SAĞLIK
Kastamonu’da geleceğin diyetisyenleri beyaz önlüklerini giydi 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 19:28:28 Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından düzenlenen "3. Kastamonu Diyetisyenler Günü" etkinliklerinde beyaz önlük giyme töreni yoğun ilgi gördü. Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda diyetisyenlik mesleğinin farklı alanları ele alındı. Etkinliğin ikinci oturumunda Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Müzikoloji Bölümü akademisyenleri ve öğrencileri tarafından müzik şöleni sunuldu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, yaptığı konuşmada obezite, diyabet ve kalp damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının önlenmesinde doğru ve dengeli beslenmenin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirtti. Diyetisyenlerin bilimsel bilgiye dayalı yaklaşımlarıyla bireylerin ve toplumun sağlıklı yaşama alışkanlıkları kazanmasında kritik bir rol ve görev üstlendiğini ifade eden Prof. Dr. Tuna, bölümün başarısına dikkat çekti. Tuna, "Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak bizler de bu bilinçle nitelikli ve donanımlı diyetisyenler yetiştirmeyi temel hedeflerimiz arasında görmekteyiz. Bu vesileyle gurur verici bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Beslenme ve diyetetik bölümümüz bu yıl akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayarak kalite mühendisliğini tescillemiştir. Bu önemli başarı bölümümüzün eğitim kalitesinin, akademik kadrosunun yetkinliğini ve öğrencilerimize sunduğumuz imkanların güçlü bir göstergesidir. Akreditasyon sadece bir sonuç değil aynı zamanda daha iyisini hedefleyen sürekli gelişim yolculuğunda bir parçasıdır. Diyetisyenlik insanı bütüncül olarak ele almayı gerektiren, bilimsel olduğu kadar da iletişim becerisini isteyen bir meslektir. Bu nedenle alan bilginizi güçlü tutarken insan ilişkileri, empati ve etkili iletişim bilgilerinizi de mutlaka geliştirmelisiniz" dedi. Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Prof. Dr. Hülya Gökmen Özel ise, diyetisyenlik bölümünün tarihi sürecine ve kontenjan sorunlarına değindi. 1998 yılına kadar başka bölüm olmadığını, 1988 yılında ilk Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci almaya başladığını belirten Prof. Dr. Özel, "1999’da Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi olarak kurulan ilk üniversite. 2007 yılından itibaren de diğer üniversiteler sürece katılıyoruz. 2023’den 2024’e bakın orada 11 üniversitede kontenjan azalırken, 11 yeni üniversite de öğrenci almaya başlıyor. Dolayısıyla biz aslında program olarak yeni programları, yeni açılacak programların kriterlerini ağırlaştırmadığımız sürece ve var olan programları, çekirdek eğitim programlarına uyumlu hale getirmediğimiz sürece kontenjan hiçbir zaman 10’a, 20’ye düşmeyecek. Çünkü her üniversite belli miktar almak zorunda. Şu an bütün devlet üniversiteleri 27’ye düştü. 27’yi ben öğrenciliğimde bile hatırlamıyorum. Ne kadar kontenjan azaltılması yapılırsa yapılsın programlar bu şekilde fazla olmaya devam ettiği sürece benzer sorunları yaşıyor olacağız" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Özel, serbest çalışan diyetisyenlerin hakları için Sağlık Bakanlığı ile görüşme sürecinde olduklarını belirterek, "Biz önce yönetmeliği bir anladık, sonra sahadan arkadaşlarımızdan görüş topladık. Bayağı sahayla görüşmeler yaptık. Tabii bu arada bize çok fazla sorun. Biz oturduk o sorunları tek tek çözdük. Çünkü her belirtilen sorun, bazen objektif olarak iletilen sorun olmuyor. O kişinin şahsi sorunu oluyor ya da bazen kötü değil, kendi kazancı düşmesin diye iletilen sorunlar oluyor. Biz bunları oturduk çalıştık. Sonra en önemli yaptığımız şey biliyorsunuz hekimler var sürecin içerisinde. Bakanlık tarafından denetlenen muayenehane hekimleri. Onların bir yönetmeliği var, Ayaktan Tanı Tedavi Yönetmeliği diye. Oturduk o yönetmelikleri açtık. Bizim yönetmelikleri açtık. Serbest çalışan hekimlere hangi haklar verilmiş, neler yasaklanmış, bizimkinde hangi haklar var? Tabii ki hekimle haklarımız bir değil. Ama eğer fiziksel mekanla ilgili bir sorun doğurduğu bir hak verebilirse öbür tarafta o hakkı tabii talep edebilir. Sonuçta gün sonunda bakanlık, bir sağlık aracılığıyla da bunları denetleyecek. Orada birtakım sıkıntılar tespit ettik ve onları bakanlıkla görüşmeye başladık" diye konuştu. Öğrenci ailelerinin de katıldığı beyaz önlük giyme töreninde duygusal anlar yaşanırken, alanda sergilenen ve her yaşa hitap edecek şekilde hazırlanan beslenme eğitimi materyalleri de yoğun ilgi gördü. İki oturum halinde gerçekleştirilen program, etkinliğe katkı sunan konuşmacılar ve katılımcılara teşekkür belgesi takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:29 Erzincan’da ileri ortopedik travma cerrahisi eğitimi düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesinde, ortopedi ve travmatoloji alanında uzman hekimlere yönelik "Asetabulum Kırıkları Kadavra Kursu" düzenlendi. Kemik ve Eklem Cerrahisi Derneği Başkanı ve Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara koordinasyonunda gerçekleştirilen 2 günlük kursa, Türkiye’nin farklı illerinden uzman hekimler katıldı. Ortopedik travma cerrahisinin zorlu alanlarından biri olan asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik düzenlenen eğitim programında, katılımcılara ileri düzey