Son Dakika
|
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Parası çalınan askerin imdadına taksi şoförü yetişti
Bayraklı Belediyesi’nde memurların hak arayışı sürüyor
Siirt’te heyelan: Minibüs mahsur kaldı
Mabel Matiz’e 3 yıla kadar hapis talebi
Trendyol Süper Lig’de 32. hafta heyecanı
Karayazı’da gölet taştı, yol ulaşıma kapatıldı
İngiltere Kralı III. Charles 11 Eylül Anıtı’nı ziyaret etti, kurban yakınlarıyla bir araya geldi
SAĞLIK
Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26:52
Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:21
Yaz mevsimi öncesi diyet uyarısı: Yanlış yöntemler sağlığı tehdit ediyor
KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı; yaz mevsimi öncesinde hızlı kilo vermek isteyen vatandaşlara yönelik uyarılarda bulundu. Dokumacı; doktor ve uzman kontrolü olmadan zayıflamanın sağlığı tehdit edebileceğini söyledi. Yaz mevsiminin yaklaşılmasıyla birlikte hızlı kilo verme çabasının arttığını belirten Dokumacı; "Yaz mevsimine girişte hızlı kilo kaybetmek için doğru bilinen yanlışlar uygulanabiliyor. Bu listenin başında yetersiz protein alımı geliyor. Kalori alımını kesmek uğruna çok kısıtlı diyetler uygulanıyor" dedi. Aktarlarda satılan bitki çayları ve ürünlerin her metabolizmaya uygun olmadığını ifade eden Dokumacı, bu tür ürünlerin bilinçsiz kullanımının sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti. Sağlıklı kilo vermenin temelinin dengeli beslenmeden geçtiğini vurgulayan Dokumacı, "Doğru zayıflamak için yapılacak en önemli şey yeterli protein alımıdır. Aynı zamanda karbonhidrat alımlarına dikkat etmek, su tüketimini artırmak ve hareketli bir yaşam tarzı benimsemek gerekmektedir" diye konuştu. Zayıflama sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini aktaran Dokumacı; "Bizim için önemli olan diyet uzmanı ve doktor kontrolü, düzenli kan sonuçlarının takip edilmesidir. Hızlı kilo kayıpları normal değildir. Hızlı verilen kilolar, aynı şekilde hızlı bir şekilde geri alınır" ifadelerini kullandı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:18
Sıcaklar keneyi erken uyandırdı: "Belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeyin"
Mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, doğadaki kene popülasyonunun beklenenden erken hareketlenmesine neden oldu. Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, özellikle piknik alanları, tarım arazileri ve hayvancılık bölgelerinde artan riske karşı vatandaşları uyararak; kene tehlikesine karşı alınması gereken önlemleri anlattı. İstanbul Arel Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar nedeniyle kene popülasyonunun erken uyanmaya başladığını belirterek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu. Mevsim geçişiyle birlikte kene vakalarındaki artış, özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu bölgelerinde "hiperendemik" seviyede seyrediyor. Uzmanlar, doğa aktivitelerinde fiziksel korunmanın ve doğru müdahalenin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’de en tehlikeli tür Hyalomma Türkiye genelinde kene kaynaklı hastalıkların ana taşıyıcısının Hyalomma cinsi keneler olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Özellikle Hyalomma marginatum, ülkemizde ölümcül seyredebilen KKKA virüsünün en yaygın ve etkili vektörü olarak bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dermacentor ve Rhipicephalus gibi türler de bölgesel olarak farklı patojenleri taşıma riski barındırmaktadır" dedi. Aylin Güzel Dağ açıklamasına şöyle devam etti: "Ülkemizde ilk kez 2002 yılında Tokat, Sivas ve Çorum çevresinde dikkat çeken KKKA, günümüzde İç Anadolu ve Karadeniz’in kesiştiği yaklaşık 30 ili kapsayan coğrafi alanda yoğun olarak görülmektedir. Hastalık, virüsü taşıyan kenelerin yaşam alanlarıyla doğrudan bağlantılıdır." Bu belirtilerle ortaya çıkıyor Kene tutunmasını takiben kuluçka süresi genellikle 1 ile 3 gün arasındadır; ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilir. Eğer virüs enfekte kan veya doku temasıyla bulaşmışsa, kuluçka süresi 13 günü bulabilmektedir. Dağ, ani başlayan yüksek ateş (38 derece), şiddetli baş ağrısı ve halsizlik, yaygın vücut, eklem ve kas ağrıları, bulantı ve kusma, ciltte görülen kırmızı döküntüler (peteşi) görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasını gerektiğini belirtti. Dağ, kene çıkarırken yapılan hatalara dikkat çekti Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, "Toplumda yaygın olan üzerine alkol, kolonya dökmek veya sigara basmak gibi yöntemler, hastalığın bulaşma riskini dramatik şekilde artırır. Bu maddeler kenenin strese girip mide içeriğini (ve virüsü) doğrudan kana kusmasına neden olur" diyerek doğru müdahale adımlarını şöyle sıraladı: "Kene, vakum etkisi oluşturmadan ince uçlu bir cımbızla baş kısmından tutulmalıdır. Ezilmeden, dik bir şekilde yukarı doğru çekilerek çıkarılmalıdır. Eğer kişi kendine güvenmiyorsa, hiç müdahale etmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa, virüs bulaşma riski o kadar azalır." "Eve dönüldüğünde vücut taraması yapın" Kenelerin vücudun sıcak ve nemli bölgelerini tercih ettiğini belirten Dağ, doğadan döndükten sonra koltuk altları, kasıklar, diz arkaları, göbek deliği çevresi ile en kritik nokta olan kulak arkası ve saç diplerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti. "Kene