SAĞLIK
Ula’nın içme suyu hatları yenileniyor 05 Mart 2026 Perşembe - 18:38:16 Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Ula ilçesinde şahıs arazileri içinden geçen içme suyu hatları hem mülkiyet dışına taşınıyor, hem de su isale hatları yenileniyor. İçme suyu isale ve şebeke hatlarının mülkiyet dışına taşınmasını, yenilenmesinin yanında alt depodan üst depoya iletimi sağlayan tüp terfi istasyonu yapıldığı açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Ula ilçemizin merkez mahallelerinde içme suyu altyapısını daha modern, güçlü ve verimli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Köprübaşı Mahallesi Kökcüler Sokak’ta mülkiyetlerin içerisinden geçtiği için müdahalesi zor olan içme suyu şebeke ve terfi hatlarını mülkiyet dışına, yol güzergâhlarına taşıyarak yeniledik. Aynı zamanda hatların çaplarını büyüterek yenileme çalışması gerçekleştirdik. Karadere kaynaklarından gelen suyu daha etkin kullanabilmek amacıyla alt depodan üst depoya iletim sağlayan modern bir tüp terfi istasyonu da inşa ettik. Çalışmalar kapsamında içme suyu deposu çevresinde çevre düzenlemeleri de yaparak alanı daha düzenli ve kullanışlı hale getirdik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla su kayıplarını önlüyor, Ula’da yaşayan vatandaşlarımıza daha sağlıklı, kaliteli ve kesintisiz içme suyu ulaştırmaya devam ediyoruz" denildi.
05 Mart 2026 Perşembe - 15:10 Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36 Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
Kar ve tipiye rağmen şifa yolu açık, paletli ambulanslar görevde
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:47 Kar ve tipiye rağmen şifa yolu açık, paletli ambulanslar görevde Erzincan’da paletli ambulanslar karlı dağları aşıp hastalara umut oluyor. 112 Acil Sağlık ekipleri, Erzincan’da kar, tipi ve dondurucu soğuğa rağmen paletli ambulanslarla kırsalda yaşayan vatandaşlara ulaşıyor. Erzincan’da etkili olan kar yağışı, tipi ve dondurucu soğuklara rağmen 112 Acil Sağlık ekipleri, paletli ambulanslarla kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların imdadına yetişiyor. Doğu Anadolu’nun zorlu coğrafyasında yer alan Erzincan’da, özellikle kış aylarında ulaşımın güçleştiği yüksek rakımlı köylerde sağlık hizmetlerinin aksamaması için Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, tam donanımlı paletli ambulanslarla görev yapıyor. Zaman zaman 2 metreyi bulan karla kaplı yolları aşan sağlık çalışanları, kent merkezi ve ilçe merkezlerinin yanı sıra kırsal kesimde yaşayan vatandaşlara da sağlık hizmeti ulaştırıyor. Ulaşımın kardan dolayı tamamen kapandığı bölgelerde 112 ekiplerine İl Özel İdaresi ve belediye ekipleri destek verirken, paletli ambulanslar kimi zaman greyderlerin arkasında ilerleyerek hastalara ulaşmaya çalışıyor. Zorlu şartlara rağmen kilometrelerce yol kat eden ekipler, vatandaşlara en hızlı ve etkili müdahaleyi sunuyor. Kemah İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Cansu Civriz, Kemah 112 Acil Sağlık ekiplerinin fedakârca görev yaptığını belirterek, "Zorlu kış şartlarına rağmen ekiplerimiz görevlerinden asla taviz vermeden çalışmalarını sürdürüyor. Karla kaplı yollar ve dondurucu soğuklara rağmen yaşlı, çocuk ve acil yardıma ihtiyaç duyan hastalarımıza zamanında ulaşılıyor. Son olarak yüksek ateş şikâyeti bulunan 2 yaşlı hasta ile bir çocuk hastaya gerekli müdahaleler yapıldı," dedi.
