SAĞLIK
Fethiye Kirme ve Kozağaç içme suyu hatları yenileniyor 23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:33:22 MUSKİ Genel Müdürlüğü, Fethiye’nin Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su ihtiyacını karşılamak amacıyla içme suyu hat yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında toplam 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattı yenilenirken, mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede su iletimi sağlanacak. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, artan nüfusa bağlı olarak bölgenin su ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan içme suyu hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Fethiye’de devam ediyor. Bu kapsamda Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde, özellikle yaz aylarında yaşanan nüfus artışının oluşturduğu su ihtiyacı dikkate alınarak 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattının yenilenmesine başlandı. Çalışmalarla mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede ve kesintisiz su sağlanması hedefleniyor. Artan nüfusa karşı altyapı güçlendiriliyor MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Fethiye’nin Kirme ve Kozağaç mevkilerinde içme suyu hat yenileme çalışması başlattı. Yükselen nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su tüketimine bağlı olarak yaşanan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarla, bölgenin içme suyu altyapısı daha güçlü hale getirilecek. Çalışmalar kapsamında mevcut içme suyu hatlarının çapı büyütülerek daha yüksek kapasiteli hat sistemine geçilecek. Toplam 1400 metre uzunluğunda gerçekleştirilecek yenileme çalışması sayesinde bölgeye sağlanan su miktarı artırılırken, yaz dönemlerinde yaşanan kesinti sorunlarının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Kirme ve Kozağaç mevkilerinde sürdürülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte mahallelerin uzun süredir yaşadığı önemli altyapı sorunlarından biri çözüme kavuşacak. Yürütülen içme suyu çalışmalarına ilişkin Özellikle nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle yaz aylarında yaşanan içme suyu yetersizliği ve kesinti problemlerinin son bulacağını Karaağaç Mahalle Muhtarı Selma Göktepe, "Nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle özellikle yaz aylarında içme suyu yetersiz kalıyor, sık sık kesintiler yaşanıyordu. Bu sorunu gidermek amacıyla bölgede hatların çapı büyütülerek daha geniş borular döşeniyor. Öncesinde terfi merkezinde de yenileme yapıldı, kapasite artırıldı. Elektrik hattı yetersizdi, o da değiştirilerek güçlendirildi. Şu anda depolarımız MUSKİ ekipleri tarafından yenileniyor. Yapılan çalışmalarla bölgemizdeki su sorunu çözülecek. Bu hizmetlerin hayata geçirilmesinde başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, sahada çalışan tüm ekiplere mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:28 Dalaman Şerefler Mahallesi’nde basınç sorunu giderildi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Dalaman’ın Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü tamamladığı için sık arızalara ve kesintilere neden olan, vatandaşların parsellerinden geçtiği için müdahaleyi zorlaştıran 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu şebeke hattını Dalaman Belediyesi ile koordineli biçimde yol kenarına taşıyarak yeniledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla’nın her noktasında hatların modernleştirilerek vatandaşlara kesintisiz su sağlanmasına yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Dalaman Şerefler Mahallesi’nde projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Proje kapsamında Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü doldurması nedeniyle sık arızalara sebep olan ve vatandaş arazilerinden geçtiği için müdahaleyi güçleştirerek kesinti sürelerini uzatan 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu hattı Dalaman Belediyesi’nin üst yapı çalışmalarıyla ile koordineli olarak yenilendi. Dalaman Belediyesi ile koordineli çalışma MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde ekonomik ömrünü tamamlayan, sık arıza ve kesintilere neden olan 3.300 metre uzunluğundaki eski şebeke hatlarını modern, dayanıklı ve uzun ömürlü hatlarla yol kenarına alarak yenilendi. Vatandaş arazilerinden geçen eski hatlar arızaların tespitini zorlaştırırken su kesintilerinin süresini ve kayıp-kaçak oranını artırıyor, yetersiz çap nedeniyle de özellikle yüksek kotlara su ulaştırılmasında basınç sorunlarına sebep oluyordu. Yürütülen yenileme çalışmalarının tamamlanmasıyla, uzun süredir devam eden altyapı sorunları giderilirken arızalara daha hızlı müdahale edilebilecek ve hizmet kalitesinin artırılmış olacak. Dalaman Belediyesi’nin üstyapı çalışmalarıyla koordineli şekilde tamamlanan projede ikinci bir müdahaleye gerek kalmadan sorun kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuş oldu. Hatların yol güzergahına alınarak yenilenmesi ve çaplarının büyütülmesi sayesinde arızalara daha hızlı müdahale edilecek, aynı zamanda yüksek kotlara su iletimi daha güçlü ve kesintisiz şekilde sağlanacak. Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Bu yaz su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz" Yaz döneminde yaşadıkları kesintilerin, hatların yenilenerek yol kenarına alınmasıyla sona ereceğini belirten Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Özellikle yaz döneminde artan su ihtiyacıyla birlikte geçmişte sık sık su kesintileri yaşanıyordu ve bu durum vatandaşlarımızı ciddi şekilde mağdur ediyordu. En önemli sorunlardan biri boru hatlarının tarım arazilerinden geçmesiydi. Bu nedenle arıza durumlarında ekili alanlara giriş zorlaşıyor, özellikle yağışlı ve çamurlu havalarda müdahale daha da güç hale geliyordu ve arızaların giderilme süresi uzuyordu. Şimdi belediyemizin yol çalışmalarıyla birlikte boru hatları yenilenerek yol kenarına alındı. Bu sayede arızalara çok daha hızlı müdahale edilebilecek, vatandaşlarımız açısından çok daha sağlıklı bir süreç oluşacak. Kesintiler azalacak ve arıza durumlarında hızlı çözüm sağlanacak. Boru hatlarının yenilenmesi, güçlendirilmesi ve yol kenarına alınması en büyük avantajımız oldu. MUSKİ ekiplerimiz 7 gün 24 saat sahada çalışarak arızalara çok daha hızlı müdahale edebilecek. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a da bu hizmet anlayışı ve yatırımlardan dolayı teşekkür ediyoruz. MUSKİ Genel Müdürümüz Sayın Yılmaz Şengül’e de teşekkür ediyorum. Yapılan çalışmalar gerçekten çok önemli. Yapılan çalışmalarla birlikte bu yaz döneminde su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz ve vatandaşlarımız için daha rahat bir dönem olacağına inanıyoruz." diye belirtti. İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Arızaları minimuma indirmeyi hedefliyoruz" Yürütülen yenileme çalışmasının bölgedeki kesinti sürelerini en aza düşüreceğini söyleyen İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, " Dalaman ilçemiz Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, Dalaman Belediyesi Fen İşleri ile koordineli olarak üstyapı çalışmalarından önce altyapı yenileme çalışmalarımızı tamamladık. Yaklaşık 3 bin 300 metre içme suyu hattını vatandaş parsellerinden çıkararak kadastral yollara aldık. Bu çalışmayı yol yapımından önce gerçekleştirdiğimiz için üstyapının tekrar tekrar bozulmasının da önüne geçmiş olduk. İlçe belediyemizle koordineli şekilde altyapı çalışmalarımızı tamamladık. Mevcut hatların parsellerden geçmesi nedeniyle arızaların tespiti ve müdahalesi uzun sürüyordu. Ayrıca çap yetersizliği nedeniyle basınç sorunları yaşanıyordu. Şebeke hattını yol kenarına alarak arızalara daha hızlı müdahale ederek, arızaları azaltıp, basınç ile su kesintisi sorunlarını minimuma indirdik" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:07 Psikologdan uyarı: "Kurban kesimi çocuklara gösterilmemeli" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzman Klinik Psikolog Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" diye konuştu. "Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" şeklinde konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:25 Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir" Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi ve değişen beslenme düzeni sindirim sorunlarından kilo artışına kadar birçok sağlık problemini beraberinde getirebiliyor. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram sofralarında sağlığı korumak için dikkat edilmesi gereken önemli beslenme kurallarını paylaştı. Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi olan et tüketimi, bilinçsiz yapıldığında sağlık açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Bayram döneminde değişen öğün düzeni ve artan porsiyonlar nedeniyle sindirim sistemi problemleri, kilo artışı ve mide-bağırsak şikayetleri sık görülebiliyor. "Etler, mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmeli" Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, özellikle yeni kesilen etlerin tüketim şekline dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Osanmaz, yeni kesilen etlerin sindiriminin daha zor olabileceğini belirterek, etlerin mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından daha uygun olacağını ifade etti. "Et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketimi önemli" Porsiyon kontrolünün de bayram döneminde büyük önem taşıdığına dikkat çeken Osanmaz, yüksek protein içeriğine sahip etlerin fazla miktarda tüketilmesinin vücutta yağ depolanmasını artırabileceğini ve kilo kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi. Osanmaz, et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketiminin artırılmasını önerdi. Lif açısından zengin besinlerin tokluk süresini uzattığını ve sindirim sistemini desteklediğini belirten Osanmaz, özellikle sebze ağırlıklı destekleyici öğünlerin önemine vurgu yaptı. Pişirme yöntemlerine dikkat Bayram sofralarında pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Osanmaz, kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Osanmaz, ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli alternatiflerin tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçim olacağını belirtti. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram döneminde küçük ama etkili beslenme alışkanlıklarıyla hem bayram sofralarının keyfinin çıkarılabileceğini hem de sağlığın korunabileceğini vurguladı.
Siirt’te 78 yaşındaki kadının ses sorunu başarılı ameliyatla giderildi
23 Nisan 2025 Çarşamba - 14:55 Siirt’te 78 yaşındaki kadının ses sorunu başarılı ameliyatla giderildi Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde "Enjeksiyon Laringoplasti " işlemiyle 78 yaşındaki Kadriye Erdoğan’ın konuşma sorunu başarıyla giderildi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uzun süredir ses teli felci nedeniyle konuşmakta zorluk çeken Kadriye Erdoğan, gerçekleştirilen özel bir operasyon ile sağlığına kavuştu. Operasyon, Kulak Burun Boğaz Uzmanları Op. Dr. Seçkin Akbal ve Op. Dr. İhsan Ceceli tarafından kentte ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Erdoğan’ın özellikle sıvı gıdaları yerken nefes borusuna kaçma problemi yaşadığını belirten Akbal, hastanın ayrıca ses telleri tam kapanmadığı için de ses oluşturmakta güçlük çektiğini ifade etti. Dr. Akbal, "Söylediği şeyleri duyurmakta güçlük çekiyordu. Biz de yan tarafa açılmış ve orta hatta artık gelmeyen ses telini dolgu maddesiyle doldurarak ses tellerinin yeniden kapanmasını sağladık. Bu işlem sonrasında hastamız sıvı gıdaları daha rahat yiyip içebilecektir. Ayrıca sesinde de bir miktar daha erken dönemde iyileşme kaydettik. Sonrasında da sesini daha anlaşılır bir hale getirmek için hastanemiz dil konuşma terapisi bölümünde terapilerine devam edecek. Hastanın ameliyattan hemen sonra sesinde bariz bir değişiklik görmekte bizi mutlu etti. Bu işlem ofis şartlarında, lokal anestezi ile poliklinikte yapılabilecek bir uygulama aslında. Ancak hastamız ileri yaşta ve bazı ek hastalıkları olduğu için ameliyathanede, genel anestezi altında gerçekleştirdik’’ ifadelerini kullandı. Başarılı operasyon ile benzer rahatsızlıklar yaşayan diğer hastalara da umut oldu.
