Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Fethiye’de orman yangını
TAG Otoyolu’nda feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı
Küçükçekmece’de suikast girişimi polisin dikkatiyle engellendi
Taraftarları taşıyan midibüs devrildi, 27 taraftar yaralandı
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
18 Mayıs 2025 Pazar - 10:11
Cumhurbaşkanı Kararı ile Erzurum’da stratejik bir adım daha
Atatürk Üniversitesi, sağlık bilimleri alanındaki araştırma ve yenilik kapasitesini stratejik bir adımla daha ileriye taşıdı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 6 ay önce değerlendirmeye alınan, 16 Mayıs 2025 tarihinde ise Cumhurbaşkanı Kararıyla Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme doğrultusunda üniversite bünyesinde "İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü" kurulmasına karar verildi. Enstitü, yerli ve milli ilaç ile aşı geliştirme çalışmalarını hızlandırarak ülkemizin sağlık alanındaki dışa bağımlılığını azaltmayı hedefliyor. 9818 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında kurulmasına karar verilen enstitü, Atatürk Üniversitesinin Ar-Ge odaklı vizyonunu güçlendirecek nitelikte. Enstitü; insan sağlığına yönelik biyoteknolojik ürün geliştirme, klinik öncesi ve sonrası çalışmalar yürütme, yüksek nitelikli bilimsel projeler üretme, ulusal ve uluslararası düzeyde ortak araştırma platformları oluşturma gibi çok yönlü misyonlara sahip olacak. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bilimsel Üretimi Toplumsal Faydaya Dönüştüreceğiz" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel birikimini toplumsal faydaya dönüştürme vizyonuyla hareket ettiklerini belirterek: "İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz, sadece akademik dünyamıza değil, doğrudan toplum sağlığına katkı sunacak stratejik bir kuruluştur. Pandemi sürecinde yaşananlar, sağlık alanında yerli ve milli üretimin ne kadar hayati olduğunu hepimize gösterdi. Atatürk Üniversitesi olarak bilimsel gücümüzü ve araştırma altyapımızı, bu kritik ihtiyaçlara çözüm üretmek üzere yönlendiriyoruz. Enstitümüz sayesinde hem nitelikli bilim insanları yetiştirilecek hem de Ar-Ge projeleri ile katma değeri yüksek ürünler geliştirilecek. Türkiye’nin sağlıkta dışa bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda biz de üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu doğrultuda böylesine önemli bir birimi üniversitemize kazandıran başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar ile katkı sunan herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Çok Disiplinli Bir İş Birliği Modeli Yeni kurulan enstitü, Atatürk Üniversitesi bünyesindeki çeşitli uygulama ve araştırma merkezleriyle iş birliği içerisinde faaliyet gösterecek. Özellikle "Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi" ile "Veterinerlikte Aşı ve Biyolojik Ürün Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi", bu süreçte temel araştırma ve ürün geliştirme faaliyetlerinin merkezi olacak. GLP (İyi Laboratuvar Uygulamaları) ve GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarına sahip laboratuvar altyapısı sayesinde hem insan hem de hayvan sağlığına yönelik ilaç, aşı ve biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi mümkün olacak. Eğitim, Üretim ve İstihdam Eksenli Bir Hedef Yapısı Enstitünün sadece bilimsel üretime değil, aynı zamanda nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine de katkı sunması bekleniyor. İlgili alanlarda lisansüstü eğitim programlarının açılması, yüksek lisans ve doktora tezlerinin desteklenmesi, Ar-Ge projeleriyle öğrencilerin doğrudan sürece dahil edilmesi gibi uygulamalar planlanıyor. Bu kapsamda genç araştırmacılara hem akademik hem de sektörel düzeyde yeni kariyer yolları açılması hedefleniyor. Toplumsal Katkı ve Uluslararası Açılım Enstitü, geliştireceği projelerle sadece bölgesel kalkınmaya değil, aynı zamanda ülke genelinde sağlık politikalarının şekillendirilmesine katkı sunmayı amaçlıyor. Ayrıca Avrupa Birliği, TÜBİTAK, Sağlık Bakanlığı ve özel sektör destekli projelerle uluslararası düzeyde bilimsel iş birlikleri kurulması planlanıyor. Toplumun bilinçlendirilmesine yönelik sosyal sorumluluk faaliyetleri de enstitü gündeminde önemli bir yer tutacak. Atatürk Üniversitesinin köklü bilimsel birikimi ve dinamik araştırma ekosisteminden güç alacak olan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü; nitelikli bilgi üretimi, inovasyon, toplumsal katkı ve ulusal kalkınma hedefleri doğrultusunda önemli bir rol üstlenecek. Sağlıkta yerli ve milli üretimin geliştirilmesine yönelik atılan bu adım, üniversitenin araştırma üniversitesi vizyonuyla da tam bir uyum içerisinde şekilleniyor.