ısırığı, belirti bekleyecek bir durum değildir; zaman en kritik faktördür" diyen Güzel, vatandaşları hayati bir hata konusunda uyardı. Kene ile temas sonrası ateş veya halsizlik gibi belirtilerin ortaya çıkmasını beklemenin geri dönülemez sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Güzel, "Vücutta kene fark edildiği anda panik yapmadan ama saniyelerle yarıştığımızı bilerek en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemeyin" Aylin Dağ Güzel, kenelerin hafife alınmaması gereken ciddi bir tehdit olduğunu belirterek şu hayati uyarıda bulundu: "Kenelerin kendiliğinden düşmesini beklemek ya da durumu basit bir böcek ısırığı olarak değerlendirmek geri dönüşü olmayan, ölümcül sonuçlara yol açabilir. KKKA ile mücadelede en güçlü silahımız; bireysel korunma yöntemlerini tavizsiz uygulamak ve bir belirti fark edildiği anda vakit kaybetmeden profesyonel tıbbi yardım almaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Nisan 2026 Çarşamba- 10:56
Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı"
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
23 Mart 2026 Pazartesi - 12:39
Aile hekiminin ısrarı hayat kurtardı: "İhmal ettiğim test sayesinde kanserden kurtuldum"
Yalova’da yaşayan İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, aile hekiminin yoğun ısrarı ve yakın takibi sayesinde, ihmal ettiği tarama testiyle erken evrede yakaladığı kanseri yenmeyi başardı. Özsoy, "Eğer doktorumun ısrarını dinlemeseydim, belki de bugün hayatta olmayacaktım" dedi. Yalova İlçe Özel İdare Müdürü Burhan Özsoy, yaklaşık dört ay önce rutin bir kontrol için aile hekimine başvurdu. Özsoy, daha önceki ziyaretlerinde kendisine defalarca önerilmesine rağmen iş yoğunluğu ve çeşitli sebeplerle ihmal ettiği ’gaitada gizli kan’ (GGK) testini bu kez yaptırmaya karar verdi. Yapılan ilk testin pozitif çıkması üzerine, tedbir amaçlı uygulanan ikinci test de aynı sonucu verince süreç hızlandı. Korkup vazgeçecekken doktoru devreye girdi Teşhis sürecinin en kritik noktası ise sevk aşamasında yaşandı. Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirilen Özsoy, kolonoskopi ve endoskopi işlemlerinden çekinerek aldığı randevuyu iptal etmek istedi. Ancak Aile Hekimi Dr. Haşim Kabanka, hastasının durumunu yakından takip ederek randevunun iptal edilmesine izin vermedi ve bizzat süreci yöneterek Özsoy’un hastaneye gitmesini sağladı. Hastanede yapılan kolonoskopi sırasında bağırsakta tespit edilen polipler operasyonla alındı. Patoloji incelemesinde poliplerden birinde kanser hücresine rastlanması üzerine, ileri tetkikler için İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde ameliyat kararı alındı. Yaklaşık 15-20 santimlik bir bölümü alınan Özsoy’un ameliyat sonrası patoloji sonuçları temiz çıktı ve erken teşhis sayesinde kemoterapiye gerek kalmadan sağlığına kavuştu. "Ücretsiz tarama testlerini ihmal etmeyin" Yaşadığı süreci anlatan Burhan Özsoy, aile hekimine minnettar olduğunu belirterek şunları söyledi: "Aile hekimim Dr. Haşim Kabanka’ya çok teşekkür ediyorum. Sadece testi yapmamı istemedi, hastane randevumu bizzat takip etti ve gitmem için ısrarcı oldu. Eğer onun bu kararlı tutumu olmasaydı hastalık ilerleyecekti. Bu basit ve ücretsiz testle kanser önlenebilir. Lütfen kimse ’bana bir şey olmaz’ demesin, düzenli taramalarını yaptırsın." Uzmanlar, 50-70 yaş aralığındaki tüm vatandaşların Aile Sağlığı Merkezleri ve KETEM’lerde ücretsiz olarak sunulan tarama testlerini düzenli olarak yaptırmasının hayati önem taşıdığını hatırlatıyor.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:39
Büyükşehir hizmete açtı, iki haftada bin 500 hasta tedavi edildi
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Aydın’a kazandırılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ücretsiz olarak hizmet vermeye başlarken, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşan poliklinikte iki hafta bin 500 hasta tedavi edildi. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmete açılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet vermeye başladı. Nazilli’nin ardından 4 Mart tarihinde Efeler ilçesinde açılan polikliniğe vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, açıldığı iki haftalık süre içerisinde poliklinikte bin 500 hasta sağlığına kavuştu. Sabahın erken saatlerinden itibaren randevu oluşturan ve başvuruda bulunan vatandaşlar, sunulan hizmetten memnuniyet duyduklarını dile getirirken, ‘hizmetin kötüsü olmaz’ diyerek ücretsiz diş sağlığı hizmeti için Başkan Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti. "Günde yaklaşık 120 hastaya bakıyoruz" Günlük yaklaşık 120 hastaya baktıklarını ifade eden Aydın Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Mesul Müdürü Dt. Oktay Ege Mülhim; "Burası Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık alanında yapmış olduğu yatırımlardan birisi olan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği. 4 Mart’tan bu yana hastalarımıza hizmet veriyoruz ve bugüne kadar yaklaşık bin 500’e yakın hastamız başvurdu, tedavilerini oldular. Tedavi olmak için randevu alan hastalarımız da sırada bekliyor. Burada diş taşı temizliği, dolgu tedavisi, kanal tedavisi, diş çekimi işlemlerini uyguluyoruz. Çocuk ve yetişkin hastalarımıza bakıyoruz. On muayene odamız