EĞİTİM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 17:43

SUBÜ’de hibrit öğrenme ortamı oluşturuldu

A
A
A
SUBÜ’de hibrit öğrenme ortamı oluşturuldu

SUBÜ Kaynarca Seyfettin Selim MYO’da yürütülen proje çerçevesinde bir sınıf, etkileşimli tahta ve çevrim içi altyapıyla hibrit öğrenme ortamına dönüştürüldü.


Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Kaynarca Seyfettin Selim Meslek Yüksekokulu’nda, ‘Etkileşimli Tahtalar ile Aktif Öğrenme: Dijital Çağda Meslek Yüksekokullarında Yeni Nesil Öğrenme Ortamları’ adlı proje çerçevesinde bir sınıf, teknoloji destekli hibrit öğrenme ortamına dönüştürüldü. Yürütücülüğünü Dr. Öğretim Üyesi Ali Gündüz’ün üstlendiği proje çerçevesinde sınıfa etkileşimli tahta ve webcam kurulumu yapıldı. Proje çerçevesinde gerçekleştirilen ilk etkinlikte, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni Zeynep Yavuz tarafından ‘3 Boyutlu Tasarım’ dersi çevrim içi olarak sınıf ortamında işlendi. Ders çerçevesinde yapay zekanın tasarım alanındaki kullanımı ele alınırken, öğrencilere uygulamaya yönelik örnekler üzerinden bilgiler aktarıldı. İkinci etkinlikte ise University College London’da eğitimde yapay zeka alanında doktora çalışmalarını sürdüren Mutluhan Yılmaz tarafından ‘Tasarım ve Yapay Zeka’ dersi verildi. Zoom üzerinden düzenlenen etkinlik, Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon Programı canlı yayınlandı. Etkinlikte yapay zekanın mevcut durumu ve geleceğe yönelik muhtemel etkileri ele alınırken, yurt dışında eğitim süreçlerine ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Etkinliği Ostim Teknik Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Levent Emmungil de dinleyici olarak takip etti. Sunumların sonunda öğrencilerden gelen sorular yanıtlandı. Etkinliklerin ardından Dr. Öğretim Üyesi Ali Gündüz tarafından yapılan değerlendirmede, çevrim içi etkinliklerin sınıf ortamında gerçekleştirilmesinin öğrenme sürecine katkı sunduğu ve benzer uygulamaların sürdürülmesine yönelik talep oluştuğu ifade edildi.