18 Mayıs 2025 Pazar - 09:48
Epiduroskopi ile ameliyatsız tedavi
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Tuncer, epiduroskopi yöntemi ile bel fıtığından kaynaklanan ağrı ve rahatsızlıkların cerrahi müdahaleye gerek duyulmadan, ağrısız ve hızlı iyileşme sağladığını bildirdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı olarak Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ilkleri başarmaya devam ettiklerini bildiren Doç. Dr. Tuncer, "Epiduroskopi tekniği ile sadece 0,5 santimlik kuyruk sokumundan giriş ile bel fıtığına bağlı ağrılardan hastalarımızı kurtarıyoruz" dedi. Epiduroskopi yönteminin bel ve bacak ağrılarına neden olan bel fıtığı, omurga darlığı ve sinir sıkışmalarında uygulandığını bildiren Tuncer, fizik tedavi ve ilaçlarla ağrısı hafiflemeyen hastaların bu yöntem sayesinde cerrahi risklere maruz kalmadan ağrılarından kurtulabileceğini dile getirdi. Genel anestezi gerektirmeyen bu girişimsel yöntemin yaklaşık 30 dakikada sürdüğünü kaydeden Cengiz Tuncer, sinir ve damar yaralanma riskinin yok denecek kadar az olduğunu ve işlem sonrası hastanın aynı gün içerisinde taburcu edilebildiğini ifade etti.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 20:19
12 yaşındaki öğrenci, sınıf arkadaşını Heimlich manevrasıyla kurtardı
Antalya’nın Alanya ilçesinde 12 yaşındaki öğrenci, boğazına cips kaçan sınıf arkadaşını Heimlich manevrası uygulayarak kurtardı.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 16:19
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sunulan sağlık hizmetleri yerinde incelendi
Ağrı Valisi Mustafa Koç, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer ile birlikte Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret ederek sağlık hizmetlerinde kaydedilen iyileşmeleri yerinde inceledi. Günlük ortalama 2.800 poliklinik ve 1.000 acil hasta başvurusunun gerçekleştiği hastanede sunulan hizmetler hakkında yetkililerden bilgi alan Vali Koç, ziyaret kapsamında hasta ve hasta yakınlarıyla da bir araya geldi. Vali Koç, geçmiş olsun dileklerini ilettiği vatandaşların görüş ve taleplerini dinledi. Hastane başhekim vekili ve yardımcılarıyla bir toplantı gerçekleştiren Vali Koç, hastanenin genel işleyişi hakkında bilgi aldı. Geçtiğimiz gece yaşanan ve kısa sürede çözüme kavuşturulan su basma olayının meydana geldiği bölümlerde de incelemelerde bulunan Vali Koç, hızlı ve etkin müdahale dolayısıyla hastane yönetimine teşekkür etti. Vali Koç ayrıca, teknik bir arıza nedeniyle geçici olarak 24 saat dinlendirilen manyetik rezonans (MR) cihazının bulunduğu bölümü ziyaret etti. Vali Koç, incelemeler sırasında yaptığı açıklamada, MR cihazının bugün itibarıyla yeniden hizmet vermeye başladığını bildirdi. MHRS randevularında ve MR bekleme süresinde önemli düşüş Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Vali Mustafa Koç, Ağrı Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde son iki ayda sağlık alanında önemli adımlar atıldığını söyledi. Vali Koç, bu kapsamda Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden alınan randevu sayısının yaklaşık 15 binden 9 bine düşürüldüğünü belirtti. Vali Koç, MR bekleme süresinin ise 7 aydan 1 aya indirildiğini kaydetti. 23 Mayıs’ta ihalesi yapılacak olan ikinci MR cihazının hizmete alınmasıyla birlikte bu sürenin daha da kısaltılmasının hedeflendiğini aktaran Vali Koç, "Vatandaşlarımıza daha kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunma yönündeki çalışmalarımız kararlılıkla devam ediyor" dedi. Ziyaretin sonunda hastane çalışanlarına kolaylıklar dileyen Vali Koç, sağlık alanındaki yatırımların ve iyileştirmelerin sürdürüleceğini vurguladı.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:43
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Göktepe 3 kuyusunda 75 milyar metreküplük yeni doğalgaz keşfi yaptık"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Göktepe 3 kuyusunda 75 milyar metreküplük yeni doğalgaz keşfi yaptık. Doğalgaz keşfimizin ekonomik değeri ise 30 milyar dolardır" dedi.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:37
