Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Hakan Safi: "Fenerbahçe’nin şanlı tarihini tekrar geri getireceğiz"
Çağla Tuğaltay cinayetinde flaş gelişme: Ölen komşusunun mezarı açıldı
Bakan Fidan: "Almanya'yla iş birliğimizi kararlılıkla sürdüreceğiz"
Türk Telekom CEO’su Şahin: "Yerli ve milli haberleşme cihazı üretimi kırmızı çizgimizdir"
Pakistan İçişleri Bakanı Naqvi, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile bir araya geldi
Mersin’de 4 kişinin öldüğü silahlı saldırı anı kamerada
Beşiktaş’ta 39 maçlık ikinci Sergen Yalçın dönemi
SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28
Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29
Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54
Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın"
Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05
"Sessiz katil" hipertansiyona dikkat
Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:35
Şeker sanıp yuttu, pil olduğu filmde ortaya çıktı: "Ölüme kadar götürebiliyor"
3
17 Mayıs 2026 Pazar- 11:12
Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
5
18 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:37
"Eski akciğer ve karın filmleri skolyoz teşhisinde ipucu olabilir"
08 Mayıs 2025 Perşembe - 15:24
Jandarmadan kan bağışı
Hakkari İl Jandarma Komutanlığı personeli kan bağışında bulundu. Jandarma tarafından yapılan açıklamada, "Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı personelince; kan bağışının toplumsal bir davranış haline getirilerek sonraki nesillere aktarılmasının önem arz etmesi ve ülkemizin ihtiyacı olan kan teminine katkı sağlamak amacıyla 7 Mayıs 2025 tarihinde Türk Kızılay’ına kan bağışında bulunulmuştur. Kızılay Kan Merkezi görevlileri düzenli olarak belirli aralıklarla kan bağışı yapan ve ülkemizin kan ihtiyacının karşılanması hususunda desteklerini esirgemeyen Hakkari İl Jandarma Komutanlığı personeline teşekkür etmiştir" denildi.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 15:23
Siirt’te KKKA hakkında bilgilendirme yapıldı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hakkında bilgilendirme yapıldı. Hastanede düzenlenen programda, enfeksiyon hastalıkları konusunda uzman isimler, personelin bilgi ve farkındalığını artırmaya yönelik sunumlar gerçekleştirdi. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Eren Arkalı tarafından KKKA hakkında bilgilendirme yapıldı. Dr. Arkalı, tehlikeli enfeksiyon hastalığının özellikle kırsal bölgelerde daha yaygın olduğunu belirterek, korunma önlemleri, erken tanının önemi ve tedavi yöntemleri üzerine bilgiler paylaştı. Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Başhekim Yardımcısı Emine Kübra Dindar ise, kızamık hastalığı konusunu ele aldı. Kızamık hastalığının belirtileri, bulaş yolları, korunma yöntemleri ve tedavi süreçleri detaylı şekilde anlatıldı.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 13:47
El hijyeni yaşam süresini de etkiliyor
Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, pek çok hastalığın eller aracılığıyla bulaştığına dikkat çekerek, "Sağlıklı yaşam ve birçok hastalık etkeninden korunmak için ellerimizi sık sık ve doğru şekilde yıkamamız gerekir" dedi. Temiz ellerin hayat kurtaracağını vurgulayan Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin toplum sağlığı için aslında çok önemli şeyler ifade ettiğini belirterek, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi. Sağlıklı yaşamak ve birçok hastalıktan korunmak için ellerin doğru şekilde ve gerektiği durumlarda gereken sürelerine de uyarak elleri temiz hale getirme işlemine ‘el hijyeni’ denildiğini belirten Prof. Dr. Ersoy, "Neden önemli dersek; çünkü insan sağlığını tehdit eden birçok hastalık ellerimiz yoluyla insanlara bulaşır. En basit örnekleri verirsek mesela dizanteri, tifo, grip gibi ki sayıyı çok daha arttırabiliriz. Birçok hastalık ellerimiz yoluyla bulaşır. El hijyenini sağlamadığımızda vücudumuz dışarıdan patojen olarak düşündüğümüz, başka insanlardan, bazen çevreden, bazen