SUBÜ’de hibrit öğrenme ortamı oluşturuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Çöp sanılan servet: Kent madenciliği Kullanım ömrünü tamamlayan hurdalığa ayrılan elektronik eşyalar, dünyada "kent madenciliği" yöntemiyle yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Cep telefonu, bilgisayar, beyaz eşya ile hurda araçlardaki kablo ve bataryalardan elde edilen bakır, altın ve diğer değerli metaller geri dönüştürülerek sanayiye kazandırılıyor. Kent madenciliği sayesinde doğal kaynak kullanımı azalırken, elektronik atıkların çevreye verdiği zarar da en aza indiriliyor. Özellikle büyük şehirlerde artan atık miktarıyla birlikte yaygınlaşan bu çalışmalar, çevre kirliliğinin önlenmesine ve döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Kömür Hazırlama ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ersin Yener Yazıcı, "Kent madenciliğini yeraltından üretim yaptığımız madenciliğin bir devamı ve bir parçası olarak görmemiz lazım" dedi. Klasik madencilikten elde edilen madenleri çeşitli işlemlerden sonra ürünlere dönüştürüldüğüne dikkat çeken Yazıcı "Arabalar, bilgisayarlarımız ve içinde yaşadığımız evler bunların hepsi bu madenlerden üretiliyor. Belli bir zaman sonra bunların ömrü dolunca atıl hale geliyor. Bu zamandan sonra da bir ikincil kaynak haline geliyor. Çünkü içinde değerli madenler, metaller barındırıyor. Biz bunları değerlendirdiğimizde yeniden ekonomiye geri kazandırdığımızda kent madenciliğini gerçekleştirmiş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor" Kent madenciliğinin yeşil dönüşümün anahtar kaynakları arasında yer aldığını belirten Yazıcı, "Özellikle yeşil ve enerji dönüşümü çerçevesinde çok büyük miktarda hammaddeye ihtiyacımız var. Kullandığımız telefonlar, bilgisayarlar ve bunların ötesinde özellikle son yıllarda artmaya başlayan elektrikli araçlar bunlarda kullanılan bataryalar hepsi için lityum, nikel, kobalt, mangan, kobalt gibi birçok hammaddeye ihtiyacımız var. Avrupa Birliği, gelişmiş ülkeler ve biz de dahil olmak üzere bu hammaddeleri kritik hammadde olarak tanımladık. Bunların hem normal klasik madencilikle hem de kent madenciliği ile ekonomiye geri kazandırılması artık hayati bir noktaya geldi. Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor. Bunların içinde hala bakır, altın ve paladyum var. Bunlarda yeraltında bulunan cevherlere göre çok yüksek miktarda bulunuyorlar. Bizim teknik terminoloji ile metal tenörleri yani metal içerikleri çok daha yüksek. Biz nasıl madenlerden metalleri kazanıyor ve üretiyorsak geri dönüşüm içinde uyguladığımız prosesler aslında bunların bir benzeri. Tek farkı birine madenlerden metalleri kazanmakta uyguluyoruz. Diğerini de kentsel atıklardan kazanmaktan uyguluyoruz. Bunlar da temel olarak cevher zenginleştirme teknolojilerine dayanıyor. Mineralleri fiziksel özelliklerine göre nasıl ayırıyorsak kentsel atıklardaki metalleri de plastikleri de veya farklı bileşenleri de fiziksel özelliklerine göre ayırabiliyoruz. Bundan sonra da metalurjik (hidrometalurjik, pirometalurjik) işlemler uyguluyoruz. Dolayısıyla ben de içinde bulunduğum disiplin çerçevesinde aynı bir madenden nasıl metalleri kazanıyorsak elektronik atık ve farklı atıklardan da metalleri kazanmak için benzer teknolojileri kullanıyoruz" diye konuştu. "Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz" Elektronik atıkların barındırdıkları yüksek metal içeriğiyle stratejik bir kaynak olarak öne çıktığını kaydeden Yazıcı, "Elektronik atıklarda normal doğada bulunan altın cevherlerine göre bin kata kadar daha fazla altın bulunuyor. Bakır içeriği çok çok daha fazla. Bunun dışında gümüş, paladyum ve nadir toprak elementleri barındırıyor. Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz. Bunun kullanım ömrü dolduğunda aslında içindeki metal hala ekonomik değerini koruyor. Dolayısıyla hedefimiz bu ekonomik değeri yeniden ekonomiye kazandırmak olmalı. Özellikle bu kritik ve stratejik hammaddeler konusunda bütün dünya Çin’e bağımlı. Tedarik zinciri çok büyük oranda Çin’in tekelinde. Avrupa Birliği ve diğer ülkeler bu tekeli kırmak için hem kendi madencilik yatırımlarını arttırmaya çalışıyor aynı zamanda da geri dönüşüm oranını arttırmaya gayret ediyorlar. Biz de sınırlı kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak, çevresel etkiyi en aza indirmek için hem madencilik yatırımlarını çevresel etkisi en az olacak şekilde arttırmalıyız. Hem de aynı zamanda bu kentsel atıklardan geri dönüşüm desteklerini, çabalarını ve Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. "Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında" Toplanan elektronik atık miktarının dünya genelinde yüzde 22 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Yazıcı, "Bölümümüz kendi alanında hem ulusal sıralamalarda hem de uluslararası sıralamalarda ön sıralarda yer alıyor. Biz bölüm olarak sadece madenlerden üretim konularında değil atıkların da değerlendirilmesi konusunda önemli Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz. Örneğin inşaat atıklarının yer altında macun dolguda kullanımından atıkların mermer kesmede kullanımına kadar elektronik atıklardan bakır, altın, gümüş, paladyum kazanımına kadar çalışmalarımız var. Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında. Bunun da 60 milyar dolardan daha fazla bir ekonomik değeri var. Dolayısıyla biz özellikle ithal ettiğimiz elektronik ürünler, elektrikli araçlar veya içinde yüksek teknoloji olan her tür ürün hatta artık kıyafetlerimizde bile bunlar kullanmaya başlandı giyilebilir teknoloji diyoruz artık bunların geri dönüşümü çok daha hayati bir noktaya geldi. Bu bizim aynı zamanda hammadde bağımlılığımızı da azaltacak önemli bir neden olacak. Dünyada yaşanan sıkıntılar ve fırsatlar aynı zamanda ülkemiz için geçerli. Toplanan elektronik atık miktarı dünyada hala çok sınırlı yüzde 22’lerde Türkiye’de de bu oran yine düşük ama bunun artırılmasına yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın faaliyetleri var. Sıfır atık projesi ile de bu yönde bir farkındalık sağlandı. Ama özellikle Ar-Ge çalışmalarına, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalara daha çok destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada yine ülkemizde maden aramasıyla ya da bunların üretimi ile ilgili faaliyette bulunan bildiğimiz Maden Tetik Arama (MTA) kurumumuzun da içinde olduğu bir projede elektronik atıklardan metallerin kazanımı yönelik bazı faaliyetler yapıldığını da biliyoruz. Bunlar çok olumlu gelişmeler" dedi.