Prof. Dr. Bektaş: "Metamfetamin kullanımında Ege kentleri ve Samsun çok ciddi alarm veriyor"
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bektaş Murat Yalçın, "Ülkemizde metamfetamin kullanımında özellikle Ege kentleri ve Samsun çok ciddi alarm veriyor. Samsun Türkiye’de 4. sırada. 2022 yılında Samsun’da çok ciddi bir artış olmuş. Kanalizasyon ölçümlerinde 4 veya 5 katına çıkmış" dedi. Samsun’da Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi, Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salonda düzenlendi. Kongrede konuşan OMÜ Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğreti Üyesi Prof. Dr. Bektaş Murat Yalçın, uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Bektaş Murat Yalçın, "Ülkemiz, Birleşmiş Milletler tarafından ‘haşhaş’ bitkisinin yasal olarak ekiminin izin verildiği birkaç ülkeden bir tanesidir. Biz de daha önce bu haşhaş üretimine bağlı olarak esrar ciddi olarak kötü kullanılmış madde idi. Vietnam Savaşı’nda 1 buçuk milyon insanının yüzde 20’si vatanlarına mariana ve eroin bağımlısı olarak geri dönmüş. Tarihte bu kadar büyük bir olay ancak Çin’de olmuş. Amerika da bu askerleri tedavi etmek için muazzam bir para ve kaynak ayırdı. İstihbarat ve terör örgütleri bir şey fark ediyor. Bu işi çok karlı. ‘Uyuşturucu ticareti yaparak kendi siyasi hedeflerimiz için kaynak oluşturabiliriz’ deniliyor. İlk olarak böyle bir organizasyon başlıyor. Bu işin maalesef tacirleri var. Türkiye’de de Alcaponelar var. Bunlardan bir tanesi Behçet Cantürk. Sakarya üçgeninden ilk öldürülenlerden bir tanesiydi. 1994 yılında üzerinde 10 tane kurşun deliği ile bulunmuştu. Diğerleri ise Hüseyin Baybaşin, Yaşar Avni Musullu, Eric Shoeroder, Rawa Majid, Jovan Vukot, Mark Douglas Buddle, Nenat Petrak. Ben bunları araştırdığım zaman arka arkaya baktım. 20-30 tane isim çıktı. Anlatmaya çalıştığım şey şu: Sınırlarınızı iyi kontrol etmeniz gerekiyor" diye konuştu. "Metamfetamin kullanımında Samsun 4. sırada" Türkiye’deki uyuşturucu türleri ve kullanım yaygınlığına da değinen Prof. Dr. Yalçın, şu bilgileri verdi: "Türkiye’de en fazla esrar, amfetamin, metamfetamin, bonzai, kokain ve eroin kullanılıyor. Esrar, kenevir bitkisinden elde ediliyor. İlginç bir şekilde Adıyaman esrar kullanımı konusunda en önemli il gibi gözüküyor. Bin kişi için yapılan kanalizasyon ölçümlerinde Adıyaman (13.285 miligram) açık ara önde. Tabii, bu Barcelona, İstanbul gibi şehirlerle karşılaştırılmaz bile. İlginç olan şey şu: Daha önce bu öncelik Diyarbakır’daydı. Ben Samsun nerede diye merak ederdim ama Samsun ismi geçmemiş. Sıkıntı şu: Gençler bonzaiyi kullanırken bunlara satılan ürün daha çok tarım ilaçları, aseton, amonyak gibi son derece toksik maddelerle birlikte işleniyor. Gençler farkında olmadan zehir içiyor. Buna bağlı olarak vücut sıcaklığı yükseliyor. Ağrı algısı azalıyor. Donuk yüz ifadesi ortaya çıkıyor. Kişiler vücutlarındaki uyuşmaya bağlı olarak panik atak geçiriyor. Amfetamin günümüzde kırmızı reçete ile kullanılıyor. Bunlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda kullanılan etkili ilaçlardır. Çocukların yarış atı gibi çalıştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. LGS’dir, üniversite sınavıdır, kendi görüşüm sanki bu ilaçlara doğru yapay bir istek oluşturuyor. Bununla ilgili çok hırslı aileler görüyorum. Hatta bana bile öğretmenler tarafından önerildiği zaman şaşkınlıkla karşılanmıştı. Amfetamin bedensel, zihinsel performansınızı artırıyor. Yüksek enerji veriyor. Yorgunluk hissetmiyorsunuz. Kişi aynaya baktığı zaman çok farklı bir imaj görüyor. 20 gün etkisi var. 1 aylık dopamin ve serotoninin yarısı gidiyor. Amfetamin çok ciddi beyin kanamaları yapıyor. Metamfetamin ise dünyanın yeni baş belası. Dünyada en güçlü ikinci madde. Kristalize formu diğer formlarına göre bağımlılık yapma oranı çok yüksek. Ülkemizde metamfetamin kullanımına baktığımız zaman özellikle Ege kentleri ve Samsun çok ciddi alarm veriyor. Samsun Türkiye’de 4. sıradadır. 