SAĞLIK - 13 Ocak 2026 Salı 09:52

‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’

A
A
A
‘HPV aşısı ve düzenli kontrol rahim ağzı kanserine karşı güçlü kalkan’

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, düzenli kontrol ve hastalık bulaşmadan HPV aşısı olan kadınların rahim ağzı kanserine yakalanma riskinin yok denecek kadar azaldığını söyledi.


"Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı" dolayasıyla açıklamalarda bulunan Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Birsen Bilge, rahim ağzı kanserine karşı dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Rahip ağzı kanserini öğrenmek için uyguladıkları yöntemlerden bahseden Opr. Dr. Birsen Bilge, "Hastaları, öyküsünü öğrendikten sonra vajinal muayeneye alıyoruz. Kullandığımız cihazlarla rahim ağzına bir enfeksiyon olup olmadığını görüp, smear ve HPV testini alıyoruz. Hem görsel hem de smear ve HPV testlerinin sonucuna göre tanı koyup, bir yol alıyoruz. HPV testinde kritik olan 15 adet tip var. Bunlardan en önemlisi 16 ve 18 dediğimiz tip. Bunların pozitifliğinde direkt servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz. Diğer 13 alt tip HPV’ye bazen takip önerebiliyoruz, bazen de onlara da servikal kolposkopik biyopsi işlemi öneriyoruz" dedi.



"Hastalık bulaşmadan aşımızı olursak, rahim ağzı kanserinden kurtulmuş oluruz"


HPV aşılarının kanseri önlemedeki önemine değinen Opr. Dr. Bilge, "Rahim ağzı kanserinden korunmak için mutlaka düzenli kontroller yaptırılmalı. HPV ve smear testlerini mutlaka aldırmalıyız. Önemli olan bu hastalığın bize hiç bulaşmaması. Bunun için de yapmamız gereken HPV aşılarını düzenli olarak yaptırmak. 9-45 yaş arasında HPV aşısı yapılabiliyor. 9-14 yağ grubunda 2 doz olacak şekilde, 15-45 yaş grubunda 3 doz olacak şekilde aşıları yaptırmalıyız. Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi HPV virüsü olarak dikkat çekiyor. HPV tanısı konulduğunda kanser olmadan aslında bu işi çözebiliriz. O yüzden kadınlarda önlenebilir kanserlerin ilk sıralarında rahim ağzı kanserleri geliyor. Testleri düzenli olarak yaptırırsak, kansere yakalanmadan bu işi çözebiliriz. Genetik, beslenme, spor yapmamak ve kötü alışkanlıklar da rahim ağzı sebepleri arasında. Kontrollerimizi düzenli yaparsak, HPV bulaşmadan aşımızı olursak aslında bu hastalıktan büyük oranda kurtulmuş oluyoruz" diye konuştu.



"Adet 7 günden uzun sürmesi kanserin habercisi olabilir"


Âdet düzensizliğinin bazı kanser türlerinin habercisi olabileceğine değinen Dr. Bilge, "Kadın ve doğum hastalıkları konusunda en sık rastladığımız sorunlardan birisi âdet düzensizliğidir. Herkesin kendi periyodik döngüsü vardır. Tıbbi olarak 21-35 gün arasında adet görmek ve adet döngüsünün 2-7 gün arasında devam ediyor olması gerekiyor. Bu döngü dışındaki her döngüye adet düzensizliği diyoruz. 2 günden daha az süren adetlerde yumurtalık rezervlerinin mutlaka kontrol ettirilmesi gerekiyor. 7 günden daha uzun sürüyorsa da adet kanamasının çok olması anlamına geliyor. Bu durumda ultrason veya biyopsi ile karşımıza çıkabilecek kanser hastalığına erken tanı koymuş olabiliyoruz" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GAGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kara’dan 23 Nisan mesajı Gaziantep Genç İş İnsanları Derneği (GAGİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Kara, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Kara, "Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün milletimize armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı büyük bir coşku ve gururla kutluyoruz. Atatürk’ün bu anlamlı günü çocuklara bayram olarak hediye etmesi, geleceğimize duyduğu güvenin en güçlü göstergelerinden biridir. 23 Nisan, yalnızca çocuklarımızın bayramı değil; aynı zamanda millet iradesinin, bağımsızlığımızın ve demokrasimizin simgesidir. GAGİAD olarak bizler; gençlerimizin enerjisine, üretkenliğine ve yarının liderleri olma yolundaki azmine yürekten inanıyoruz. Cumhuriyetimizin temel değerlerine sahip çıkarak, ülkemizin kalkınmasına katkı sunmayı kararlılıkla sürdürüyoruz. Gençlerimize girişimcilik ruhu kazandırmak, onları ekonomik ve sosyal hayatta daha güçlü bireyler olarak geleceğe hazırlamak en önemli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Çünkü biliyoruz ki güçlü yarınlar, bugünün bilinçli, donanımlı ve vizyon sahibi gençleriyle inşa edilecektir. Bu vesileyle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, rahmet ve minnetle anıyor; vatan uğruna can veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Yakın zamanda Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan üzücü olayların bir daha tekrar etmemesini temenni ediyor; bu anlamlı günün tüm dünya çocuklarına barış, mutluluk ve umut getirmesini diliyorum" ifadelerine yer verdi.
Düzce Bölgesel kalkınma kongresiyle öncü rol DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresinin ikinci günü de birbirinden değerli oturumlara sahne oldu. Cumhuriyet Konferans Salonu’ndaki I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin ikinci günü, Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk’ün yönetimindeki Bölgesel Kalkınma Politikaları, İhtisaslaşma ve Kurumsal Kapasite Analizleri-I başlıklı birinci oturumla başladı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun, "Bölgesel Kalkınma Perspektifinde Kırsal Alanlar ve Tarım: Düzce İli Analizi" başlıklı sunumunda, köylerde kırsal altyapının geliştirilmesi, kırsalda nüfusun tutulması, üretim ve pazarlama konularında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hedeflerini açıkladı. Prof. Dr. Yekta Karaduman, "Bölgesel Kalkınmada Stratejik Bitki: Kenevir ve Yüksek Katma Değerli Ürün Ekosistemi" ile ilgili bilgiler paylaşırken; Prof. Dr. Rüştü Hatipoğlu, "Bölgesel Kalkınmada Üniversitelerin Rolü: Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Örneği", Prof. Dr. Tamer Keçeli, "Çankırı Kaya Tuzunun Sektörel ve Stratejik Önemi", Prof. Dr. Murat Korunur, "Stratejik Hammaddeler İçin Sürdürülebilirlik Rezerve Alanları Oluşturmasının Bölgesel Kalkınma Açıdan Değerlendirmesi" ve Dr. Öğr. Üyesi Ebubekir İzol ise "Bingöl Üniversitesi Tarım ve Havza Bazlı Kalkınma ve İhtisaslaşma Çalışmaları" başlıklı sunumlarıyla programa katkı sağladı. Stratejik analizler gerçekleştirildi Düzce Üniversitesi ve ülkemizin farklı üniversitelerinden akademisyenlerin oturum başkanlığını yürüttüğü kongrenin ikinci oturumda "Bölgesel Kalkınma Politikaları, İhtisaslaşma ve Kurumsal Kapasite Analizleri-II", üçüncü oturumda "Fonksiyonel Gıda Geliştirilmesi ve Uygulamaları", dördüncü oturumda ise "Geleneksel Tıp ve Biyoaktif Bileşenler" konusunda bildiriler paylaşıldı. Atatürk Eğitim ve Kültür Merkezi’nde de eş zamanlı oturumlar gerçekleştirildi. İlk oturumda "Bitkisel ve Doğal İçerikli Ürün Geliştirilmesi-I" ve "Bitkisel ve Doğal İçerikli Ürün Geliştirilmesi-II" başlıkları masaya yatırıldı. İkinci oturumlarda "Biyokütle, Atıklar ve Biyobazlı Malzemeler" ile "Enerji ve Biyo-Temelli Teknolojiler" hakkında önemli bildiriler sunuldu. Üçüncü oturumlarda ise "Kültürel Miras, Sürdürülebilir Sanat ve Turizm" ile "Ekosistem Yönetimi" ne yönelik bildiriler paylaşıldı. Dördüncü ve son oturumda ise "Tarım, Kırsal Kalkınma ve Agroekoloji" ile "Akıllı Sistemler" konularında önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Kongrenin kapanış oturumunda konuşan Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, I. Ulusal Bölgesel Kalkınma Kongresi’nin çok verimli ve başarılı şekilde geçtiğini ifade ederek Araştırma Dekanı ve Çevre ve Sağlık Teknolojilerinde İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Emine Tekin’e ve Düzce Üniversitesi birimlerine teşekkür etti. Donanımlı bir akademik kadroya sahip olduklarını dile getiren Nedim Sözbir, proje başvuru ve desteklenmede hamle yaptıklarını belirtti. Sağlık ve mühendisliği birleştirip Türkiye’ye örnek olmak istediklerine işaret eden Sözbir, kongreyi gelecek yıllarda da düzenlemek istediklerini söyleyerek sözlerini sonlanırdı. Kongreyle Ulusal Kalkınma, Proje Geliştirme ve İş Birliği Fırsatları Noktasında Önemli Hizmet Düzce Üniversitesi’nin "Bölgesel Kalkınma Üniversitesi" olması, çevre ve sağlık alanlarında ihtisaslaşması da kongreye ayrı bir değer katarken, Düzce Üniversitesi akademisyenleri ve ülkemizin dört bir yanından gelen akademisyenler, bölgesel kalkınmaya yönelik stratejik değerlendirmelerde bulundu. Kongre, ulusal kalkınmaya katkı, proje geliştirme ve iş birliği fırsatları oluşturma noktasında da önemli hizmet sağladı. Üniversitelerin bölgesel kalkınmaya sağladıkları katkılar vurgulandı Üniversitelerin eğitim-öğretim ve bilimsel araştırmanın yanında bölgesel kalkınma misyonuyla da ülkemize önemli katkılar sunduğu vurgulanırken, Düzce Üniversitesi organizasyona ev sahipliği yaparak bu konuda da öncü bir rol üstlendi.
Ankara Uluslararası Denizcilik Örgütü Deniz Hukuku Komitesi’nin 113. Dönem Toplantısı Londra’da yapıldı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının temsil edildiği Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Deniz Hukuku Komitesi’nin (LEG) 113. Dönem Toplantısı, 13-17 Nisan tarihlerinde Londra’da gerçekleştirildi. IMO LEG’in 113. Dönem Toplantısı 13-17 Nisan tarihleri arasında Londra’da gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının da temsil edildiği görüşmede birçok hususlar öne çıktı. Bu hususlar ise, Türkiye’nin de taraf olduğu ’Tehlikeli ve Zararlı Maddelerin Deniz Yoluyla Taşınmasından Kaynaklanan Zararın Tazmini ve Sorumluluğuna İlişkin HNS Sözleşmesi 2010 Protokolü’ne Belçika, Almanya, Hollanda ve İsveç’in taraf olduğu bildirildi. Böylece sözleşmenin uluslararası anlamda yürürlük kazanması için 12 ülkenin taraf olması şartı sağlandığı ifade edildi. Sözleşmenin taraf ülkelerce yıllık toplam 40 milyon ton katkı yükü bildirimi şartını da bu yıl içinde yerine getirerek izleyen 18 ay içinde yürürlüğe girmesinin beklendiği kaydedildi. Korsanlık ve silahlı soygunlarla ilgili gelişmeler de ele alındı Toplantıda Türkiye tarafından sunulan ‘Insurer’s liabilities and verification of insurance policies / Sigortacının Sorumluluğu ve Sigorta Poliçelerinin Doğrulanması’ dokümanıyla Türkiye’de yaşanan Amnah kazasından yola çıkılarak gemilerin uluslararası mevzuat gereği bulundurmak zorunda oldukları sigortanın varlığı, geçerliliği ve doğrulanmasının önemi LEG Komitesinin dikkatine sunulduğu vurgulandı. Konunun, Oturumlararası Yazışma Grubu’nda ülkelerin bu alanda yaşadıkları deneyimlerin paylaşılarak etraflıca tartışılmasına karar verildi. Ayrıca, ‘Gemi Sicili Tutulmasına İlişkin Rehber’in onaylandığı ise edinilen bilgiler arasında yer aldı. Gemi Sicili Tutulmasında yasadışı uygulamaların önüne geçilmesine ilişkin önlemler konusunda mevcut Çalışma Grubu’nun ise incelemelerinin sürdüğü belirtildi. Alternatif yakıt kullanan gemilerin sorumluluk ve tazmin rejimine uyumu konusunda yasal boşluk olabileceği değerlendirmesinden yola çıkılarak LEG 114’e bir rapor sunmak üzere Oturumlararası Yazışma Grubu’nun kurulduğu kaydedilirken, korsanlık ve silahlı soygunun ötesindeki deniz güvenliği tehditleriyle ilgili son dönemdeki hukuki ve politik gelişmelerin ele alındığı, denizde artan sınır ötesi organize suçlar ve denizcilerin suçlu muamelesi görme vakalarındaki keskin artış konusunda kapsamlı bir rapor oluşturulabilmesi için ayrı bir Yazışma Grubu’nun kurulduğu açıklandı. Liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği konusu ele alındı Toplantıda, gemi insanlarının terk edilmesi konusunda geçtiğimiz yılda vaka sayısındaki artışa dikkat çekilerek zorunlu mali güvence bulunmayan gemilerde özellikle bayrak devletlerinin yükümlülüklerini etkili biçimde yerine getirmesinin önemi vurgulanırken; liman, kıyı ve bayrak devletlerinin iş birliği içinde hareket etmesi gerektiği toplantıda ele alınan önemli hususlar arasında yer aldığı belirtildi.