SAĞLIK
Ula’nın içme suyu hatları yenileniyor 05 Mart 2026 Perşembe - 18:38:16 Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Ula ilçesinde şahıs arazileri içinden geçen içme suyu hatları hem mülkiyet dışına taşınıyor, hem de su isale hatları yenileniyor. İçme suyu isale ve şebeke hatlarının mülkiyet dışına taşınmasını, yenilenmesinin yanında alt depodan üst depoya iletimi sağlayan tüp terfi istasyonu yapıldığı açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Ula ilçemizin merkez mahallelerinde içme suyu altyapısını daha modern, güçlü ve verimli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Köprübaşı Mahallesi Kökcüler Sokak’ta mülkiyetlerin içerisinden geçtiği için müdahalesi zor olan içme suyu şebeke ve terfi hatlarını mülkiyet dışına, yol güzergâhlarına taşıyarak yeniledik. Aynı zamanda hatların çaplarını büyüterek yenileme çalışması gerçekleştirdik. Karadere kaynaklarından gelen suyu daha etkin kullanabilmek amacıyla alt depodan üst depoya iletim sağlayan modern bir tüp terfi istasyonu da inşa ettik. Çalışmalar kapsamında içme suyu deposu çevresinde çevre düzenlemeleri de yaparak alanı daha düzenli ve kullanışlı hale getirdik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla su kayıplarını önlüyor, Ula’da yaşayan vatandaşlarımıza daha sağlıklı, kaliteli ve kesintisiz içme suyu ulaştırmaya devam ediyoruz" denildi.
05 Mart 2026 Perşembe - 15:10 Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36 Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
Fizyoterapist Emrah Ardıç, modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:47 Fizyoterapist Emrah Ardıç, modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor Uzman Fizyoterapist Emrah Ardıç, uyguladığı modern ve alternatif tedavi yöntemleriyle hastalarına umut oluyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanındaki tecrübesiyle dikkat çeken Ardıç, kendine özgü metodlarıyla birçok hastanın sağlığına kavuşmasına katkı sağlıyor. 1980 yılında Antalya’da doğan Fzt. Emrah Ardıç, 2002 yılında Dumlupınar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden mezun oldu. Akademik kariyerine devam eden Ardıç, yüksek lisans eğitimini tamamlayarak Uzman Fizyoterapist unvanını aldı. Meslek hayatı boyunca Özel Eğitim Merkezleri ve kamu kurumlarında görev yapan Ardıç, aynı zamanda Alternatif Tıp Uygulamaları ve özel tedavi yöntemleri üzerine birçok eğitim ve seminere katıldı. Manuel terapi, kuru iğneleme, akupunktur, kinesiotape, hacamat ve sülük tedavisi gibi tamamlayıcı tıp uygulamaları alanında çalışmalar yürütüyor. 2007 yılından itibaren Erzurum’daki özel bir hastanenin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi’nin kuruluşunda aktif rol alan Fzt. Emrah Ardıç, halen aynı hastanede baş fizyoterapist olarak görevini sürdürüyor. Tecrübesi ve hasta odaklı yaklaşımıyla Erzurum ve çevre illerden gelen birçok hastaya şifa olmaya devam ediyor. Fzt. Emrah Ardıç’ın görev yaptığı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, modern donanımı ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Ünitede; bel, boyun ve sırt ağrıları, ortopedik rahatsızlıklar, spor yaralanmaları, ameliyat sonrası rehabilitasyon süreçleri ile kas-iskelet sistemi problemlerine yönelik kişiye özel tedavi programları uygulanıyor. Bilimsel fizyoterapi yöntemlerinin yanı sıra tamamlayıcı tıp uygulamalarının da entegre edildiği ünitede, hastaların günlük yaşam kalitesini artırmaya yönelik kapsamlı bir tedavi süreci yürütülüyor.
