GÜNDEM - 23 Nisan 2025 Çarşamba 18:04

Canik’te 23 Nisan coşkusu

A
A
A
Canik’te 23 Nisan coşkusu

Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, çocukların bayram sevincine ortak oldu.


Canik Belediyesi, ilçede 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı programı gerçekleştirdi. Çocukların ve vatandaşların yoğun ilgiyle katıldığı programda bayram sevinci paylaşıldı. Canik Belediyesince hazırlanan kutlama programları kapsamında ilçede çocuklarla birlikte otobüs turu gerçekleştiren Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, mahallelerde çocuklarla ve vatandaşlarla bir araya gelerek onlara hediyeler verdi. Çocukların ve vatandaşların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik eden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Geleceğin teminatı, bilgi ve yetenekleriyle ülkemiz ve milletimiz için değer üreten nesillerimizdir" dedi.



Çocuklar hediyelerle buluştu


Çocuklarla birlikte ilçede otobüs turu gerçekleştiren Başkan İbrahim Sandıkçı, mahallelerde bir araya geldiği çocuklarla sohbet ederek onlara hediyeler verdi. Canik’te renkli görüntülere sahne olan kutlama programında otobüs turu esnasında balkonlara çıkan vatandaşlar ve çocuklar, ellerinde Türk bayrakları ile otobüsten çalan marşlara eşlik etti. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın gelecek nesillere olan inancın ve sevginin ifadesi olduğuna işaret eden Başkan Sandıkçı, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza duyduğumuz inancın ve sevginin bir ifadesidir. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere istiklal ve istikbal uğrunda şehadet mertebesine ulaşan tüm kahraman şehitlerimizi rahmetle ve hürmetle yâd ediyor, gazilerimize hayırlı ömürler diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluşunun 105. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun" şeklinde konuştu.



Canik’te 23 Nisan coşkusu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya MTÜ’de "Türkiye Yüzyılı’nda Ulaştırma Vizyonu" programı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının himayelerinde düzenlenen UFEST-T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Gençlik Festivali kapsamında gerçekleştirilen "Türkiye Yüzyılı’nda Ulaştırma Vizyonu" konulu program, Malatya Turgut Özal Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlendi. MTÜ Yeşilyurt Yerleşkesi Çok Amaçlı Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Malatya Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, rektör yardımcıları ve üniversite üst yönetimi, Malatya Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı Mehmet Fatih Güven, AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan, MHP Malatya İl Başkanı Gökhan Gök, Karayolları 8. Bölge Müdürü Suat Cüre, Malatya Havalimanı Müdürü Serdar Akyüz, Malatya Şeker Fabrikası Müdürü Abdullah Çakmakçı, Malatya İli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın, kurum temsilcileri, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. "Üniversitemizi dijital çağın gereklerine uygun bir vizyonla geliştirmek istiyoruz" Programın açılış konuşmasını yapan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversitenin genç, dinamik ve gelişime açık bir yükseköğretim kurumu olduğunu belirterek, MTÜ’nün 6 fakülte, 9 meslek yüksekokulu, 8 yerleşke ve yaklaşık 13 bin öğrencisiyle eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti. Üniversitenin gelişim vizyonunu dijital çağın gerekleri doğrultusunda şekillendirmeyi hedeflediklerini belirten Rektör Bentli, özellikle sağlıkta yapay zeka ve tarımda yapay zekâ alanlarını öncelediklerini söyledi. Bentli, bu vizyonun, üniversiteye adını veren 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın yenilikçi ve ufuk açıcı anlayışıyla da örtüştüğünü vurguladı. Malatya Turgut Özal Üniversitesinin akademik başarı grafiğine de değinen Rektör Bentli, üniversitenin Türkiye’deki üniversite sıralamalarında son yıllarda önemli bir yükseliş kaydettiğini belirterek, akademisyenlerin yürüttüğü bilimsel çalışmalarla bu başarının daha da ileri taşınacağına inandığını ifade etti. UFEST kapsamında düzenlenen programı çok kıymetli bulduklarını dile getiren Rektör Bentli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yüksek teknolojili hizmetlerinin gençlerle buluşmasının önemine dikkat çekti. Günümüzde gençlerin bilgiye daha çok dijital mecralar ve sosyal medya aracılığıyla ulaştığını belirten Bentli, bu tür etkinliklerin gençlerin vizyon kazanmasına önemli katkı sunduğunu söyledi. "Bugünün asıl protokolü gençlerdir" Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, konuşmasına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun selamlarını ileterek başladı. UFEST’in Bakanlık öncülüğünde 51 üniversitede gerçekleştirilen kapsamlı bir gençlik buluşması olduğunu belirten Boyraz, festival kapsamında Bakanlığın ilgili birimlerinin öğrencilerle bir araya gelerek kariyer, tecrübe ve deneyim paylaşımı yaptığını ifade etti. Programda gençlere özel olarak seslenen Boyraz, salondaki öğrencileri "bugünün asıl protokolü" olarak nitelendirdi. Konuşmasını klasik bir konferanstan ziyade karşılıklı ve etkileşimli bir söyleşi şeklinde yapmak istediğini belirten Boyraz, öğrencilerin merak ettikleri konularda soru sormalarının, eleştiri ve görüşlerini açıkça ifade etmelerinin önemli olduğunu söyledi. Boyraz, Malatya Turgut Özal Üniversitesinde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti de dile getirerek, üniversitenin adını taşıdığı 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın Türkiye’nin kalkınma ve dönüşüm sürecinde önemli bir vizyon ortaya koyduğunu vurguladı. Türkiye’nin stratejik konumu ve ulaştırma koridorları anlatıldı Konuşmasında Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik önemine geniş yer veren Bakan Yardımcısı Boyraz, Türkiye’nin dört saatlik uçuş mesafesiyle çok geniş bir coğrafyaya erişim imkânı sunduğunu belirtti. Türkiye’nin Asya ile Avrupa arasında kritik bir geçiş güzergâhı olduğunu ifade eden Boyraz, ulaştırma koridorlarının ülkenin ekonomik ve lojistik gücü açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Boyraz, özellikle Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru gibi projelere dikkat çekerek, Türkiye’nin küresel ticaret yolları üzerindeki konumunun her geçen gün daha stratejik hale geldiğini kaydetti. Kalkınma Yolu Projesi’nin Basra Körfezi’nden Türkiye’ye uzanacak önemli bir hat olduğunu belirten Boyraz, bu güzergâhta otoyollar, demiryolları, enerji ve iletişim altyapılarıyla büyük ölçekli yatırımların planlandığını ifade etti. Zengezur Koridoru’nun ise Türk dünyasıyla bağlantı açısından önemli bir proje olduğunu dile getiren Boyraz, Türkiye’nin yalnızca bulunduğu coğrafyanın avantajını kullanan değil, aynı zamanda bu coğrafyayı ulaştırma yatırımlarıyla daha değerli hale getiren bir ülke konumunda olduğunu söyledi. Karayolu yatırımları ve büyük projeler değerlendirildi Konuşmasında karayolu yatırımlarına da değinen Boyraz, Türkiye’nin son 20 yılda ulaşım altyapısında önemli bir dönüşüm yaşadığını ifade etti. Otoyollar, köprüler, tüneller ve akıllı ulaşım sistemleriyle Türkiye’nin ulaşım ağının güçlendirildiğini belirten Boyraz, yapılan yatırımların trafik güvenliği ve ulaşım konforu açısından önemli sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Boyraz, Osmangazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü, Avrasya Tüneli, İstanbul-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Ankara-Niğde Otoyolu, Malkara-Çanakkale Otoyolu ve Zigana Tüneli gibi projelerin Türkiye’nin ulaştırma altyapısında dönüm noktası niteliği taşıdığını söyledi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yalnızca bugünün ihtiyacına göre değil, geleceğin ulaşım vizyonu dikkate alınarak planlandığını belirten Boyraz, köprünün raylı sistem geçişine de imkân sağlayacak şekilde tasarlanmasının bu vizyonun önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti. Boyraz, Malatya’nın da demiryolu ve hızlı tren vizyonu açısından önemli bir aks üzerinde yer aldığını belirterek, Malatya’nın kamu yatırımlarından önemli pay alan iller arasında bulunduğunu söyledi. Hızlı tren ve demiryolu projelerinin tamamlanmasıyla Malatya’nın ulaşım ağındaki konumunun daha da güçleneceğini ifade etti. Program kapsamında öğrenciler için özel bir çekiliş de gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz tarafından yapılan çekilişle 4 öğrenci Doğu Ekspresi bileti kazanma hakkı elde etti. Çekiliş, öğrenciler tarafından ilgiyle takip edildi. Türkiye’nin en kapsamlı ulaşım ve altyapı festivalleri arasında yer alan UFEST, Malatya Turgut Özal Üniversitesinin ev sahipliğinde öğrencileri ulaşım, iletişim, haberleşme ve uzay teknolojilerinin geleceğiyle buluşturdu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenen festival kapsamında kurulan bilgilendirici stantlar, havacılık ve demir yolu simülatörleri, dijital oyun alanları ve interaktif teknoloji deneyimleri, gençlere hem öğretici hem de keyifli anlar yaşattı. Program, Bakan Yardımcısı Osman Boyraz’ın sunumu, öğrencilerle gerçekleştirdiği etkileşimli söyleşi, Doğu Ekspresi bileti çekilişi ve günün anısına yapılan takdimlerin ardından sona erdi.
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Hayvan pazarına giden insanların veteriner sağlık raporlarını görmeleri gerekiyor" Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Hayvanda herhangi bir nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtiler varsa bu tür hayvanların kurbanlık olarak alınmaması gerekiyor. Hayvan pazarına giden insanların veteriner sağlık raporlarını görmeleri gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte hayvanların kesim süreci, saklama şartları ve hayvan alırken dikkat edilmesi gerekenlere dair açıklamalarda bulundu. Eroğlu, öncelikle kurbanlıkların sağlık raporunun olması gerektiğini söyleyerek, "Hayvanlar bir yerden başka bir yere taşınma durumunda önce bulunduğu yerde onların sağlıklı olduklarını belgeleyen veteriner sağlık raporlarının alınması gerekiyor. Hayvanların pasaportlarıyla birlikte işletme sahipleri hayvanın nakledeceğiyle ilgili il ve ilçe müdürlüklerine müracaatlar oluyor. Tarım Bakanlığı ve veteriner hekimler hayvanların aşılarının yapılıp yapılmadığını ve diğer sağlık kontrolünü yaptıktan sonra da veteriner sağlık raporu vermek suretiyle hayvanların nakli