SAĞLIK - 12 Mart 2026 Perşembe 13:57

Horlama sadece gürültü değil ’sağlık alarmı’

A
A
A
Horlama sadece gürültü değil ’sağlık alarmı’

SAMSUN (İHA) – Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, basit horlama olarak görülen bazı durumların kalp krizi, inme ve ritim bozuklukları gibi önemli sağlık sorunları için de risk oluşturabileceğini söyledi.


Medicana International Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, uyku apnesinin sanıldığından çok daha yaygın ve sistemik etkileri olan bir hastalık olduğunu belirterek, "Uyku apnesi olan hastalar gece boyunca onlarca hatta yüzlerce kez nefessiz kalabiliyor. Her nefes durması, kandaki oksijen seviyesinin düşmesi anlamına gelir. Bu tekrarlayan oksijen düşüşleri kalbi zorlar, beyni strese sokar ve uzun vadede ciddi kardiyovasküler sonuçlara zemin hazırlar" dedi.


Uyku apnesi sırasında nefes akımının 10 saniye kesilebildiğine değinen Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, "Uyku apnesinde üst solunum yolu uyku sırasında daralıyor ya da tamamen kapanıyor. Nefes akımı en az 10 saniye kesiliyor, kandaki oksijen seviyesi düşüyor ve beyin kişiyi mikro uyanıklıklarla yeniden nefes almaya zorluyor. Çoğu hasta bu kısa uyanmaları hatırlamasa da uyku bütünlüğü bozuluyor ve vücut gece boyunca kronik bir stres yükü altında kalıyor. Bilimsel çalışmalar, orta ve ağır derecede uyku apnesi olan bireylerde hipertansiyon görülme oranının arttığını, koroner arter hastalığı riskinin yükseldiğini, inme ihtimalini arttığını ve tip 2 diyabetle güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca gündüz aşırı uyku hali nedeniyle trafik kazası riskinin de birkaç kat arttığı biliniyor. Yüksek sesli ve düzensiz horlama, uykuda nefes durmalarının gözlenmesi, sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gün içinde aşırı uyku hali ve konsantrasyon problemleri önemli belirtilerdir. Sabah dinlenmeden uyanan bir kişi, gece boyunca fizyolojik olarak sağlıklı bir uyku geçirmemiştir. Sürekli yorgunluk basit bir stres belirtisi değildir; altta yatan ciddi bir solunum bozukluğunun işareti olabilir" diye konuştu.



"Uyku apnesinde tanı, uyku testi ile konuluyor"


Hastalığın kesin tanısının, gece yapılan polisomnografi (uyku testi) ile konulduğunu belirten Doç. Dr. Turgut, "Bu testte solunum akımı, oksijen seviyesi, kalp ritmi ve beyin dalgaları eş zamanlı olarak kaydediliyor. Elde edilen veriler doğrultusunda hastalığın şiddeti belirleniyor ve kişiye özel tedavi planı hazırlanıyor. Horlamayı yazgı olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Özellikle nefes durmaları varsa mutlaka uyku testi yapılmalıdır. Erken tanı, kalp ve beyin üzerindeki uzun vadeli hasarı azaltmada kritik öneme sahiptir. Uyku apnesi tedavisinde CPAP cihazı ve ağız içi apareyler önemli bir yer tutuyor. Ancak her hasta bu yöntemlere uygun olmayabiliyor. Anatomik darlıkların bulunduğu durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebiliyor. Uyku apnesine yol açabilecek yapısal sorunlar; büyük bademcikler, burun deviasyonu ve burun tıkanıklığı, yumuşak damak sarkması, dil kökü hacim artışıdır. Doğru hasta seçimiyle uygulanan cerrahi girişimler, apne şiddetini anlamlı düzeyde azaltabiliyor" şeklinde konuştu.



"Tedavi hayat kalitesini artırıyor"


Tedavinin hayat kalitesini artırdığını vurgulayan Turgut, ayrıca şunları söyledi:


"Uygun tedavi uygulanan hastalarda gündüz uyku hali azalıyor, tansiyon kontrolü kolaylaşıyor ve kardiyovasküler riskler düşüyor. Aynı zamanda iş ve sosyal yaşamda performans da belirgin şekilde artıyor. Kaliteli uyku bir lüks değil, hayati bir gerekliliktir. Gece nefesiniz duruyorsa vücudunuz alarm veriyor demektir. Uyku apnesi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Basit bir uyku testiyle hem yaşam kalitenizi hem de gelecekteki sağlığınızı koruyabilirsiniz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak BEUN ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında fındıkta kahverengi kokarcaya karşı bilimsel iş birliği Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ile Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü arasında, bölge tarımının önemli ürünlerinden biri olan fındık üretimini tehdit eden kahverengi kokarca zararlısına yönelik kapsamlı bir bilimsel araştırma projesi için protokol imzalandı. "Zonguldak İli Fındık Bahçelerinde Kahverengi Kokarcanın (Halyomorpha Halys) Zararlılık Dönemlerinin ve Rakımın Zarar Şiddeti Üzerindeki Etkisinin Belirlenmesi Bilimsel Araştırma Projesi Protokolü" başlığını taşıyan çalışma, hem akademik bilgi üretimini hem de tarımsal uygulamaları güçlendirmeyi hedefliyor. Rektörlük makamında gerçekleştirilen imza töreninde protokol, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ile Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü Nihat Ağan tarafından imza altına alındı. Üniversite ile kamu kurumları arasındaki iş birliğini güçlendiren bu önemli adımın, Zonguldak’ta fındık üretiminin sürdürülebilirliğine katkı sağlaması bekleniyor. Proje kapsamında Zonguldak ilinde farklı rakım seviyelerinde bulunan fındık bahçelerinde kahverengi kokarcanın zarar dönemleri ve zarar şiddeti aylık periyotlar hâlinde bilimsel yöntemlerle belirlenecek. Fındık üretiminde hem kalite hem de kantite kayıplarına yol açan bu zararlıya karşı etkili mücadele stratejileri geliştirilmesi amaçlanıyor. Elde edilecek veriler doğrultusunda mücadele planlaması yapılması, uygun ilaçlama takviminin hazırlanması ve üretim süreçlerinde kullanılan girdilerin azaltılması hedefleniyor. Böylece hem üretim maliyetlerinin düşürülmesi hem de daha verimli ve sürdürülebilir bir üretim modelinin ortaya konulması planlanıyor. Söz konusu proje ile yalnızca zararlıya karşı mücadele yöntemleri geliştirilmesi değil, aynı zamanda bölge tarımına bilimsel veriye dayalı bir yönetim yaklaşımının kazandırılması da amaçlanıyor. Akademik bilgi ile sahadaki uygulamaları buluşturan proje, üniversite-kamu iş birliğinin tarımsal kalkınmaya katkısını da ortaya koyacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma kurumları olmadığını, aynı zamanda bulundukları bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayan önemli akademik kurumları olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi: "Zonguldak’ımızın önemli tarımsal ürünlerinden biri olan fındık üretiminde son yıllarda ciddi kayıplara neden olan kahverengi kokarca zararlısına karşı bilimsel temelli çalışmalar yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Üniversite olarak bilgi ve araştırma kapasitemizi bölgesel ihtiyaçlarla buluşturmayı öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, hem üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne katkı sağlayacak hem de bilimsel veriler ışığında daha etkili mücadele yöntemlerinin geliştirilmesine imkân tanıyacaktır. Gerçekleştirilecek araştırma ile farklı rakım seviyelerindeki fındık bahçelerinde zararlının etkilerinin detaylı şekilde ortaya konulması, mücadele dönemlerinin doğru belirlenmesi ve üretim süreçlerinde daha bilinçli uygulamaların hayata geçirilmesi mümkün olacaktır. Böylece hem verim hem de kalite açısından daha güçlü bir üretim yapısına ulaşılmasına katkı sunulacaktır. Üniversitemiz ile kamu kurumlarımız arasında kurulan bu tür iş birliklerinin, bölgesel kalkınmaya ve tarımsal sürdürülebilirliğe önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta İl Tarım ve Orman Müdürümüz Nihat Ağan olmak üzere akademisyenlerimize ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerine teşekkür ediyor, imzalanan protokolün Zonguldak’ımıza, üreticilerimize ve ülke tarımına hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Kastamonu Teknik destek programının 1. dönem başarılı orojeleri açıklandı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı 1. dönem kapsamında başarılı bulunan 5 proje, KUZKA tarafından desteklenmeye hak kazandı. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUZKA) "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" kapsamında birinci dönemde desteklenecek başarılı projeler açıklandı. KUZKA tarafından 9 Şubat tarihinde ilan edilen "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" kapsamında birinci dönem başvurusu alınan projelerden toplamda 5 proje desteklenmeye hak kazandı. Program kapsamında KUZKA, TR82 Bölgesi’nde yer alan Kastamonu, Çankırı ve Sinop illerinde yerel ürünlerin ticarileştirilmesine, markalaştırılmasına ve KOBİ’lerin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sunacak projelere, danışmanlık desteği sağlayacak. Desteklenmeye hak kazanan projelerin başvuru sahipleri ile Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı arasında destek sözleşmelerinin yakın zamanda imzalanarak, projelerin uygulama süreçlerinin başlaması planlanıyor. Proje başvuruları 31 Aralık’a kadar devam edecek KUZKA "2026 Yılı Yerel Ürün Ticarileştirme ve KOBİ Destek Merkezi Teknik Destek Programı" 2026 yılı 31 Aralık son gününe kadar proje başvuruları için açık tutulacak. İki aylık (Mart-Nisan, Mayıs-Haziran, Temmuz-Ağustos, Eylül-Ekim ve Kasım-Aralık) dönemler şeklinde projelerin kabul edildiği programda, dönem sonlarında değerlendirme süreçleri tamamlanarak başarılı projeler ilan ediliyor.