Normal doğum anne ve bebeğin bağını daha hızlı sağlıyor
23 Nisan 2025 Çarşamba - 14:50 Normal doğum anne ve bebeğin bağını daha hızlı sağlıyor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, son zamanlarda tartışma konusu olan normal doğumla ilgili olarak, "Normal doğumda anne ve bebek bağının daha hızlı sağlandığı da görülüyor" dedi. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, normal doğumla ilgili bilgiler verdi. Şahin, "Normal doğum süreci gebeler için bir miktar cefalı olabiliyor. Son yıllarda açılan gebe okulları ve gebelik sürecinde yapılan pilatesler ile birlikte gebelerimiz ıkınma ile ilgili problemlerini çözdüler ve ağrı kontrollerini daha rahat sağlayabiliyorlar. Modern teknolojinin getirdiği antestezik yöntemlerle birlikte doğum sürecimiz ağrı kontrolü ile birlikte daha rahat geçmektedir. Normal doğumun avantajına baktığımızda bizler için bebeğimizle birlikte doğum salonundan çıkıp günlük aktivitelerimize devam edebilecek bir konfor sağlamaktadır. Anne ve bebek bağının daha hızlı sağlandığı da görülüyor. Herkes normal doğumla doğurmak zorunda değil. Sezeryan doğumla doğurmak zorunda olan bir hasta grubumuz da mevcut. Daha önce sezeryan geçirmiş gebeler, daha önce rahim ameliyatı geçirenler, annenin ıkınmaya engel olacak sistemik hastalığı mevcutsa, bebekle ilgili kalp atımını düşürecek gelişme geriliği varsa sezeryanla doğumu tercih etmekteyiz" dedi. "Sezeryanla doğumun iyileşme süreci biraz daha meşakkatli" Doç. Dr. Şahin, "Sezeryanla doğumun ameliyathane şartlarında yapılması gerekiyor ve anestezik yöntem tercih edilmelidir. Normal doğumda doğum sonrası süreç meşakkatliyse sezeryanda bunun tam tersi. İyileşme süreci biraz daha meşakkatli olabilmektedir. Hastalar 6’ıncı saatinde yürüyor ve iyileşme süreci 2-3 gün sonra normal doğuranlarla birlikte ancak denk gelebiliyor. Bu süreç ameliyat olmasına bağlanmaktadır. Sonuç olarak her ikisi de bir doğum yöntemidir. Bu doğum yöntemini biz hekimler, hastalarımızın mevcut durumlarını değerlendirerek karar vermekteyiz" diye konuştu. "Bakanlık anne ve bebek sağlığını korumak için karar aldı" Sağlık Bakanlığı’nın aldığı kararın anne ve bebek sağlığını korumak için alındığını kaydeden Şahin, "Sağlık Bakanlığı ‘özel tıp merkezlerinde planlı sezeryan yapılmayacak’ dedi. Bu yanlış yorumlara neden olsa da bakanlığın anne ve bebek sağlığını korumak üzere aldığı bir karar. Aslında bu bizleri koruyucu bir karar. Yeni doğan şartlarını sağlayamadığımız, annenin kanaması durumunda müdahale edemeyeceğiniz herhangi bir yerde doğum eylemi gerçekleşmemesi gerekmektedir. Esas olan anne ve bebeğin sağlığıdır" ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Koç’tan prematüre doğum uyarısı: "En iyi transfer anne karnında olandır"