ve 10 diş hekimimiz ile vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Günlük yaklaşık 120 tane hastamızı kabul ediyoruz. Hastalarımız bize başvurduğunda muayene odamıza alıp ağız içi muayenelerini yapıyoruz, şikayetlerini dinliyoruz. Sonra son teknoloji panoramik röntgen cihazımızla hastalarımızdan filmlerini alıp, tekrardan muayene odamıza getiriyoruz. Burada gerekli işlemleri uyguladıktan sonra hastalarımızı şifa ile uğurluyoruz. Randevu almak için hastalarımız telefon hattıyla 08.30’dan akşam 18.00’a kadar tedavilerini randevu alarak olabilirler. Randevu sırası bulamayan hastalarımız, buraya başvurarak çok yakın bir tarihte randevusunu alarak tedaviye başlıyorlar. İşlemleri bittikten sonra hastalarımız memnuniyetlerini dile getiriyor ve buradan başkanımıza çok teşekkürlerini iletiyorlar. Kırsal bölgelerden gelen vatandaşlarımız özellikle bu hizmetten çok memnun. Ücretsiz bir şekilde verdiğimiz tedaviler halkımız açısından büyük bir memnuniyetle karşılanıyor. Polikliniğimiz açılalı iki hafta oldu. Bu süreçte vatandaşlarımızdan gelen yoğun taleple, iki haftada yaklaşık bin 500 hasta muayene ettik, tedavilerini yaptık. Başkanımız Özlem Çerçioğlu‘nun desteğiyle vatandaşlarımıza şifa dağıtmaya devam edeceğiz" dedi. "Hizmetin iyisi kötüsü olmaz" Diş sağlığının önemli olduğunu ve anlamlı bir hizmet olduğunu ifade eden vatandaşlardan Reyhan Aydın; "Kontrol için gelmiştim aynı zamanda kardeşimin diş tedavisi vardı. Onları hallettireyim dedim. Uzun süredir zaten başka yerlerde sıra bekliyorduk ama burası bizim kolayımıza geldi. Bir ihtiyaçtı. Diş tedavisi aslında günümüzde lüks gibi görünüyor ama çok büyük ihtiyaçlardan bir tanesi. Zaten sıra beklemekten de çok sıkılmıştık. Çoğu zaman diş tedavilerimizi başka yerde yaptırmak için üç ay, beş ay gibi tarihlerden bahsediliyordu. O da tabii ki hastalığımızın ilerlemesine sebep oluyordu ama burada işimiz kolaylaştırıldı. Bir telefon kadar yakın. Randevularımız hemen zaten gerçekleştiriliyor, haftanın içerisinde memnun kaldık. İnşallah bu şekilde devam eder diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. Verilen hizmetten memnun kaldığını ifade eden vatandaşlardan Sacit Bellek ise "Bir hafta önce gelmiştim şimdi de torunumu getirdim. Çok memnun kaldık. Hizmetin iyisi kötüsü olmaz, herkese de tavsiye ederim. Ne kadar çok vatandaşa hizmet gelirse iyi olur" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:18
Çocuk Hastalıkları Hastanesinde bayramda örnek uygulama
Ramazan Bayramının üç günü boyunca Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde hayata geçirilen mesai dışı poliklinik hizmeti, sağlık hizmetlerinde örnek bir uygulama olarak dikkat çekti. Bayramın 1., 2. ve 3. gününde, acil servis yoğunluğunu azaltmak amacıyla mesai dışı saatlerde 4 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından poliklinik hizmeti sunuldu. Bu kapsamda günlük ortalama 300 çocuk hastaya sağlık hizmeti verildi. Hastanenin acil servisinde ise sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik uygulama kapsamında çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından hizmet sunumu gerçekleştirildi. Mesai dışı poliklinik desteği ile birlikte hizmet kapasitesi güçlendirilerek, yoğunluk etkin şekilde yönetildi. Bu model sayesinde, acil servise başvuran elektif hasta yoğunluğu etkin şekilde ayrıştırıldı. Böylece gerçek acil vakalara daha hızlı ve kaliteli müdahale imkânı sağlanırken, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştı ve hasta memnuniyeti önemli ölçüde artırıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk, uygulamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: ’’Bayram süresince mesai dışı poliklinik hizmetimizi sürdürerek çocuk hastalarımızın sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırdık. Bu uygulama ile acil servis yoğunluğunu azalttık ve vatandaşlarımıza daha hızlı, nitelikli hizmet sunduk. Sağlık hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımımızı sürdürmeye devam edeceğiz.’’ Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde uygulanan bu model, bayram süresince sağlık hizmetlerinin etkin ve hasta odaklı sunumuna önemli katkı sağladı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:15
Uzmanlar, kolorektal kanserinde erken teşhise dikkat çekti
Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, toplumda giderek artan kolorektal kanser vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kolorektal kanserin erken evrede yakalanmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, "Kolorektal kanser genellikle bağırsak iç yüzeyinde gelişen poliplerden kaynaklanır. Bu polipler, erken dönemde tespit edilip çıkarıldığında kanser gelişimi tamamen önlenebilir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireyler ile ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin düzenli kolonoskopi yaptırmaları hayati önem taşımaktadır" dedi. "Genç yaş gruplarında da vaka artışı gözlenmektedir" Hastalığın risk faktörlerine değinen Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mesut Gül ise, modern yaşam tarzının kolorektal kanser üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Düşük lifli beslenme, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, obezite, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı kolorektal kanser riskini artırmaktadır. Buna karşılık sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolü koruyucu etki sağlamaktadır. Ayrıca son yıllarda daha genç yaş gruplarında da vaka artışı gözlenmektedir, bu nedenle belirtiler göz ardı edilmemelidir" ifadelerini kullandı. Kolorektal kanserin belirtileri hakkında bilgi veren Gül, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, kansızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi tespit edilmesi ciddiye alınması gerektiğini ifade etti. "Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi, en temel ve en etkili yöntemdir" Cerrahi tedavideki gelişmelere dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy ise "Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi, en temel ve en etkili yöntemdir. Erken evrede yapılan cerrahi müdahalelerle hastalarda tam iyileşme sağlanabilmektedir. Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi gibi minimal invaziv teknikler sayesinde hastalar daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme avantajı yaşamaktadır. İleri evre hastalarda ise multidisipliner yaklaşımla kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" şeklinde konuştu. Uzmanlar, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının önemine de dikkat çekerek, 50 yaş üzerindeki bireylerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi düzenli olarak tarama yaptırmaları gerektiğini vurguladı. Risk grubunda yer alan bireylerde ise bu yaş sınırının daha erkene çekilebileceği ifade edildi. Kolorektal kanserin büyük ölçüde önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen uzmanlar, toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalık çalışmalarının artırılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
23 Mart 2026 Pazartesi - 11:07
Yapay zeka doktorunuz değil
Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, son dönemde yapay zekanın sağlık alanında da kullanılmaya çalışıldığını söyleyerek, "Bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil" dedi. Yapay zekanın bir doktor gibi görülmesinin doğru olmadığını söyleyen Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, "Tabii yapay zekanın gelişmesi ile birlikte hayatımızın her alanına da girmiş durumda. Elbette güzel alanlarda kullanılması mümkünken, farklı alanlara da kayıyor. En sonunda da sağlık alanında kullananların olduğunu görüyoruz. Tabii bir takım ön bilgileri ya da ansiklopedik bilgileri genel anlamda verebilir ama bir hekim gibi o analizi yapması çok mümkün olmayacaktır. O yüzden bizim işin kolayına kaçıp da yapay zekayı bir doktor gibi görmemiz çok da mantıklı değil" dedi. Topuzoğlu, yapay zekanın bir araç olduğunu ve yardımcı olarak düşünülmesi gerektiğini söyleyerek, "Son dönemde özellikle çok bilindik yapay zeka aracı gündeme geldi. Burada ne gibi dezavantajları var diye baktığımız zaman şunu görüyoruz bu bilgileri alıp, saklayıp, derleyip, toparlayıp daha sonra da farklı amaçlarla kullanabiliyorlar. Aslında bir demografik yapı da oluşturmuş oluyor. Son dönemde savaşlarda da gördüğümüz üzere toplumu bizden daha iyi tanıyarak ya da sokağımızı insanımızı daha iyi tanıyarak buna göre aksiyon alabiliyorlar. Bu da çok büyük güvenlik açıklarına sebebiyet verebiliyor. Düşündüğümüz zaman ‘yapay zeka doktorunuz değildir’ demek çok doğru bir cümle. Çünkü bir doktorun tecrübesi, yıllardan gelen birikimini yapay zekada bulmanız mümkün değil. Her zaman söylediğimiz gibi yapay zeka bir yardımcı olabilir, bir araçtır amaç olarak kullanılması çok doğru olmayacaktır" ifadelerini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:56
Ekran başında geçen süre çocukların motor gelişimini yavaşlatıyor
Biruni Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların motor becerilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Safa Heybet, dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların ekran başında geçirdiği sürenin arttığını belirterek, bu durumun motor gelişim üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Motor gelişimin çocukların kaslarını kullanarak hareket etme, denge kurma ve koordinasyon sağlama süreçlerini kapsadığını ifade eden Dr. Heybet, "Bu gelişim özellikle erken çocukluk döneminde fiziksel oyunlar ve aktif hareketle desteklenir. Ancak günümüzde çocuklar açık havada oyun oynamak yerine uzun süre ekran karşısında vakit geçiriyor" dedi. "Hareketsizlik motor gelişimi olumsuz etkiliyor" Konsol ve mobil oyunların uzun süreli kullanımının çocukların fiziksel aktivite düzeyini düşürdüğünü vurgulayan Heybet, "Hareketsiz yaşam tarzı kas gelişimi, denge ve koordinasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle uzun süre aynı pozisyonda kalmak, duruş bozuklukları ile boyun ve sırt ağrılarını da beraberinde getirebilir" diye konuştu. Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin artmasıyla birlikte doğal hareket deneyimlerinin azaldığını belirten Heybet, "Koşma, zıplama, tırmanma gibi aktiviteler kaba motor becerilerin gelişimi için kritik öneme sahiptir. Bu aktivitelerin azalması gelişimi sınırlayabilir" ifadelerini kullandı. "Sadece ekrana dokunmak yeterli değil" İnce motor becerilerin gelişimi için farklı aktivitelerin gerekli olduğunu dile getiren Heybet, "Tablet ve telefon kullanımı tek başına yeterli değildir. Çocukların kalem tutma, kesme, yapıştırma gibi el becerilerini geliştiren etkinliklere de yönlendirilmesi gerekir" dedi. "Dengeli kullanım en doğru yaklaşım" Dijital oyunların tamamen yasaklanması yerine kontrollü kullanımın önemine dikkat çeken Heybet, "Çocukların günlük ekran süresi sınırlandırılmalı, açık hava oyunları ve spor aktiviteleri teşvik edilmelidir. Ailelerin çocuklarıyla birlikte fiziksel aktiviteler yapması, bu alışkanlıkların kalıcı hale gelmesini sağlar" şeklinde konuştu. Heybet, çocukluk döneminde kazanılan hareket alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da bireyin fiziksel aktivite düzeyini ve genel sağlık durumunu belirlediğini vurgulayarak, "Teknoloji doğru kullanıldığında faydalıdır ancak çocuk gelişiminde hareketin yerini hiçbir dijital deneyim dolduramaz" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:48
60 yıllık sessizliği koklear implantla son bulacak
Yıllardır işitme problemi yaşayan ve ağabeyinin vefatından 6 gün sonra zar zor duyan ve tek kulağının da işitmediğini fark eden 72 yaşındaki hastaya Medicana International İzmir Hastanesi’nde koklear implant ameliyatı yapıldı. Prof. Dr. Hale Aslan tarafından hastanede ilk kez uygulanan yöntem sayesinde hastanın yeniden duyması bekleniyor. Yıllardır işitme sorunu yaşayan 72 yaşındaki Batı Türker, bir sabah uyandığında duyan tek kulağının da artık işlevini yitirdiğini fark etti. 27 Ekim 2021’den beri yeniden duymak için doktor doktor gezen ve de çeşitli işitme cihazları deneyen Türker, hiçbir sonuç alamadı. Batı Türker’in yeniden duyması için ailesi alanında iyi bir doktor arayışına girdi ve ilk olarak yapay zeka teknolojilerine bu soruyu yönelttiler. Yapay zekadan tek bir isim isteyen aile, Medicana International İzmir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Hale Aslan ismini alır almaz, hastaneden randevu oluşturdu. Yapılan testler sonucu Batı Türker, koklear implant ameliyatına uygun olduğu görüldü ve yıllardır ileri derece işitme kaybı yaşayan Batı Türker’in yeniden duyabileceğine dair umudu arttı. Medicana International İzmir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Hale Aslan, "Ameliyat sonrası yaklaşık 1-1.5 ay içinde cihazın aktivasyonu yapılır. Bu süreçte yerleştirilen bölgenin iyileşmesi ve cihazın sağlıklı şekilde çalışması için dokuların oturması gerekir. Aktivasyon sonrasında hastamızın normal işitme cihazına kıyasla çok daha iyi duymasını bekliyoruz" dedi. 60 yıllık işitme kaybı, 2021’de tamamen sessizliğe döndü Batı Türker, yaklaşık 60 yıldır işitme kaybıyla yaşadığını, ancak 2021 Ekim ayından beri de hayatının tamamen sessizliğe büründüğünü söyledi. Batı Türker, "60 yıldır tek kulağımla az duyuyordum. 21 Ekim 2021’de, ağabeyimi kaybettikten birkaç gün sonra bir sabah uyandım ve duyan kulağım da tamamen sustu. Televizyonu, kapıyı artık hiçbir şeyi duyamaz oldum. O günden beri sanki yaşamıyorum" dedi. Batı Türker, yaşadığı çaresizlik nedeniyle uzun süre farklı hekimlere başvurduğunu söyledi. İşitme cihazlarının artık fayda sağlamadığını belirten Batı Türker, "Doktor doktor gezdik. Cihaz da etki etmiyordu. 27 Ekim’de kulağım tamamen sıfırlandı" dedi. Türker ve ailesi, çözüm arayışında farklı yollar denediklerini de anlattı. Alanında iyi bir hekim bulması için yapay zekaya soru sorduklarını ve ‘Tek bir isim istiyoruz’ dediklerini anlatan Batı Türker, "Yapay zeka Hale Hanım’ın adını verdi. Altına alternatif isimler de yazdı ama biz ‘hayır’ dedik. Sonra randevu aldık. Hale Hanım’ı görünce de çok sevdik" ifadelerini kullandı. Ameliyat sürecinin kendisi için duygusal olarak çok zor geçtiğini anlatan Batı Türker ise yeniden duyabilme ihtimalinin kendisine güç verdiğini söyledi. "Ameliyatta kaç saat kaldığım önemli değildi. Ben sadece duymak istiyordum" diyen Batı Türker, "Son yıllarda en güzel uykumu uyudum. Ağrım sızım olmadı. Ameliyatım çok güzel geçti. Umutlarım daha da yeşerdi" diye konuştu. Ameliyat iki aşamada gerçekleştirildi Prof. Dr. Hale Aslan, hastada iki taraflı ileri derecede kronik orta kulak iltihabına bağlı işitme kaybı bulunduğunu belirterek, hastanın durumu ve de uygulanan yöntem hakkında detaylı bilgi verdi. Prof. Dr. Hale Aslan, "Hastada ileri derecede işitme kaybı olduğu için işitme cihazlarından yeterli fayda alınamıyordu. Yapılan değerlendirmelerde koklear implant uygulanmasına uygun olduğu görüldü. Önce dış kulak yolu kapatıldı ve kulaktaki boşluk yağ dokusu kullanılarak dolduruldu. Bu ilk işlemden yaklaşık dört ay sonra da koklear implant yerleştirme ameliyatı gerçekleştirildi. Yaklaşık bir ay sonra cihazın aktivasyonu yapılacak ve hasta cihazın kullanımıyla ilgili eğitim alacak" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hale Aslan, hastanın daha önce geçirdiği ameliyatlar nedeniyle kulak arkasındaki kemik dokuda geniş bir boşluk bulunduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Daha önce ameliyat olduğu için kulak arkasında kemik dokuda geniş bir boşluk vardı. İmplantı o boşluğa yerleştirebilmek için karın bölgesinden alınan yağ dokusunu kullandık. Bu yöntem Medicana International İzmir Hastanesi’nde ilk kez uygulandı. Koklear implantlar, klasik işitme cihazlarından farklıdır. Bu cihazlar doğrudan iç kulağa yerleştirilen sistemlerdir. Bu nedenle işitme cihazlarına göre çok daha etkin ve verimli sonuçlar elde edilebilir. İşitme cihazlarının yeterli fayda sağlamadığı durumlarda tercih edilen bir yöntemdir. Ameliyat sonrası yaklaşık 1-1.5 ay içinde cihazın aktivasyonu yapılır. Bu süreçte yerleştirilen bölgenin iyileşmesi ve cihazın sağlıklı şekilde çalışması için dokuların oturması gerekir. Aktivasyon sonrasında hastamızın normal işitme cihazına kıyasla çok daha iyi duymasını bekliyoruz." Koklear implant ameliyatlarının çoğunlukla doğuştan işitme kaybı olan bebeklerde ve çocuklarda uygulandığını belirten Prof. Dr. Hale Aslan, ileri yaş grubunda da uygun hastalarda başarıyla yapılabildiğini söyledi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:52
Türkiye’de tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı
Prof. Dr. Alev Gürgün, veremin (tüberküloz) SARS-CoV-2’den sonra dünyada tek etkenden kaynaklanan en ölümcül bulaşıcı hastalık olmaya devam ettiğine dikkat çekerken, Türkiye’de yürütülen mücadelenin önemli başarılar sağladığını söyledi. Prof. Dr. Gürgün, "Tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı. Bu, ülkemizde tüberküloz kontrolünün başarısını yansıtmaktadır." dedi. "2024’te 9 binin üzerinde vaka kaydedildi" Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ne 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında Türkiye’de ve dünyada veremle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Gürgün, 2024 yılında kayıtlı tüberküloz hasta sayısının 9 bin 27 olduğunu ifade etti. Gürgün, Covid-19 salgını sonrası ülkemizde tüberküloz hasta sayılarının düşüş gösterdiğini kaydetti. Gürgün, tüberküloz hastalık sıklığının 2005 yılında 100 bin nüfusta 29,8 iken 2024 yılında 10,5’a gerilediğini, hastalık sıklığının geçen 19 yılda yüzde 65 azaldığını vurguladı. Dünya nüfusunun dörtte biri enfekte Tüberkülozun insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olmasına rağmen günümüzde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini vurgulayan Gürgün, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin Mycobacterium tuberculosis ile enfekte olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Hastalığın, enfekte bireylerin bakteriyi solunum yoluyla yayması sonucu bulaştığını belirten Gürgün, "Tüberküloz genellikle akciğerleri etkiler ancak diğer organları da tutabilir. Daha çok yetişkinlerde görülür ve erkeklerde kadınlara oranla daha yaygındır." ifadelerini kullandı. "Tedavi edilebilir ve önlenebilir" Tüberkülozun tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Gürgün, uygun tedaviyle hastaların 6 aylık ilaç rejimiyle iyileşebildiğini belirtti. 2000-2022 yılları arasında uygulanan tedaviler sayesinde 75 milyondan fazla ölümün önlendiğini aktaran Gürgün, yoksulluk, yetersiz beslenme, HIV enfeksiyonu, diyabet ve sigara kullanımının hastalığın yayılımında önemli rol oynadığını kaydetti. Her yıl 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybediyor Prof. Dr. Gürgün tüberkülozun dünya genelinde en fazla ölüme neden olan ilk 10 hastalık arasında yer aldığını hatırlattı, "Her yıl bir milyondan fazla kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. 2022 yılında yaklaşık 10 milyon kişi hastalandı, 1,3 milyon kişi hayatını kaybetti. Ayrıca her yıl 410 binden fazla kişide ilaca dirençli tüberküloz gelişmektedir." dedi. Türkiye’nin programı dünyaya örnek Türkiye’nin tüberkülozla mücadelede kapsamlı bir program yürüttüğünü ifade eden Gürgün, başka ülkelerden gelen hastaların da ücretsiz tanı ve tedavi hizmetlerinden yararlandığını belirtti. Tanı, tedavi, temaslı takibi ve koruyucu uygulamaların bir bütün olarak yürütüldüğünü söyleyen Gürgün, verem savaşında sağlık sisteminin tüm unsurlarının aktif rol aldığını vurguladı. Korunma için aşı ve hijyen vurgusu Tüberkülozdan korunmada en önemli adımların başında bebeklere zamanında BCG aşısı yapılması, sigara kullanılmaması, hijyen kurallarına uyulması ve yaşam alanlarının düzenli havalandırılması geldiğini belirten Gürgün, hastaların ilaçlarını düzenli kullanmasının da kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Dünyada durum endişe verici Dünya genelinde tüberkülozla mücadelenin istenilen seviyede olmadığını ifade eden Gürgün, özellikle Asya ve Afrika’da hastalığın halen ciddi bir sorun olmaya devam ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Gürgün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizde başarılı bir program yürütülürken Dünyada tüberkülozun durumu üzücüdür. Çünkü, tedavisi olan bu hastalıkta hala yılda 1,23 milyon insan ölmektedir. 2024 yılında hesaplanan 10,7 milyon hastanın 8,2 milyonu tanı almıştır. Bu rakam, bugüne kadar tanı alan en büyük hasta sayısını göstermektedir. Özellikle Asya ve Afrika’da tüberküloz hala salgın halindedir ve ölümlere yol açmaktadır. Verem savaşında bütün bir sağlık sisteminin yeterli olması, altyapı, sağlık personeli, bütçe, tanı olanakları, ilaçlar bulunması gereklidir. Ne yazık ki Dünyanın büyük kısmında bu sayılanlar yetersizdir, yoksulluk ve açlık devam ettiğinden Verem kontrolü de istenilen düzeyde değildir. Tüberküloz kontrolünün başarısı, bir ülkenin sağlık alanındaki yetkinliğinin bir göstergesidir. 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle farkındalığımızın artması da bu küresel sağlık sorununun ortadan kaldırılması için çok önemlidir."