teorik ve uygulamalı eğitim verildi. Kursun eğitmen kadrosunda Prof. Dr. Hakan Kınık, Prof. Dr. Güvenir Okçu ve Prof. Dr. Ahmet Aslan yer aldı. Program kapsamında uzman hekimlere asetabulum kırıklarının cerrahi tedavisinde güncel yaklaşımlar, anatomik değerlendirme, cerrahi planlama, yaklaşım teknikleri, kırık tespit prensipleri ve komplikasyon yönetimi konularında bilgi aktarıldı. Kadavra uygulamalarıyla desteklenen eğitimlerde katılımcılar, cerrahi teknikleri uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı buldu. Kursa Van, Erzurum, Samsun, Trabzon, Tokat, Sinop, Giresun, Ordu, Rize, Sivas ve İstanbul’dan ortopedi ve travmatoloji uzmanları katıldı. Prof. Dr. Nizamettin Koçkara, asetabulum kırıklarının yüksek düzey cerrahi bilgi ve deneyim gerektiren kompleks yaralanmalar olduğunu belirterek, uygulamalı eğitimlerin cerrahi becerilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını ifade etti. Koçkara, Erzincan’da gerçekleştirilen organizasyonun hem hekimlerin mesleki gelişimine hem de üniversitenin akademik görünürlüğüne katkı sunduğunu kaydetti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:54 Dr. Hakseven: "Obezite, yalnızca fazla kilo meselesi değil, küresel bir salgın" Memorail Diyarbakır Hastanesi Onkolojik Cerrahi Bölümü’nden Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu belirterek, "Dünya genelinde yüz milyonlarca insan bu durumla yaşıyor" dedi. Dr. Musluh Hakseven, obezitenin yalnızca fazla kilo meselesi değil, giderek büyüyen, derinleşen ve toplumun her kesimini etkileyen küresel bir salgın olduğunu söyledi. Dünya genelinde yüz milyonlarca insanın bu durumla yaşadığını belirten Hakseven, daha da çarpıcı olanın ise bu artışın hız kesmemesi olduğunu ifade etti. Dr. Hakseven, artık mesele birkaç kilo fazlalığı değil, yaşam süresini kısaltan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalıkla karşı karşıya kalmak olduğunu belirterek, "Toplumda sıkça yapılan bir hata var. Obeziteyi çok yemek ya da irade eksikliği ile açıklamak. Oysa gerçek bundan çok daha karmaşık. İnsan vücudu, genetik yapısı, hormonal dengesi ve çevresel etkilerle birlikte çalışır. Bugün yaşadığımız şehirler, çalışma şartları, hatta gıda endüstrisinin sunduğu seçenekler bile kilo alımını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor. Ucuz, erişilebilir ve yüksek kalorili gıdalar, buna karşılık azalan hareket imkanı. Tüm bunlar bir araya geldiğinde obezite adeta kaçınılmaz bir son haline geliyor" dedi. Obezitenin tek başına bir hastalık olmanın ötesinde birçok ciddi hastalığın kapısını aralayan bir anahtar gibi davrandığına dikkat çeken Dr. Hakseven, "Kalp hastalıkları, hipertansiyon, tip 2 diyabet. Liste uzayıp gidiyor. Üstelik bazı kanser türleriyle olan ilişkisi de artık net bir şekilde ortaya konmuş durumda. Yani mesele sadece dış görünüş değil, doğrudan yaşam süresi ve sağlığın kendisi. Bir başka kritik nokta ise çocuklar. Eskiden ileri yaş hastalığı gibi görülen obezite, artık çocukluk çağında da karşımıza çıkıyor. Tabletler, telefonlar, hareketsiz oyunlar ve değişen beslenme alışkanlıkları, çocukları daha erken yaşta risk altına sokuyor. Obez bir çocuk, büyük olasılıkla obez bir yetişkin oluyor. Bu da sorunun sadece bugünü değil, geleceği de tehdit ettiğini gösteriyor" diye konuştu. Obezitenin bir de görünmeyen yüzünün psikolojik ve sosyal etkiler olduğunu kaydeden Dr. Hakseven, "Toplumda hâlâ ciddi bir damgalama söz konusu. Obez bireyler çoğu zaman önyargılarla karşılaşıyor. Bu da depresyon ve sosyal izolasyonu beraberinde getirebiliyor. Yani obezite yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir yük de taşıyor. Ekonomik boyutu da göz ardı edilemez. Artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve verimlilik düşüşü, obezitenin toplumlara getirdiği yükü katlayarak büyütüyor. Bu durum, sadece bireyin değil, tüm sistemin etkilendiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Peki çözüm ne? Kısa ve net bir cevap vermek gerekirse tek bir çözüm yok. Çünkü sorun tek boyutlu değil. Elbette bireysel farkındalık önemli. Dengeli beslenme, düzenli hareket, yeterli uyku; bunlar işin temel taşları. Ancak bireyi suçlamak sorunu çözmüyor. Çünkü kişi ne kadar çabalarsa çabalasın, yaşadığı çevre sağlıksızsa mücadele zorlaşıyor" şeklinde konuştu. Obeziteyle mücadelenin bireyin ötesinde bir yaklaşım gerektirdiğini söyleyen Dr. Hakseven, konuşmasını şöyle tamamladı: "Okullarda sağlıklı beslenme eğitimi, şehirlerde yürüyüş ve spor alanlarının artırılması, gıda politikalarının yeniden düzenlenmesi. Kısacası, sağlıklı seçimlerin kolay olduğu bir yaşam ortamı oluşturmak gerekiyor. Belki de en önemli değişim bakış açımızda olmalı. Obeziteyi bir tercih değil, bir sonuç olarak görmek. Modern yaşamın, ekonomik sistemlerin ve sosyal alışkanlıkların bir sonucu. Bu gerçeği kabul etmeden atılacak adımlar eksik kalacaktır. Sonuç olarak obezite sessiz ilerleyen ama etkisi yüksek bir salgın. Gürültü yapmıyor, ani krizler oluşturmuyor ama yavaş yavaş toplumun sağlığını aşındırıyor. Bu yüzden fark etmek, konuşmak ve harekete geçmek zorundayız. Bugün alınacak önlemler, yarının sağlık yükünü belirleyecektir. Obeziteyle mücadele yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı bir toplum inşa etmek anlamına gelir. Çünkü mesele sadece kilo değil. Mesele, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimiz."