2022 yılında Samsun’da çok ciddi bir artış olmuş. Kanalizasyon ölçümlerinde 4 veya 5 katına çıkmış. Kanalizasyon ölçümlerinde ortaya çıkan metabolitler gerçek durumun 6’da 1’ini gösterir. Adana da biraz sıkıntılı. Metamfetamin bağımlılığı çok zor bir tedavi gerektiriyor. Çekya, Almanya, Slovakya, Türkiye’de tedaviye başlayan 10 bin kişinin yüzde 92’si bizim ülkemizde. Önemli bir miktarda metamfetamin bağımlımız var. Türkiye’de kokain çok rağbet görmüyor. Kokain kullanımında İstanbul, İzmir ve Antalya ilk sırada yer alıyor. Turizmle ilgili kentler daha ön planda ama ilginç bir şekilde Bingöl’de ortaya çıkıyor. Bingöl uyuşturucu imal ve ticaret suçunda Türkiye’de 9. sıradadır. Eroin kullanımında ise Türkiye’de en fazla Isparta, Denizli ve Edirne’de. Ekstazi kullanımında ise Karaman, Mersin ve Konya en fazla kullanan illerdir. Bunun sebebi Avrupa’da ekstazinin en fazla yapıldığı yer Hollanda’dır. Hollanda’da çalışan işçilerin çok büyük kısmı ise Karaman ilindendir. Öyle bir hipotez düşünülmüş." "Toplumda giderek düzenli bir artış var" Sağlık Bakanlığı ve Emniyet Müdürlüğü’nün göstergelerine göre Türkiye toplumunda uyuşturucu madde kullanma sıklığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Yalçın, "Yılların içerisine baktığımızda 1990’larda toplumun yüzde 1.27’si olarak gösterilmiş. 2000’lerde 1.34’lere çıkmış. 2020 verilerine göre 1.7’ye çıkmış. Toplumda giderek düzenli bir artış var. 1990’larda uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 249 iken, 2017’de resmi rakam 923. 2022 rakamı ise bin 100’lerde" ifadelerini kullandı. Aile kongresinde ayrıca konuşan Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Erdinç Yavuz ise "Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi’nin dördüncüsünü Kurtuluş Mücadelesi’nin ilk adımlarının atıldığı yer ve tarihte Samsun’da, 19 Mayısta düzenlemenin mutluluğunu yaşıyoruz. Geçtiğimiz 4 yıl ülkemizde sağlık hizmetlerinde yaşanan gelişmeler, sosyokültürel ve demografik değişiklikler, özellikle obezite, hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıkların sıklığında gözlemlediğimiz pandemi seviyesindeki artış birinci basamak sağlık hizmetlerine ve aile hekimliğine olan ihtiyacı açıkça göz önüne sermektedir. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Türkiye aile hekimleri uzmanlık Derneği Samsun Şubesi olarak organize ettiğimiz kongremizde birinci basamak hekimlerinin ülkemizin güncel sağlık sorunlarını daha iyi yönetebilmesi için bilgi ve tecrübelerini artırabilecekleri akademik bir ortam sağlamayı amaçladık. Bu yılki kongremizde gençlik ve bağımlılık, kronik hastalık yönetimde artık önemini daha iyi kavradığımız yaşam biçimi değişiklikleri, tip 2 diyabet tedavisinde yeni modaliteler, aşılarda son yılda gerçekleşen gelişmeler, artık hızla yaşlanan ülkemizde geriatrik yaş grubunda sık rastlanan sorunlar gibi pek çok güncel ve önemli konuyu masaya yatıracağız" şeklinde konuştu. Kongrede Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elif Mangan da bir konuşma yaptı. Kongre sunumlarla devam etti.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:34
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli: "Ülkemizde 15-20 milyon insanın hipertansiyon sorunu olduğunu tahmin etmekteyiz"