23 Nisan 2025 Çarşamba - 10:06 Prof. Dr. Koç’tan prematüre doğum uyarısı: "En iyi transfer anne karnında olandır" Prof. Dr. Esin Koç, Antalya’daki 32. Ulusal Neonatoloji Kongresi’nde ailelere uyarıda bulundu. Her yıl Türkiye’de doğan yaklaşık 1 milyon bebeğin yüzde 10-12’sinin prematüre olduğunu belirten Koç, erken doğumların çoğu zaman öngörülemediğini vurgulayarak, "Bebek doğmadan önce iyi bir yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan hastane planlanmalı, en iyi transfer anne karnında olandır" dedi. Türk Neonatoloji Derneği tarafından düzenlenen 32. Ulusal Neonatoloji Kongresi, 16-20 Nisan 2025 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında açıklamalarda bulunan Türk Neonatoloji Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, her yıl Türkiye’de dünyaya gelen bebek sayısına, prematüre doğum oranlarına ve bu doğumlara hazırlığın önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Esin Koç, Türkiye’de her yıl yaklaşık 1 milyon civarında bebeğin doğduğunu belirterek, "Aslında bu bayağı yüksek bir rakam. Yani küçük bir şehir bile denebilir. 1 milyon bebek dünyaya geliyor. Bunların yaklaşık yüzde 10 ila 12’si zamanından önce, yani 37 gebelik haftasını tamamlayamadan dünyaya geliyor. Ki biz bunlara prematüre diyoruz" ifadelerini kullandı. Prematüre doğumların çok çeşitli nedenlere bağlı olabileceğini ancak bazen hiçbir neden olmadan da doğumun aniden başlayabildiğini vurgulayan Koç, "Bu nedenle buna hazırlıklı olmak kolay değil. Ya da hiçbir anne baba, ‘Ben çok iyi takip edildim, elimden geleni yaptım. Benim bebeğim zamanında ve problemsiz doğacak’ diyemez. Bu her zaman öngörülebilen bir şey değil" dedi. "En iyi transfer anne karnında olandır" Anne babaların gebelik süreci içinde karşılaşabilecekleri beklenmedik riskler nedeniyle doğum yapacakları hastanenin özelliklerini önceden düşünmeleri gerektiğini söyleyen Koç, şu ifadeleri kullandı: "Anne babalar bebek sahibi olmaya karar verdikten sonra ya da gebelik süreci içinde, bir problem olursa ki bu gece yarısı da olabilir, hiç beklenmeyen bir zamanda da olabilir. Bebeğin özellikle doğru müdahalelerin yapıldığı, doğru tedavilerin uygulanabileceği iyi bir yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan hastanede doğum yapmayı düşünürlerse ve onu planlarlarsa, ondan sonra o bebeği doğduktan sonra başka bir hastaneye taşımak çok zor olur. Biz ona diyoruz ki: En iyi transfer anne karnında olandır." Prof. Dr. Koç, doğumdan sonra bebekte problem tespit edilip başka bir hastaneye nakil gerekmesinin riskli olduğunu vurgulayarak, "Bu bebek için probleme neden olabilir. Anne en baştan daha doğum yapmadan iyi şartlarda bir hastanede, bebek açısından da iyi şartlarda bir hastanede doğum yaparsa, bebeğin hem yaşam şansı hem de yaşam kalitesi artar" dedi.
Sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerde alerji ve enfeksiyon daha sık görülüyor
23 Nisan 2025 Çarşamba - 09:39 Sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerde alerji ve enfeksiyon daha sık görülüyor Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Canan Söyler Çalışkan, sezaryen ameliyatı ile dünyaya gelen bebeklerde normal doğumla dünyaya gelen bebeklere oranla daha sık alerji ve enfeksiyon görüldüğünü söyledi. Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Canan Söyler Çalışkan, normal doğumun bebekler ve anneler üzendeki olumlu etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. Sezaryenin bir doğum değil ameliyat olduğunun altını çizen Doç. Dr. Canan Söyler Çalışkan, "Doğumlar iki yolla oluyor. Biri karından abdominal dediğimiz bu sezaryen doğum. Bir de vajinal, normal doğal yoluyla olan doğum şekli. Vajinal doğum, insan fizyolojisine en uygun doğum şekillerinden biri. Bu doğum, normal seyrinde giderse bazen bizim müdahil olduğumuz ağrısız epidural doğum yaptırdığımız durumlar ya da müdahale edip doğumu kolaylaştırdığımız durumlar olabiliyor. Bazen de kendiliğinden spontan dediğimiz hiçbir müdahale yapmadan doğal seyrinde akışında doğumlar gerçekleşebiliyor. Bazı medikal durumlarda anneyle ya da bebekle ilgili istemediğimiz durumlar olursa da böyle durumlarda acil abdominal olarak sezaryenle bebeği doğurttuğunuz durumlar da olabiliyor bazı durumlara bağlı olarak" dedi. Sezaryen gerektiren durumlar Normal doğum sırasında sezaryene geçilmesi durumunu değerlendiren Doç. Dr. Canan Söyler Çalışkan, "Bebeğin iyilik halleriyle ilgili yaptığımız bazı tahliller var. Bu gebelik sırasında da yaptığımız tahliller, bebeğin kalp atımları, annelerin sancısıyla böyle bir diyagram şeklinde yazdırdığımız elektrolar var. Onlarla bebeğin iyilik halini tahmin etmeye çalışıyoruz. Ama doğum kanalı, çok değişkenlik arz eden bir yapı ve o kanalda bebeğin doğal olarak girip devam edip doğmasıyla ilgili bazı duraksamalar, bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. Bu durumlarda da bebek ve anne hayatını riske atmamak için bazı durumlarda acil sezaryen kararı aldığımız oluyor" diye konuştu. "Sezaryen ile dünyaya gelen bebeklerde alerji ve enfeksiyon daha sık görülüyor" Sezaryen ile dünyaya gelen bebekler ile normal doğumla dünyaya gelen bebekleri karşılaştıran Doç. Dr. Çalışkan, "Vajinal floradan, vajen yolundan doğan bebeklerde mikrobiata dediğimiz, artık kanıtlanmış olan bütün vücudumuzda küçük canlıları olan mikrobiata dediğimiz bir durumla söz konusu bütün floramız. Vajinal doğum olmadığı zaman, abdominal doğumda bunları çıkardığımız zaman bazen bebeklerin immün sisteminde ve sonrasında kullanılan antibiyotikler ve medikal tedavilerle bazı alerji durumları, enfeksiyon durumları sezaryen doğumlarda biraz daha sık görülebiliyor" şeklinde konuştu. Sezaryenin büyük bir operasyon olduğuna da dikkat çeken Çalışkan, "Sezaryen çok riskli bir olay. Sezaryen olayı mecbursa tam teşekküllü hastanelerde yapılması her zaman tercih sebebidir. Çünkü acil kan ihtiyaçları olabilir, acil başka sıkıntılar olabilir. O yüzden sezaryenden başka çare yoksa bence tam teşekküllü hastanelerde yapılması mantıklı" ifadelerini kullandı.
Sanal kumar bağımlılığı hızla artıyor