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:05 "Sessiz katil" hipertansiyona dikkat Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Dr. Gülşah Altun, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hipertansiyona ilişkin açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirten Altun, "Hipertansiyon yani yüksek tansiyon kanın damar duvarına uyguladığı basıncın normal değerlerin üzerinde olması durumudur. Belirtileri baş ağrısı, ense kökünde gerginlik, kulak çınlaması ve ara sıra burun kanaması olsa da genellikle tehlikeli boyutlara çıkmadan bulgu vermediği için ‘sessiz katil’ olarak tanımlarız" dedi. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı Toplumda her 3 kişiden birinin yüksek tansiyon hastası olduğunu söyleyen Altun, "Hipertansiyon 65 yaş üstü kişilerde ve kadınlarda yüzde 40 oranında görülmektedir. 40 yaşın üzerinde en az yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırılmalı, eğer ailede kalp hastalığı ve diyabet varsa bu ölçümleri 30 yaşın üzerinde herkes senede bir yaptırmalıdır. Kronik böbrek hastalığının diyabetten sonraki ikinci en sık sebebi hipertansiyondur. Her 5 diyaliz hastasında birinin diyalize girme sebebi hipertansiyondur. Yine inme kalp krizi felç görme kayıplarının en sık sebebi hipertansiyondur" dedi. Günlük tuz tüketimi bir çay kaşığını geçmemelidir Hipertansiyonun sebeplerini sıralayan Altun, "Genetik yatkınlığın yanı sıra aşırı tuz tüketimi, fazla kilolu olma, hareketsiz yaşam, sigara ve alkol, kronik stres, diyabetik olma önemli sebeplerdir. Özellikle Türk toplumunda tuz tüketim oranı sağlıklı insanlara önerilen tuz tüketiminden 4 kat daha fazladır. Günlük tuz tüketimi toplamda 5 gram yani bir çay kaşığını geçmemelidir. Hipertansiyonun tedavisinde ise mutlaka düzenli hekim kontrolleri, verilen tedavinin geçici görülmeyip hastaların kendini iyi hissettiğinde dahi tedaviye devam etmesi çok kıymetlidir. Dünyada yıllık 10 milyon kişinin ölümünden doğrudan ya da dolaylı olarak hipertansiyon sorumludur" ifadelerine yer verdi. Düzenli fiziksel aktivite çok önemli Hastalıktan korunma yollarından bahseden Altun, "Hipertansiyondan korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları kilit rol oynar. Özellikle tuz tüketime dikkat edilmesi, düzenli fiziksel aktivite, ideal kiloda kalabilme, mümkün olduğunca sigara alkol ve stresten uzak kalınması önemlidir. Sonuç olarak hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli sağlık kontrollerinin yaygınlaştırılması hipertansiyona bağlı ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır" diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Mehmet Ballı göreve başladı
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 18:37 Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Mehmet Ballı göreve başladı Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik görevine Prof. Dr. Mehmet Ballı atandı. Başhekim Vekili Op. Dr. Esra İslamoğlu, düzenlenen devir teslim töreniyle görevini Ballı’ya devretti. Başhekimlik görevini devreden Op. Dr. Esra İslamoğlu, düzenlenen törende, Prof. Dr. Ballı’ya başarılar dileyerek, hastanenin önceki dönemdeki başarılarını ve geleceğe yönelik hedeflerini paylaştı. İslamoğlu, "Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık alanında güçlü bir kurum ve bu başarıda hepimizin katkısı oldu. Prof. Dr. Mehmet Ballı’nın liderliğinde hastanemizin daha da büyüyeceğine ve sağlık hizmetlerinde mükemmeliyeti yakalayacağına inanıyorum" dedi. Prof. Dr. Ballı ise görevi devraldıktan sonra yaptığı açıklamada, Mersin Şehir Hastanesi’nin bölgedeki lider sağlık kurumu olma yolundaki vizyonunu sürdüreceğini ve özellikle hasta bakımının kalitesinin artırılmasına yönelik projelere öncelik vereceğini ifade etti. Ballı, "Hastanemiz, Mersin ve çevresindeki sağlık ihtiyacını karşılayan önemli bir merkezdir. Sağlık hizmetlerinde daha iyiye ulaşmak için tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte çalışacağım. Hep birlikte güçlü bir ekip oluşturacağız ve sağlık alanındaki başarılarımıza bir yenisini daha ekleyeceğiz" ifadelerini kullandı. Mehmet Ballı, 2007-2012 yılları arasında Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra, çeşitli kamu hastanelerinde kardiyoloji uzmanı olarak görev aldı. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kardiyoloji uzmanı olarak görevine devam ederken, aynı zamanda doçentlik ve profesör unvanını kazandı. Başhekimlik görevine atanmadan önce Mersin Devlet Hastanesi, Mersin Toros Devlet Hastanesi ve Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi önemli sağlık kurumlarında da görev yaptı.