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:06
Mısır’da hasar gören kalp Türkiye’de şifa buldu
Yurt dışında geçirdiği operasyon sırasında kalp kapağı ağır hasar alan 44 yaşındaki Aydın Çalışkan, ölümle burun buruna geldi. Türkiye’ye getirilen Çalışkan, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüksek riskli operasyonla sağlığına kavuştu. Çalışkan, "Bana nakil demişlerdi, Bilal hocam beni yeniden hayata döndürdü" dedi. Genç yaşta ağır bir kalp krizi geçiren ve yıllarca sağlıkla yaşayan Aydın Çalışkan’ın hayatı, iş gereği gittiği Mısır’da kabusa döndü. Çalışkan’ın şiddetli göğüs ağrısıyla başvurduğu hastanede 3,5 saat süren müdahale sırasında stentleri açıldı ancak bu esnada kalp kapakçığı ciddi şekilde zarar gördü. Türkiye’ye döndüğünde genç hasta için Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde zamanla yarış başladı. Prof. Dr. Bilal Boztosun’un yüksek riskli operasyonunun ardından Çalışkan’ın kalp kapağı değiştirildi. Çalışkan başarılı geçen operasyonun ardından sağlığına kavuştu. "Genç yaşta ağır bir kalp krizi geçirdi" Hastanın oldukça genç yaşta ciddi bir kalp krizi geçirdiğini anlatan Prof. Dr. Boztosun, "Hastamız önemli bir kalp krizi sonrası kalbin kasılma gücünde ciddi bir azalma yaşamıştı. Damarını açtıktan sonra tedaviye uyumu sayesinde belirgin şekilde toparladı ve bir süre sağlıklı bir yaşam sürdü. İş nedeniyle Mısır’a yerleşen hastamız yıllar sonra şiddetli göğüs ağrısıyla orada hastaneye başvurmuş. Yaklaşık 3 saat süren bir müdahale yapılmış. Damar açılmaya çalışılırken bu kez kalp kapağında ciddi bir hasar oluşmuş. Ne yazık ki süreç bu noktada daha karmaşık hale gelmiş" diye konuştu. "Riskli bir kararı aileyle aldık" Hastanın Türkiye’ye döndüğünde şikayetlerinin devam ettiğini belirten Prof. Dr. Boztosun, "Hastamızı kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi konseyinde değerlendirdik. 40 yaşında genç bir hastadan bahsediyoruz. Cerrahi açıdan oldukça riskli bir tablo vardı. Ancak başka seçeneğimiz kalmamıştı. Tüm riskleri aileyle detaylı şekilde paylaştık ve ortak bir kararla müdahaleye karar verdik. Hasta, ailesi ve hekimler olarak birlikte karar verdiğimiz bu süreci başarıyla tamamladık. Kalp kapağı şu an normal fonksiyonlarına döndü. Zaman içinde kalbin kasılma gücünün de kademeli olarak artmasını umut ediyoruz" ifadelerini kullandı. Kalp kapakçığında kaçak oldu 2019 yılında ilk kalp rahatsızlığını yaşadığını söyleyen Aydın Çalışkan, o dönemde farklı hastanelere başvurduğunu ifade ederek, "Bypass öneren de oldu, kalp pili hatta kalp nakli önerenler de oldu. Daha sonra Bilal hocamla tanıştım. Damarımı açabileceğini söyledi ve o sürece başladık. Gerçekten damarımı açtı ve yıllarca sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ettim. İşim gereği Mısır’da çalışıyorum. Orada bulunduğum dönemde rahatsızlandım. Daha önce taktırdığım stentlerin tıkandığını öğrendim ve acil olarak operasyona alındım. Türkiye’ye döndüğümde yeniden muayene oldum ve Bilal hocamla görüştük. Stentlerimin açık olduğunu ancak kalp kapakçığımda ciddi bir kaçak bulunduğunu söyledi" diye konuştu. "Bilal hocam beni yeniden hayata döndürdü" Geçen yıl yeniden rahatsızlandığını belirten Çalışkan, "Haziran ayında tekrar göğüs ağrısı yaşadım. Mısır’da yapılan yaklaşık 3,5 saatlik müdahale sırasında stentlerim açıldı ancak o esnada kalp kapakçığım zarar görmüş. Türkiye’ye geldiğimde yapılan kontrollerde durum netleşti. Kalp kapakçığım değiştirildi. Şu an kendimi gayet iyi hissediyorum. Bilal hocam ve ekibi sayesinde yeniden hayata döndüm diyebilirim. Umarım uzun yıllar sağlıklı bir yaşam sürerim" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 15:02
Anmal: "Eşit işe eşit ücret olmadığı sürece bayram eksik kalır"
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının yaşadığı sorunlara dikkat çekerek, adil ücret vurgusu yaptı. Anmal, aynı kurumda aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret farklılıklarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığı gün bizlerin bayramı olur" dedi. Sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade eden Anmal, "Ülkemizin sağlık alanında ortaya koyduğu başarıda sizlerin emeği, fedakârlığı ve insanlara şifa olma gayreti büyük rol oynamaktadır. Bu kararlı duruş ve dayanışma, sadece ülkemizde değil dünyada da takdir toplamaktadır" ifadelerini kullandı. Sendikal mücadelede temel hedeflerinin adaletli bir ücret politikası ve çalışanlar arasında eşitliğin sağlanması olduğunu vurgulayan Anmal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ne zaman ki adaletsizliklerin yok edildiği ve çalışanlar arasında iş barışının sağlandığı gün, işte o gün bizim bayramımız olacaktır. Aynı kurumda aynı işi yaparak farklı ücrete tabi tutulmadığımız gün bizler için gerçek bayram olacaktır. Örgütlü mücadelenin verdiği güçle, hak ettiğimiz saygınlığı ve adil ücret düzenini hep birlikte sağlayacağımıza inanıyoruz." Anmal, tüm sağlık çalışanlarının Ramazan Bayramını kutlayarak, "Değerli meslektaşlarımın ve çalışma arkadaşlarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyor, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum" şeklinde konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 14:38
Siirt EAH Endokrinoloji Polikliniğinde tanı ve tedavi süreçleri titizlikle yürütülüyor
