GÜNDEM - 02 Ocak 2026 Cuma 12:30

Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor

A
A
A
Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor.


Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti.


"İnternetten satıştan uzak duruyoruz"


Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi.


"Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor"


Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu.


"İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var"


Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu.


"Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor"


Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı.


"Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın"


Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.


(ACK-OK-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Konya Büyükşehir’den 282 kilometre yeni su ve kanalizasyon şebekesi Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, şehir genelinde altyapı yatırımlarına aralıksız devam ediyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, 31 ilçede ihtiyaçlar doğrultusunda su ve kanalizasyon altyapı hizmetlerinin planlı ve sürdürülebilir bir şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Bu kapsamda KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün son bir yıl içerisinde 181,2 kilometre yeni su şebekesi ile 43,7 kilometre su ıslahı ve deplase çalışmasını tamamladığını kaydeden Başkan Altay, ayrıca bu süreçte 50,1 kilometre yeni kanalizasyon şebekesi hattı ile 6,9 kilometre kanalizasyon ıslah ve deplase çalışması yapıldığını kaydetti. Konya gibi geniş bir coğrafyada güçlü ve sürdürülebilir su ve kanalizasyon altyapısı oluşturmanın en öncelikli hedeflerimiz arasında bulunduğunu kaydeden Başkan Altay, "Her geçen gün merkez ve ilçelerimizde su ve kanalizasyon şebeke ihtiyacını belli bir plan ve program doğrultusunda minimize ediyoruz. İhtiyaç duyulan bölgelerde şebeke hattı oluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Modern altyapı, güçlü şebeke Başkan Altay, KOSKİ tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında; ekonomik ömrünü tamamlamış su ve kanalizasyon hatlarının yenilendiğini, öte yandan yeni yerleşim alanlarının kanalizasyon şebekesi ve içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla da modern ve uzun ömürlü altyapı sistemlerinin devreye alındığını ifade etti. Islah ve deplase çalışmalarıyla mevcut hatların güvenli hale getirildiğini ve fiziki su kayıplarının önüne geçildiğini vurgulayan Başkan Altay, "Yaptığımız yatırımlar yalnızca bugünü değil, Konya’nın geleceğini de güvence altına alıyor. Her bir metre su ve kanalizasyon hattı, gelecek nesillerimize bırakacağımız bir emanettir. KOSKİ’nin sahada titizlikle yürüttüğü çalışmalar sayesinde, suyumuzu daha verimli kullanıyor, kayıpları minimize ediyor ve kaynaklarımızı koruyoruz" ifadelerini kullandı. KOSKİ Genel Müdürlüğü, fiziki altyapı yatırımlarının yanı sıra dijital izleme ve kontrol sistemleriyle de su yönetimini güçlendiriyor. Akıllı ölçüm sistemleri, basınç yönetimi ve saha analizleriyle kayıp-kaçak noktaları hızlı şekilde tespit edilerek anında müdahale ediliyor.
Balıkesir Kayıp Elif’in aile yakınları konuştu Balıkesir’in Erdek ilçesi Kapıdağ Yarımadası Yukarıyapıcı Göleti çevresinde kaybolan Elif Kumal’ı bulmaya yönelik arama kurtarma çalışmaları 6’ncı gününde devam ediyor. İstanbul’dan gelen ailenin yakınları, "Herkes aramaya katılmışken, serbest bırakılan erkek arkadaşının burada olması gerekiyor. Bulursa o bulur" dedi. Balıkesir’in Erdek ilçesindeki Kapıdağ Yarımadası’nda kamp yaptığı sırada erkek arkadaşıyla yaşadığı tartışmanın ardından araçla bölgeden ayrıldığı öne sürülen Elif Kumal’dan (34) 6 gündür haber alınamıyor. AFAD’ın koordinesinde yürütülen çalışmalara jandarma, emniyet, sahil güvenlik, belediye ekipleri ve gönüllü kuruluşların da yer aldığı ekipler karadan, havadan ve denizden destek vererek arama faaliyetlerini sürdürüyor. Olay yerine gelen aile yakınları Nazmiye ve Osman Kavakderesi, "Dün akşam karda kışta yola çıktık, İstanbul’dan geldik, buradayız. Aile dostuyuz. Abisinin okul arkadaşının annesiyim ben. Kaybolduğunu duyduğumdan bu yana dört-beş gün geçtiği halde hâlâ bulunamadığını öğrendim ve onların yanında olmam gerektiğini düşündüm. Uzun zamandır bu aileyle beraberdik. Karacabey Devlet Hastanesi’nde çalışıyordum ben o zaman, on yıl orada kaldık. O aileyle birlikteydik. O çocukların büyüdüğünü gördüm, okuduğunu gördüm. Ders çalıştırdık, günlerce çok güzel şeyler paylaştık. İyi bir ailenin çocuğu. Annesi hem annelik yaptı hem babalık yaptı. Bu çocukların okuması için ellerinden geleni yaptılar. Bu kızın belirli bir yaştan sonra da böyle bir arkadaşı oldu. O çocuğun şu anda serbest bırakıldığını duydum. Peki bu serbest bırakılan çocuğun şu anda yanımızda olması gerekmez miydi? Çıkar çıkmaz abisinin, yengesinin yanında olması gerekmez miydi? Madem sevgisi vardı, nerede bu çocuk? Neden bırakıldı? Neye dayanarak bırakıldı? Bu kızın kaybolmasına neden olan kişi o. Sürekli darp edildiğini duydum, buna da tahammül edemedim. Kimse kimsesiz değil. Bu milletin devleti var, jandarması var, polisi var. Bir insanın, hele bir kadının bu kadar darp edilmesine nasıl tahammül edilir? Ben bu konuda ne yapabilirim bilmiyorum. Vallahi dayanacak gücüm kalmadı. Dört-beş gündür evde ne uykumuz kaldı ne huzurumuz. Bizim gibi binlerce insanın da aynı duyguları yaşadığını biliyorum. Bu çocuğun burada olması gerektiğini düşünüyorum. Buraya gelmesi için ne gerekiyorsa yapılmasını istiyorum. Aileyi yalnız bırakmaması lazım. Üstelik bu çevreyi çok iyi bildiği, karış karış tanıdığı söyleniyor. ’Bulursa o bulur’ diyorlar bize. Köy halkından tanımadığımız insanlarla karşılaştık. Herkes konuşuyor. ’Bu çocuk buraları çok iyi bilir, karış karış gezer, bulursa o bulur’ dediler. Madem öyle, nerede bu çocuk? Madem serbest kaldıysa nerede? Sevgilisi burada kayıp, peki kendisi nerede? Ya da kıza ne yaptı? Bir anne buna nasıl dayanır? Kızını büyütüp bir elin oğluna teslim edecek, hem darp edilecek hem kaybolacak, üstünden altı gün geçecek ve o çocuk dışarı çıkacak. Bu doğru bir şey mi sizce? Buna nasıl tahammül edilir? Bunu kabul edemiyorum. Yanlış mı konuşuyorum? O çocuk da bir anne evladı ama annesi nasıl bir evlat yetiştirdi? ’Git sevdiğin kızın ve ailesinin yanında dur’ demesi gerekmez miydi? Onların da burada olması gerekmez miydi? Bu aileyi nasıl yalnız bırakırlar, anlamıyorum. Buraları biliyorsa o çocuğun gelip burada olması gerekmez mi? İnsan sevdiği için canını verir. Hapis falan hikâye. Eğer gerçekten seviyorsa, Yeşim’in de dediği gibi burada olması lazımdı. Bizimle birlikte olması lazımdı. Bakın, ben İstanbul’dan geldim diyorum. Kızımız çok iyi niyetliydi. Sevgiye muhtaç bir çocuktu. Bu çocuğun gelmemesi, arabanın kaybolması çok enteresan. Büyük bir arabanın buralarda kaybolması çok garip. Telefonu zaten sinyal vermiyor. Bu köye girildiğinde tek bir yol yok. Binlerce giriş çıkış var. ’Tek bir yoldan çıkmış görünmüyor’ demek doğru değil. ’Bir sürü giriş, çıkış, aşağı iniş, yukarı çıkış, sağa sola gidiş var. Yani araba tek bir güzergâha mahkûm değil. Birçok yöne sapmış olabilir ve bu çocuk bu yolları çok iyi biliyor. Bulursa o bulur’ diyor köylüler" dedi.