Batman’da 4 yaşındaki çocuğun, 16 günlük kardeşine verdiği badem şekeri boğazından operasyonla çıkarıldı
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 16:10 Batman’da 4 yaşındaki çocuğun, 16 günlük kardeşine verdiği badem şekeri boğazından operasyonla çıkarıldı Batman’da 16 günlük Muhammed Boran Tutar’ın ağabeyinin tadına bakması için verdiği badem şekeri, hastanede yapılan operasyonla boğazından çıkarıldı. Osman ve Mizgin Tutar’ın 3 çocuğundan 4 yaşındaki oğulları, 16 günlük kardeşi Muhammed Boran Tutar’ın tadına bakması için badem şekeri verdi. Durumu fark eden büyük kardeşi, mutfakta bulunan annesi Mizgin’e haber verdi. Muhammed Boran’ın nefes alamadığını gören anne, heimlich manevrası uyguladı. Başarılı olamayan anne, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesinin ardından Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Muhammed Boran bebek, tedavi altına alındı. Çocuk cerrahi servisindeki muayenesinden sonra ameliyata alınan Muhammed Boran bebeğin boğazındaki şeker, Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doktor Selim Özkaya ve ekibinin operasyonuyla çıkartıldı. Muhammed Boran bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Bu tarz olaylara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doktor Selim Özkaya, "16 günlük bebeğimizin ağzına, evde 4 yaşındaki ağabeyi badem şekeri koymuş. Sonrasında ağzından salyalar akması ve morarma şikayeti olmuş. Annesine haber vermişler. Tabi ilk olarak heimlich manevrası yapmışlar ama çıkartamamışlar. Hastanemize başvurduklarında çocuk salyasını yutamıyordu. Biz görüntülemelerde de bu yuttuğu badem şekerinin yemek borusunda kaldığını tespit ettik ve hastamıza ameliyathanede işlem yaptık. Genel anestezi altında hastamızın yemek borusunun ilk darlığında bulunan yabancı cismi, badem şekerini çıkarttık. Sonrasında hastamızı yeni doğan yoğun bakımda takip ettik. Herhangi bir sıkıntısı olmadı. Rahat uyandı. Şuan herhangi bir sıkıntısı yok. Solunumu rahat. Besleniyor. Taburcu olmasını planlamaktayız" dedi. Dr. Özkaya, bebeklerin çocuklarla yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade ederek, "Bu vesileyle de aileleri bilgilendirmek adına şunu söyleyebilirim. Bu şekilde evde bu tarz kazalar olabilir. Bizim hastamız şanslıydı, çünkü solunum yolunu tam tıkamamıştı ve hastaneye yetişebilmişti. Bu tarz yabancı cisim yutmalarda özellikle küçük bebeklerde çok sık karşılaştığımız bir durum değil; özellikle böyle yeni doğan döneminde. Bu yüzden aileleri bilinçlendirmek adına bu tarz büyük kardeşleri çocukların yanında yalnız bırakmamaları, özellikle bu tarz olayların yaşanmaması adına aileleri uyarmak istiyoruz. Aileler özellikle böyle bir durumla karşılaştıklarında ilk ağız bölgesine bakmaları lazım. Çünkü oyuncak parçası gibi cisimler görülebilir. Gördükleri gibi onu almaları lazım. Bir şey yuttuğunu düşünüyorsak heimlich manevrası dediğimiz teknikle özellikle bu tarz bebeklerde göğsünü el üzerine yatırarak sırtına vurmamız lazım, baş aşağı. Yine de tabi bundan sonra da bir doktor muayenesi de önemli" diye konuştu. Doktor Özkaya ve ekibine teşekkür eden Baba Osman Tutar ise herkesin çocuklarına bu gibi olaylara karşı dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunarak, "Tadı güzeldir diye kardeşinin ağzına da koymuş ve ablası bir an görmüş, bebeğin nefesi kesilmiş. Annesine haber vermiş. Koşmuş ve acilen hastaneye kaldırmak zorunda kaldık. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldik hocamızın yanına. Allah razı olsun çok güzel bir müdahaleyle çıkardı. Çok teşekkür ederiz. Güzel ilgilendiler. Tavsiye ediyoruz ki çocuklarına herkes dikkat etsin. Bir anlık dalgınlıkla ani şeyler olabiliyor" şeklinde konuştu.
Beyin ve omurga tümörlerinde erken tanı hayat kurtarıyor
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:42 Beyin ve omurga tümörlerinde erken tanı hayat kurtarıyor Denizli Özel Egekent Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. O. Saffet Erk, beyin ve omurga tümörlerinde erken tanını hayat kurtardığını belirterek, "Vakit kaybetmeden uzmanlara başvurmak hem yaşam kurtarır hem de yaşam kalitenizi korur" dedi. İzmir’de beyin ve sinir cerrahisi tedavilerine yönelik gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla tanınan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. O. Saffet Erk, Denizli Özel Egekent Hastanesi’nde hastalarına hizmet vermeye başladı. Beyin ve omurga tümörlerinin belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulunan Op. Dr. O. Saffet Erk, beyin ve omurga tümörlerinin tedavisinde erken teşhisin hayati öneme sahip olduğunu söyledi. "Tümörlerin erken tanısı, tedavi başarısını artırır ve hastanın yaşam şansını önemli ölçüde yükseltir" diyen Op. Dr. O. Saffet Erk, belirtiler arasında baş ağrısı, denge sorunları, güçsüzlük ve görme bozukluklarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Op. Dr. O. Saffet Erk, özellikle bu belirtileri fark eden kişilerin zaman kaybetmeden uzmanlara başvurmasının önemine vurgu yaptı. Gelişen görüntüleme ve cerrahi teknolojileri sayesinde, erken teşhis edilen tümörlerde tedavi başarı oranlarının arttığını belirten Op. Dr. O. Saffet Erk, "Modern tıbbi yöntemler sayesinde, hastalar daha kısa sürede iyileşip yaşam kalitelerini koruyabiliyor" diye konuştu. Op. Dr. O. Saffet Erk, toplumda farkındalık oluşturmanın ve düzenli sağlık kontrollerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Op. Dr. Erk, "Vakit kaybetmeden uzmanlara başvurmak hem yaşam kurtarır hem de yaşam kalitenizi korur" diyerek, erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha hatırlattı.
