SAĞLIK
26 Mayıs 2026 Salı - 17:01 "Bir öğünle diyet bozulmaz, asıl sorun vazgeçmek" Kurban Bayramı öncesi uzmanlardan kritik beslenme uyarıları geldi. Özellikle uzun tatil dönemlerinde kontrolsüz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, bayram sonrası tartıda görülen hızlı kilo artışlarının büyük bölümünün yağ değil ödem olduğunu belirtti. Demirkan, "Bir öğünle diyet bozulmaz. Bir öğün kaçtı diye bütün düzen bırakılırsa asıl sorun o zaman başlıyor" dedi. Kurban Bayramı yaklaşırken milyonlarca kişi "Bayramdan sonra diyete başlarım" düşüncesiyle sofralara hazırlanırken, konunun uzmanından dikkat çeken bir uyarı geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan’a göre bayramda en büyük tehlike fazla yemek değil, "Bugün zaten diyetim bozuldu" psikolojisi. Bir dilim baklavanın değil, kontrolü tamamen bırakmanın kilo artışına neden olduğunu söyleyen Demirkan, yeni kesilen etin hemen tüketilmesinden koyu çay alışkanlığına kadar yıllardır doğru bilinen birçok yanlışın sindirim sistemini zorladığını anlattı. Bayram sonrası tartıda görülen 2-3 kiloluk artışın büyük bölümünün ise yağ değil ödem olduğuna dikkat çeken Demirkan, "Bir öğünle diyet bozulmaz, asıl sorun vazgeçmek" dedi. "En büyük hata fazla yemek değil, öğün atlamak" Bayram döneminde yapılan en büyük yanlışlardan birinin öğün atlamak olduğunu söyleyen Demirkan, özellikle akşam yemeği için gün boyu aç kalmanın kontrolsüz beslenmeye neden olduğunu ifade ederek, "İnsanlar ‘Nasıl olsa akşam et yiyeceğim’ diyerek gün içinde öğün atlıyor. Bu kez akşam aşırı açlıkla birlikte tıkınırcasına beslenme ortaya çıkıyor. Özellikle Kurban Bayramı’nda eti daha çok öğle öğününde tüketmeyi öneriyoruz. Akşam ise sebze ağırlıklı daha hafif beslenmek sindirimi rahatlatıyor" dedi. "Kurban eti kesilir kesilmez tüketilmemeli" En büyük hatalardan birinin de yeni kesilen etin hemen pişirilmesi olduğunu belirten Demirkan, etin mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demirkan, "Yeni kesilen ette ‘ölüm sertliği’ dediğimiz bir durum oluşuyor. Et kesilir kesilmez tüketildiğinde hem sert oluyor hem de sindirim sistemi daha fazla zorlanıyor. Etin en az 12 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Çok sıcak olmayan serin bir ortamda bekletilmeli. Özellikle et hâlâ sıcakken direkt buzdolabına koymak doğru değil" ifadelerini kullandı. "Bayram sonrası görülen 2-3 kilo çoğu zaman yağ değil" Bayram sonrasında tartıda görülen hızlı kilo artışlarının çoğu zaman ödem kaynaklı olduğunu vurgulayan Demirkan, bunun nedeninin artan karbonhidrat, şeker ve tuz tüketimi olduğunu söyleyerek, "Pilav, baklava, hamur işi ve ikramlarla birlikte karbonhidrat tüketimi artıyor. Glikojen depoları dolunca vücut daha fazla su tutuyor. Tuz tüketimi de artınca ödem oluşuyor. Kısa sürede alınan 2-3 kilonun tamamının yağ olması çok sık gördüğümüz bir durum değil" dedi. "Detoks değil denge önemli" Bayram sonrası yapılan sert detoks programlarını önermediğini belirten Demirkan, sürdürülebilir beslenmenin önemine dikkat çekerek, "Bizler yasak koymaktan çok dengeyi öğretmeye çalışıyoruz. Karbonhidratı, proteini ve yağı dengeli şekilde düzenlediğimizde vücut zaten normale dönüyor. Bir gün fazla yemekle her şey bozulmaz. Önemli olan ertesi gün yeniden dengeye dönebilmek" diye konuştu. "Hazmettirmiyor, tam tersine şişkinlik yapabiliyor" Çay ve kahvenin de dikkatli tüketilmesi gerektiğini belirten Demirkan, "Yemek yedikten sonra çayın hazmettirdiği düşünülüyor ama fazla çay şişkinlik ve hazımsızlık yapabiliyor. Kahvenin fazla tüketimi reflü ve mide yanmasına neden olabiliyor. Yemek sonrası su, sade soda ya da ayran gibi daha hafif içecekler tercih edilmeli" şeklinde konuştu. "Günde yaklaşık 10-12 bardak su için" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Demirkan, günlük en az 2-2,5 litre su içilmesini önererek, "Çay, kahve, çorba ya da soda sıvı alımına katkı sağlar ama suyun yerini tutmaz. Özellikle içilen her bardak çay veya kahve için ekstra bir bardak su tüketmek gerekiyor. Günde yaklaşık 10-12 bardak suyun altına düşülmemeli" ifadelerini kullandı. Rafine şekersiz bayram tatlısı önerisi Bayramda tatlı tüketimini tamamen yasaklanmak yerine daha sağlıklı alternatiflerin tercih edilebileceğini anlatan Demirkan, "Hurmayı sıcak suda bekletip çekirdeğini çıkardıktan sonra içine yulaf kepeği, ceviz, badem veya fındık eklenebilir. Bir miktar tahin ya da fıstık ezmesiyle rondodan geçirip top haline getirilip, Hindistan cevizine bulanarak rafine şekersiz sağlıklı atıştırmalıklar hazırlanabilir" dedi. "Bir öğünle diyet bozulmaz" Toplumda en sık karşılaştıkları yanlış düşüncenin "Diyet bozuldu" psikolojisi olduğunu belirten Demirkan, sürdürülebilir beslenmenin önemine dikkat çekerek, "İnsanlar bir öğün fazla yiyince bütün günü bırakıyor. Oysa bir öğünle diyet bozulmaz. Eğer bir öğün kaçtıysa yapılması gereken şey bütün düzeni bozmak değil, bir sonraki öğünde tekrar dengeye dönmek. Önemli olan mükemmel beslenmek değil, sürdürülebilir şekilde devam edebilmek" diye konuştu.