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, Türkiye’de her 3 kişiden 1’inde hipertansiyon görüldüğüne dikkat çekerek "40 yaşın altındaki hastalara 3 yılda bir 40 yaşın üzerinde de yılda bir defa mutlaka tansiyonlarını ölçtürmelerini öneriyoruz" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli 17 Mayıs Hipertansiyon Günü vesilesiyle tıp literatüründe "sessiz katil" olarak bilinen hipertansiyon ile ilgili bilgiler verdi. Türkiye’de her 3 kişiden birinde bu hastalığın bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Seyfeli "Tansiyon, kanın damar duvarında yaptığı basınçtır. Bunun 140/90 milimetre üzerine çıkmasını da hipertansiyon olarak kabul ediyoruz. Hipertansiyon kardiyovasküler (kalp ve damar) hastalıklar içerisinde en sık rastladığımız risk olarak karşımıza çıkmakta ve kalp ile ilgili rahatsızlıkların neredeyse yüzde 50’den fazlasında hipertansiyon sorumlu olmaktadır. Hipertansiyon dünya genelinde yaklaşık 1.3 milyar insanı etkilemektedir. Ülkemizde de her 3 kişiden birinde tansiyon hastalığının olduğunu varsayıyoruz. Bu da erişkin toplumda yaklaşık 15-20 milyon insanın ülkemizde hipertansiyona sorunu olduğunu tahmin etmekteyiz" diye konuştu. "Kendine özgü bir şikayeti, belirtisi yok" Hipertansiyonun sessiz seyreden bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Seyfeli "Hipertansiyonun kendine özgü bir şikayeti yok. Hastaların birçoğunun tansiyon hastası olduğundan haberi bile yok. Bu oran yaklaşık yüzde 50 civarında. Bu gerçekten çok yüksek bir oran. Günümüz şartlarında tansiyonun bu kadar kolay teşhis edildiği ve çabuk ulaşılabildiği yerde halen insanların yarısının hasta olduğundan haberinin olmaması çok ilginç. Burada özellikle tıp derneklerine, sivil toplum kuruluşlarına, doktorlara ve basına da önemli bir rol düşüyor. Hastalarımız da farkındalığı artırmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Aort yırtılmasında da hipertansiyon gözlemleniyor" Hastalığın sinsi şekilde ilerleyerek organları bozduğunu belirten Prof. Dr. Seyfeli "Hastalar özellikle baş ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı, ritim bozuklukları gibi şikayetler ile gelmektedir. Bu tür şikayetler olsa da olmasa da biz özellikle 40 yaşın altındaki hastalara 3 yılda bir 40 yaşın üzerinde de yılda bir defa mutlaka tansiyonlarını ölçtürmelerini öneriyoruz. Tansiyondan özellikle başta kalp ve dolaşım sistemi olmak üzere beyin, böbrek ve göz en çok etkilenen organlar olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kalp krizleri, kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ve kapak bozukluğu ile karşımıza çıkabilir. Son dönemde gündemde olan aort damar genişliği ve aort yırtılmasında da hipertansiyonu sık görüyoruz. Beyinde felçleri görüyoruz. Demans bunlardan bir tanesi. Diyalize kadar giden böbrek bozuklukları ve körlükle seyreden göz komplikasyonları ile de hipertansiyon karşımıza çıkıyor" diye konuştu. "Başkasının ilaçlarını kullanmayın" Hastaların başkası adına yazılan ilaçları kullanmaması uyarısında bulunan Prof. Dr. Seyfeli "Hipertansiyon bu kadar korkutucu komplikasyonlar ile karşımıza çıksa da bu hastalık önlenebilir ve riskleri azaltılabilir bir hastalık. Burada en önemli iş yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi. İlaç tedavisinde özellikle kombinasyon tedavilerini tercih ediyoruz" dedi. İlaçları hastalara özel seçtiklerini vurgulayan Prof. Dr. Seyfeli, toplumda hastaların birbirlerinin ilaçlarını kullanmasının sıklıkla yapılan bir yanlış olduğunu söyledi. "Bu ilaç bize iyi geldi, sen de kullan" gibi tavsiyelerin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Seyfeli "Tansiyon olan hastada kalp yetmezliği varsa onun ilaçları farklı. Felç geçirmişse onun ilacı farklı. Böbrek bozukluğu varsa onun ilacını farklı olarak seçiyoruz. Her hastaya özel ilaç tedavisi uyguluyoruz. Bir hastaya iyi gelen ilaç diğer hastaya iyi gelmeyebilir. Buna dikkat etmelerini öneriyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:23
Düzce’de kilo takip ekipleri her yerde