hayvanlardan, bazen topraktan gelen mikroorganizmaların insan vücuduna girişinde en önemli rolü oynar. Bunun için temiz eller her zaman hayat kurtarır" dedi. "Su ve sabun en doğrusu" İnsanların ortalama yaşam süresinin giderek artmasında da el hijyeninin önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Ersoy, "El hijyenini sağlarken toplum sağlığı için sosyal alanda el hijyenini olarak konuşursak ellerimizi su ve sabunla yıkamamız en doğrusudur. Tabii burada aşırı el hijyeni sağlayacağız düşüncesi bizi hata yapmaya itebilir. Sıklıkla yapılan bir hata antibakteriyel sabunlarla ellerimizi yıkamaktır. Halbuki su ve sabun en doğrusudur ve yeterlidir" diye konuştu. Prof. Dr. Ersoy, elleri yıkarken öncelikle musluğu açıp suyun altında birkaç saniye kaba kirlerin akmasını sağlamak, sonra sıvı sabunu avuçlara alıp, sıvı sabunla elleri yeterince yani 15-30 saniyelik bir süre boyunca ovalamak gerektiğini anlattı. Elde ovalama zamanı ve sonrasında elleri bol suyla durulamak gerektiğini söyleyen Ersoy, "Eğer evimizde değilsek, toplu yaşanılan yerlerdeysek kâğıt havlu ile ellerimizi kurulamamız ve bu kâğıt havluyla musluğu kapatmamız hatta tuvaletten çıkıyorsak bu kâğıt havluyla kapı kolunu açmamız mümkünse daha doğru olacaktır. Bu şekilde ellerimizin temizliğini devam ettirmiş oluruz" diye konuştu. "Sigaradan sonra da el yıkanmalı" Ne zaman el yıkanması gerektiğine de değinen Prof. Dr. Ersoy, yemek yemeden önce, sonra yemek hazırlamadan önce tuvaletten sonra mutlaka el hijyeninin sağlanması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Ersoy, Dünya Sağlık Örgütü’nün sigara içimi sırasında sigaradan ellere geçecek kimyasallar ve kül bulaşması ihtimaline karşı sigarayı içtikten sonra da el hijyeni sağlanmasını önerdiğini aktardı. Yine hayvanlarla temas sonrası, çöpe temas sonrası, yara pansuman değiştirme ya da çocuk bezi değişme sonrası mutlaka ellerin su ve sabunla doğru şekilde yıkanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, "Bu özen kesinlikle doğrudan etki ediyor. İnsanların yaşam süresinin uzamasında hijyen kavramının olduğunu ve burada büyük oranda el hijyeninde önemli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim" ifadelerini kullandı.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 13:40
El hijyeni yaşam süresini de etkiliyor
Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, pek çok hastalığın eller aracılığıyla bulaştığına dikkat çekerek, "Sağlıklı yaşam ve birçok hastalık etkeninden korunmak için ellerimizi sık sık ve doğru şekilde yıkamamız gerekir" dedi. Temiz ellerin hayat kurtaracağını vurgulayan Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy el hijyeninin toplum sağlığı için aslında çok önemli şeyler ifade ettiğini belirterek, konuyla ilgili önemli bilgiler verdi. Sağlıklı yaşamak ve birçok hastalıktan korunmak için ellerin doğru şekilde ve gerektiği durumlarda gereken sürelerine de uyarak elleri temiz hale getirme işlemine ‘el hijyeni’ denildiğini belirten Prof. Dr. Ersoy, "Neden önemli dersek; çünkü insan sağlığını tehdit eden birçok hastalık ellerimiz yoluyla insanlara bulaşır. En basit örnekleri verirsek mesela dizanteri, tifo, grip gibi ki sayıyı çok daha arttırabiliriz. Birçok hastalık ellerimiz yoluyla bulaşır. El hijyenini sağlamadığımızda vücudumuz dışarıdan patojen olarak düşündüğümüz, başka insanlardan, bazen çevreden, bazen hayvanlardan, bazen topraktan gelen mikroorganizmaların insan vücuduna girişinde en önemli rolü oynar. Bunun için temiz eller her zaman hayat kurtarır" dedi. "Su ve sabun en doğrusu" İnsanların ortalama yaşam süresinin giderek artmasında da el hijyeninin önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Ersoy, "El hijyenini sağlarken toplum sağlığı için sosyal alanda el hijyenini olarak konuşursak ellerimizi su ve sabunla yıkamamız en doğrusudur. Tabi burada aşırı el hijyeni sağlayacağız düşüncesi bizi hata yapmaya itebilir. Sıklıkla yapılan bir hata antibakteriyel sabunlarla ellerimizi yıkamaktır. Halbuki su ve