Bandırma Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bir yılda 99 bin hastaya hizmet verdi
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:30 Bandırma Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bir yılda 99 bin hastaya hizmet verdi Bandırma Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM), 2025 yılı boyunca 99 bin 263 hastaya ağız ve diş sağlığı hizmeti sundu. Merkezde yıl boyunca 130 bin 302 poliklinik başvurusu gerçekleştirildi. Tedavi hizmetleri kapsamında 23 bin 835 diş çekimi yapılırken, 4 bin 599 hastaya cerrahi müdahale uygulandı. 51 hasta, genel anestezi altında poliklinik hizmetinden faydalandı. Toplam 2 bin 763 operasyon gerçekleştirildi. 2025 yılında konservatif tedavi kapsamında 35 bin 408 daimi diş tedavisi yapılırken, 6 bin 879 endodontik tedavi gerçekleştirildi. Sabit protez alanında 11 bin 981 işlem, hareketli protez kapsamında ise 3 bin 674 parça üretildi. İmplant tedavileri kapsamında 32 hasta implant tedavisi alırken, toplam 44 implant işlemi yapıldı. Diş tamiri, diş ilavesi, beslenme, kron ve köprü tamirlerini kapsayan diğer tedavi işlemlerinin sayısı ise 11 bin 336 olarak kaydedildi. Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında 7 bin 135 dişe fissur sealant uygulaması yapıldı. 1.037 hastaya yerel flor uygulaması gerçekleştirilirken, 44 hastaya yer tutucu tedavisi uygulandı. Ayrıca 8 bin 217 hasta detartraj, 3 bin 655 hasta ise küretaj tedavisi aldı. Tanı ve tedavi süreçlerinde önemli rol oynayan görüntüleme hizmetleri kapsamında 34 bin 413 panoramik röntgen ve 19 bin 341 periapikal röntgen çekimi yapıldı. 2025 yılı boyunca sunduğu kapsamlı ağız ve diş sağlığı hizmetleriyle Bandırma ADSM, bölge halkının sağlık ihtiyaçlarına etkin şekilde yanıt vermeyi sürdürdü.
Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:26 Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarla ilgili bilgi verdi. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar olarak bilinen laparoskopik cerrahi, ileri teknolojinin ve deneyimin birleştiği modern cerrahi yaklaşımı temsil ediyor. Örneğin safra kesesi, kasık fıtığı cerrahisi ve onkolojik cerrahide laparoskopik ameliyatlar hastaya önemli konfor sağlıyor. Karın içine açılan birkaç küçük kesi ile yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ve özel cerrahi enstrümanlar kullanılarak gerçekleştirilen yöntem sayesinde güvenli, etkili ve hasta odaklı sonuçlar elde ediliyor. Maksimum cerrahi hassasiyet Op. Dr. Ali Can Yalı, ameliyatlarla ilgili verdiği bilgilerde, "Laparoskopik cerrahide ameliyat alanı büyütülerek izleme yapılır. Bu durum anatomik yapıların son derece net ayırt edilmesini sağlar. Damarlar, sinirler ve doku planları açık cerrahiye kıyasla daha detaylı değerlendirilir. Bu üstün görüntüleme avantajı sayesinde parçalara ayırmanın (diseksiyon) kontrollü yapılmasına, kan kaybının azaltılmasına ve komplikasyon riskinin düşürülmesine doğrudan katkı sağlar" dedi. Minimal travma, hızlı ve güvenli iyileşme Kapalı cerrahinin daha hızlı iyileşme sağladığını söyleyen Ali Can Yalı, "Minimal invaziv yaklaşım sayesinde karın duvarı bütünlüğü büyük ölçüde korunur. Bu da ameliyat sonrası ağrının azalması nedeniyle hareket yeteneğinin ve taburculuğun kısalmasını sağlar. Klinik veriler, kapalı cerrahinin daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı fonksiyonel iyileşme sağladığını açıkça göstermektedir. Safra kesesi taşları ve safra kesesine ait iltihabi hastalıklarda laparoskopik kolesistektomi, günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme sayesinde safra yolları ve çevre anatomik yapılar net bir şekilde değerlendirilir, bu sayede cerrahi güvenliği artar. Cerrahinin avantajları şunlardır. Ameliyat sonrası daha az ağrı, aynı gün veya ertesi gün taburculuk, günlük yaşama hızlı dönüş ve düşük enfeksiyon ve komplikasyon oranları" ifadelerini kullandı. Kapalı kasık fıtığı cerrahisi Op. Dr. Yalı, "Kasık fıtıklarında laparoskopik onarım, özellikle iki taraflı ve nüks fıtıklarda önemli avantajlar sağlamaktadır. Karın arka duvarının içeriden değerlendirilmesi sayesinde fıtık bölgeleri detaylı olarak görülür ve anatomik onarım daha fizyolojik bir şekilde gerçekleştirilir. Kapalı cerrahi sayesinde daha az doku hasarı, düşük kronik ağrı riski, kısa sürede işe ve sosyal yaşama dönüş ve her iki tarafın aynı seansta güvenle onarılabilmesi gibi nedenler modern fıtık cerrahisinin önemli bir parçasıdır. Kolon ve rektum kanserleri başta olmak üzere gastrointestinal sistem malignitelerinde laparoskopik cerrahi; onkolojik cerrahinin temel prensiplerinden ödün vermeden başarıyla uygulanmaktadır. Yeterli cerrahi sınırlar ve uygun lenf nodu diseksiyonu, laparoskopik yaklaşımla güvenle sağlanabilmektedir. Uluslararası kılavuzlar ve geniş klinik çalışmalar, deneyimli merkezlerde uygulanan laparoskopik onkolojik cerrahinin; açık cerrahi ile eşdeğer uzun dönem sağkalım ve lokal kontrol sonuçları sunduğunu ortaya koymaktadır" dedi. Kapalı cerrahide başarının uygun hasta seçimi ve deneyim ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Op. Dr. Ali Can Yalı, "Kapalı cerrahinin başarısı doğru endikasyon, uygun hasta seçimi ve cerrahın deneyimi ile doğrudan ilişkilidir. İleri teknoloji, bilimsel bilgi ve klinik tecrübe ile birleştiğinde maksimum cerrahi başarı ve hasta güvenliği sağlar. Safra kesesi hastalıkları, kasık fıtıkları ve onkolojik cerrahi başta olmak üzere kapalı yöntem; günümüz genel cerrahisinde hasta konforunu ve bilimsel mükemmeliyeti merkeze alan bir yaklaşımdır. Daha az travma ile daha güçlü sonuçlar sunan bu yöntem, modern cerrahinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bilimsel verilerle desteklenen laparoskopik cerrahi, cerrahinin geleceğini bugün hastalarla buluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.
"Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:13 "Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri" Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir" dedi. Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. "Saç dökülmesi her zaman hastalık anlamına gelmez" Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, "Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir" diye konuştu. "Stres neden olabilir" Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle ‘telogen effluvium’ olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar" dedi. "Vitamin ve mineral eksiklikleri göz ardı edilmemeli" Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir" açıklamasında bulundu. "Genetik ve hormonal faktörler etkili olabilir" Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, "Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir" dedi. "Doğum sonrası dökülme çoğu zaman kalıcı değildir" Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Sıkı saç modelleri riski artırıyor" Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir" dedi. "Takviyeler bilinçsiz kullanılmamalı" Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, "Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır" dedi. "Beslenme ve yaşam tarzı saç sağlığında belirleyici" Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı. "Erken başvuru tedavi başarısını artırıyor" Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, "Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi için imzalar atıldı
27 Ocak 2026 Salı - 18:22 Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi için imzalar atıldı Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi hayata geçiriliyor. Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında başarılı bulunan "Kars’ta Gezici Sağlık Hizmetleriyle Hayvancılığın Güçlendirilmesi Projesi"nin sözleşmesi, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu ile Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) Genel Sekreteri Nurullah Karaca arasında imzalandı. Proje kapsamında, Kafkas Üniversitesi Hayvan Sağlığı Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde hizmet verecek donanımlı bir gezici hayvan muayene aracı hizmete alınacak. Araç; Kars il merkezi ve 7 ilçesi başta olmak üzere, ihtiyaç halinde çevre il ve ilçelerde ambulans, muayene ve yerinde tedavi hizmetleri sunacak. Portatif donanımlar sayesinde muayene, temel laboratuvar analizleri, görüntüleme ve gerekli operasyonlar gerçekleştirilebilecek. Ayrıca Veteriner Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu öğrencileri, staj kapsamında araç faaliyetlerine katılarak uygulamalı eğitim imkanı elde edecek. Doğal afet durumlarında ise özellikle arama kurtarma köpekleri başta olmak üzere hayvanlara acil sağlık hizmetleri sunulacak. Proje ile Kars’ta hayvan sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, koruyucu ve tedavi edici veterinerlik uygulamalarıyla hayvan hastalıklarının azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra hayvansal üretim verimliliğinin artırılması, yaban hayatının korunması ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi yoluyla bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.