23 Nisan 2025 Çarşamba - 09:04 Sanal kumar bağımlılığı hızla artıyor Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Erdinçli, sanal kumar tehlikesinin her geçen gün arttığını belirterek, toplumun büyük bir risk altında olduğunu ve bu konuda din adamlarına büyük iş düştüğünü söyledi. Türkiye genelinde artış gösteren bağımlılık türlerine karşı toplumun bilinçlendirilmesi amacıyla, Manisa İl Müftülüğü tarafından il genelinde görev yapan din görevlilerine yönelik "Bağımlılıkla mücadelede din görevlileri ve dinî değerlerinin önemi" konulu konferansların üçüncüsü Manisa Dini İhtisas Merkezi Konferans Salonunda, Yunusemre ilçesi personeline yapıldı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Erdinçli’nin konuşmacı olarak katıldığı konferansa ilçede görev yapan İmam-Hatip, Müezzin-Kayyım ve Kur’an Kursu öğreticileri katıldı. Konferansta diğer bağımlılık türlerinin yanında özellikle son yıllarda toplumda yaygınlaşan sanal kumar bağımlılığı ve yıkıcı etkileri üzerinde duruldu. Özellikle akıllı telefon ve internet üzerinden erişimi kolay olan bu tür kumarın, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilediği, ekonomik ve sosyal çöküntülere yol açtığı, Türkiye’de her 10 gençten 8’inin sanal kumarla internet ortamlarında karşılaştığı vurgulandı. Özellikle son yıllarda dijitalleşmenin hız kazanmasıyla sanal kumar bağımlılığının diğer bağımlılıkların önüne geçtiğine dikkat çeken Erdinçli, bu konuda Yeşilay’ın 2023 yılı verilerinde bağımlılıkla mücadele merkezlerine yapılan başvuruların yüzde 37’sinin sanal kumarla ilgili olduğuna ayrıca sadece 2023 yılında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 183 binden fazla yasa dışı kumar sitesine erişim engeli getirdiğine dikkat çekti. "Sanal kumar aile kurumuna zarar veriyor" Konuşmasında sanal kumara bağımlı hale gelen bireylerin yalnızca kendilerini değil, ailelerini de derinden etkilediği ifade eden Erdinçli, bu tür bağımlılıkların aile içi şiddete, altından kalkılamayacak ekonomik sıkıntılara hatta aileyi derinden sarsarak boşanmalara ve çocukların psikolojik olarak zarar görmesine yol açtığını belirtti. Sanal kumar yüzünden son yıllarda intihar vakaları ve girişimlerinde de büyük artış yaşandığına dikkat çeken Erdinçli, din görevlilerine bu konuda nasıl rehberlik yapabilecekleri, vaaz, hutbe, sohbet ve bireysel görüşmelerde nasıl farkındalık oluşturabileceklerini anlattı. "Toplumun manevi dinamiklerine önem verilmeli" Dr. Erdinçli konuşmasında, bağımlılıkla mücadelede din görevlilerinin rolünün büyük olduğunu vurgulayarak, "Toplumun manevi rehberleri olarak sizler, bireylerin bu tür zararlı alışkanlıklardan uzak durmasında anahtar rol üstleniyorsunuz. Vaazlarınızla, birebir görüşmelerinizle halkımıza destek olmalı, onları bilinçlendirmelisiniz" dedi. Konferansta din görevlileri bağımlılıklarla mücadelede muhataplarını ikna etme yöntemlerini ayet, hadis ve güncel verilerle nasıl destekleyebilecekleri konusunda bilgilendirildi. Yunusemre ilçesinde görev yapan din görevlileri, konferansın her zaman toplumla iç içe olan bir görevde bulundukları için oldukça faydalı geçtiğini ifade ederken, bu tür eğitimlerin daha sık yapılmasını talep etti. Program sonunda, din görevlilerine Dr. Ahmet Erdinçli’nin konu hakkında geniş bilgi veren manevi değerlerle bağımlılıkla mücadele rehberi isimli kitabı hediye edildi. Bu tür faaliyetlerle, bağımlılıkla mücadelede toplumsal farkındalığın artırılması hedeflendiği bildirildi.