sabun en doğrusudur ve yeterlidir" diye konuştu. Prof. Dr. Ersoy, elleri yıkarken öncelikle musluğu açıp suyun altında birkaç saniye kaba kirlerin akmasını sağlamak, sonra sıvı sabunu avuçlara alıp, sıvı sabunla elleri yeterince yani 15-30 saniyelik bir süre boyunca ovalamak gerektiğini anlattı. Elde ovalama zamanı ve sonrasında elleri bol suyla durulamak gerektiğini söyleyen Ersoy, "Eğer evimizde değilsek, toplu yaşanılan yerlerdeysek kâğıt havlu ile ellerimizi kurulamamız ve bu kâğıt havluyla musluğu kapatmamız hatta tuvaletten çıkıyorsak bu kâğıt havluyla kapı kolunu açmamız mümkünse daha doğru olacaktır. Bu şekilde ellerimizin temizliğini devam ettirmiş oluruz" diye konuştu. "Sigaradan sonra da el yıkanmalı" Ne zaman el yıkanması gerektiğine de değinen Prof. Dr. Ersoy, yemek yemeden önce, sonra yemek hazırlamadan önce tuvaletten sonra mutlaka el hijyeninin sağlanması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Ersoy, dünya Sağlık Örgütü’nün sigara içimi sırasında sigaradan ellere geçecek kimyasallar ve kül bulaşması ihtimaline karşı sigarayı içtikten sonra da el hijyeni sağlanmasını önerdiğini aktardı. Yine hayvanlarla temas sonrası, çöpe temas sonrası, yara pansuman değiştirme ya da çocuk bezi değişme sonrası mutlaka ellerin su ve sabunla doğru şekilde yıkanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, "Bu özen kesinlikle doğrudan etki ediyor. İnsanların yaşam süresinin uzamasında hijyen kavramının olduğunu ve burada büyük oranda el hijyeninde önemli olduğunu söylemeden geçemeyeceğim" ifadelerini kullandı.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 13:34
Elazığ’da sağlık çalışanlarına yönelik ileri yaşam desteği eğitimi
Fırat Üniversitesi Hastanesi çalışanlarına yönelik "İleri yaşam desteği eğitimi" gerçekleştirildi. Fırat Üniversitesi Hastanesi, sağlık çalışanlarının acil durumlara müdahale becerilerini artırmak amacıyla "İleri yaşam desteği eğitimi" düzenledi. Hastanenin 6. kat konferans salonunda gerçekleşen eğitime çok sayıda sağlık personeli katıldı. Eğitimde konuşan Fırat Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Aksu, sağlık alanında zamanında ve doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Kalp ve solunum durmalarında erken ve etkili müdahalenin, hastaların yaşama şansını büyük ölçüde artırdığını belirten Dr. Aksu, bu tür durumların sadece hastane içinde değil, hastane dışında da yaşanabileceğine dikkat çekti. Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Aksu, acil müdahalede zamanın önemli olduğunu belirterek, kalp veya solunum durması halinde ilk 4 dakika içinde temel yaşam desteğine, ilk 8 dakika içinde ise ileri yaşam desteğine başlanması gerektiğini, 10. dakikadan sonra oluşan beyin hasarının ise çoğunlukla kalıcı hale geldiğini söyledi. Aksu ayrıca kesintisiz ve kaliteli göğüs masajının yanı sıra erken şok uygulamasının ileri yaşam desteği sürecinde kritik role sahip olduğunu, kalp masajı sırasında temel havayolu yönetiminden ileri düzey havayolu desteğine kadar olan sürecin doğru uygulanması gerektiğini, adrenalin uygulamasının zamanlamasının önemli olduğunu ve mümkün olan en kısa sürede başlanmasının önem arz ettiğini kaydetti.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 13:20
Yapay zeka eczacılığa da damga vuracak
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ), CO-PHARM’25 Eczacılık Öğrenci Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri, eczacılıkta yapay zekanın geleceğini konuşurken, parfümden kamu eczacılığına kadar geniş yelpazede oturumlar ve atölyeler düzenlendi. Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde yer alan Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, eczacılık alanının en önemli öğrenci organizasyonlarından biri olan CO-PHARM’25 Eczacılık Öğrenci Kongresi’ne ev sahipliği yaptı. Üniversitenin Eczacılık Fakültesi tarafından ilk kez düzenlenen kongre, Türkiye’nin dört bir yanından gelen eczacılık öğrencilerini, akademisyenleri ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Etkinlik, mesleğin farklı yönlerini kapsayan zengin içeriğiyle dikkat çekerken, özellikle "Eczacılıkta Yapay Zeka" temalı oturumlar yoğun ilgi gördü. Etkinliğin açılış konuşmaları, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gönül Şahin, Kocaeli Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Mustafa Ezer ve CO-PHARM ‘25 Öğrenci Kongresi Başkanı Eczacılık Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi Sudenaz Yaşar tarafından yapıldı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas yaptığı açılış konuşmasında; teknoloji ve yapay zekanın hakim olduğu bu dönemde eczacılık eğitiminin dönüşümü, gelecekteki ilaç üretim ve uygulama sürecine etkisi açısından kongrenin büyük önem taşıdığını ve üniversitenin buna yönelik öncü uygulamalarının dikkat çektiğini söyledi. Kongrede, yapay zekanın eczacılık mesleğine etkileri ve önümüzdeki 30 yılda mesleğin nasıl evrileceğine dair detaylı değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca endüstri eczacılığı, dermokozmetik, kamu eczacılığı gibi alanlarda 6 ana oturum düzenlendi. Atölyeler düzenlendi Uygulamalı atölye çalışmaları da etkinliğin dikkat çeken yönlerinden biri oldu. Parfüm tasarımı ve aromaterapi gibi konularda düzenlenen atölyeler büyük ilgi gördü. Öğrenci bildirileri, poster sunumları ve sponsor iş birlikleriyle zenginleşen kongre, geleceğin eczacı adaylarına hem bilimsel hem de mesleki anlamda geniş bir vizyon sundu. "Fakültemizin ilk öğrenci kongresi" Fakülte Dekanı Prof. Dr. Gönül Şahin, etkinliğin önemine vurgu yaparak, "Bu fakültemizin ilk öğrenci kongresi. Öğrencilerimizin derslerinin yanı sıra büyük bir özveriyle yürüttüğü bu organizasyon, onların erken yaşta deneyim kazanmasına imkan sağladı. Hem akademik hem de sosyal anlamda ciddi bir kazanım sundu" dedi. "Bize önemli fırsatlar sunuyor" Kongre koordinatörlerinden Sudenaz Yaşar, Kocaeli’nin sanayi kenti olmasının öğrencilere sağladığı avantajlara değinerek, "Sanayi kenti olan Kocaeli, ilaç firmaları açısından büyük bir potansiyele sahip. Bu da biz öğrencilere hem staj hem de kariyer açısından önemli fırsatlar sunuyor. Kongremize olan yoğun ilgi, doğru bir iş yaptığımızı gösterdi" diye konuştu. Kongrenin ilk gününe Doç. Dr. Muhammet Emin Çam, Ecz. Şevval Güven, Prof. Dr. Funda Yalçın, Doç. Dr. Songül Tezcan ve Uzm. Klinik Eczacı Müzeyyen Aksoy yer aldı. İkinci gün ise Ecz. Yücelen Gönen, Kaan Kalaycı, Beyza Nur Özdamar, Prof. Dr. Elif Damla Arısan, Uzm. Ecz. Hülya Kayhan ve Ecz. Şenay Can katıldı. Kongrede, teknoloji ve yapay zamanın hakim olduğu bu dönemde eczacılık eğitiminin dönüşümü, ilaç üretimi ve uygulama sürecine etkisi çarpıcı örneklerle paylaşıldı.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 13:19
200 kilo ağırlığındaki kadın hastaneye nakledildi
Muş’ta 200 kilo ağırlığındaki hasta kadın, ambulansla hastaneye nakledildi. Malazgirt ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki 200 kilo ağırlığındaki kadın hasta, rutin kontrollerini yaptırmak üzere Muş Devlet Hastanesine gitmek için 112 Acil Çağrı Merkezinden ambulans talebinde bulundu. Vatandaşın sağlık durumu ve fiziksel özellikleri göz önünde bulundurularak, İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde özel donanıma sahip obez ambulans görevlendirildi. Ekipler, kısa sürede adrese ulaşarak hastanın güvenli bir şekilde Muş Devlet Hastanesine naklini sağladı. Hastanın kontrolleri hastanede devam ederken, yetkililer benzer durumlar için obez ambulansın her an göreve hazır olduğunu bildirdi.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 12:50
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde KOAH Hastalarına bronkoskopik hacim küçültücü coıl tedavisi uygulaması başladı