26 Mayıs 2026 Salı - 15:59 Diyetisyenden Kurban Bayramı’nda sağlıklı sofralar için uyarı Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Sofraların vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü yenildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, bayram sofralarında et ve tatlı tüketiminde ölçülü olunması gerektiğini belirterek, bayram günlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti. "Ağır etli yemeklerden kaçının" Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü tüketildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır. Ancak aşırıya kaçmak kolesterol ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Etin yanında sebze, salata ve tam tahıllı ürünlerle tabağı dengelemek hem sindirimi kolaylaştırır hem de bayram boyunca enerjiyi korur. Bayramda ağır yemekler kaçınılmaz olsa da, öğünleri hafifletmek mümkündür. Yoğurt, ayran, zeytinyağlı sebzeler ve lifli gıdalar sindirim sistemini rahatlatır. Özellikle akşam yemeklerinde daha hafif tercihler yapmak, mideyi yormadan bayram keyfini sürdürmeye yardımcı olur" diye konuştu. "Bol bol su için yürüyüş yapın" Bayram ziyaretlerinde de ikram edilen tatlıların fazla tüketilmesinin kan şekerini hızla yükselteceğini söyleyen Akay, "Bu özellikle diyabet hastaları için risk oluşturmaktadır. Tatlıların küçük porsiyonlarla tadına bakılmasını, mümkünse sütlü tatlıların tercih edilmelidir. Bayram boyunca bol su içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve sindirimi destekler. Ayrıca kısa yürüyüşler yapmak hem kan dolaşımını hızlandırır hem de ağır yemeklerin etkisini azaltır. Su ve hareket, bayramın enerjisini yüksek tutmanın en basit ama en etkili yollarıdır" şeklinde konuştu.
Hüyük’te dönercilere sıkı denetim
16 Nisan 2025 Çarşamba - 14:00 Hüyük’te dönercilere sıkı denetim Konya’nın Hüyük ilçesinde faaliyet gösteren tavuk döneri satışı yapan işletmelere yönelik sıkı denetimler başlatıldı. Son günlerde tavuk döner kaynaklı gıda zehirlenmesi vakalarında ülke genelinde artış yaşanması üzerine Hüyük İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı gıda kontrol görevlileri çalışma başlattı. Halk sağlığını korumak amacıyla denetimlerini sıklaştıran ekipler, ilçede döner satışı yapan toplu tüketim işletmelerine yönelik denetimler gerçekleştirmeye başladı. Denetimlerde, tavuk dönerin hazırlanması, muhafazası ve sunumu gibi tüm aşamalar detaylı bir şekilde kontrol edildi. Özellikle hijyen kurallarına uyulup uyulmadığı, etin uygun sıcaklıkta saklanıp saklanmadığı, ürünlerin son kullanma tarihleri ve genel gıda güvenliği kriterleri titizlikle incelendi. Yürütülen çalışmalara ilişkin olarak yapılan açıklamada, 5996 sayılı kanun çerçevesinde yapılan denetimler esnasında işletmelere dikkat etmeleri gereken hususlar hakkında hatırlatmalarda bulunduğu belirtildi. Açıklamada, bu denetimlerin düzenli aralıklarla devam edeceği aktarılırken, vatandaşlara da tavuk döner tüketiminde dikkatli olmaları yönünde çağrıda bulunuldu. Denetimlerin temel amacının güvenilir ve sağlıklı gıda teminini sağlamak olduğu belirtildi. Yetkililer, denetimlerle ilgili herhangi bir tavizin verilmeyeceğini, kurallara uymayan işletmelere cezai işlem uygulanacağını kaydetti.
Kalp hastalıklarına karşı sağlıklı beslenme uyarısı
16 Nisan 2025 Çarşamba - 13:00 Kalp hastalıklarına karşı sağlıklı beslenme uyarısı Kalp hastalıklarına karşı sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, "Kırmızı et yerine balık, derisi alınmış beyaz et ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 porsiyon sebze-meyve, 8-10 bardak su tüketin. Liften zengin gıdalar kolesterolü yüzde 15 oranında düşürebilir" dedi. Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmede bulunan Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, kalp hastalıklarının önlenmesinde sağlıklı beslenmenin temel rol oynadığını belirtti. Dr. Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. "Doymuş ve trans yağlar tüketmeyin" Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şu bilgileri paylaştı: "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’nunu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir." Kalp sağlığı için öneriler Kalp sağlığımızı korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" şeklinde konuştu.
