GÜNDEM - 16 Ağustos 2025 Cumartesi 12:44

Depremde oğlu ve eşini kaybetti, 12 saat enkaz altında kaldı

A
A
A
Depremde oğlu ve eşini kaybetti, 12 saat enkaz altında kaldı

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde eşi ve oğlunu kaybeden, yaklaşık 12 saat enkaz altında kalan Ali Esen, 26 yıldır yaşadığı acıyı unutturmamak ve vatandaşları deprem gerçeğine karşı bilinçlendirmek için iş yerinin önünde fotoğraf sergisi açıyor. Esen, her yıl afetin yıl dönümünde açtığı sergi ile deprem gerçeğini hatırlatıyor.


17 Ağustos 1999’da merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçti. Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olan deprem, aradan geçen yıllara rağmen depremzedelerin yüreğinde tazeliğini koruyor. O büyük felakette eşi ile oğlunu kaybeden ve yaklaşık 12 saat enkaz altında kalan Ali Esen, yaşanılan acıyı unutturmamak ve vatandaşları deprem gerçeğine karşı bilinçlendirmek için her yıl depremin yıl dönümünde iş yerinin önünde fotoğraf sergisi açıyor. Şehrin en işlek noktalarından Atatürk Bulvarı üzerinde açılan sergi, afetin yıl dönümünde görenlere o kara geceyi ve deprem gerçeğini hatırlatıyor.



"Yaşadığımız acılardan ders çıkarmamız lazım"


İnsanların bilinçlenmesi ve deprem gerçeğini unutmaması için her yıl, depreme dair çekilmiş birçok fotoğrafın yer aldığı sergiyi açtığını ifade eden Ali Esen, "26 yıl önce eşi ve oğlunu kaybeden bir baba olarak 17 Ağustos depreminde yaşadığımız acıların unutulmaması ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız için bu fotoğrafları sergiliyorum. Neden biz insanlarımızı koruyamadık, neden canlarımızı kaybettik bunları anlatıp tekrarlanmaması ve insanlarımızın bilinçlenmesi için açıyorum bu sergiyi. Deprem doğa olayı ama her zaman söylendiği gibi deprem değil, bizim kendi ellerimizle yaptığımız kötü ve kalitesiz binalar insanları öldürüyor. Biz depreme dirençli, kaliteli ve her türlü mühendislik hizmetini almış sağlam binalar yapmış olsak acımız bu kadar fazla olmayacaktı. Şehrimizde ciddi anlamda acılar yaşadık. İnsanları bilgilendirmemiz lazım. Yıllardır gayretim, insanlarımızı nasıl koruyabiliriz oldu. Bu amaçla ben deprem resim sergisi açıyorum" dedi.



"Ömrünü doldurmuş, yorgun binalar yerine gerekirse çadırlarda yaşayın"


Vatandaşlara oturdukları binaların depreme dayanıklı olup olmadığını mutlaka kontrol etmeleri çağrısında bulunan Esen, "Sergiye yoğun bir ilgi var, fotoğrafları görünce satın almak, götürmek isteyenler oluyor. Ama burada en önemlisi şehrimizin ana arterlerinde başta olmak üzere çok sayıda ömrünü yitirmiş, artık muhtemel bir depremde yıkılacak binaları boşaltmamız, tedbir almamız lazım. 26 yıl oldu, buradan herkese sesleniyorum; kendi oturduğunuz binanın depreme dirençli olup olmadığını kontrol etsin. Yorgun, miadını, ömrünü doldurmuş binalarımız varsa bu binaları derhal boşaltsınlar. Gerekiyorsa bu binalar yerine çadırlarda yaşasınlar" diye konuştu.



Depremde oğlu ve eşini kaybetti, 12 saat enkaz altında kaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında 3 yıla kadar hapis talebi Kendisine ait sosyal medya hesabından başörtü takarak söylediği sözler gerekçesiyle tutuklanan fenomen Murat Övüç hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Övüç’ün 1 yıldan 3 yıla kadar hapsi talep edildi. İddianame, mahkeme tarafından kabul edildi. Sosyal medya fenomeni Murat Övüç, kendisine ait sosyal medya hesabı üzerinden başına başörtüsü takarak söylediği sözler nedeniyle ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan 20 Aralık 2025 günü tutuklanmıştı. Konuya ilişkin Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Murat Övüç (58) ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. Videonun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtildi Hazırlanan iddianamede sanık Övüç’ün görüntüsünü paylaşan bir sitenin, "Parmağındaki pırlanta yüzüğü adeta kameranın içine soktu" şeklinde paylaşım yapıldığının tespit edilmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı aktarıldı. Murat Övüç’ün savcılık ifadesinde, "Video yaklaşık 2 yıl önce çekildi. Benim bir sanatçı olmam nedeniyle birçok takipçim bulunuyor. Bunların arasında başörtülü kadınlar da vardır. Benim videodaki amacım, bu videoyu onlar için mizah amaçlı çekmek ve onları eğlendirmektir" şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı. Şüphelinin paylaştığı videonun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği iddianamede, sanığın başörtüsü ile sosyal medya platformunda alay ettiği ve başörtüsü kullanan kesime yönelik halkın diğer kesimini alenen tahrik ettiği vurgulandı. 3 yıla kadar hapsi talep edildi İddianamede, Murat Övüç hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Öte yandan hazırlanan iddianame, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Övüç, önümüzdeki günlerde ilk kez hakim karşısına çıkacak.
Muş Muş’ta down sendromlu Rabia’nın sanatla yükselen başarısı Muş’ta takı tasarım kursuna katılan down sendromlu Rabia Nur Güngör’ün mozaik tabloları ve el emeği çantaları büyük ilgi görüyor. Rabia Nur, kristal mozaikten hazırladığı Atatürk posterini Tarkan’a hediye etmek istiyor. Muş Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde düzenlenen takı tasarım kursuna katılan down sendromlu Rabia Nur Güngör, ortaya koyduğu el emeği ürünlerle takdir topluyor. Sanatla sosyal hayata aktif olarak katılan Güngör’ün çalışmaları yoğun ilgi görüyor. Meslek lisesi mezunu olan 24 yaşındaki Rabia Nur Güngör, kurs süresince çanta, mozaik tablo ve rölyef çalışmalar üretti. Özellikle kristal mozaikten hazırladığı Atatürk portresi en çok ilgisini çeken eserler arasında yer alan Rabia Nur, azmi ve başarısıyla örnek oluyor. Mozaik Atatürk posterini Tarkan’a hediye etmek istiyor Rabia Nur Güngör’ün çalışmaları, verilen kursların bireylerin sosyal uyumu, özgüveni ve üretkenliği üzerindeki olumlu etkisini bir kez daha ortaya koydu. Evde vakit geçirmek yerine kursa gelmeyi tercih ettiğini dile getiren Güngör, hayranı olduğu sanatçı Tarkan’a yaptığı mozaik Atatürk posterini hediye etmeyi çok istediğini belirterek, "Ben meslek lisesi mezunuyum. Evde canım sıkılıyor, bu yüzden kursa geliyorum. Mozaik tablolar yapıyorum, Atatürk tablosu hazırlıyorum. Ben Tarkan hayranıyım. Yaptığım mozaik posteri Tarkan’a hediye etmek istiyorum. Sesim Tarkan kadar güzel. Burada çanta ve mozaik yapıyorum" dedi. Rabia’nın ablası Klinik Psikolog Merve Nur Güngör de, sanatın bireysel gelişim ve psikolojik iyilik hali üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak bu süreci başlattıklarını ifade ederek, "Kız kardeşim 2023 yılında meslek lisesinden mezun oldu. Rabia’da evde kalmaktan kaynaklı bir stres ortaya çıktı. Mezun olan özel çocuklarımız evde kaldıkları zaman gerçekten hiçbir hedefleri olmuyor. Saçları dökülmeye bile başlamıştı. Aynı dönemde emekli olan annem de bir yeğenini kaybetmişti, zor bir yaz süreci geçiriyorduk. Ben bir klinik psikolog olarak sanatın insanların ruh sağlığı üzerindeki faydasını biliyorum. Bu nedenle Rabia için Halk Eğitim Merkezi’ndeki kurslara başvuralım istedim. Sağ olsun hocamız da bizi kabul etti. Gerçekten Rabia’nın bu kadar yetenekli olduğunu biz ailesi olarak 24 yıldır bilmiyorduk. O kadar güzel çalışmalar yaptı ki hepimiz hayran kaldık. Çok güzel tablolar ve çantalar üretti. Ürettiği çantayı ne zaman taksam herkes ‘Nereden aldınız? Nereden yaptırdınız?’ diye soruyor. Hatta siparişler bile almaya başladık" şeklinde konuştu. Psikolog Güngör, kursta diğer kadınların da üretim sayesinde ekonomik ve psikolojik destek bulduğunu belirterek, "Burada ben, bir klinik psikolog olarak birçok kadının hayatına tanıklık etme imkânı buldum. Ev ekonomisine katkı sağlamak isteyen; psikolojik ve mental olarak kendini iyi hissetmeyip burada şifa bulan birçok kadının hikâyesine tanıklık ettik. En önemlisi de şu anda aylık olarak 10-15 bin lira kazanabilen kadınlarımız var. Burada üretiyoruz ve ürettiğimiz ürünleri pazarlama ve satma imkânı da buluyoruz. İnşallah haziran ayında bu çalışmaların yer alacağı güzel bir sergi de planlıyoruz" ifadelerini kullandı. Güngör, kursun sosyal yönüne de değinerek, "Bütün Muş halkını sanat eserlerimizle buluşmaya davet ediyoruz. Burası sadece Rabia için değil, kadınlar için de gerçekten çok güzel bir umut oldu. Burada çok güzel bir frekans yakaladık. Hem bir şeyler üretiyoruz hem de sohbet ediyor, dertleşiyoruz. Adeta bir grup terapisi gibi oldu. Hatta planlarım arasında bir sanat terapi atölyesi kurmak da var. Bu süreci kitaplarda da yer verecek şekilde anlatmak istiyoruz. Burada bir aile gibi olduk. Hocamızın ve halk eğitiminin önderliğinde Muş’ta çok güzel projelere imza atmayı çok istiyoruz" şeklinde konuştu. Takı tasarım kursunda usta öğretici olarak görev yapan Sümeyya Aydın ise, kursun sadece takı tasarımıyla sınırlı olmadığını, farklı alanlarda da üretim yapıldığını belirterek, "Takı tasarımının dışında rölyef tablolar, kristal mozaik tablolar, çantalar olmak üzere birçok alanda öğrencilerimle ürünler ortaya koyuyoruz. Genellikle onların yönelmek istedikleri alanlara göre eğitim veriyorum. Rabia ilk olarak annesiyle birlikte kursumuza geldi ve burayı merak etti. İlk geldiğinde çantalarla başladık. Çok güzel çantalar üretmeye başladı. Daha sonra kristal mozaik çalışmalarına yöneldik. Bazen rölyef çalışmalarında da bize yardımcı oluyor. Çalışmalarını tamamlayamadığında birlikte destek olup bitiriyoruz. Aynı zamanda şarkılar söylüyor, sınıfın neşesi; herkes onu çok seviyor. Birçok öğrencim Rabia için kursa geliyor. Bizim için çok değerli bir öğrenci. Asıl amacımız, Rabia’nın ürettiği bu eserleri satabilmesi ve hem kendisine hem de ailesine katkı sağlayabilmesi. Rabia kristal mozaikten çok güzel bir Atatürk portresi yaptı. Kendisi Tarkan hayranı ve bu çalışmasını Tarkan’a iletip hediye etmek istiyor. Bizim amacımız, kadın girişimcilerin ve öğrencilerimizin emeğinin görünür olmasını sağlamak, ev ekonomilerine katkı sunmalarına destek olmak. Rabia’nın da yaptığı bu eserlerin satılmasını istiyoruz" diye konuştu.
Balıkesir Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinin 103. yılı kutlandı Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinin 103’üncü yıl dönümü törenle kutlandı. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Balıkesir arasında koparılmaz bir bağ olduğunu söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Balıkesir, düşman işgalinin tüm ağır şartları altında milli emellerin ve milli iradenin ortaya konulduğu vatanperver ve milliyetperver bir şehirdir" dedi. Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Balıkesir’imize gelişinin Kuvayımilliyeciler için çok büyük bir anlam taşıdığını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Ulu Önder’imiz tam 103 yıl önce bugün, Balıkesir’imizi ilk kez ziyaret etti. Ali Hikmet Paşa, Mehmet Vehbi Bolak gibi 50 binden fazla Kuvayımilliyeci, onu burada, büyük bir coşkuyla karşılamıştı. Bizler de anma töreni vesilesiyle bu anlamlı günü ölümsüzleştiriyor, Ata’mıza ve onun değerlerine sonsuz saygımızı sunuyoruz. Hem İstiklal Madalyalı bir dedenin torunu hem de Balıkesir’imin öz evladı olarak şunu gururla ifade etmek istiyorum: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Balıkesir arasında koparılmaz bağlar vardır. Çünkü Balıkesir’imiz; İzmir’in işgalinin hemen ardından Alaca Mescit’te ve Okuma Yurdu’nda toplanan Kuvayımilliyecilerle Anadolu’daki ilk örgütlü direnişi başlatan şehirdir. Balıkesir’imiz, Milli Mücadelemizin beş büyük kongresine ev sahipliği yapmıştır. Düşmana karşı ilk kurşun da son kurşun da bu topraklarda atıldı. İşte bu yüzden dün olduğu gibi bugün de, kalbi Kuvayımilliye diye atan her bir Balıkesirli, Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izindedir ve onun yolunda ilerlemektedir" diye konuştu. "Balıkesir, Vatansever ve milliyetsever bir şehirdi" Akın, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Zağnos Paşa Camii’nde verdiği hutbede söylediği "Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil; millet fertlerinin tamamının arzularının, emellerinin birleşmesinden ibarettir" sözünü hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü; "Milli birlik ve beraberlik ruhu taşıyan bu sözlerin, Kuvayımilliye’nin başkenti Balıkesir’imizde söylenmesi bir tesadüf değildir. Çünkü Balıkesir, düşman işgalinin tüm ağır şartları altında milli emellerin ve milli iradenin ortaya konulduğu vatanperver ve milliyetperver bir şehirdir. Balıkesir’imiz Atatürk’ümüz için değerliydi, bu nedenle Ulu Önder’imiz şehrimizi tam yedi kez ziyaret etti. Ulu Önder’imiz, mücadelenin yalnızca topla, tüfekle sona ermediğini de çok iyi biliyordu. Bu bakımdan onun, Balıkesir’i de kapsayan yurt gezileri; Cumhuriyet’in, halk egemenliğinin ve Anadolu aydınlanmasının bir parçasıydı. Balıkesir’imiz de bu amaçların hayata geçirildiği en önde gelen şehirlerdendir. Bizler bugün, Ata’mızın o günlerde işaret ettiği Anadolu aydınlanmasının ve Türkiye Cumhuriyet’in neferleriyiz. Bizler Kuvayımilliye’nin devamı olan Balıkesir Takımı’nın birer ferdiyiz. Şehrimizin insanları için, doğası için kaygı duyan; Balıkesir ruhuyla Balıkesir’in güçlenmesi için çalışan ve tabii ki Kuvayımilliyeci olmaktan gurur duyan herkese bu takımda yer vardır. En önemli sorumluluklarımızın başında bu birliği ve beraberliği, büyütmek ve güçlendirmek geliyor. Bugünkü birlikteliğimiz de bunun çok değerli bir ifadesidir. Kuvayımilliye ittifakımızı güçlendiren her bir Kuvayımilliyeciye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Başta Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kuvayımilliyeci atalarımızı ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Kuvayımilliye ruhu!"