DÜZCE(İHA) – Düzce İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri vatandaşların yoğun olduğu alanlarda kurdukları stantlarda vatandaşların vücut kitle indeksi (VKİ) ölçümlerini gerçekleştiriyor. Bu sayede fazla kilolu vatandaşlar tespit edilerek, ilgili merkezlere yönlendiriliyor. Sağlık Bakanlığımızca ülke genelinde başlatılan İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa kampanyası kapsamında, halk sağlığı hizmetleri başkanlığımıza bağlı merkez sağlıklı hayat merkezi tarafından Düzce Adliyesinde boy ve kilo ölçüm standı kuruldu. Etkinlik kapsamında Düzce adliyesinde görev yapan personellerin ve vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yaparak, beden kitle indekslerini (BKİ) hesaplayan sağlık çalışanlarımız, ölçüm sonuçlarına göre gerek duyulan bireyleri ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildiler. Etkinlik boyunca çalışanlara ve vatandaşlara bilgilendirici broşürler dağıttırılarak, ideal kilonun korunmasının kronik hastalıkların önlenmesindeki rolü hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:10
Hayat Hastanesi sağlık çalışanlarını unutmadı
Hayat Hastanesi Yönetimi, Dünya Hemşireler Günü’nde anlamlı bir etkinliğe imza atarak bünyelerinde görev yapan hemşireler ve sağlık çalışanları ile kahvaltı organizasyonunda bir araya geldi. Hayat Hastanesi konferans salonunda gerçekleştirilen organizasyona Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul ve yönetim kurulu üyeleri ile hemşireler, doktorlar ve sağlık çalışanları katıldı. Programda bir konuşma yaparak tüm sağlık çalışanlarının Dünya Hemşireler Günü’nü kutlayan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, "Kurum kültürü çok zengin bir sağlık kuruluşuyuz. Tüm misafirlerimizi tek tek karşılayan, gönüllerini hoş edip, ikramlar yapmaya çalışan bir anlayışın içerisindeyiz. Bizim çekirdek kadromuz bu anlayışla yetişti ve bugünlere kadar geldi. Tüm çalışma arkadaşlarımız da bu anlayışla çalışıyorlar. Bu anlayışımız başarı, memnuniyet anketlerimize de yüzde 98 oranlarında yansıyor. Aynı zamanda her gün hastanemize gelen yüzlerce, binlerce insandan gelen memnuniyetleri de duyuyoruz ve kıvanıyoruz. Bizler de hastane yönetimi olarak bu anlayışla çalışan mesai arkadaşlarımızın iyi ve kötü günlerinde yanlarında bulunmaya gayret gösteriyoruz" dedi. "Eğitim, bizim için çok önemli" Konuşmasında eğitime verdikleri değere de vurgu yapan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, "Her toplantımızda bilgi ve tecrübelerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda hastanemiz bünyesinde eğitim hemşirelerimiz var. Bu anlamda yönetimdeki arkadaşlarımızın ve eğitimci arkadaşlarımızın ayrı ayı önemli yönleri var. Performans ve gayrete yönelik ödüllendirme sistemimiz mevcut. Yanı sıra şehrimizdeki üniversite ve farklı eğitim kurumlarımızla çeşitli işbirliklerine de çok önem veriyoruz. Yeni hizmet binamızı da tıp fakültesi olarak hizmet verebilecek halde yapılandırıyoruz. Eğitim, kurumları çok farklılaştırıyor, geliştiriyor. Bizler de bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. "Manevi tarafı yüksek bir iş yapıyoruz" Hayat Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Fatih Özkul ise tüm hemşire ve sağlık çalışanlarının gününü kutlayarak, "Gerçekten kıymetli, meşakkatli ve merhamet isteyen bir iş yapıyorsunuz. Biz biliyor ve inanıyoruz ki tüm arkadaşlarımız bu işi gönülden yapıyorlar. Hastalarımıza ve ailelerine kendi yakınımızmış gibi bakıyoruz. Bebeklerden tutun da ameliyathaneye gelen hastalara kadar herkese gösterdiğimiz yakın ilgimizle çok kıymetli bir iş yapıyoruz. İyilik yapan iyilik bulur inancıyla çalışıyoruz. Bu, manevi tarafı yüksek bir iş. Bursa’da bu işleri en iyi yapan hastane olduğumuza inanıyoruz. Bunun için bir kez daha tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hayat Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Erol Comart ise sağlık çalışanlarının, sağlık sisteminin omurgası olduğunu belirterek, "Sizler olmadan bu sistemi sağlıklı bir şekilde yürütmek mümkün değil. Hekimlerimizin en büyük yardımcılarısınız ve iyi ki varsınız. İyi ki Hayat Hastanesi’nin birer ferdisiniz. Gününüzü kutluyorum" dedi. Hayat Hastanesi Başhemşiresi Gülşen Tutarlı, bu anlamlı organizasyon için hastane yönetimine teşekkür ederek, "Bugün; şefkatin, fedakarlığın ve insan sevgisinin adı olan hemşirelerimizi ve