Hemofili hastalarına uyarı: "Doktor kontrolleri aksatılmamalı"
22 Nisan 2025 Salı - 18:21 Hemofili hastalarına uyarı: "Doktor kontrolleri aksatılmamalı" Sivas Numune Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Yüksel Aslı Öztürkmen, hemofili hastalığı ile ilgili tanı ve tedavi yöntemlerine dair bilgiler paylaştı. Hemofilinin bir kan hastalığı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Öztürkmen, "Hemofili kanın normal şekilde pıhtılaşamadığı nadir ve kanamaya meyil ile kendini gösteren nadir ve kalıtsal bir kan hastalığıdır. Kanımızda pıhtılaşmayı sağlayan ve kanamayı durduran pıhtılaşma faktörleri vardır. Bir yerimiz kesildiği zaman bu faktörler aktifleşir ve pıhtıyı oluştururlar. Bunlardan ikisi olan faktör 8 ve faktör 9 ‘un eksiklikleri hemofili adı verilen hastalığa sebep olur. Faktör 8 eksikliği Hemofili A, Faktör 9 eksikliği Hemofili B olarak adlandırılmaktadır" dedi. Hastalığın nasıl oluştuğuna ve görülme sıklığına değinen Öztürkmen, "Pıhtılaşma faktör eksiklikleri genetik hastalıklardır. X kromozomu dediğimiz annede 2 tane, babada 1 tane olan kromozomumuz üzerindeki bir gen faktör 8 ve 9 yapımından sorumludur. Bu gende bir bozukluk (mutasyon) varsa aileden geçerek çocuğa aktarılabilir veya çocuğun kendi X kromozomunda bu bozukluk (mutasyon) gelişebilir, bu durumda aile öyküsü bulunmayabilir. Hastalık çoğunlukla taşıyıcı annelerden erkek çocuklarına geçmektedir. Çok nadir olmakla birlikte kız çocuklarda da görülebilmektedir. Bunun için hem annenin hem de babanın taşıyıcı olması gerekmektedir. Hemofili A yaklaşık 5 bin erkek doğumunda bir olarak görülürken, sıklığı hemofili B’ye göre 5-6 kat daha fazladır. Tüm hemofililerin yüzde 85’ini hemofili A, yüzde 15 kadarını ise hemofili B oluşturmaktadır" diye konuştu. Hemofilinin belirtilerini sıralayan Uzm. Dr. Öztürkmen, "Özellikle erken çocukluk döneminde kolay morarma oluşumu, özellikle eklem içi ve kas içinde çarpma düşme olmadan kendiliğinden oluşan kanamalar, basit işlemler (kas içi enjeksiyon, aşı, diş çekimi, sünnet gibi) veya basit travma sonrası beklenenden uzun süren kanamalardır. Bu şikayetlerle başvuran hastalarda tanı için koagulasyon testleri denilen kanama eğilimini ortaya koyan tetkikler yapılır. Hemofilide APTT(aktive parsiyel trombin zamanı) sonucu normalden yüksek saptanır. Faktör düzeyi ölçümü ile tanı kesinleştirilir" dedi. Hemofilinin tedavi ve takip yöntemlerini anlatan Uzm. Dr. Öztürkmen, sözlerini şöyle tamamladı: "Hemofili hastalığı kandaki faktör düzeyine göre sınıflandırılır. Normal şartlarda 100 mililitre kanda yaklaşık yüzde 50-150 ünite faktör VIII ve faktör IX bulunur. Eğer faktör düzeyi normalin yüzde 1’inin altında ise buna ağır hemofili, yüzde 1-5 ise orta hemofili ve yüzde 5-40 düzeyinde ise hafif hemofili olarak değerlendirilir. Tedavi faktör konsantrelerinin hastalığın şiddetine, kanama varlığı ve sıklığına göre doktorun belirleyeceği dozlarda toplardamar içinden uygulanmasıdır. Hastanın bu tedavi süreci ömür boyu sürmektedir. Bu sebeple hastalar tedaviyi çocukluk çağında hastanede veya aileleri yardımı ile alırken ilerleyen yaşlarda uygulama yöntemi öğretilir ve kendileri uygularlar. Hemofili hastalığı geçmişte eksik faktörün ilaç olarak bulunmadığı ve yerine konamadığı dönemlerde zor bir hastalıktı. Hastaların eklem bölgelerinde kanama olur, zamanla bu kanamalar eklemlerine hasar verir ve onları yürüyemez hale getirirdi. Ancak günümüzde faktör tedavisinin düzenli uygulanması ile hastaların yaşıtları olan diğer çocuklar gibi sağlıklı ve aktif bir hayat sürmesi mümkündür. Hastalar doktor kontrollerini aksatmamalı, travma sebebi olabilecek iş ve günlük yaşam aktivitelerinden kaçınmalıdır."