- 18 Nisan 2023 Salı 13:46

Kenevirin stratejik kenti Samsun

A
A
A
Kenevirin stratejik kenti Samsun

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, "Samsun; kenevir tarımından hiç vazgeçmemesi, iklim bakımından elverişli oluşu ve kenevire uygun toprak şartlarına sahip olmasıyla gerçekten stratejik konumda" dedi.



OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsünün çalışmaları sonucunda Samsun ve çevresinde hem tarımsal hem de endüstriyel anlamda önemli yol kat etti. OMÜ Kenevir Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, her geçen gün daha da artan kenevirin üretiminde önemli bir dönemeci geride bıraktıklarını ve OMÜ’nün tescillenen 2 kenevir çeşidine katkılarıyla Türkiye’de kenevir üretiminde marka hâline geleceğini söyledi.



“Kenevirin Türkiye’de sadece 2 çeşidi bulunuyor”


Kenevirin tek tür olduğuna, morfolojik ve diğer içerikler bakımından da alt türlerinin bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Selim Aytaç, “Dünyada çok fazla çeşidi bulunan kenevirin ülkemizde sadece 2 çeşidi bulunuyor. Bu çeşitler 2021 yılında tescil edilen ‘Vezir ve Narlı’ çeşitleri. Bu çeşitler, 2019 yılında ıslah edildiklerinde 15-20 tohuma sahipken bugün tonlarca miktar üretime ulaştı” ifadelerini kullandı.



“İlk tescilli çeşitler ‘Vezir ve Narlı’ Samsun’a ait”


OMÜ’nün, keneviri araştırma amaçlı ürettiğini belirten Kenevir Araştırma Enstitü Müdürü Prof. Dr. Selim Aytaç, “Ülkemizde kenevirle ilgili sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm arama amacındayız. Üniversitemizin kenevirle ilgili liderlik ettiği projenin ürünleri olan ‘Vezir ve Narlı’, ilk tescilli kenevir çeşitleri. Bu çeşitlerin ülkemize kazandırılmasında Üniversitemizin çok önemli rolü var” diye konuştu.



“Üniversitemizdeki kenevir çalışmaları 30 yıllık geçmişiyle çok eskiye uzanıyor”


OMÜ’deki kenevire yönelik çalışmaların 30 yıllık geçmişiyle çok eskiye uzandığına dikkat çeken Prof. Dr. Selim Aytaç, “Kenevir araştırmaları, 1993 yılında Ziraat Fakültesinde bir doktora programıyla başladı. İlerleyen yıllarda çalışmalar ve eğitimler devam etti ve nihayetinde 2019 yılında Kenevir Araştırma Enstitüsü kuruldu. Enstitümüz, 3 ana bilim dalında kenevirle ilgili hem araştırma yapıyor hem de uzman yetiştirmeye yönelik programlar yürütüyor. Yanı sıra, üniversitemiz dış kaynaklı olarak bir taraftan tarım, diğer yandan da kenevirden elde edilen ürünlerle ilgili AR-GE çalışmalarına yoğunlaşmış durumda. Çok sayıda TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu), DOKAP (Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı), TAGEM (Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü) ve Üniversite bünyesinde proje destekleme birimi olan Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) ile birçok proje desteklendi. Öyle ki 2022 – 2023 yıllarında proje sayımızda artış var” şeklinde konuştu.



“Samsun’a kenevirin vefa borcu var”


Kenevir üretiminin durakladığı yıllarda Samsun’un faaliyette olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç, şöyle devam etti: “Samsun kenevir bakımından özel ve kenevir tarımını hiç bırakmamış bir şehirdir. Bakınız, 2008 – 2018 yılları arasında Türkiye’nin hemen her yerinde kenevir üretimi durmuşken sadece Samsun’un Vezirköprü ilçesinin Narlısaray Mahallesi kenevir tarımını hiç bırakmamıştır. Üretimi sağlayan tohumlarımızın kaynağı o bölgedir. Bu bakımdan kenevirin Samsun’a bir vefa borcu var.”



“Kenevir geriye dönüştürülebilir ve sürdürülebilir bir kaynaktır”


Kenevirin birçok alana doğrudan ve dolaylı olarak katkısı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç, “Kenevir ham madde olarak onlarca endüstriyel ürünün üretiminde kullanılırken, bununla beraber hem yetiştiği bölgede hayat standardını yükseltmesi hem de halk sağlığına yönelik faydaları açısından stratejik bir değer taşıyor. Ayrıca, tarım bakımından kenevirin üretildiği yerde toprağa çok önemli katkılar sağladığını görmekteyiz. Örneğin, toprağı ıslah ediyor ve topraktaki kimyasalı azalttığı için biyolojik çevre sağlığına katkı sunuyor. Yine kenevir, birim alanda yüksek miktarda oksijen sağladığı için dünyadaki karbon döngüsünde önemli bir işlev üstleniyor. Bu bakımdan önümüzdeki yıllarda büyük sorun teşkil edecek karbondioksit salınımının önüne geçilmesinde kenevir önemli bir role sahip. Kenevir, dünyada 50 bin üzerinde ürünün içeriğine girmekte. Gıdadan selüloza, ilaçtan inşaata kadar hemen her yerde farklı alanlarda kullanılmakta. Özellikle geriye dönüştürülebilir ve sürdürülebilir olması bakımından hayatı kolaylaştırıyor. Bu ürünleri kullandığı zaman, halkın hem hayat standardı hem de kalitesi artacak. Örneğin; kenevir menşeli tekstil ürünleri giydiğimiz zaman vücudumuzdaki hava sirkülasyonu artıyor ve dolayısıyla da yaşam kalitemizi pozitif etkiliyor” açıklamalarında bulundu.



“Narlı çeşidimiz, Havza’da kurulma aşamasındaki fabrikada ham madde olarak kullanılacak”


OMÜ’nün ‘Narlı’ çeşidiyle tekstil sektöründe inisiyatif aldığı ve endüstriyel üretim adına somut adımlar attığı bilgisini paylaşan Enstitü Müdürü Aytaç, şunları söyledi:


“Cumhuriyet Dönemi öncesinde kenevirden elde edilenler; insanların el emekleriyle ürettikleri ip, urgan ve yine kendi el tezgâhlarında üretmiş oldukları içlik ve kıyafetler olarak karşımıza çıkıyor. Cumhuriyet ile birlikte artık iplik ve kâğıt fabrikaları da faaliyete geçiyor. Fakat ardından kenevir üretiminin kısıtlanması nedeniyle bu fabrikalar da kapanıyor. 2019 yılından sonraki gelişmeler neticesinde Samsun’un Havza ilçesinde bir fabrika kurulma aşamasına gelindi. Yakın zamanda hizmete girmesi beklenen bu fabrikanın tekstil amaçlı olduğunu söyleyebiliriz. Üniversitemizin bu fabrikadaki misyonu ise ürün geliştirme yönünde ve fabrikanın ham maddesi olan ‘Narlı’ çeşidini kullanıma sunduk. Yani Üniversite olarak 10 yıl süre ile ‘Narlı’ çeşidini sözleşme karşılığı fabrika sahibi firmaya devrettik ve artık burada ham madde olarak kullanılacak.”



“Kenevirin stratejik kenti Samsun”


OMÜ’nün tescilli kenevir çeşitleri ‘Vezir ve Narlı’nın kat ettiği mesafe ve Samsun’un kenevir üretimindeki başat konumu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Aytaç, açıklamasını şöyle tamamladı:


, “Kalitesiyle öne çıkan ‘Vezir ve Narlı’, Türkiye’nin tescilli ilk kenevir çeşitleri ve bunlar 2021 yılında resmî olarak kayda geçti. Tescil olduğu yıl, her 2 ürün de ticarete konu oldu. ‘Vezir’ çeşidimiz, TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) tarafından üretilip dağıtılmakta. ‘Vezir’ çeşidinin bu yıl 9 ton civarında üretimi oldu ve bu üretim kapasitesi ile ilgili sertifikaya sahip ve şu anda 9 tonluk tohumun hemen hemen tamamının satıldığını biliyoruz. ‘Narlı’ ise ihale ile özel bir firma tarafından satın alındı. Şu anda ‘Narlı’nın üretimi bu firma tarafından yapılıyor ve bu yıl 1 ton civarındaki üretim kapasitesinden ötürü sertifika aldı. Her iki çeşidimizin de hem tohumluk olarak geliştiğini hem de kenevir tarımı içerisindeki rolünün gittikçe arttığını özellikle vurgulamalıyım. Yanı sıra, ekimlerimiz de devam ediyor. Türkiye’de 20 ilde kenevir tarımına izin veriliyor. Samsun; kenevir tarımından hiç vazgeçmemesi, iklim bakımından elverişli oluşu ve kenevire uygun toprak şartlarına sahip olmasıyla gerçekten stratejik konumda. İlk olma özelliğine sahip modern tekstil fabrikasının da Havza’da kurulacak olması, Samsun’un kenevirdeki öncülüğünü göstermekte.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Başkan Doğan; "Bir şehri gerçekten yaşanır kılan, kadınların gücü, mutluluğu ve enerjisidir" Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların yerel ve uluslararası alanda yürüttüğü mücadelelerin bir ürünü olduğunu belirten Başkan Doğan, "Sevgili kadınlar, Merkezefendi’mizin her sokağında, her mahallesinde sizin emeğiniz ve iziniz var. Biz şuna inanıyoruz, bir ilçeyi, bir şehri gerçekten yaşanır kılan, kadınların gücü, mutluluğu ve enerjisidir. Siz varsanız bu ilçe, bu şehir, bu toplum güçlüdür. Merkezefendi Belediyesi olarak tüm çabamız, kadınların hayatın her alanında daha fazla yer almasını, mutlu ve huzurlu olmasını sağlamak. Sizi destekleyen, sesinizi duyuran ve her adımda yanınızda olan bir anlayışla var gücümüzle çalışıyoruz. Biliyorum ki bizler, dayanışma içinde olduğumuz sürece her zorluğu aşar, her hayali gerçeğe dönüştürürüz. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ile kadınlara birçok hak tanımış ve bu sayede kadınlarımız ülkemizin ilerlemesine önemli katkılarda bulunmuştur. Kadınların karşılaştığı şiddet, cinayet ve taciz gibi olumsuzlukların son bulduğu, kadınların başarılarıyla anılan bir dünya diliyorum. Emeğiyle, mücadelesiyle ve varlığıyla dünyayı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız" dedi.
İstanbul Okan Buruk: "Günün sonunda buradan çok önemli bir 3 puanla dönüyoruz" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Beşiktaş deplasmanından çok önemli 3 puanla döndüklerini söyledi. Buruk, ayrıca kaleci Uğurcan Çakır’ın, Premier Lig seviyesinde bir kaleci olduğunu vurguladı. Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında Galatasaray deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 1-0 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Buruk, sözlerine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ederek başladı. Zor bir deplasmanda oynadıkları belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Özellikle Beşiktaş’ın son haftalardaki yükselen formu, onların oynadıkları maçlar ve transfer döneminden sonraki performansı, sor bir maç olacağını biliyorduk. İlk yarı bizim için çok daha beklediğimiz ve topun bizde olduğu, daha çok pozisyona giren, daha çok topa sahip olan, rakibi çok fazla kalesine getirmeyen, ön alan baskısıyla birlikte kazandığı toplarla da doğru geçişler yapan bir takım vardı. İlk yarıyı 1-0 önde bitirdik. 20. dakikada Barış’ın bir penaltı pozisyonu var, gördüğümüz kadarıyla ayağına basma varmış. Rakibimizin de ilk yarıda kırmızı kartla ilgili bir itirazı oldu. Değerlendirme farklı bir şekilde olabilirdi. İkinci yarıya baktığımızda çok iyi başlamadık ama devamında bence 10 kişi oynadığımız bölümde Sane’nin şanssız bir kırmızı kartı oldu. Topa gitmek isterken rakibinin ayağına basıyor. İstem dışı mı, bilerek mi? Bu da tabii ki değerlendirilebilecek bir şey ama 10 kişi kaldığımız bir karşılaşmada devamında iyi mücadele ettik. Hatta 10 kişi kaldığımız bölümde de ön alanda zaman zaman baskı yaptık, rakibe geçiş yapma şansı bulduk ve birkaç pozisyonumuz oldu ama rakibimizin de çok fazla kalemize attığı şut oldu. Özellikle ceza sahası dışından çok fazla şut attılar. Maçı değiştirmek için 11-10 iyi mücadele ettik ve günün sonunda buradan çok önemli bir 3 puanla dönüyoruz. Başta oyuncularım olmak üzere buraya gelen taraftarlarımıza da teşekkür etmek istiyorum. Her zaman yanımızdalar, her zaman destek veriyorlar. Şimdi kafamızı kaldırıp 3 gün sonraki Liverpool maçına iyi bir şekilde hazırlanacağız" diye konuştu. "Bu tür kritik maçları çok iyi oynayan bir Galatasaray var" Ligde hala zor deplasmanları olduğun hatırlatan 52 yaşındaki teknik adam, "Rakiplerimizle hala oynayacağız. En yakın rakibimizle deplasman maçlarımız var, zor deplasmanımız var. Çok formda bir Başakşehir takımıyla haftaya oynayacağız. Bu fikstür kolay bir fikstür değil. Ama hep şunu söylüyorum; yani bu tür kritik maçları çok iyi oynayan bir Galatasaray var. Bugün de bunu gösterdik ve kazanmasını bildik. O yüzden önemli bir avantaj yakaladık ama dediğim gibi şu an çok erken. Sadece iki maçlık bir performans sizin bir andaki puan durumundaki yerinizi değiştirebilir. O yüzden dikkatli olmamız gerekiyor. Yani bir şey kazanmadık. Rakiplerimiz yarın oynadıktan sonra belki bu hafta sonunda kaç puan farkla önde olduğumuzu net bir şekilde görebiliriz. Ama dediğim gibi çok bir şey kazanmadık, daha çok önemli, çok kritik maçlarımız var ama bu psikolojik olarak bizi Şampiyonlar Ligi maçına da olumlu bir şekilde hazırlayacak" şeklinde konuştu. "Ocak ayının başından beri üst üste maçlar oynuyoruz" Buraya kendini ait hisseden ve formayı iyi bir şekilde temsil eden oyuncularla devam etmenin hem kendi hem de takım için önemli olduğunu vurgulayan Okan Buruk, "Transfer dönemleri zaten zor; demin Beşiktaş örneğini verdim. Beşiktaş aslında transferin son günlerinde çok büyük transferler yaptı ve iyi bir takım olma yolunda önemli mesafe katetti. Bu devamlılık bir sonraki sene de üstüne koyarak giderse takımların geleceği için çok daha önemli oluyor. Hem daha az para harcamış oluyorsunuz hem başarıyı daha kısa yoldan ve gerçekten yani alışılmış bir oyuncu, birbirini tanımış oyuncular tabii ki bu alanda çok önemli oluyor. Biz son haftalarda çok fazla değişiklikler yaptık. Çok fazla maç oynuyoruz. Ocak ayının başından beri üst üste maçlar oynuyoruz. Şu an Şampiyonlar Ligi’nde son 16’dayız, lig lideriz, kupada çeyrek finalde yolumuza yine seri başı olarak devam ediyoruz. İstediğimiz yerdeyiz; bunda en büyük neden tabii ki oyuncularım" ifadelerini kullandı. "’Biraz daha oynatın’ dedim, sarı kart gösterdi ve cezalı duruma düştüm" Gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştüğünü ifade eden Buruk, "Hakemlerin uzatmasını da sayarsak 45 dakika falan oldu bir ara maç bitmeyecek zannettim. Ben de ’Biraz daha oynatın’ dedim, bana sarı kart gösterdi ve cezalı duruma düştüm. Çok da komik, basit bir sarı kart gösterdi. Yani bugün iletişim anlamında, özellikle dördüncü hakemle hem Sergen Hoca hem bizim kulübe iletişim anlamında bir türlü bağ kuramadık. Biraz daha bu iletişimi kurabilecek insanların bence dördüncü hakem olarak yer alması çok önemli. İki tarafın da mutsuz olduğu bir gün geçirdik. İki taraf da buraya çıktığında, konuştuğunda hakemleri beğenmediğini söyleyecektir, ben söylemiş olayım. Sergen Hoca da bunu söyleyecektir büyük ihtimalle" açıklamasında bulundu. Eksik oynamalarından dolayı yorgunluk olduğunu fakat bir sonraki maç için seyahat etmeyeceklerini söyleyen sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Yorgunluk oldu mu? Oldu ama en azından İstanbul’dayız, seyahatimiz yok, iki gün dinlenme şansımız var. Şampiyonlar Ligi konsantrasyonu çok farklı, o maça hazırlanmak çok farklı. Kimle başlayacağız, kimle oynayacağız, oyuncularımızın durumlarına bakacağız. Beni mutlu eden, bazen de beni kafamda psikolojik olarak yıpratan çok iyi oyunculara sahibim, geniş bir kadrom var. Hangisini oynatayım diye çok fazla düşünüyorum, hangisi oyuna girsin diye çok fazla düşünüyorum ama iyi yanı da üç kulvarda yarışıyoruz ve burada çok fazla maç oynayacağız. Oyuncularımın hepsi çok önemli, değerli. Hepsini bu süreçte kullanacağım. O yüzden maç öncesi oyuncuların fiziksel durumlarına bakacağız" değerlendirmesinde bulundu. "Şu andaki performansına göre Uğurcan’ın bonservisine az ödemişiz diye düşünüyorum" Kaleci Uğurcan Çakır’ın derbiye çok motive bir şekilde çıktığını belirten Okan Buruk, "Bu maça ekstra hazırlandı. Uğurcan’ın performansı da beni şaşırtmadı. Maç öncesi o performansı bekliyordum ama tabii ki biz kaleci performansının konuşulduğu bir maç seyretmeyi çok fazla istemiyoruz. Daha çok rakip kalecinin performansı konuşulsun bizim için önemli olan bu. Özellikle 11’e 10 kaldıktan sonra çok önemli kurtarışlar yaptı. Bizim kalemizi güvenilir bir şekilde hissettirdi. Uğurcan hem de karakter olarak, kişilik olarak, oyuncu olarak ve tecrübe olarak iyi bir kaleci. Yani bazen söylediğiniz para az veya çok gelebilir. Sezon başı bu seviyede Premier Lig’den bir kaleci almak istediğinizde de en az 30 milyon Euro para ödemeniz gerekiyordu. Uğurcan da şu anda Premier Lig seviyesinde bir kaleci. O yüzden şu andaki duruma baktığımızda az ödenmişiz diye düşünüyorum. Şu andaki performansına göre Uğurcan’ın bonservisinin az olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.
İstanbul Sergen Yalçın: "Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır" Galatasaray derbisinin hakemi Ozan Ergün ile VAR yönetimini ‘skandal’ olarak nitelendiren Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, "Sane’nin pozisyonu uzayda oynasan kırmızı kart verilir" dedi. Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında Beşiktaş, sahasında Galatasaray’a 1-0 mağlup oldu. Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. "Oyunun ilk bölümü iyi geçmedi" Galatasaray’ı tebrik ederek sözlerine başlayan Yalçın, "Oyunun ilk bölümü iyi geçmedi. İyi oynamadık ilk yarıyı, rakip de iyi oynamadı. Dengeli geçti. Bir kırmızı kart pozisyonu var. Onun haricinde çok göze batan bir şey yoktu. İkinci yarı iyi başladık, kontrolü ele aldık. Rakip kırmızı kart gördü. Sonra daha baskın oyun oynadık. Pozisyonlarımız da vardı, oyunu kurtarabilirdik ama şanssızlık, şanssızlık mı desem becerisizlik mi desem.. Bir mağlubiyet aldık, derbiyi iç sahada kaybetmek bizi üzüyor. Oyuncularımız da üzüldü. Şans faktörü de var. Bir taraf kazanıyor, üzgünüz. Bundan sonrasına bakacağız" ifadelerini kullandı. "Sane’nin pozisyonuna dünyada kırmızı kart vermeyecek bir hakem var mıdır?" Sergen Yalçın, hakem Ozan Ergün ve VAR yönetimini de eleştirdi. Müsabakanın 20. dakikasında Leroy Sane’nin kırmızı kart görmesi gerektiğini savunan tecrübeli teknik adam, "Maçı kaybetmemizi hakem faktörüne bağlamak istemiyorum. Maçın 20. dakikasında Sane’nin bir pozisyonu var. Buna dünyada kırmızı kart vermeyecek bir hakem var mıdır? İkinci yarı Rıdvan’a yaptığı pozisyon, ilk yarıda yaptığı pozisyondan yüzde 50 daha hafif. Hakem pozisyonu görmedi, sarı kart ile geçiştirdi. Oyuncu da sarı kart için teşekkür etti. VAR’daki arkadaşlar zaten hiç yoklar ama Trabzon’daki Bilal’in pozisyonunda, Fenerbahçe maçında varlar o arkadaşlar. Böyle şeylere ihtiyaç olamasın. Osimhen’in ikinci sarı kart pozisyonu var. Bunu biz değil, kural söylüyor. Kuraldan dolayı Orkun sarı kart gördü. Ama bizim oyuncular hakeme kural gereği sarı kart görmesi gerekiyor diyor; hakem pozisyona hiç bakmıyor bile. Çok da konuşulacak bir şey yok. 20 dakikada rakip atılsa belki yine yenemeyecektik. Hakemler ve VAR’daki arkadaşlar kuralları uygulamak için buradalar. Bizim adımıza üzücü değil. Biz zaten pozisyonumuz gereği ligde yokuz. Ama Türk futbolunun geleceği açısından büyük bir sorun. Biz Beşiktaş camiası olarak üzüldük. Yaşanan bence bir facia. Normal değil bu, bu oyun kurallarla uygulanan bir oyun. Ama kurallar bana gelince başka, öbür tarafa başka olunca ikili diyaloglar ortaya çıkıyor. Beni Trabzon’da 10 kişi bırakıyorsun, kazanacağım maçı kaybediyorum. Bu maçta kurallar yok mu? Böyle acemi hakemlerle olmaz. Maalesef Türk futbolunun gittiği durum çok da sağlıklı değil" ifadelerini kullandı. Bir basın mensubunun ‘Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk da hakemlerden şikayetçiydi’ söyleminin üzerine Yalçın, "3 senedir şampiyon oluyorlar, hakemden mi şikayet ediyorlar?" dedi. "Galatasaray bize göre daha oturmuş bir takım" Galatasaray’ın kendilerine göre daha oturmuş ve daha geniş kadroya sahip takım olduğunun altını çizen 53 yaşındaki teknik adam, "Biz daha yeni transfer süreci geçirdik. Yeni yapılanma döneminde bir camiayız. Bunu en doğru şekilde yapmaya çalışıyorum. Bu bir süreç alacak. Yavaş yavaş toparlayacağız gibi gözüküyor. Sezon sonunda yapacağımız yeni kurulumla daha oturmuş kadro kuracağımız gerçek. Galatasaray takımı 3-4 senedir birlikte oynuyor. Şampiyonlar Ligi’nde zorlu maçlar oynuyorlar. Daha alışıklar bu zor maçlara. Galatasaray’a da başarılar diliyorum Şampiyonlar Ligi’nde" şeklinde konuştu. "Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır" Sergen Yalçın, müsabakanın son bölümünde rakip takımın zaman geçirmeye yönelik hareketler yaptığına da değindi. Bunu normal karşıladığını belirten Yalçın, hakemin kuralları uygulamamasını ise normal karşılamadığını aktararak, "İlk yarıda oyunu oturtamadık. Bize merkez orta sahada baskı yapınca oyun kuramadık. Ama ikinci yarıya iyi başladık. Daha ön alanda oynayalım, oyunu rakip sahaya yıkalım mantığındaydık. Oyuncularla bunu konuştuk. Oyunun totaline baktığımızda maçın büyük bölümü bizim üstünlüğümüzde geçti. İkinci yarı tek kale oynadık. Son bölümde rakip takım yerden kalkmadı zaten. Sürekli zaman geçirmeye çalışan oyuncular vardı. 10 kişi kaldılar, doğal olarak vakit geçirip maçı bitirmeyi planladılar. Bunu anlarım, normal ama hakemin kuralları uygulamamasını normal karşılamıyorum. Bunu Bilal’in pozisyonda, Orkun’un pozisyonda bana uyguluyorsun, burada uygulamıyorsun. Futbolun içine bu kadar televizyonu sokarsan VAR’daki arkadaşlar maçın kaderini etkileyebilirler. Ne görüyorsan ver. Bugünkü maç hakemlik adına büyük skandaldır. 20. dakikada Sane’nin pozisyonu uzayda oynasan kırmızı kart verilir. Bu yüzden maçı kaybettik demiyorum, çocuklar 100 dakika maç yapıyor. Aralarında 5-6 tanesi oruç tutuyor. Ben zaten şampiyonluğa oynamıyorum ama sen niye benim geleceğimi etkiliyorsun? Herkes işini en doğru şekilde yapsın" diye konuştu. "Maçın hakemi son dakika atandı" Derbinin hakemi Ozan Ergün’ün müsabakaya son dakika atandığını bildiğini de vurgulayan siyah-beyazlıların teknik direktörü, "Tecrübesiz bir hakemin böyle bir derbiye verilmesi.. Hakem hatalarından yakınan biziz, maçları kaybeden biziz. Nedense rakip hiç kaybetmiyor. Samsun maçında VAR çağırdı, ‘penaltı ver’ diye. Hakem izleyip ’penaltı yok’ diyor. Örneği yok bunun. Kayserispor maçında eli temas ediyor, devreye girmiyor. Seneye hedefimiz şampiyonluk diyoruz, nasıl oynayacağız biz böyle. Sonra hoca konuştu, ceza verelim diyorlar. Galatasaray bizi her zaman yenebilir ama sen kuralları uygula, kim yenerse yensin ona karışma. Bizim canımız yandı" cümlelerine yer verdi.