Bu merkeze gelen sigarayı bırakıyor
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 14:40 Bu merkeze gelen sigarayı bırakıyor Kayseri’de nikotin bağımlıları için açılan merkeze gelen vatandaşlar, aldıkları tedaviler ile bağımlılıktan kurtuluyor. İl Sağlı Müdürlüğü tarafından Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezi içerisine açılan sigara bırakma polikliniği, sigaradan kurtulmak isteyen vatandaşlar için umut oldu. Poliklinikte uzmanlar tarafından verilen tedaviler ile nikotin bağımlılığından kurtulan vatandaşlar, yeni bir hayata başlamanın mutluluğunu yaşıyor. Poliklinik hakkında bilgiler veren Melikgazi İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Duygu Horoz, "Tüm dünyada önemli sağlık problemlerinin ve ölüm nedenlerinin başında sigara ve tütün gelmektedir. Bizde bu nedenle Melikgazi Sağlıklı Hayat Merkezimizin içinde sigara bırakma polikliniğimizi hayata geçirdik. Her hastalıkta olduğu gibi koruyucu ve önleyici tedbirlerin önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Gönlümüz hiç başlanmamasından yana ama bir şekilde tütünle tanışmış ve bırakamayan kişiler için burada hizmet veriyoruz. Tütün hem sağlığa hem görünüşe hem de cebe zarar veren bir madde. Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riskini azalmaya başlar ve 1 yıl sonra ise yarı yarıya düşer. Sadece bu bile sigarayı bırakmak için geçerli ve yeterli sebeptir. Sigaranın içinde sadece nikotin yok. Bağımlılık yapan nikotinden başka 7 bin kadar kanserojen maddeye maruz kalıyorsunuz. Sadece akciğer değil tüm vücut sistemlerini etkileyen madde. Birçok hastalığın hem riskini artıyor hem de pek çok hastalığa sebep oluyor. Bunla mücadele etmek de koruyucu hekimlik adına olmazsa olmazımız. Daha kaliteli bir yaşam sürmek sizlerin elinde. Sigarayı bırakmak isteyenleri polikliniğimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Ölüme en çok yol açan nedenlerin arasında başta sigara gelmektedir" Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’nde görevli Uzm. Dr. Ayşegül Yılmaz Türker de, "Burada tütün ve tütün ürünlerini bırakma konusunda destek almak isteyen her hastaya danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı nikotin bağımlılığına neden olmaktadır ve bu bir hastalıktır. Dünyada her yıl ortalama 8 milyon insan sigara sebepli nedenlerden dolayı ölmektedir. Dünyada ölüme en çok yol açan nedenlerin arasında başta sigara gelmektedir. Polikliniğimize başvuran her hastaya danışmanlık hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda orta ve yüksek düzeyde sigara bağımlılığı söz konusu olan hastalara da ilaç desteği bulunarak sigara bırakma konusunda destek olmaktayız. Takip ve kontrolleri sırasında her hastaya motivasyonel görüşme uyguluyoruz ve davranışçı terapi tekniklerinden destek alıyoruz" diye konuştu.
Kastamonu’da yoğun bakım hemşirelere eğitim
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:33 Kastamonu’da yoğun bakım hemşirelere eğitim Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan hastanelerdeki yoğun bakım ünitesinde görev yapan hemşirelere yönelik eğitim düzenleniyor. Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü ve Türk Yoğun Bakım Hemşireliği Derneği işbirliğinde "Yoğun Bakımda Güncel Yaklaşımlar" temalı sempozyum düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Sezai Karakoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakülte Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Tuna, "Yoğun bakım, yaşamla ölüm arasındaki en ince çizgide, insan hayatına verilen değerin ve profesyonelliğin en üst düzeyde tezahür ettiği bir sahadır. Şüphesiz ki bu alanın temelinde; bilimsel bilgi, teknik beceri, hızlı ve doğru karar vermenin yanı sıra, sabır, empati ve insan sevgisi yatmaktadır. Günümüzde teknolojik ilerlemelerle birlikte, kritik hastalıkların yönetimine, yapay zeka destekli karar sistemleri, erken uyarı skorları, vücuda az müdahale ile bilgi toplayan modern teknikler ve hasta merkezli bakım modelleri gibi yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Bu hızlı değişim, sağlık çalışanlarını sürekli öğrenmeye, yenilikleri takip etmeye ve ekip olarak güç birliği yapmaya yönlendirmektedir. Dolayısıyla bilimsel bilgiye, güncel uygulamalara ve meslek içi dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçmekteyiz. İnanıyorum ki bugün yapılacak her sunum, her tartışma, yalnızca mesleki bilgi birikimimizi değil; aynı zamanda mesleki vizyonumuzu da zenginleştirecektir" dedi. "Bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek etik bir sorumluluktur" Hemşirelik mesleğinin etik sorumluluklarından bahseden Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Hemşire Saide Pakize Çetin ise, "Yoğun bakım üniteleri, sağlık hizmetlerinin en hassas ve kritik alanlarından bir tanesidir. Bu alanlarda verilen her karar, yapılan her uygulama, hastanın yaşamı üzerine doğrudan etki eder. Dolayısıyla bilimsel gelişmeleri yakından takip etmek, mesleki bilgi ve becerilerimizi sürekli güncellemek, yalnız bir tercih değil aynı zamanda etik bir sorumluluktur. Hem bir hemşire hem de bir yönetici olarak sahadaki emeklerin, karşılaşılan zorlukların ve gösterilen çabanın ne kadar değerli olduğunu, güncel bilgi ile desteklenmesinin, ekip ruhu ile yönetilmesinin önemini her geçen yeniden görüyorum ve gözlemliyorum. Akademi ile saha arasındaki bu güçlü işbirliği mesleğimizin geleceği adına bizlere umut vermektedir. Bugün burada ortak bir amaç etrafında buluşan güçlük bir meslek gurubunun temsilcileri olarak bilgi ile büyümeye ve deneyimle güçlenmeye ve dayanışma ile ilerlemeye devam edeceğiz. Unutmayalım