sağlık çalışanlarımızı onurlandırmak için bir aradayız. Sizler gecenizi gündüzünüze katıp hayat kurtaran, sadece hastalara değil, umuda da dokunan sağlık kahramanlarısınız. Her dokunuşunuzda iyileştiren, her sözünüzle güç veren yüreğinizle, sağlık sistemimizin sessiz ama en güçlü askerlerisiniz. Bu anlamlı günde emeğiniz, sabrınız ve özveriniz için teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul ve hastane yöneticileri, hastane tarafından yaptırılan hasta deneyimi memnuniyet anketinde en yüksek puan alan çalışanlara ve 2024 yılında yılın enleri olarak seçilen sağlık çalışanlarına teşekkür belgesi takdim etti.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:56
Anne adaylarına ‘Gebelik zehirlenmesi’ uyarısı
Gelişen teknoloji ve kolaylaşan hayat şartları ile birlikte artan hareketsiz yaşamın dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de doğurganlığı olumsuz etkilediği belirtildi. Hekimlik mesleğinin yanında zaman zaman kamuoyu aydınlatmaları ile tanınan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, halk arasında ‘gebelik zehirlenmesi’ olarak bilinen preeklampsi vakalarına karşı anne adaylarını uyardı. Gebelik zehirlenmesinde annenin kafatası içerisinde damar dışına sıvı sızmasının beyin ödemine neden olabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, bu durumda erken müdahalenin anne ve bebeğin hayatı için önemli olduğunu belirtti. Gebelik zehirlenmesinde annede baş ağrısı, görme bozuklukları, kafa içi basıncı artışı nedeniyle kusmalar, daha ileri aşamalarda beynin tüm fonksiyonlarında etkilenmenin sonucu olarak şuur kaybı, havale geçirme ve kasılmaların ortaya çıkabildiğini kaydeden Dr. Aydın, "Preeklampsi yani gebelik zehirlenmesi olarak bilinen sağlık sorununun, gebelerin yaklaşık yüzde 5’inde görülebilen bir vakadır. Bu durum genellikle gebeliğin 20. haftasından sonra ortaya çıkarak anne ve bebeğin hayatını riske atabilen bir sorundur. Hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalığı ve lupus eritematozus gibi bağ dokusu hastalığı bulunan kadınlar yüksek riskli gruplar arasında yer alır. Ancak önleyici tedavi yöntemleri ile bu risk azaltılabilir" diyerek bu grupta bulunan gebelerin doktor kontrollerini ihmal etmemesini önerdi. Gebe kalmayı düşünen bu risk grubundaki kadınların gebelik öncesi ya da erken gebelik döneminde mutlaka uzman doktorla görüşmesini öneren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, "Günlük hayatta gebelik zehirlenmesi olarak bilinen preeklampsi, sadece gebelikte ortaya çıkan, annenin tüm sistemlerini olumsuz etkileyen, anne ve karnındaki bebek için de risktir. Hastalığın genel tanımlaması gebede kan basıncının artışı ve idrarda protein kaçağı olması olarak yapılır. Bu hastalık yaklaşık bir asırdan bu yana bilinmesine rağmen nedeni tam olarak ortaya konulabilmiş değildir" diyerek erken tıbbı müdahale ile artık ölüm ve sakatlık risklerinin azaltıldığını kaydetti.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:56
Sağlıkçılardan ’Sağlığınızı ertelemeyin’ mesajı
17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla Menteşe Devlet Hastanesi’nde vatandaşların bilinçlendirilmesi amacıyla farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında hastaneye başvuran vatandaşlar ile gebelerin tansiyon ölçümleri yapılırken, hipertansiyon konusunda bilgilendirmelerde bulunuldu. Etkinlikte Kardiyoloji Uzmanı, Aile Hekimliği Uzmanı ve Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanının katkılarıyla hemşire ve ebe kadrosu aktif rol aldı. Etkinliğe katılan vatandaşlar, hipertansiyonun belirtileri, risk faktörleri, korunma yolları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirildi. Etkinlik sonunda vatandaşlara bilgilendirme broşürleri de dağıtıldı. Menteşe Devlet Hastanesi yetkilileri, vatandaşları belirli periyotlarla tansiyon ve genel sağlık kontrollerini yaptırmaları konusunda teşvik ederek, "Sağlığınızı ertelemeyin" mesajını yineledi.