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Polikliniğinde, hormon sistemi ile ilişkili hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçleri titizlikle sürdürülüyor. İç hastalıkları uzmanlığı üzerine yapılan bir yan dal olan endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları tiroid ve paratiroid hastalıkları, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, kemik metabolizma hastalıkları ile hipofiz ve böbrek üstü bezi hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsıyor. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı Dr. Hülya Kaynak Balkış, poliklinikte hormon hastalıklarının değerlendirilmesine yönelik gerekli tetkiklerin büyük bir kısmının yapılabildiğini belirtti. Obezitenin günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Balkış, bu alanda kullanılan ilaçların mutlaka hekim kontrolünde başlanması ve düzenli takip edilmesi gerektiğini söyledi. Uygun görülen hastalarda tiroid ultrasonografisi ve ince iğne aspirasyon biyopsisinin uygulanarak tanı sürecinin desteklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Balkış, muayeneye gelen hastaların kullandıkları ilaçları yanlarında getirmelerinin, yanlış veya eksik ilaç kullanımının önüne geçilmesine katkı sağladığını kaydetti. Şikayeti olan hastaların öncelikle iç hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve hekimin gerekli görmesi halinde endokrinoloji polikliniğine başvurmasının, etkin ve planlı hasta yönetimi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Balkış, "Hastalarımız bizim için çok değerlidir. Her hastamızla tek tek ilgilenerek gerekli değerlendirmeleri yapıyor, tanı ve tedavi süreçlerini en doğru ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hasta, kolon kanseri tedavisi görürken, ileri evre sonucu penisinde oluşan kitle nedeni ile uzuv kaybı yaşadı. Literatürde dünyada şu ana kadar hastalığın bu aşamasında 60 kişide uzuv kaybıyla sonuçlanırken, bunun 10’u Türkiye’de yaşandı. Diyarbakır’da yaşayan 38 yaşındaki hastaya, 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konuldu. Hasta, ileri evre kanser olduğu için kemoterapi almaya başladı. Kolon ameliyatı olan hasta, daha sonra radyoterapi ve kemoterapi almaya devam etti. Tedavi sürecinde hastanın penisinde kitle tespit edilip tedaviler bu yönde devam etti. 10 ay kesintisiz 2 saat uyuyamayacak hale gelen hasta, doktorlarla yapılan istişare sonucu penisin alınması kararı alındı. Tıp literatüründe dünyada şu ana kadar 60 vaka kayıtlara geçerken, bunun 10’u Türkiye’de ve en sonuncusu Diyarbakır’da yaşandı. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine, vakanın dünyada çok nadir olan, literatürde şu ana kadar bildirilmiş 60. vaka olduğunu açıkladı. Bunlardan birinin de hastanelerinde karşılarına çıktığını belirten Doç. Dr. Kılınç, 38 yaşında bir erkek hastasının peniste ağrı, peniste ele gelen kitle ile kendilerine başvurduğunu ifade etti. "Ağrıları yatarak uyumasını önlüyor, ağrı kesiciler fayda etmiyordu" Doç. Dr. Kılınç, hastaya baktıklarında yaklaşık 3 yıl önce kolon kanseri tespit edildiğini kaydederek, "Bu hastamızda biraz ileri evre olduğu için hastamız ilk önce kemoterapi alıyor. Daha sonra hastaya kolon ameliyatı yapılıyor. Ameliyattan sonra hasta radyoterapi ve kemoterapiye devam ediyor. Ama ilerleyen süreçlerde hastanın penisinde ele gelen bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için yapılıyor. Buna rağmen kitle büyümeye devam ediyor" dedi. "Hastada penisinde ağrı başlıyor ve hasta ilerleyen süreçte idrar yapamamaya kadar bir duruma geliyor" diyen Doç Dr. Kılınç, konuşmasına şöyle devam etti: "Biz, bu hastanın tedavi değişikliğine gitmemizi ilk başta organ korumaya yönünde bir stratejimiz oldu. Daha sonra hastada kemoterapi değişikliği yapılsa da bir çare bulunamıyor. Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Belirli aralıklarla hastaya sonda takılsa da kitle büyümeye devam ediyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu." "Hasta, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi" Artık yaptıkları bütün tedavilerin fayda etmediğini tespit ettiklerini aktaran Doç. Dr. Kılınç, "Hastayla ortak bir karar verip hastanın penisini alma yoluna gittik. Yani şu an hastanın bir organ kaybı, uzuv kaybı yaşamış olmasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. ’Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu’ dedi. Uzuv kaybı yaşamasına rağmen hayat kalitesi yükseldi. Bizim burada değinmek istediğimiz şey kolan kanserinin farkındalığı. Kolon kanseri artık genç yaşlarda görülmeye başladı. Erken tanı bizim için önemli. Erken tanı olmazsa bu hastalığın nerelere gittiğini, ne gibi sonuçlar olduğunu ve organ kaybı, uzuv kaybına kadar gidebileceğini gördük. Bizim değinmek istediğimiz, kolan kanserinin farkındalığı, erken yaşta, erken tedavi, erken tanı bizim için önemli olduğunu, halkı bilinçlendirme yoluna gitmek istedik" diye konuştu. "10’u Türkiye’de tüm dünyada 60 hasta var" Vakaların 10 tanesinin Türkiye’de olduğuna değinen Doç. Dr. Kılınç, "Diğer kesimi tüm dünyada. Yaklaşık 50 tanesi dünya literatüründe bildirilmiş. Yeme alışkanlığımız özellikle bizim ülkemizde fazla. Çünkü bizde daha çok et tüketimi, yanmış ve kızartılmış et tüketimi olduğu için, yani işlenmiş et tüketimi fazla olduğu için özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kolan kanseri çok fazla görünmeye başladı. Yeme alışkanlığımız ve sağlıklı beslenme alışkanlığımızla dikkat etmemiz gerektiğini gösteren bir durum. Korkulması gereken bir durum. Uzuv kaybına kadar gidebiliyor. Halkın bilinçlenmesi için önemli olduğunu düşünüyoruz. Özellikle yaşadığımız coğrafyada çok sık görüldüğünü ifade ettik. Bu coğrafyada insanlar için eğer aile öykümüz var ve 40 yaşını geçmişse mutlaka yılda bir sefer kolan kanseri tarama testine girmemiz gerekiyor. İlk önce bu dahiliye bölümleri ve gastroenteroloji bölümlerimize başvurmamız gerekiyor. Tarama yapılması çok önemli, özellikle aile öykümüz varsa" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder