GÜNDEM - 15 Mart 2026 Pazar 11:17

Vatandaş bu lezzet için 11 ay bekleyip sıraya giriyor: Sadece Sakarya’da üretiliyor

A
A
A
Vatandaş bu lezzet için 11 ay bekleyip sıraya giriyor: Sadece Sakarya’da üretiliyor

Osmanlı döneminden günümüze uzanan ve Türkiye’de sadece Sakarya’da yaşatılan Ramazan’a özgü kıymalı pide geleneği, bu yıl da iftar sofralarının vazgeçilmezi oldu. Normal pidelere göre daha yumuşak hamuru ve bol iç harcıyla dikkat çeken bu özel lezzet, fırınlarda hummalı bir çalışmayla hazırlanıyor. Sakaryalıların tadabilmek için 11 ay beklediği kıymalı pide, fırınlarda 130 TL’den satılırken, iç harcını kendi getiren vatandaşlar için ise 40 TL işçilik ücretiyle pişiriliyor.


Sakarya’da fırıncılar, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte mesailerini bu asırlık geleneği yaşatmak için harcıyor. Kır pidesinden farklı olarak daha yoğun malzeme ve özel bir hamur tekniğiyle hazırlanan kıymalı pide, hem hazır olarak satışa sunuluyor hem de vatandaşların evde hazırlayıp getirdiği iç harçlarla "fırınlama" geleneğini sürdürüyor.



"Sakaryalılar bu lezzeti tatmak için 11 ay bekliyorlar"


Pidenin tarihi serüvenini ve üretim aşamasını anlatan fırın sahibi Levent Gündüz, "Sadece Ramazan aylarında ürettiğimiz bir ürün. Kıymalı pidemiz çok eskilerden, Osmanlı döneminden gelen bir gelenek. Sakaryalılar bu lezzeti tatmak için 11 ay bekliyor. Biz de onların beklentisine cevap verebilmek için özenle hazırlıyoruz. Mesleğe ilk başladığımız zamanlarda bu pideyi kendimiz yapmıyorduk. Müşteri iç harcını kendisi getirirdi. Biz o harçtan üretip müşteriye verirdik. Zaman geçtikçe kendimiz de üretmeye başladık. Tabii bu gelenek de devam ediyor. İç harcını kendisi getiren müşteriler oluyor, onlara da yapıyoruz. Tercih eden bizim pidemizi alıyor ya da kendi harcını getiriyor. Ramazan ayı paylaşma ayı ve bu lezzeti herkesin tadabilmesi için mümkün olduğunca fiyatları uygun tutuyoruz. Bizim ürettiğimiz pidemizin fiyatı 130 lira. Müşterinin harcıyla yapılan pideyi 40 liradan yapıyoruz, işçilik ve hamur ücreti alıyoruz" dedi.



"Yılda sadece bir ay üretiliyor"


Kıymalı pidenin hazırlık sürecini ve diğer pidelerden ayıran farklarını anlatan fırıncı Yasin Akyüz ise, "Öncelikle soğanımızı bir gün öncesinden soyuyoruz, doğruyoruz. Biberimiz var, aynı şekilde soyup doğrayıp ertesi güne hazır ediyoruz. Ramazan pidesi hamuru gibi, daha lezzetli. Yumuşak bir hamur yoğuruyoruz. Bunları yaklaşık bir saat dinlendiriyoruz. Bir saat dinlendikten sonra açılmaya hazır hale geliyor. Sonrasında pişiriyoruz, iftar saatine yetiştiriyoruz. Kır pidesinin içinde kıymalı pideye göre daha az kıyma bulunuyor. Kır pidesinin hamuru daha sert. İçerik olarak da; kır pidesinin içinde biber ve kıyma çok yoğun olmaz. Bunun özelliği Ramazan ayına özgü olduğu için bol kıymalı ve daha yumuşak hamurlu olması. Bu pideyi diğer pidelerden ayırmamızın sebebi Ramazan ayına özel olarak Sakarya’da yılda sadece bir ay üretiliyor olması" diye konuştu.



Vatandaş bu lezzet için 11 ay bekleyip sıraya giriyor: Sadece Sakarya’da üretiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Müzik aşkı engellerini aştı: Çaldığı enstrümanlarla hayata tutunuyor Çorum’da doğuştan görme, bedensel engelli ve cam kemik hastası olan 24 yaşındaki genç, eğitim almadan kendi çabalarıyla 5 enstrüman çalmayı öğrendi. Çorum’da doğuştan bedensel ve görme engelli olan 24 yaşındaki Murat Coşkun, müzikle hayata tutunuyor. Ailenin iki çocuğundan birisi olan genç, aynı zamanda cam kemik rahatsızlığı olmasına rağmen 7 yaşında babasının aldığı bağlama ile müzikle ilgilenmeye başladı. Küçüklüğünden bu zamana kadar halk ozanlarının manileriyle, sanatçıların eserleriyle büyüyen Coşkun, herhangi bir eğitim ya da destek almadan, kendi azmiyle bağlama, org, flüt, darbuka ve davul çalmayı öğrendi. Enstrümanlarla seslendirdiği şarkı ve türküleri sosyal medya hesabından paylaşan Coşkun, büyük beğeni topluyor. "Bu Allah’ın bana verdiği bir yetenek" Türkülerin ve halk ozanların kendisine ilham kaynağı olduğunu belirten Murat Coşkun, "Çaldığım enstrümanları kendim öğrendim. Bağlama, davul, darbuka, flüt ve org gibi çeşitli enstrümanlar çalıyorum. Doğuştan görme ve yürüme engelliyim. Ayrıca cam kemik rahatsızlığım da var. Hiç kimsenin eğitim desteği olmadan, beni yönlendirmesine gerek kalmadan bu enstrümanları çalmayı başardım. Hiçbir zaman da vazgeçmedim. Türkülerden ve ozanlardan çok etkilendim. Çocukken çok türkü dinlerdim ve müzik kulağım da aslında oradan geliyor. Kuzenlerim saz almışlardı. Ben de onları görerek kendi kendime çalmaya başladım. İlk başlarda tellerini kopara kopara çalmaya çalışırken biraz başarısızlıklarım oldu. Ama 7 yaşımdan beri bağlamayı elime aldım ve o zamandan beri çalmaya devam ediyorum. Babam da o günden beri bana hep destek oldu. Bu Allah’ın bana verdiği bir yetenek. Ailem de bu konuda benimle gurur duyuyor" dedi. Sosyal medya sayfalarında videolarının kullanıcılar tarafından izinsiz paylaşıldığını ifade eden Coşkun, "Benim emek vererek paylaştığım videolarımın başka sayfalar tarafından emek hırsızlığı yapılarak paylaşılmasını istemiyorum. Eğer paylaşmak isterlerse, mutlaka benden izin almalarını rica ediyorum" diye konuşu. "Çalmak istediği her şeyi aldık" Oğluyla gurur duyduğunu dile getiren baba Osman Coşkun da, "İlk önce bir saz aldık, onunla başladı. Daha sonra, org, darbuka ve çeşitli enstrümanlar aldık. Çalmak istediği her şeyi aldık ve hepsini çalıyor. Herkesin yapmak isteyip de yapamadığı birçok şeyi benim oğlum başardı. Saz çalıyor, org çalıyor ve bununla gurur duyuyorum. Sonuna kadar da yanındayım. Aile olarak her zaman destekçisiyiz" şeklinde konuştu. "Bana çok iyi geliyor ve mutluluk veriyor" Oğlunun yeteneğinin kendilerini mutlu ettiğini belirten anne Hanife Coşkun ise, "Oğlum küçüklükten beri kendi başına ve kendi isteğiyle saz çalmaya başladı. Biz de her zaman onun yanında olduk. Onunla çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Her zaman yanımda olması bana iyi hissettiriyor. Bana çok iyi geliyor ve mutluluk veriyor" ifadelerini kullandı.
Çorum Müzik aşkı engelerini aştı: Çaldığı enstrümanlarla hayata tutunuyor Çorum’da doğuştan görme, bedensel engelli ve cam kemik hastası olan 24 yaşındaki genç, eğitim almadan kendi çabalarıyla 5 enstrüman çalmayı öğrendi. Çorum’da doğuşturan bedensel ve görme engelli olan 24 yaşındaki Murat Coşkun, müzikle hayata tutunuyor. Ailenin iki çocuğundan birisi olan genç, aynı zamanda cam kemik rahatsızlığı olmasına rağmen 7 yaşında babasının aldığı bağlama ile müzikle ilgilenmeye başladı. Küçüklüğünden bu zamana kadar halk ozanlarının manileriyle, sanatçıların eserleriyle büyüyen Coşkun, herhangi bir eğitim ya da destek almadan, kendi azmiyle bağlama, org, flüt, darbuka ve davul çalmayı öğrendi. Enstrümanlarla seslendirdiği şarkı ve türküleri sosyal medya hesabından paylaşan Coşkun, büyük beğeni topluyor. "Bu Allah’ın bana verdiği bir yetenek" Türkülerin ve halk ozanların kendisine ilham kaynağı olduğunu belirten Murat Coşkun, "Çaldığım enstrümanları kendim öğrendim. Bağlama, davul, darbuka, flüt ve org gibi çeşitli enstrümanlar çalıyorum. Doğuştan görme ve yürüme engelliyim. Ayrıca cam kemik rahatsızlığım da var. Hiç kimsenin eğitim desteği olmadan, beni yönlendirmesine gerek kalmadan bu enstrümanları çalmayı başardım. Hiçbir zaman da vazgeçmedim. Türkülerden ve ozanlardan çok etkilendim. Çocukken çok türkü dinlerdim ve müzik kulağım da aslında oradan geliyor. Kuzenlerim saz almışlardı. Ben de onları görerek kendi kendime çalmaya başladım. İlk başlarda tellerini kopara kopara çalmaya çalışırken biraz başarısızlıklarım oldu. Ama 7 yaşımdan beri bağlamayı elime aldım ve o zamandan beri çalmaya devam ediyorum. Babam da o günden beri bana hep destek oldu. Bu Allah’ın bana verdiği bir yetenek. Ailem de bu konuda benimle gurur duyuyor" dedi. Sosyal medya sayfalarında videolarının kullanıcılar tarafından izinsiz paylaşıldığını ifade eden Coşkun, "Benim emek vererek paylaştığım videolarımın başka sayfalar tarafından emek hırsızlığı yapılarak paylaşılmasını istemiyorum. Eğer paylaşmak isterlerse, mutlaka benden izin almalarını rica ediyorum" diye konuşu. "Çalmak istediği her şeyi aldık" Oğluyla gurur duyduğunu dile getiren baba Osman Coşkun da, "İlk önce bir saz aldık, onunla başladı. Daha sonra, org, darbuka ve çeşitli enstrümanlar aldık. Çalmak istediği her şeyi aldık ve hepsini çalıyor. Herkesin yapmak isteyip de yapamadığı birçok şeyi benim oğlum başardı. Saz çalıyor, org çalıyor ve bununla gurur duyuyorum. Sonuna kadar da yanındayım. Aile olarak her zaman destekçisiyiz" şeklinde konuştu. "Bana çok iyi geliyor ve mutluluk veriyor" Oğlunun yeteneğinin kendilerini mutlu ettiğini belirten anne Hanife Coşkun ise, "Oğlum küçüklükten beri kendi başına ve kendi isteğiyle saz çalmaya başladı. Biz de her zaman onun yanında olduk. Onunla çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Her zaman yanımda olması bana iyi hissettiriyor. Bana çok iyi geliyor ve mutluluk veriyor" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Bayraktar: "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Osman Gazi FPU dahil sondaj ve sismik gemilerimizin, deniz altı sistemlerimizin ve kritik ekipmanlarımızın bakım, onarım ve test süreçlerini kendi mühendislik kapasitemizle yürütüyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye yolunda zincirdeki her halkayı bir bir tamamlıyoruz" dedi. Türk enerji filosu, bir yandan Karadeniz’deki operasyonlarına aralıksız devam ederken diğer taraftan da Çağrı Bey Derin Deniz Sondaj Gemisi ile Somali açıklarında petrol aramaya hazırlanıyor. Uluslararası arenada operasyon yürütme kabiliyetine erişen enerji filosunun arkasında ise çok güçlü stratejik bir altyapı bulunuyor. Filyos Bakım Merkezi, sadece filodaki gemilerin değil her türlü ekipmanın da operasyonlara hazır halde tutulmasında görev üstleniyor. Yıldırım ve Osman Gazi sahaya çıkacak Zonguldak Filyos Limanı’nda kurulan Filyos Bakım Merkezi’nde, bugünlerde hummalı çalışmalar yürütülüyor. Merkez, filonun yeni üyelerinden olan ve boğazları geçtiği için kulesi sökülen Yıldırım’ı sefere hazır hale getirmeye çalışırken Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi’yi de Sakarya Gaz Sahası’ndaki görevine hazırlıyor. Yıldırım’ın nisan ayında Karadeniz’deki ilk görevine uğurlanması bekleniyor. Osman Gazi’nin de yılın üçüncü çeyreğinde göreve başlaması planlanıyor. Çok amaçlı merkez Toplamda 60 bin metrekare alana kurulu olan Filyos Bakım Merkezi, enerji filosundaki gemilerin, deniz altı sistemleri ve çeşitli ekipmanlarının bakım, test ve revizyon işlemlerini gerçekleştiriyor. Merkez bünyesinde talaşlı imalat, kaynak, kumlama-boya ve yüzey kaplama atölyeleri bulunuyor. Ayrıca hidrolik, elektrik ve tahribatsız muayene birimleri ile birlikte sondaj ekipmanları ve gemi pervanelerine yönelik bakım çalışmaları da yürütülüyor. Özel test havuzları Merkezde sondaj makinesi test düzeneği ile sualtı robotları ve kuyu başı kontrol ekipmanlarının test edildiği özel test havuzları yer alıyor. Bu altyapı sayesinde sahada kullanılacak ekipmanlar operasyon öncesinde kapsamlı test süreçlerinden geçiriliyor. Uluslararası standartlarda Filyos Bakım Merkezi’nde tüm faaliyetler, petrol ve doğal gaz endüstrisinde kabul gören uluslararası kalite ve teknik standartlar çerçevesinde yürütülüyor. API Q1 ve API Spec 7-2 başta olmak üzere uygulanan standartlar bakım ve test süreçlerinde güvenlik, kalite ve operasyonel sürekliliğin temel dayanağını oluşturuyor. Daima hazır Filyos Bakın Merkezi sayesinde başta derin deniz sondaj gemileri ve sismik araştırma gemileri olmak üzere Türk enerji filosunun her bir parçası göreve hazır halde tutuluyor. Merkez, bakım sürelerini kısaltırken operasyonel verimliliği arttırıyor. Böylece hem bu alandaki dışa bağımlılık azaltıyor hem de maliyetler en aza indiriyor. "Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz" Bakan Bayraktar, Filyos Bakım Merkezi’ne ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Mavi vatan ve ötesinde arama ve üretim kabiliyetimizin sürekliliği, karada kurduğumuz güçlü bakım ve hazırlık altyapısıyla sağlanıyor. Enerji filomuzun yuvası haline gelen Filyos Bakım Merkezimizde, Osman Gazi FPU dahil sondaj ve sismik gemilerimizin, deniz altı sistemlerimizin ve kritik ekipmanlarımızın bakım, onarım ve test süreçlerini kendi mühendislik kapasitemizle yürütüyoruz. Bu merkezle dışa bağımlılığı azaltıyor, operasyonel sürekliliği güçlendiriyor ve yüksek katma değerli teknik hizmetleri ülkemizde üretir hale geliyoruz. Enerjide Tam Bağımsız Türkiye yolunda her halkayı bir bir tamamlıyoruz."
Eskişehir İslamın gülleri çocuklarla anlamlı buluşma Eskişehir Seyitgazi’de Ramazan boyunca camiye devam eden çocuklar ödüllendirildi. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesine bağlı Kırka Mahallesi’nde Ramazan ayı boyunca camiye devam eden çocuklar için ödül programı düzenlendi. Programa Seyitgazi Kaymakamı Abdulkadir Zengin, Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül ve Seyitgazi İlçe Müftüsü Dr. Şahmurat Kaya katıldı. Program kapsamında ilk olarak çocuklar ve davetlilerle birlikte iftar yapıldı. İftarın ardından İl Müftüsü Muharrem Gül tarafından vaaz verildi ve daha sonra Kurs Camii’nde birlikte teravih namazı kılındı. Teravih namazının ardından Ramazan ayı boyunca namaza devam eden ve camide düzenlenen etkinliklere katılan çocuklar, Kaymakam Abdulkadir Zengin, Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül ve Seyitgazi İlçe Müftüsü Dr. Şahmurat Kaya tarafından çeşitli hediyeler ve bayram harçlığı ile ödüllendirildi. Programda konuşan Kaymakam Zengin;" Bu tür etkinliklerin çocukların manevi gelişimine önemli katkı sağladığını belirterek, çocukların cami ile güçlü bir bağ kurmasının önemine dikkat çekti. Zengin, teknolojik donanıma sahip olmanın yanında manevi değerleri güçlü bir nesil yetiştirmek için bu tür programların artırılması gerektiğini ifade etti. İl Müftüsü Gül ise camilerin en büyük süsünün cami gölgesinde yetişen imanlı, erdemli ve ahlaklı nesiller olduğunu belirterek bu tür programları çok önemsediklerini ve emeği geçen herkese teşekkür etti. Programın açış konuşmasını yapan İlçe Müftüsü Dr. Şahmurat Kaya da bu tür faaliyetlerle Hz. Peygamber’in yetiştirdiği sahabeleri örnek alan bir nesil yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Kaya, çocukların camiyi yalnızca namaz kılınan bir mekân olarak değil; huzur buldukları, manevi dostluklar kurdukları ve gönül bağı geliştirdikleri bir ortam olarak tanımalarını amaçladıklarını söyledi. Müftü Kaya ayrıca Ramazan ayı boyunca büyük gayret gösteren Kurs Camii İmam Hatibi Tahsin Öztürk’e, Maden Camii İmam Hatibi Muhammet Cemal Bektaş’a, Çarşı Camii İmam Hatibi Mehmet Akbulut’a, Çarşı Camii Müezzin Kayyımı Abdulbaki Kalay’a, Yeşiltepe Camii İmam Hatibi İsmail Hakkı Alagöz’e, cami market ve çocukların ödüllerini finanse eden hayırseverlere ve katılım gösteren çocuklara teşekkür etti.