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) hastalarına bronkoskopik hacim küçültücü COIL (Akıllı sarmal tel) tedavisi başladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, KOAH’ın başta sigara içen kişilerde olmak üzere, hava kirliliği, biyoyakıtlar gibi nedenlerle akciğerin normal dokusu yerine hava keseciklerinin (Amfizem) oluştuğu bir hastalık olduğunu söyledi. "Amfizem alanları hastanın nefes kapasitesine katkı sağlamamakta, hastada nefes darlığına ve efor kapasitesinde azalmaya sebep olmaktadır. Bu durum hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir" diyen Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti: "İleri evre KOAH hastalarında amfizem alanlarının azaltılmasına yönelik cerrahi ve cerrahi dışı girişimler yapılmaktadır. Cerrahi işlemler bu hastaların mevcut ek hastalıkları nedeni ile riskli olduğundan daha az tercih edilmektedir. Son zamanlarda giderek yaygınlaşan bronkoskopik tedavi yöntemleri KOAH hastaları için umut ışığı olmuştur. Herhangi bir cerrahi kesi olmadan tamamen endoskopik (Bronkoskopik) olarak yapılan bu işlemde COIL adıyla bilinen hafızalı sarmal tel akciğerin amfizemli bölgelerine yerleştirilerek amfizemli akciğer hacminin azaltılmasını ve böylece sağlam akciğer dokusunun havalanmasına imkan sağlamaktadır. Yaklaşık olarak 30-40 dakika süren bu işlemde hastalar sonraki gün taburcu olmaktadır." Uluslararası birçok çalışmada COIL tedavisinin uygulandığı KOAH hastalarında nefes darlığı hissinde azalma, günlük işlerini daha kolay yapma, merdiven inip çıkmada kolaylık, yürüme mesafesinde artmanın beklendiğini kaydeden Prof. Dr. Elbeyli, sözlerini şöyle tamamladı: "Nefes darlığı nedeni ile sürekli hastaneye başvuran KOAH hastalarında yaşam kalitesi artıran bu tedaviyi SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahi ve Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı olarak sunmaktan mutluluk duymaktayız."
08 Mayıs 2025 Perşembe - 12:40
Nilüfer’de ilk yardım eğitimi düzenlendi
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleşen etkinlikte İş Güvenliği ve İlk Yardım Uzmanı Hasan Hür, doğru ilk yardım müdahaleleri hakkında bilgi vererek uygulamalı olarak gösterdi. Nilüfer Belediyesi’nin Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlediği "Sağlık Buluşmaları", 1-7 Mayıs Trafik ve İlk Yardım Haftası kapsamında gerçekleştirilen etkinlikle devam etti. Programa, Nilüfer Nur-Hayati Kurtcan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri ile vatandaşlar katıldı. Etkinliğin konuğu olan İş Güvenliği ve İlk Yardım Uzmanı Hasan Hür, temel ilk yardım uygulamalarına dair bilgiler paylaştı. Bayılma ve kalp krizi gibi acil durumlarda yapılması ve kaçınılması gerekenleri örneklerle anlatan Hür, doğru müdahalenin hayat kurtardığını vurguladı. "Yanlış müdahale hayatı riske atıyor" Bayılmalarda kişinin ayaklarının 30 santimetre yukarı kaldırılmasının, beyne kan akışını sağlamak için kritik olduğunu belirten Hür, dilin geriye kaçmasının ise hayati tehlike oluşturduğunu ifade etti. Sara krizlerinde ise kişinin ağzına müdahale etmenin tehlikeli olduğunu söyleyen Hür, "Yanlış bir hamlede parmak kaybı bile yaşanabilir" dedi. Kalp krizi geçiren birine nasıl davranılması gerektiğini de anlatan Hür, şu bilgileri paylaştı: "Kalp krizi geçiren kişi sırt üstü yatırılmamalı, öksürtülmemeli ve su verilmemelidir. Kıyafetleri gevşetilmeli, yarı oturur pozisyona alınmalı ve hemen 112 aranmalıdır." Hür, genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığını vurgularken, düzenli kontrollerin ve stres yönetiminin önemine de değindi. Trafik kazalarında ise iç kanama riskine dikkat çekerek, kazazedeye su verilmemesi ve yerinden oynatılmaması gerektiğini söyledi. Eğitimin sonunda Hasan Hür, maket üzerinde temel ilk yardım müdahalelerini uygulamalı olarak gösterdi.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 12:23
(Düzeltme) Şehir Hastanesi’nde kurulan inme merkezi törenle hizmete girdi
Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nde kurulan inme merkezi, düzenlenen törenle hizmete girdi. Kamu hastanelerindeki 41. inme merkezi, Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nde hizmete alındı. Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nin konferans salonunda düzenlenen törene eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Emrah Ceviz, İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan katıldı. 8 milyona yakın hastaya hizmet verildi Programda konuşan eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, şehir hastanesinin açıldığı günden bu yana yaklaşık 8 milyon hastaya hizmet verdiğini belirtti. Sadece 2024 yılında 1 milyon 700 bin hastaya hizmet sunulduğunu ifade eden Şentop, "Bu hastaların 300 bini şehir dışından geldi. Dolayısıyla hastane, yalnızca Tekirdağ’a değil Trakya ve çevre illere hatta yurtdışından gelen hastalara da hizmet veriyor. Bölgenin sağlık üssü haline geldi" dedi. Zamanla yarışan merkez: İnme merkezi Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Emrah Ceviz, inme merkezlerinin inmeyi önlemede hayati önem taşıdığını belirterek, "6 yoğun bakım ve 6 servis yatağıyla hizmet verecek bu merkez, önemli bir ihtiyacı karşılayacak" diye konuştu. İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan ise merkezin zamanla yarışan bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Kalkan, "2023 yılında 642, 2024 yılında 677, 2025’in ilk çeyreğinde 180 hastamızı inme nedeniyle il dışına sevk ettik. Bu süreçte 2 bin personel görevlendirildi, bin 319 saat ambulans kullanıldı ve 197 bin 500 kilometre yol yapıldı" dedi. Tekirdağ Valisi Recep Soytürk de şehir hastanesine yönelik memnuniyetin yüksek olduğunu, kentte yapımı süren yeni hastanelerin de kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Konuşmaların ardından Vali Soytürk, Mustafa Şentop’a hediye takdim etti. Emrah Ceviz’e tabloyu İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan verirken, Başhekim Lütfi Çağatay Onar da Karacakılavuz dokuması hediye etti. Törene Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı Erdal Şenol’da katıldı. Tören, edilen dua sonrası protokol üyelerinin kurdele kesimiyle sona erdi.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 12:15
Kütahya Şehir Hastanesinde primer sezaryen oranları masaya yatırıldı
Kütahya Şehir Hastanesi’nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları ile primer sezaryen oranlarının gelişmiş ülkeler seviyesine indirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantı gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş başkanlığında primer sezaryen oranlarının gelişmiş ülkeler seviyesine indirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, son 6 aylık süreçte primer sezaryen oranlarının düşürülmesi konusunda gösterilen özverili çalışmalar dolayısıyla Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Uzm. Dr. Kübra İnan, Uzm. Dr. Pınar Birol İlter ve Uzm. Dr. Mübetcel Ocak Turgut’a, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş tarafından teşekkür belgeleri takdim edildi.
08 Mayıs 2025 Perşembe - 11:31
Sinop’ta Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Toplantısı
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dt. Halil İbrahim Ustaoğlu’nun başkanlığında Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, evde sağlık hizmetlerinde sunulan bakım süreçleri, ekip koordinasyonu, hasta memnuniyeti ve hizmet kalitesi değerlendirildi. Hizmetlerin daha etkin ve kapsayıcı hale gelmesi için yapılabilecek iyileştirmeler ele alınarak çözüm odaklı kararlar alındı. Toplantı sunum yapan Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörü Uzm. Dr. Merve Nur Serçe Özkoç, hizmetlerin etkinliğini artırmak için yürütülen çalışmaları anlattı. Yetkililer, Sinop’un yaşlı, yatağa bağımlı ve kronik hastalara yönelik sunduğu yerinde sağlık hizmetleriyle vatandaş memnuniyetini artırdığına dikkat çekerek, ilin bu alandaki başarısının sürdürülebilirliğini vurguladı. Toplantıya, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Aslı Kavizade, Atatürk Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcıları Dr. Can Ünaldı ve Opr. Dr. Aytaç Taşçı, Birim Sorumlusu Çiğdem Aksu, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Ferda Çalışkan ile ilgili birim sorumluları katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder