Son Dakika
|
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Hatay’daki sel ve heyelanda 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
Mahkeme, CHP 38. Olağan Kurultayının iptal edilmesine karar verdi
CHP’den Milletvekili Hasan Öztürkmen için ihraç talebi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
Beyaz Saray'da 39 yıl sonra bir ilk: Yemin ederek göreve başladı
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Bekayi: "Zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin ayrıntılara girmeye çalışırsak bir sonuca ulaşamayız"
Türk savunma sanayi şirketleri NATO'nun radarında!
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Gabbard, görevden ayrılacağını açıkladı
Merz: "Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı"
SAĞLIK
Medicana Sohbetleri’nin konuğu Deniz Celep oldu
22 Mayıs 2026 Cuma - 17:57:28
Medicana International İzmir Hastanesi’nin düzenlediği Medicana Sohbetleri söyleşi serisinin "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı oturumuna konuk olan TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep; yönetiminde yer aldığı tesiste yüzde 89 kadın istihdamı sağladıklarını ve İzmir’in kadın girişimciliğinde öncü olduğunu belirtti. Kadınların iş dünyasındaki rolünü artırmak için yürütülen projelere ve küresel hedeflere dikkat çeken Celep, "Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi’nin gelenekselleşen "Medicana Sohbetleri" söyleşi serisinin Mayıs ayı konuğu, tarım ve gıda sektörünün öncü girişimcilerinden, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu (KGK) İcra Kurulu Başkanı Deniz Celep oldu. Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşen "Her Başarıda Kadının Adı Var" başlıklı söyleşide, kadınların iş hayatındaki gücü, sürdürülebilirlik, inovasyon ve kadın girişimcilerin desteklenmesinin önemi masaya yatırıldı. Söyleşinin açılışında İzmir’in tarih boyunca Amazonlardan bu yana kadına değer veren ve kadın öncülüğünü destekleyen bir şehir olduğunu vurgulayan TOBB İzmir KGK Başkanı Deniz Celep, kentin girişimcilik istatistiklerine dikkat çekti. İş İnsanı Girişimci Deniz Celep, "İzmir’de kadın girişimci oranı yüzde 39 ile Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Ancak küresel ölçekte henüz istediğimiz sıralamalarda değiliz. Kadınların sadece iş hayatında yer alması yetmez; yönetim kurullarında, meclislerde ve karar mekanizmalarında daha fazla söz sahibi olmaları gerekiyor. Biz de kurul olarak ‘Eşitlik Yıldızları’ gibi projelerimizle eşit işe eşit ücret ve cinsiyet eşitliği konularına odaklanıyor, kadınlarımızın uluslararası temsiliyetlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Yüzde 89 kadın istihdamı ve dünyanın 35 ülkesine ihracat Ailesinin tarım sektörüne nasıl başladığını ve sektördeki dönüşümünü paylaşan Deniz Celep, 1953 yılında dedesinin kurduğu ilk çiftçi fabrikasından bugüne, 3. kuşak olarak tarıma dayalı sanayide büyümeye devam ettiklerini belirtti. Abisi ile birlikte yönettikleri tesiste Ege Bölgesi’nin ürünlerini dünyanın 35 ülkesine ihraç ettiklerini ifade eden Deniz Celep, şirketteki kadın gücünü şu sözlerle aktardı: "400 çalışanımız içinde yüzde 89 kadın çalışan oranına sahibiz. Ne kadar güçlü bir teknoloji altyapımız olursa olsun, bizim için kadın emeği önceliklidir. Tarımda sürdürülebilirliği, planlamayı ve disiplini sağlayan en büyük güç kadın çalışanlarımızın varlığıdır." Kadın girişimcisinin önündeki en büyük engel: Finansmana erişim Kadın girişimcilerin e-ticaret alanına olan ilgisine ve bu alanda İzmir’den çıkan Tire’deki iğne oyası üreticisi İpek Hanım ile ödüllü bebek taşıma çantası tasarımı yapan Duygu hanım gibi başarı hikayelerine değinen Deniz Celep, en büyük zorluğun finansman olduğunu belirterek, "Kadın girişimciliğinde en kritik nokta finansmana erişim ve nakit akış yönetimidir. Sermaye gücü düşük başlayan kadınlarımızı güçlendirecek projeler üretiyoruz. İş hayatının temel kuralı, gerçekleştirebileceğiniz vaatlerde bulunmaktır. Kısa sürede zengin olma hayalleri yerine, planlı ve kaliteli hizmet sunarak uzun soluklu iş birlikleri kurmalıyız. Bu süreçte kadınların ‘Ben yaptım, sen de yapabilirsin’ diyerek birbirine deneyim aktarması çok kıymetli" sözlerini kaydetti. Kurumların ortak sinerjisi ve gençleri kentte tutma hedefi İzmir’deki oda, borsa ve yerel yönetimlerin kadın projelerine çok büyük destek verdiğini belirten Deniz Celep; EİB, İzmir Ticaret Odası, İzmir Ticaret Borsası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarının altını çizdi. İzmir’in Urla, Çeşme, Foça gibi parlayan bölgeleriyle yeniden bir cazibe merkezi olduğunu ifade eden Deniz Celep, genç istihdamını kentte tutmak için TOBB Genç Girişimciler Kurulu ile ortak projeler yürüttüklerini ve Medicana gibi şehre değer katan yatırımların bu anlamda çok önemli birer rol model olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.
22 Mayıs 2026 Cuma - 17:08
Uzmanından bayramda diyabet ve tansiyon hastalarına uyarı
Sivas Numune Hastanesi’nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Emine Hande Öksüz, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bayram sürecinde beslenme düzenlerini korumaları gerektiğini söyledi. Bayram dönemlerinde artan kırmızı et, tatlı ve ikram tüketiminin kronik hastalıklarda sağlık risklerini artırabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Öksüz, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarına dikkat çeken Uzm. Dr. Öksüz, "Bayramlar; ikramların, tatlıların ve düzensiz öğünlerin arttığı özel dönemlerdir. Ancak özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bu süreçte beslenme ve yaşam düzenlerine daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir. Artmış kırmızı et, şerbetli tatlı ve ikramların fazlaca tüketilmesi hastalarımızın tedavilerinde aksaklıklara yol açmaktadır" dedi. "Gün içerisinde yeterli su tüketin" Dikkat edilmesi gereken hususları vurgulayan Uzm. Dr. Öksüz, "Bu hususta dikkat edilmesi gereken noktalar, diyabet hastalarımız için öğün saatlerini mümkün olduğunca düzenli sürdürün. Uzun süre aç kalmayın. Şerbetli tatlılar, şekerlemeler ve çikolataları kontrollü tüketin. Mümkünse sütlü tatlıları tercih edin ve küçük porsiyonlar kullanın. Bayram diye ilaç ve insülin dozunuzu aksatmayın, tedavilerinizi düzenli alın. Gün içerisinde yeterli su tüketin. Bayram ziyaretlerinde kısa yürüyüşler yapmak kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Kan şekeri ölçümlerinizi ihmal etmeyin. Halsizlik, aşırı susama, çarpıntı gibi belirtilerde mutlaka kan şekeri ölçümlerinizi yapın. Hipertansiyon hastalarımız için artmış kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinin tüketimi kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyonla ilişkili bulundurulmuştur. Tuzlu yiyecekler, salamura ürünler, işlenmiş etler, aşırı çay-kahve tüketiminden kaçının. Ağır ve yağlı yemekler yerine dengeli porsiyonlar tercih edin. İlaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin. Tansiyon takibinizi ihmal etmeyin; baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı gibi belirtilerde tansiyon ölçümünüzü yapın. Yeterli uyku ve dinlenme sağlamaya çalışın. Aşırı stres ve uykusuzluk tansiyonunuzda yükselmelere yol açabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün en sık tüketilmesi gereken besinleri; sebze, meyve, tam tahıllar ve bakliyatlar olarak belirlediğini dile getiren Öksüz, "Bu besinler yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak mikrobiyatasını destekler, kolesterol düşürücü etkiye sahiptir ve kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçer. Son olarak; tuzu günlük bir çay kaşığını geçmeyecek şekilde tüketmek böbrek sağlığının korunmasında ve hipertansiyonun önlenmesinde yardımcı olur. Unutmayın, bayram sofralarında önemli olan miktar değil, paylaşım ve keyiftir. Sağlıklı tercihlerle bayramınızı güvenle ve huzurla geçirebilirsiniz" ifadelerine yer verdi.
22 Mayıs 2026 Cuma - 16:25
Cizre’de bayram öncesi sağlık denetimi
Şırnak Sağlık Müdürü Opr. Dr. Murat Sili, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde sağlık hizmetlerinde aksama yaşanmaması adına Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesini ziyaret ederek yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Şırnak İl Sağlık Müdürü Opr. Dr. Murat Sili, bayram tatili dönemi boyunca vatandaşların sağlık hizmetlerine kesintisiz ve en etkin şekilde ulaşabilmesi amacıyla saha denetimlerini sıkılaştırdı. Bu kapsamda bölgenin en yoğun sağlık üslerinden biri olan Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesini ziyaret eden Sili, hastane yönetimi ve sağlık personeliyle bir araya geldi. Ziyaret kapsamında hastanenin mevcut genel durumu, acil servis yoğunluğu, poliklinik hizmetleri ve bayram süresince uygulanacak nöbet listeleri detaylıca ele alındı. Yaklaşan Kurban Bayramı tatilinde sunulacak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik değerlendirmelerde bulunan Opr. Dr. Murat Sili, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için tüm tedbirlerin en üst seviyede alındığını söyledi.
22 Mayıs 2026 Cuma - 16:06
Kurban bayramı’nda sağlıklı beslenmenin püf noktaları
Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, Kurban Bayramı’nda artan et ve tatlı tüketimine karşı vatandaşları uyardı. Porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi, su tüketimi ve hareketin önemine dikkat çeken Kaleli, bayramın yasaklarla değil dengeyle geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa, Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, "Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek" dedi. "Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı" Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100-150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, "Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor" diye konuştu. "Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli" Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, "Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur" dedi. "Pişirme yöntemine dikkat" Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, "Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli" ifadelerini kullandı. "Etin yanında mutlaka salata tüketin" Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, "Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor" dedi. "Tatlı tüketiminde "tadımlık" önerisi" Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, "Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır" diye konuştu. "Su tüketimi ve yürüyüş önerisi" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5-3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. "Önemli olan dengeyi koruyabilmek" Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, "Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi" açıklamalarında bulundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
2
22 Mayıs 2026 Cuma- 11:23
37 yaşında hayatını kaybeden beyin cerrahına gözyaşlarıyla veda
3
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:38
GAÜN Çocuk Hastanesi’nde bölgenin ilk pediatrik EPS ünitesi hizmete girdi
4
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:44
Van’da ağız ve diş sağlığı yatırımları güçlenerek devam ediyor
5
22 Mayıs 2026 Cuma- 09:40
"Ani ölümlerin yüzde 50’si kalp ritim bozukluğuna bağlı"
28 Nisan 2025 Pazartesi - 20:06
İMAD-DER: "Dünya genelinde interfilite (kısırlık) oranı yüzde 24 iken, ülkemizde bu oran yüzde 20’ye ulaştı"
Türkiye’de infertilite (kısırlık) ile mücadele eden ailelerin bir araya geldiği İnfertilite ile Mücadele Araştırma ve Dayanışma Derneği’nden (İMAD-DER) yapılan açıklamada, dünya genelinde interfilite oranı yüzde 24 iken, Türkiye’de bu oranın yüzde 20’ye ulaştığı kaydedildi. Ülke genelinde ’infertilite’ alanında faaliyet gösteren tek sivil toplum kuruluşu olan İMAD-DER’den yapılan açıklamada, araştırmaların boşanma oranlarının en düşük olduğu ailelerin, çoğu zaman çocuk sahibi olamayan ancak sevgi, bağlılık ve sabırla birbirine tutunan infertil aileler olduğuna dikkat çekilerek, aile olmanın karşılıklı sevgi, dayanışma ve fedakârlıkla mümkün olduğu kaydedilerek, "Bugün dünya genelinde yüzde 24 olup, ülkemizde infertilite oranı yüzde 20’ye ulaşmışken, bu ciddi sağlık ve toplum sorununa rağmen infertil aileler yıllardır devlet desteğinden mahrum bırakılmakta; SGK kapsamı dışında bırakılan ilaçlar, zorlukla alınabilen hastalık raporları ve karşılıksız bırakılan çözüm önerilerimiz, bu ailelerin tedavi süreçlerini daha da zorlaştırmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın devamında ülke gündeminde nüfus artış hızının düşmesi tartışılırken, infertilite gibi önemli bir konuya gereken önemin verilmemesinin politika önceliklerinin yanlışlığının somut bir göstergesi olduğu savunuldu. Ulaşım alanında yeni evlilere ve çocuklu ailelere yönelik yapılan indirimlerin, yıllardır çocuk sahibi olmayı bekleyen infertil aileleri de kapsaması istenen açıklamada, "Tüm bu sorunların çözümü için ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde çalışma ve ortak komisyon oluşturma taleplerimiz de hiçbir şekilde yanıt bulamamıştır. İMAD-DER olarak bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: İnfertil aileler yalnız değildir. Görülmek, duyulmak ve desteklenmek istiyorlar. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm ilgili kurumları, infertil ailelerin haklarını gözetmeye ve bu konuda somut adımlar atmaya davet ediyoruz" ifadeleri yer buldu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 16:20
Vali Erol: "Ordu Şehir Hastanesi 2026 yılı ilkbaharında açılacak"
Ordu Valisi Muammer Erol, yapımı devam eden bin 200 yatak kapasiteli Ordu Şehir Hastanesi’nin 2026 yılının ilkbahar ortalarında hizmete açılmasını hedeflediklerini söyledi. Ordu Şehir Hastanesi’nin 13. koordinasyon toplantısı Ordu Valiliği toplantı salonunda gerçekleştirildi. Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi içerisinde yapımı devam eden bin 200 yataklı Ordu Şehir Hastanesi inşaatında bugüne kadar yapılan çalışmalar ile bundan sonra yapılması gereken çalışmalar değerlendirildi. İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanı Ömer Tok, bir önceki koordinasyon toplantısında, ilgili kurumlarca yapılması gereken çalışmalar konusunda alınan kararlar hakkında Vali Muammer Erol ve toplantıya katılanlara bilgi verdi. Tok’un sunumunun ardından, bir önceki koordinasyon toplantısında alınan kararlar doğrultusunda bugüne kadar yapılan çalışmalar ele alındı. "İnşallah seneye bu günlerde Ordu Şehir Hastanemiz hizmet vermeye başlamış olacak" Toplantıda konuşan Vali Muammer Erol, gerçekleştirilen bu toplantıların önemine değinerek, 2026 yılının bahar döneminde hastanenin hizmet vermeye başlamasını temenni ettiklerini söyledi. Vali Erol, "Ordu Şehir Hastanemizin açılışına kadar başta ulaşım olmak üzere diğer tüm altyapı hizmetlerini de hazır hale getirmiş olacağız. İnşallah seneye bu günlerde Ordu Şehir Hastanemiz hizmet vermeye başlamış olacak. Bu süreçte emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Belediyemiz ve ilgili kurumlarımız canla başla çalışıyor" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler ise, Ordu Şehir Hastanesi’nin il için çok önemli bir yatırım olduğuna dikkat çekerek, "İlimiz için son derece önemli olan bu yatırımın gecikmeye sebep verilmeden, planlanan sürede hizmete hazır hale getirilmesi için Ordu Büyükşehir Belediyemiz ve ilgili tüm kurumlarımız canla başla çalışıyoruz. Üzerimize düşen yükümlülüğümüzü yerine getirmenin gayreti ve çabası içindeyiz, emek veren herkese teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 15:54
Bursa’nın yeni Sağlık Müdürü belli oldu
Bursa’da Eski İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım’ın istifa etmesinin ardından yerine atanan isim belli oldu. Dr. Yıldırım’ın ardından yeni İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin oldu. Yıllardır Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Mart ayı başında görevinden istifa eden Dr. Orkun Yıldırım’ın ardından görevi vekâleten yürütüyordu. Bugün itibariyle Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemi (ÇKYS)’ye ismi düşen Uzm.Dr.Çetin yeni il sağlık müdürü oldu. Uzm. Dr. Mustafa Çetin kimdir? 1975 Isparta’da doğdu. Eğitimini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde tamamladı. Uzmanlık eğitimini Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tamamlayarak Aile Hekimliği Uzmanı oldu. Devlet hizmet yükümlüsü olarak görev yaptığı Siirt Baykan Devlet Hastanesinde Başhekimlik görevini yürüttü. Bursa Keles Devlet Hastanesi Başhekimliği yaptı. Aile hekimi olarak çeşitli aile sağlığı merkezlerinde ve uzman hekim olarak çeşitli hastanelerde görev yapan Dr.Çetin Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı olarak görev yapmaktaydı. Uzm.Dr.Çetin, evli ve üç çocuk babasıdır.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 15:45
Libyalı hasta, Ege’de ilk kez yapılan ’peroral kolanjiyoskopi’ ile sağlığına kavuştu
Safra yolunda rahatsızlığı bulunan 47 yaşındaki Libyalı hasta, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde, Ege Bölgesi’nde ilk kez yapılan ‘peroral kolanjiyoskopi’ ile sağlığına kavuştu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde, karaciğer nakli sonrası gelişen safra kaçağı ve buna bağlı safra sıvısının çevre dokularında birikmesi şikayeti ile başvuran Libya uyruklu 47 yaşında erkek hasta, Ege Bölgesi’nde ilk kez gerçekleştirilen ‘randevu yöntemiyle peroral kolanjiyoskopi’ sayesinde sağlına kavuştu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde, karaciğer nakli sonrası gelişen safra kaçağı ve buna bağlı safra sıvısının çevre dokularında birikmesi şikayeti ile başvuran Libya uyruklu 47 yaşında erkek hastaya Ege Bölgesi’nde ilk kez yenilikçi bir tıbbi müdahale gerçekleştirildi. Türkiye’de yalnızca sınırlı merkezde uygulanabilen ‘randevu yöntemiyle peroral kolanjiyoskopi’ adlı ileri düzey girişimsel bir tedaviyi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan iş birliğiyle başarıyla tamamladı. Ameliyat sonrası hastanın sağlığına kavuştuğunu söyleyen Doç. Dr. Çelik, randevu yöntemiyle peroral kolanjiyoskopi’nin dünyada sayılı merkezlerde uygulandığını ve Türkiye’de literatür çalışması yapıldığında sınırlı sayıda vaka bildirildiğini belirtti. ‘Başarılı bir şekilde gerçekleştirdik’ Libyalı 47 yaşında erkek hastanın ilk önce canlıdan karaciğer nakli olmak için Türkiye’ye geldiğini söyleyen Doç. Dr. Çelik, "2 ay önce karaciğer nakli gerçekleştirildi. Ancak hastamızda nakilden sonra sık görülen anastomoz bölgesinde kaçak oluştu. Girişimsel Radyoloji ve Gastroenteroloji olarak randevu yöntemi ile ERCP kararı aldık ve Peroral Kolanjiyoskopi denilen yöntem ile safra yollarının direk görüntülenmesi ile safra kanallarına müdahale yöntemi uyguladık. Bu yöntem ile ağız yolundan safra kanallarındaki poşun içerisine kamera ile tel gönderildi. Peroral Kolanjiyoskopi ile girilerek girişimsel radyolojinin safra yolundaki büyük boşluğa yolladığı tel görülerek yakalanıp on iki parmak bağırsağına çıkarıldı. Daha sonra tel üzerinden safra yollarından bütünlük sağlamak amacı ile bir stent taktık ve bütünlük sağladık. Normal şartlarda poş geniş olduğu için teli görmeden almamız zor ya da imkansız olurken, bu yöntemle görerek safra kanalındaki kaçak ve bozukluk başarılı bir şekilde ameliyatsız gerçekleştirildi" dedi. ‘Başarı ile sonuçlandırmayı amaçlıyoruz’ Hastaya karaciğer naklinden sonra gelişen anastomoz bölgesinde kaçak nedeni ile cilt üzerinden ameliyatsız safra sisteminin boşaltılma işlemi uygulandığını dile getiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu yöntemle anastomoz bölgesinde kaçağın üstesinden gelememiştik. Bu anastomoz bölgesinde kaçak canlıdan nakillerde en sık karşılaştığımız durumdur. İzmir ve çevresinde ilk kez kolanjiyoskopi ile işlem gerçekleştirdik. Hastamız sağlığına kavuştuğu için çok mutluyuz. Bu tür vakaları yine başarı ile sonuçlandırmayı amaçlıyoruz" diye konuştu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktör Prof. Dr. Ahmet Memiş ise "Hastanemiz, uzun süreden beri, rutin hasta dışında ileri derecede dünyada yapılan en üst seviyede tedaviler konusunda elinden geleni yapmaya çalışan bir hastane. Mümkün olduğu kadar hem dijital dünyada hem de tıp dünyasındaki gelişimleri takip ederek günümüzün ilerisine gitmeyi hedefleyen bir hastane. Öncü bir hastane olmayı hedefliyoruz ve ona göre de işler yapıyoruz" ifadesine yer verdi.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 15:25
Geniz eti ve bademcik ameliyatlarında plazma teknolojisi
Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, "Plazma teknolojisi yöntemi ile hastalar ağrısız ve kanamasız bir şekilde ameliyat edilebilmekte ve aynı gün içerisinde taburcu edilebilmektedir" dedi. Anne-babaların en çok şikayet ettiği bademciklerde ve geniz etindeki sağlık sorunları tedavi edilmediğinde çocuklarda horlama, iştahsızlık hatta büyüme geriliği ile yüz ve çene şeklinin değişmesine neden olabiliyor. Büyük Anadolu Hastanesi KBB Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, geniz eti ve bademcik ameliyatlarında plazma teknolojisinin sağladığı avantajlardan söz etti. "Ağrısız ve kanamasız" Plazma teknolojisinin son yıllarda sıkça tercih edildiğini belirten Opr. Dr. Kutlar, "Plazma teknolojisi ameliyat konforunu önemli ölçüde arttırmaktadır. Özellikle geniz eti ameliyatlarında kullanılan buharlaştırma yöntemi sayesinde operasyonun daha konforlu hale gelmektedir. Endoskop yardımıyla yapılan bu yöntemle hastaların ağrısız ve kanamasız bir şekilde ameliyat edilebilmekte ve aynı gün içerisinde taburcu edilebilmek mümkündür" ifadelerine yer verdi. "Ağrıyı yüzde 90 azaltıyor" Plazma teknolojisi ile ağrının neredeyse tamamen ortadan kalktığını aktaran Opr. Dr. Kutlar, "Aynı teknoloji bademcik ameliyatlarında da başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Plazma yöntemiyle bademciğin tamamen alınabileceği gibi küçültme işleminin de gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemin klasik ameliyatlara kıyasla ağrıyı yüzde 90 oranında azaltmaktadır. Hastaların ameliyat sonrası beslenme sürecinde katı diyet zorunluluğunun ortadan kalkar ve rahat bir şekilde beslenme ihtiyacını görür. Kanama riskinin bulunmadığı için hastaların yüzde 90 oranında aynı gün taburcu edilmektedir" şeklinde konuştu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 15:07
Havalar ısındı, kene korkusu başladı
Yaz aylarının gelmesiyle vatandaşlara "kene" için uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayşin Kılınç Toker; "Ateş yüksekliği, morluklar ve diş eti kanaması gibi düzensiz bir kanama ile karşılaşıldığı takdirde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor" dedi. Kayseri Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayşin Kılınç Toker, kene hakkında bilgiler vererek, vatandaşlara uyarılarda bulundu. Toker, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi kene ısırığı ile bulaşan bir virüs. Maalesef Türkiye’de İç Anadolu bölgesinde kırsal kesimlerde, hayvancılıkla uğraşılan yerlerde ve kırsal alanlarda görülüyor. Bu noktada kişiler bu virüsü taşıyan keneler ile ısırıldıktan sonra 1 haftalık içerisinde ateş yüksekliği, diş eti kanaması, öksürük ve vücutta nedensiz kanama bulguları ile seyredebilen bir tablo. İlk zamanlarda özellikle Yozgat, Tokat ve Çorum bölgesinde daha fazla görülüyordu ama Kayseri ve Sivas bölgelerinde de hayvan alımının fazla olması nedeniyle de bölgemizde özellikle nisan ayının ikinci yarısından itibaren haziran ve temmuz aylarına kadar bu vaka ile sık karşılaşıyoruz. Bu noktada kişilerin açık alanlarda bulunurken kapalı kıyafetler gitmeye çalışmaları, hayvan bakımlarını sağlarken herhangi bir keneyle karşılaştıklarında çıplak elleriyle temizlemek yerine eldiven kullanmalarını öneriyoruz. Piknik alanlarına gidildikten sonra mutlaka koltuk altı, kasık bölgesi ve kulan ve boyun arkası gibi yerlerin kene teması olup olmadığına yönelik kontrol etmesi gerekiyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılarda bu kontrollerin daha düzenli yapılmasını öneriyoruz" diye konuştu. Toker, "Herhangi bir kene teması olduğunda korkmayacak şekilde bir sağlık kuruluşunda çıkarılması ve semptomların takibi gerekli oluyor. Eğer 2-3 günlük bir süre içerisinde ateş yüksekliği ya da morluklarda artma, diş eti kanaması gibi düzensiz bir kanama ile karşılaşıldığı takdirde de mutlaka sağlık kuruluşuna yeniden başvurulması ve takibe alınması gerekiyor. Kırım Kongo ülkemizde şuan için çok ölümcül seyretmiyor ama maalesef sıkıntılı seyreden ve ölümle sonuçlanan vakalar olduğunu unutmamamız gerekiyor. Bu nedenle de sağlık kuruluşlarında kontrollerimizi yapmak lazım. Bu tür durumda da hastalarımıza hastane yatışı da sağlayarak destek tedavi ve kontrol altında bir süre takip ediyoruz" diye konuştu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 14:37
Uzm. Dr. Mehmet Meral: "Doğum korkulacak değil, kutlanılacak bir eylemdir"
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlık tesislerinde hizmet veren gebe okulları, anne adaylarının bilinçli ve sağlıklı bir gebelik süreci geçirmelerine katkı sağlamaya devam ediyor. Erzurum Şehir Hastanesi başta olmak üzere, Oltu, Horasan, Tekman, Hınıs, Aşkale, Pasinler ve Karaçoban Devlet Hastaneleri bünyesinde toplam sekiz gebe okulu faaliyet gösteriyor. Gebe okullarında anne adaylarına; üreme organları ve gebeliğin oluşumu, gebelikte fizyolojik ve psikolojik değişiklikler, günlük yaşam, beslenme, gebelik izlemleri, doğum süreci, doğum ağrısıyla baş etme yöntemleri, doğum sonrası dönem ve yenidoğan bakımı gibi pek çok konuda eğitim veriliyor. Bu kapsamlı eğitimlerle anneler doğuma hem fiziksel hem de duygusal olarak hazırlanıyor. Gebe okuluna katılarak eğitim alan bir anne adayının yorumları, bu hizmetin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Gebe okulunun hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirten anne adayı, "İlk başta tereddütlerim vardı. Ancak daha ilk derste gebeliğin sadece fiziksel değil, duygusal bir hazırlık süreci olduğunu anladım. Eğitimlerde doğum süreci, nefes egzersizleri, kas çalışmaları, emzirme teknikleri ve bebek bakımı gibi konularda çok şey öğrendim. Özellikle doğuma dair korkularım azaldı. Artık daha bilinçliyim ve doğuma daha sakin bir şekilde hazırlanıyorum. İyi ki katılmışım. Tüm ekibe teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Mehmet Meral, gebe okullarının gebelik ve doğum sürecine büyük katkılar sağladığını belirterek şunları söyledi: "Doğum, korkulacak değil kutlanılacak bir eylemdir. Gebe okullarımızda verdiğimiz eğitimlerle annelerimizin kaygılarını azaltıyor, onlara bilgi ve güç kazandırıyoruz. Gebelik ve doğum sürecini doğru yönetmek hem anne hem bebek sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Erzurum genelindeki tüm gebe okullarımızda alanında uzman kadrolarımızla hizmet vermeye devam edeceğiz. Anne adaylarımızı bu eğitimlere katılmaya davet ediyoruz." Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü, sağlıklı nesiller için anne adaylarının yanında olmaya ve onları desteklemeye kararlılıkla devam ediyor.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 13:49