ki yoğun bakım ünitesinde verilen her nitelikli bakım sadece bir hastayı değil, bir hayatı, bir aileyi ve bir umudu yeniden yeşertir. Bu bilinçle çıktığımız bu yolda sizlerin bilgi, emek ve yüreği ile çok daha aydınlık yollara ulaşacağımıza yürekten inanıyorum" diye konuştu. "Türkiye’nin her ilindeki hemşirelere, bu eğitim programlarıyla ulaşmaya çalışıyoruz" Türkiye’nin her ilinde görev yapan hemşirelere çeşitli eğitim faaliyetlerinde ulaşmaya gayret ettiklerini söyleyen Türk Yoğun Bakım Hemşireler Derneği adına Uzman Hemşire Aycan Kelez Yayık da, "Bizler, Türk Yoğun Bakım Hemşireler Derneği olarak bu eğitim ve sempozyumlara gerçekten çok fazla önem veriyoruz. İstanbul ve Ankara gibi merkezler dışında Türkiye’nin her iline bu eğitim programlarıyla ulaşmaya çalışıyoruz. Kurslar vermeye çalışıyoruz, sempozyumlar düzenliyoruz. Aslında Türkiye’deki tüm şehirlerde ve ilçelerde yoğun bakım hemşirelerinin olduğu her yere elimiz, kolumuz ulaşsın istiyoruz. Bu yüzden de bu eğitimleri hem anlamlı hem de kıymetli buluyoruz. Bu eğitimlerde sadece bilimsel, akademik paylaşımlarda bulunmuyoruz, çok güzel dostluklarda kuruyoruz. Şunu da görüyoruz, aslında bizler yalnız değiliz. Yaşadığımız birçok sorun ya da birçok tecrübeyi Türkiye’nin diğer illerindeki her meslektaşlarımızda yaşıyor. Bu güç ve omuz birliği bizleri daha da kuvvetli kıldığını görüyoruz. Birlikte omuz omuza daha büyük işler yapacağımızı sağlayacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından katılımcılara, yoğun bakım enfeksiyonlarının önlenmesi ve yönetimi, yoğun bakımda konfor, yoğun bakımda kanıt temelli uygulamalar ile yoğun bakımda doğru bilinen yanlışlar hakkında konunun uzmanları tarafından detaylı bilgi ve sunumlar yapılıyor. Ayrıca sempozyum boyunca yoğun bakım ünitesinde kullanılan ürünlerle ilgili stantlar açılarak tanıtım yapıldı.
Aile hekimliği birimlerinden nüfus aktarımı çalışması 6 Mayıs’ta başlıyor
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 13:30 Aile hekimliği birimlerinden nüfus aktarımı çalışması 6 Mayıs’ta başlıyor Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklama ile aile hekimliği birimlerinden nüfus aktarımı çalışmasının 6 Mayıs’ta başladığını belirtti. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların birinci basamaktaki tüm sağlık hizmetlerinden daha kolay ve etkin şekilde faydalanabilmesi amacıyla ikamet adresinin bulunduğu il ile kayıtlı olduğu aile hekiminin bulunduğu il farklı olan ve son bir yılda hem kayıtlı olduğu aile hekimine hem de kayıtlı olduğu aile hekiminin bulunduğu ildeki herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmamış kişilerin aile hekimliği kayıtları, ikamet adreslerine yakın konumda ve nüfusu uygun olan aile hekimliği birimine aktarılacağı belirtildi. Aile hekimi kaydı ikamet ettiği ilde olmayan vatandaşın kaydı aktarılacak Yapılan açıklamada, aile hekimliği birimlerinden nüfus aktarımı çalışması belirli kriterler çerçevesinde yapılacağı ve İl Sağlık Müdürlükleri tarafından yapılacak olan nüfus aktarımı çalışmasının yapılacak çalışma, ikamet adresi ile kayıtlı olduğu aile hekimi aynı ilde olan vatandaşları kapsamayacağı açıklandı. Nüfus aktarımı çalışması ise; ikamet adresinin bulunduğu il ile kayıtlı olduğu aile hekiminin bulunduğu il farklı olan ve son bir yılda hem kayıtlı olduğu aile hekimine hem de kayıtlı olduğu aile hekiminin bulunduğu ildeki herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmamış kişileri kapsayacak olup değişiklik işlemi, bu iki kriteri aynı anda taşıyan kişiler için söz konusu olacağı belirtildi. Çalışma kapsamında olan vatandaşın ise ikamet adresi esas alınarak en yakın konumdaki tüm Aile Sağlığı Merkezleri seçilecek, bunların içerisindeki aile hekimliği birimlerinin nüfuslarına göre nüfusu en uygun aile hekimliği birimine vatandaşın kaydı aktarılacağı açıklamada yer aldı. Vatandaşlar istedikleri takdirde bir ay içinde önceki aile hekimine dönebilecek Açıklamada değişikliği, 06 Mayıs tarihi itibarıyla hayata geçirileceği ve belirlenen kurallar çerçevesinde aile hekimliği kaydı ikamet adresine yakın aile hekimliğine aktarılan vatandaşlar kısa mesaj (SMS) ile bilgilendirileceği açıklandı. Aynı zamanda aile hekimi değişikliği yapılan vatandaşlar herhangi bir aksaklık yaşamadan hem birinci basamak hem de ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucularından hizmet almaya devam edebilecek. Yapılan açıklamada, aile hekimliği birimlerinden nüfus aktarımı yapılan vatandaşlar istedikleri takdirde çalışmanın başlatıldığı 06 Mayıs tarihinden itibaren 1 ay içinde önceki aile hekimliği birimine dönebilecek olup vatandaşların https://enabiz.gov.tr/ web sitesi üzerinden e-Devlet veya e-Nabız şifresiyle giriş yaparak önceki kayıtlı olduğu aile hekimine dönüş işlemini yapabilecek. Aile hekimi başına düşen nüfusun 2028 yılına kadar 2 bin 500 kişiye düşürülmesi amaçlanıyor Açıklamanın devamında ise Sağlık Bakanlığı aile hekimine kayıtlı nüfusun düşürülmesi ve aile hekimliğinin daha etkin olabilmesi için çalışmalarını sürdürmekte olduğu Aile Sağlığı Merkezlerinin sayılarının artırılarak kişilerin yaşam alanları içerisinde, 2-6 birimli olacak şekilde ve yaygın olarak konumlandırılmakta, hizmet planlamasında da öncelikle bölgedeki nüfus dikkate alınmakta olduğu açıklandı. Bu sayede sağlık hizmetinin sunumunda kişilerin aile hekimlerine erişimi ve hizmete katılımı kolaylaştığı ve halihazırda aile hekimi başına düşen kayıtlı kişi sayısı 2 bin 942 kişiyken çalışmalar kapsamında bu sayının 2028 yılına kadar 2 bin 500 kişiye düşürülmesinin amaçlandığı açıklamada yer aldı.
Jinekoloji kongresinde ‘müstehcen mesaj’ tepkisi: "Hasta ile ilgili sırlar asla paylaşılmaz"
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:14 Jinekoloji kongresinde ‘müstehcen mesaj’ tepkisi: "Hasta ile ilgili sırlar asla paylaşılmaz" Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görev yapan doktorlara ait olduğu iddia edilen hastalar hakkındaki Türkiye’nin tepkisini toplayan müstehcen mesajlarla ilgili konuşan Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cihat Ünlü, "Hasta ile ilgili sırlar asla paylaşılmaz, bunu yapmaya hakkımız yok, bu şekilde yemin ettik. Her meslekte olduğu gibi tabi ki hekimlikte de doğru davranışta bulunmayan meslektaşlarımız olabilir, genellemek çok yanlıştır. Hiçbir meslektaşım kendisine gelen kadın hastayı bir dişi varlık bir kadın olarak görmez, onu bir hasta olarak değerlendirir" dedi. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da gerçekleştirilen 15’inci Türk-Alman Jinekoloji Kongresi’nde kadın doğum alanına ilişkin birçok konu çok yönlü olarak konuşulurken etkinlikte Vakıf ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cihat Ünlü gündeme ilişkin de açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ünlü, geçtiğimiz haftalarda basına yansıyan, tüm Türkiye’de tepkilere neden olan; Sağlık Bakanlığı, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı ve Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü tarafından soruşturma başlatılan iddiaya göre Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Bölümü’nde görev yapan doktorlara ait olduğu söylenen kadın hastalarla ilgili yazışmaları değerlendirdi. Hasta ve hekim arasındaki mahremiyet alanına dikkat çeken Prof. Dr. Ünlü, hasta bilgilerinin 3’ncü kişilerle paylaşılamayacağına aktardı. "Hasta ile ilgili sırlar asla paylaşılmaz" Hastaların doktorlarla paylaştığı bilgilerin başka kişilere aktarılmasının söz konusu olamayacağını ifade eden Prof. Dr. Ünlü, "Bizim meslek etiğimizde şöyle bir kural vardır; hasta ile ilgili sırlar asla paylaşılmaz hatta kendi aile yakınlarımızla da paylaşılmaz çünkü o size güvenip gelen hastanın sizinle arasındaki bir sırdır. Hastamız istemediği sürece onun en yakınlarına dahi bunu açmak durumunda değiliz. Biz bu şekilde yemin ettik ve bu şekilde de uygulamalarımızı yaparız. Her meslekte olduğu gibi tabi ki hekimlikte de doğru davranışta bulunmayan meslektaşlarımız olabilir, bunları genellemek bence çok yanlıştır. Kendi branşım olan kadın hastalıkları ve doğum hekimliğinde hasta sırlarının ne kadar iyi saklandığını ve hiçbir kimseyle paylaşılmadığını çok iyi biliyorum. Bunun bir şekilde paylaşılmış olmasını da doğru bulmuyorum" şeklinde konuştu. "Hiçbir meslektaşım hastayı bir dişi varlık bir kadın olarak görmez" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Ünlü, "Hasta mahremiyeti vardır, dolayısıyla bu kadın ya erkek hasta olsun hiç fark etmez branşımda biz sadece kadın hastalarla meşgulüz ve bugüne kadar da hiçbir kadın hastamızdan da bir yakınma almadık. Tüm meslektaşlarımın da belki bundan sonra biraz daha titiz bir şekilde buna uymaları gerekecek çünkü internet ortamında her türlü bilgi de yayılabiliyor ve bunu yapmaya hakkımız yok. Her hastanın hekimini seçme özgürlüğü vardır, bu bir erkek hekim olabilir kadın hekim olabilir ama ben şunu söyleyebilirim ki hiçbir jinekolog meslektaşım kendisine gelen kadın hastayı bir dişi varlık, bir kadın olarak görmez, onu bir hasta olarak değerlendirir. Hepimiz bu şekilde bakarız ve muayene ederiz, asla ve asla cinsel bir yaklaşımda bulunmayız, aklımızın ucundan bile geçmez. Meslektaşlarımızın bu konuda titizliğini de çok iyi biliyorum çünkü 45 yıldır ülkemde tüm camiaların içerisindeyim. Binlerce meslektaşımla görüştüm, görüşüyorum, binlerce hekim yetiştirdim. Onların da bu konudaki titizliğini biliyorum, kadın ya da erkek gözüyle biz hiçbir zaman bakmayız. Hasta sırları hastayla ilgili her türlü bilgi hasta ve benim aramdadır bir 3’üncü kişiye bunlar hiçbir şekilde yansıtılamaz" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Selçuk Üniversitesi’nden konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada ise, "Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda yer alan ve üniversitemiz Tıp Fakültesi Hastanesindeki bazı sağlık çalışanlarına ait olduğu iddia edilen yazışmalarla ilgili soruşturma başlatılmış olup iddiaya konu personeller görevden uzaklaştırılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadeleri kullanılmıştı.
ÇAKÜ Rektörü Çiftçi: "Açılan bu merkez ile vatandaşlarımız, diş tedavileri için artık il dışına gitmiyor"
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:09 ÇAKÜ Rektörü Çiftçi: "Açılan bu merkez ile vatandaşlarımız, diş tedavileri için artık il dışına gitmiyor" Çankırı Karatekin Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde açılan Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi sayesinde hastaların tedavileri için il dışına gitmelerine gerek kalmadığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Harun Çiftçi, sadece Çankırı’dan değil komşu illerden de hasta kabul ettiklerini söyledi. Çankırı Karatekin Üniversitesi, (ÇAKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde açılan Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi, bölge halkının hizmetine sunuldu. Merkezin açılmasıyla birlikte hastaların tedavi için il dışına gitme zorunluluğunun ortadan kalktığını belirten Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi, sadece Çankırı’dan değil, Kastamonu, Karabük ve Çorum gibi çevre illerden de hasta kabul ettiklerini ifade etti. Prof. Dr. Çiftçi, modern görüntüleme üniteleri, laboratuvar altyapısı ve uzman akademik kadrosu ile merkezin önemli bir ihtiyacı karşıladığını vurgulayarak, "Merkezimiz hem bilimsel araştırmalar hem de ileri düzey tedavi hizmetleriyle bölgeye değer katıyor" dedi. "Açılan bu merkez ile vatandaşlarımız, diş tedavileri için artık il dışına gitmiyor" Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin bölgeye değer kattığını söyleyen Prof. Dr. Çitçi, "Diş Hekimliği Fakültemizde Ağız ve Diş Sağlığı Araştırma Uygulama Merkezi’ni açmış bulunmaktayız. Açmış olduğumu merkez ile Çankırı’daki ağız ve diş sağlığı noktasında birçok hastanın değişik illere gidip tedavi olması noktasındaki sıkıntılarını çözüm olacak şekilde yeni bir yapılanmaya girmiş bulunmaktayız. Görüntüleme merkezlerimiz, laboratuvarlarımız ve bilimsel araştırmalarımız ile merkezimiz ciddi manada çalışma göstermekte. Özellikle, Türkiye’nin çok iyi üniversitelerinden gelen, alanında uzman hocalarımızın da ciddi manada katkı sağladığı merkezimiz, Diş Hekimliği Fakültesi’nde geleceğin diş hekimlerini ve ağız ve diş sağlığı konusunda yetişecek uzmanları burada bilimsel manada yetiştirmiş bulunmaktayız. Ağız ve diş sağlığı noktasında birçok ileri merkezde ne yapılıyorsa, aynısını yapma adına ciddi desteklerimiz söz konusu. Özellikle Çankırı, Kastamonu, Karabük ve Çorum’dan da merkezimizin yoğun hasta aldığını da yapmış olduğumuz istatistikler ile teyit ettik. Dolayısıyla üretilen bilginin ve hizmetin muhatabı olan insanların memnuniyet düzeyi de aslında haz kaynağı. Üniversitemiz bu noktada ağız ve diş sağlığı merkezini her gün güçlenerek ilgili kişilere ulaşıyor ve ulaştırma gayretinde oluyor. Özellikle, merkezimize gelen hastalarımızın sorunlarına çare bulabilmek bizim için gurur kaynağı olmakta. Çankırı Karatekin Üniversitesi, Çankırı ile birlikte büyüyen ve güçlenen, başta Çankırı olmak üzere bölge insanımıza katkı sağlayan bir üniversite misyonunu da yerine getirmiş bulunmaktadır. Merkezimiz açıldığında insanlar üzerinde ciddi bir heyecan olduğuna şahit olduk. Özellikle Çankırı’da birçok hastamızın değişik illere sevkini tespit etmiştik. Bu doğrultuda özellikle görüntüleme merkezinin olmayışı noktasında hastalarımız hem maddi hem de manevi olarak bize ifade ettiler. Dolayısıyla üniversitemizin imkanları kullanarak ilk önce merkezimizi kurduk ve güçlü bir görüntüleme merkezi ile talepleri karşılama noktasında da önemli bir adım attık. Açılan bu merkez ile vatandaşlarımız, diş tedavileri için artık il dışına gitmiyor. Özellikle Türkiye’nin sağlık ve sosyal politikalarına da ciddi manada katkılar sunmaktayız. Biz, inanıyoruz ki insanımız, her şeyin en iyisine, en güzeline layık" diye konuştu.
Gençler hayat kurtarmayı öğretti, vatandaşlar uygulamalı ilk yardım dersi aldı
05 Mayıs 2025 Pazartesi - 12:05 Gençler hayat kurtarmayı öğretti, vatandaşlar uygulamalı ilk yardım dersi aldı Burdur’un Gölhisar ilçesinde, Gölhisar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından yürütülen ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen "Bir Adımda Hayat Kurtar: Yabancı Cisme Bağlı Solunum Yolu Tıkanmalarında İlk Yardım" projesi, vatandaşlara yönelik uygulamalı eğitimle hayata geçirildi. ÜNİDES-3 Dönem Projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, Gölhisar Sağlık Hizmetleri MYO öğrencileri, öğretim görevlilerinin nezaretinde ilçe merkezine kurulan stantta vatandaşlara hem teorik bilgi verdi hem de uygulamalı eğitim gerçekleştirdi. Meydanda açılan stantta, öğrenciler yoldan geçen vatandaşları durdurarak ilk yardım eğitimi konusunda bilgilendirme yaptı. Özellikle solunum yolunu tıkayan yabancı cisimlere müdahalede kullanılan Heimlich manevrası gibi hayati öneme sahip uygulamaları vatandaşlara birebir gösteren öğrenciler, aynı zamanda neden bu tür bilgilerin herkes tarafından bilinmesi gerektiğini de detaylı şekilde anlattı. Eğitim sırasında bazı anlar vatandaşlar ve öğrenciler için eğlenceli görüntülere sahne olurken, verilen mesajların ciddiyeti ise dikkat çekti. Etkinlik boyunca ilk yardım uygulamalarına ilgi yoğun olurken, vatandaşlar aldıkları bilgiden memnun kaldıklarını ifade etti. İlk müdahaleyi bilmek hayat kurtarıyor Yetkililer, yabancı cisimlere bağlı solunum yolu tıkanmalarının özellikle çocuklarda ölümle sonuçlanabilecek acil durumlar arasında yer aldığına dikkat çekerek, bu tür projelerin toplumda farkındalık oluşturması açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Gölhisar Sağlık Hizmetleri MYO tarafından hayata geçirilen projenin, hem öğrencilerin sahada deneyim kazanmasına hem de halkın ilk yardım konusunda bilinçlenmesine katkı sunduğu kaydedildi.