SAĞLIK
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:37 400 uzman, Antalya’da romatizmal hastalıkları ele alacak Uluslararası katılımlı ’Türk Romatoloji Kongresi’ 20-24 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Antalya’da düzenlenecek Türk Romatoloji Kongresi’nde, GLP1 reseptör agonistleri ve inflamatuar romatizmal hastalıklar, obezite romatizmal hastalık aktivitesini ve ilaçların etkinliğini etkiler mi?, yapay zekâ çağında FTR hekiminin sosyal medya kullanımı, hukuki sorumluluklar, Car-T tedaviler, tedavisi zor PsA yaklaşımı, MR erken tanıya mı yol açıyor?, fibromiyalji, mikrobiyata ve beslenme, vitaminler, obezite ve ilaç etkinliği, romatolojide steroidlerin akılcı kullanımı ve osteoporoz ile eklem ağrılı çocuk konuları ele alınacak. Türk Romatoloji Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ketenci, "Romatoloji günümüzde bir yan dal olarak tanımlansa da, romatolojik hastalıkların geniş yelpazesi nedeniyle her FTR hekiminin bu alanda bilgi sahibi olması; farklı alanlarda uzmanlaşmış hekimlerimizin ise ayırıcı tanıda romatoloji bilgilerini geliştirmesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kongre Eş Başkanı Prof. Dr. Özgür Akgül ise, "Kongremizde, romatolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler, bilimsel veriler ışığında ele alınacak, vaka sunumları, interaktif oturumlar, kurslar, ‘Uzmanına Danış’ platformları ve bilimsel tartışmalar ile zengin bir program sunulacaktır. Bu içerik, alanımızda bilgi paylaşımını güçlendirmeyi ve klinik uygulamalarımıza yeni yaklaşımlar kazandırmayı hedeflemektedir" şeklinde konuştu. Türk Romatoloji Kongresi’nde 19 panel, 5 Uydu Sempozyumu, Görüntüleme Okulu MR Görüntüleme Kursu, 6 sözel bildiri oturumu, 83 sözel bildiri ve 70 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen Türk Romatoloji Kongresi, 400 uzmanın katılımıyla bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:16 Büyükşehir Belediyesi çölyak hastalarını glütensiz sofrada buluşturdu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Atatürk Parkı içerisinde bulunan EKDAĞ Sosyal Tesisi’nde çölyak hastalarına yönelik sunulan glütensiz menü hizmeti kapsamında, Batı Akdeniz Çölyak Derneği üyeleri ve aileleri glütensiz akşam yemeğinde bir araya geldi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, çölyak hastalarının sosyal yaşamda güvenle yer alabilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden EKDAĞ’a bağlı Atatürk Parkı Sosyal Tesisi’nde çölyak hastalarının güvenle tüketebileceği glütensiz menü seçenekleri sunulurken, çölyak farkındalık ayı kapsamında özel bir program düzenlendi. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Batı Akdeniz Çölyak Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen programda, çölyak hastaları ve aileleri kendileri için hazırlanan glütensiz menülerle aynı sofrada buluştu. "Çölyak hastalarımızın yanındayız" Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Funda Alpaslan Talay, çölyak hastalarının dışarıda güvenle yemek yiyebilmesinin sosyal yaşam açısından önemli olduğunu belirterek, "Çölyak hastaları için dışarıda güvenle yemek yiyebilmek günlük yaşamın en zorlayıcı başlıklarından biri olabiliyor. Glütensiz menülerin yaygınlaşması, çölyak hastalarının sosyal hayata daha güçlü katılımı açısından önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak her zaman çölyak hastalarımızın yanındayız. Onlara glütensiz gıda paketi yardımı ulaştırıyoruz. Glütensiz ürünlerin maliyetlerinin yüksek olduğu düşünüldüğünde, bu desteklerin aile bütçeleri açısından da önemli bir katkı sunuyor" dedi. "Glütensiz menü bizim için çok kıymetli" Batı Akdeniz Çölyak Derneği Başkanı Sülbiye Şahinler ise 2013 yılından bu yana çölyak hastaları ve glütensiz diyet konusunda faaliyet yürüttüklerini belirterek, "Belediyemizin glütensiz gıda desteğinin yanı sıra EKDAĞ tesislerinde glütensiz menü bulundurması bizim için çok özel ve kıymetli. Mayıs ayı hem Türkiye’de hem de dünyada çölyak hastalığına dikkat çekilen bir farkındalık ayı. Biz de dernek üyelerimiz, çocuklarımız ve ailelerimizle birlikte burada glütensiz bir akşam yemeğinde buluştuk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Program sonunda çölyak hastalarına özel hazırlanan glütensiz pasta kesildi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 11:12 Ruh sağlığı için sanat reçetesi Sanatın toplum ve birey üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplumun iyi hali için reçetenin sağlık olduğunu vurguladı. Özellikle şehirde yaşayanlar arasında yoğun olarak görülen depresyon, kaygı, stres gibi hastalıkların yaygınlaşmasını önlemek ve ruhsal açıdan daha sağlıklı toplumlar oluşturmak için sanatın çok büyük bir etkisi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ailelerin ve okulların sanatsal aktiviteleri programlarına alması gerektiğini dile getirdi. Sanat; insan ruhunun doğayla, toplumla ve kendi iç dünyasıyla girdiği en derin diyalog... Kimine göre bir kaçış, kimine göre ise hayatın ta kendisiyle yüzleşme biçimi... Bu noktada sanatın insanın kendi iç dünyasında bir iyileştirici gücü olduğu da garipsenemez. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sanatın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, "Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi hayati önem taşır" mesajını verdi. Sanat, dopamini yüzde 15 artırıyor Sanatın nörobiyolojik etkileri hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sanatla uğraşmak, beyindeki dopamin oranını yüzde 15 oranında artırır. Bu artış, sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz hazla eş değerdir. Dopamin beynin ödül yolağı ve haz merkezidir. Bunun yanı sıra sanat, temel stres hormonu olan kortizonu düşürür. Normal şartlarda dinlenirken vücudun gevşeme sistemlerinin aktif olması gerekir; ancak zihniniz kaygı doluysa farkında olmadan adrenalin sistemi tetiklenir. Bu durum kortizolü artırarak bağışıklık sistemini baskılar. Araştırmalar, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmenin kortizol seviyelerini net bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır" diye konuştu. Öte yandan şehir estetiğinin de sanatsal bir etki oluşturduğunu dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Toplumda artan şiddet olaylarının temelinde, bireylerin hayata dair anlam arayışlarını kaybetmeleri yatar. Sokaklarda güzel eserlerin, estetik binaların ve sokak sanatının varlığı, kişideki ‘güzele dahil olma’ isteğini uyandırır. Suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde toplumsal aidiyet duygusunun azaldığı görülür. Sanat ise insanları ortak bir paydada toplayarak aidiyet hissi oluşturur. Örneğin İspanyol mimar Gaudi’nin eserleri, doğaya yakın ve yuvarlak hatlı formlarıyla insan doğasına çok uygundur. Estetikten yoksun, köşeli binalar ruhumuzda mikro travmalar oluştururken; Barselona gibi şehirlerde sosyo-ekonomik düzey çok yüksek olmasa bile insanlar çevrelerindeki estetik doku sayesinde daha mutlu yaşarlar." Depresyon ihtimalini düşürüyor Sanatla iyileştirme yönteminin özellikle post-travmatik stres bozukluğu (PTSB) tedavilerinde sıkça görüldüğünü dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Travma ve yoğun kaygı yaşayan kişiler genellikle iç dünyalarına kapanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Sanat, bu dışavurumu sağlayan güvenli bir yoldur. Kişi, zihni bir şeyle meşgul olmadığında negatif düşünceleri ‘geviş getirir gibi’ tekrarlamaya meyilli olabilir. Sanat, kişiyi bu sarmaldan çıkararak anda kalmasını sağlar" dedi. Özellikle 13-14 yaş grubunun kimlik bulma sürecinde sanatının kritik bir rol oynadığına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyinde sinaptik bağlantıları hızlandıran BDNF adlı bir protein vardır. Depresyonda bu proteinin seviyesi düşerken, sanatla ilgilenen gençlerde arttığı kanıtlanmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında sanatla ilgilenen bireylerin, 30’lu yaşlara geldiklerinde depresyona girme riskinin yüzde 45 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı ülkelerde artık ‘müze reçeteleri’ yazılmaktadır" ifadelerini kullandı. Sokak sanatına ihtiyacımız var Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2019 verilerine göre, şehirde yaşayanlarda anksiyete bozukluğunun yüzde 39, duygu durum bozukluğunun ise yüzde 40 daha fazla görüldüğünü hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle tamamladı: "Sanatın tedaviye dahil edildiği durumlarda ruhsal şikayetlerin yüzde 32 oranında gerilediği ispatlanmıştır. Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi bu noktada hayati önem taşır. Daha çok parka, daha fazla sokak sanatına ve doğayla bütünleşmiş bir estetiğe ihtiyacımız var. Hepimiz bu konuda daha talepkar olmalıyız."
Sağlık-Sen Şırnak’ta yüzde 39’luk üyelik ile gücünü pekiştirdi
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 09:38 Sağlık-Sen Şırnak’ta yüzde 39’luk üyelik ile gücünü pekiştirdi Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Şırnak’ta yüzde 39’luk üyelik oranı ile gücünü pekiştirdi. Şırnak’ta sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının büyük çoğunluğu 2025 yılında da tercihini Sağlık-Sen’den yana kullandı. Yapılan yetki belirleme sürecinde Sağlık-Sen, çalışanların yüzde 39’un desteğini alarak Şırnak genelinde bir kez daha yetkili sendika oldu. En yakın rakip sendikanın yüzde 32 oranında kaldığı belirtilirken, Sağlık-Sen yüzde 39’luk üyelik oranı ile sağlık alanındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu. "Emeklerimizin karşılığı yetkinin adı oldu" Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanlarının her sene Mayıs ayında yapılan üye tespit toplantısı Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda sendika temsilcileri ve idari kadronun katılımı ile gerçekleşti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, yaptığı açıklamada, tüm sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına verdikleri destekten dolayı teşekkür etti. Anmal, "Şırnak’ta gitmedik yer, girilmedik işyeri bırakmadık. Çalışanlarımızın sıkıntılarına ortak olduk. Emeklerimizin karşılığı, yetkinin yeniden Sağlık-Sen’e verilmesi oldu" dedi. Anmal, 15 Mayıs’ta yapılan sayımda yetkiyi yeniden perçinleyerek almalarının ardından sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının haklarını savunmak ve sorunları çözmek adına kararlı bir şekilde çalışmalarına devam edeceklerini belirtti. Anmal "Sağlık-Sen olarak ülkemizin sağlık ve sosyal hizmetin altyapısını güçlendirilmesi, kamuda personel rejimin yeniden şekillendirilmesi için kararlı bir şekilde çalışmalarımız sürecektir. Bu süreçte bize destek olan üyelerimiz ve sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımız özveriyle çalıştığımıza şahit oldu. Kimseye umut tacirliği yapmadığımızı, üye almak için kimseyi kandırmadığımızı ve çözümün adresi olduğumuzu gördüler. Sağlık Sen olarak sahada yaptığımız çalışmalarla yetkiyi almayı başarmışsak bunun temelinde dürüst, çözüm odaklı ve çalışanların menfaatini gözeten sendikal mücadelemiz var. Bu mücadelede eğer bir sorun varsa çözerse Sağlık Sen çözer dedik. Bizler kamu görevlilerinin sosyal ve ekonomik beklentilerini gündeme getirmek çalışma koşulların fiziki olarak düzeltilmesi ve ücret adaletsizliğin ortadan kalkması için çalışıyoruz. Bu vesileyle bizlere emanet edilen her bir üyemizin hakkını savunmak ve yetki ile verilen görevleri teslimiyette üyelerimizi mahcup etmeyerek başımız dik ne siyasi ne de terörize edenlere müsaade etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Lokman Hekim’de kılcal damar problemine son
21 Mayıs 2025 Çarşamba - 08:56 Lokman Hekim’de kılcal damar problemine son Lokman Hekim Van Hastanesinde, ultrasonik dalgalar yöntemiyle yüzdeki kılcal damar problemine son veriliyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Yeşilova, kılcal damarların açık tenli kişilerde daha sık görüldüğünü ifade ederek, cilt hassasiyetine neden olan kılcal damarların yüz bölgesinde leke ve kızarıklığa neden olabildiğini söyledi. Özellikle yüzdeki kılcal damarların kişilerin psikolojik, iş ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini vurgulayan Yeşilova, "Yüz bölgesinde kılcal damar görünümün sebepleri hassas cilt yapısına sahip olunması, akne ve roza hastalığı geçmişi, uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalınması, kortizonlu krem kullanımı, radyasyon ve hormonal tedaviler ve genetik yatkınlıktır" dedi. Bölge olarak yüksek rakımda yaşadıklarını belirten Yeşilova, "Yaklaşık 8-9 ay boyunca havaların soğuk olması, kuruması ile birlikte cilt çok yıpranıyor ve güneşe çok maruz kalıyoruz. Türkiye’de güneşi en çok gören üç ilden biriyiz. Biz bu güneşi dikine görüyoruz ve yansıması çok olan bir durum söz konusu. Çocukluğumuzdan beri aldığımız güneşin etkisiyle ciltte ister istemez güneşe bağlı fizyolojik değişiklikler olabilir. Bunlardan birisi de kılcal damar genişlemeleridir. Bunun yanında bölge olarak çay tüketiminin çok olmasından dolayı yine kılcal damarlarda bir artış söz konusu. Kahve, baharatlı gıdalar, buharlı ortamlar, aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlar da kılcal damarlarda bir artışa neden olmaktadır" ifadelerini kullandı. Kılcal damar tedavisinin çok zor olduğunu aktaran Yeşilova, "Piyasada çok değişik lazer üniteleri var ama çok sağlıklı sonuçlar alınmamaktadır. Biz kendi hastanemize lazerin çalışma mekanizmasından farklı olarak ultrasonik dalgalar yöntemiyle çalışan bir cihaz aldık ve bunun sonuçları da gayet güzel. Bir bilemedin iki seansta yüz bölgesindeki kılcal damarlarda yüzde 90 üzerinde bir iyileşme olmakta ve bu uygulamalar sadece 5-10 dakika sürmektedir" diye konuştu.
Sivas’ta kene vakaları masaya yatırıldı: Riskler ve tedbirler ele alındı
20 Mayıs 2025 Salı - 20:01 Sivas’ta kene vakaları masaya yatırıldı: Riskler ve tedbirler ele alındı Sivas’ta artan kene vakaları ile ilgili Sivas Valiliği değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda riskler ve alınan tedbirler görüşüldü. Sivas’ta artan kene vakalarına ilişkin Sivas Valiliği’nde değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Sivas Valisi Yılmaz Şimşek’in başkanlığında düzenlenen toplantıya Belediye Başkanı Adem Uzun, sağlık müdürlüğü yetkilileri ve ilgili diğer paydaşlar katıldı. Toplantıda, Sivas ile çevre illerde, mevsimsel ve çevresel faktörlerin etkisiyle artış gösteren KKKA vakaları hakkında sunum yapıldı. İl genelinde yürütülen çalışmaların kapsamı ele alınırken; özellikle riskli bölgeler, halkın bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetler, farkındalık artırma kampanyaları ve alınabilecek önleyici tedbirler titizlikle değerlendirildi. Sivas Valiliği kene tehlikesine karşı uyardı Öte yandan Sivas Valiliği KKKA vakalarına karşı uyarılarda bulundu. Resmi sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, "Sivas ve çevre illerde, mevsim ve çevresel faktörlerin etkisiyle dönemsel olarak artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına karşı vatandaşlarımızın dikkatli olmaları büyük önem arz etmektedir. Hayati risk taşıyan bu hastalığa karşı alınacak basit ancak etkili önlemlerle hem bireysel hem de toplumsal sağlığın korunması mümkündür. Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanı gibi riskli bölgelere gidilirken vücudu örten, açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı; dönüşte vücut, özellikle kulak arkası, koltuk altı, kasık ve diz arkası gibi bölgeler dikkatlice kontrol edilmelidir. Vücuda tutunan keneye kesinlikle çıplak elle müdahale edilmemeli, kolonya, sigara gibi maddelerle çıkarılmaya çalışılmamalıdır. Keneye maruz kalan vatandaşlarımız en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hayvanların üzerindeki kenelere elle dokunulmamalı, hayvanların kanı ve vücut sıvılarıyla temastan kaçınılmalıdır. Kene temasının ardından 10 gün içinde halsizlik, ateş, iştahsızlık, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi şikâyetler görülürse zaman kaybedilmeden sağlık birimine gidilmelidir. Vatandaşlarımızdan, kendi sağlıkları ve sevdiklerinin sağlığı için bu uyarılara hassasiyet göstermelerini önemle rica ederiz" ifadelerine yer verildi.
Kızılay Ağrı Şubesi, öğrencilere sağlıklı beslenme ve egzersiz bilinci kazandırıyor
20 Mayıs 2025 Salı - 16:30 Kızılay Ağrı Şubesi, öğrencilere sağlıklı beslenme ve egzersiz bilinci kazandırıyor Kızılay Ağrı Şube Başkanlığı tarafından yürütülen "Sağlıklı Yaşam ve Sağlıklı Yaş Alma" projesi kapsamında, Taşlıçay ilçesindeki Aşağı Düzmeydan İlkokulu öğrencilerine yönelik sağlıklı yaşam etkinliği düzenlendi. Etkinlikte öğrencilere sağlıklı beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi verildi, güne zinde başlamak amacıyla çeşitli fiziksel egzersizler yaptırıldı. Ayrıca öğrencilerin boy ve kilo ölçümleri de gerçekleştirildi. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı, çocukların erken yaşta bilinçlendirilmesinin uzun vadede sağlıklı bireyler yetişmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Tatlı, "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı bireylerden oluşur. Kızılay olarak toplumun her kesimine yönelik koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinde aktif rol üstleniyoruz. Bugün burada minik yavrularımıza hem sağlıklı beslenmenin hem de düzenli egzersiz yapmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Çocuklarımızın gözlerindeki heyecan ve merak bizi daha da motive ediyor. Bu tür etkinliklerle onların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz." dedi. Projeye ilginin memnuniyet verici olduğunu belirten Tatlı, benzer programların il genelinde farklı okullarda da sürdürüleceğini ifade ederek, "Geleceğimizi emanet edeceğimiz bu çocuklarımıza yatırım yapmak, en değerli sorumluluğumuzdur. Onlara hem bilgi hem de değer kazandırmak istiyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız aralıksız sürecek." şeklinde konuştu. Kızılay gönüllüleri, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak için eğitim ve tarama faaliyetlerinin yıl boyunca devam edeceğini bildirdi.
Diyalizden özgürlüğe: SEAH 250’nci böbrek naklini kutladı
20 Mayıs 2025 Salı - 15:50 Diyalizden özgürlüğe: SEAH 250’nci böbrek naklini kutladı Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) bünyesinde faaliyet gösteren Böbrek Nakli Merkezi, kuruluşunun ardından geçen altı yılda 250 başarılı böbrek nakli gerçekleştirdi. 2019’da kurulan merkez, hastalara sadece sağlık değil, yeni bir yaşam umudu da sundu. 2022 yılında böbrek nakli olan ve düzenlenen programda konuşan Muhammed Sefa Rumeli, "Her gece yaklaşık 9 saat bir makineye bağlanıyordum. En zoru ise 6 yaşında bir oğlum vardı ve buna anlam veremiyordu. Arada rahatsızlanıyordum eve ambulans geliyordu. Oğlum ne yazık ki bu travmalarla büyüdü. Fakat Gazze’de filizlenen bir nefes bana yardım elini uzattı" dedi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi 14 Şubat 2019 tarihinde Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alarak faaliyete başladı. 4 Nisan 2019 tarihinde gerçekleştirilen canlıdan böbrek nakli ile bu yolda ilk adım atılarak günümüze kadar toplam 250 başarılı böbrek nakli gerçekleştirildi. Diyalize bağlı olarak yaşamlarına devam etmek zorunda olan hastalar için umut olan merkezin, 250’nci başarılı nakil ameliyatı "250 Hayat, 250 Umut: Birlikte Başardık" adlı özel bir etkinlikle kutlandı. Bu süreçte elde edilmiş olan başarılarında paylaşıldığı ve Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte 2018 yılında diyaliz tedavisi gören Muhammed Sefa Rumeli’nin hastalık ve tedavi süreçleri hakkındaki konuşması duygulandırdı. Rumeli, hastalığından kaynaklı sürekli rahatsızlandığını ve o dönemde 6 yaşında olan oğlunun travma yaşadığını aktardı. "Organ bağış miktarlarımızı artırmak durumundayız" Gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, "Ülkemizde yaklaşık 70 bin vatandaşımız şu an böbrek rahatsızlığı ile mücadele etmekte ve diyaliz almakta. Şehrimizde ise diyaliz alan hasta sayımız bin kişi civarında. Bu nakillerin burada yapılabiliyor olması ve bu rakamlara ulaşmış olması onlar için de yeni bir nefes, yeni bir umut ve belki de yeni bir hayatın başlangıcı olarak nitelendirilebilir. Organ bağış miktarlarımızı artırmak durumundayız. Kadaverik nakiller bu 250 nakilin içerisinde maalesef küçük bir kısım kaplıyor. Lütfen diyaliz ve nakil tecrübelerinizi çevrenize, etrafınıza ve nakil bekleyen hastalarımıza anlatınız, onlara da bir umut olma yolunda katkıda bulununuz" dedi. "En başarılı organ nakli merkezlerinden bir tanesine sahibiz" Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altıntoprak, "Organ nakli Sakarya’da ilk olarak 2017 yılında birkaç kişinin düşüncesi olarak başladı. Bütün büyük projeler bir fikir ile başlar. Daha sonrasında kurumsal destek olarak her türlü teknik ve personel desteği verildi. Ve en sonunda devlet desteği de alarak Sağlık Bakanlığı onayı ile bu proje hayata geçerek bugün olduğu konuma geldi. Bugün ülkemizde en başarılı organ nakli merkezlerinden bir tanesine sahibiz" diye konuştu. "Başarımızın en önemli sebebi ekibimizin uyum içerisinde çalışması" Böbrek Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Necattin Fırat, "2019 yılında böbrek nakli merkezimizi açtık. Tabi bu merkezin açılması, hemen işleme konulması gibi olmuyor. Personelin eğitimi burada esas. Çünkü bu tek kişinin yapabileceği bir şey değil, bu tamamen bir ekibin yapması gereken bir şey. Ve ekibin her bir üyesi de kendi içerisinde çok değerli. Bizim buradaki başarımızın en önemli sebeplerinden biri de bizim bu ekibimizin tamamen uyum içerisinde çalışması. Ve bu başarıyı da burada gözler önüne koyuyor" şeklinde konuştu. "250 hayata umut olmak heyecan ve gurur verici" SEAH Organ ve Doku Nakli Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Hamad Dheir, "Aslında bugün çok heyecanlıyım gerçekten gurur günümüz. Hep birlikte 250 hayata umut vermek veya umut olmak gerçekten heyecan ve gurur verici. Her sene 1 milyon nüfusta yaklaşık 160-170 kişi maalesef diyaliz hastası oluyor. Dolayısı ile organ nakli son derece önemli. Ekibimiz oldukça büyük sadece bir cerrah veya nefrolog değil, arkamızda bir ordu var. Babası, oğluna böbrek vermişti ilk vakamız bu şekilde gerçekleşti. İlk kadavradan nakil ise merkezimiz açıldıktan 4-5 ay sonra gerçekleşti. Yaklaşık 16 yıllık diyaliz makinasına bağlı olan bir amcamızdı. Başarılı bir şekilde gerçekleştirildi ve sanki canlıdan böbrek nakli olmuş gibi hasta 7’nci gününde evine rahatlıkla gönderebildik. Tabi bu sayede en sonunda 250’den fazla başarılı böbrek nakli gerçekleştirmiş olduk. Övünerek söylüyorum; hiçbir merkezde bizim kadar böbrek naklinden sonra, cerrahi ile ilişkili hiçbir ölüm söz konusu olmamıştır. İddia ediyorum böyle bir sonuç hiçbir merkezde yoktur. Organ bağışlarsak insanlar hayatlarını kaybetmeyebilir. Çünkü her yıl diyaliz hastaları veya diyalize girenlerin en az 5 bin tanesini kaybediyoruz. Şu anda organ bekleyen yaklaşık 32 bin insan var. En fazla organ bekleyenlerin de böbrek hastalarımız olduğunu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Diyaliz olmadım ama çok zor bir süreçten geçtim" Böbrek nakli olan Şaduman Yılmaz, "Böbrek naklini merkez açıldığı zaman oldum ve 4’üncü nakilim. Hamad hocamız ve ekibi ameliyat oldum. Nakil öncesinden bahsetmek gerekirse diyaliz olmadım ama çok zor bir süreçten geçtim. Nakil olduktan sonra kendimi çok iyi hissettim. Bana böbreğini veren ablama çok teşekkür ediyorum. Şuan çok iyiyim, nakil olan tüm arkadaşlarıma da kendilerine çok iyi bakmalarını tercih ediyorum" dedi. "Gazze’de filizlenen bir nefes bana yardım elini uzattı, o bir kahraman" Etkinlikte duygulandıran konuşma yapan böbrek nakli olan hasta Muhammed Sefa Rumeli, "Kadavrandan nakil olan bir hastayım. 2018 yılında diyaliz hayatına başladım. Her gece yaklaşık 9 saat bir makineye bağlanıyordum. Steril edilmiş bir oda da tek başıma yatmak zorundaydım. En zoru ise 6 yaşında bir oğlum vardı ve buna anlam veremiyordu. Arada rahatsızlanıyordum eve ambulans geliyordu. Oğlum ne yazık ki bu travmalarla büyüdü. Fakat Gazze’de filizlenen bir nefes Hamad Dheir bana yardım elini uzattı, o bir kahraman. O bir doktor değil hekim, hikmet sahibi bir insan. Kendisine ve ekibine minnettarım. O geceyi asla unutmuyorum oğlumla beraber işten çıkmıştım bir telefon geldi ve uygun organ olduğunu söyleyip hastaneye çağırdılar. Ben 5’inci ve son sıradaydım. Açıkçası ben bana sıra gelmez düşüncesiyle çıkışta ne yiyeceğimi düşünürken Allah’a hamd olsun beşinci sırada olmama rağmen organ bana uydu, güzel bir ameliyat geçirdim. Benim naklimin 3’üncü yılı aynı zamanda organını bağışlayan 51 yaşında İstanbul’da beyin ölümünden dolayı hayatını kaybetmiş, adını bilmediğim o muhterem insanında vefatının 3’üncü yıl dönümü anlamına geliyor. Kendisini her zaman rahmet ve minnetle anıyorum Allah gani gani rahmet etsin. Onun da vasıtasıyla yeni bir hayata kavuştum" diye konuştu. "Evime 5 dakika mesafede organ nakli oldum" Yurtdışında nakil olan hastaların gruplarında olduğunu aktaran Rumeli, "Böbrek nakili hastaların hem yurtiçinde hem de yurtdışındakilerin grubuna üyeyim. Amerika’daki nakil olan kişilerin en büyük derdi; doktorlarına ve koordinatörlerine ulaşamamak. Hasta olduklarını, ateşlerinin olduklarını ve doktorlarına ulaşamadıklarını söylüyorlar. Ancak biz, günün her saatinde Hamad beye ulaşabiliyoruz ve bize cevap verebiliyor buda çok önemli bir durum. 2000 yılında Sakarya’da bir nefrolog yoktu ve rahatsızlandığım zaman rahmetli babam beni Kocaeli’deki hastaneye götürmek zorunda kalıyordu. 2022 yılında ise evime 5 dakika mesafede organ nakli oldum. Burada bu yatırımları yapan herkese çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Yoğun katılım Öte yandan, düzenlenen etkinliğin Türkiye’de bir ilk olduğu belirtildi. Etkinlik, plaket takdimi ve canlı müzik performansının ardından üniversitede bulunan stadyumda böbrek hastaları ve böbrek nakli olan kişilerin, böbrek figürü oluşturduğu fotoğraf çekimi ile son buldu. Etkinliğe; AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, doktorlar ve üniversite öğrencileri katıldı.
Kütahya Şehir Hastanesi’nde evde diyaliz dönemi başlıyor
20 Mayıs 2025 Salı - 15:23 Kütahya Şehir Hastanesi’nde evde diyaliz dönemi başlıyor Kütahya Şehir Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetini daha hayata geçiriyor. Türkiye genelinde yaklaşık 30 ilde uygulanan evde hemodiyaliz hizmeti, artık Kütahyalı hastalar için de erişilebilir olacak. Yeni uygulama kapsamında, evinde kendi kendine hemodiyaliz yapabilecek hastalar, Kütahya Şehir Hastanesi Nefroloji Bölümü tarafından belirlenecek. Uygun görülen hastalar, hastanede yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bir eğitim programına alınacak. Bu süreçte hem cihaz kullanımı hem de tedavi süreci hakkında teorik ve pratik eğitim verilecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan hastaların evlerine, hastane koordinasyonunda gerekli altyapı kurulacak ve bir adet diyaliz cihazı temin edilecek. Evde diyaliz tedavisi, hastanede uygulanan dört saatlik standart seanslara kıyasla daha uzun sürelere yayılabildiği için daha etkin ve konforlu bir tedavi imkânı sunuyor. Hastalar, kendi ev ortamlarında, istedikleri saatlerde tedavilerini gerçekleştirebilecek. Tüm hizmet Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak ve hastalardan herhangi bir ücret talep edilmeyecek. "Hastalar, artık evlerinden çıkmadan, kendilerine özel cihazlarla tedavi olabilecekler" Konuya ilişkin açıklama yapan Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, "Türkiye genelinde yaklaşık bin 500 hasta evde hemodiyaliz hizmetinden yararlanıyor. Bu hizmetin Kütahya’da ilk kez uygulanacak olması bizler için önemli bir adım. Nefroloji uzmanının değerlendirmesi sonrası uygun bulunan hastalar, artık evlerinden çıkmadan, kendilerine özel cihazlarla tedavi olabilecekler. Bu önemli hizmetin Kütahyalı vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Uzmanlara göre, evde diyaliz tedavisi hastaların yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra, diyet uygulamalarında esneklik sağlıyor ve bazı çalışmalarda böbrek nakline benzer olumlu sonuçlar sunduğu görülüyor. Ancak bu hizmetten yararlanmak için özel eğitim ve beceri kazanımı gerektiğinden, her hasta için uygunluk kararı bireysel olarak verilecek.
Edremit’te ‘uzaktan hasta muayenesi’ başladı
20 Mayıs 2025 Salı - 15:22 Edremit’te ‘uzaktan hasta muayenesi’ başladı Balıkesir’de Edremit Devlet Hastanesi’nde hayata geçen Uzaktan Hasta Değerlendirme (UHD) uygulaması ile hasta veya hasta yakınları, sıra beklemeden ve hastaneye gitmeden sağlık ihtiyaçlarını giderebilme imkanı buldu. Bilgi sistemi üzerinde gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra UHD süreci hayata geçirildi. Edremit Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmeti alan hastalarının mama, bez ve ilaçlarının bitmesi durumunda, Uzaktan Hasta Değerlendirmesi (UHD) yaparak ihtiyaçlarını karşılamak üzere e-reçete ve e-rapor dönemini başlattı. Bu gelişme, hastalar arasında büyük memnuniyetle karşılandı. Başhekim Opr. Dr. Oktay Yıldırım, MHRS üzerinden ayarlanan randevularla ihtiyacı olan hasta veya yakınlarıyla görüntülü görüşme yapan uzman hekimlerin, mama, bez ve ilaç raporlarını hazırlayarak kendilerine elektronik ortamda ulaştırdıklarını belirtti. Böylece evde sağlık ekiplerince değerlendirilen hastaların yakınları, hastaneye gelmeden ihtiyaçlarını giderebilme imkanına kavuştu. Uygulama, yatalak ve hastaneye gidemeyen hastalar için büyük bir kolaylık sağlarken, hastanelerdeki yoğunluğu da azaltması bakımından büyük önem teşkil ediyor. Uygulamadan yararlanan hastalar, sağlık hizmetlerine daha hızlı erişim imkanı bulurken, Balıkesir’de ilk kez Edremit’te hayata geçirilmesi için gayret gösteren başta hastane başhekimliği olmak üzere hastane yetkililerine teşekkür ettiler. Uzaktan hasta değerlendirmesi, sağlık sisteminin dijitalleşmesine katkı sağlarken, hasta bakımını da daha etkin hale getirmeyi hedefliyor.