17 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:17
Türkiye’de bir ilk olan MS Farkındalık Projesi tanıtıldı
Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi bünyesinde yürütülen ve Türkiye’de bir ilk olan "Hayata Gülümse: MS (Multiple Skleroz) Hastalığında Farkındalık Projesinin lansmanı yapıldı. Proje kapsamında hazırlanan, söz ve müziği sanatçı Gülşah Tanrıöver’e ait farkındalık şarkısının NÖHÜ Müzik Eğitimi Korosu tarafından seslendirildiği programda, ayrıca hazırlanan müzik klibi gösterildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, NÖHÜ Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Nalan Gördeles Beşer ve Proje Yürütücüsü ve Sanatçı Dr. Gülşah Tanrıöver açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. Yapılan konuşmaların ardından Türkiye MS Derneği Başkanı Doç. Dr. Melih Tütüncü tarafından katılımcılara MS (Multiple Skleroz) hastalığı ve tedavi süreci hakkında bilgiler verildi. NÖHÜ Şehit Ömer Halisdemir Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen lansmana Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, Niğde Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çifcibaşı, Türkiye MS Derneği Başkanı Doç. Dr. Melih Tütüncü, Genel Sekreter Abdulgani Özkan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bekir Çınar, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı. Tok: " Bu proje üniversite-şehir-toplum bütünleşmesinin başarılı bir örneği" Programda açılış konuşması yapan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nafiz Tok, toplumsal fayda çalışmalarının üniversitenin stratejik hedefleri arasında olduğuna vurgu yaparak, "Üniversitemiz her geçen gün toplumsal meselelere ilişkin başarılı farkındalık faaliyetlerini artırarak sürdürüyor. Gerek personel gerekse öğrenci düzeyinde buna yakinen şahit oluyoruz." dedi. Türkiye’de bir ilk olan MS Farkındalık Projesi’nin üniversite, şehir ve toplum bütünleşmesinin başarılı bir örneği olduğunu belirten Tok, yakın vadede projenin çok önemli çıktılarının da görüleceğini ifade etti. Proje ekibinde NÖHÜ’den akademisyenler yer alıyor NÖHÜ-BAP Sosyal Sorumluluk Projeleri kapsamında desteklenen ve Rektör Prof. Dr. Hasan Uslu’nun himayelerindeki projenin yürütücülüğünü akademisyen sanatçı Dr. Öğr. Üyesi Gülşah Tanrıöver yaparken, proje ekibinde ise NÖHÜ Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Nalan Gördeles Beşer, NÖHÜ Kurumsal İletişim Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim KOÇ, NÖHÜ Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi ABD öğretim üyeleri Dr. Öğr. Üyesi Aysun Rabia Hamzaoğlu Birer ve Dr. Öğr. Üyesi Ali Delikara yer aldı. Proje klibinde müzik camiasından önemli isimler yer alıyor Proje kapsamında hazırlanan müzik klibinde, sözü ve müziği sanatçı akademisyen ve proje yürütücüsü Gülşah Tanrıöver’e ait farkındalık şarkısı, Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı Korosu tarafından seslendirildi. Aranjesi Ali Delikara, bölüm korosu sunumları ise Aysun Rabia Hamzaoğlu Birer tarafından yapılan şarkının klip yönetmenliğini Ahmet Ulvar Tanrıöver, görüntü yönetmenliğini Enes Bilal Taşçı gerçekleştirdi. Klipte müzik sektöründe yer alan Aydilge, Doğuş, Aşkın Nur Yengi, Özgün, Sinan Özen, Fundyy, Ömür Gedik, Dr. Murat Topoğlu, Nadide Sultan, Gülşah Tanrıöver gibi sanatçılar MS hastalığına ilişkin farkındalık adına mesajlar verdiler.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder