EĞİTİM - 28 Mayıs 2024 Salı 15:30

Minikler pazarcı oldu, sebze-meyve sattı

A
A
A
Minikler pazarcı oldu, sebze-meyve sattı

Samsun’da "Matematik Seferberliği Projesi" çerçevesinde yapılan etkinlikte anaokulu öğrencileri meydanda kurulan pazar yerinde sebze ve meyve sattı. Miniklerin satış yapması renkli görüntüler oluşturdu.


Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından "Matematik Her Yerde, Pazar Yeri" etkinliği gerçekleşti. Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan stantlarda anaokulu öğrencileri sebze ve meyve sattı. "Gel vatandaş gel" şeklinde bağıran öğrenciler renkli görüntüler oluşturdu. Minik öğrenciler öğretmenleri ve velilerinin gözetiminde satış yaparken aynı zamanda da matematiği öğrenme fırsatı buldu. Toplama-çıkarma yapan minikler matematiği çok sevdiklerini söylediler.



"Alışverişi bir pazarcı gibi sergiliyorlar"


Proje hakkında bilgi veren Samsun Milli Eğitim Müdürü Dr. Murat Ağar, "Samsun okul öncesi kurumların eğitim gören öğrencilerimiz gerçek bir beceri olarak pazar yeri etkinliğini yapıyorlar. Bu noktada belirlenen amacımız matematik seferberliği projesi kapsamanda çocuklarımızın gerçek yaşamla ilgili kesitler sergilemesi ve bu noktada yaşayarak öğrenmelerini desteklemektir. Toplumumuzda bir değer olan pazar yeri aracılığı ile bu kazanımları gerçekleştirmek istiyoruz. Öğrenci ve velilerimiz yoğun bir şekilde katıldı. Milli Eğitim Bakanlığımızda yenilenen öğretim programları ile birlikte öğrencilerimizin merkeze alındığı, onların okul içi ve okul dışı deneyimler elde edebileceği ortamlar hazırlanması isteniyor. Böylece okul sürecinde onları gerçek yaşama hazırlamış oluyoruz. Öğretmenlerimiz bu çalışmayı planladı. Öğrencilerimiz bu etkinlik ile satışı doğrudan gerçekleştiriyorlar. Bu noktada alışverişi bir pazarcı gibi sergiliyorlar. Aynı zamanda bu noktada toplumsal kurallara, etik değerlere ve birbirlerine olan iletişimlere dikkat ediyorlar. Bu noktada birçok kazanımı çocuklarla birlikte gerçekleştirmiş oluyoruz” dedi.



Minikler pazarcı oldu, sebze-meyve sattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Özel hastanede bademcik ameliyatından bir hafta sonra vefat eden 9 yaşındaki çocuğun annesinden doktor ihmali iddiası Ankara’da bademcikleri alınan 9 yaşındaki erkek çocuğu ameliyattan bir hafta sonra yaşamını yitirdi. Evladını kaybeden acılı anne ise ameliyattan bir hafta sonra rahatsızlanan oğlunun çok kan kaybetmesine rağmen müşahedeye alınmadığını iddia etti. Doktor ihmali yüzünden çocuğunu kaybettiğini ileri süren anne, hastaneden şikayetçi olduğunu söyledi. Yenimahalle’de yaşayan Aysel Güvenir, uyku şikayetleri artan 9 yaşındaki oğlu Bora Güvenir’i Çankaya’da yer alan özel bir hastaneye götürdü. Hastane doktoru O.B.G., muayene ardından anneye, çocuğun bademciklerinin alınması gerektiğini söyledi. 4 Mayıs’taki operasyonun ardından taburcu edilen Bora Güvenir, bir hafta sonra annesine kanaması olduğunu söyleyerek yardım istedi. Annesiyle birlikte ameliyat olduğu hastaneye giden Güvenir, aynı doktor tarafından bir kez daha ameliyat edildi. Ailesi tarafından çok fazla kan kaybettiği gözlemlenen çocuğun, bir süre gözetim altına kalması isteği hastane tarafından reddedildi. Ameliyat olduğu gün taburcu edilen Güvenir, aynı günün akşamı tekrar rahatsızlandı. Kanaması olan çocuk ailesi tarafından en yakın devlet hastanesine götürüldü. 9 yaşındaki çocuk, Acil Servis Polikliniğindeki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Oğlunun ihmal sebebiyle öldüğünü söyleyen anne ise durumdan ameliyatların yapıldığı hastanenin doktorlarını sorumlu tuttu. “Geceleri uyuyamıyor, rahat nefes alamıyordu” Olayla ilgili konuşan anne Aysel Güvenir, “Oğlumun bademcikleri normalden büyüktü. Geceleri uyuyamıyor, rahat nefes alamıyordu. 9 yıldır durumun takibini yapan doktorumuz, bademciklerin küçültülmesini, gerekirse de alınmasını önerdi. Biz de oğlumuzun ameliyat olmasına karar verdik. Başarılı bir ameliyat oldu, aynı gün içinde de taburcu edildi. Bir hafta sonra da kontrole çağrıldık. Oğlum, bir hafta sonra gece beni uyandırdı ve kanaması olduğunu söyledi. Sürekli kan kusuyordu. Doktorunu aradık, bizi hastaneye çağırdı. Hastane özel olduğu için o sırada kapalıydı. Kanama çok şiddetliydi. Bir süre hastane önünde bekledik. Oğlumu tekrar ameliyata adılar. Her şeyin yolunda olduğunu söylediler. Oğlumun çok fazla kan kaybetmesi kafama takılmıştı. Kan vermeyecek miyiz diye sordum. Çocuk olduğu için çabuk toparlayacağını söylediler. Endişelendiğimiz için çocuğun hastanede iki gün daha kalmasını istedik. Gerek olmadığını söyleyerek taburcu ettiler” dedi. “Tekrar kanaması oldu, bu seferki çok şiddetliydi” Oğlunu ameliyat eden doktorun bir anda gözden kaybolduğunu söyleyen Güvenir, “Aynı günün akşamında Bora’nın tekrar kanaması oldu. Bu seferki çok şiddetliydi. Nefes alamıyordu. Doktorunu aradım. Bizi hastaneye çağırdılar. Yetişemeyeceğimizi belirttim. ‘En yakın acil servise git. Beni de ara’ dedi. Evden çıktığımız ilk anlarda Bora bayıldı. Meğerse kalbi durmuş, bilinci gitmiş, nefesi kesilmiş. En yakın hastaneye gittik. Hemen müdahale ettiler. O sırada doktoru hastaneye geldi. Oradaki doktorların yanına gitti. Müdahale edildiğini söyleyip ortadan kayboldu. Ardından da ne kendisi ne de hastane yönetimi aramadılar ve hiç açıklama yapmadılar. Oğlumuzu götürdüğümüz hastanede tüm müdahaleleri yaptılar ama kurtaramadılar” diye konuştu. “Doktoru beni 3 hafta sonra arayıp, ‘Sana diyebilecek hiçbir şeyim yok, tamamen haklısın’ dedi” Doktor O.B.G. ve hastane yönetimini durumdan sorumlu tutan Güvenir, “Ağır bir doktor ihmali var. Oğlum çok fazla kan kaybettiği için öldü. İkinci kanamadan sonra toparlayamadı. İlk kanamanın ardından gözetim altında olsaydı, gereken müdahaleler yapılsaydı, o zaman takdiri ilahi derdim. Bu kadar bir kanamanın ardından bizi taburcu ettiler. Çocuğumu hastaneye bile yetiştiremedim. İhmal olduğunu düşünüyorum. Savcılığa şikayette bulundum. Oğlumun doktoru beni 3 hafta sonra arayıp, ‘Sana diyebilecek hiçbir şeyim yok, tamamen haklısın’ dedi. Bu bir açıklama ve özür olamaz. Ben hastanedeki herkese çocuğumu emanet ettim. Gittiğimde bana hiçbir açıklama yapmayıp, sadece ‘Üzgünüz’ dediler. Oğlumun öldüğü hastaneye gittim. Oradaki doktor, kan kaybından öldüğü söyledi” ifadelerine yer verdi. “Okulunun internet sitesinde vefat haberi yerine gururlanacağım bir haberini görmek isterdim” Oğlunun herkes tarafından sevildiğini dile getiren Güvenir, “Çok zeki bir çocuktu. İlginç zevkleri vardı. Doğal taş ve antika biriktirirdi. Arkeolog olmak istiyordu. Arkadaş gibiydik. Kardeşi olmasına çok sevindi, çok istiyordu. Çok vicdanlı ve duygusaldı. Ona baktığımda harika bir baba olacağını söylerdim. Büyümeliydi, ben onunla gurur duymalıydım. Okulunun internet sitesinde vefat haberi yerine gururlanacağım bir haberini görmek isterdim” diye konuştu.