Kapalı havalar depresyona neden oluyor, sinir ve öfke artıyor
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:50 Kapalı havalar depresyona neden oluyor, sinir ve öfke artıyor Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, havaların kapalı olmasıyla birlikte kişilerde depresyon ve kaygı bozukları meydana gelebileceğini belirterek, buna bağlı olarak bireylerde sinir ve öfke durumlarının meydana gelebileceğini vurguladı. Ülke genelinde etkili olan kapalı ve yağışlı havalar, insan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler oluşturuyor. Güneşli havalarda insanlar kendilerini daha enerjik ve mutlu hissederken, kapalı havalarda ise bu durum tam tersine dönebiliyor. Özellikle sabahları yataktan çıkmakta zorlanma, işe ya da okula gitmek istememe, sosyal ortamlardan uzaklaşma gibi davranışlar sıkça ortaya çıkıyor. Bu tür davranışlar uzun vadede depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlara yol açabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, havaların kapalı olmasıyla beraber insanlarda isteksizliğe bağlı olarak psikolojik anlamda birçok çöküntü yaşanabileceğini belirterek, bu olumsuz durumları en aza indirmek için gün ışığında yapılacak olan yürüyüşlerin psikolojik açıdan iyi gelebileceğini ifade etti. "Huzursuz ve kederli hissediyorlar" Kerime Begüm Özkaya, insanların kapalı havalardan bir şey yapmak istemediklerini belirterek, "Havaların kötü gitmesi ile beraber insan psikolojileri de olumsuz etkilenmektedir. Biliyoruz ki güneşli havalarda insanlar kendilerini daha enerjik ve mutlu hissediyorlar. Fakat böyle hava karanlık olduğu zaman kişi kendini mutsuz, huzursuz ve kederli gibi hissediyor. Hiç bir şey yapmak istemiyor. Yataktan çıkmak işe gitmek istemiyorlar. Günlük hayatlarında neler yapıyorlarsa, evlerine kapanmak kapıları ve pencereleri kapatmak istiyorlar. Bu da kişilerde çeşitli psikolojik sorun ve sıkıntılar oluşturabiliyor. Depresyon ve kaygı bozuklukları meydana gelebiliyor. İnsanlarsa uzaklaşma olsun birçok çeşitli sorun ve sıkıntılara sebep oluyor. Onun için bizim önerimiz gün ışığında kişinin en azından 5 -10 dakika güneşe çıkması yürüyüş yapması çok önemli. Çünkü yürüyüşle beraber mutluluk hormonu çok fazla salgılanıyor. Eğer kişi çok yoğun çalışıyorsa işe gittiği zaman en azından iş yerinde kısa küçük molalar vermesi, çok fazla tüketmeden çay olsun kahve olsun tüketimini sağlaması kişinin kendini iyi hissetmesi için önemlidir" dedi. "Öfke ve sinir yapabilir" İnsanların psikolojik anlamda daha iyi hissetmesi için adımlar atması gerektiğini söyleyen Özkaya, "Kişinin arkadaşlarıyla beraber görüşmesi, ailesiyle daha çok vakit geçirmesi, farklı etkinliklerde bulunması, eğer sevdiği bir hobi varsa ona daha çok yoğunluk vererek psikolojik anlamda kendini daha iyi hissetmesi için adımlar atması gerekiyor. Bu kapalı havalar psikolojimizi etkiliyor ama hava ne kadar kötü veya iyi olsa da insanın psikolojisi kendisine bağlıdır. Onun için kendimizi iyi ve mutlu hissetmemiz adına fayda sağlayacaktır. Havaların kapalı olmasıyla beraber insanlar da isteksizliğe bağlı olarak psikolojik anlamda birçok çöküntü yaşıyorlar. Kişi kendini sinirli ve öfkeli hissedebilir. Fakat bu durumun havadan kaynaklı olduğunu net bir şekilde söyleyemeyiz. Havanın bu durumlara etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Ama kişide öfkeye bir yatkınlık varsa hava güneşli de olsa kişi kendini kötü hissedebilir" diye konuştu. Vatandaşlar ise kapalı havalarda psikolojik olarak düşüş yaşadıklarını ve daha depresif hissettiklerini söyledi.
Amerikalı Ledesa’nın parmakları evinden 9 bin 930 kilometre ötedeki Eskişehir’de açıldı
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:30 Amerikalı Ledesa’nın parmakları evinden 9 bin 930 kilometre ötedeki Eskişehir’de açıldı Amerika’da yaşayan ve doğuştan kelebek hastası olduğu için ellerini kısıtlı kullanan 20 yaşındaki Ledesa Arias, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan operasyonla artık parmaklarını kullanabilecek. Amerika’nın Washington eyaletinde yaşayan Seattle şehrinde yaşayan halk arasında ’Kelebek’ hastalığı olarak bilinen epidermolizis bülloza rahatsızlığına doğuştan sahip lise öğrencisi 20 yaşındaki Ledesa Arias iki elini de kullanamıyordu. Ülkesinde hastalığının tedavisini arayan Ledesa Arias, elle tutulur bir sonuç alamadı. Ledesa Arias ve 43 yaşındaki annesi Ledesa Natali tedavi için araştırmalara başladı. Araştırmaları sonucunda Gerçekler Dünyası Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şenay Çalışır vesilesiyle 1 yıldır Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul’u keşfetti. Amerikalı hastanın parmakları Eskişehir’de açıldı Eskişehir’de muayeneleri yapılan Ledesa Arias’ın ameliyat edilmesine karar verildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 1 yılda 25 kelebek hastasını ameliyatla iyileştiren Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul ve ekibinin yaptığı 1 saatlik operasyon sayesinde lise öğrencisinin iki elinin parmakları da açıldı. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gözetim altında tutulan Ledesa Arias, yakın zamanda ellerini kullanacak. "Amerikalı hastanın 10 parmağını da açtık" Amerikalı hasta için konuşan ve ünü yurtdışına kadar yayılan Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul, "Ariana isimli Amerikalı bir hastamız. Onlar kendisi Amerika’dan sosyal medya aracılığıyla, Instagram aracılığıyla Türkiye’deki derneklere ulaşıyorlar. Ve kızının ellerinin açılması için dernekten yardım talep ediyorlar. Dernek de bu ameliyatı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, bizim plastik cerrahi kliniğinde yapıldığını öğrenip hastayı bize yönlendiriyorlar. Ardından hasta Amerika’dan Eskişehir’e geliyor. Her iki elinin kapalı olan parmaklarını biz değerlendirdik ve tüm parmaklarını açabileceğimizi söyledik. Ardından tüm tahlil ve tetkiklerini yaptıktan sonra hastayı biz ameliyata aldık. Ameliyatla hastanın 10 parmağını da açtık. Hasta yaklaşık iki ay sonra on parmağıyla rahat bir şekilde yemeğini yiyebilecek, elbiselerini giyebilecek, kendi kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek hale gelecektir" dedi. "Bu ameliyat kesinlikle hayatımı değiştirdi" Ellerini kullanabileceği için çok mutlu olan 20 yaşındaki Ledesa Arias, "Bu ameliyat kesinlikle hayatımı değiştirdi, çünkü sağlık durumum nedeniyle yıllar içinde ellerim dağılmıştı ve maalesef ülkemde bu tür bir el ameliyatı yapmak çok zor. Şans eseri, buradaki doktoru bulduk ve ameliyatı gerçekleştirdi. Artık sanırım gelecekte eskiden yapamadığım şeyleri gerçekten yapabileceğim" ifadelerini kullandı. 20 yaşındaki Ledesa Arias’ın annesi 43 yaşındaki annesi Ledesa Natali, "Karmaşık duygular içindeyim çünkü bilirsiniz, buraya gelip hemen bir çözüm bulabileceğimizi beklemiyorduk. Dr. Kadir’i bulduğum için gerçekten çok mutluyum. Ona Instagram’dan mesaj attığımda bana cevap verdiğini ve bana bu teklifi sunduğunu hatırlıyorum. Bana, ’Kızınızın ellerinin fotoğraflarını gönderin’ dedi. Kontrol etti ve ’Evet, bunu yapabilirim’ dedi. Ve yaptı. Gerçekten, gerçekten çok mutluyum çünkü kızımın hayatı değişecek. Teşekkür ederim" diye konuştu.
Amerikalı Ledesa’nın parmakları, evinden 9 bin 930 kilometre ötedeki Eskişehir’de açıldı
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:27 Amerikalı Ledesa’nın parmakları, evinden 9 bin 930 kilometre ötedeki Eskişehir’de açıldı Amerika’da yaşayan ve doğuştan kelebek hastası olduğu için ellerini kısıtlı kullanan 20 yaşındaki Ledesa Arias, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan operasyonla parmaklarını kullanabilecek. Amerika’nın Washington eyaletinde yaşayan Seattle şehrinde yaşayan halk arasında ’Kelebek’ hastalığı olarak bilinen Epidermolizis bülloza rahatsızlığına doğuştan sahip lise öğrencisi 20 yaşındaki Ledesa Arias iki elini de kullanmıyordu. Ülkesinde hastalığının tedavisini arayan Ledesa Arias, elle tutulur bir sonuç alamadı. Ledesa Arias ve 43 yaşındaki annesi Ledesa Natali tedavi için araştırmalara başladı. Araştırmaları sonucunda Gerçekler Dünyası Araştırma Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şenay Çalışır vesilesiyle 1 yıldır Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul’u keşfetti. Bavulunu toplayıp, Eskişehir’e hareket etti. Amerikalı hastanın parmakları Eskişehir’de açıldı Burada muayeneleri yapılan Ledesa Arias’ın ameliyat edilmesine karar verildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 1 yılda 25 kelebek hastasını ameliyatla iyileştiren Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul ve ekibinin yaptığı 1 saatlik operasyon sayesinde lise öğrencisinin iki elinin parmakları da açıldı. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gözetim altında tutulan Ledesa Arias, yakın zamanda ellerini kullanacak. "Amerikalı hastanın 10 parmağını da açtık" Amerikalı hasta için konuşan ve ünü yurtdışına kadar yayılan Opr. Dr. Abdulkadir Kadir Calavul, "Ariana isimli Amerikalı bir hastamız. Onlar kendisi Amerika’dan sosyal medya aracılığıyla, Instagram aracılığıyla Türkiye’deki derneklere ulaşıyorlar. Ve kızının ellerinin açılması için dernekten yardım talep ediyorlar. Dernek de bu ameliyatı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, bizim plastik cerrahi kliniğinde yapıldığını öğrenip hastayı bize yönlendiriyorlar. Ardından hasta Amerika’dan Eskişehir’e geliyor. Her iki elinin kapalı olan parmaklarını biz değerlendirdik ve tüm parmaklarını açabileceğimizi söyledik. Ardından tüm tahlil ve tetkiklerini yaptıktan sonra hastayı biz ameliyata aldık. Ameliyatla hastanın 10 parmağını da açtık. Hasta yaklaşık iki ay sonra on parmağıyla rahat bir şekilde yemeğini yiyebilecek, elbiselerini giyebilecek, kendi kişisel ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek hale gelecektir" dedi. "Bu ameliyat kesinlikle hayatımı değiştirdi" Ellerini kullanabileceği için çok mutlu olan 20 yaşındaki Ledesa Arias, "Bu ameliyat kesinlikle hayatımı değiştirdi, çünkü sağlık durumum nedeniyle yıllar içinde ellerim dağılmıştı ve maalesef ülkemde bu tür bir el ameliyatı yapmak çok zor. Şans eseri, buradaki doktoru bulduk ve ameliyatı gerçekleştirdi. Artık sanırım gelecekte eskiden yapamadığım şeyleri gerçekten yapabileceğim" ifadelerini kullandı. 20 yaşındaki Ledesa Arias’ın annesi 43 yaşındaki annesi Ledesa Natali, "Karmaşık duygular içindeyim çünkü bilirsiniz, buraya gelip hemen bir çözüm bulabileceğimizi beklemiyorduk. Dr. Kadir’i bulduğum için gerçekten çok mutluyum. Ona Instagram’dan mesaj attığımda bana cevap verdiğini ve bana bu teklifi sunduğunu hatırlıyorum. Bana, ’Kızınızın ellerinin fotoğraflarını gönderin’ dedi. Kontrol etti ve ’Evet, bunu yapabilirim’ dedi. Ve yaptı. Gerçekten, gerçekten çok mutluyum çünkü kızımın hayatı değişecek. Teşekkür ederim" diye konuştu.
Gediz SHMYO öğrencisinden kırsal bölgede meme kanseri farkındalığına yönelik önemli araştırma
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:25 Gediz SHMYO öğrencisinden kırsal bölgede meme kanseri farkındalığına yönelik önemli araştırma Kütahya’nın Gediz ilçesindeki Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü Tıbbi Dokümantasyon ve Sekreterlik Programı öğrencisi Şüheda Uzun, örnek bir çalışmaya imza attı. Dr. Öğr. Üyesi Melike Pehlivan’ın danışmanlığında yürüttüğü "Kırsal Bölgede Yaşayan Kadınların Meme Kanseri Farkındalığı ve Önleyici Davranışlarını Etkileyen Faktörlerin Değerlendirilmesi" başlıklı projesi, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı tarafından desteklenmeye değer bulundu. Bu önemli destek, genç bir öğrencinin bilimsel merakının ve toplumsal sorumluluk bilincinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Şüheda Uzun’un bu projesi, kırsal bölgelerde yaşayan kadınların meme kanseri konusundaki bilgi düzeylerini, erken teşhis yöntemlerine yaklaşımlarını ve bu konudaki davranışlarını detaylı bir şekilde incelemeyi amaçlıyor. Konuyla ilgili Yüksekokul Müdürü Dr.Yusuf Güner, "TÜBİTAK’ın bu projeye destek vermesi, hem Şüheda Uzun için büyük bir motivasyon kaynağı olacak hem de diğer üniversite öğrencilerini benzer araştırmalar yapmaya teşvik edecektir. Bu tür destekler, gençlerin bilimsel düşünce becerilerini geliştirmelerine ve topluma faydalı projeler üretmelerine imkan tanıyor" dedi. Güner, "Şüheda Uzun’un araştırması, kırsal bölgelerdeki kadınların meme kanseri farkındalık düzeyini artırmaya yönelik daha etkili stratejiler geliştirilmesine katkı sağlar ve erken teşhis oranlarının yükselmesine yardımcı olur. Bu başarı, Gediz SHMYO için de gurur kaynağı olmasının yanı sıra, üniversitelerin toplumsal sorunlara duyarlı ve çözüm odaklı bireyler yetiştirme misyonunun da güzel bir örneğini teşkil ediyor. Şüheda Uzun’u ve danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Melike Pehlivan’ı bu anlamlı ve önemli çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
Kadınlara özel diyetisyen hizmeti devam ediyor
16 Nisan 2025 Çarşamba - 11:13 Kadınlara özel diyetisyen hizmeti devam ediyor Haliliye Belediyesi, kadınlara yönelik ücretsiz diyetisyen desteğiyle sağlıklı yaşamı teşvik etmeye devam ediyor. Belediye bünyesindeki spor salonlarından faydalanan kadınlara oluşturulan özel diyet programı ile sonuç aldıklarını ifade eden kursiyerler ise Başkan Mehmet Canpolat’a sunduğu hizmetlerden ötürü teşekkür ediyor. Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın talimatı ile vatandaşların hayatına dokunan projelerin hayata geçirildiği Haliliye Belediyesi, sosyal belediyecilikte fark oluşturmaya devam ediyor. Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren ücretsiz diyetisyen desteği ile kadınların sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmesi için çalışmalar sürüyor. Belediye bünyesinde görev yapan diyetisyen tarafından Milletevleri ve Hanımlar Konağındaki kursiyerlere, sağlıklı ve dengeli beslenme konusunda rehberlik ediliyor. Kadınların sağlık durumlarına göre uygun beslenme planı oluşturan diyetisyen, ideal kilosuna ulaşmak isteyen ve sağlıklı kalmak için spor yapan kursiyerlere diyet listeleri oluşturuyor. Kadınların kilo, yağ ve kas oranlarına göre oluşturulan diyet listeleri ile sağlıklı bir şekilde kilo veren kadınlar, kendilerine sunulan bu imkanlardan ötürü Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’a ve emeği geçenlere teşekkür ediyor. Sağlıklı bir Haliliye için tüm vatandaşları beklediklerini söyleyen Diyetisyen Mehmet Kaplan, "Bugün, Osmangazi Hanımlar Konağındayız. Vatandaşlarımıza ölçüme kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bize başvuran, kilo almak isteyen, kilo vermek isteyen çeşitli kronik hastalıklarla başvuran, programlarımıza uyan, buradaki spor salonumuzdan yararlanan ve su tüketimine dikkat eden vatandaşlarımızla gayet güzel sonuçlar alıyoruz. Sağlıklı bir Haliliye için tüm vatandaşlarımızı bekliyoruz" dedi. Hizmetten yararlanan bir kursiyer ise hem kendilerine zaman ayırdıklarını hem de sağlıklı bir yaşam için spor yaptıklarını ifade ederek, "Osmangazi Hanımlar Konağına geliyorum. Mehmet hocam bana çok yardımcı oldu teşekkür ediyorum. Belediyemize de teşekkür ediyorum. Böyle bir imkan sağladığı için, bizi böyle bir ortamda buluşturdu. Bizim kendimize ayıracağımız tek zamanımız böyle spora, dikiş, ahşap boyamaya geldik. Teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun Belediyemizden" diye konuştu. Sağlık problemi olduğunu ve Haliliye Belediyesi’nin sunduğu spor salonu ve diyetisyen hizmeti ile sonuç aldığını kaydeden başka bir kursiyer ise, "Haliliye Belediyesi’nin bize Hanımlar Konağında açtığı imkanlardan çok memnunuz. Diyetisyen bölümü de açtılar, biz çok memnunuz. Bize çok faydası oldu zayıflamak konusunda. Benim bel ağrım vardı, bel ağrısı için spor salonuna geldim. Çok faydasını gördüm. El sanatları olsun, dikiş olsun, spor olsun, ahşap bölümü olsun, biz Mehmet Canpolat’tan çok razıyız. Bize bu imkanı tanıttığı için çok çok teşekkür ederiz" dedi. Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada ise kadınlara yönelik hizmetlerin artarak devam edeceği ve sağlıklı yaşam bilincini yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaların süreceği belirtildi.
Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler 113 kalp merkeziyle en aza indiriliyor
16 Nisan 2025 Çarşamba - 10:40 Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler 113 kalp merkeziyle en aza indiriliyor Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Yücel Yüzbaşıoğlu, Türkiye’deki en önemli ölüm sebepleri arasında bulunan kalp rahatsızlıklarına bağlı ölümlerin en aza indirilebilmesi için 98’i erişkin ve 15’i pediatrik kalp merkezi olmak üzere toplamda 113 kalp merkezinin bakanlık bünyesinde hizmet verdiğinin altını çizdi. Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Yüzbaşıoğlu, dünyada ve Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarının toplum sağlığı üzerinde olan etkilerine dikkat çekmek amacıyla her yıl 14-20 Nisan arası kutlanan Kalp Sağlığı Haftasında, kalp sağlığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yüzbaşıoğlu, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 20 milyon kişinin kalp ve damar hastalıklarına bağlı hastalıklardan dolayı hayatını kaybettiğine vurgu yaptı. Kalp rahatsızlıklarına bağlı ölümlerin Türkiye’deki en önemli ölüm sebepleri arasında yer aldığına dikkati çeken Yüzbaşıoğlu, "Aslında kalp ve damar hastalıkları dediğimiz zaman sadece yaşam değil, kaliteli bir yaşamını da temsil etmektedir. Bu sebeple Bakanlık, ilgili genelgeler kapsamında kalp sağlığı merkezleri açmaktadır. Bu merkezde kardiyologlar, kalp damar cerrahi uzmanları, alanında ilgili uzmanlar ve tüm ekipleriyle birlikte tüm vatandaşlarımıza hizmet vermektedir. Bu merkezler de en basit bir EKG’den ileri cerrahi girişimlere kadar dünya literatürüne uygun olarak tüm tedavi seçeneklerin yapılabildiği en güçlü merkezlerimizdir" diye konuştu. Genel Müdür Yardımcısı Yüzbaşıoğlu, bakanlık bünyesinde 98 adet erişkin kalp merkezi ve 15 adet pediatrik kalp merkezi yer aldığını söyleyerek, "Burada yapılan işlemlere baktığımız zaman yılda yaklaşık olarak 580 binin üstünde bir anjiyografi yapılmaktadır. 41 binin üstünde açık ameliyatı, pediatrik açık cerrahi ise yaklaşık olarak 7 binin üstünde yapılmaktadır. Vatandaşlarımızın tüm erişimine uygun, ileri tetkik ve tedavinin yapıldığı güncel literatüre uygun ve dünya ile entegre merkezlerdir" ifadelerini kullandı. Kalp hastalıklarının yalnızca erişkinleri değil aynı zamanda kırılgan grup olarak bilinen çocukları da etkileyebildiğine dikkati çeken Yüzbaşıoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklar bizim geleceğimiz. Doğuştan meydana gelen hastalıkların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini biliyoruz. Ayrıca, sonradan kazanabilecekleri hastalıklar da yer almaktadır. Pediatrik kalp merkezlerimizde bu hastalıkların hepsine çözüm bulunabilmektedir. Dolayısıyla çocuklarımız için iyi bir gelecek için bir fırsattır."
Uzmanlardan bahar güneşi uyarısı
16 Nisan 2025 Çarşamba - 10:31 Uzmanlardan bahar güneşi uyarısı Lokman Hekim Van Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Yeşilova, ilkbahar mevsimi ile birlikte artan güneş ışınlarının cilt üzerinde zararlı etkiler bırakabildiğini ifade ederek, "Güneşe aşırı maruz kalmak, cilt kanserinin en yaygın türlerinden biri olan melanoma neden oluyor" dedi. Lokman Hekim Van Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Yeşilova, ilkbahar mevsimi ile birlikte artan güneş ışınlarının insan cildi üzerindeki etkilerine değindi. İlkbahar mevsiminin, doğanın uyanışı ve uzun kış günlerinin ardından güneşin daha güçlü bir şekilde kendini göstermeye başladığı bir dönem olduğunu ifade eden Yeşilova, birçok kişinin, kışın gri ve soğuk havasından sonra güneşin ısısına özlem duyduğu için baharla birlikte kendini güneşin sıcaklığına bıraktığını söyledi. İnsanların güneşin tadını çıkarırken aynı zamanda bu mevsimle birlikte artan güneş ışınlarına karşı dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Yeşilova, "Bu mevsimde artan güneş ışınları, cildimiz için pek de dostane sayılmaz. İlkbahar güneşi, genellikle kışın solgunlaşmış cilt üzerinde daha fazla zararlı etkiye sahiptir. Özellikle güneşin zararlı ışınları, ciltte tahribat oluşturduğu için kızarıklıklara, lekelere ve yanıklara neden olur. Ayrıca UVA ışınlarının ciltte erken yaşlanmaya ve uzun vadede cilt kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu da artık net bir şekilde biliyoruz. Bu yüzden, ilkbahar güneşiyle her buluştuğunuzda cilt sağlığınızı korumak için önlem almanız oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı. "Cildimiz için tehlikeli süreç başladı" Güneşin keyfini güvenli bir şekilde çıkarabilmek için cildin doğru şekilde korunmasının, sağlıklı bir yaşam tarzının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Yeşilova, "Kış boyunca hassaslaşan cildimiz, şu anda ilkbahar güneşine karşı oldukça savunmasız. Ozon tabakasının incelmesi gibi ciddi bir sorun nedeniyle de artık bizim bildiğimiz güneş yok ve UV ışınları, bize çok daha fazla zarar verebiliyor. Bu nedenle kış aylarında kullanmayı ihmal ettiğiniz güneş koruyucularınızı yeniden gün yüzüne çıkarmanın tam vakti. Çünkü cildimiz için tehlikeli süreç artık başladı. Zira, cildinizi güneşe karşı savunmasız bıraktığınız her gün, cilt kanseri gibi ciddi bir hastalığa yakalanma riskinizi artırıyor" diye konuştu "Güneşe aşırı maruz kalmak, cilt kanserinin en yaygın türlerinden biri olan melanoma neden oluyor" Güneşin zararlı ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerinden korunmak, sadece yaz aylarında değil, ilkbaharda da titizlikle uygulanması gereken bir konu olduğunu dile getiren Yeşilova, "Öncelikle UV ışınlarının cilt hücreleri üzerinde oluşturduğu hasar, zamanla cilt kanseri riskini artırabiliyor. Özellikle güneşe aşırı maruz kalmak, cilt kanserinin en yaygın türlerinden biri olan melanoma neden oluyor. Bunun dışında güneş ışınları ciltteki kolajen ve elastin üretimini engelleyerek, cildin erken yaşlanmasına yol açıyor. Bu da ince çizgiler, kırışıklıklar ve sarkmalar gibi yaşlanma belirtilerini beraberinde getiriyor. Birçok kişinin kâbusu haline gelen ve tedavisi de oldukça zor olan güneş lekeleri ise ayrı bir dert. Çünkü güneşe maruz kalmak, özellikle hassas ciltlerde, koyu lekelerin ve çillerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bu süreçte ayrıca cildinize ciddi zarar veren sorunların başında gelen güneş yanıklarına da dikkat edilmeli. Unutmayın, güneş sadece yazın değil, artık her mevsim cildimizi tehdit ediyor" dedi. "Bol su içmek, erken yaşlanma ve kuruluk gibi sorunların önüne geçebilir" Açıklamalarında ilkbahar güneşinden korunmak için alınacak önlemlere de değinen Prof. Dr. Yavuz Yeşilova, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İlkbahar güneşi, genellikle ılıman ve rahatlatıcı olsa da UV ışınları cildinize zarar verebilir ve uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabilir. İlkbahar güneşinden korunmak için alabileceğiniz bazı temel önlemler öncelikle güneş kremi kullanmak, cildinizi güneşin zararlı ışınlarından korumanın en etkili yolu yüksek koruma faktörlü (SPF) güneş kremi kullanmaktır. SPF 30 veya üzeri bir güneş kremi, cildinizi UVB ışınlarının zararlarından korur. Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce kremi cildinize uygulayın ve her iki saatte bir tazeleyin. Yine güneşin en güçlü olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında dışarıda bulunmamaya özen gösterin ya da gölgelerde zaman geçirmeye çalışın. Çünkü bu saatlerde UV ışınlarının etkisi çok daha yoğundur. Uzun kollu gömlekler, geniş kenarlı şapkalar ve UV korumalı gözlükler, doğrudan güneş ışınlarından korunmanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, güneşe doğrudan maruz kalmamak için şemsiye veya tenteler gibi gölgelik alanlarda vakit geçirmek de iyi bir tercihtir. İlkbahar ayları ile birlikte cilt bakım ürünlerinizde de değişiklikler yapabilirsiniz. Özellikle kışın kullandığınız nemlendiricilerin yerine cilt tipinize uygun olan daha hafif ve su bazlı olanlara geçmeniz cildinize tazelik getirecektir. Çünkü güneşin etkisinin arttığı dönemlerde cildinizin kurumasını ve hasar görmesini engellemek için düzenli olarak nemlendirici kullanmanız oldukça önemlidir. Ayrıca, cilt tipinize uygun temizleyicilerle gün sonunda cildinizi iyice temizlemeyi unutmayın. Cildimiz ayrıca güneşin etkisiyle daha fazla su kaybeder. Bu nedenle, cildin nem dengesini korumak için bol su içmeye özen gösterin. Cildinizin su kaybını önlemek, erken yaşlanma ve kuruluk gibi sorunların önüne geçebilir."
