GÜNDEM - 09 Nisan 2026 Perşembe 14:36

Bir gazinin yürek yakan hikayesi

A
A
A

Balkan Savaşları sırasında Saraybosna’dan Sakarya’nın Geyve ilçesine göç eden, Çanakkale Cephesi’nde savaşırken sağ kolunu kaybedip 5 yıl esir düşen ve memleketine döndüğünde tüm ailesini kaybettiğini öğrenen Gazi Hacı Osman Doğaç’ın yürek burkan hayat hikayesi, dinleyenleri hem ağlatıyor hem de gururlandırıyor.

Sakarya’nın Akyazı ilçesinde kızı ve torunlarıyla birlikte yaşayan, şimdilerde Alzheimer hastalığıyla mücadele eden 98 yaşındaki Fatma Fazlıoğlu’nun babası Gazi Hacı Osman Doğaç ile ilgili hafızasında taşıdığı asırlık hatıralar, torunu Elif Desteci aracılığıyla gün yüzüne çıktı. Adeta bir dram filmini andıran hikaye; savaşın, esaretin, kayıpların ve bir ailenin küllerinden yeniden doğuşunun izlerini taşıyor.

Bir gazinin yürek yakan hikayesi

"5 yıl ailesinden hiç haber almadan esir kalmış"

Büyük dedesi Gazi Hacı Osman Doğaç’ın yaşadığı zorlu yılları anneannesi Fatma Fazlıoğlu’ndan dinlediğini belirten Elif Desteci, ailenin Saraybosna’dan Türkiye’ye uzanan zorunlu göç ve savaş serüvenini anlattı. Desteci, "Anneannemler ailesi ile Saraybosna’da yaşamışlar. Balkanlar karışınca Türkiye’de Geyve ilçesine göç etmişler ama geldiklerinde burada da bir savaş çıkmış. Çanakkale Savaşı döneminde, anneannemin babası ve onun 3 erkek kardeşi birlikte cepheye gidiyorlar. Çanakkale’de Conk Bayırında savaşmışlar. Savaş başlayınca çok uzun sürmeden büyük dedemiz sağ kolundan bir bombanın şarapnel parçası gelmesi sonucunda yaralanmış. Sonrasında Fransa, Lizbon ve Mısır İskenderiye’de 5 yıl ailesinden hiç haber almadan esir kalmış. Geride cephede savaşan 3 erkek kardeşi, annesi, eşi, çocukları ve kız kardeşleri var ancak hiçbirinden haber alamamış" dedi.

"Hayatında iki kere ağlamış"

Bir gazinin yürek yakan hikayesi

5 yıllık esaretin ardından esir değişimiyle Türkiye’ye dönen Gazi Osman Doğaç’ın en büyük acıyı memleketine ayak bastığında yaşadığını ifade eden Desteci, şöyle konuştu:

"Büyük dedemiz esirken, cephede savaşan 3 kardeşinin de künyesi köye gelmiş, yani şehit düşmüşler. Geride bıraktığı kız kardeşleri, annesi ve eşi ise savaş zamanı Geyve’de çıkan kolera salgınında vefat etmiş. Kendisi tabii esir kaldığı için bu yaşananlardan hiç haberi olmamış. Esir değişimiyle döndüğünde kendisini karşılamaya gelen ve hiç tanımadığı bir akrabasının ikinci eşine ’Siz kimsiniz?’ diye soruyor. O kişi de ’Ben senin her şeyinim; annen, baban, geride bıraktığın hanımın, çocukların, 3 erkek kardeşin savaşta şehit düştü, geride bıraktıkların ise hastalıktan vefat etti’ diyor. O anda bütün ailesinin öldüğü haberini alıyor. Anlatılanlara göre hayatında sadece iki kere ağlamış; biri kolu kesilince, diğeri ise bütün ailesinin yok olduğunu öğrendiği o an."

Bir gazinin yürek yakan hikayesi

Tüm ailesini kaybettikten sonra Geyve’ye dönen ve evinin kapısını mühürlü bulan Hacı Osman Doğaç’ın yeniden hayata tutunma çabasına değinen Desteci, sözlerini şöyle tamamladı:

"Büyük dedemiz Geyve’de bir süre tek başına yaşadıktan sonra anneannemin annesi ile tanıştırılıyor. O kadının da eşi savaşta şehit düşmüş, ailesi salgında vefat etmiş. Benzer kadere sahip bu iki insanı tanıştırıyorlar ve evleniyorlar. Bu evlilikten anneannem ve erkek kardeşi dünyaya geliyor. Aslında 12 kardeşlermiş ancak diğerleri hastalıktan ölmüş. Anneannemin tek kardeşi de 50’li yaşlarında vefat ediyor. Anneannem de şu an burada, bizim yanımızda. İşte onların böyle eşsiz ve zorlu bir hayat hikayeleri var."

Bir gazinin yürek yakan hikayesi

"Tüm mahalle babamı görünce ayağa kalkardı"

İlerleyen yaşı sebebiyle güçlükle konuşan 1928 doğumlu Fatma Fazlıoğlu ise babasının savaşta sağ kolunu kaybettiğini ve 5 yıl esaret altında yaşadığını hatırlatarak, onunla her zaman gurur duyduğunu dile getirdi. Babasının çok zorlu yıllar geçirdiğini vurgulayan Fazlıoğlu, "Ne günler görmüşler bir düşündüğünüz zaman... Hiç kimse arka çıkmamış, savaşa gitmiş. Ne ev görmüş ne rahatlık; hep korkular yaşamış. Ömür boyu babama yardımcı oldum. Ne istiyorsa getirdim, ne istiyorsa yaptım, helal olsun. Babamın çok iyi bir ahlakı vardı. Yalnız ben değil, tüm mahalle babamı görünce saygıdan ayağa kalkardı. Onu çok seviyorum" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görme hayali

Asırlık çınar Fazlıoğlu, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisini de dile getirerek, onu yakından görmeyi arzu ettiğini söyledi. Devletin bekası için sürekli dua ettiğini belirten Fazlıoğlu, duygularını şu sözlerle ifade etti:

"Ben Cumhurbaşkanımızı çok seviyorum. Keşke onu görebilsem, buraya gelse de görsem. Allah nasip etsin inşallah. Ona ve devletimize her zaman dua ediyorum. Allah devletimize zeval vermesin. Allah’ım bize böyle güzel bir Cumhurbaşkanı nasip etti, çok şükür."

Gazi Hacı Osman Doğaç’ın 1958 yılında 79 yaşındayken vefat ettiği öğrenildi.

Ahmet Cüneyt Kulak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum İletişim fakültesi programlarına İLAD’dan akreditasyon onayı Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesindeki Gazetecilik ile Radyo, Televizyon ve Sinema programlarının yanı sıra Halkla İlişkiler ve Tanıtım programı, İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD) tarafından akredite edilerek Türkiye’nin köklü iletişim eğitim kurumları arasındaki güçlü konumunu bir kez daha tescilledi. İLAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aysel Aziz imzasıyla düzenlenen ve 07 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe giren sertifikalar, her üç program için de 07 Nisan 2028 tarihine kadar geçerlilik taşımaktadır. Akreditasyon kararı; söz konusu programların müfredat yapısı, öğretim kalitesi, akademik kadro yetkinlikleri ve kurumsal altyapısının bağımsız değerlendirme ölçütlerini karşıladığını resmi olarak belgeleyen nitelikte bir onay niteliği taşımaktadır. Dekan Taşcıoğlu: "Kaliteyi sürdürmenin sorumluluğunu taşıyoruz" İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Raci Taşcıoğlu, akreditasyon kararını, iletişim eğitimindeki sistemli çalışmanın ve kurumsal öz değerlendirme süreçlerinin somut bir meyvesi olarak değerlendirdi: "Akreditasyon bir son nokta değil, kalite yolculuğumuzda bir mihenk taşıdır. Bu belge; öğrencilerimize verdiğimiz eğitimin, akademik kadromuzun özveriyle yürüttüğü çalışmaların ve idari süreçlerimizdeki şeffaflığın bağımsız bir kuruluş tarafından onaylanması anlamına gelmektedir. Bundan sonraki hedefimiz bu standardı korumak, hatta daha da ileriye taşımaktır. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak yalnızca bölgemizin değil, Türkiye iletişim eğitiminin öncü kurumlarından biri olmaya devam edeceğiz." Rektör Hacımüftüoğlu: "Akreditasyon süreci, öğrencilerimize kaliteli bir gelecek sunmak adına hayati önem taşımaktadır" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ise akreditasyon haberini, üniversitenin bütünsel kalite stratejisinin bir yansıması olarak değerlendirerek şu görüşleri paylaştı: "İletişim Fakültemizin bu başarısı, kurumumuzun akademik mükemmeliyete olan kararlı bağlılığının bir göstergesidir. Akreditasyon süreçleri; standartlarımızı dış gözle sınamak, eksikliklerimizi yapıcı bir zeminde gidermek ve öğrencilerimize kaliteli bir gelecek sunmak adına hayati önem taşımaktadır. Bu anlamlı sonuçta emeği geçen her akademisyeni, idari personelimizi ve değerlendirme sürecinde güven duyduğumuz İLAD’ı tebrik ediyorum. Önümüzdeki dönemde diğer fakültelerimizle birlikte akreditasyon alanındaki çalışmalarımızı daha da güçlendireceğiz." Akreditasyon neden önemli? Akreditasyon; bir yükseköğretim programının, bağımsız ve uzman bir kuruluş tarafından belirlenen akademik standartlara uygunluğunu belgeleyen resmi kalite güvencesi mekanizmasıdır. İLAD akreditasyonu, yalnızca kurumsal bir prestij göstergesi değil; aynı zamanda mezunların sektörde tanınırlığını artıran, işveren güvenini pekiştiren ve uluslararası akademik iş birliğinin önünü açan işlevsel bir belge niteliği taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi, bu akreditasyonla birlikte iletişim eğitimi veren kurumlar arasında kalite güvenceli programlara sahip seçkin kurumlar arasına girmiş olmaktadır.
Kırıkkale Kırıkkale’de boşanma aşamasındaki gelinini ve kız kardeşini öldüren sanık hakim karşısında Kırıkkale’de boşanma aşamasındaki gelinini ile onun kız kardeşini avukatlık bürosunda tabancayla öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. 5 Aralık 2025’te Yaylacık Mahallesi’ndeki bir avukatlık bürosunda yaşanan olayda Y.E., oğlunun boşanma aşamasında olduğu Eser E. ile kardeşi Nilgün G.’ye tabancayla ateş açtı. Ağır yaralanan 2 kardeş hastaneye kaldırıldı. Nilgün G. aynı gün, Eser E. ise 11 Aralık’ta hayatını kaybetti. Sanık hakkında 2 kez "kadına karşı kasten öldürme" suçundan dava açıldı. 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanık Y.E., müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Savunma yapan sanık Y.E., oğlu ile gelini arasındaki boşanma sürecini olaydan 2 gün önce öğrendiğini iddia etti. Büroya gittiğinde gelini ve torununun da orada olduğunu söyledi. Sanık, karşı tarafın taleplerini kabul etmediğini, istenen eve karşılık başka bir daire vermeyi teklif ettiğini ve nafaka konusunda mahkemenin karar vermesini istediğini öne sürdü. Çıkan tartışmada hakarete ve saldırıya uğradığını iddia eden sanık, kendisini kaybettiğini belirterek önce geline, ardından başka bir odada bulunan gelinin kız kardeşine ateş ettiğini ifade etti. Diyabet ve KOAH hastası olduğunu söyleyen sanık, pişman olduğunu dile getirdi. Müşteki ve tanık beyanlarının ardından taraf avukatlarının savunmaları da alındı. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 4 Haziran’a erteledi.
İstanbul Başkan Öztekin’den, Laszlo Keller’a iade-i ziyaret Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, Macaristan’ın İstanbul Başkonsolosu Laszlo Keller’i ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette, ülkeler arası yerel iş birliğini güçlendirmeye yönelik istişarelerde bulunuldu. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, Macaristan’ın İstanbul Başkonsolosu Laszlo Keller’i ziyaret etti. Ziyarette iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel bağların yanı sıra güncel konular da ele alındı. Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı görüşmede, yerel yönetimler düzeyinde geliştirilebilecek ortak çalışmalar değerlendirildi. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada, Macaristan ile Türkiye arasındaki köklü ilişkilere dikkat çekerek, "Nazik ev sahipliğinden dolayı Sayın Başkonsolos Laszlo Keller’e teşekkür ediyorum. Bu anlamlı ziyaret vesilesiyle iki ülke arasındaki dostane ilişkileri yerel düzeyde daha da ileri taşıma imkânı bulduk. Kağıthane’de hayata geçirdiğimiz projeler, sosyal belediyecilik çalışmaları ve şehircilik uygulamalarımız hakkında kendilerine bilgi verdik. Karşılıklı iş birliğimizi güçlendirecek adımları değerlendirdik" ifadelerini kullandı. Macaristan İstanbul Başkonsolosu Laszlo Keller ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Sayın Başkan Mevlüt Öztekin’i ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Türkiye ile Macaristan arasındaki tarihi bağlar son derece kıymetli. Yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi, bu güçlü bağların daha da pekişmesine katkı sağlayacaktır. Kâğıthane’de yürütülen çalışmaları yakından takip ediyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirilen projeler ve hizmetler hakkında doğrudan bilgi alma imkânı bulduk. Yerel düzeyde kurulabilecek iş birliği imkanlarını da değerlendirdik" şeklinde konuştu. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.