Niğde Meyve çekirdeğinden mobilya Niğde’de ilkokul 4. sınıf öğrencileri sınıf öğretmenlerinin danışmanlığında geliştirdikleri proje ile meyve çekirdeklerinden mobilya yapımında kullanılan sunta ve kaplama malzeme üretti. Atıkların doğaya olan zararlarını azaltmak ve bu atıklardan endüstriyel ürünler üretmeyi amaçlayan proje üzerine kafa yoran Niğde Mehmet ve Emet Aydoğan İlkokulu 4. sınıf öğrencileri Zeynep Yiğit, Anıl Ayhan Öz ve Mustafa Candan; öğretmenleri Nihal Ağca danışmanlığında geliştirdikleri proje ile çöpe giden meyve çekirdeklerini faydalı ürüne dönüştürdü. Öğrencilerin projesi ile ilk olarak toz haline getirilen meyve çekirdekleri yapıştırıcı ile karıştırıldıktan sonra kalıplarda presleniyor, ardından istenilen şekil verilerek atık olan meyve çekirdekleri mobilya yapımında kullanılacak sağlam bir hammaddeye dönüştürülüyor. Projeleri ile ilgili bilgi veren 4. sınıf öğrencisi Anıl Ayhan Öz; atıkların doğaya olan zararlarını azaltmak istediklerini belirterek doğal kaynakların daha etkili bir şekilde kullanımını sağlamanın mümkün olduğunu ifade etti. Mustafa Candan ise; "Plastik, metal, kağıt gibi şeylerin geri dönüşümü var ama meyve çekirdekleri ve meyve kabuklarının bir geri dönüşümü yoktu. Biz de meyve çekirdeklerini ve meyve kabuklarını geri dönüştürmek için sunta yapımında kullanmayı düşündük. İlk olarak meyve çekirdeklerini ve kabuklarını döverek toz haline getirdik, fırında pişirdik ardından yapıştırıcı ile kurutarak ürünümüzü elde ettik" dedi. Sunta doğramacılıkta kereste olarak kullanılan sıkıştırılmış talaştan yapılan tahtanın suni bir tahta olduğunu söyleyen Zeynep Yiğit ise, bu proje ile meyve çekirdeklerini kullanarak ağaçların kesimini azaltmaya çalıştıklarını söyledi. Çevre kirliliğine neden olan atıkları insanların kullanıma entegre etmek için geliştirilen proje ile ilgili bilgi veren proje danışmanı öğretmen Nihal Ağca da; atıkların ekonomiye kazandırılmasının mümkün olduğunu dile getirdi. Ağca; " Günümüzde çevre kirliliği her geçen gün artmakta ve bu durum hem doğayı hem de insan yaşamını olumsuz etkilemektedir. Bunu azaltmak adına bütün insanların görev üstlenmesi gerekiyor. Biz de projemizle meyvelerin çekirdeklerini ve kabuklarını geri dönüştürerek sunta ve mobilya kaplama olarak ülke ekonomisine kazandırmayı amaçladık ve normal ev şartlarında fırında pişirdik. Ardından toz haline gelen çekirdekleri yapıştırıcı ile yapıştırdık ve kalıba koyduk ve ürünleri elde ettik, endüstriyel bir ürün haline getirdik" ifadelerini kullandı. Geliştirdikleri proje ile TEKNOFEST’te de yarışan öğrenciler meyve atıklarını faydalı ürüne dönüştürmeyi, bu sayede ağaçların kesilmesinin önüne geçmeyi hedefliyor.
İstanbul Miilux OY, yeni zırh çeliklerini Eurosatory Fuarı’nda tanıttı OYAK’ın yerli üretimi güçlendirme hedefi doğrultusunda 2019 yılında bünyesine kattığı zırh çeliği üreticisi Miilux OY, 17-21 Haziran tarihleri arasında Fransa’nın başkenti Paris’te düzenlenen Eurosatory 2024 Fuarı’na katıldı. Yerli zırh çeliği üreticisi Miilux OY, uluslararası savunma ve güvenlik sektörünün önde gelen etkinliklerinden Eurosatory Fuarı’na katıldı. Miilux OY, 17-21 Haziran tarihleri arasında Paris’te ziyaretçilerini ağırlayan fuarda, son teknolojiye sahip ürünlerini yerli ve yabancı sektör paydaşları ile buluşturdu. Küresel arenadaki etkinliğini artırma hedefi doğrultusunda Eurosatory 2024 Fuarı’na katılan şirket, Protection ürün gamında yer alan yeni zırh çeliği Protection 560T ile özellikleri geliştirilen Protection 600T’yi sahneye çıkardı. Şirket, ürün gamına eklemek için yoğun çalışmalar yürüttüğü denizaltı çeliği kalitelerinin yanı sıra özellikle ana muharebe tankı projelerinde tercih edilen Protection 360T’yi de ziyaretçilere tanıttı. Şirketin fuarda sergilediği çok yüksek sert çelikler grubunda bulunan Protection 560T, çeliğin yüksek sertlik ve şekil alma kabiliyetine ihtiyaç duyulan zırh sistemlerinde kullanılabilecek. Protection ürün serisine eklenen ve uluslararası standartlara uyumlu olan Protection 560T, yeni nesil zırhlı araç projelerinde ağırlığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Uluslararası savunma sanayiinde birçok firmanın ihtiyacını karşılaması hedeflenen yeni zırh çeliği Protection 560T’nin yurt dışı pazarında yoğun ilgi görmesi bekleniyor. Türkiye, denizaltı çeliği üreten ülkeler liginde İDEF 2023 Fuarı’nda ilk kez sergilediği denizaltı çeliği ile Türkiye’yi denizaltı çeliği üreten ülkeler ligine dahil eden şirket, söz konusu ürünü ile Eurosatory 2024 Fuarı’nın ziyaretçilerinden yoğun ilgi gördü. Dünyada Almanya, Fransa, ABD ve Çin gibi çok az sayıda ülkenin üretebildiği denizaltı çeliği, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dışa bağımlılığını azaltma yolunda çok kritik bir adımı temsil ediyor.