teşvik edici bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz" Bakan Memişoğlu, "Tabi her birimizin sorumluluğu ve vebali var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Dünya beşten büyüktür’ kelimesi çok önemli. Esasında bu iddiayı ortaya koyuyor ve bu iddia dünyada olan düzenin değişmesi iddiasıdır. Çevremizdeki düzene baktığımız zaman bugün dünya politikalarında ve hücre oluşturan kesim, insanları kavga ettirerek hatta binlerce insanı öldürerek kendisine kazanç sağlayacak kötülük düzenin olduğundan bahsediyoruz. Her yerde çatışmaya teşvik edici ve o çatışma neticesinde de kendisine bir menfaat sağlama mantığıyla yönettiği bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu kelimesinde de esasında sömürü düzeninin, çatışma düzeninin değişmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu her birimizden güç alarak, enerji alarak söylüyor. Bizler onun için kendimizden değil gelecek zamanın aynı zamanda gelecek nesillerin vebalini ve sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü böyle bir lider ve böyle bir fırsatı bu ülke yakalamış durumda. Onun için bizim ne yapmamız gerektiği konusunda oturup iyi analiz etmemiz gerekiyor. Kötülük kötülüğünü yapacak ama burada esas soru şu; bizler iyilik tarafı olarak ne yapmamız gerektiğini iyi analiz etmemiz lazım. Bizim birbirimize sarılmamız, birlikte hareket etmemiz, çalışmamız, üretmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. O kötülükten daha çok çalışacağız, üreteceğiz ve daha iyi olacağız ki artık kötülüğün hükmü kalmasın. Bu sebeple hepimize çok görev düşüyor. Bu görevde nefsimize sahip çıkıp çalışmayı, üretmeyi, örnek olmayı ve bu davadaki insanların sayısını arttırmaya çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız" Kocaeli AK Parti İl Başkanlığı’nda parti üyelerine hitap eden Bakan Memişoğlu, "Neticede bu dünyada hepimiz kiracıyız. Bizde buraya geldik sizler nasıl millete hizmet ediyorsanız, bizde sizlere hizmet ediyoruz. Burada sorunlarınız, eleştirileriniz ve düşünceleriniz neyse paylaşıp o düşünceleri Ankara’da sizler adına hizmet etmeye çalışacağız. Kocaeli’yle ilgili de daha iyi sağlık hizmeti sunmak için altyapısını güçlendireceğiz. Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız. Elimizden geleni yapacağız sizlerin de desteğiyle Kocaeli’de sağlık hizmetini daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında Kocaeli’nin esasen üreten bir modeli var. Türkiye’ye teknoloji ve sanayi anlamında da üreten bir şehir burası. Bizde üreten bir sağlık oluşturmaya çalışıyoruz. İnşallah Organize Sanayi Bölgeleri’nde daha çok sağlık firmaları oluşur burasıda sağlık için bir üreten merkez olur diye planlıyoruz" ifadelerini kullandı. (OK-
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:05
Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu
Burdur’da 4-5 yıldır gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve tekrarlayan enfeksiyonlarla mücadele eden 86 yaşındaki Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı kabusu yapılan cerrahi müdahaleyle son buldu. Burdur’un Düğer köyünde yaşayan ve yıllardır gözünde sulanma ve tekrarlayan şiddetli enfeksiyonlarla yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Hacer Yavaş (86), gözünde oluşan apse ve iltihap nedeniyle sık sık Burdur Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ve çevre hastanelere başvurmak zorunda kaldı. Bu süreçte çeşitli merkezlerde tedavi görmesine rağmen kalıcı bir çözüm bulamayan Yavaş, son başvurusunda gözdeki enfeksiyon ve tıkanıklığın tedavisi için Acil Servis tarafından Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen’e yönlendirildi. Dr. İşleyen, öncelikle hastanın enfeksiyonunu ilaçla kontrol altına aldıktan sonra, ileri yaş grubundaki hastalarda uygulanan Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Bu cerrahi müdahale ile Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı tıkanıklığı giderilirken, tekrarlayan enfeksiyonların önüne geçildi ve hastanın yaşam kalitesi önemli ölçüde artırıldı. "3-4 defa acil servise başvurmuş, tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış" Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen, "Hacer teyzemiz Acil Servis’ten bize yönlendirildi. Uzun zamandır yaşadığı bazı problemler vardı. Gözyaşı kanalı tıkanıklığına bağlı olarak ciddi bir şekilde tekrarlayan enfeksiyonları vardı. Gözyaşı sürekli dışına akıyordu. Buna bağlı olarak 3-4 defa acil servise başvurmuş. Tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış. En sonunda yollarımız kesişti. Öncelikle enfeksiyonu tedavi ettikten sonra cerrahi aşamayı planladık. Bu tarz gözyaşı kanalı tıkanıklıklarında ileri yaşta yaptığımız işlem Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) denilen cerrahi bir operasyondur. Teyzemize de bu operasyonu başarıyla gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte daha konforlu bir hayat sürecek. Tabi teyzemizde bu gecikmiş bir vakaydı. Tedavinin daha önceden planlanmış olması gerekiyordu ancak bazı kısıtlıklardan ya da cerrahi teknik eksikliğinden gerçekleştirilememiş. Teyzemiz 4-5 senedir bu problemle karşı karşıya kalmış. Farklı yerlere, farklı merkezlere başvurmuş ancak bir sonuç alamamış. Şu an için işler gayet yerinde ilerliyor. Planladığımız sürece devam ediyoruz. Bundan sonraki süreçte de Burdur halkı için bu tarz cerrahi işlemler farklı illere veya farklı merkezlere başvurmadan kendi şehirlerinde hizmet alabilme imkanı tanıyacak. Aslında Hacer teyze minvalinde düşündüğümüzde bayağı ilerlemiş bir vakaydı. Sürekli ciddi göz enfeksiyonları, selülit ve tekrarlayan apseler söz konusuydu. Bu tarz durumların önce göz dışında başlayıp daha sonra göz içine ilerlemesiyle sürekli göz enfeksiyon odaklarının bulunması hem ileri yaşta hastalarda yan hastalıklara neden olmasını düşündüğümüzde hasta için hem göz sağlığı açısından hem de genel sağlık durumu açısından tehlike arz ediyor" dedi. "Bu hastalıktan çok çekti" Hacer Yavaş’ın kızı Şerife Öney annesinin bu hastalıktan çok çektiğini dile getirerek, "Annemin gözü sürekli iltihap kapıyordu, gözü şişiyordu. Bu şişme daha sonra patlama yapıyordu. Sürekli hastaneye gelip bir hafta müşahede altında kalıyordu sonra taburcu oluyordu. Devamlı bu süreç öyle devam ediyordu. Bu hastalıktan çok çekti. En son geldiğimizde Büşra hanıma gösterdik o da ameliyat kararı aldı. Çok memnun kaldık. Bizimle ilgilenen Büşra hanım ve tüm hastane personeline teşekkür ederiz" diye konuştu. "Büşra hanım ‘ben yaparım’ dedi ve ameliyat etti" Yıllardır gözyaşı kanalı enfeksiyonu yaşayan ve ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Hacer Yavaş ise, "Doktorumdan ve hemşirelerden çok memnunum. Çok şükür gözüm iyileşti. Daha önceki doktorlar beni ameliyat etmediler bana çok çektirdiler. Ama Büşra hanım ben yaparım dedi ve ameliyat etti. Hepsine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:53
ESOGÜ Hastanesi’nde Dünya Şizofreni Günü etkinliği düzenlendi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından 24 Mayıs "Dünya Şizofreni Günü" dolayısıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferdi Köşger, Sosyal Çalışmacı Esra Urgancı ve Tıp Fakültesi öğrencilerinin katıldığı etkinlikte, hastalar ve hasta yakınlarına bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Etkinlikte şizofreni tanılı hastaların tehlikeli ve şiddet eğilimli oldukları yönündeki hatalı önyargı üzerine konuşularak, hastaların toplum içinde uğradıkları dışlanmışlığa ve sosyal izolasyona dikkat çekildi. ESOGÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferdi Köşger, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Şizofreni tanılı bireyler toplum içerisinde en fazla damgalama ve ayrımcılığa maruz kalan gruplar içinde olmuştur. Bir önyargı olarak şizofreni tanılı hastaların tehlikeli ve şiddet eğilimli oldukları yönündeki hatalı değerlendirme, bu hastalara karşı ayrımcılığı da beraberinde getirmektedir. Bir taraftan hastalığın yüküyle mücadele etmeye çalışan birey, diğer yandan damgalama ile birlikte toplum içinde dışlanmışlığa ve sosyal izolasyona uğramaya başlar. Yapılan çalışmalarda ise ruhsal hastalıklardaki şiddet eğilimi toplumda görülen şiddet eğilimi ile neredeyse aynı oranlarda bulunmuştur. Şizofreni tanılı bireyler aslında tedavi altında çalışma hayatında da bulunabilecekken, ne yazık ki damgalama nedeniyle sosyal izolasyonun yanında mesleki olarak da olumsuz etkilenirler. Yine damgalama, hastaların tedavi başvurularını olumsuz şekilde etkiler ve hastalar sosyal ve mesleki alanlarda önemli kayıplar yaşarlar. Şizofreni tanılı bireylere yönelik damgalama ve ayrımcılık ile mücadelede en önemli hedeflerden biri, toplumda oluşmuş olan yanlış inanç ve tutumları değiştirmek olmalıdır. Doğru bilgilendirmelerle toplumda şizofreni ile ilgili farkındalığı artırmanın damgalama ve ayrımcılığı hafifletici etkisi olacaktır."
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:40
ERÜ Hastaneleri’nde, "Ücretsiz Ben Tarama Günü" Etkinliği düzenlendi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikle, vatandaşlara ücretsiz "ben" muayenesi yapıldı. ERÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Borlu yaptığı açıklamada; "Euromelanoma her yıl tüm Avrupa ülkeleri ile birlikte ülkemizde mayıs ayında düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. Bu kapsamda özellikle deri kanserleri ile ilgili farkındalığın artması amacıyla bilgilendirme etkinlikleri ve ücretsiz ben tarama aktiviteleri düzenlenmektedir. 20 yılı aşkın bir süredir Erciyes Üniversitesinde de bu kapsamda ben tarama günü yapılmaktadır ve bu yıl da Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz ben tarama aktivitesi gerçekleştirdik." dedi. "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir" Prof. Dr. Murat Borlu, "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir. Yatkın genetik altyapı ve bilinçsiz güneşe maruz kalma sonucu oluşan bu tip deri kanserleri özellikle başlangıç aşamasında normal ben gibi görünebilmekte hatta bazıları da benler üzerinden gelişebilmektedir. Bu nedenle ailesinde deri kanseri hikâyesi olan, çok sayıda beni olan, şüpheli benleri olan ve çeşitli nedenlerle vücut direnci düşük olan hastaların benlerini yılda bir kez kontrol ettirmeleri son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Yeni ben çıkışı, benlerde renk ve şekil değişikliği gibi durumların mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Borlu, "Melanomun erken tanısı tam tedavi şansı saylayabileceğinden son derece önemlidir. 25 yıldır her hafta bir gün yapılan ben polikliniği ve yılda bir kez euromelanom kapsamında yapılan ücretsiz ben tarama etkinliği bu soruna dikkat çekmek ve deri kanserlerini erken dönemde tanıyıp tedavi etmek amacıyla kliniğimizde yapılmaktadır" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:19
Farkındalık için sokak sokak gezip tansiyon ve şeker ölçümü yapıldı
Çanakkale’de Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak için Gelibolu ilçesi ve köylerinde tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı. Çanakkale’nin Gelibolu ilçesi ve köylerinde 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak amacıyla tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı. Gelibolu Sağlıklı Hayat Merkezi Kronik Hastalıklar Birimi personelleri tarafından yapılan ölçümlerde değerleri normal sınırlar dışında olan kişiler, aile hekimliği birimlerine yönlendirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder