KÜLTÜR SANAT - 19 Nisan 2024 Cuma 08:56

5 bin yıl önce ameliyat edilen kafatası ilgi çekiyor

A
A
A
5 bin yıl önce ameliyat edilen kafatası ilgi çekiyor

Samsun’da 5 bin yıl öncesine ait kafatasındaki ameliyat izleri vatandaşların ilgisini çekiyor.


1981 yılında Samsun’un Bafra ilçesi İkiztepe Höyüğü arkeolojik kazılarında bulunan 5 bin yıllık kafatası, baş delgisi tekniğinin ilk Tunç Çağı’nda kullanıldığını belgelemişti. Samsun Müzesi’nde sergilenen kafatası, vatandaşlar tarafından da ilgiyle incelenirken, aynı bölümde trepanasyon (Baş delgi) tekniğiyle kafatası ameliyatı yapılmış 1900 yıllık kafatası da sergileniyor. Ameliyat edilen kafataslarından 5 bin yıllık olanı ilk Tunç Çağı’na, 1900 yıllık olanının ise antik Amisos Kenti Geç Hellenistik ve Erken Roma İmparatorluk dönemine ait olduğu tespit edildi.


Söz konusu kafatasları hakkında müzede bulunan bilgilendirmede, “Trepanasyon, Yunanca delik, delgill, burgu anlamına ‘trypanon’ kelimesinden türemiştir. Antropologların ‘kafatası delgi operasyonu’ olarak adlandırdıkları bu işlemi, belirli bir bölgede, kafa derisi cerrahi bir alet ile sıyrıldıktan sonra, belli bir parçanın, bir amaç ve teknik ile çıkarılıp alınması şeklinde tanımlayabiliriz. Bu ameliyatlarda kafatasından bir kemik parçası çıkarılmakta ve beyin doğrudan dış çevreyle karşı karşıya kalmaktadır. Geleneksel topluluklarda uygulamalar ile arkeolojik verilerden hareketle, trepanasyonların kafa yaralanmaları, kafada yer aldığı düşünülen kötü ruhun çıkarılması, büyü veya iyileştirme gibi birçok amaçla yapıldığı kabul edilmektedir. Bu tür ameliyatların törensel arka planı da olmalıdır. Dolayısıyla ameliyatların gerçek amacını belirlemek her zaman kolay değildir. Anadolu’da bugüne dek yaklaşık 50 adet trepanasyon örneği tespit edilmiştir” ifadeleri yer alıyor.



Beyin tümörü, cerrahi müdahale ile tedavi edilmeye çalışılmış


5 bin ve 1900 yıllık beyin ameliyatı ile ilgili yapılan bilgilendirmede ise “İkiztepe Erken Tunç Çağı’na ait önemli buluntu gruplarından biri, trepanasyonlardır. İkiztepe iskeletlerinin bazı kafataslarında, ameliyatlarla bilinçli açılmış farklı biçimlerde boşluklar görülmüştür. Bu nedenle İkiztepe, Anadolu’nun yaygın ve gelişmiş en eski trepanasyon merkezi olarak değerlendirilmektedir. İkiztepe’de kafataslarında trepanasyon izleri tespit edilen bir adeti genç erişkin kadın, diğerleri ise erkeklere ait olan beş adet erişkin iskelet bulunmuştur. Biri hariç diğer trepanasyonların İkiztepe’de Erken Tunç Çağı’nda yaşanan savaş nedeniyle meydana gelen; birçok kişinin ölümüyle sonuçlanan kafataslarında kesici, delici ve küt uçlu silâh yaralanmalarından kaynaklandığı söylenebilir. Yaşlı bir erkeğe ait tek örnekte ise iskeletteki tümoral oluşumla birlikte görülmesi, İkiztepelilerin travmalar dışında bazı sağlık sorunlarını da cerrahî müdahalelerle tedavi etmeye çalıştıklarına işaret eder” ifadelerine yer verildi.



5 bin yıl önce ameliyat edilen kafatası ilgi çekiyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Büyükkılıç; Çerkes Sürgünü’nü 160. yılında unutmadı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; 21 Mayıs 1864 yılında gerçekleşen Çerkes Sürgünü’nün 160’ıncı yıl dönümünde, “Çerkeslerin anavatanları Kafkasya’dan sürülmesinin 160’ıncı sene-i devriyesinde, hayatını kaybeden Çerkes kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara da sağlıklı ömürler diliyorum” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Çerkes Sürgünü’nün yıl dönümünde bir mesaj yayımlayarak, Çarlık Rusyası’nın, Kafkaslardan Çerkes halkını sürgüne göndermesinin üzerinden 160 yıl geçtiğini hatırlattı. Başkan Büyükkılıç, Rusya’nın Karadeniz sahiline inme politikası gereği Kuzey Kafkasya’yı ele geçirme amacıyla başlattığı kanlı Kafkas-Rus Çarlığı Savaşı’nda, resmi olmayan rakamlara göre o dönem 1,5 milyona yakın Çerkes’in bir ay içinde sürgün edildiğini, yoldaki şartlar, salgın hastalıklar, açlık gibi nedenlerle yaklaşık 500 bin Çerkes’in hayatını kaybettiğini söyledi. Tarihin en acı ve sarsıcı olaylarından biri olarak nitelendirilen ve insanlık tarihine "kara leke" olarak geçen Çerkes Sürgünü’nün üzerinden 160 yıl geçmesine rağmen bu hazin hadiseyi unutmadıklarını ve unutmayacaklarını vurgulayan Büyükkılıç, “Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün tarihin en acı hadiselerinden birisi olarak nitelendiriliyor. İnsanlık dışı süreçte Çerkeslerin zulme ve işgale karşı verdikleri kahramanca mücadele de hep hafızalarda yer edecek. Kadim şehrimizde 100 bine yakın Çerkes yaşamını sürdürmektedir. Bu kapsamda Kayseri’deki Kafkas Dernekleri’mizin de çalışmalarını yakından takip ediyoruz” diye konuştu. Başkan Büyükkkılıç, mesajında; "Ülkemizde barış, huzur ve kardeşlik içerisinde yaşamaya devam ediyoruz. Çerkeslerin anavatanları Kafkasya’dan sürülmesinin 160’ıncı sene-i devriyesinde, hayatını kaybeden Çerkes kardeşlerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara da sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum" ifadelerini kullandı.
Amasya Çocuk oyuncağından esinlenilen lego betona Avrupa’dan talip çıktı Amasya Üniversitesi’nde Doç. Dr. Murat Gökçe ve kimya mühendisi eşi Sonnur Gökçe’nin çocuklarına oyuncak için almalarının sonrasında projelerine esinlenerek geliştirdiği balistik lego betona Avrupa’dan talip çıktı. Uçaksavar mermisi bile geçirmeyen türü geliştirilip yüksek ısıya ve depreme dayanabilen lego betondan ilk ev kolayca inşa edildi. Avrupa’dan bir firmayla bayilik için görüşmelerinin yanı sıra yurt içinden de gelen taleplerle umutlanan çift, legolardan deprem kaçış yuvası tasarlamayı da planlıyor. Uçaksavar mermisini durdurdu Herhangi bir montaja gerek kalmadan birbirine geçen parçalardan oluşan "Lego" adlı oyuncaklardan yola çıkan Gökçe çifti, tahrip gücü yüksek silahlara bile dayanıklı olduğu kanıtlanan lego beton üretti. Modüler balistik lego betonun denemesi için askerler tarafından testler uygulandı. Lego beton, 14.5 mm’lik uçaksavar mermisini sistemin önünde hiçbir koruma olmadan durdurmayı başardı. Evin çatısı da legolardan oluşturuldu Savunma sanayiinde, karakollarda ve mevzilerde sökülüp başka bir yere taşınmasının mümkün olabileceği sistem konutlar içinde uygulanabiliyor. Amasya merkeze bağlı Ziyaret beldesi Saraycık Mahallesi’nde tamamı lego betondan bir bağ evi inşa edildi. Evin kemerlerin bir araya geldiği tonoz şekilli çatısı da yine legolardan oluşturuldu. "Kendi evini kendin yap" Sistemin güvenli konutlar için ideal olduğunu belirten Doç. Dr. Gökçe, “Yalıtımlı lego beton üreterek kendi evini kendin yap’ uygulamasını başlattık. Hiçbir bağlayıcı ve uzman ustalık gerektirmeden bir baba, oğul evlerini birkaç günde inşa edebilir. Savunma sanayisi için 35 kilo olan bu ürünün ağırlığını yarıya düşürdük. Ayrıca çatı sistemi de legodan” dedi. Bir Avrupa Birliği ülkesiyle bayilik süreci başladı Ürüne yurtdışından da talipler çıkmaya başladığını anlatan Amasya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Yapı Bilgisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Gökçe, “Yurt dışından bayilikler istenmeye başlandı. Bir Avrupa Birliği ülkesiyle bayilik sürecimiz devam ediyor. Bir firma oldukça istekli şekilde bizimle iletişime geçti. Yurt içinde de kendi evini yapmak isteyen vatandaşlar bizimle iletişim halinde” diye konuştu. “Çocuk oyuncağından esinlendik” Büyük uğraşlar verdikleri projeyi çocuklarını oynattıkları legolardan esinlenerek hayata geçirdiklerine değinen Kimya Mühendisi Sonnur Gökçe de “Önce legodan beton oyuncak kalıpları yaptık. Sonra da büyüterek bunun inşaat alanında kullanılabileceğini değerlendirdik. İnşallah hayırlı sonuçlar alırız” şeklinde konuştu. Sıcak havalarda serin, serin havalarda da sıcak tutacak özellikte Lego betondan inşa edilmesi sonucu depreme dayanıklı ve ortamı sıcak havalarda serin, serin havalarda da sıcak tutabilen özellikte duvarlara sahip bir bağ evinin sahibi olacak Doç. Dr. Okan Murat Dede ise sistemin maden ocaklarının çatkısında kullanılabileceğine işaret etti.