Bodrum Belediyesi’nden ücretsiz vücut analizi hizmeti
29 Ocak 2026 Perşembe - 12:13 Bodrum Belediyesi’nden ücretsiz vücut analizi hizmeti Bodrum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı Sağlık Hizmetleri Bürosu tarafından hayata geçirilen Gezen Tartı Projesi kapsamında vatandaşlara ücretsiz vücut analiz hizmeti sunuluyor. Sağlıklı yaşamı teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen Gezen Tartı Projesi’nin ilk durağı Mumcular, Gölbaşı ve Karaova mahalleleri oldu. 27-28 Ocak 2026 tarihlerinde Bodrum Belediyesi bünyesine ait Karaova Kültür ve Sanat Merkezi’nde yaklaşık 200 vatandaş ücretsiz vücut analiz hizmeti aldı. Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Kanat Hasan Özsert, Mumcular Mahalle Muhtarı Muhammet Işık, Karaova Mahalle Muhtarı Muhammet Karademir ve Gölbaşı Mahalle Muhtarı Toprak Bakar da uygulamaları yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Gezen Tartı Projesi kapsamında Sağlık Hizmetleri Bürosu’nda görevli diyetisyen tarafından vatandaşların vücut yağ oranı, kas kütlesi, metabolizma hızı gibi ölçümler yapılırken kişisel sağlık hedeflerine yönelik bilgilendirme ve önerilerde de bulunuldu. Bodrum Belediyesi Başkan Yardımcısı Kanat Hasan Özsert, "Bodrum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü Sağlık Büromuz tarafından ’Gezen Tartı’ projemizi başlattık. Burada vatandaşlarımız kilolarını, vücut kitle indekslerini, yağ oranlarını diyetisyenimiz eşliğinde öğreniyorlar ve kendilerine tavsiyeler veriliyor. Projemizin uygulamasına diğer mahallelerde de devam edeceğiz. Belediyemizin web sitesinden ve sosyal medya sayfalarından duyuruları takip edebilirsiniz. Bugün burada dünden itibaren yaklaşık 200 vatandaşımız projemize katıldı. Bodrumlu hemşehrilerimizi Gezen Tartı Projemize bekliyoruz" dedi. Karaova Mahalle Muhtarı Muhammed Karademir, "Yapılan hizmetler gerçekten mükemmel. Katılım yoğun. Belediye Başkanımız Tamer Mandalinci’ye, başkan yardımcılarımıza teşekkür ediyoruz. Bu hizmetlerin devamını bekliyoruz" diye konuştu. Mumcular Mahalle Muhtarı Muhammed Işık, "Gezen Tartı Projesi’ni burada düzenledikleri için müdürlerimize, herkese çok teşekkür ederiz. Halkımız bu duyarlılıktan memnun" açıklamasında bulundu. Gölbaşı Mahalle Muhtarı Toprak Bakar ise "Mahalle sakinlerimiz çok memnun belediyemizin yaptığı bu güzel hizmetten. Sağ olsun belediyemiz gerekli her şeyi yapıyor. Çok güzel bir çalışma oluyor. Mutluyuz, memnunuz" şeklinde konuştu. Gezen Tartı Projesi, 29 Ocak Perşembe günü 10.30 ile 15.30 saatleri arasında Bahçeyaka Mahallesi Muhtarlık Binası’nda vatandaşlarla buluşmaya devam edecek.
Zayıflama iğneleri masum değil: Tiroit kanserine neden olabiliyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:07 Zayıflama iğneleri masum değil: Tiroit kanserine neden olabiliyor Son zamanlarda büyük ilgi gören zayıflama iğneleri, her ne kadar etkili olsa da doktor kontrolü dışındaki kullanımı tiroit kanseri, pankreas iltihabı, safra kesesinde taş oluşumu gibi ciddi yan etkilere neden olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Metin Yüksel Kerimoğlu, özellikle internette satılan sahte zayıflama iğnelerine karşı vatandaşı uyarıyor.Kullanımı tartışma konusu olan zayıflama iğneleri, zayıflama tedavisinde başarı sağladığı gibi bilinçsiz kullanımda birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Metin Yüksel Kerimoğlu, zayıflama iğnesi tedavisiyle ilgili bilgi verirken vatandaşlara da önemli uyarılarda bulundu."Tokluk hormonunu taklit ediyor"Dr. Öğr. Üyesi Metin Yüksel Kerimoğlu, "Zayıflama iğneleri şu anda çok revaçta, halk arasında sıklıkla kullanılıyor. Bu iğneler farklı maddelerden oluşuyor ama genel çalışma prensipleri şu şekilde:Tokluk hormonunu taklit ederek işlev gösteren maddeler içeriyor. Bu şekilde hastalarda tokluk sağlayıp az yemek yemelerini ve böylece kilo vermelerini sağlıyor. Zayıflama çayları gibi masumane şeyler değil, ciddi yan etkileri olabiliyor. Muhakkak doktor kontrolünde kullanılması gerekli. Hastaların kendi başlarına, kendi tercihleriyle kullanabilecekleri ürünler değil" dedi."Zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kilo alma ihtimali var"Zayıflama iğnelerine, diyet, spor ve düzenli yaşamın yetersiz kaldığı durumlarda başvurulduğunu belirten Kerimoğlu, "Kullanım sonrasında tekrar kilo alım da söz konusu olabiliyor. Neticede bunlar bir ilaç, kullanıldıkları süre boyunca etkili ama bırakıldıktan sonra tekrar kilo alınma ihtimali var. Bu yüzden muhakkak hastaların yaşam tarzlarını değiştirerek devam ettirmeleri en önemli şey" diye konuştu.Obez hastalarda zayıflama iğnesi yetersiz kalıyorAilesinde tiroit kanseri ya da kalp rahatsızlığı olan hastalarda bu ilaçların kullanımının kısıtlı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Metin Yüksel Kerimoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bu ilaçlar aşırı obez hastalarda pek fayda sağlayamayabiliyor, yetersiz kalabiliyor. Bu hastalarda mide küçültme ameliyatı daha uygun olabiliyor. Daha düşük kilodaki hastalar için etkili olabiliyor ama etkisi sınırlı süreyle kısıtlı ve kalıcı bir etki değil. Muhakkak iğne kullanımı sona erdikten sonra hastaların yaşam tarzlarını değiştirmiş olmaları gerekiyor."Uzun dönemde ciddi hasarlara neden oluyorDoktor tavsiyesi dışındaki kullanımının yan etkilerine değinen Kerimoğlu, "Kontrolsüz kullanımında ciddi mide ağrılarına, bulantılara, kusmalara, kalp hastalığı olan bazı hastalarda tansiyon yükselmesine sebep olabiliyor. Daha uzun dönemde tiroit kanseri, pankreas iltihaplanması, safra kesesinde taş oluşumu gibi yan etkileri var. O yüzden bu etkilerden kaçınmak için mutlaka bir doktor kontrolünde, dozu ayarlanarak kullanılması gereken ilaçlar" dedi.El altından ya da internetten temin edilen zayıflama iğneleriyle ilgili uyarıda bulunan Dr. Kerimoğlu, bu iğnelerin sahte olabileceğini belirterek doktor reçetesi dışında kullanılmaması gerektiğini hatırlattı.Zayıflama iğneleri kalıcı çözüm değil"Zayıflama iğneleri sihirli bir değnek değil. Tek dokunuşla tüm her şeyi çözüyor da değil" diyen Dr. Öğr. Üyesi Metin Yüksel Kerimoğlu, "İş eninde sonunda hastanın yaşam tarzına geliyor. İğne kullanımından sonra zayıflamayı etkileyen yaşam tarzı, beslenme düzeni, uyku düzeni gibi birçok faktör var. İğneler kalıcı bir sonuç sağlamıyor. Ömür boyu zayıflama iğneleri kullanılamayacağına göre hastanın önce bunu bilmesi gerekir" diyerek sözlerini noktaladı.
Dereli Kaplıcaları, kükürtlü suyuyla şifa dağıtmaya devam ediyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:00 Dereli Kaplıcaları, kükürtlü suyuyla şifa dağıtmaya devam ediyor Kütahya’nın Emet ilçesine bağlı Sülye köyünde bulunan Dereli Kaplıcaları, çevre illerden gelen misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Eskişehir’den şifa bulmak için gelen Neşet Olçay, her yıl defalarca ziyaret ettiği kaplıcanın kükürtlü suyunun benzersiz olduğunu vurguladı. Kütahya’nın termal turizm merkezlerinden biri olan Dereli Kaplıcaları, doğal güzellikleri ve şifalı sularıyla vatandaşların vazgeçilmez adresi haline geldi. Eşiyle birlikte Eskişehir’den gelen Neşet Olçay, kaplıcanın sağladığı faydaları anlatarak tesisin sunduğu imkanlardan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Her yıl düzenli olarak kaplıcaları ziyaret ettiğini belirten Olçay, "Eskişehir’den geliyorum. Hemen hemen her sene yaz aylarında iki üç defa burayı tercih ediyorum. Dereli Kaplıcaları’nı şifalı bulduğum için sık sık geliyorum ve gerçekten şifasını görüyoruz. Bu su için tam 180 kilometre yol kat ediyorum. Normalde yatılı olarak kalıyordum ancak bu kez günübirlik geldim ve döneceğim." dedi. Dereli’nin su yapısının diğer termal merkezlerden ayrıldığını ifade eden Olçay, suyun özelliklerine dikkat çekerek şunları söyledi: "Buranın suyu kükürtlü ve çok güzel. Sıcak ve sert suları var. Giriş yerlerine göre farklı aile havuzları bulunuyor, bu da büyük bir kolaylık sağlıyor. Şifasını bizzat gördüğümüz için tavsiye etmeme bile gerek kalmıyor, zaten sürekli kendim geliyorum. Başka yerlere de gidiyorum ama buranın suyunun etkisi bir başka." Doğal ortamı ve termal kaynaklarıyla dikkat çeken Dereli Kaplıcaları, özellikle romatizmal hastalıklar ve cilt rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinen kükürtlü suyuyla bölgenin önemli turizm noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Kepez’de 2 yeni Aile Sağlık Merkezi açılacak
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:56 Kepez’de 2 yeni Aile Sağlık Merkezi açılacak Kepez Belediyesi ve hayırseverlerin desteğiyle Kepez’e iki yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) yapılacak. Kepez Belediyesi’nin yer tahsisinde bulunduğu Aydoğmuş ve Altınova mahallelerinde yapılacak Aile Sağlığı Merkezleri, hayırseverlerin katkılarıyla inşa edilecek. Aydoğmuş Mahallesi’ndeki Aile Sağlığı Merkezi’nin yapımını hayırseverler Serkan Uzunoğlu ve Betül Uzunoğlu üstlenirken, Altınova Mahallesi’ndeki ASM’nin yapımını ise hayırsever Veli Demir gerçekleştirecek. Aydoğmuş Mahallesi’nde hizmet verecek Naime Türkyılmaz Aile Sağlığı Merkezi tamamlandığında 7 hekimli, Altınova Mahallesi’ndeki Veli-Rahime Demirel Aile Sağlığı Merkezi ise 5 hekimli olarak vatandaşlara hizmet sunacak. Kepez’e kazandırılacak iki yeni ASM için Antalya Valiliğinde protokol düzenlendi. Protokolün ardından bir açıklama yapan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık hizmetlerine büyük önem verdiklerini, vatandaşların temel sağlık hizmetlerine daha kolay ve hızlı ulaşabilmesi için kamu kurumları ve hayırseverlerle iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. Aile Sağlığı Merkezleri yapımı tamamlandığında Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilecek. Protokol törenine Vali Hulusi Şahin, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, İl Sağlık Müdürü Prof.Dr. Behzat Özkan ve hayırseverler katıldı.
Dicle’deki aile hekimliklerinde 1 yılda 42 bin 324 hasta muayene edildi
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:39 Dicle’deki aile hekimliklerinde 1 yılda 42 bin 324 hasta muayene edildi Diyarbakır’ın Dicle İlçe Kaymakamlığı, kentteki kamu kurumlarının 2025 yılı faaliyet çalışmalarına dair verileri paylaştı. Kaymakamlıktan yapılan paylaşımda Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı aile hekimliği birimlerinde 2025 yılında, 42 bin 324 hasta muayene edildi. Kaymakamlığın paylaştığı Dicle İlçe Sağlık Müdürlüğünün 2025 yılı faaliyet çalışmaları verilerine göre geçen yıl içerisinde toplamda 4 bin 830 eğitim verildi. 2025 yılı içerisinde toplamda bin 436 denetim yapıldı. Çevre sağlığı birimi tarafından Dicle’de 360 sigara denetimi, Eğil’de 720 sigara çapraz denetimi, Dicle’de kayıtlı iş yerlerinde 140 tütün denetimi, 36 biyosidal ürün denetimi yapıldı. 40 su eğitimi verildi, 42 noktadan numune alındı. 53 su numune deposu, 45 otomatik klor makinanın olduğu kaydedildi. Bulaşıcı hastalıkları birimince 2025 yılı içerisinde toplamda 13 bulaşıcı hastalık için filyasyon çalışması yapıldı. Dicle ilçesinde 89 bin 629,2 hektar genel alan, 49 bin 915,9 hektar ağaçsız ormanlık alan, 8 bin 300,1 hektar verimli orman alanı ve 31 bin 413,2 hektar açık alan olduğu kaydedildi. İlçe genelinde 2025 yılında 3 orman yangını meydana geldi. 16 dikiliden ağaç kesme suçu, 3 açma suçu ile 25 işgal ve faydalanma suçu işlendi. Dicle ilçesine bağlı 34 köyde 997 kişiye yangın önleme faaliyetleri eğitimi verildi. 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Gününde Dicle ilçesinde bulunan gençlik kampında bin 200 adet fidan dikimi ve dağıtımı yapıldı. Bozoba, Uluçeşme, Batur, Dedeköy ve Durabeyli mahallelerinde kadastro çalışmaları devam ederken, Arı, Baltacı, Başköy ve Yeşiltepe mahallelerinde kadastro çalışmaları tamamlandı. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Dicle İlçe Müdürlüğü 2025 faaliyet çalışmaları verilerine göre ise vakıf hizmetleri olarak 1 Ocak 31 Aralık 2025 tarihleri arasında 940 haneye ayni, 2 bin 216 haneye de nakdi yardım yapıldı. 2025 yılında merkezi ödemeler kapsamında, merkezi olarak 5 bin 314 hak sahibi vatandaşa nakdi yardım yapıldı. Vakfın öz kaynaklarından yapılan yardımlar ve 2 proje giderleri ile merkezi olarak yapılan yardımların toplamı ise 180 milyon 184 bin 830,5 lira olarak kaydedildi. Dicle ADEM’ de geçen sene açılmış olan 47 kursta 629 kursiyere eğitim verildi. Yaşlı ve Engelli Bakın Projesinde 203 bakıma muhtaç vatandaşa hizmet verildi. 2025 yılında vakfın bünyesinde 2 adet projenin bulunmakta olduğu belirtildi, projelerin toplam giderleri 7 milyon 491 bin 727,84 lira olarak kaydedildi.
Malazgirt’te "Serviks Kanseri Farkındalık Ayı" etkinliği
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:35 Malazgirt’te "Serviks Kanseri Farkındalık Ayı" etkinliği 31 Ocak Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının hayati önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Sağlık yetkilileri, serviks kanserinin erken dönemde belirti vermeyebileceğini, ancak düzenli tarama testleri sayesinde hastalığın erken evrede tespit edilebildiğini vurguladı. Bu kapsamda 30-65 yaş arasındaki kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Ücretsiz olarak yapılan tarama testlerinin; Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), KETEM’ler, Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) ve mobil kanser tarama araçları aracılığıyla vatandaşların hizmetine sunulduğu hatırlatıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda; Malazgirt Devlet Hastanesi, ADEM ve İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bilgilendirme eğitimleri düzenlendi. Eğitimler Dr. Tuğçe Nur Özgen ve Dr. Ayşe Gökduman Turna tarafından verilirken, İlçe Sağlık Müdürlüğü personeli Yağmur Kılıç ve Seda Sarı da çalışmalara aktif olarak katıldı. Eğitimlerin ardından katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtılarak serviks kanseri, korunma yöntemleri ve tarama programları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Yetkililer, "Erken tanı hayat kurtarır" mesajıyla tüm kadınları düzenli tarama testlerini yaptırmaya davet etti.
Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:29 Kışın su tüketiminin azalması sağlığı tehdit ediyor Kış aylarında terlemenin azalmasıyla düşen su tüketiminin çeşitli sağlık problemlerine sebep olabileceğine değinen Diyetisyen Deniz Mutluer, "Günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz" dedi. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, özellikle kışın düşen terlemeye bağlı olarak kişinin tükettiği su miktarının oldukça azaldığına değindi. Susuz kalan insan vücudunun, birçok problemin başı olduğundan bahseden konunun uzmanı, günde en az 2 litre su tüketiminin gerektiğine değindi. Özellikle çocukların su yerine asitli ve şekerli meşrubatları tercih ettiğinin altını çizen Mutluer, su içme alışkanlığının küçük yaşlarda edinilmesi gerektiğini söyledi. Susuzluk sonrası, kişinin en çok yaşadığı sorunların başında kabızlık ve ciltteki kuruluklar geliyor. Öte yandan suyun tadını sevmeyen vatandaşlara da tavsiyelerde bulunan Mutluer, içine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu daha lezzetli hale getirebileceğinden bahsetti. "Günde 2-2 buçuk litre su içiminin ideal olduğunu kabul ediyoruz" Konuyla alakalı konuşan Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Deniz Mutluer, "Bir anda içmektense saat başı bir su bardağı su içecek şekilde zamanlayıcı kurabiliriz ya da bunu hatırlatacak başka bir şey yapabiliriz. Bu şekilde vücuda aslında suyu kullanmayı öğretmeliyiz. Bir de bazı kişiler ’Ben su içemiyorum, suyun tadını sevmiyorum’ diyorsa, burada mesela bir su bardağı suyun içerisine elma, salatalık, limon, çubuk tarçın gibi içerikler ekleyerek suyu birazcık daha lezzetli hale getirebiliriz. Biz burada günde ortalama 2-2 buçuk litre su içiminin normal olduğunu ve ideal olduğunu kabul ediyoruz. Ama bu tabii ki de kişinin spor yapmasına, terlemesine ve idrara çıkmasına göre kişiden kişiye değişiklik göstermektedir. Eğer su tüketimini gerçekten çok kısıtlı tutarsak kabızlık problemi yaşayabiliyoruz, ciltte kuruluk ya da ödem gibi sağlık problemleriyle karşılaşabiliyoruz" dedi. "Su içmeyi düzenli bir alışkanlık haline getirmek öneme sahip" Çocuklara su içme alışkanlığının kazandırılması gerektiği hakkında konuşan Mutluer şöyle devam etti: "Aslında su içme alışkanlığı gerçekten çocukluk döneminden beri başlayan bir şeydir. Ama böyle 15-16 yaşında, okul çağındaki çocuklar genellikle su yerine birazcık daha asitli gıdalara ya da başka meşrubatlara yönelebiliyor. O yüzden onları gerçekten bu konuda bilgilendirmek ve bunu düzenli bir alışkanlık haline getirmek bizim için büyük bir öneme sahip. Burada kişinin en çok su içmeyi unuttuğu saatler, mesela öğlen arası, işteyken ya da okuldayken o saatlerde ilk birkaç gün su içmeye kendini zorlamasını isteyeceğiz; bir su bardağı su bile olsa. Bunu zaten 3-4 gün düzenli yaptığında sonradan otomatik olarak o saatlerde gerçekten büyük su içme isteği oluşacaktır kişide. Sindirim ve dolaşım bozulduğu için kabızlık problemi gözükebilir. Bunun dışında gerçekten metabolizmamız etkileniyor ve vücut daha çok yağlanmaya ve ödeme yol açabiliyor. Aynı zamanda tabii ki de özellikle kış aylarında az su tükettiğimiz için, özellikle yüz bölgesinde, dudaklarda kuruma ve ellerde kuruma ile çatlamalarla karşılaşabiliyoruz. Yazın tabii ki de su ihtiyacımız kışa göre daha fazla oluyor; çünkü terleme ve idrar artıyor. Fakat burada kişinin yaşı, boyu, kilosu ve metabolizması gerçekten ne kadar su içmemiz gerektiğinde çok fazla değişiklik gösteriyor. Ama ortalama 2-2,5 litre su içmek bizim için yeterli olur diyebiliriz."
Sürekli gözünüz kaşınıyorsa dikkat: Kirpik dibi paraziti olabilir
29 Ocak 2026 Perşembe - 10:00 Sürekli gözünüz kaşınıyorsa dikkat: Kirpik dibi paraziti olabilir Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gözlerde geçmeyen kızarıklık, kaşıntı, yanma ve uzun süren kırmızı göz şikâyetlerinin arkasında kirpik diplerine yerleşen Demodeks (kirpik dibi paraziti) olabileceğini söyledi. Prof. Dr. Kılıç, "İğne ucundan bile küçük olan 8 bacaklı parazitler gözle görülemez. Göz kapaklarında ve kenarında kızarıklık, kaşıntı, batma, yabancı cisim hissi, kirpik diplerinde beyaz noktalar veya pul pul dökülme fark ettiyseniz zaman kaybetmeden bir uzmana başvurun. Özellikle sık göz ovuşturma alışkanlığı, parazitin çoğalmasını ve şikâyetlerin artmasını tetikliyor" uyarısında bulundu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gözlerde geçmeyen kızarıklık, kaşıntı, yanma hissi ve göz kızarıklığının çoğu zaman basit bir alerji olarak değerlendirildiğini söyledi. Mikroskobik boyuttaki bu akarların, özellikle kirpik köklerinde çoğalarak gözde kızarıklık, yanma, batma ve kaşıntıya yol açabildiğini aktaran Prof. Dr. Aylin Kılıç, sık göz ovuşturma alışkanlığının parazitin çoğalmasına ve şikâyetlerin artmasına neden olduğunu da aktardı. Kirpik dibi paraziti Demodeks’in insan derisinde ve gözlerinde en yaygın parazit olduğunu belirten Prof. Dr. Kılıç, yaşlı ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin demodikozise (Demodex akarlarının bir gecede çoğalması) karşı daha savunmasız olduklarını ifade etti. Kaşıntı ve kızarıklığı ihmal etmeyin İğne ucundan bile küçük ve 8 bacaklı bu minik omurgasızların kıl köklerinin dış kısımlarında yaşadığını ve yağlı içeriklerle beslendiğini aktaran Prof. Dr. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Demodeks parazitinin farklı türleri olmakla insanda en çok Demodex folliculorum ve Demodex brevis türü görülür. Yaşam süreleri yaklaşık 15 gün kadar ancak bazı durumlarda 21 güne kadar uzayabilir. Çok hızlı çoğalır, birkaç hafta katlanarak artabilir. Sebum ve epitel içeriği ile beslenir. Demodeks akarları, kirpiklerinizin dibinde ve göz kapağı kenarındaki lipid salgılayan meibomian bezlerinde yaşar. Çoğu insanda bulunur ancak bazı durumlarda bu küçük yaratıklar, iltihaplanmaya ve tahrişe yol açan bir durum olan Demodex blefaritine neden olur. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde akarların sayısı aşırı artabilir ve bu da çeşitli cilt ve göz rahatsızlıklarına yol açabilir. Eğer birinin kirpiklerinin dibinde beyaz noktalar veya pul pul dökülme fark ettiyseniz, kirpik akarlarının dışkısını görmüş olabilirsiniz. Çoğu insan bu kalıntıları kepek gibi algılar. Göz kapağı enfeksiyonu olan hastalarda bu birikim kuruluk, kaşıntı, kirpik dökülmesi ve hatta tekrarlayan arpacıkların yaygın bir nedenidir." Göz makyajını ve takma kirpiklerinizi çıkartın Prof. Dr. Kılıç, göz çevresindeki hassas dokuyu tahriş etmemek ve bölgeyi temiz tutmak için uyumadan önce göz kapaklarının düzenli olarak yıkanması, göz makyajının, takma kirpiklerin ve kontakt lenslerin çıkarılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Kılıç, ayrıca göz akarlarının daha sık çoğaldığı yastık kılıflarının temizlenip haftada iki kere değiştirilmesi gerektiğini aktarırken düzenli ve yeterli uykunun da akarlar için besin kaynağı olan yağlı madde sebumun ciltte aşırı üretilmesini önlemek açısından önemli olduğunu söyledi.
Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır"
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:54 Uzmanı uyardı: "Normal doğum iyileşmeyi hızlandırır, enfeksiyon riskini azaltır" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Atağ, "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur. Normal doğum anne açısından daha hızlı iyileşme sağlar, bebekle erken temas imkânını artırır ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olmasını sağlar" dedi. Özel Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Atağ, anne adaylarının en büyük kaygılarından biri olan doğum şekliyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Normal doğum ile sezaryen arasındaki kararın sanıldığı gibi basit olmadığını vurgulayan Atağ, "Sezaryen bir tercih değil, gerektiğinde hayat kurtaran bir ameliyattır" diye konuştu. Doğum şeklinin gebelik süreci boyunca birçok faktöre bağlı olarak belirlendiğini ifade eden Atağ, özellikle gebeliğin son aylarında yapılan çatı muayenesi ve bebeğin ultrason ölçümlerinin karar aşamasında kritik rol oynadığını belirtti. "Anne ve bebeğin sağlık durumu normal doğuma uygunsa, önceliğimiz her zaman normal doğumdur" diyen Atağ, normal doğumun anne açısından daha hızlı iyileşme sağladığını, bebekle erken temas imkânını artırdığını ve enfeksiyon gibi bazı risklerin daha düşük olduğunu söyledi. "Sezaryen sadece gerekli durumlarda uygulanmalı" Sezaryenin yalnızca gerekli durumlarda uygulanması gereken bir yöntem olduğunun altını çizen Atağ, "Anne ya da bebeğin hayati riski varsa sezaryen doğru ve güvenli bir adımdır. Bu durumda sezaryen hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Yurt dışı ve Türkiye arasındaki doğum oranlarına da değinen Op. Dr. Atağ, yurt dışında sezaryen doğum oranlarının yaklaşık yüzde 20, Türkiye’de ise yüzde 40-50 seviyelerinde olduğuna dikkat çekerek amaçlarının sağlıklı şartlarda normal doğumu teşvik etmek olduğunu söyledi. Atağ, "Günün sonunda en doğru karar, anne ve bebeğin sağlığı için en uygun olan doğum şeklidir" diyerek sözlerini tamamladı.