MAGAZİN - 29 Ağustos 2021 Pazar 08:59

Birol Güven’den Türkiye’nin ilk e-oyuncusu ‘Aypera’

A
A
A
Birol Güven’den Türkiye’nin ilk e-oyuncusu ‘Aypera’

Türkiye’nin ilk video ve ses içerikli interaktif sanal gerçeklikte içeren Samsun-E Dergi’nin 2’nci sayısına verdiği röportajında, dijital şöhreti Aypera’yı, pandemi döneminde Türkiye’de dizi-film sektörünün durumunu, Seksenler Dizisi ile ilgili açıklamalarda bulunan Senarist ve Yapımcı Birol Güven, “Aypera aslında dijital bir insan.

Türkiye’nin ilk video ve ses içerikli interaktif sanal gerçeklikte içeren Samsun-E Dergi’nin 2’nci sayısına verdiği röportajında, dijital şöhreti Aypera’yı, pandemi döneminde Türkiye’de dizi-film sektörünün durumunu, Seksenler Dizisi ile ilgili açıklamalarda bulunan Senarist ve Yapımcı Birol Güven, “Aypera aslında dijital bir insan. Meslek olarak oyunculuğu seçmiş bir e-oyuncu. Onunla çok proje yapacağız. Dijital şöhretimiz olacak” dedi.



“Yeni bir fırsat oluşturdu”


Senarist ve Yapımcı Birol Güven, pandemi döneminde insanların eve kapanınca daha çok film tüketmeye başladıklarını belirterek, “Aslında bu durum bizim sektörümüz için yeni bir fırsat oluşturdu. Şimdi daha çok üretmek zorundayız. Çünkü daha çok film talep eden bir kitle ile karşı karşıyayız. Sektörümüz pandemi sonrasında daha da büyüyecek” diye konuştu.



“Aypera aslında dijital bir insan”


Türkiye’nin ilk robot oyuncusu Aypera ile reyting sıralamasında yine zirveye oynamaya hazırlanan Güven şunları söyledi:


“Aypera aslında dijital bir insan. Nasıl e-devlet varsa, e-posta varsa, bu da e-insan. İnsan tarafından tasarlanan tıpkı e-devlet, e-posta gibi sadece bir ekranda var olan bir insan. Meslek olarak oyunculuğu seçmiş bir e-oyuncu. Onunla çok proje yapacağız. O bizim oyuncumuz. Dijital şöhretimiz.”



“Projelerde günlük hikayelere yer veriyoruz”


Projelerde herkesi ilgilendiren, günlük hikayelere yer verdiklerini dile getiren Birol Güven, “Ben bunun her zaman daha değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü herkesi ilgilendiren hikayeler yaptığınızda bu izleyenler için daha paylaşılır oluyor. Seksenler dönemi de Türkiye’de birçok kişinin hatırladığı, özellikle benim jenerasyonumdaki kişilerin gençlik yıllarına denk gelen bir dönem. Hepimizin özlediği, hatırladığında da gülümsediği yılları ekrana yansıttığımız için sevildiğini düşünüyorum. Geçmişe özlem duyan kişiler için çıktığımız bu yolda, o yılları hatırlamayan ve hatta o yılları yaşamamış olan kişiler tarafından da çok sevildi Seksenler. Bizim çok fazla genç, çocuk izleyicimiz de var. Bunu da dizinin sıcak hikâyesine, renkli dünyasına, samimi oyuncu kadrosuna ve başarılı ekibimize bağlıyorum” dedi.



‘Senarist Birol, yapımcı Birol’dan daha özgür’


Yapımcılığın da senaristliğin de zor olduğunu ancak senaristlik yapmanın daha keyifli olduğunu söyleyen Birol Güven, “İşin üreticilik kısmı beni her zaman daha fazla heyecanlandırmıştır. Yapımcı olduğunuzda ise işler pek öyle değil. Çok fazla sorunla ve sorumlulukla aynı anda uğraşmak zorunda kaldığınız anlar oluyor. Özetle senarist Birol, yapımcı Birol’dan daha özgür” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MİT’ten 1940 tarihli "acele" ibareli şüpheli takibi belgesi paylaşıldı Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) resmi sitesi üzerinden 1940 yılına ait Ankara’nın Ulus semtinde yabancı bir istihbarat şüphelisi hakkında üzerinde "acele" ibaresi bulunan bir belge paylaştı. Milli İstihbarat Teşkilatı, resmi sitesi üzerinden belge paylaşımlarına devam ediyor. Tarihe ışık tutmak amacıyla paylaşılan son belge ise yabancı bir istihbarat şüphelisinin Ankara’nın Ulus semtinde faaliyetlerinin açıklığa kavuşturulması amacıyla MAH Riyasetinden Ankara B Amirliğine 16 Ağustos 1940 tarihli talimat oldu. Paylaşılan belgede kimliği henüz tespit edilmeyen ve Rus veya Bulgar olduğu anlaşılan bir şahsın Ulus meydanındaki Tan kırtasiyesinden bir fotoğraf makinesi alması, aldığı fotoğraf makinesi ile yazı kopyası ve bunun büyütülmesinin nasıl olacağı hakkında bilgi edinmeye çalışmasının dikkati çektiği belirtiliyor. Belgede, şüpheli şahsın bir fotoğrafın büyütülerek çıkarılması için kullanılan agrandisman cihazı satın almak istemesi ve cihazın Tan kırtasiyesinde olmadığı bilgisi yer aldı. Şüphelinin yarın (17 Ağustos 1940) öğleden önce veya sonra kırtasiyeye gelip cihazı göreceği bilgisi de ayrıca belgede yer aldı. Kısa boylu ve sarışınca olan şüphelinin teşhisi ve kimliğinin tespiti lazım olduğu belirtilen belgede, şüphelinin aldığı fotoğraf makinesi ile almak istediği agrandisman cihazı ile neler yapmakta olduğu ve neler yapacağının tespitinin ehemmiyetine vurgu yapıldı. Karşı istihbarat çalışmaları MİT tarafından yayımlanan belgede karşı istihbarat çalışmaları hakkında bilgiler de yer alıyor. Belgede, şüphelinin teşhisi için kırtasiye sahiplerinden istifade etmenin şüphelinin takip edildiğini anlamasına yol açabileceği belirtiliyor. Ayrıca belgede bu sebeple mağazanın gizlice gözlenmesi ve mağaza çalışanlarından birinin dükkandan çıkarak agrandisman cihazını almak için gitmesi ile kırtasiyeye geri dönüşünün gözetilmesi ve o sırada Tan kırtasiyesinde bulunularak cihazı teslim alacak kısa boylu, sarışın şüphelinin peşini bırakmayarak kimliğini ve faaliyetlerini tespit etmeye gayret etme zarureti olduğu belirtiliyor. "Gizli istihbarat servislerinin karakteristik mesailerinden olan alametlerden ipucu temin ederek meseleyi aydınlatmanın Ankara merkezinin uyanık ve gayretli memurlarından beklenir" ifadeleri yer alan belgede, hiç olmazsa bu alışverişin zararlı maksatla yapılmadığının tespitinin başarı olduğu belirtildi ve icabına tevessül edilmesi rica edildi. Vatandaşlar paylaşılan belgeye MİT’in resmi sitesinde yer alan "Özel Koleksiyon" sekmesi altında bulunan "Belgeler" kısmından ulaşabiliyor.