başlıyor" ifadelerini kullandı. "Hayvan pazarına giden insanların veteriner sağlık raporlarını görmeleri gerekiyor" Kurbanlık almak isteyen vatandaşlara önerilerde bulunan Eroğlu, "Hayvanda herhangi bir nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık ya da aşırı bir zayıflık, burun, ağız, göz yaşı akıntısı ya da ishal gibi belirtiler varsa bu tür hayvanların kurbanlık olarak alınmaması gerekiyor. Zaten hayvan pazarına giden insanların veteriner sağlık raporlarını görmeleri gerekiyor" diye konuştu. "Veteriner hekim kontrolünden geçmeden gıda tüketimine sunulmaması gerekiyor" Kurban kesim işlemini tecrübeli birisinin yapması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "Kesim usulü var, onu yerine getirmesi gerekiyor. Kesimden sonra hayvanın mümkün mertebe derisine zarar vermeden çünkü derisi kullanılacak bir ekonomik değeri var, ona dikkat etmeleri gerekiyor. Eğer açıldığında anormal bir tabloyla karşılaştıkları zaman da mutlaka veteriner hekime haber vermeleri lazım. Zaten kesenler de onu anlar, az çok bilgileri vardır. Veteriner hekim kontrolünden geçmeden onun gıda tüketimine sunulmaması gerekiyor" açıklamasında bulundu. "Etlerin de yaklaşık 12 ile 24 saat dinlenmesi gerekiyor" Eroğlu, etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirterek, "Etlerin de yaklaşık 12 ile 24 saat dinlenmesi gerekiyor. Serin bir yerde dinlenip daha sonra soğutucuya alınacak. Eğer bir haftaya kadar kullanılacaksa soğutucuda bekletilebilir. Buzdolabının normal artı 4 derecede. Ama daha uzun süre tüketilecekse o zaman porsiyonlar halinde ne kadar tüketecekseniz ambalajını o şekilde yapıp dondurucuya koyabilirler" şeklinde konuştu. Eroğlu, dondurucudan çıkan etin tekrar dondurulmaması gerektiğini söyledi. "Evde, et kesiminde kullandığımız, bıçaklar sebzede, meyvede kesinlikle kullanılmayacak" Eroğlu, kurban kesiminde bıçakların da kullanımına ilişkin bilgi vererek şunları kaydetti: "Bireysel kesimlerde, yani kendi evinin bahçesinde ya da başka bir yerde kurban kesenler, bıçağı eğer hayvanın derisinin dış yüzeyiyle temas etmişse bu bıçağı kullanmayacaklar. İkinci bir bıçak kullanmaları gerekiyor. Bıçağa bir etkenin yapışması sonucunda derinin dış yüzünden temiz, sağlıklı bir et kirletilmiş oluyor. Bunun dikkate alınması lazım. Her iki bıçakta eğer temas olduysa o zaman bıçaklar dezenfekte edilip temizlendikten sonra kullanılmaya devam edecek. Evde, mutfaklarda et kesiminde kullandığımız, bıçaklar çiğ yiyeceklerde, sebzede, meyvede kesinlikle kullanılmayacak. Çapraz bulaşmalara sebebiyet veriyor."
Bursa BUÜ’de 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 3. Askeri Tarih Çalıştayı tamamlandı. BUÜ Tarihçiler Derneği Bursa Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen 3. Askeri Tarih Çalıştayı, Osmanlı Devleti’nin en köklü ve tartışmalı kurumlarından biri olan Yeniçeri Ocağını tüm yönleriyle ele almak amacıyla gerçekleştirildi. "Askeri tarih, modernleşme serüvenimizin başladığı tarihtir" BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite olarak böylesine güçlü bir sosyal bilim geleneğine ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti paylaştı. İktisat felsefesi ve düşünce tarihi alanındaki birikimine dayanarak askeri tarihin sadece akademik bir çalışma alanı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin modernleşme serüveninin başlangıç noktasını teşkil ettiğini vurguladı. Batı’daki Sanayi Devrimi sonrası yaşanan küresel dönüşümlerle Osmanlı’nın ilk olarak askeri sahada ve cephede karşılaştığını belirten Yılmaz, Yeniçeri Ocağının bu süreçte toplumsal dönüşüm sancılarının en yoğun hissedildiği kurumsal yapı haline geldiğini ifade etti. Konuşmasını, etkinliğe katkı sunan tüm akademisyenlere teşekkür ederek ve çalıştayın hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ederek noktaladı. "Yeniçeri ocağını okumak, bir devletin hikâyesini okumaktır" Bursa Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, konuşmasında Halil İnalcık’ın Osmanlı’yı anlamak için kurumlarını anlamak gerektiği yönündeki sözüne atıfta bulunarak, Yeniçeri Ocağını okumanın aslında devletin yükseliş ve son bulma hikâyesini okumak olduğunu dile getirdi. Askeri yapıların kendi görev alanlarına odaklanmalarının başarıyı, siyasi alanlara müdahil olmalarının ise olumsuz sonuçları beraberinde getirdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştayın günümüze de ışık tutacak önemli sonuçlar barındırdığına dikkat çekti. "Osmanlı askeri bürokrasisi, fütuhat ve ihtiyaçlarla şekillenmiştir" İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı askeri teşkilatlanmasının beylikten devlete geçiş sürecindeki tarihi gelişimini ve bu süreçteki terminolojik karmaşaları mercek altına aldı. Kuruluş devrine ait çağdaş kaynakların eksikliği nedeniyle Yeniçeri Ocağının kökenlerine dair tartışmaların sürdüğünü belirten Emecen, askeri yapının başlangıçta ganimet odaklı ve geçici bölükler şeklinde teşekkül ettiğini, ancak zamanla bir devlet bürokrasisine dönüştüğünü ifade etti. Özellikle Bafeus ve Pelekanon gibi erken dönem savaşlarındaki askeri düzen üzerinden piyade birliklerinin evrimini analiz ederek, düzenli bir maaşlı ordu sistemine geçişin ancak devletin mali gücünün artmasıyla ve 1. Murat dönemindeki geniş çaplı fütuhatla mümkün olabildiğini vurguladı. Kroniklerdeki bilgilerin sonraki dönemlerin bakış açısıyla yazılmış olabileceği konusunda akademik bir uyarıda bulunan Emecen, Yeniçeriliğin standart bir müessese haline gelişini merkezi hazineyle bağdaştırarak konuşmasını tamamladı. "Bursa’da bu konuyu ele almak, tarihi hafızamızın gereğidir" Çalıştay Organizasyon Komitesi adına konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın Osmanlı’nın devletleşme yolculuğundaki kritik önemine değinerek, çalıştayın bu kadim şehirde düzenlenmesinin bir tesadüf olmadığını vurguladı. Yeniçerilik kurumuna dair bilimsel sorumluluk ve tarihi hafıza gereği çok yönlü bir perspektif sunmayı hedeflediklerini belirten Abacı, iki gün süren oturumların bu alandaki yeni çalışmalara ve genç araştırmacılara ilham vermesini temenni ettiğini ifade etti. Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümü, Yeniçeri Ocağının ilgasının 200. yılı gibi anlamlı bir tarihi kesişmede düzenlenen ve 2 gün süren etkinlikte, akademisyenler ocağın kuruluşundan kaldırılışına kadar olan süreci derinlemesine inceledi.
Isparta Huzurevi sakinleriyle gençler aynı masada buluştu Isparta’da hayata geçirilen ‘Kuşaklar Arası Miras Kutusu’ projesi kapsamında ilkokul öğrencileri, üniversiteliler ve huzurevi sakinleri bir araya gelerek birlikte vakit geçirip deneyimlerini paylaştı. Üç kuşağı ortak bir paydada buluşturan projede huzurevinde kalan yaşlı vatandaşlar duygusal anlar yaşadı. 10 yıldır huzurevinde kalan ve ilk defa böyle bir etkinliğe katılan Hamza Oskay, "Bu ortam bana gençliğimi hatırlattı, sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim" dedi. Isparta’da gerçekleştirilen ‘Kuşaklar Arası Miras Kutusu’ projesi, farklı yaş gruplarını aynı masa etrafında buluşturdu. Proje kapsamında ilkokul birinci sınıf öğrencileri, üniversite öğrencileri ve huzurevinde kalan yaşlılar bir araya gelerek ortak etkinliklerde yer aldı. Etkinlikte oluşturulan gruplarda her kuşaktan bir katılımcı yer aldı. Birlikte vakit geçiren katılımcılar, çeşitli atölye çalışmalarıyla hem üretim yaptı hem de birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldu. Projenin temel amacının, üç kuşağı ortak bir paydada buluşturarak birlikte üretim yapmalarını sağlamak olduğu belirtildi. Etkinliklerde yalnızca ortaya çıkan ürünler değil, paylaşılan anılar, anlatılan hikâyeler ve kurulan bağlar ön plana çıktı. Bir masa etrafında paylaşılan anılar ve deneyimlerin, kültürel mirasın önemli bir parçası olduğuna dikkat çekilirken, çocuklar, gençler ve yaşlıların birbirlerinden çok şey öğrendiği ifade edildi. Özellikle gençler ve çocuklar, yaşlıların tecrübelerinden sabır ve sakinliği deneyimleme fırsatı buldu. Herkes birbirine bir miras bıraktı Etkinlik sonunda katılımcılar, maddi değil manevi bir mirasın paylaşıldığını vurguladı. Üç kuşağın bir araya gelerek geçirdiği zamanın, karşılıklı anlayış ve bağ kurma açısından önemli bir kazanım sağladığı ifade edildi. "Sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim" 10 yıldır huzurevinde kaldığını belirten 67 yaşındaki emekli kütüphaneci Hamza Oskay, "Ben tam 10 yıldır huzurevinde kalıyorum. Bugün gençlerle birlikte kutu boyama, esans, kolonya ve mum yapımı etkinliklerine katıldık, çok keyifli geçti. Bu ortam bana gençliğimi hatırlattı, sanki torunlarımla vakit geçiriyormuş gibi hissettim. Eskiden met, saklambaç ve dalya gibi oyunlar oynardık. Şimdiki gençlere tavsiyem, telefon ve bilgisayara fazla bağlı kalmamaları, kütüphaneye giderek kitaplardan araştırma yapmalarıdır. Çok memnun kaldım, bu tür etkinlikler devam etmeli." "Üç kuşağı bir araya getirerek ortak bir paydada buluşturduk" Doktora Öğretim Üyesi İkbal Demet Nane, " Projemizin temel amacı, üç kuşağı bir araya getirerek ortak bir paydada buluşmalarını ve birlikte üretim yapmalarını sağlamaktı. Bu projede yalnızca bir masa etrafında kozmetik ürünler üretmekten ziyade yaşlılarımızın bilgeliğinden, gençlerimizin cesareti ve teknolojiye olan hâkimiyetinden, çocuklarımızın ise samimiyeti ve sıcaklığından yararlanarak katılımcılara farklı bir deneyim sunmak istedik" şeklinde konuştu. "Katılımcılar birlikte konuşarak birbirine deneyimlerini aktardı" Gün boyunca önce miras kutularının boyandığını anlatan Nane, "Ardından oda kokusu, mum, kolonya ve krem atölyeleri gerçekleştirildi. Tüm çalışmalar öğrencilerimiz tarafından hazırlandı ve üçlü ekipler halinde yürütüldü. Her grupta bir huzurevi sakini, bir ilkokul öğrencisi ve bir üniversite öğrencisi yer aldı. Katılımcılar birlikte konuşarak, kokularını birlikte seçerek ve üretim sürecini birlikte deneyimleyerek ürünlerini hazırladı" ifadelerini kullandı. "Aslında bir toplumun mirası, onun kültürel birikimleridir" "Aslında bir toplumun mirası, onun kültürel birikimleridir" diyen Nane, "Bir masa etrafında paylaşılan anılar, anlatılan küçük hikâyeler ve deneyimler bu mirasın önemli bir parçasıdır. Bugün çocuklar, gençler ve yaşlılar birbirlerinden çok şey öğrendi. Özellikle gençler ve çocuklar, yaşlılarımızdan sabrı ve sakinliği deneyimledi. Hepimiz bugün birbirimize birer miras bıraktık" dedi.