GÜNDEM - 04 Haziran 2025 Çarşamba 23:35

Olimpiyat Şampiyonu Hasan Gemici’nin adı yeni spor tesisinde yaşatılacak

A
A
A
Olimpiyat Şampiyonu Hasan Gemici’nin adı yeni spor tesisinde yaşatılacak

SAMSUN (İHA) – Samsun’un Terme Belediyesi Meclisi, Haziran ayı olağan toplantısında aldığı kararla, 1952 Helsinki Olimpiyatları Güreş Şampiyonu Hasan Gemici’nin adını, Oğuzlu Mahallesi’nde yeni yapılan spor tesisine verdi.


Terme Belediye Meclisi, ilçenin spor ve tarihindeki önemli şahsiyetleri onurlandırmaya devam ediyor. Alınan son kararla, kısa süre önce yapımı tamamlanan ve modern imkanlara sahip Oğuzlu Mahallesi’ndeki yeni spor tesisi, "Oğuzlu-Hasan Gemici Spor Kompleksi" olarak adlandırılacak.


Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, alınan kararla ilgili yaptığı açıklamada, "Doğduğu topraklardan çıkarak ülkemize olimpiyat altın madalyası kazandıran, adını dünya güreş tarihine altın harflerle yazdıran Hasan Gemici gibi büyük bir sporcumuzun adını, yeni nesillere örnek teşkil etmesi ve onun azmini yaşatmak amacıyla ölümsüzleştirmek bizler için büyük bir onurdur. Oğuzlu Mahallemizde yapımı tamamlanan ’Oğuzlu-Hasan Gemici Spor Kompleksi’, hemşehrilerimizin spor yapabileceği modern bir alan olmasının yanı sıra, milli gururumuz Hasan Gemici’nin adını nesiller boyu yaşatacak bir vefa anıtı olacaktır. İlçemizden çıkan her değeri hatırlamak ve onlara sahip çıkmak, bizim temel sorumluluğumuzdur" dedi.


Hasan Gemici, 1927 yılında Samsun’un Terme ilçesinde dünyaya geldi. Güreşe nispeten geç bir yaşta, 1949’da İzmit’te başlamasına rağmen, yeteneği ve azmiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekti. Özellikle kendine has ve etkili güreş tekniklerinden biri olan "ters sarma" ile tanındı ve bu teknikle birçok rakibini mağlup etti. Güreş kariyerinde efsanevi güreşçi ve antrenör Yaşar Doğu’nun önemli bir rolü oldu. Yaşar Doğu’nun disiplinli antrenman metotları ve güreş felsefesi, Gemici’nin başarısında büyük pay sahibi oldu. Gemici’nin kariyerinin zirvesi, 1952 Helsinki Yaz Olimpiyat Oyunları oldu. Türk güreşinin altın çağında, Yaşar Doğu’nun da başını çektiği güçlü Türk güreş takımıyla birlikte Helsinki’ye giden Gemici, Serbest stilde 52 kilogramda mücadele ederek Olimpiyat Şampiyonu unvanını kazandı. Gemici, 25 Haziran 2001 tarihinde Kocaeli’nde 74 yaşında hayatını kaybetti.



Olimpiyat Şampiyonu Hasan Gemici’nin adı yeni spor tesisinde yaşatılacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.