Medical Point’te 100’üncü kemik iliği nakli başarıyla gerçekleştirildi
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde 100’üncü kemik iliği nakli başarıyla gerçekleştirildi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, kök hücre ve kemik iliği nakli alanındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. Hastane, yüzüncü kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirerek önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Bu anlamlı başarı, hastane personeli ve tedavi gören hastaların katılımıyla düzenlenen özel bir etkinlikle kutlandı. Kutlama kapsamında 100. hasta için özel bir pasta kesildi. Törende konuşan hastane yetkilileri, kemik iliği nakillerinde elde edilen bu başarının, uzman hekim kadrosu, güçlü teknik altyapı ve multidisipliner yaklaşım sayesinde mümkün olduğunu vurguladı. Etkinlikte söz alan hastalar ise, tedavi süreçlerinde gösterilen ilgi ve destekten dolayı hastane yönetimine ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. "Hocalarım da istersen koşabilirsin diyor ama yine de temkinli davranıyoruz" Kemik iliği nakli ameliyatı olan 40 yaşındaki Mahmut Yaylamaz, "Hastalığım Hoçkin Lenfoma olarak teşhis edildi. Temmuz 2024’te tanı konuldu. O tarihten Şubat 2025’e kadar kemoterapi tedavisi gördüm. Sonrasında otolog nakil için hocalarımın yönlendirmesiyle sürecim devam etti. Böyle güzel bir şekilde sona ermesini umut ediyorum. Şu anda herhangi bir problemim yok, Allah’a şükür. Yürüyebiliyorum, koşabiliyorum. Hocalarım da istersen koşabilirsin diyor ama yine de temkinli davranıyoruz" dedi. "Bundan sonraki süreçte, hastalığın tekrarlamaması için kontrollerimiz düzenli olarak devam edecek" Hastalıkla ilgili bilgi veren Hematoloji Bölümü Doç. Dr. Ali Eser, "Operasyon kelimesi kullanıldığında bu süreç bir ameliyat gibi algılanabilir, ancak burada bir ameliyat söz konusu değil. Aslında bu işlem, kan alıp kan verme benzeri bir süreçtir. Öncelikle hastalarımız kemoterapi sürecinden geçiyor. Kemoterapi tamamlandıktan ve kemik iliği nakline karar verildikten sonra, hastalarımızın kendi kök hücrelerini toplamak için bir ilaç uygulaması yapıyoruz. Bu ilaç uygulamasının ardından hücreler toplanıyor. Hücre toplama işlemi tamamlandıktan sonra hastalar bir süre dinlendiriliyor. Ardından, nakil işlemi için hastamızı yeniden yatırıyoruz. Nakil süreci öncesinde bir hazırlık kemoterapisi uyguluyoruz. Bu kemoterapiden sonra daha önce toplanmış olan hücreler hastaya geri veriliyor. Yani, burada da kan alıp kan verme benzeri bir işlem gerçekleştiriyoruz. Bu aşamada uygulanan kemoterapi ile hastanın mevcut kemik iliği tamamen temizleniyor. Ardından verilen kök hücreler sayesinde kemik iliği yeniden canlanıyor. Bu süreçte hastalarda enfeksiyon gelişme ihtimali veya bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden hastalarımızı yakından takip ediyoruz. Herhangi bir komplikasyonda anında müdahalede bulunuyoruz ve tedavi sürecini güvenli bir şekilde tamamlamaya çalışıyoruz. Mahmut Bey de bu süreci başarıyla geçirdi. Şu anda kemik iliği yeniden sağlıklı bir şekilde çalışıyor. Bundan sonraki süreçte, hastalığın tekrarlamaması için kontrollerimiz düzenli olarak devam edecek. Gerekirse idame tedavilerine başlayacağız. Takiplerimizi poliklinik ortamında sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. "Hastalarımıza şifa almak bizim için en büyük mutluluk" Uzman Dr. Buğra Sağlam ise, "Yüzüncüsünü kutladığımız nakilimizde, alojenik nakil dediğimiz başkasından alınan ve bunun yarı uyumu gibi diğer alt tiplerinde, bütün çeşitlerinde nakillerimizi başarıyla sağlamaktayız. Tabi bu bir ekip işi, bütün ekibimizle beraber, hastalarımızla beraber yürüdüğümüz bir yolculuk ve bu yüreği Sağlıkla ve başarıyla tamamlamaktan dolayı her zaman çok gururluyuz. Hastalarımıza şifa almak bizim için en büyük mutluluk" şeklinde konuştu. "Bölgede en çok ilik nakli yapan merkeziz" Medical Point Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin, "Çok mutlu olduğumu söylemek isterim. Yaklaşık 3,5 sene önce merkezimiz kurulduğunda buralara gelebilmek bizim için hayaldi. Fakat çok kıymetli hocalarımın sayesinde bugün 100. hastamızın naklini tamamladık ve onunla ilgili bir pasta keseceğiz. Bölgede en çok ilik nakli yapan merkeziz. Bununla övünüyoruz ve gururluyuz" diye konuştu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 13:19
Fraksiyonel lazer ile cilt problemleri tarihe karışıyor
Dermatoloji Uzmanı Dr. Sezer Çiçekli Turgutalp, fraksiyonel lazer cihazının cilt bakımında önemli bir tedavi aracı olduğunu belirterek, kırışıklık tedavisinden sivilce izlerine kadar geniş bir yelpazede çözüm sunduğunu söyledi. Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi Dermatoloji Bölümü Uzman Doktoru Sezer Çiçekli Turgutalp, fraksiyonel lazerin cilt yenileme, sivilce izlerinin tedavisi, yara izleri, gözenek sıkılaştırma, kırışıklık tedavisi, et benleri ve siğillerin alınmasında, ayrıca dermal nevusların ve iyi huylu yaşlılık benlerinin giderilmesinde kullanıldığını söyledi. Turgutalp, "Bu cihaz, ciltte kontrollü ısı hasarı oluşturarak kollajen ve elastin üretimini artırır. Böylece cilt daha canlı, parlak ve sıkı bir hale gelir" dedi. Tedavi sürecinin kişiye özel olarak değiştiğini, ancak ortalama 3-5 seans sürdüğünü aktaran Turgutalp, fraksiyonel lazerin genelde ağrısız bir işlem olduğunu ve işlem sırasında sadece hafif bir yanma hissi oluşabileceğini vurguladı. Turgutalp, ayrıca işlem sonrası ciltte görülen kızarıklık ve hassasiyetin 24-48 saat içinde geçtiğini, kabuklanmanın ise genellikle 3-4 gün içinde kaybolduğunu ifade etti. Tam iyileşmenin ise ortalama 1-2 hafta içinde gerçekleştiğini kaydetti. Fraksiyonel lazer sonrası bakımın önemine de dikkat çeken Turgutalp, "İşlem sonrası ilk 2 gün cilde su değdirilmemeli, hekim tarafından önerilen nemlendirici ve cilt yenileyici kremler sıkça kullanılmalıdır. Ayrıca, güneşten korunmak son derece önemlidir" ifadelerini kullandı. Bunun yanı sıra, vücuttaki bazı benlerin de dermatoskopik muayene sonrası tek seansta iz bırakmadan alınabileceğini belirten Turgutalp, bu işlemin ardından hastaların sosyal yaşantılarına hemen dönebildiklerini ifade ederken, lokal anestezi uygulaması ile hastaların ağrı ve acı hissetmeden tedavi süreçlerini rahatça geçirebildiğini söyledi. Turgutalp, "Fraksiyonel lazer, cilt sağlığını iyileştirmek isteyenler için hızlı ve etkili bir çözüm sunuyor. Bu tedavi yöntemi, uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak uygulanarak, istenilen sonuçları elde etmenize yardımcı olmaktadır" dedi.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 12:48
Alanya’da ilk kornea nakli gerçekleştirildi
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlıkta öncü olmaya ve ilklere imza atmaya devam ediyor. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fuat Yavrum tarafından hastanede ilk kez göz kornea nakli ameliyatı başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Alanya’da yaşayan 54 yaşındaki Niyazi Avara sağ gözünde meydana gelen görme sorunu sebebiyle Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi Göz Kliniğine başvurarak Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fuat Yavruma başvurdu. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hasta Avara’nın korneasının saydamlığını yitirdiği ve sağ gözünde görme kaybı olduğu tespit edildi. Öğr. Üyesi Yavrum tarafından Niyazi Avara’ya kornea nakli(Keratoplasti) ameliyatı önerildi. Hastanın da onayı alınarak kornea nakil listesine alındı. Nakil için uygun bir donör bulununca hızlı bir şekilde operasyonu gerçekleştirildi. Hasta 2 saat süren operasyon sonunda sağlığına kavuştu. ‘Sağlık alanında katkı vermeye devam edeceğiz’ Başarıyla gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Öğr. Üyesi Uzm. Dr. Fuat Yavrum," Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kornea naklini yapmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Kliniğimizde kornea nakli için gerekli tüm donanıma ve yeterli deneyime sahibiz. Hastalarımız bundan sonra diğer illere gitmeye gerek duymadan kornea nakillerini hastanemizde yaptırabileceklerdir. Ameliyat sonrası hastamızı bugün şifa ile taburcu ediyoruz. Böylece kornea nakli sayesinde görme yeteneğini kaybetmiş hastalara bir tedavi umudu sağlamış oluyoruz Hastanemizde kornea nakli ameliyatının yapılabilmesi için gerekli durumları sağlayan başta Sağlık Bakanlığı yöneticilerimize, il sağlık müdürümüze, başhekimimize, rektörümüze, destek olan çalışma arkadaşlarıma, deneyimli ameliyathane ve servis çalışanlarımıza teşekkür ederim", diye görüşlerini ifade etti. Kornea nakli hakkında bilgi veren Öğr. Üyesi Uzm. Dr. Yavrum, "Kornea nakli gözün ön tarafındaki saydam saat camı gibi olan kornea dokusunun şekil bozukluğu ya da saydamlığını yitirmesi nedeniyle sağlıklı kornea ile değiştirilmesi işlemidir. Sağlıklı kornea yaşamını kaybetmiş kişilerden ailelerinden gerekli izinler alınarak temin edilmektedir. Yerleştirilen sağlıklı kornea dokusu hastalarımızın daha iyi görmelerini sağlamaktadır." dedi. Yapılan kornea nakli ile sağlığına kavuşan Niyazi Avara ise başka şehirlere sevk olmadan yaşadığı şehirde nakil ameliyatı olduğu için mutlu olduğunu ifade ederek başta hekimine, hastane yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. Hastane olarak birçok alanda verilen tedavi hizmetleri ve gerçekleştirilen başarılı operasyonlar sayesinde artık Alanya’dan başka illere sevkli hasta sayısında önemli oranda azalma olduğuna vurgu yapan Başhekim Doç. Dr. Yılmaz Güler," Hastanemiz ilçemiz için, vatandaşlarımız için sağlıkta güven vermeye devam etmektedir. Emeği geçen hocamızı ve tüm ameliyat ekibini, emeği geçen sağlık personellerimizi tebrik ederek başarılı çalışmalarının devamını dilerim. Hastamıza da acil şifalar diliyorum" diye konuştu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 12:46
‘Stres zona hastalığını tetikliyor’