Bebekteki bu sorunlar artık anne karnında belirlenebiliyor
16 Nisan 2025 Çarşamba - 10:16 Bebekteki bu sorunlar artık anne karnında belirlenebiliyor Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Emine Şuheda Atılgan, NIPT testi ile ilgili bilgi verdi. Gebelik döneminde yapılan taramalar anne- bebek sağlığı açısından önemli ipuçları veriyor ve gerekli durumlarda erkenden müdahale yapılabilmesine imkan tanıyor. Doğum öncesinde gerçekleştirilen cfDNA taramaları, anne karnındaki bebeğin genetik bozukluklarını erken tespit etmek amacıyla kullanılan etkili ve zararsız bir yöntem olarak ön plana çıkıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Emine Şuheda Atılgan, NIPT testi ile ilgili bilgi verdi. "Genetik bozukluklar erken tespit ediliyor" Atılgan, "Gebelik döneminde yapılan tarama testleri, anne karnındaki bebeğin sağlığını izlemek açısından büyük önem taşır. Bu süreçte kullanılan cell-free DNA (cfDNA) anne kanında serbestçe dolaşan ve damar yoluyla alınan kan örneklerinden elde edilen bebeğe ait DNA parçacıklarıdır. Cell-free DNA testi ile yapılan taramalar, anne karnındaki bebeğin genetik bozukluklarının erken tespitinde etkin bir yöntemdir. Hamilelik sırasında, fetüsün DNA’sının bir kısmı annenin kan dolaşımındadır. Bu testler, fetüsün DNA’sının küçük parçalarının anne kanında dolaşması prensibine dayanır ve Down sendromu gibi kromozomal anomali risklerini yüksek doğruluk oranlarıyla belirleme imkanı sunar. Cell-free DNA (cfDNA) testi; serbest fetal DNA testi, non-invaziv prenatal test (NIPT) ve hücre dışı/hücresiz DNA testi isimleriyle de bilinmektedir" dedi. "Anne ve bebeği için güvenilir test" Testin güvenilir olduğunu kaydeden Op. Dr. Atılgan, "Girişimsel olmayan bir yöntem olan cfDNA taramaları ise hem anne adayı hem de bebek için güvenli bir tercihtir ancak kesin tanı sağlayamaz. Bu nedenle, pozitif cfDNA sonuçları sonrasında kesin sonuç almak için karyotipleme veya mikrodizi analizi gibi girişimsel tanı testlerinin yapılması önerilir. cfDNA kullanımı, invaziv prosedürlerin risklerinden kaçınılmasını sağlar ve erken müdahale ile muhtemel komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur. Ayrıca, anne adaylarına ve sağlık profesyonellerine daha fazla güvence sağlayarak gebelik sürecini daha sağlıklı ve rahat bir şekilde yönetmelerine imkan tanır" diye konuştu. Anne karnında hangi sorunların belirlendiğinin altını çizen Emine Şuheda Atılgan, "Trizomi 21 (Down sendromu): Yüksek doğruluk oranı ile gebeliklerin %99’unu tespit eder ve yaklaşık 1000 gebelikte 1 veya 2 yanlış pozitif sonuç verir. Trizomi 18 (Edwards sendromu) ve Trizomi 13 (Patau sendromu): Bu anomalilerin tespiti %90-95 doğruluk oranına sahiptir. Yanlış pozitif oranlar %0.1-0.2 düzeyindedir. Seks Kromozomu Anomalileri: Bu anomaliler her 400 bebekten birinde görülür ve tespit oranı otozomal trizomilere göre biraz daha düşüktür" şeklinde konuştu. Testin gebeliğin 10. haftasında yapılabildiğinin altını çizen Atılgan, "Fetal fraksiyon, annenin kanındaki serbest fetal DNA oranını ifade eder ve NIPT testinin doğruluğu için yeterli düzeyde olması kritiktir. Düşük fetal fraksiyon güvenilirliği etkileyebilir. Gebeliğin erken dönemlerinde, fetal fraksiyonun düşük olma ihtimali nedeniyle, NIPT testinin gebeliğin 10. haftasından itibaren yapılması önerilmektedir. Ayrıca, aşağıdaki durumlar NIPT testinde yetersiz sonuca neden olabilir. Obezite nedeniyle düşük fraksiyon oranlarının daha yüksek olması. Bazı aneuploidilerin düşük fetal fraksiyon ile ilişkilendirilmesi. Gebeliğin 20. haftasından önce düşük moleküler ağırlıklı heparin kullanımı. Tüp bebek yoluyla gebe kalma (IVF). İkiz gebeliklerde her fetüs başına düşen fetal fraksiyonun daha düşük olması" dedi. En hassas tarama testi cfDNA olduğunun altını çizen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Emine Şuheda Atılgan, "Gebelikte tespit edilen kromozomal anormalliklerin %71’ini oluşturan trizomiler için en hassas tarama testi cfDNA’dır. Seks kromozomu anomalileri tespitinde ise, otozomal trizomilere göre daha düşük hassasiyet ve daha yüksek yanlış pozitif oranı vardır. cfDNA ile trizomi 21 taraması yaptıran hastalar genellikle trizomi 18 ve trizomi 13 taraması da yaptırır. Ayrıca cinsiyet kromozomu için de tarama yaptırabilirler. Cinsiyet kromozomlarındaki bozuklukların belirtileri değişkendir ve bazı durumlarda tedavi seçenekleri erken çocukluk döneminde daha etkili olabilir. Bu nedenle, cinsiyet kromozomu anomalileri taramasında özel dikkat gereklidir" ifadelerini kullandı. Testi hangi anne adayları yaptırmalı NIPT testini hangi anne adayları yaptırması gerektiğini sıralayan Atılgan, "NIPT testi tüm gebeliklerde tarama testi olarak kullanılabilir, ancak bazı durumlarda yaptırılması özellikle önerilir. 35 yaş ve üzeri gebelikler. Ailede genetik bir hastalık veya kromozomal anomali öyküsü bulunan gebeler. Daha önce kromozomal bir anomalisi olan bebek doğurmuş anneler. Ultrason taramasında fetal anomalilere dair bir işaret görülen gebelikler. Tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle gebe kalanlar. Tekrarlayan düşük öyküsü olanlar" diye konuştu.