Stres altındayken bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucunda çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği virüsünün (Varisella Zoster) yıllar sonra yeniden aktif hale gelerek zona hastalığına neden olabileceği uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Ekiz, "Stres yönetimi, yalnızca ruh sağlığı için değil, cilt sağlığı ve genel sağlık için de hayati önem taşır" dedi. Günümüzün hızlı modern yaşamı ve yoğun iş temposu; günlük stresle birlikte birçok fiziksel ve psikolojik sorunu da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, uzun süreli stresin yalnızca zihinsel sağlığı değil, bağışıklık sistemini de olumsuz etkileyerek birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu vurguluyor. Bu hastalıklardan biri de halk arasında ‘gece yanığı’ olarak bilinen zona. Medical Park Ordu Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Ekiz, özellikle yoğun stresin zona hastalığını tetikleyebileceğine dikkat çekerek, "Vücudumuz stres altındayken bağışıklık sistemi zayıflar ve çocukluk döneminde geçirilen suçiçeği virüsü (Varisella Zoster) yıllar sonra yeniden aktive olarak zona hastalığına neden olabilir. Stres yönetimi, yalnızca ruh sağlığı için değil, cilt sağlığı ve genel sağlık için de hayati önem taşır" dedi. "Bağışıklık sistemi zayıfladığında virüs aktifleşiyor" Zonanın, suçiçeği hastalığına neden olan Varisella Zoster virüsünün çocukluk dönemindeki enfeksiyon sonrası sinir köklerinde yıllarca sessiz kalmasının ardından tekrar aktif hale gelmesiyle ortaya çıktığının altını çizen Doç. Dr. Ekiz, "Bu virüs, özellikle bağışıklık sistemi zayıfladığında yeniden canlanır. Şiddetli stres, travma, aşırı yorgunluk ve bazı kronik hastalıklar bağışıklığı baskılayarak zona riskini artırır" şeklinde konuştu. "Stres vücudun direncini kırıyor" Stresin, kortizol gibi hormonların salgılanmasını artırarak vücudun savunma mekanizmasını zayıflattığını belirten Doç. Dr. Ekiz, "Bu durum, yalnızca enfeksiyonlara değil, zona gibi viral hastalıklara da zemin hazırlar. Stresli bir dönemin hemen ardından yüzde, sırtta ya da gövdede ağrılı, kabarcıklı döküntüler ortaya çıkabiliyor. Bu belirtiler hafife alınmamalı, erken dönemde dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. "Ağrı, zonanın en tehlikeli yüzü" Zona hastalığının en önemli komplikasyonunun döküntüler iyileştikten sonra bile sürebilen şiddetli sinir ağrıları (postherpetik nevralji) olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ekiz, "Bu ağrılar, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Özellikle ileri yaş hastalarda bu tablo daha ağır seyredebilir. Erken teşhis ve tedavi, hem hastalığın şiddetini azaltır hem de komplikasyon riskini düşürür" şeklinde konuştu. "Strese karşı önlem, zonaya karşı kalkan demektir" Doç. Dr. Özlem Ekiz, zona hastalığından korunmada stres yönetiminin büyük rol oynadığını vurgulayarak, stres azaltacak yöntemlerin (meditasyon, yoga, düzenli egzersiz) yaşam rutinine eklenmesi, sağlıklı ve dengeli beslenme ile bağışıklığın güçlendirilmesi, yeterli uyku alışkanlığının kazanılması ve aşılama imkânı olan bireylerde zona aşısının değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Herhangi bir belirti görüldüğünde vakit kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurulmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Ekiz, "Sağlıklı bir zihin, sağlıklı bir cilt demektir. Stresinizi yöneterek sadece ruhunuzu değil, bedeninizi de birçok hastalıktan koruyabilirsiniz. Unutmayın; erken teşhis hayat kalitesini belirler" diye konuştu.
28 Nisan 2025 Pazartesi - 11:53
Gelişim geriliği tespit edilen çocuklara erkenden ulaşıldı
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nün, 3-6 yaş arası okul öncesi çocuklarının gelişimlerini takip etmek amacıyla başlattığı proje kapsamında İnegöl’de toplam 32 köy okuluna ziyaret gerçekleştirildi. Sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı olan bölgelerde eğitim gören okul öncesi çocuklarının gelişim geriliklerini tespit edebilmek ve tespit edilen çocuklara uygun tedavi ve psikosoyal programlar oluşturabilmek amacıyla geçtiğimiz yıl başlatılan, ‘Sağlıklı Çocuklardan Sağlıklı Nesillere Projesi’ kapsamında köy okulu ziyaretleri devam ediyor. Bu kapsamda İnegöl’deki köy okullarında gerçekleştirilen ziyaretlerde çocuk gelişimciler tarafından, 36-72 ay arasındaki çocukların kişisel ve sosyal gelişimlerinin yanı sıra konuşma bozukluğu ile ince ve kaba motor gelişimleri takip ediliyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda ihtiyaç görülmesi halinde aileye çocuk odaklı danışmanlık hizmeti verilirken, riskli bulunan çocukların her türlü izlem ve takipleri gerçekleştirilerek gerekli görülmesi durumunda ilgili kurumlara sevkleri gerçekleştiriliyor. Aynı zamanda ziyaret edilen bölgelerdeki velilere ve öğretmenlere Sağlıklı Hayat Merkezleri tanıtılarak gerekli durumlarda bu merkezlere yönlendirme yapılıyor. Gelişme Geriliği Tespit Edilen Çocuklara Önlem Alındı Öte yandan 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde birçok köy okulu ziyaret edilerek çocukların gelişimi izlendi. Gelişiminde gerilik tespit edilen çocukların ailelerine süreç hakkında bilgi verilerek, çocuk psikiyatri, dil terapisti, ergoterapi gibi bölümlere randevu planlamaları yapıldı. Yetkililer projenin 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı’nda İnegöl’de köy okullarında devam ettiği bilgisini verdi. Okul Öncesi Taramalar Okul Çağına Işık Tutacak Yürütülen projenin geçtiğimiz günlerde Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan ve okul çağındaki çocukların sağlık düzeyini ve sağlık okur yazarlığını arttırmayı amaçlayan ‘Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek’ projesine de temel oluşturacağı ifade edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder